logo
08 AĞUSTOS 2026

Stres Anında Neden Buzdolabına Koşuyoruz?

Hayatın koşturmacası, iş stresi veya anlık bir can sıkıntısı karşısında kendinizi aniden yüksek kalorili, şekerli ya da hamurlu yiyeceklere uzanırken buluyorsanız yalnız değilsiniz

09.06.2026 20:27:00
Abdülkadir Gündoğdu
 
Stres Anında Neden Buzdolabına Koşuyoruz?
Stres Anında Neden Buzdolabına Koşuyoruz?
Hayatın koşturmacası, iş stresi veya anlık bir can sıkıntısı karşısında kendinizi aniden yüksek kalorili, şekerli ya da hamurlu yiyeceklere uzanırken buluyorsanız yalnız değilsiniz.

Modern insanın en büyük çıkmazlarından biri olan "duygusal açlık", fiziksel bir ihtiyaçtan değil; stres, yalnızlık ve öfke gibi bastırılmış duyguları bastırma arzusundan kaynaklanıyor. Uzmanlar, stres anında buzdolabına koşmanın biyolojik ve psikolojik şifrelerini çözdü.

Modern dünyayı etkisi altına alan bu yeme davranışının anatomisi, nedenleri ve çözüm yolları:







Duygusal Açlık Nedir?

Duygusal açlık, bireyin fiziksel olarak acıkmadığı halde olumsuz duygularla baş etmek, boşluk hissini doldurmak veya kendini ödüllendirmek amacıyla yemeğe yönelmesidir.

Fiziksel Açlık: Kademeli olarak gelişir, mideden sinyal verir ve her türlü sağlıklı besinle doyurulabilir.

Duygusal Açlık: Aniden bastırır, zihinde başlar ve pizza, çikolata, cips gibi spesifik, yoğun karbonhidratlı yiyecekleri aşerir.







Stres Anında Neden Buzdolabına Koşuyoruz?

Stresli anlarda kendimizi mutfakta bulmamızın arkasında hem hormonal hem de evrimsel mekanizmalar yatıyor:

Kortizolün Oyunu: Kronik stres anında vücut yüksek miktarda kortizol (stres hormonu) salgılar. Bu hormon, vücuda "savaş ya da kaç" mesajı vererek enerjiye ihtiyaç duyduğunu söyler ve canımızın yağlı ve şekerli yiyecekler çekmesine yol açar.

Hızlı Dopamin Arayışı: Şeker ve karbonhidrat tüketmek, beyindeki ödül mekanizmasını uyararak hızla "dopamin" ve "serotonin" (mutluluk hormonu) salgılanmasını sağlar. Beyin, yiyeceği bir antidepresan gibi kodlar.

Çocukluk Koşullanması: Çocukken ağladığımızda bize verilen şekerler veya ödül olarak sunulan yemekler, yetişkinlikte de "üzgünsen yemek ye ve rahatla" algısını bilinçaltımıza yerleştirir.







Kısır Döngü: Yemekten Sonra Gelen Pişmanlık

Duygusal açlık krizleri geçici bir rahatlama sağlasa da hemen ardından çok daha ağır bir tabloyu beraberinde getirir. Fiziksel açlık doyduğunda tatmin hissi gelirken, duygusal yeme eyleminin ardından suçluluk, pişmanlık ve utanç duyguları doğar. Bu olumsuz hisler kişiyi daha fazla strese sokar ve döngü en baştan tekrar başlar.







Bu Krizleri Yönetmenin Yolları

5 Dakika Kuralı: Kriz anında buzdolabının kapağını açmadan önce kendinize 5 dakika süre tanıyın ve büyük bir bardak su için.

Duyguyu Tanımlayın: "Şu an midem mi kazınıyor, yoksa işe mi öfkelendim?" sorusunu kendinize sorun.

Alternatif Ödüller Geliştirin: Stres anında dopamin salgılamak için yemek, yemek yerine yürüyüşe çıkın, müzik dinleyin veya bir arkadaşınızı arayın.

Medyada holdingleşme tarafsızlığı yok etti

Küresel çapta dev holdinglerin ve siyasi güç merkezlerinin medya sektöründeki hakimiyeti, haberciliğin temel ilkesi olan siyasal tarafsızlığı giderek daha fazla yıpratıyor

08.08.2026 00:18:00
Abdülkadir Gündoğdu
 
Medyada holdingleşme tarafsızlığı yok etti
Medyada holdingleşme tarafsızlığı yok etti
Küresel çapta dev holdinglerin ve siyasi güç merkezlerinin medya sektöründeki hakimiyeti, haberciliğin temel ilkesi olan siyasal tarafsızlığı giderek daha fazla yıpratıyor.

Medya sahipliğinin birkaç merkezde toplanması, halkın haber alma hakkını ve demokratik çoğulculuğu riske atıyor.

Medya, tarihsel olarak demokrasilerin "dördüncü kuvveti" ve kamuoyunun denetim mekanizması olarak konumlandırılsa da son yıllarda mülkiyet yapılarında yaşanan dönüşüm bu işlevi tartışmalı hale getirdi.

Yayın organlarının bağımsız gazeteciler veya kamu odaklı kurumlar yerine; inşaat, enerji, finans ve savunma gibi farklı sektörlerde faaliyet gösteren büyük sermaye gruplarının eline geçmesi, haber merkezlerindeki yayın çizgisini doğrudan etkiliyor.







Sermaye ilişkileri ve siyasal iklimin habere yansıması

Geleneksel gazetecilik ilkeleri; tarafsızlık, nesnellik ve kamu yararını her türlü çıkarın üzerinde tutmayı gerektirir. Ancak medya organlarının ticari ve siyasi ağlarla örülü mülkiyet yapıları, haberin mutfağında ciddi bir "filtreleme" sürecini beraberinde getiriyor.

Medya sahiplerinin devlet ihalelerine giriyor olması veya kamu düzenlemelerine bağımlı sektörlerde yatırım yapması, yayın organlarının siyasi iktidarlarla ve güç odaklarıyla çatışmaktan kaçınmasına yol açıyor. Bu durum, eleştirel haberciliğin yerini otosansüre ve tek sesliliğe bırakması riskini doğuruyor.







Çapraz sahiplik ve algı yönetimi

Medya sektöründe çapraz sahiplik (aynı sermaye grubunun gazete, televizyon, radyo ve dijital platformların tümüne sahip olması) yayın çeşitliliğini görünürde artırsa da, özünde aynı mesajın farklı kanallardan yinelemesine dayanıyor.

Gündem Belirleme Gücü: Farklı mecralara sahip gruplar, kamuoyunun neyi konuşup neyi konuşmayacağını tek elden yönlendirebiliyor.

Otosansör Mekanizması: Gazeteciler, bağlı bulundukları holdingin ticari veya siyasi çıkarlarıyla çelişen haberleri yapmaktan kaçınmak zorunda kalabiliyor.

Tiraz ve Reyting Kaygısı: Reklam verenlerle ve kamusal fonlarla kurulan ilişkiler, editoryal bağımsızlığın önüne geçebiliyor.







Dijital medya çözüm mü, yeni bir bağımlılık mı?

Geleneksel medyadaki bu tarafsızlık krizine karşı dijital yayıncılık ve bağımsız haber platformları alternatif bir kanal olarak öne çıksa da, dijitalleşme kendi zorluklarını beraberinde getiriyor. Algoritma bağımlılığı, fonlama sorunları ve dev teknoloji şirketlerinin tekelci yapısı, dijital haberciliğin de sürdürülebilirliğini ve tarafsızlığını sınamaktadır.







Uzmanlar, siyasal tarafsızlığın ve haber etiğinin korunabilmesi için şu adımların kritik olduğuna dikkat çekiyor:

Şeffaf Mülkiyet Yapısı: Medya organlarının nihai sahiplerinin ve finansman kaynaklarının kamuoyuna açıkça beyan edilmesi.

Editoryal Bağımsızlık Güvencesi: Yayın sahibi ile haber merkezi arasındaki sınırları koruyan yasal ve kurumsal güvencelerin oluşturulması.

Kamu Yayıncılığının Güçlendirilmesi: Siyasi baskılardan uzak, doğrudan halka hesap veren özerk kamu yayıncılığı modellerinin teşvik edilmesi.

Medya sahipliğinin şeffaflaşmadığı ve editoryal bağımsızlığın teminat altına alınmadığı bir düzende, siyasal tarafsızlık bir ilke olmaktan çıkıp yalnızca bir temenni olarak kalma riskiyle karşı karşıya.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.