logo
04 EKİM 2026

Siyasi beka hırsı, askeri tahkimat ve provokasyon kıskacındaki Ortadoğu

04.10.2026 00:00:00
 

ABD ve İran arasındaki gerilim sadece söylemlerde kalmayıp bir kez daha sahaya doğrudan yansırken, askeri tahkimatlar ve basına sızan üst düzey güvenlik zirveleri Ortadoğu'da geniş çaplı bir çatışma riskini her geçen gün artırıyor. 

Ancak madalyonun diğer tarafında, tırmanan bu gerilimin arka planındaki siyasi dinamikler dikkat çekiyor. 

Washington ve Tel Aviv'deki liderliklerin iç siyasetteki sıkışmışlığı ile bölgedeki mezhepsel hassasiyetlerin kaşınması, Ortadoğu'yu sürüklenmek istendiği tehlikeli tuzağı açıkça gözler önüne seriyor.

ABD ve İsrail'de siyasi beka denklemi: Savaş yine masada mı?

İran Devrim Muhafızları Ordusu, Washington'a "geçmişten ders çıkarma ve Tahran'ın koşullarını kabul etme" çağrısında bulunsa da ABD yönetiminin sahada attığı adımlar barıştan ziyade kapsamlı bir savaş hazırlığına işaret ediyor. 

Pentagon'un USS Theodore Roosevelt uçak gemisini ve yaklaşık 10 bin ek askeri bölgeye sevk etme kararı, halihazırda var olan askeri varlığı devasa bir boyuta taşıyor. 

ABD'li üst düzey yetkililerin Camp David'de Başkan Yardımcısı JD Vance başkanlığında gizlice bir araya gelerek İran ve Yemen stratejilerini masaya yatırması, bu askeri hareketliliğin tesadüf olmadığını kanıtlıyor.

Burada yapılması gereken temel okuma şudur: Trump yönetiminin, senatörlerin ve ABD kamuoyunun sert tepkilerine rağmen bölgeye yönelik askeri tırmanışı sürdürmesi, seçimler öncesinde veya hemen sonrasında askeri bir hamleye zemin hazırlama çabasıdır. 

Benzer bir durum İsrail cephesinde de yaşanmaktadır. Eski İsrail Başbakanı Ehud Barak'ın açıkça dile getirdiği üzere; kamuoyu yoklamalarında ciddi kan kaybeden Netanyahu, iktidarda kalabilmek ve genel seçimleri erteletebilmek adına ülkeyi geniş çaplı bir savaşa sürüklemenin altyapısını oluşturmaktadır.

Hem Trump hem de Netanyahu, kişisel iktidarlarını ve siyasi bekalarını korumak uğruna Ortadoğu'yu ateşe atmaktan çekinmemekte, binlerce sivilin hayatını hiçe sayan bir savaş stratejisi izlemektedir.

Kutsal mekânlar üzerinden sahte bayrak operasyonları ve mezhep savaşı provokasyonu

Askeri tahkimatların gölgesinde, bölgede tehlikeli bir propaganda savaşı da yürütülmektedir. 

Yemen'de çatışmalar sürerken aynı gün içinde hem Mekke'de canlı bomba paniği iddialarının ortaya atılması hem de Suudi Arabistan koalisyonunun Husileri Medine'deki Mescid-i Nebevi'ye elektrik sağlayan santrali vurmakla suçlaması, kirli bir provokasyonu açığa çıkarmaktadır. 

Yemenli Alimler Derneği ve Diyanet İşleri Başkanı Allame Şemseddin Şerefeddin'in sert bir dille yalanladığı bu iddialar, Müslümanların dini duygularını tahrik etmeyi amaçlayan sistematik bir yalan propaganda ürünüdür.

Gelişmelerin arkasındaki asıl tehlike şurada yatmaktadır: Mescid-i Aksa ve Filistin davası uğruna mücadele ettiğini belirten Yemen güçlerinin, İslam dünyasının en mukaddes beldeleri olan Mekke ve Medine'yi hedef almayacağı aşikârdır. 

Bu doğrulanmamış iddialar ve sahte bayrak operasyonları, bölgede yapay bir mezhep savaşı körüklemek için kurgulanmıştır. 

ABD'nin Yemen'deki Husilerle saldırmazlık temelinde masaya oturup anlaşmasına rağmen, Suudi Arabistan başta olmak üzere bölge ülkelerini Husilere karşı sahaya sürmesi; ABD-İsrail ekseninin bölge halklarını birbirine kırdırarak kendi işgal emellerini hayata geçirme tuzağından başka bir şey değildir.

Tuzağa düşmemek ve bölgesel aklı hakim kılmak

ABD ve İsrail'in Ortadoğu'yu içine çekmeye çalıştığı bu kaos stratejisi, sadece İran veya Yemen ile sınırlı kalmayacak kadar geniş bir kapsama sahiptir.

Kendi siyasi ikbalini bölgesel yangınlarda arayan liderlerin kurguladığı bu senaryo, tüm bölge devletlerinin egemenliğini ve güvenliğini tehdit etmektedir.

Bugün hedefe koyulan İran ve Yemen, yarın hedefin tüm bölgeye yayılacağının somut bir göstergesidir. 

Başta Türkiye olmak üzere bölgenin ana aktörleri ve komşu ülkeleri, Mekke ve Medine gibi kutsal semboller üzerinden kurgulanan mezhep çatışması provokasyonlarına ve ABD-İsrail ekseninin askeri yönlendirmelerine karşı son derece basiretli ve dikkatli olmak zorundadır. 

Siyasi ikbal uğruna çıkarılmak istenen bu savaşlara geçit vermemek, bölgesel barışı ve halkların geleceğini korumanın tek yoludur.

 
Murat Çabas / diğer yazıları
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.