Bu bir kalıp, bir şablon ve bir prototip…
Tarihin her devresinde ve her evresinde bu şablona tıpatıp uyan şahıslar, kitleler ve yöneticiler gelmiş geçmiş bugüne kadar.
Gayet rahatlıkla anlaşıldığı gibi; 'söylemde Harun ve eylemde Karun gibi olmak' her şeyden önce ahlaki bir sorundur, söz ile davranışın tutarsızlığı, çelişkisi, dilden dökülenleri, elden çıkan icraatların yalanlaması halidir.
Böyle bir tarzı, böyle bir davranış biçimini, böyle bir anlayışı alışkanlık haline getirmiş olan kitleler, içinde bulundukları toplumda her zaman bir çıban başı, her an bir huzursuzluk kaynağı olmuşlar, bu tıynetteki yöneticiler ise, yönetmekte oldukları toplumların er ya da geç felaketlerini hazırlamışlardır.
Bugün yaşadığımız dünyada ve içinde bulunduğumuz zaman diliminde kör-topal yaşamaya çalışan, zar-zor ayakta durmaya gayret eden Müslüman toplumlar, sözünü ettiğimiz bu şablona uyan yöneticilerin hem dillerinden hem de ellerinden katmer katmer dertler çekmekte ve üst üste felaketler yaşamaktadırlar.
'Söylemde Harun ve eylemde Karun' tiynetli şahıslar, kalabalıklar ve bilhassa yöneticiler, her an hemcinslerini, muhataplarını ve dolayısıyla tüm insanlığı aldatmaya, ters köşe yapmaya hazırdırlar.
Sözlerine, söylediklerine aldanarak peşlerine takılan kitleler, her an bir hayal kırıklığı yaşama tehlikesi ile karşı karşıyadırlar.
Sözlerine, söylem biçimlerine vurularak arkalarına düşen kitleleri, er ya da geç hep bir 'arkadan vurulma' hali beklemektedir.
Bilindiği gibi Harun bir Peygamberdir, Hz. Musa aleyhisselamın kardeşidir ve onun duasının bir sonucudur:
"Musa: "Rabbim! Göğsümü genişlet, işimi kolaylaştır, dilimin düğümünü çöz ki sözümü iyi anlasınlar. Ailemden kardeşim Harun'u bana vezir yap, beni onunla destekle, onu görevimde ortak kıl ki Seni daha çok tesbih edelim ve çokça analım. Şüphesiz Sen bizi görmektesin" dedi.(Taha:25-35)
Sözde, söylemde, kitlelere hitap etme tarzında 'Harun gibi olmak' elbette peygamber ahlakı ile ahlaklanmak, onun yolunu yol, konuşma tarzını huy edinmek demektir ki, her Müslümandan beklenen bir üsluptur.
Eylemin, davranış biçiminin, icraatlarının söylemlerine ters düşmesi, söylediklerinin tam tersini ortaya koyma hali ise ne yazık ki yine Musa peygamberin kavminden olan ve Kur'an'da servet düşkünü, mal toplayan ve dünyalar dolusu servetinden kimselere zırnık koklatmayan bir tip olarak tanıtılan Karun'un huylarını kendisine huy edinmektir:
"Karun, Musa'nın milletindendi; ama onlara karşı azdı. Biz ona, anahtarlarını güçlü bir topluluğun zor taşıdığı hazineler vermiştik. Milleti ona: "Böbürlenme, Allah şüphesiz ki böbürlenenleri sevmez. Allah'ın sana verdiği şeylerde, ahiret yurdunu gözet, dünyadaki payını da unutma; Allah'ın sana yaptığı iyilik gibi, sen de iyilik yap; yeryüzünde bozgunculuk isteme; doğrusu Allah bozguncuları sevmez" demişlerdi."
"Karun: "Bu servet ancak, bende mevcut bir ilimden ötürü bana verilmiştir" demişti. Allah'ın, önceleri, ondan daha güçlü ve topladığı şey daha fazla olan nice nesilleri yok ettiğini bilmez mi? Suçluların suçları kendilerinden sorulmaz."
"Karun, ihtişam içinde milletinin karşısına çıktı. Dünya hayatını isteyenler: "Karun'a verildiği gibi bizim de olsa; doğrusu o büyük bir varlık sahibidir" demişlerdi."
"Kendilerine ilim verilmiş olanlar ise: "Size yazıklar olsun; Allah'ın mükafatı, inanıp yararlı iş işleyenler için daha iyidir. Ona da ancak sabredenler kavuşabilir" demişlerdi.
"Sonunda, onu da, sarayını da yerin dibine geçirdik. Allah'a karşı ona yardım edebilecek kimsesi de yoktu; kendini kurtarabilecek kimselerden de değildi."(Kasas:76-81)
Nice ibretler ve nice derslerle dolu bir hayat hikayesi değil mi?
- Bağlandı yollarım kaldım çaresiz / 23.08.2025
- Ey dünya! Elini çabuk tut / 21.08.2025
- Kârlı ihanetler! / 20.08.2025
- Soykırımcı İsrail Azerbaycan’ın neyi oluyor? / 17.08.2025
- Dünya yansa bir bağ otu yanmayanlar / 16.08.2025
- İnsanlık ölüyor ölmüş insanlık / 14.08.2025
- İnsan olan insana bunu yapar mı? / 13.08.2025
- Veyl olsun zulme meyledenlere / 12.08.2025
- ‘Alamet’ yolcularına CHP de karıştı / 03.08.2025