HOŞGELDİNİZ! BUGÜN 25 MAYIS 2022, ÇARŞAMBA

Talih dönerse; yel götürür, sel götürür el götürür

01.05.2018 00:00:00
Büyük Ortadoğu Projesi ile, 22 İslam ülkesinin rejimi ve sınırları değişecek.
Sayın Cumhurbaşkanımız bu projenin eş başkanı olduğunu açıkladı. Görevini bıraktı mı bilmiyoruz. Görevi aldığını kendi ağzından duyduk ama görevi bıraktığını duymadık. Gerek bölgede, gerekse ülkemizde yaptıklarına bakarsak bırakmış gözükmüyor. 
22 ülkenin içinde Türkiye de var. Türkiye'de rejim değişti, ancak bu değişim şimdilik sallantıda, kalıcı hale gelmesi önümüzdeki seçimlere bağlı. "Parlamenter sisteme döneceğiz" diyenler seçilmez ise kalıcı hale gelecek. Sınırlarının değişmesi için Türkiye'nin karışması gerek. Geldiğimiz nokta itibariyle ülkenin karışması da an meselesi
Parlamenter sistemden Türk Tipi Başkanlık Sistemine geçiyoruz. Bu sistem hayata geçerse ne olacak? 
Devlet yönetiminde 3 temel güç, üç temel kuvvet vardır. Yasama, Yürütme, Yargı. Kuvvetler ayrılığının güçlü olduğu ülkeler demokratik olur. Kuvvetler ayrılığının zayıf olduğu ülkeler antidemokratik olur. Bu üç kuvvetin bir kişide toplayan ülkeler ise krallık olur. Bu bilgiler ışığında ülkemize bakalım:
1- Yürütme: Mevcut sistemde Cumhurbaşkanı var. Başbakan var. Bakanlar var. Yani yürütme gücü de tek kişiye verilmiyor. Onlarca kişi birlikte bu yetkiyi kullanıyor. Türk Tipi Başkanlık ile tüm yürütme yetkisi tek kişiye veriliyor. 
2- Yasama: Özellikle ülkemizde malum partili Cumhurbaşkanımız var. Yani iktidar partisinin genel başkanı olan Cumhurbaşkanı var. Bunun anlamı; Meclis'e girecek milletvekillerini genel başkan olarak belirleme yetkisine sahip olmasıdır. Kendisine biat etmeyecek, kendi sözünü dinlemeyecek kimseyi Meclis'e sokmayacak demektir. Diyelim ki, kendi iradesini koyacak birkaç kişi Meclis'e girdi ve Cumhurbaşkanını dinlemedi. Sonraki seçimde üstü çizilecek. Onun için Cumhurbaşkanı ve partinin genel başkanı olan kişi ne isterse yasama onu yapacak. Şu an Cumhurbaşkanı ne isteyecek de Meclis'ten kanun olarak geçmesin!  
3. Yargı: Yargı mensupları HSK'ya bağlı. Peki, HSK kime bağlı? Kimseye bağlı değil, bağımsız!
Soruyu şöyle soralım: HSK üyeleri nasıl seçiliyor? Kabaca; yarısını Cumhurbaşkanı, yarısını Meclis seçiyor. Yani Cumhurbaşkanı, yarısını direkt, yarısını Meclis eliyle seçiyor. Yani Demokrasi için olmazsa olmaz kuvvetler ayrılığı fiilen yok. Üç kuvvet de tek insanın elinde.
Kuvvetler tek insanda ama o insanı biz seçiyoruz. Doğru biz seçiyoruz. Bu nedenle bu siteminin adını en güzel şekilde Prof. Dr. Haydar Baş koydu: "Demokratik krallık."
Yasama'yı, Yürütme'yi, Yargı'yı kontrolüne aldıktan sonra güç kabul edilecek diğer unsurları da kontrolüne almak zor değil. Mesela medya 4. güç kabul ediliyor. Medya patronlarına devlet eliyle baskı yapıyorsunuz, medyayı sattırıyorsunuz. Size biat edecek birine aldırıyorsunuz. Parası mı yok! Devlet bankasından kredi verdiriyorsunuz. Olup bitiyor. Şimdi yüzlerce medya kuruluşu var ama hepsinden tek ses çıkıyor: Siyasal iktidarın sesi
İstifa ettirilen belediye başkanları: Yerel yöneticiler kendi illerinde bir güç. Büyükşehir belediye başkanlarının yakın zamanda ağlaya ağlaya istifa ettirildiğini izledik. Yani aykırı hiçbir sesin çıkmadığı bir ülke oluşturuluyor.
Aslında 2010 Anayasa değişikliğinden bu tarafa ülke fiilen bu sistem ile yönetiliyoruz. %49 oy almış partinin genel başkanı olan Başbakana, Cumhurbaşkanı "istifa et" dediğinde sessizce istifa edip gidiyor ve bir daha ses çıkarmaya da cesaret edemiyor. 
Sayın Cumhurbaşkanı fiilen ülkede tek güç olmasına karşın bununla yetinmiyor. 2017'de Anayasayı değiştirdi. Bu değişiklik ile AKP kendi kalesine gol atmaya başladı. Ve arkası gelmeye devam etti:  
- Eski sistemde AKP %34 aldığında tek başına iktidar olmuş, Meclis'te %67 temsil imkanı bulmuştu. Şimdi AKP yine birici parti ama kazanmak için %51'e ihtiyacı var. O da yetmiyor. Meclis'te 600 milletvekilinin en az 301'ini alması gerekiyor. Aksi halde ülkeyi yönetemez. Örneğin Meclis bütçe yetkisini vermez ise Cumhurbaşkanı bir kuruş harcama yapamaz. Yani iktidarın yaptığı anaysa değişikliği şu an en büyük belası oldu. 
- MHP ile ittifak yaptılar. İttifak yasasını çıkardırlar. Seçim yasalarını değiştirdiler. İttifak yasası ile 17 ila 35 vekil arasında fazla vekil çıkarmayı hedeflediler. Ama diğer partilerin de ittifak yapabileceğini hiç düşünmediler. 
Şimdi seçime giren tüm partiler ittifak yapmaya çalışıyor. İttifak yapınca baraj sıfırlanmış olacak. Yani her bir oy, Meclis'te temsil edilecek. Ve AKP, MHP, BBP, 3 parti Cumhur İttifakında. Karşısında ise 7 parti var. Bu yasa ile almayı planladıkları vekilleri almak şöyle dursun birçok vekili de muhalefete kaptıracaklar. 
- Seçim güvenliği yasaları ve OHAL ile seçimde avantaj elde etmeye planladılar. Mühürsüz oyları geçerli saydılar. Sandık kurulu başkan ve yardımcılarını memurlar içinden kura ile değil, atama ile olmasını yasalaştırdılar. Polis/askerin, gerektiğinde sandığa müdahale edebilmesinin önünü açtılar. 
Anayasa 67. maddedeki seçim yasaları yürürlüğe girdikten sonraki bir yıl içinde yapılan seçimlerde uygulanmaz amir hükmünü, ekledikleri geçici madde ile önümüzdeki seçimlerde bu madde uygulanmaz diyerek bertaraf ettiler. Bu ortamda bir de baskın seçim kararı ile avantajlarına avantaj eklemek istediler. 
Ekonomi kötü, içeride ve dışarıda köşeye sıkıştılar, "baskın seçim yapalım, kan tazeleyelim" dediler. Ancak bu adımlar nedeniyle tüm dünya şimdiden "Türkiye'deki seçimler adil ve eşit şartlarda olmayacak" açıklamalarını yapmaya başladılar. Yani AB, ABD'nin ülkemizdeki seçimleri tanıyıp tanımayacağı belli değil. Tanımaz ise ne olur? Zaten gümlemiş olan ekonomi infilak eder. Müdahale dahil birçok şey olabilir. 
Normal şartlarda seçimler, iktidarların meşruiyetini arttırır. Ama bu seçimlerde, seçim öncesi yaptıkları ile iktidar meşruiyetini daha da çok kaybediyor. Kavga ederek oy toplamak da artık tutmuyor. Gerilim üzerinden toplumu ikiye bölerek sağ ve dindar tabanı yanında toplamaya çalışıyorlar. Bu formül her seçimde tuttu.
2002'de RTE'yi engelliyorlar. "İnadına Tayyip" dedirterek seçimlere girdik. Bu oyun tuttu. 2007'de AKP %25'lere düşmüştü. e-muhtıra yayınlandı. Başörtüsü, sözde ve özde laiklik tartışmaları ve kavgası ile seçimlere girdik.
2011'de yargı ile, bazı medya organları ile kavga ettiler. "Bize iş yaptırmıyor" dediler. 2015'te FETÖ ile kavga ettiler. Her kavga iktidarın oyunu arttırdı. Ama artık ülkede kavga edecek bir güç kalmadı.  Artık birini hedef seçip ona vurmaya başladığında ters tepiyor. Millet gerilimden yoruldu. Davul gibi oldu. Gerilim de AKP'ye oy kaybettiriyor. Yani ne yaparlar ise ayağına dolanıyor. 
İdbar (kötü talih) ikbale (baht açıklığı) dönende; yel getirir, sel getirir, el getirir. İkbal idbare dönende; yel götürür, sel götürür, el götürür.
Devlet Bahçeli'nin 2002 yılında yaptığı bir erken seçim açıklaması ile AKP iktidarı kazandı, şimdi de Devlet Bahçeli'nin yaptığı bir erken seçim açıklaması ile AKP, iktidarı kaybedecek gibi görünüyor.
 
Lütfullah Önder / diğer yazıları
- Ekonomik kurtuluş savaşı -5- / 10.01.2022
- Ekonomik kurtuluş savaşı -3- / 08.01.2022
- Ekonomik kurtuluş savaşı / 06.01.2022
- Ekonomide ağır faturalar ödemeye hazır mısınız? / 18.11.2021
- Sistem yanlış / 11.11.2021
- Liberalizm sebep, yoksulluk sonuçtur / 10.11.2021
- Hakikatin önemsizleşmesi / 23.08.2021
- Yalanın siyaseti / 17.08.2021
- Atatürk’ten dersler / Lozan Zaferi / 26.07.2021
- Atatürk’ten dersler: Feda etmeyi göze almadan başarı gelmez / 23.06.2021
- Atatürk’ten dersler / 16.06.2021
- Kleptokrasi / 04.05.2021
- Yolsuzluk ve yoksulluk / 03.05.2021
- Soygun bu sistemin doğasında var / 26.04.2021
- Hırsızı koruyan sistem / 20.04.2021
- Devletlerin kanserli hücresi: Yolsuzluk / 19.04.2021
- Oyun içinde oyun / 14.04.2021
- İyi polis, kötü polis / 12.04.2021
- Saltanat-Cumhuriyet kavgası - 10 / 06.04.2021
- Saltanat Cumhuriyet Kavgası - 9 / 05.04.2021
- Saltanat Cumhuriyet kavgası - 8 / 31.03.2021
- Saltanat Cumhuriyet kavgası - 7 / 30.03.2021
- Saltanat Cumhuriyet kavgası - 6 / 23.03.2021
- Saltanat-Cumhuriyet kavgası - 5 / 22.03.2021
- Saltanat cumhuriyet kavgası-4 / 16.03.2021
- Saltanat cumhuriyet kavgası - III / 15.03.2021
- Saltanat cumhuriyet kavgası - II / 09.03.2021
- Saltanat-Cumhuriyet kavgası / 08.03.2021
- 2023 hedefi ve uzay yolculuğu - 2 / 03.03.2021
- 2023 hedefi ve uzay yolculuğu / 02.03.2021
- Demokratik devlet, kurumların güçlü olduğu devlettir / 25.02.2021
- Demokratik krallık / 24.02.2021
- Sığınılacak liman kalmadı / 22.02.2021
- Demokratik anayasa demokratik şartlarda yapılır / 16.02.2021
- Anayasa ve hukuk devleti / 15.02.2021
- Türkiye'nin geleceği, Geleceğin Türkiye'si / 08.01.2021
- 2020’nin ardından / 07.01.2021
- Hüseyin Baş / 27.04.2020
- Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak! / 18.04.2020
- Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak - V / 17.04.2020
- Gösterdiği yolda koşmaya devam edeceğiz / 16.04.2020
- Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak - IV / 15.04.2020
- Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak - III / 14.04.2020
- Sayın hükümet, istifa edebilir misiniz! / 13.04.2020
- Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak - II / 12.04.2020
- Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak - I / 11.04.2020
- Sömürü MEM ile bitecek - 2 / 09.04.2020
- Sömürü MEM ile bitecek - 1 / 08.04.2020
- Karanlığın hükmü aydınlığa kadardır! / 07.04.2020
- İstismar / 28.04.2019
- Mezardaki seçmen / 13.04.2019
- Seçim mi dediniz! / 30.06.2018
- Bu seçimde kime oy verelim? / 21.06.2018
- Kör ve sağır kopyacılar -Taklitler aslını yaşatır- / 06.06.2018
- Kör ve sağır kopyacılar -İktibas ve iltibasçılar borsası- / 05.06.2018
- Milli Ekonomi Modeli'ne kör kopyacılar -İltibas ve iktibasta son nokta- / 04.06.2018
- Kör ve sağır kopyacılar -Döviz artışının sebebi ve çözümü- / 03.06.2018
- Milli Ekonomi Modeli'ne kör kopyacılar -Dış ticarette milli para- / 02.06.2018
- Milli Ekonomi Modeli'ne kör kopyacılar -Milli Para ve tercüme para- / 01.06.2018
- Milli Ekonomi Modeli'ne kör kopyacılar -40 yıllık emek- / 31.05.2018
- Nisan yağmuru / 30.05.2018
- Filistin ve samimiyet / 18.05.2018
- Talih dönerse; yel götürür, sel götürür el götürür / 01.05.2018
- Yalana teslim olmak / 20.04.2018
- Darbe döneminin gerisindeyiz-II / 02.04.2018
- Darbe döneminin gerisindeyiz-I / 01.04.2018
- Ehline sorun / 17.02.2018
- Terörü kararlılık bitirir / 16.02.2018
- Mehteran / 15.02.2018
- 'Doğru ama yaptırmazlar' / 14.02.2018
- Kan kaybeden adalet / 06.01.2018
- Ah! Osmanlı! / 25.05.2017
- Türk milleti olarak minnettarız / 23.05.2017
- Atatürk ve Prof. Dr. Haydar Baş / 18.05.2017
- Nitelikli hakim ve savcı / 05.05.2017
- İnsanca yaşamak ve asgari ücret / 04.05.2017
- Nitelikli hakim ve savcı / 25.04.2017
- At ve Üsküdar / 19.04.2017
- Türkiye'nin önünde iki örnek / 11.04.2017
- Ölçüsüzlük / 02.08.2016
- Fırıldak / 30.07.2016
- Piyon / 26.07.2016
- Rota değişikliği / 01.07.2016
- Saltanat ve Cumhuriyet / 02.06.2016
- Çare ve çözümün adresi BTP / 25.05.2016
- 31 Mart: Karanlık gün / 04.04.2015
- Omurgasız siyaset / 02.10.2014
- Somadaki faciada, Hükümetin siyasi ve hukuki sorumluluğu / 18.05.2014
- Başbakan, 'Ben devleti yönetemiyorum' diyor / 01.03.2014
- Çatırdayan devlet ve istiklal mücadelesi / 28.12.2013
- Değişim ve dönüşüm - II / 15.12.2013
- Dönüşüm ve yıkım / 14.12.2013
- Saddam'dan ders almak / 17.11.2013
- Dini nikah ve zina / 08.11.2013
- Tünelden önceki son çıkış / 24.09.2013
- Tuz kokarsa / 19.09.2013
- Kara leke / 14.09.2013
- Kazanmak yok savaşmak var / 01.09.2013
- Haçlı Safına asker toplayan Müslüman (!) / 31.08.2013
- Öküz öldü, ortaklık bozuldu / 21.07.2013
- Tayyip 'Teyyip' oldu / 15.06.2013
- Orantısız güce karşı orantısız zeka / 13.06.2013
- Türk baharının sonbaharı / 12.06.2013
- Uyuyan medya halkı uyutmak için uyandı / 06.06.2013
- Federasyonu millete hazmettirme süreci / 05.03.2013
- Terörle mücadele, AKP ve Apo / 04.03.2013
- Şifre: Atatürk ve din / 15.02.2013
- BTP’nin aldığı oy + İman, kaç eder? / 14.02.2013
- Müslüman Türk milletini Hıristiyan olmaktan kim kurtardı? / 25.01.2013
- Binlerce Müslüman-Türk din değiştirdi / 23.01.2013
- Ateistti, nurcu oldu, şimdi başpastör… / 13.01.2013
- “AKP’nin dine hizmeti(!)” yazısındaki bilgilere nasıl ulaştım? / 11.01.2013
- AKP; nereden nereye… / 10.01.2013
- AKP’nin dine hizmeti(!)-III / 07.01.2013
- AKP’nin dine hizmeti(!) - II / 06.01.2013
- / 04.01.2013
- 10 yıllık AKP iktidarının karnesi-II / 04.01.2013
- 10 yıllık AKP iktidarının karnesi-I / 03.01.2013
- Şeb-i Arus / 21.12.2012
- Fotoğrafın tamamını görmek ve okumak -VI / 12.12.2012
- Fotoğrafın tamamını görmek ve okumak-V / 11.12.2012
- Fotoğrafın tamamını görmek ve okumak-IV / 10.12.2012
- Fotoğrafın tamamını görmek ve okumak-III / 08.12.2012
- Fotoğrafın tamamını görmek ve okumak-II / 07.12.2012
- Fotoğrafın tamamını görmek ve okumak-I / 06.12.2012
- İmam Hüseyin’in safında olabilmek… / 29.11.2012
- Bölenler ve birleştirenler / 26.11.2012
- Hem laik, hem müslüman / 15.02.2012
- Yazıklar olsun! / 25.01.2012
- Dava adamı Denktaş / 21.01.2012
- Yanlışta ısrar / 19.01.2012
- Hukuk devleti / 16.01.2012
- Viraj / 12.01.2012

Yeni Mesaj arşivinde 'tarihte bugün'

Yeni Mesaj Gazetesi arşivi 2001 yılına kadar eksiksiz içerikle erişime açık olup ayrıca tüm arşivde anahtar kelimelerle arama yapmak da mümkündür.

01.05.2017, 01.05.2016, 01.05.2015, 01.05.2014, 01.05.2013, 01.05.2012, 01.05.2011, 01.05.2010, 01.05.2009, 01.05.2008, 01.05.2007, 01.05.2006, 01.05.2005, 01.05.2004, 01.05.2003, 01.05.2002, 01.05.2001, 01.05.2000, 01.05.1999


logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 425 10 66
Faks: (212) 424 69 77
E-posta: [email protected] [email protected]


WhatsApp haber: (0542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2022

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez.