Bu yaygın hastalık, sadece şu kesimin bu kesimin değil, bütün bir toplumun giriftar olduğu bir hastalık.
Gerçeklerden kaçarken, var olan problemleri sürekli halının altına süpürürken, söz üstüne söz getirip, gündemi başka taraflara kaydırırken, problemlerin yok olmadığını da hepimiz biliyoruz.
Gerçekleri dile getirmeyerek, dertlerin üstünü çeşitli uydurma yamalarla örterek sadece erteliyoruz ve gelecekte daha büyümüş olarak karşımıza çıkacağı gerçeğini de görmezlikten geliyoruz.
Bugün, toplum olarak yaşadığımız devasa problemlerin, dün halının altına süpürdüklerimizin, üst üste birikmiş hallerinden ibaret olduğu da tartışılmaz bir gerçek.
Bugün haklı olarak kitleler soruyor, bize ne oldu, biz niye yoksullaştık, paramız neden pul oldu, bu cennet vatanda yaşamak neden fakir-fukara için cehenneme döndü?
Toplam nüfusumuzun çok az bir kısmı hariç, büyük çoğunluğu, temel gıda maddelerine ulaşmada inanılmaz zorluklar yaşıyor, neden?
Neden, uçsuz-bucaksız tarım arazileri ekilemiyor-biçilemiyor?
Neden, dağlarımız, ovalarımız, yaylalarımız ve meralarımız, koyun-kuzu melemelerine hasret, büyükbaş hayvan sürülerinden mahrum?
Niçin, nüfusun yüzde doksanı, toplam gelirin ancak yüzde onunu kullanırken, yüzde onluk imtiyazlı bir kesimi toplam gelirin yüzde doksanını tepe tepe kullanıyor?
Neden, bu ülkenin bütün akarsuları, dereleri ve çayları, günlerce, haftalarca ve aylarca bir avuç mutlu azınlığın tarlasına-çayırına akarken, büyük çoğunluğu oluşturan yoksul kesimin tarlası-çayırı, bağı-bostanı kavrulup kurumaya terk ediliyor?
Neden dünya ülkeleri arasında, hemen her alandaki olumsuzluklarda hep başı çekiyoruz ve neden, insanımızın ve insanlığın faydasına olacak konularda son sıralardayız?
Geride bıraktığımız nice on yıllar boyunca, üstünü örttüğümüz, halının altına süpürdüğümüz, yazılıp-konuşulmasından hoşlanmadığımız dertlerin ve problemlerin el ele verip, kol kola girip karşımıza dikilmelerinin bir sonucu olabilir mi bu yaşadıklarımız?
Aynı hastalığı sürdürerek, bugün kendilerinden kaçtığımız gerçeklerin de, günün birinde çocuklarımızın ve torunlarımızın karşısına dikileceklerini neden düşünmüyoruz?
Gerçeklerden kaçma, dertleri erteleme ve problemleri halının altına süpürme hastalığından ne zaman ve nasıl kurtulacağız?
Biraz da bunları konuşsak olmaz mı?
- Basiret bağlanması bu olsa gerek / 03.02.2026
- Kur’an ayı Ramazan yaklaşırken / 02.02.2026
- Ufuklar karanlık vicdanlar kara saymakla biter mi dert sıra sıra / 01.02.2026
- Yanlışta ısrar yöneticilerin ayrılmaz sıfatı olmuş / 31.01.2026
- İniltileri ninni zanneden mutlu azınlık / 30.01.2026
- Çok mu fena duydukların? / 29.01.2026
- Garibanlar / 25.01.2026
- Oylar garibandan koylar kimlere? / 24.01.2026
- Kaldıysa ağızlarda diş kalanı da sıfırlayacak bu gidiş / 23.01.2026




















































