logo
22 TEMMUZ 2026

Suriçi İstanbul'da Fener Rum Hayalleri

29.07.2001 00:00:00
 
Megalo İdea ve Fener Patrikhanesi

Milli bütünlüğümüzü tehdit eden düşman fikirlerden biri de, "Megola İdea" projesidir. "Büyük fikir", "Büyük İdeal" anlamlarına gelen Megalo İdea'nın hedefleri; Yunanlılar'a müstakil bir ülke sağlamak, Trakya, Selanik ve Ege Adaları'nı Yunanistan'a ilhak etmek. Oniki Ada, Girit, Kıbrıs, Marmara ile Batı Anadolu Bölgesi ve Makedonya'yı Yunanistan'a bağlamak, bununla birlikte ilerde Yunanistan'la birleşmek üzere Trabzon ve civarında bir Pontus devleti kurmak ve İstanbul'u ele geçirerek Bizans İmparatorluğu'nu yeniden diriltmektir.(1) Bir konuşmasında, "Ben geçliğimden beri Skiros Adası'nı (ki, Ege Denizi'nin tam ortasındadır) Helenizmin coğrafi merkezi saymışımdır"(2) diyen Venizelos'a göre, Ege Denizi bir Yunan denizi olacak, iki kıtaya ulaşan ve beş denize açılan Yunanistan gerçekleşecek, Yunanistan'ın bir ayağı Asya, bir ayağı Avrupa'da olacak ve Bizans yeniden yaratılacaktı.(3)

Megalo İdeacılar, Mondros öncesi ve sonrasındaki işgal ortamını fırsat bilerek hemen hemen tamamı Türk toprakları üzerinde bulunan emellerini gerçekleştirebilmek için Fener Rum Patrikanesi'nin öncülüğünde seferber oldular. "Patrikhane Yunanistan'ın emrine girmelidir; bu suretle, birleşmiş bir patrikhanenin ilerdeki milli davalarda rolü pek büyük olacaktır"(4) diyerek Patrikhane'yi de Megola İdea karargahı haline sokan Venizelos, henüz Başvekil olmadan önce gizlice İstanbul'a gelerek bir Rum'un Fener'deki evinde Türk Milletini içerden vurmak için giriştiği hainane planını tanzim etmişti. Gerçekten de buradaki planlar dahilinde Patrikhane, Venizelos'un ve Yunanlıların Türkiye'deki icra vasıtası haline gelmiş; Yunanistan, Megalo İdea için Patrikhanenin desteğini almıştır. Şu halde Patrikhanenin Yunan emellerine hizmet eden bir kuruluş durumuna gelmesi daha 1910 yıllarında gerçekleşmiş bulunuyordu. Mondros'un imzalanmasını müteakip, bu mütarekenamenin meşhur 7. maddesinden hareketle İstanbul'u işgal eden emperyalist kuvvetlerin donanmaları Marmara'ya gelmişken Patrikhane, kapısına çift kartallı Bizans bayrağını asarak ihanetini aleniyete dökmüştür. Nitekim Patrikhane, başta siyasi entrikalar olmak üzere ihtilal örgütlerinin teşkilatlandırılması, çetelerin yönlendirilmesi, nümayişlerin düzenlenmesi, sosyo-kültürel çalışmaların yürütülmesi, propogandaların yaygınlaştırılması vb. faaliyetleriyle bir fitne, fesat yuvası haline gelmiştir. Kısa zamanda İstanbul ve Anadolu'da teşkilatlanan ve hızla faaliyet gösteren Fener Patrikhanesi, Beyoğlu'ndaki Edebi Silogos Kulubü, Ziğrofyon ve Zapyon Liseleri, Rum Kulüpleri, Anadolu ve Adalardaki mektepler, kolejler, yetimhaneler ve hastaneleri de devreye koyarak Megola İdea'nın gerçekleştirilmesi yolunda başlıca rolü oynamıştır.(5)

PATRİKHANE'NİN MELANETLERİ

"Patrikhanenin, velinimetleri olan Türkler aleyhine giriştiği faaliyetin tarihi çok eskidir. Gerçekten Edremit'in "Cunda" (Ali Bey) adasında Papaz İkonomas tarafından alınan hususi bir müsaadeyle dini tedrisat yapan bir akademi kurulmuştur. Bu akademinin sonradan ele geçen 1884 tarihli "gizli ders programı" Patrikhane'in Türkler ve Türkiye hakkındaki hissiyat ve düşüncelerini aksettiren korkunç gerçekler ihtiva etmektedir. Bu vesikayı birlikte okuyalım:

İŞTE KORKUNÇ PLAN

Türkler hakkındaki temel düşünce

Madde 1. Türler ezeli bir düşman olarak Rumlara tanıtmak.

Türkler aleyhine beynelmilel propaganda

Madde 2. Türklerin en ufak hatalarını büyüterek, Avrupa'ya duyurmak, medeni aleme Türkleri düşman etmek.

Tatbik edilecek iktisat politikası

Madde 3. Türkleri iktisaden çürütmek, bunun için de zengin Türkleri sakat ticaret yollarına götürmek, bol faizli krediler açmak, ağır şartlarla rehin kabul etmek.

Türk mamulatının sahtelerini, çürüklerini yapıp, aynen Türk malı damgası ile satışa çıkarıp Türk müesseselerini iflasa sürüklemek, her türlü Türk malı il rekabet etmek, herhangi bir Rum'um bu hususta yapacağı fedakarlığın karşılığı Rum bankaları, ticaret kulüpleri tarafından ödenecektir. Ayvalık ve havalisinde "Midilli Bankası" ve "Mirmika" yani karınca teşkilatı her zaman hizmete hazırdır.

Türk ahlakına ve İslam dinine karşı politika

Madde 4. Türk Milleti'ni ahlak, milliyet, din ve gelenekleri bakımından çürütmek. Bu hususta;

a)Küfürler öğretmek, küfrü Türkler arasına yaymak, laubalileştirmek.

b)Türkleri zinaya, diğer ahlaksızlıklara teşvik etmek. Bilhassa asil Türk aileleri arasına genç, güzel Rum kızlarını ve kadınların hizmetçi, cariye verip, bu aile ocaklarını yıkmak, devrin büyük ricali yanına yetiştirilmiş Rum dilberlerini yerleştirip, Rum emellerinin kolay elde edilmesine çalışarak milli dil ve duyguları bozmak.

Takip edilecek din politikası

Madde 5. Türkleri dini bakımdan sarsmak:

a) Hocalar, papazlara sokulmaz. O halde onları Rum zenginler, tüccar ve esnaf vasıtasıyla elde etmek. Bol hediye, veresiye vermekle pekala elde etmek.

b) Hocaları içkiye alıştırmak, onlara ilk kadehleri kadınların elinde içirip, sarhoş, rezil halde el alem içinden geçirip herkese göstermek Rumlara dini bir zafer olur.

c) Hocaları türlü türlü uydurma inanışlara saptırmak

d) Hocalara yanlış vakıalar anlatıp, Türk ahali ile hocaların arasını açmak.

Akademinin yetiştirdiği politikacılara, teşkilatçılar ve sabotörlere verdiği talimat ise, aşağıdaki maddelerden mürekkeptir:

Rumların ve Kiliselerin siyasi hedefi:

Madde 1. Türk hükümranlığını baltalamak. Bu işi azar azar geliştirip İstanbul'u ele geçirmek. Eski Kostantini'yeyi yeniden kurmak.

İsyan ve Fitne hareketleri

Madde 2. Türk halkı arasına daima fitne ve fesat sokarak, devletle milletin arasını açmak, isyanlar organize edip, zamanında aradan çekilerek, Türkler arasında kardeş kanı akıtmak, komiteler tertip edip Türk köylerini basmak.

Harbler esnasında yapılacak hıyanetler ve baltalamalar:

Madde 3. Bir harp sırasında Türk halkını sefalete götürecek her çareye baş vurulacak. Türk topraklarında zahire ve en lüzumlu gıda maddeleri halkın elinden süratle gizlice toplanıp, adalara sevk edilecek, komşu memleketlere satılacak. Rum tüccarlarını uğradığı zara milli bankalar tarafından tüccara para olarak ödenecek.

Bütün bunlar,devletin bir harp ile meşgul olduğu, yahud iç isyanlar çıktığı, devlet idaresinin zayıf olduğu sırada yapılmak gerekir.

Hastanelerin vazifesi:

Madde 4. Doktor ve eczacı Rumlar, Türk hastaları, bilhassa kimsesiz hastaları gizlice zehirleyip öldürecek. Kör, sağır, sakat ederek saf dışı bırakmağa çalışacaklar. Bu tavsiyeler gizli olarak tatbik edilecek.

Ziraat politikası:

Madde 5. Türk çiftçisi ağır faizlerle toprağından edilecek. Bu borçların kolayca kabarabilmesi için, harman veresiyeler, senetli zeytin mahsulü satışları ile başlayan bu borç para vermeler, başka zaruri masraflara teşvik edilen Türk çiftçilerini ilk borcun ödenme zamanında bunaltır. Böylece elindeki toprağını kolay, ucuz şartlarla, borçlu olduğu Rum tüccara satmak mecburiyetinde bırakılmalıdır.

Tür devlet adamları hakkında tatbik edilecek plan:

Madde 6. Kadılar, devlet idare amirleri; rüşvet, ziyafet, hata kadın ikramları ile Eterya'nın emrine alınmalıdır. Ancak bu işler tamamen akademiden yetişmiş ajanların talimatına ve akademinin tayin edeceği şahıslarla, bunların vereceği direktiflere göre tatbik edilecektir.

Yangın, sabotaj ve suikastler:

Madde 7. Fırsat çıktıkça, bilhassa resmi devlet binalarında yangınlar çıkarmak, ölümlü kazalar yaratmak, harp gemilerinde yangın çıkarmak yaralar açmak.

Manastırların vazifesi:

Madde 8. Birer ileri karakol ve gözetleme yeri olan manastırlardaki azizlerin istekleri derhal yerine getirilmeli, verecekleri mektupları, kendi işlerinden evvel sahiplerine götürüp teslim edilmelidir. Bu tavsiyeler aykırı hareket edenler, hemen afaroz edilip, lanetlenir. Kredileri kesilir. Buradaki camiadan kovulurlar.

Sanat politikası:

Madde 9. Bütün Rum ustaları, Türk çırak kullanmaktan süret-i kat'iyede men edilmiştir. Politik düşüncelerle bir Türk çırak almak icap ederse, Rum usta bu çırağı hizmetçi gibi kullanmalıdır.

İşlerinde hevesli gençleri de ters muamele etmek, hırpalayıp, işyerinden uzaklaştırmak çaresi aranacak, böylelikle şehirden bir Türk sanatkarın daha eksilmesi temin edilmiş olacaktır."(6)

"İşte bu çerçeveden sonra Patrikhane'in rolünün ne olduğu hem akla gelebilir hem de bugünkü mevcut konjonktür ile yukarıda serdedildiği şekliyle Megalo İdea karşılaştırıldığında birçok idealin gerçekleşenler hanesine yazıldığı görülebilir. Görülebilir ki Yunanistan kurulmuştur. Girit, 12 Ada, İyonya Adaları Yunanistan'ın hudutları dahilindedir. Epir'in Güneyi ve Tesalya da öyle... Kıbrıs'ta olanlar hemen herkesin malumudur. Kaldı ki içinde bulunduğumuz yüzyılın ilk çeyreğinde Sevr ile birlikte Venizelos'un ordusu Sakarya'ya kadar gelmiştir. Ama tutunamamıştır. Yani Megalo İdea'yı adım adım hayat sahnesine geçirmişlerdir bu "İdea"nın bağlıları...

Bu hayata geçirme ameliyesinde ise Patrikhane ne roller üstlenmiş, katkıda bulunmuştur ki akılara durgunluk vermekte ve böyle bir kurum akla 'nasıl İstanbul'da bulunabiliyor' sorunusun sık sık sorulmasına yol açmaktadır...

Megalo İdea'nın ilk hedefi Yunanistan adlı bir devletin dünya harikatısna yerini almasıydı. Bu konuda başrolü oynayan kurumun Patrikhane oludğu, 1821 Mora ve Moldovya isyanlarının planlayıcısını bizzat Patrik II. Gregorius oluduğu belgelerle ortaya konmuştur. Daha sonra Balkanlı yazarların ortaya koydukları belgeler Rumeli ve Balkanların, Türklerin elinden çıkmasında Patrikhane'nin büyük rolü oluduğunu ispatlamaktadır. Aynı Patrikhane, Birinci Dünya Savaşı sonrası ortaya çıkan ve Osmanlı için hiç de iç açıcı manzara ihtiva etmeyen konjüonktürde gündeme gelen Mondros Mütarekesi (Ekim 1918) şartlarından faydalanmaya kalkanların başında yer almıştır. Mütarekenin hemen akabinde İtilaf devletlerine hitaben bütün Türkiye'nin işgalini isteyen bir beyanname yayınlamıştır. İtilaf devletlerin filolarının gelişini kutlamak için Rum okul müdürlüklerine, okuların üç gün tatil edilmesi emrini göndermiştir. Temmuz 1919'da da çift kartal başlı bayrağı kapısına asarak adeta bağımsızlığını ilan etmiştir. İstiklal Harbi yıllarında olmadık ihanetleri örgütlemiştir Patrikhane... Fakat netice Yunanlıların İzmir'den denize dökülmesi şeklinde tecelli edince Patrik Doroteos ve 6 metropolit, çareyi Yunanistan'a kaçmakta bulmuştur.

Bu ve yazmakla bitirilemeyecek daha nice ihanetlerin içinde yeralan Patrikhane'nin her nedense İstanbul'da kalmasına izin verilmiş, bu durum onu ihanet tohumlarını ekmeye devam etmesini sağlamıştır. En basitinden Makarios, Kıbrıs'taki tedhiş hareketlerine Patrik Athenogoros ile İstanbul'da görüştükten sonra başlamıştır.

Patrikhane, Günümüzde de Megalo İdea'nın ileri karakolluk vazifesini bütün canlılığıyla deruhteye devam etmektedir.

Megola İdea'daki hedeflerin geri kalan bölümünün gerçekleşmesi için uygulamaya konan plan Patrikhane'nin Vatikan türü bir statüye kavuşturulmasıdır. Bunun için oldukça da mesafa katedilmişdir. Bu mesafeleri şöyle sıralamak mümkündür: Ekümenik Patrik hangi devletin başkanı?..

İkinci sırada Fener Rum Ortodoks Patrikhanesi'nin dünyadaki tüm Ortodoks Kiliseleri arasında birinciliği, Patriğin de tüm Ortodoklsların başı yani "Ekümenikliği" vardı. Ekümenikliğin tescili için bütün uluslararası mekanizmalar hareket geçirildi. Patriklik makamını işgal edenlerin sık sık yurtdışı seyahatlere çıktıkları ve bu seyahatlerde kendilerinden "Ekümenik Konstantinopolis Patriği" olarak bahsedildikleri görüldü. Hatta Patrik Dimitrios Papadopulos'un 3 Temmuz 1990'adki ABD seyahatinde oludğu gibi patriklerin "devlet başkanı" düzeyine bir protokolle karşılanış ve ağırlanışları dikkat çekti.

Patrikhane, Amerika'daki bir Yahudi vakfı ile birlikte İstanbul'da, Şubat 1194'te bir "dini hoşgörü toplantısı" düzenledi. Diyanet işleri Başkanı M. Nuri Yılmaz'ın da katıldığı bu toplantı neticesinde yayınlanan "Bosphorus Deklarasyonu" nun altındaki imzalar arasında adı bulunun Patrik Bartholomeos'un sıfatı hanesinde "Ecumenical" kelimesi yer alıyordu.

Yine patrik Bartholomeos Strasburg'daki Avrupa Parlamentosu'nda, 20 Nisan 1994'te, "Ekümenik Konstantinopolis Patriği" sıfatıyla bir konuşma yaptı. Bu konuşmanın anlamı hem patriğin ekümenikliğinin vurgulanması hem de patriğe bir siyasi hüviyet tanınmış olduğunun tescilidir.(7)

Türkiye'de 'devlet içinde devlet!..'

"Patrik resmi belgelere Konstantinopol'daki tahtın temsilcisi olduğunu belirtirek imza atıyor. Patrik, Alman Devlet Başkanı'na bir nişan verdi. Laik Türkiye Cumhuriyeti'nde bir Türk vatandaşının başka bir devletin temsilcisine dini nişan vermesi yasaktır. Patriğin verdiği nişan Aziz Andreas Haçı'dır. Çok anlamlı bir haçtır. Hırıstiyan alemeninde çok kutsal bir değeri vardır. Hıristiyanlık inanışına göre; Aziz Andreas, İsa'nın ilk havarisidir. Ve bizzat İsa tarafından Anadolu'yu Hıristiyanlaştırmakla görevlendirilmiştir. Şu yaşananlara bakıp Patrikhane'nin Türkiye'de 'devlet içinde devlet' olduğunu söylemeden geçemeyeceğim."(?)

DİPNOTLAR:

1. Nurettin Türsan, Yunan Sorunu, Ank. 1987, s.37 2. Dimitri Kitsikis, Yunan Propagandası. İst. 1963 s.22 3. Nurettin Türsan, a.g.e, s.41-42

4. Kadir Mısıroğlu, Yunan Mezalimi, İst. 1997, s.268 5. Kadir Mısıroğlu, a.g.e 6. G. Yetkin -M. Nureddin Yüksel, Türk düşmanı KAnlı Papazlar, Ankara 1964 s. 1115 (Bu vesika Rum ihanetlerini akıllara durgunluk veren maceralarla takip eden Ali Bey Ada'sının eski Belediye Reisi İzzet Esen tarafından ele geçirilmiştir.) 7. "Megalo İdea Yolunda Bir Adım Daha: Heybeliada'da Ruhban Okulu" Mesaj Dergisi Yıl: 3 Sayı: 142, 6-12 Eylül 1994, s. 16-25

8. Dini ve Milli Bütünlüğümüze Yönelik Tehditler, Prof. Dr. Haydar Baş, İcmal yay. İst. 2000 s.69-70

Oğuz KÖRO?LU

Gülistan Doku soruşturmasında sınıf arkadaşının ifadesine ulaşıldı: "Çok üzgün, bitkin ve çaresiz görünüyordu"

Tunceli'de 5 Ocak 2020'den itibaren haber alınamayan üniversite öğrencisi Gülistan Doku ile ilgili yürütülen soruşturmada tanık olarak dinlenen G.İ'nin savcılık ifadesine ulaşıldı

21.07.2026 18:20:00 / Güncelleme: 21.07.2026 20:50:32
AA
 
Gülistan Doku soruşturmasında sınıf arkadaşının ifadesine ulaşıldı: "Çok üzgün, bitkin ve çaresiz görünüyordu"
Gülistan Doku soruşturmasında sınıf arkadaşının ifadesine ulaşıldı: "Çok üzgün, bitkin ve çaresiz görünüyordu"

Doku'nun sınıf arkadaşı G.İ, Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) üzerinden Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığına verdiği ifadesinde, Gülistan Doku ile 2018 yılında Munzur Üniversitesi Çocuk Gelişimi Bölümü'nde öğrenim görmeye başladıklarını anlattı.

Doku ile Atatürk Mahallesi'nde bulunan farklı binalardaki yurtlarda kaldığını belirten G.İ, "Gülistan Doku adaletli, merhametli, neşeli çok iyi bir kızdı. Siyasetle ilgisi yoktu. Okuluna gelip giderdi. Son dönemlerde KPSS'ye hazırlanıyordu. Bunun için kitaplar almıştı. Hedefleri ve hayalleri vardı. Asla intihar edecek bir kız değildi. Okul dışındaki zamanlarda kafelerde, restoranlarda garson olarak çalışırdı." beyanında bulundu.

G.İ, Doku'nun erkek arkadaşı Zeinal Abakarov'un kıskançlık nedeniyle genç kızı kısıtladığını iddia ederek, şunları kaydetti:

"Mesela Gülistan'la biz stajdan çıktıktan sonra bir yere gitmek istediğimizde Zeinal'a sorardı. Ancak Zeinal gitmesine izin vermezdi. Hiçbir yere gitmesine izin vermiyordu. Tartışmaları da genellikle bu sebeple oluyordu. Çok ayrılıp barışıyorlardı ancak Gülistan Doku kaybolmadan bir gün önce yani 4 Ocak 2020 günü Zeinal'ın evine neden gitti ben de anlam veremedim. Çünkü o tarihe kadar ilk defa çok uzun süredir ayrılardı. Hatırladığım kadarıyla Aralık 2019 ortalarından itibaren hiç irtibatları olmadı. Ancak Zeinal ile Gülistan'ın kaybından sonra görüştüğümde bana 'ne yaptıysa o kendisine bunu yaptı, her şey onun yüzünden oldu, annemle babam da kavga etti' demişti. O dönem Gülistan'ın derdine düştüğümüz için Zeinal'a kendisine ne yaptığını, neden her şeyin onun yüzünden olduğunu sormak aklıma gelmedi. Sonrasında da herkes Zeinal'dan şüphelendiği için onunla bir daha diyaloğa girmedim."

Doku'yu hastaneye götürmüş

Şüpheli Mustafa Türkay Sonal ve Umut Altaş'ı tanımadığını savunan G.İ, şunları söyledi:

"Gülistan kaybolmadan önceki haftalarda çok üzgün, bitkin, solgun ve çaresiz görünüyordu. Çok zayıflamıştı. Hatta tarihini hatırlamıyorum ancak 2019 aralık ayında bir gün Gülistan çok hastaydı, ayakta duramıyordu ve çok mide bulantısı vardı. Bana kendisini hastaneye götürüp götüremeyeceğimi sordu. Ben kendisini hastaneye götürdüm. Hastaneye giderken de 'kusacağım' diyordu, kendini zor tutuyordu. Karın ağrısı da vardı. Ancak doktorun odasına beni almadılar, kendisi girdi. Gülistan yatış istedi ancak doktor bunu kabul etmemiş. Neyi olduğunu sorduğumda bana hiçbir şey söylemedi. Başı dönüyordu, midesi bulanıyordu, karnı ağrıyordu ve çok solgun görünüyordu. Ben Gülistan'a neyin var diye sorduğumda cevap vermedi. O günden birkaç gün sonra Gülistan tekrar hastaneye gittiyse bundan benim haberim yoktur. Ondan sonraki günler hatırladığım kadarıyla biraz daha iyi görünüyordu. Ancak bitkinlik, solgunluk hali devam ediyordu ve yemekhanede yemek yediğimiz zamanlar 'yediğim şeyler kokuyor gibi midemi bulandırıyor' diyordu. İştahsızdı. Çok az yiyip bırakıyordu."

Gebelik testi yaptırdığından haberi olmamış

Gülistan Doku'nun gebelik testi yaptırdığından haberi olmadığını öne süren G.İ, "Hamile olup olmadığından da şüphelenmedim. Ancak 2019'un kış ayında mide bulantısı, karın ağrısı, kusma ve baş dönmesi yaşayıp onu hastaneye götürdüğümde Zeinal ile uzun süredir ayrı olduklarını bildiğim için hamile olacağına dair ihtimal vermedim." bilgilerini verdi.

Doku soruşturması kapsamında bugün Tunceli ve Erzurum cumhuriyet başsavcılıklarının talimatları doğrultusunda Elazığ, Malatya, Ankara, İstanbul ve Tunceli'de eş zamanlı operasyonlar düzenlenmiş, aralarında eski Tunceli Valisi Tuncay Sonel'in eşi Handan Sonel ile Doku'nun telefonuna müdahale ettiği değerlendirilen bilişim şirketinin sahibi, 3 doktor, 1 hemşire, 1 bilgi işlem görevlisi, 5 veri giriş personeli, 1 iş insanı ve 2 güvenlik korucusu gözaltına alınmıştı.

12 zanlı tutuklanmıştı

Üniversite öğrencisi kızları Gülistan Doku'dan 5 Ocak 2020'den itibaren haber alamayan ailesi, memleketleri Diyarbakır'dan Tunceli'ye gelerek 6 Ocak 2020'de emniyete kayıp başvurusunda bulunmuş, başlatılan arama çalışmalarından sonuç elde edilememişti.

Ulaşılan yeni bilgiler doğrultusunda Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığınca "kasten öldürme", "cinsel saldırı", "suç delillerinin gizlenmesi-yok edilmesi", "bilişim sistemine hukuka aykırı olarak girmek suretiyle verileri yok etme-bozma", "kişiyi hürriyetinden yoksun kılma", "suçu bildirmeme" ve "suçluyu kayırma" suçlarından yürütülen soruşturma kapsamında 17 şüpheli gözaltına alınmıştı.

Zanlılardan dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel, Tuncay Sonel'in oğlu Mustafa Türkay Sonel, Doku'nun SIM kartındaki verileri sildiği iddia edilen eski polis Gökhan Ertok, hastane kayıtlarını sildiği iddia edilen dönemin Tunceli Devlet Hastanesi Başhekimi Çağdaş Özdemir, eski Tunceli İl Özel İdaresi çalışanı Erdoğan Elaldı, Celal Altaş, Nurşen Arıkan, Ferhat Hanedan Güven, Doku'nun erkek arkadaşı Zeinal Abakarov, annesi Cemile Yücer ve eski polis olan üvey babası Engin Yücer ile Tuncay Sonel'in o dönem koruma polisliğini yapan Şükrü Eroğlu tutuklanmış, Uğurcan A, Munzur Üniversitesinin güvenlik kameralarından sorumlu Savaş G. ve Süleyman Ö. ile hastane kayıtlarını sildiği iddia edilen B.Y. ve Y.E, haklarında yurt dışına çıkış yasağı kararı verilerek adli kontrol şartıyla serbest bırakılmıştı.

Soruşturmada, kırmızı bültenle aranan firari şüpheli Umut Altaş ise ABD'de gözaltına alınmıştı.

Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığınca, eski Tunceli Valisi Tuncay Sonel hakkında yürütülen soruşturma çerçevesinde dönemin Tunceli Emniyet Müdürü Yılmaz Delen, tanık olarak ifadeye çağrılmıştı. 

DABİS artık İŞKUR Mobil'de

Öğrenciler ve veliler tercihlerini artık iş gücü piyasası verileriyle destekleyebilecek

21.07.2026 14:20:00
Haber Merkezi
 
DABİS artık İŞKUR Mobil'de
DABİS artık İŞKUR Mobil'de
Lise ve üniversite tercih döneminde gençlerin eğitim ve kariyerlerine ilişkin daha bilinçli kararlar verebilmelerini desteklemek amacıyla Danışman Bilgi Sistemi (DABİS), İŞKUR Mobil uygulaması üzerinden öğrenci ve velilerin erişimine açıldı.

LGS'ye giren yaklaşık 1 milyon ve YKS'ye giren yaklaşık 2.5 milyon olmak üzere toplamda 3.5 milyon genci ilgilendiren süreçte, veriye dayalı kariyer rehberliği hizmetlerinin daha geniş kitlelere ulaştırılması hedefleniyor. DABİS'in İŞKUR Mobil uygulamasına taşınmasıyla birlikte öğrenciler, veliler ve mezunlar mesleki alanlar ile üniversite bölümlerine ilişkin iş gücü piyasası göstergelerine doğrudan erişebilecek.

DABİS tercih döneminde öğrencilerin okul ve bölüm seçimine katkı sunuyor

İŞKUR İş ve Meslek Danışmanları ile Millî Eğitim Bakanlığına bağlı rehber öğretmenler aracılığıyla sunulan DABİS sayesinde kullanıcılar, mesleki alanlar ve üniversite bölümleri hakkında kapsamlı bilgi edinebilecek. Sistem, eğitim tercihlerini yalnızca mevcut eğitim seçenekleri üzerinden değil, mezuniyet sonrasında karşılaşılabilecek iş gücü piyasası koşulları dikkate alınarak değerlendirmeye imkân sağlayan güvenilir bir kariyer rehberliği altyapısı sunuyor. DABİS'in İŞKUR Mobil uygulaması üzerinden erişime açılmasıyla veriye dayalı kariyer rehberliği hizmetleri daha kapsayıcı ve erişilebilir hâle getirildi.

Mesleki alanlar ile ön lisans ve lisans programlarından mezun olan kişilerin eğitimden çalışma hayatına geçiş süreçlerini farklı yönleriyle ortaya koyan DABİS, kapsamlı bir kariyer bilgi sistemi niteliği taşıyor.

Sistemde;

• İş bulma süresi,

• Ücret dağılımı,

• Ortalama çalışılan işyeri sayısı,

• İstihdam oranı,

• Girişimcilik oranı,

• Girişim yaşam süresi,

• Akademide çalışma oranı,

• Sektör bazında dağılım

gibi mesleki alanı tercih edecekler için 14 gösterge, üniversite bölümü tercih edecekler için 15 gösterge yer alıyor. 

Kullanıcılar sistem üzerinden farklı mesleki alanları, üniversiteleri ve bölümleri karşılaştırabiliyor; böylece tercih etmeyi düşündükleri alanlara ilişkin istihdam, ücret, iş bulma, kariyerde ilerleme ve girişimcilik görünümünü bütüncül biçimde inceleyebiliyor.

DABİS'te yer alan farklı birçok gösterge, mesleki alanları ve bölümleri tanıma fırsatı sunuyor

DABİS'te sunulan göstergeler; Yükseköğretim Kurulundan (YÖK) ve Millî Eğitim Bakanlığından (MEB) alınan lise ve üniversite mezun bilgileri ile Sosyal Güvenlik Kurumundan (SGK) alınan 2010-2024 yılları arasındaki çalışan bilgilerinin anonimleştirilerek eşleştirilmesiyle oluşturulan mikro veri setlerinin analizine dayanıyor. Bu kapsamda farklı kurumlardan elde edilen eğitim, sosyal güvenlik ve istihdam verileri belirli metodolojik kurallar çerçevesinde bir araya getirilerek iş gücü piyasası göstergeleri oluşturuluyor.

Meslek lisesi ve yükseköğretim mezunlarına ilişkin göstergeler, mezunların yalnızca bir işe girip girmediğini değil, çalışma hayatındaki devamlılıklarını ve mesleki hareketliliklerini de ortaya koyuyor. Mesleki alan ve üniversite bölüm bazında hesaplanan istihdam oranı göstergesiyle mezunların güncel yıl içerisindeki istihdam oranları görülebilirken, mesleki alan bazındaki bölgesel istihdam oranı göstergesiyle de mezunların eğitim aldıkları ilde istihdam edilme durumları incelenebiliyor.

İlk iş bulma süresi de tercih sürecinde gençlerin en fazla merak ettiği başlıklardan biri olarak öne çıkıyor. DABİS'te mezunların ilk işlerine ne kadar sürede yerleştikleri ayrıntılı biçimde gösteriliyor. Bu kapsamda, mezuniyetten önceki altı ay içinde çalışmaya başlayanlar ile mezuniyet sonrasındaki ilk altı ayda, altı-on iki ay arasında ve on iki aydan daha uzun sürede iş bulanlar ayrı ayrı değerlendiriliyor. Böylece öğrenciler, tercih etmeyi planladıkları mesleki alan veya üniversite bölümünden mezun olan kişilerin çalışma hayatına ne kadar sürede geçiş yaptığını karşılaştırmalı olarak inceleyebiliyor.

Yükseköğretim mezunlarına ilişkin göstergeler üniversite ve bölüm bazında hesaplanıyor. Sistem, ön lisans ve lisans programlarından mezun olanların iş gücü piyasasındaki durumunu çok boyutlu olarak ortaya koyuyor. Üniversite mezunlarının girişimcilik durumu da sistemde ayrı bir gösterge olarak yer alıyor. Mezuniyetten önceki altı ay ile mezuniyet sonrasındaki çalışma yaşamında kendi girişimini kuran mezunların oranları bölüm ve üniversite bazında hesaplanıyor. Bunun yanı sıra mezunların kariyerleri boyunca kaç farklı iş yerinde çalıştıkları ve girdikleri bir işte ortalama ne kadar süre kaldıkları da kullanıcıların incelemesine sunuluyor.

DABİS üzerinden üniversite mezunlarının bir işten ayrıldıktan sonra yeni bir işe geçiş süreleri, kurdukları girişimlerin faaliyetlerini ne kadar süre devam ettirdiği, çalıştıkları sektörler ve işletme büyüklükleri de incelenebiliyor. Böylece bir bölümün mezunlarının yalnızca işe girme oranı değil, çalışma hayatında hangi sektörlerde ve hangi ölçeklerdeki işletmelerde yoğunlaştığı da görülebiliyor.

Mezuniyet sonrası çalışma hayatına ilişkin bir öngörü sağlıyor

DABİS, gençlerin yerine tercih yapan bir sistem olma özelliği taşımıyor. Sistemde yer alan göstergeler tek başına kesin bir iş veya ücret garantisi sunmuyor. Geçmiş dönemlerde mezun olan kişilere ait toplulaştırılmış veriler üzerinden genel bir iş gücü piyasası görünümü sunan sistem, ekonomik koşulların, bireysel yetkinliklerin, yabancı dil bilgisinin, iş deneyiminin, yaşanılan bölgenin ve kişisel tercihlerin mezuniyet sonrasındaki kariyer sonuçlarını etkileyebileceği gerçeğini de göz önünde bulunduruyor.

DABİS, öğrencilerin yalnızca "Hangi bölümü kazanabilirim?" sorusuna değil, "Bu alandan mezun olduğumda beni nasıl bir çalışma hayatı bekleyebilir?" sorusuna da cevap bulmalarına katkı sağlıyor. Kullanıcılar, tercih etmeyi düşündükleri mesleki alan veya üniversite bölümüne ilişkin mezunların iş bulma sürelerini, çalışma devamlılıklarını, ücret dağılımlarını, girişimcilik eğilimlerini ve yoğun olarak çalıştıkları sektörleri karşılaştırabiliyor. Böylece eğitim tercihleri daha fazla veriye dayalı ve daha bilinçli şekilde yapılabiliyor.

Dijital hizmetlerin yanı sıra yüz yüze kariyer danışmanlığı hizmetleri de kesintisiz şekilde devam ediyor. İŞKUR İl Müdürlükleri ve Hizmet Merkezlerinde görev yapan İş ve Meslek Danışmanları, tercih döneminde öğrencilere ve velilere bireysel kariyer danışmanlığı hizmeti sunmayı sürdürüyor.

2020 yılından bu yana Cumhurbaşkanlığı koordinasyonunda uygulanan DABİS platformu, 2025 yılı Temmuz ayında İŞKUR'a devredildi. Devir sürecinin ardından sistem, 81 ilde görev yapan İŞKUR İş ve Meslek Danışmanları ile Millî Eğitim Bakanlığına bağlı rehber öğretmenler tarafından aktif olarak kullanılmaya devam ediyor. İŞKUR Mobil uygulamasıyla birlikte bu hizmet artık yalnızca danışmanlar ve rehber öğretmenler aracılığıyla değil, öğrenciler, veliler ve mezunlar tarafından da doğrudan erişilebilir hâle geldi.

DABİS ile veriye dayalı kariyer rehberliği hizmetlerinin daha geniş kitlelere ulaştırılması, tercih süreçlerinde doğru ve güvenilir bilgiye erişimin artırılması ve gençlerin eğitim ile çalışma hayatına ilişkin kararlarını iş gücü piyasası verileri ışığında desteklemeleri amaçlanıyor.

Peki, öğrenci ve veliler sisteme nasıl erişebilecek?

Kullanıcıların sisteme erişim için öncelikle IOS ve Android marketlerden İŞKUR Mobil uygulamasını indirmeleri ve profil oluşturduktan sonra Danışman Bilgi Sistemi'ne girerek mesleki alanlar için Ortaöğretim, üniversite bölümleri için Yükseköğretim sekmelerini seçmeleri gerekiyor.

2026-YKS şampiyonları belli oldu

ÖSYM Başkanı Bayram Ali Ersoy, bugün açıklanan 2026-YKS sonuçlarının ardından Türkiye birincilerini ilan etti. Sınavda iki büyük okul zirveye damga vururken, 2 soru da iptal edildi. İşte şampiyonlar…

21.07.2026 14:00:00
Haber Merkezi
 
2026-YKS şampiyonları belli oldu
2026-YKS şampiyonları belli oldu
Milyonlarca adayın üniversite hayalini belirleyen 2026 Yükseköğretim Kurumları Sınavı (YKS) sonuçları bugün (21 Temmuz 2026) resmen açıklandı. Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM) tarafından sabah 05.50'de adayların erişimine sunulan sonuçların ardından, sınavın şampiyonları da belli oldu.

ÖSYM Başkanı Prof. Dr. Bayram Ali Ersoy tarafından paylaşılan verilere göre, bu yılki sınav oturumlarında üstün başarı göstererek tam puan alan 11 öğrenci Türkiye birinciliği kürsüsüne oturdu. Şampiyonluk tablosunda İstanbul'un köklü liseleri ağırlığını koyarken, Eskişehir ve Şanlıurfa da birinci çıkaran iller arasında yer aldı.


Kabataş Erkek ve Kartal İmam Hatip Liseleri zirveye ambargo koydu


Açıklanan resmi verilere göre, Alan Yeterlilik Testleri'nde (AYT) sözel, sayısal ve eşit ağırlık alanlarındaki birinciliklerin tamamı İstanbul'daki iki liseden çıktı. Kabataş Erkek Lisesi 3 şampiyon, Kartal Anadolu İmam Hatip Lisesi ise 2 şampiyon çıkararak 2026-YKS'nin en başarılı eğitim kurumları olarak tarihe geçti.

İşte puan türlerine göre 2026-YKS şampiyonlarının tam listesi, illeri ve mezun oldukları okullar:

2026-YKS Şampiyonları (TYT, AYT, YDT)

TYT Birincileri: İlker Uyanıker (YTÜ Maçka MTAL-İstanbul), Abdullah Uslu (Eskişehir Fatih Fen Lisesi), Miraç Koşar (Şanlıurfa Fen Lisesi), Doğa Erdemir (Kadıköy Anadolu Lisesi), Şerif Efe Dartar (Kabataş Erkek Lisesi).

AYT Birincileri: Şerif Efe Dartar (Sayısal-Kabataş), Enes Salahaddin Coşkun (Sözel-Kartal AİHL), Tuğşem Bahar (Eşit Ağırlık-Kabataş).

YDT Birincileri: Eylül Uyar (Almanca-Kabataş), Ammar Moataz Mohamed Ibrahim Mahmoud (Arapça-Kartal AİHL), Sena İlhan (Fransızca-Açık Lise), Doğa Erdemir (İngilizce-Kadıköy), Ela Demirel (Rusça-Ahmet Keleşoğlu Fen Lisesi).


İki soru iptal edildi: Matematik sorusu değerlendirme dışı


ÖSYM, madde analizleri ve yargı kararları sonucunda 2 sorunun iptal edildiğini açıkladı. AYT Türk Dili ve Edebiyatı-Sosyal Bilimler-1'deki 20. soru ile Matematik Testi'ndeki 23. soru değerlendirme dışı bırakılarak puanlama yapıldı.

Bu arada ÖSYM verilerine göre, sınava katılımda kadın adaylar erkekleri geçti. TYT doğru cevap ortalamaları: Türkçe (40 soru) 20,5; Sosyal Bilimler (20 soru) 10,2; Temel Matematik (40 soru) 6,8; Fen Bilimleri (20 soru) 4,3 olarak gerçekleşti.


Tercih maratonu 29 Temmuz'da başlıyor


Adaylar için en kritik süreç olan üniversite tercih tarihleri de netleşti. ÖSYM internet sitesi üzerinden yapılacak olan 2026-YKS tercih işlemleri 29 Temmuz - 10... tarihleri arasında gerçekleştirilecek. Uzmanlar, yığılma ve başarı sıralamalarını dikkate alarak tercih yapılması konusunda öğrencileri uyarıyor.

Tarım ve Orman Bakanlığından "çekirge istilası" açıklaması

Tarım ve Orman Bakanlığı, yapılan inceleme ve takipler sonucunda İstanbul ve Tekirdağ başta olmak üzere Marmara Bölgesi'nde tarımsal üretimi tehdit eden herhangi bir çekirge istilası veya ekonomik zarar oluşturan çekirge popülasyonunun tespit edilmediğini bildirdi

21.07.2026 12:00:00
Anadolu Ajansı
 
Tarım ve Orman Bakanlığından "çekirge istilası" açıklaması
Tarım ve Orman Bakanlığından "çekirge istilası" açıklaması

Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, son günlerde bazı basın yayın organları ve sosyal medya platformlarında İstanbul ve çevre illerde "çekirge istilası" yaşandığı yönünde paylaşımlar yapıldığı aktarıldı.

Bakanlık tarafından bu konuda inceleme yapıldığına işaret edilen açıklamada, "Bakanlık ekiplerimizce yapılan inceleme ve takipler sonucunda İstanbul ve Tekirdağ başta olmak üzere Marmara Bölgesi'nde tarımsal üretimi tehdit eden herhangi bir çekirge istilası veya ekonomik zarar oluşturan çekirge popülasyonu tespit edilmemiştir." ifadesi kullanıldı.

Açıklamada, kamuoyuna yansıyan görüntülerde yer alan çekirgelerin yapılan tür teşhislerinde, bunların tamamının Türkiye'de doğal olarak bulunan yerli popülasyonlara ait olduğuna dikkat çekilerek, şunlar kaydedildi:

"İddia edildiği gibi Balkanlar'dan, Afrika'dan veya başka bir bölgeden ülkemize ulaşan sürü halinde bir çekirge istilası söz konusu değildir. İstanbul'da tespit edilen türün ise tarımsal üretime zarar veren çekirge olmadığı, aksine tarımsal zararlılarla beslenerek biyolojik dengeye katkı sağlayan beyaz yüzlü çalı çekirgesi (decticus albifrons) olduğu belirlenmiştir."

"Bu durum doğal bir süreç"

Türkiye'de çok sayıda çekirge türünün doğal olarak yaşadığına değinilen açıklamada, iklim koşulları ve özellikle yumurtlama dönemlerine bağlı olarak bazı türlerin popülasyonlarında dönemsel artışların görülebildiği, bu türlerin rüzgarın etkisiyle yerleşim alanlarına taşınabildiği ve sıcak havalarda ışığa yönelmeleri nedeniyle vatandaşlarca daha sık fark edilebildiği belirtildi.

Bu durumun doğal bir süreç olduğu, bir istila anlamına gelmediği vurgulanan açıklamada, şunlara yer verildi:

"Bakanlık olarak çekirge popülasyonları, Yıllık Bitki Sağlığı Mücadele Programı kapsamında 81 ilimizde görev yapan teknik ekiplerimiz tarafından düzenli izlenmektedir. Son günlerdeki ihbarlar üzerine İstanbul ve Tekirdağ'daki çalışmalarımız ayrıca yoğunlaştırılmıştır. Tarımsal üretime zarar verebilecek türlerin ekonomik zarar eşiğine ulaşması halinde gerekli mücadele çalışmaları vakit kaybetmeden uygulanmaktadır. Mevcut durumda ise bu mücadeleyi gerektirecek herhangi bir durum bulunmamaktadır. Bakanlığımız, bitkisel üretimin korunmasına yönelik izleme, sürvey ve mücadele çalışmalarını bilimsel esaslar doğrultusunda gerçekleştirmeye devam edecektir."

Avcılar'da metrobüste yangın

Avcılar'da metrobüsün motor kısmında yangın çıktı. Yolcular kısa sürede tahliye edilirken, yangın söndürüldü

21.07.2026 10:56:00
İhlas Haber Ajansı
 
Avcılar'da metrobüste yangın
Avcılar'da metrobüste yangın
Avcılar Mustafa Kemalpaşa'da seyir halinde olan metrobüsün motor kısmında yangın çıktı. Yangın nedeniyle metrobüste bulunan yolcular tahliye edildi.

Olay yerine polis ekipleri sevk edildi. Görevlilerin müdahalesi sonrası yangın söndürülerek soğutma çalışması yapıldı. Yangın nedeniyle metrobüs seferlerinde aksamalar yaşandı. Metrobüs, İETT'ye ait çekici ile olay yerinden çekildi.

Boşanma davalarında temizleme oranı yüzde 102'yi aştı

Adalet Bakanlığı Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğü verilerine göre, 2025'te aile mahkemelerinde görülen davaların temizleme oranı yüzde 102,1 olarak gerçekleşti

 

21.07.2026 10:40:00
Anadolu Ajansı
 
Boşanma davalarında temizleme oranı yüzde 102'yi aştı
Boşanma davalarında temizleme oranı yüzde 102'yi aştı

Adalet Bakanlığı, Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğünün boşanma, nafaka, velayet, ayrılık ve evlenmenin iptali davalarına ilişkin 2016 ile 2025 yılları arasındaki istatistik verilerini açıkladı.

Buna göre, 2025'te ilk derece mahkemelerine 309 bin 479 boşanma davası geldi. Boşanma davalarında 2025'te verilen karar sayısı, yıl içinde açılan dosya sayısını geçti. 2016'da yüzde 92,9 olan temizleme oranı, geçen yıllardan devreden davalara ilişkin kararlarla birlikte yüzde 102,1'e ulaştı.

Evlenmenin iptali davalarında ise 2025'te 349 yeni dava açıldı. Dosya temizleme oranı da yüzde 120,1 olarak kayıtlara geçti.

Yıl içinde açılan davadan fazla dosyada karar verildi

Müdürlüğün 10 yıllık verilerine göre, nafaka davalarında yüzde 88 olan dosya temizleme oranı, 2025'te yüzde 108,2'ye yükseldi.

Velayet davalarında ise 2016'da yüzde 68,8 olan dosya temizleme oranı, 2025'te 103,3'e çıktı.

Aynı dönemde evlenmenin iptali davalarında temizleme oranı yüzde 112,7'den yüzde 120,1'e, ayrılık davalarında ise yüzde 79,1'den yüzde 106,8'e yükseldi.

Veriler, 2025'te boşanma ve boşanmayla ilişkili davalarda mahkemelere yıl içinde gelen dosya sayısından daha fazla dosyanın karara bağlandığını ortaya koydu.

Trafik ışıklarında bekleyen araca çarptı: 2 ölü, 2 yaralı

Adana'nın Pozantı ilçesinde, otomobilin trafik ışıklarında bekleyen araca çarpması sonucu 2 kişi öldü, 2 kişi yaralandı

 

21.07.2026 10:36:00
Anadolu Ajansı
 
Trafik ışıklarında bekleyen araca çarptı: 2 ölü, 2 yaralı
Trafik ışıklarında bekleyen araca çarptı: 2 ölü, 2 yaralı

Metehan Sargın (24) idaresindeki 01 BAP 820 plakalı otomobil, D-750 kara yolunda trafik ışıklarında bekleyen Kemal Ege'nin kullandığı 34 VT 6666 plakalı otomobile çarptı.

İhbar üzerine olay yerine polis, itfaiye ve sağlık ekipleri sevk edildi.

Kazada sürücü Sargın öldü, diğer araçtaki Caner Ege, Kemal Ege ve Emre Çakmakcı yaralandı.

Üç yaralı, sağlık ekiplerinin ilk müdahalesinin ardından ambulanslarla 80. Yıl Pozantı Devlet Hastanesi'ne kaldırıldı.

Sürücü Sargın'ın araçta sıkışan cansız bedeni, itfaiye ekiplerince çıkarılarak hastane morguna kaldırıldı.

Yaralılardan Caner Ege ise sevk edildiği Adana Şehir Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde müdahaleye rağmen kurtarılamadı.

2026-YKS'de 2 soru iptal edildi


 
ÖSYM, "21 Haziran 2026 tarihinde uygulanan 2026-YKS 2. Oturum Alan Yeterlilik Testleri'nin Türk Dili ve Edebiyatı-Sosyal Bilimler-1 Testi Temel Soru Kitapçığı'nda yer alan 20 numaralı sorunun iptal edilmesine karar verilmiş olup Matematik Testi Temel Soru Kitapçığı'nda yer alan 23 numaralı soru ise yargı kararı gereği iptal edilerek değerlendirme işlemleri yapılmıştır" açıklamasını yaptı.
 

21.07.2026 07:14:00 / Güncelleme: 21.07.2026 07:52:41
HABER MERKEZİ/AA
 
 2026-YKS'de 2 soru iptal edildi
 2026-YKS'de 2 soru iptal edildi

Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM), 2026 Yükseköğretim Kurumları Sınavı'nda (2026-YKS) 2 sorunun iptal edilerek değerlendirme işlemlerinin yapıldığını bildirdi.



ÖSYM'nin internet sitesinde yer alan duyuruda, şu ifadeler kullanıldı: "20-21 Haziran 2026 tarihlerinde uygulanan 2026-YKS'nın madde analizleri incelenmiş, cevap anahtarlarının kontrolleri tamamlanmış, itirazlar bilimsel açıdan değerlendirilmiş ve 21 Haziran 2026 tarihinde uygulanan 2026-YKS 2. Oturum Alan Yeterlilik Testleri'nin Türk Dili ve Edebiyatı-Sosyal Bilimler-1 Testi Temel Soru Kitapçığı'nda yer alan 20 numaralı sorunun iptal edilmesine karar verilmiş olup Matematik Testi Temel Soru Kitapçığı'nda yer alan 23 numaralı soru ise yargı kararı gereği iptal edilerek değerlendirme işlemleri yapılmıştır."

 

Ahbap Derneği soruşturmasında yeni gelişme: Oğuzhan Uğur'un da aralarında bulunduğu 9 zanlı tutuklandı

"Ahbap Derneği adına toplanan bağışların şüphelilerin hesaplarına aktarıldığı" iddiasına ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında gözaltına alınan Oğuzhan Uğur'un da aralarında bulunduğu 9 şüpheli tutuklandı

21.07.2026 05:00:00
AA
 
Ahbap Derneği soruşturmasında yeni gelişme: Oğuzhan Uğur'un da aralarında bulunduğu 9 zanlı tutuklandı
Ahbap Derneği soruşturmasında yeni gelişme: Oğuzhan Uğur'un da aralarında bulunduğu 9 zanlı tutuklandı

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında gözaltına alınan ve Çağlayan'daki İstanbul Adliyesi'ne sevk edilen 10 şüphelinin sulh ceza hakimliğindeki işlemleri tamamlandı.

Sulh ceza hakimliği, şüpheliler Oğuzhan Uğur, Gülgün Öztürk, Suzan Düşküner, Emir Taşar, Emre Kartaloğlu, Hüseyin Küçük, Fatih Eke, Muharrem Karataş ve Ersin Gökgün'ün tutuklanmasına karar verdi.

Hakimlik, şüpheli Özgür Ömer Güner hakkında ise adli kontrol tedbiri uygulanmasına hükmetti.

Operasyon

İstanbul Emniyet Müdürlüğü Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünce, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde, "suç işlemek amacıyla örgüt kurma", "nitelikli dolandırıcılık" ve "suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama" suçlarının önlenmesi ile şüphelilerin yakalanmasına yönelik çalışma yürütülmüştü.

Bu kapsamda, Ahbap Derneği çalışanlarına yönelik hazırlanan MASAK raporları, hesap hareketleri incelemeleri ile teknik ve fiziki takip çalışmaları sonucunda, şüphelilerin mali profilleriyle uyumsuz yüksek tutarlı para hareketlerinin bulunduğu, aralarında yüksek miktarlı para transferleri gerçekleştirildiği, şans oyunları hesaplarına yüksek meblağlarda para aktararak bahis oynadıkları ve bu yolla yüksek miktarlarda para kaybettikleri, ayrıca kısa süre içerisinde aralarında zincirleme şekilde çok sayıda tapu devir işlemi gerçekleştirdikleri tespit edilmişti.

Yürütülen soruşturma kapsamında, Ahbap Derneği üyesi ve dernek çalışanlarıyla bağlantılı olduğu belirlenen, aralarında derneğin kurucusu şarkıcı Haluk Levent'in de yer aldığı 17 şüpheli, 12 Temmuz'da düzenlenen operasyonla gözaltına alınmış, çalışmaların devamında 9 zanlı daha yakalanmıştı.

Şüphelilerden 1'i emniyetteki işlemlerinin ardından bırakılırken, adliyeye sevk edilen 25 şüpheliden aralarında Haluk Levent'in de bulunduğu 14'ü tutuklanmış, 11 şüpheli hakkında ise adli kontrol tedbiri uygulanmıştı.

İstanbul İl Jandarma Komutanlığı Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünce İstanbul, İzmir, Kocaeli ve Muğla'da düzenlenen eş zamanlı operasyonda ise 17 şüpheli gözaltına alınmıştı.

Adliyeye sevk edilen 12 şüpheliden 4'ünün tutuklanmasına, 8'i hakkında ise adli kontrol tedbiri uygulanmasına karar verilmişti. Böylece soruşturma kapsamında toplam tutuklu sayısı 18'e yükselmişti.

Soruşturma kapsamında, derneğin ve bazı şüphelilerin mal varlıklarına el konulmuştu.

Ayrıca soruşturma kapsamında Oğuzhan Uğur'un da aralarında bulunduğu 10 kişi gözaltına alınmıştı.

Emniyetteki işlemlerinin ardından Çağlayan'daki İstanbul Adliyesi'ne götürülen 10 şüphelinin savcılıkta ifadeleri alınmıştı.

İfade işlemlerinin ardından şüphelilerden Oğuzhan Uğur, Gülgün Öztürk, Suzan Düşküner, Emir Taşar, Emre Kartaloğlu, Hüseyin Küçük, Fatih Eke, Muharrem Karataş ve Ersin Gökgün "hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma" ve "suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama" suçlarından tutuklama talebiyle sulh ceza hakimliğine sevk edilmişti.

Şüpheli Özgür Ömer Güner ise adli kontrol talebiyle hakimliğe gönderilmişti. AA

Yine kırmızı bülten yine Türkiye

Muğla'nın Bodrum ilçesinde, Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) ve emniyet ekiplerinin ortak operasyonunda, İnterpol tarafından kırmızı bültenle aranan İran uyruklu Kasra Ashrafi gözaltına alındı

20.07.2026 22:18:00
Anadolu Ajansı
 
Yine kırmızı bülten yine Türkiye
Yine kırmızı bülten yine Türkiye

Muğla'nın Bodrum ilçesinde, Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) ve emniyet ekiplerinin ortak operasyonunda, İnterpol tarafından kırmızı bültenle aranan İran uyruklu Kasra Ashrafi gözaltına alındı.

MİT'in yürüttüğü istihbari çalışmalar sonucunda uluslararası düzeyde uyuşturucu ticareti suçlamasıyla aranan Kasra Ashrafi'nin Bodrum'da bulunduğu tespit edildi.

Belirlenen adrese MİT ile emniyet birimlerince operasyon düzenlendi.

Operasyonda Ashrafi, gözaltına alındı.

Adreste yapılan aramada 45 bin avro, bir soğuk kripto cüzdan, altın ziynet eşyaları, iki kol saati ve altı cep telefonu ele geçirildi.

Operasyon sırasında Ashrafi'nin yanında bulunan eşi Fatima Dhahri'nin de "uyuşturucu üretmek ve satmak" suçlarından Türkiye'ye giriş yasağı bulunduğu belirlendi.

Emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen Kasra Ashrafi, çıkarıldığı hakimlikçe tutuklandı.

logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.