logo
28 NİSAN 2026

Son 24 saatte 17 can kaybı

Sağlık Bakanlığı, son 24 saatte 17 kişinin koronavirüsten hayatını kaybettiğini, toplam can kaybının 5 bin 475'e yükseldiğini açıkladı

18.07.2020 21:00:00
Son 24 saatte 17 can kaybı
Son 24 saatte 17 can kaybı
Sağlık Bakanlığından yapılan açıklamaya göre, son 24 saatte 17 kişi koronavirüsten hayatını kaybetti, toplam can kaybı ise 5 bin 475'e yükseldi. Bugün toplam 40 bin 943 test yapılırken, 918 yeni vaka tanısı konuldu, toplam vaka sayısı ise 218 bin 717 oldu. Bugün bin 179 kişiyle birlikte toplam iyileşen hasta sayısı da 200 bin 013'e yükseldi. Toplam entübe hasta sayısının 394, toplam yoğun bakım hasta sayısının ise bin 231 olduğu açıklandı.

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, Twitter'dan yaptığı paylaşımda, "1.000'in üstünde gerçekleştiği en son güne kıyasla, yeni vaka sayımız, bugün 90 azaldı. Son 3 günde en çok vaka görülen beş ilimiz: İstanbul, Ankara, Gaziantep, Konya, Diyarbakır. En az vaka görülen beş ilimiz: Artvin, Tunceli, Bayburt, Kırklareli, Bartın" ifadelerini kullandı.



Madencilerin eylemi sona erdi: Talepleri karşılanacak

Madenciler, eylemlerinin 17. gününde amaçlarına ulaştılar. Bağımsız Maden İş Genel Başkanı Gökay Çakır, İçişleri Bakanlığı'nda yapılan görüşmenin ardından yaptığı açıklamada, "Bu saatten itibaren bizler de eylemimizi sonlandırdık" ifadelerini kullandı

28.04.2026 18:06:00 / Güncelleme: 28.04.2026 18:21:14
Haber Merkezi
Madencilerin eylemi sona erdi: Talepleri karşılanacak
Madencilerin eylemi sona erdi: Talepleri karşılanacak
Madenciler, eylemlerinin 17. gününde amaçlarına ulaştılar. Bağımsız Maden İş Genel Başkanı Gökay Çakır, İçişleri Bakanlığı'nda yapılan görüşmenin ardından yaptığı açıklamada, "Bu saatten itibaren bizler de eylemimizi sonlandırdık" ifadelerini kullandı.

İçişleri Bakanlığı, tarafların uzlaştığını açıkladı. Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, "İçişleri Bakanlığındaki toplantı tarafların uzlaşmasıyla sonuçlanmıştır. İşçiler, iş verenle anlaşarak eylemi noktaladıklarını açıklamışlardır" denildi.



İşçi ve işveren temsilcileri bir görüşme gerçekleştirdi
 
İçişleri Bakanlığı, Bakan Yardımcısı Ali Çelik başkanlığında, maaşlarını alamadıkları gerekçesiyle 9 gündür eylemde olan Doruk Madencilik işçileri ve işveren tarafıyla görüşme gerçekleştirdi.
 
Taraflar arasında görüşme devam ederken bakanlıktan şu açıklama yapıldı:

"Ankara'da bir süredir devam eden maden işçilerinin eylemlerini değerlendirmek amacıyla, işçi ve işveren tarafları arasında bir görüşme gerçekleştirilmektedir. İçişleri Bakan Yardımcısı Ali Çelik'in başkanlığındaki toplantıda, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Bakan Yardımcısı Faruk Özçelik, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakan Yardımcısı Abdullah Tancan, Emniyet Genel Müdürü Mahmut Demirtaş, Ankara Emniyet Müdürü Engin Dinç, Ankara Vali Yardımcısı Gürsoy Osman Bilgin, Emniyet Güvenlik Daire Başkanı Emrullah Gölcük, Bağımsız Maden-İş Sendikası Başkanı Gökay Çakır, Sendika yetkilisi Başaran Aksu, maden işçisi Sinan Koçak, maden işçisi Özcan Gültekin ve Doruk Madencilik Şirketi sahibi Sabahattin Yıldız yer almaktadır. Saat 16:00'da başlayan toplantıda devam eden grev ve eylemleri son erdirmek üzere uzlaşma zemini üzerinde görüşmeler devam etmektedir."

Ayrıntılar gelecek...

Aziz İhsan Aktaş suç örgütü davasının 24. duruşması sona erdi

Aziz İhsan Aktaş suç örgütüne ilişkin 6'sı görevinden uzaklaştırılan 7 belediye başkanının da aralarında bulunduğu, 11'i tutuklu 200 sanığın yargılandığı davanın 24. duruşmasında sanık avukatlarının talepleri alındı

28.04.2026 16:39:00
AA
Aziz İhsan Aktaş suç örgütü davasının 24. duruşması sona erdi
Aziz İhsan Aktaş suç örgütü davasının 24. duruşması sona erdi

İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesince Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu karşısındaki salonda yapılan duruşmada, tutuklu ve tutuksuz yargılanan bazı sanıkların avukatları beyanda bulundu.

Avukatlar, müvekkillerinin iddianamede yer alan suçlamaları işlemediklerini, olaylarda çelişkilerin bulunduğunu ifade ederek, hayali satışlardan bahsedildiğini öne sürdü. Avukatlar, iddianamede yer alan rüşvet iddialarının doğru olmadığını iddia ederek, rüşvet suçunun unsurlarının oluşmadığını savundu.

Dosyadaki birtakım belgeler ve araştırmalarda eksikliklerin bulunduğunu belirten avukatlar, bu yönde kovuşturmanın genişletilmesini talep etti.

Bir kısım tutuksuz sanıkların avukatları da esasa ilişkin mütalaadan sonra ayrıntılı savunma yapacaklarını dile getirerek, müvekkillerinin duruşmalardan vareste tutulmalarını istedi.

Duruşmaya, yarın avukatların taleplerinin alınmasıyla devam edilecek. 

BTP lideri Hüseyin Baş, "Elinde başka bir gelir kalemi kalmayan hükümet, özelleştirmelerle tabiri caizse mirasyedi gibi davranıyor" dedi

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın kararıyla Bursa'da 158 yıllık Memleket Hastanesi'nin özelleştirme kapsamına alınmasını sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımla eleştiren BTP lideri Hüseyin Baş, "Elinde başka bir gelir kalemi kalmayan hükümet, özelleştirmelerle tabiri caizse mirasyedi gibi davranıyor" dedi
 

28.04.2026 16:35:00
Ahmet Turan Yiğit
BTP lideri Hüseyin Baş, "Elinde başka bir gelir kalemi kalmayan hükümet, özelleştirmelerle tabiri caizse mirasyedi gibi davranıyor" dedi
BTP lideri Hüseyin Baş, "Elinde başka bir gelir kalemi kalmayan hükümet, özelleştirmelerle tabiri caizse mirasyedi gibi davranıyor" dedi
Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın kararıyla Bursa'da Padişah Abdülaziz döneminde kurulan 158 yıllık Memleket Hastanesi'nin özelleştirme kapsamına alınmasını değerlendirdi. İktidarın özelleştirmelerle adeta bir mirasyedi gibi davrandığına dikkati çeken BTP lideri Baş, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, şu ifadelereyer verdi: "Farkındaysanız uzun süredir karşı çıktığımız ve zararlarını anlattığımız özelleştirmelerin son zamanlarda hız kazandığını görüyoruz. Elinde başka bir gelir kalemi kalmayan hükümet, bir yandan vergilerle halka daha çok yüklenirken öte yandan özelleştirmelerle tabiri caizse mirasyedi gibi davranıyor. Özelleştirdikçe daha çok paraya ihtiyaç duyuyorsunuz, daha çok paraya ihtiyaç duydukça özelleştiriyorsunuz. Böyle bir paradoks…"

İBB davasına devam ediliyor: Adem Soytekin savunma yaptı

92'si tutuklu, 5'i müşteki sanık olmak üzere 414 sanığın yargılandığı İBB davasının 28. duruşması sanık savunmalarıyla devam ediyor

28.04.2026 15:32:00
AA
İBB davasına devam ediliyor: Adem Soytekin savunma yaptı
İBB davasına devam ediliyor: Adem Soytekin savunma yaptı

İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesince, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun karşısındaki salonda yapılan duruşmada, tutuklu sanık Adem Soytekin savunma yaptı.

Soytekin, müteahhit olduğunu belirterek, bugüne kadar kendi şirketleri ve kurduğu ortaklıklar aracılığıyla 4 bin 500 konut ve iş yeri inşa ettiğini söyledi.

Ayıplı hiçbir iş yapmadığını savunan Soytekin, "Bugüne kadar iş almak için kimsenin kapısına gitmedim, birilerinin nüfuzuna sığınarak iş istemedim. Aksine yaptığım işlerin kalitesinden hep tercih edilen tarafta oldum. Burada olmamın sebebi hayatım boyunca sevdiğim şeyi, inşaat işi yapmamdır. Ortada hayali bir iş yoktur, yaptığım yapılar hala ayakta ve kamunun kullanımındadır, dolayısıyla bu işlerde alınan hak edişler de gerçektir. İş yapan ve yaptığı işin karşılığını alan bir müteahhidim." ifadelerini kullandı.

Soytekin 2000 yılından beri inşaat işi yaptığını, dava dosyasında hakkına isnat edilen suçlamaların çoğunluğunun Beylikdüzü bölgesindeki işleriyle ilgili olduğunu, İmamoğlu İnşaat ile ticari ilişkilerinin 2008'de başladığını anlattı.

Beylikdüzü Belediyesine yaptığı işleri anlattı

Kendisinin iş yaptığı dönemde Beylikdüzü Belediyesinin her belediye gibi kamu hizmetine tahsis edilecek tesisler yaptığını dile getiren Soytekin, şunları anlattı:

"Kamu tesisleri genelde bağışlarla yapılır, bu herkesin malumudur. Belediyeler de bu tesisleri aynı yöntemle yapar. Adına gönüllü bağış, sosyal donatı katkısı veya her ne derseniz deyin iş böyle yürür. İşte ben, Beylikdüzü Belediyesinin yaptırdığı bu tesisleri inşa eden müteahhidim. Beylikdüzü Belediyesinden hemen hemen tamamı ihalesiz olarak yapılan bu işleri aldım ve yaptım. Bu inşaat işlerini tek başına yapmadım. Bir yapının inşası 300'ün üzerinde bileşenden oluşur. Belediye bize kreş, yurt gibi işi verirdi, karşılığını kimi zaman daire, dükkan, kimi zaman da çek şeklinde alacaksın, derdi. İşimi yapar belediyenin beni yönlendirdiği bağışçılardan alacağımı alırım, cariden düşerim. Elbette bu noktada bağış adı altında belediyeye bu ödemeleri yapan kişilerin, o dönemde o bölgede iş yapan, yani belediye ile işi olan müteahhitler olduğunu da bilmekteyim. Dolayısıyla bu ödemelerin her durumda herhangi bir zorlama olmaksızın, gönüllü bağış olarak verilmediğini hem meslek erbabı olmam hem de aynı işleri yaparken benzer muamelelerle karşılaşmam nedeniyle tahmin edebilecek ve bilecek durumdayım."

Soytekin, yaptığı işler karşılığında aldığı tüm paralara ilişkin evrakları dosyaya sunduğunu belirtti.

Kendisiyle hiç görüşme kaydı olmayan kişilerin hakkındaki soyut beyanlarını kabul etmediğini söyleyen Soytekin, "Suçlamaları reddediyorum, hayatımın tamamı, ticari geçmişim ortadadır. Nüfuz ticaretine ihtiyacım olmadığım bugüne kadarki iş hacmimden görülecektir." dedi.

Soytekin, Ekrem İmamoğlu'nun Beylikdüzü Belediye Başkanlığı döneminde kendisine açılan davadan mahkum olduğunu belirterek, "Belediye karşısında kendi işini dahi çözemeyen böyle birinin, 'örgüt yöneticisi' olarak diğer müteahhitlerin problemini çözen kişi olarak gösterilmesi normal midir'" beyanında bulundu.

"O toplantı hayal falan değil, bal gibi de yapılmış"

Adem Soytekin, kendisine yönelik "Etkin pişmanlık yapan iftiracıdır, yalancıdır, iftira atıyor" şeklindeki söylemleri kabul etmediğini anlatarak, şunları kaydetti:

"İfademin hiçbir aşamasında baskıyla ya da 'Şunu imzala, evine git' gibi bir söylemle karşılaşmadım, önüme imzalamam için hazır bir evrak konulmadı. Peki, ben neden etkin pişmanlık talebinde bulundum' Suç işlemediğimi anlatabilmek, eğer bir örgüt iddiası varsa ve ben bilmeden de olsa bu örgütün içindeysem pişmanım demek için yaptım. Tutuklanmamın ardından tanıklar ve şikayetçi müteahhitlerin 'Parayı Fatih Keleş'e, dükkanları ve daireleri Adem Soytekin'e veriyorduk şeklinde ifadeler vermesi üzerine rahatsız oldum. Avukatım aracılığıyla belediyeden konuyla ilgili bir açıklama yapılmasını, verilen gayrimenkullerin hak ediş bedeli olduğunu söylemelerini istedim. Bir açıklama yapılmayacağı tarafıma bildirilince etkin pişmanlık sürecimi başlattım."

Soytekin, kimseye rüşvet vermediğini, rüşvet alması için yönlendirmediğini ve kimsenin iskan alma süresine dahil olmadığını anlatarak, İBB'nin Saraçhane binasına da 2 kez gittiğini söyledi.

Mal varlığına tedbir konulması üzerine dosyanın sanıklarından avukat Mehmet Pehlivan'ı aradığını, akabinde YTT Hukuk Bürosu'nda görüştüklerini dile getiren Soytekin, ancak Pehlivan'ın duruşmadaki savunmasında bunu kabul etmediğini aktardı.

Soytekin, "Mehmet Pehlivan benim anlattıklarımın tamamen yalan olduğunu, hatta işi ileriye götürüp hayal ürünü toplantı olduğunu söylüyor. Ama gerçek öyle değil. O toplantı hayal falan değil, bal gibi de yapılmış. Burada yapılmış. Son tutukluluk incelenmesinde kendi vekilleri çıkıp 'Evet bu toplantı yapıldı.' diyor, üstüne bir de organizasyonu benim yaptığımı söylüyorlar. Beni yönetici yazdılar ya muhtemelen o yüzdendir. Şimdi soruyorum, hem böyle bir toplantı yok diyeceksin hem de kendi avukatların toplantı yapıldı diyecek. Bu nasıl iş' Gerçek ortada. İstediğiniz kadar inkar edin Mehmet Bey. Dönüp dolaşıp aynı noktaya geliyorsunuz." açıklamasında bulundu.

Duruşma, Soytekin'in çapraz sorgusuyla devam ediyor. 

Altı yıllık sessizliği yıkan şok delil

Gülistan Doku cinayetiyle ilgili Umut Altaş'ın, babasına ‘Parayı gönder yoksa savcıyı arar, her şeyi anlatırım’ diye şantaj yaptığı ortaya çıktı. Vali'nin oğluyla aynı araçtaki şüpheli, cinayeti örtbas için para istediği anlaşıldı

28.04.2026 11:50:00
Haber Merkezi
Altı yıllık sessizliği yıkan şok delil
Altı yıllık sessizliği yıkan şok delil
Tunceli'de 5 Ocak 2020'de Munzur Üniversitesi Öğrencisi Gülistan Doku'nun kaybolmasının ardından altı yıl süren sessizliğin ardından soruşturma dosyası hareketlendi. Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığı'nın yürüttüğü cinayet soruşturmasına, kilit şüpheli Umut Altaş'ın babası Celal Altaş'a gönderdiği tehdit ve şantaj içerikli WhatsApp mesajları delil olarak eklendi.

Olay günü PTS (Plaka Tanıma Sistemi) kayıtlarına göre dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel'in oğlu Mustafa Türkay Sonel ile aynı araçta olduğu belirlenen Umut Altaş, 9 Ocak 2026 tarihli mesajlarda babasından para talep ederek "itiraf" kozunu kullandı. Yazışmalara göre Umut Altaş şöyle yazdı:

- "Sen öyle kolay sanıyorsun değil mi? Yaptıklarınızın bir bedeli olacak. Bugün hesabıma 9 bin dolar bekliyorum."

- "Bugün para gelmezse savcı hanımı arar, her şeyi anlatırım. Beni Amerika'ya niye yolladığınızı söylerim!"

- "Bırak rol yapmayı. Sen susturuyordun ya! Ötecem lan her şeyi. Göreceksiniz dünya kaç bucak."

Celal Altaş tutuklular arasında yer alıyor

Baba Celal Altaş ise oğluna "Size gönderdiğim 150 bin doları geri gönderin" yanıtını verdi. Celal Altaş, soruşturma kapsamında tutuklanan 12 kişi arasında yer alıyor ve oğlunun olayla ilgisi olmadığını savunurken, bazı konuşmalarda Umut'un "Mustafa Türkay silahını çıkarıp 'Ben bu silahla birini vurdum' dediğini" aktardığını iddia etti.

Umut Altaş, Mayıs 2022'de önce Meksika'ya, ardından yasa dışı yollarla ABD'nin Virginia eyaletine kaçtı. Hakkında Adalet Bakanlığı talebiyle kırmızı bülten çıkarıldı. Soruşturma dosyasında Altaş'ın "kasten öldürme" suçlamasıyla arandığı belirtiliyor.

Yeni deliller dosyaya etlendi

Soruşturmayı yeniden canlandıran Tunceli Başsavcısı Ebru Cansu'nun özel ekibi, KGYS ve PTS kayıtlarını, güvenlik kamerası görüntülerini ve yeni tanık beyanlarını dosyaya kattı. Mustafa Türkay Sonel "kasten öldürme" suçlamasıyla tutuklandı. Gizli tanık ve diğer deliller arasında Gülistan Doku'nun cinsel istismara uğradığı, hamile kaldığı ve olayın infazla sonuçlandığı iddiaları da yer alıyor. Hastane kayıtlarının silinmesiyle ilgili ayrı soruşturmada da tutuklamalar ve adli kontrol kararları verildi.

Gülistan Doku'nun akıbeti hâlâ bilinmiyor, arama çalışmaları devam ederken, dosyadaki yeni mesajlar olayın "organize bir cinayet ve delil karartma" şüphesini güçlendiriyor. Soruşturma derinleştiriliyor.

Avrupalı raportörlerden Türkiye'ye demokrasi mektubu


 
Avrupa kurumları raportörleri, Türkiye'de yerel demokrasiyi etkileyen konulara ilişkin, "insan hakları, demokrasi ve hukukun üstünlüğü" vurgusu yapılan ortak mektup kaleme aldı.

28.04.2026 07:19:00
Haber Merkezi
Avrupalı raportörlerden Türkiye'ye demokrasi mektubu
Avrupalı raportörlerden Türkiye'ye demokrasi mektubu

Avrupa kurumları raportörleri, Türkiye'de yerel demokrasiyi etkileyen konulara ilişkin, "insan hakları, demokrasi ve hukukun üstünlüğü" vurgusu yapılan ortak mektup kaleme aldı.
İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi'ye hitaben yazılan mektupta Avrupa kurumlarının yetkililerinin, "sorunların aşılması için birlikte çalışma" ve "Türkiye'nin demokratik yükümlülüklerini yerine getirmesine daha fazla destek verme" vurguları dikkat çekiyor.

Pek rastlanılan bir durum değil

Avrupalı farklı kurumların ortak bir mektup girişimde bulunması, örneğine pek rastlanan bir durum değil. İlgili kurumların Türkiye ile iş birliğinin, ortak değerler olan demokrasi, insan hakları ve hukukun üstünlüğü üzerine kurulu olduğunun ve bu değerlerin devam eden ilişkilerin temelini oluşturduğunun altının çizildiği mektupta şu ifadelere yer verildi: "Bu nedenle, ülkenizdeki yerel demokrasiyi etkileyen son gelişmelerle ilgili ortak endişelerimizi dile getirmek ve bu sorunların üstesinden gelmek için nasıl birlikte çalışabileceğimizi görüşmek amacıyla size ortaklaşa sesleniyoruz."

İmamoğlu'nun yargılanmasına atıf

Mektupta, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun tutuklu yargılanmasında ikinci yıla girildiği ve Türkiye'de muhalefete bağlı birçok yerel seçilmiş temsilcinin de uzun süredir tutuklu olduğu hatırlatıldı.

Ortak mektupta, "Mevcut durum, seçmenlerin temsilcilerini özgürce seçme hakkını zedeleyerek genel olarak demokrasiyi zayıflatmaktadır" denildi.
Bu konulardaki endişelerin Türk yetkililerle yürütülen siyasi diyalog aracılığıyla sistematik olarak dile getirildiği de mektuptaki vurgular arasında yer aldı. Demokrasi, adalet ve insan hakları gibi temel ilkelere bağlılık ve seçilmiş temsilcilerin tutuklu yargılanması konusu bağlamında diyaloğu sürdürmeye hazır olunduğunun belirtildiği mektupta şu mesaj verildi:
"Avrupa Konseyi üyesi ve Avrupa Birliği'nin stratejik ortağı olan Türkiye'nin demokratik taahhütlerini yerine getirmesine daha fazla destek vermeye hazırız."

"Süregelen zorlukların üstesinden birlikte gelerek, Türkiye'de demokratik ilke ve değerlerin korunmasında somut ve sürdürülebilir ilerlemeler kaydedilebileceğine" olan inançlarını dile getiren imzacılar, mektubu şu ifadelerle sonlandırdılar: "Ortaklık ruhu ve ortak sorumluluk bilinci içinde iş birliğimizin devam etmesini dört gözle bekliyoruz."

Mektupta kimlerin imzası var?

Mektupta, Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi Türkiye Raportörleri Lord David Blencathra ve Yves Cruchten, Avrupa Konseyi Yerel ve Bölgesel Yönetimler Kongresi'nden Bryony Rudkin, Avrupa Parlamentosu (AP) Türkiye Raportörü Nacho Sanchez Amor ve Avrupa Bölgeler Komitesi Türkiye Çalışma Grubu Başkanı Jelena Drenjanin'in imzaları bulunuyor.
Bu kurumlar insan hakları, demokrasi ve hukukun üstünlüğü konularında Türkiye konusunda zaman zaman benzer mektuplar ya da rapor ve kararlarla devreye giriyor. Son mektubu diğerlerinden farklı kılan en dikkat çekici unsursa, farklı kurumların aynı konuda ortak hareket etmeyi tercih etmesi. Özellikle Avrupa Konseyi ve bağlantılı kurumların Türkiye konusunda Avrupa Parlamentosu'yla ortak girişimde bulunması, örneğine pek rastlanmayan bir durum. Mektubun ortak yazılmış olması, vurgu yapılan konularda Avrupa kurumlarının kurumsal kimlikleri farklı da olsa aynı çizgide olduklarını göstermesi açısından önemli.

Yakından izleniyor

Türkiye'de yerel yöneticilere yönelik tutuklamalar Türkiye'nin de üye olduğu Avrupa Konseyi ile aday ülke olduğu Avrupa Birliği (AB) kurumları tarafından yakından izleniyor.
Bununla birlikte son dönemde özellikle insan hakları, demokrasi ve hukukun üstünlüğü konularında eskisine oranla daha az tepki verilmesi dikkat çekiyor.
AB yetkilileri tepkisizliğin söz konusu olmadığını belirterek, "Raporlarımızda bu konulara detaylı şekilde değiniyoruz" tezini öne çıkarıyorlar.
Mektubun imzacılarından olan Sanchez Amor, Şubatta, Türkiye Raporu taslağının görüşüldüğü AP oturumunda, AB Komisyonu'nun ve AB Konseyi'nin "Türkiye'deki demokratik gerilemeye" karşı sessiz kalarak AB'nin imajına büyük ölçüde zarar verdiğini söyledi.
Amor aynı oturumda, "Türkiye'deki Avrupa ve demokrasi yanlısı sivil toplumu kaybediyoruz" diye konuşmuştu.
Mektuptaki konular, ilgili kurumların raporlarında yer almayı sürdürüyor.
AP'nin, Mayısta yapılacak oylamayla nihai halini alacak Türkiye Raporu taslağında Türkiye'de yerel demokrasinin kötüye gitmesinden ciddi endişe duyulduğu vurgulanıyor.

Çin üniversiteleri Türkiye'de öğrenci avında


 
Son yıllarda özellikle liseler arasında yaygınlaşan Çince eğitimi Türk gençlerinin Çin’de üniversite eğitimi alma hedeflerini artırdı. 

28.04.2026 06:32:00
ABDÜLKADİR GÜNDOĞDU
Çin üniversiteleri Türkiye'de öğrenci avında
Çin üniversiteleri Türkiye'de öğrenci avında

Son yıllarda özellikle liseler arasında yaygınlaşan Çince eğitimi Türk gençlerinin Çin'de üniversite eğitimi alma hedeflerini artırdı. Türk Çin Kültür Derneği, düzenlediği bir organizasyonla Çin'in başkenti Pekin'den 19 üst düzey üniversitenin İstanbul'da bir tanıtım fuarı yapmasını sağlıyor.
Dernek Başkan Yardımcısı Mustafa Karslı, fuarın 18 Mayıs'ta İstanbul'da düzenleneceğini kaydetti.

Dünyanın en iyi 14. üniversitesi konumunda bulunan Pekin Üniversitesi, Ay'a araç gönderen ekipte görev alan Pekin Havacılık ve Uzay Bilimleri Üniversitesi de fuarda yer alacak. Teknoloji, enerji, tıp, spor ve sanat gibi alanlarda eğitim veren üniversiteler da fuarda gösterecek.

Çin'de üniversite eğitimi almak isteyen gençlere her alanda destek sağladıklarını belirten Karslı, Çin devletinin çok sayıda burs imkânı olduğunu dile getirdi. Ziyaretçilerin ücretsiz katılabileceği bu fuara girebilmek için fuar katılım formu doldurmak gerekiyor. Fuar kayıt linki: https://cinkultur.com/form/ İstanbul Marriott Hotel Şişli'de gerçekleştirilecek fuar, 09.30-14.30 arasında açık kalacak.

Çin'de üniversiteler istisnalar hariç Çince eğitim veriyor. Bu ülkede eğitim almak isteyen öğrencilerin Çince öğrenmesi gerekiyor! Tümüyle İngilizce eğitim Tsinghua Üniversitesi ve Pekin Üniversitesi'nin bazı bölümlerinde sunuluyor. Eğitim ücreti 198 bin TL ile 680 bin TL arasında değişiyor.

Sarıyer'de karaya oturan gemi için kurtarma çalışması başlatıldı


 
 
İstanbul Yeniköy'de ünlülerin yalıları önünde karaya oturan konteyner gemisinin kurtarılması için çalışma başlatıldı.
 

28.04.2026 06:01:00 / Güncelleme: 28.04.2026 06:48:12
HABER MERKEZİ/AA
Sarıyer'de karaya oturan gemi için kurtarma çalışması başlatıldı
Sarıyer'de karaya oturan gemi için kurtarma çalışması başlatıldı

İstanbul Boğazı'nda seyreden "KAPPA" isimli 148 metre uzunluğundaki Türk bayraklı konteyner gemisi, gece saatlerinde Yeniköy önlerinde karaya oturdu. İhbar üzerine olay yerine polis ve Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü (KEGM) ekipleri sevk edildi.
Ekipler, konteyner gemisinin kurtarılması için çalışma başlattı.



İstanbul Boğazı gemi trafiği askıya alındı

KEGM'den konuya ilişkin yapılan açıklamada, "Rusya'dan Kocaeli'ye kılavuz kaptan alarak seyir halindeyken İstanbul Boğazı Yeniköy önlerinde karaya oturan KAPPA isimli 148 metre boyundaki konteyner gemisi için KURTARMA-5 ve KURTARMA-6 römorkörlerimiz ile balık adam ekibimiz ve KEGM-5 hızlı tahlisiye botumuz olay yerine ivedilikle yönlendirilmiş olup kurtarma çalışmalarına başlanmıştır. İstanbul Boğazı gemi trafiği çift yönde ve geçici olarak askıya alındı" ifadeleri kullanıldı.

Manavgat Belediyesine yönelik "rüşvet" davası sanıklarının yargılanması sürüyor

Antalya'da, Manavgat Belediyesine yönelik soruşturma kapsamında belediye başkanlığı görevinden uzaklaştırılan Niyazi Nefi Kara'nın da aralarında bulunduğu 5'i tutuklu 43 sanığın yargılanmasına devam edildi

28.04.2026 05:54:00 / Güncelleme: 28.04.2026 07:25:12
AA
Manavgat Belediyesine yönelik "rüşvet" davası sanıklarının yargılanması sürüyor
Manavgat Belediyesine yönelik "rüşvet" davası sanıklarının yargılanması sürüyor

Manavgat 3. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen davanın dördüncü duruşmasında Kara ve baklava kutusunda rüşvet aldığı öne sürülen eski Belediye Başkan Yardımcısı Mehmet Engin Tüter'in de aralarında olduğu 43 sanık, müştekiler ve taraf avukatları salonda hazır bulundu.

Duruşmada tanık olarak dinlenen Aydın Temiz, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğünde personel olarak çalıştığını, öncesinde Manavgat Belediyesi'nde görev yaptığını söyledi.

Temiz, Zafer Süral ile tanıştığını ve sosyal hayatta da arkadaşlığının olduğunu belirtti.

Sanıklardan S.C.B. ile de bir süre çalıştığını anlatan Temiz, "Zafer Süral'in otel tadilatı, inşaat ruhsatı ve iskan başvurularına yardımcı olmasıyla ilgili sanığa bir talep veya istekte bulunmadım." ifadelerini kullandı.

Cumhuriyet savcısı mütalaasını açıkladı

Cumhuriyet savcısı, esasa ilişkin mütalaasında sanık Niyazi Nefi Kara'nın kamu gücünü kullanarak bir araya getirdiği kişilerle "suç işlemek amacıyla örgüt kurma", "rüşvet", "irtikap", "zimmet" ve "suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama" suçlarından cezalandırılmasını talep etti.

Tutuklu sanıklar Mehmet Engin Tüter, S.C.B, M.K. ve H.C.G'nin ise "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma", "rüşvet", "irtikap", "zimmet" ve "suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama" suçlarından cezalandırılmaları istendi.

Sanıklar Niyazi Nefi Kara, Mehmet Engin Tüter, M.T, M.B.Ç, M.K.S, S.C.B, H.C.G, M.K, B.Ş'nin Manavgat Belediyespor'a sebze ürünlerinin verilmesi ve faturasının kesilmesi nedeniyle "zimmet" suçundan beraatleri talep edildi.

Tutuksuz sanıklar A.Ş, A.U.Y, A.D, A.O, C.Ç, Ç.G, E.G, F.Ö, H.C, K.T, M.G, M.T, M.K, S.Ü, S.Ö, Ş.B, Ş.I. ve Y.Ç'nin de "rüşvet" suçundan ayrı ayrı cezalandırılmaları istendi.

Sanık Niyazi Nefi Kara, mütalaaya karşı savunmasında, üzerine atılı suçlamaları kabul etmediğini, suçsuz olduğunu ve beraatine karar verilmesini talep etti.

Kendisine ve beraber çalıştığı diğer sanıklara kumpas kurulduğunu öne süren Kara, "Belediyede tehdit ve şantajlara boyun eğmedik, görevlerini en iyi şekilde yaptıkları için çalışma arkadaşlarıma teşekkür ediyorum. Hakkımızda iddiada bulunanlardan hiçbiri 'şu arkadaşıma, şu kadar para verdim' diyemiyor. Mehmet Engin Tüter'in makamında hediye kabul etmesi etik değildi, bizi üzmüştür ama bu da üzerimize oynanan kumpasın bir parçası." ifadelerini kullandı.

İftiraya uğradıklarını iddia eden Kara, kimseden rüşvet almadıklarını, göreve geldikleri günden beri belediyenin borcunu yüzde 65'ten yüzde 20'ye düşürdüklerini ileri sürdü.

Sanık Mehmet Engin Tüter ise dosyada örgüt iddiasının olduğunu ama aylarca telefonlarının dinlenmesine rağmen ortak baz kayıtlarının olmadığını ve örgüt suçlamasını kabul etmediğini söyledi.

Hakkındaki suçlamaları reddeden, savunma sırasında gözyaşı döken Tüter, "Yaşadıklarımdan dolayı psikoloji diye bir şey kalmadı. Yaşananlardan dolayı eşimden özür dilerim. Ben gerçekten suç işleseydim de o zaman yatmak zorunda kalsaydım. Ama işlemediğim suç için tek kişilik yerde kalıyorum." dedi.

Mahkeme heyeti, sanıkların tutukluluk halinin devamına, sanık ve avukatların mütalaaya karşı ek savunma yapması için duruşmayı 12 Mayıs'a erteledi.

Soruşturma

Manavgat Cumhuriyet Başsavcılığınca, otel tadilatı, inşaat ruhsatı ve iskan başvurularıyla ilgili rüşvet alındığı iddiaları üzerine başlatılan soruşturmada tutuklanan Niyazi Nefi Kara, belediye başkanlığı görevinden uzaklaştırılmıştı.

Alınan ifadeler, ele geçirilen belge ve deliller ışığında genişletilen soruşturma kapsamında cumhuriyet savcısı gözetiminde yapılan yer gösterme ve arama işleminde, zirai depoda gizlenmiş 3 kilogram külçe altın, 500 bin avro ve 153 bin 160 dolar bulunmuştu.

İddianame

Kara ile belediye başkan yardımcıları, meclis üyeleri ve iş insanlarının da aralarında bulunduğu 41 sanık hakkında iddianame hazırlanmıştı.

Manavgat Belediyesi içinde çıkar amaçlı suç örgütü kurulduğu, örgütün yöneticiliğini de Niyazi Nefi Kara'nın yaptığı ileri sürülen iddianamede, Kara'nın, kamu gücünü kullanarak bir araya getirdiği kişilerle "suç örgütü kurmak", "rüşvet almak", "zimmet" ve "irtikap" suçlarının birincil sorumlusu olduğu iddia ediliyor.

İddianamede, "rüşvet" suçuna ilişkin ayrıntılara işaret edilip Manavgat Belediyesinde 2024-2025 yıllarında belediyedeki bazı izin, ruhsat ve imar işlemlerinde görevli kamu personeli ile yöneticilerin, bu süreçleri hızlandırmak veya usulsüzlükleri görmezden gelmek karşılığında menfaat sağladıkları belirtiliyor.

Bu eylemlerin, Kara'nın yöneticiliğinde oluşturulduğu öne sürülen bir yapı tarafından organize edildiği savunulan iddianamede, "rüşvet gelirlerinin paravan şirketler aracılığıyla resmileştirildiği", belediye başkan yardımcıları, yakın akrabalar ve bazı müdürlerin de buna yardımcı olduğu aktarılıyor.

İddianamede, Kara'nın talimatlarıyla bazı şüphelilerin, otel ruhsatı, imar izni ve iş yeri açma belgeleri karşılığında para talep ettikleri, "hizmet bedeli" veya "bağış" adı altında alınan bu paraların belediye hesaplarına ya da üçüncü şahıslara aktarıldığı, bazı şüphelilerin paraları konut veya araç alımında kullandıkları öne sürülüyor.

Manavgat Belediye Başkanı iken tutuklanan ve görevinden uzaklaştırılan Niyazi Nefi Kara hakkında "suç işlemek amacıyla örgüt kurma", "rüşvet", "irtikap" gibi 6 ayrı suçtan toplam 31 yıldan 69 yıla kadar hapis cezası talep edilen iddianamede, diğer sanıkların da söz konusu suçlardan farklı sürelerde hapis cezalarına çarptırılmaları isteniyor. 

Madencilere bu yapılanlar reva mı?

Ankara'da hak arayan madenciler biber gazıyla, gözaltıyla bastırılmaya çalışılıyor. Açlık grevlerinin 8. gününde 'Son kuruşumuza kadar hakkımızı almadan gitmiyoruz' diye haykıran işçiler, “Ekmek isteyene biber gazı!” sloganlarıyla tepkilerini gösterdi 

27.04.2026 15:49:00
Haber Merkezi
Madencilere bu yapılanlar reva mı?
Madencilere bu yapılanlar reva mı?
Aylardır ödenmeyen maaşları, tazminatları ve özlük hakları için Eskişehir'den 190 kilometrelik yolu yürüyerek başkente gelen Doruk Madencilik işçileri, Kurtuluş Parkı'nda 16. gününde de direnişlerini kararlılıkla sürdürüyor. Açlık grevlerinin 8. gününde Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'na yürümek isteyen madenciler, polis barikatıyla karşılaştı. Barikatı aşmaya çalışan işçilere biber gazlı müdahale yapıldı, müdahale sırasında birden fazla madenci fenalaştı, 3'ü hastaneye kaldırıldı.

Gözaltılar var

Bağımsız Maden-İş Sendikası Genel Başkanı Gökay Çakır ile Örgütlenme Uzmanı Başaran Aksu gözaltına alındı. Daha önce de benzer gözaltı operasyonlarıyla karşı karşıya kalan işçiler, "Ya hakkımızı verin ya bizi öldürün! Biz vatan haini değiliz, biz emekçiyiz, biz madenciyiz" diyerek seslerini yükseltti. Abluka altında kalan madenciler, baretlerini yere vurarak, "Ekmek isteyene biber gazı!" sloganlarıyla tepkilerini gösterdi. Bazı işçiler üstlerini çıkararak "açız, çıplağız, hakkımızı istiyoruz" diye haykırdı.

Eylemin başından beri büyük fedakârlık gösteren 110'a yakın Doruk Madencilik işçisi, Yıldızlar SSS Holding'e bağlı madende aylardır maaş alamadıklarını, ücretsiz izne çıkarıldıklarını ve tazminatlarının gasp edildiğini anlatıyor. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'nın bugün 36 milyon TL'lik kısmi ödeme yaptığı açıklansa da işçiler, "Bu bizim toplam alacağımızın çok küçük bir kısmı. Son kuruşumuza kadar almadan buradan gitmiyoruz" diyor. "Ankara bize mezar olsa da alacaklarımızı almadan ayrılmayacağız" vurgusuyla kararlılıklarını ortaya koyuyorlar.

TİP Genel Başkanı polisin müdahalesine tepki gösterdi

Muhalefet partilerinden CHP ve Türkiye İşçi Partisi (TİP) Genel Başkanı Erkan Baş başta olmak üzere milletvekilleri, sendikalar ve Zonguldak'tan gelen dayanışma grupları madencilerin yanında yer aldı. Erkan Baş, polisin hedef alarak gaz sıktığı sırada elindeki kaskı fırlatarak tepkisini gösterdi. Emek ve özgürlük mücadelesi veren tüm kesimler, "Madenciler yalnız değildir" mesajı verdi.

Bu direniş, sadece bir maaş ve tazminat mücadelesi değil; alın terinin, emeğin ve insanca yaşamanın mücadelesidir. Yıllarca yerin yüzlerce metre altında canları pahasına çalışan madencilerimize biber gazı sıkmak, gözaltı uygulamak, barikat kurmak kabul edilemez. Haklarını arayan emekçilerin sesini bastırmaya çalışanlar değil, onların yanında duranlar tarihe geçecek.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.