logo
08 AĞUSTOS 2026

'Tarihimizle yüzleşme zamanı geldi'

Trabzon'da yapılan 'Atatürk Vatandır Sempozyumu'nda tebliğ sunan eğitimci yazar Asude Havuzlu, "Türkiye Cumhuriyeti tarihini hiçe sayıp, yeni bir tarih yazma, Osmanlı padişahlarından yeni kahramanlar çıkarma çabası beyhude bir çabadır ve bizi büyük bir çıkmaza sokacak bir yanlıştır. Artık tarihimizle yüzleşme zamanı gelmiştir" dedi

06.09.2017 00:00:00
 
Trabzon'da gerçekleştirilen 'Atatürk Vatandır Sempozyumu'nun konuşmacılarından biri de eğitimci yazar Asude Havuzlu'ydu. Havuzlu'nun tarihi gerçekleri gözler önüne seren konuşmasının tam metnini yayınlıyoruz:  
Eğitim bilimciler yaptıkları araştırmalar sonucu net olarak ortaya koydular ki pek çok kişilik özelliklerimiz genlerimizle belirlenir ve bunun üzerine ilk çocukluk yılları dediğimiz 7 yaşa kadar olan dönemde başka bazı özellikler eklenir ve 7 yaşına geldiğinde artık bireyin karakter özellikleri, kişiliğini oluşturan temel özelliklerin neredeyse tamamı şekillenmiş olur. Son yıllarda özellikle eğitim alanında kullanılan '7 çok geç' sloganı da bu yüzdendir. Gerçekten de bireyin hem kişilik hem de bilişsel özelliklerinin % 80'inden fazlası 0-6 yaş döneminde tamamlanmaktadır. Dolayısıyla bir çocuğa ne kazandırmak istiyorsanız 0-6 yaş arasını değerlendirmelisiniz. Bu dönem çocuğun evde geçirdiği okul öncesi dönem olduğundan ailesi burada birinci derecede etken olmaktadır. Özellikle anne ya da bakımını üstlenmiş olan bakıcı konumundaki kişiler birinci derecede sorumlu olurlar. Çünkü çocuklar bu dönemde taklit etme yoluyla öğrendikleri için yalan söyleyen birinin yanında yetişti ise yalan söylemeyi öğrenir. Dedikodu yapan birinin yanında dedikodunun normal bir şey olduğunu düşünerek büyür. İçki içen bir anne baba ile büyürse içki içmenin yanlış bir şey olmadığını öğrenir ve bu bilinçaltına yerleşir. Aynı şekilde doğruluğu dürüstlüğü de öğrenir. Ya da namaz kılan, oruç tutan bir ailesi varsa kimse ona namaz kıl, oruç tut demese bile o böyle olması gerektiğini düşünür ve taklit eder. Çocuklarımızın bizlerle beraber namaz kılarken yatıp kalktıklarını hepimiz yaşamışızdır ya da ramazanda yemek yedirmek istediğimizde 'siz yemiyorsunuz ben de yemicem' dediklerini görmüşüzdür. Birçok yerde artık espri haline gelmiş olan 'çocukluk çağlarına inmek lazım' sözü bir yöntem olarak psikologların ve psikiyatristlerin danışanlarının problemlerini çözmek için sıkça başvurdukları bir yoldur. Bazen çocuklukta yaşanan bir travma ileriki yaşlarda çok ilginç şekillerde ortaya çıkabilmektedir. Yani bir insanın 7 yaşına kadarki döneminde kazandığı, bilinçaltına yer etmiş temelleri değiştirmek neredeyse imkansızdır. Atalarımızın 'İnsan 7'sinde ne ise 70'inde odur' sözü de bu ilmi gerçeğin yaşanmış tecrübelerle ortaya konmasından başka bir şey değildir. 
Padişah annelerinin portresi
Şimdi bu önbilgiden sonra gelelim asıl konumuza... Osmanlı padişahları arasında yabancı kadınla ilk evliliği Orhan Bey yapmıştır. Orhan Bey'in ilk eşi Yarhisar tekfurunun kızı Holofira'dır. Daha sonra Müslüman olarak Nilüfer Hatun adını almıştır. 1. Murat'ın annesidir. O sıralarda Bizans Yuannis Paleolog ve Yuannis Kantakuzen adlı iki imparator adayının rekabetini yaşamaktadır. Kantakuzen Orhan Bey'den yardım ister. O da kızı Theodora ile evlenmek karşılığında Kantakuzen'in imparatorluğuna destek verir. Kayınpederi Kantakuzen'e Sırplar ve Bulgarlar'a karşı da yardım edecek ve bunun karşılığında Çimpe Kalesini alarak burayı üs olarak kullanıp Trakya'da genişleyecektir. Theodora'nın adının değişmemesinden Müslüman olmadığını anlıyoruz. Daha sonraki dönemlerde Müslüman olmayanların da isimleri değiştirilmiş, genelde Farsça isimler verilmiştir. Bu evlilikten şehzade Halil doğmuştur. Theodora'nın Orhan Bey'i etkisi altına aldığı ve kendi oğlunu veliaht yapmak için baskı yaptığı söylenir. 
Tarihçiler Yıldırım Beyazıt'ın hanımlarından Sırp Kralı I. Lazar'ın kızı Olivera Despina'nın Beyazıt'ı içkiye ve zevk ü safaya alıştırdığını yazarlar. 
2. Murat dönemine geldiğimizde Enderun mektebinin kurulduğunu görüyoruz. Amacı hem bedenen güçlü kuvvetli hem de zeki gayrimüslim çocukları 8-9 yaşlarında alıp yetiştirerek devlet erkanında görev yapacak disiplinli, akıllı, siyasetten, savaştan anlayan kişiler yetiştirmektir. Enderun; babasının döneminde kurulmuş olsa da asıl Fatih Sultan Mehmet zamanında kurumsallaşmıştır. Buradan yetişenler devlet kademesinde en üst düzeylere yükselmiş, vezir, veziriazam, kazasker gibi görevlere gelmişlerdir. Ayrıca şehzadelerin yetişmesinden sorumlu olan, onlara eğitim veren lalalar da bunlardan seçilirdi. 
Fatih'in annesi Despina Müslüman olmadı
Haremde de benzer bir yapı vardı. Aslında Osmanlı hareminde daha Orhan Bey zamanından beri kölelerin mevcut olduğu anlaşılmaktadır. Fakat cariyelerin haremde çoğalması Fatih zamanında artmıştır. Nasıl ki devşirilen erkek çocukları orduda ve Enderun mektebinde terbiye edilerek Osmanlı İmparatorluğu'nda en yüksek idari kademelere yükselmişlerse, hareme alınan cariyelere de benzer bir eğitim sistemi getirilerek güzellik ve zekalarına göre usta, kalfa, ikbal, kadın efendi ve valide sultan gibi payeler alarak en yüksek mevkilere gelme imkanı onlara sağlanmıştır. Hareme gelen 8-10 bazen daha büyük yaşlardaki esir kız çocukları güzellik ve  kabiliyetlerine göre eğitime alınırlardı. Haremde hiyerarşiye çok önem verilirdi. Bunların  bazıları mutfak, çamaşırhane gibi hizmet görevlerine, bazıları valide sultan ve kadın efendilerin hizmetine, bazıları şehzadelerin bakım ve hizmetine verilir, en güzel ve kabiliyetli olanları da padişahların odalığı olarak ayrılırdı. Bunlara eğitim verilirken önce Türkçeyi öğrenmeleri sağlanır, daha sonra örf, adet ve İslami kurallar öğretilirdi. Düzenli kitap okumaları, en az bir enstrüman çalmaları mecburi idi. Cariyeler hareme yeni geldiklerinde 100 kişiye kadar alan büyük koğuşlarda yatarlardı. Eğitimlere katılır, kendilerine verilen işleri yaparlardı. Ancak bunlardan odalık olanlar arasında Müslüman olan ve Kur'an okuyanların daha fazla değer gördükleri, hele de çocuk doğurdukları zaman kademe kademe yükseldikleri, kendilerine ait odaları ve hizmetçileri olduğu, kumaşlar, mücevherlerle mükafatlandırılmaları söz konusu idi. Bu yüzden çoğu Müslümanlığı hemen kabul etmekteydi. Ancak bu mükafatlara rağmen Fatih Sultan Mehmet'in annesi Maria Despina Müslüman olmadı. Bu durumu aslı bugün Topkapı arşivinde bulunan bu fermanda Fatih şöyle buyurmaktadır:
"Bu devrin Hıristiyan kadınlarının en yücelerinden olan anam Despina Hatun, Selanik'te Küçük Ayasofya adıyla bilinen manastırı şeriat kurallarına göre satın almış. Gerekli belgesi de varmış. Ben de uygun bulup bu fermanı verdim ki manastıra sahip olsun. Dilerse satsın, dilerse bağışlasın, hiç kimse engel olmasın, bozmasın, değiştirmesin, içindekilerden vergi alınmasın. Kimse tedirgin etmesin. Bu fermanı görenler gerçek olduğuna inansın."
Yani Fatih'in annesi Ortodoks bir Hıristiyan olarak Selanik'teki manastırda rahibe hayatı yaşamış ve Hıristiyan olarak ölmüştür. Bunu biz demiyoruz, Fatih'in kendisi söylüyor. 
Osmanlı'nın çöküşünü hazırlayan kadınlar
Tarihçiler Osmanlı'nın çöküşünde saraydaki kadınların ve onların birlik olduğu paşalarla birlikte çevirdikleri entrikaların büyük etkisi olduğunu hep söylerler. 
Örneğin Osmanlı tarihindeki kadın saltanatının kendisi ile başladığı söylenilen Hürrem Sultan diye bildiğimiz Roxanna. Bir Rus papazının kızıdır. Bir akın esnasında esir alınıp saraya geldiğinde 15-17 yaş civarlarındadır. Kısa sürede Kanuni'yi etkisi altına almıştır. Hatta padişahlar cariyelerine nikah kıymadıkları halde Kanuni bu kuralı bile çiğneyip Hürrem'e nikah kıyıp onunla evlenmiştir. Kendi oğullarını veliaht yapmak için Şehzade Mustafa'nın ve onun destekçisi olan Veziriazam Makbul İbrahim Paşa'nın ölüm fermanlarının verilmesinde Kanuni'yi etkilemiş olduğu tarihçiler tarafından kabul edilir. Şehzade Mustafa'nın babasını tahttan indireceğini, Yeniçeri Ocağını kontrolü altına aldığını, İbrahim Paşa'nın da ona destek olduğu fikrini sürekli Kanuni'ye işleyerek kışkırttığı söylenir. Kızı Mihrimah Sultan'ı Rüstem Paşa ile evlendirerek onunla ittifak kurmuş ve onun üzerinden devlet işlerine müdahale etmiştir. Hatta Rüstem Paşa'nın veziriazamlıktan alındığı süreçte Veziriazam Kara Ahmet Paşa'nın boğdurulması ve ardından Rüstem Paşa'nın yeniden Veziriazam olması onun Kanuni'ye etkisiyle olmuştur. 
Kanuni'den sonra oğlu 2. Selim nam-ı diğer Sarhoş Selim tahta çıkıyor. Onun döneminde de başkadını olan Nurbanu Sultan'ın yani İtalyan bir Yahudi olan Rasel'in etkisini görüyoruz. Hatta Osmanlı tarihçileri Nurbanu Sultan'ı Yahudileri devlet işlerine karıştırmakla suçlarlar. 2. Selim'in eğlenceye ve içkiye düşkün olması sebebiyle döneminde haremde sürekli içki ve saz alemleri yapıldığı yazar kaynaklarda. Nurbanu'nun da Selim'in bu halinden faydalandığı...
Padişah adeta kadınların elinde oyuncak
Ardından tahta çıkan oğlu 3. Murat döneminde de valide sultan olması ile beraber oğlunu etkisi altına aldığı, onun kadınlara olan zaafını kullandığı söylenir. Annesi Nurbanu'nun ölümünden sonra da başkadını Safiye Sultan yani Venedik Cumhuriyeti'nin Korfu Valisinin kızı Baffo 3. Murat'ı etkisi altına almıştır. Baffo Adriyatik denizinden geçerken Türk korsanlar tarafından yakalanmış ve 15 yaşında Şehzade Murat'ın haremine girmiştir. 3. Murat gelmiş geçmiş padişahlar içinde haremi en geniş olan, hasekilerinin sayısı 40'ı aşan bir padişahtır. Hatta saraydaki kadınlarla yetinmeyip saray dışından kadınlarla da münasebette bulunduğu ve 130'a yakın çocuğu olduğu bilinmektedir. Öldüğünde 19'u erkek, 30'u kız olmak üzere 49 çocuğu vardı. Hamile olan 7 cariyesi ise çuvallara konup Sarayburnu'ndan denize atılmak suretiyle öldürülmüşlerdi. Safiye Sultan'ın 3. Murat'ı bu halinden dolayı kıskanmadığı, onu zevke ve eğlenceye terk ettiği ve fırsattan istifade haremin ve devletin en çok sözü geçen kişisi olduğu bir gerçektir. Oğlu 3. Mehmet'in tahta çıkması ile nüfuzu daha da artan Safiye Sultan, devletin iç ve dış işlerinde başrolü oynadı. Kim kendisine bol para ve hediye takdim ederse onu yüksek mevkilere tayin ettirdi. 
Osmanlı'da iktidar olan kadınlardan bahsederken belki de en önemlisi olan Mahpeyker Kösem Sultan'dan bahsetmeden geçemeyiz. Anastasia Rum bir papazın kızıdır. 1. Ahmet döneminde kardeş katli kuralı uygulamadan kalkmış, 'ekberiyet' yani hanedanın en yaşlısının tahta çıkması kuralı gelmişti. Ancak 2. Osman'ın katli bu kuralın işlemediğini göstermektedir. Taht sırası beklerken şehzadelerin kafes sistemiyle Harem'de tutulması valide sultanları taht değişikliklerinde kilit duruma getirmişti. İşte oğlu 4. Murat'ın tahta geçmesiyle beraber Kösem Sultan'ın etkisi de başlamıştır. 4. Murat'ın henüz 12 yaşında olması tam 10 yıl Kösem Sultan'ın devlet idaresini elinde tutmasına sebep oldu. 4. Murat idareyi eline aldıktan sonra da etkisi sürdü. Nasıl ki 4. Murat'ın tahta çıkması onun zekası ve entrikalarıyla Genç Osman'ın öldürülmesi ve ardından Sultan Mustafa'nın tahttan indirilmesi ile olduysa tahtta kalmasını sürdürmek için de elinden geleni yaptı. Daha sonra oğlu İbrahim ve torunu 4. Mehmet dönemlerinde de etkisi sürmüş ama sonu da haremin başka bir kadını olan gelini Turhan Sultan'ın yani Rus Nadya'nın elinden olmuştur. Kösem Sultan tarihe kendi oğlunu boğdurtan sultan olarak geçmiştir. Tarihçiler 4. Murat'ın da despot, dediğim dedik ve çok rahat öldürebilen bir kişiliği olmasını annesi Kösem Sultan'ın ihtiraslı kişiliğine ve onu bu şekilde yetiştirmiş olmasına bağlarlar. 
Osmanlı'daki kadın saltanatına dair örnekleri daha da çoğaltabilir ve ayrıntılandırabiliriz ancak zamanımız sınırlı olduğundan şimdilik bu kadarla kalalım.
Çocukken aldıkları kültürden kopamadılar
Bütün bu anlattıklarımızdan çıkan sonuç ne, ona bakalım. Osmanlı haremindeki kadınlar saraya girdikten sonra birçoğu Müslüman olmuş olsalar da temelde aldıkları Hıristiyan veya Yahudi kültüründen kurtulamadıkları, İslam'ın koymuş olduğu ölçüleri ve ahlak kurallarını içselleştiremedikleri aşikârdır. Zira hiçbir Müslüman kadın kendisi idareyi ele geçirmek için eşini içki ve sefahata sürüklemez. Hiçbir Müslüman anne ihtirasları uğruna evladını boğdurtmaz. Ya da başka insanların boş sebeplerle ölümüne sebep olmaz ya da bu cinayetlere seyirci kalamaz. Müslüman bir annenin evladı hem İslam İmparatorluğu'nun padişahı, hem de İslam aleminin halifesi olup Kur'an'da kesin olarak yasak edilmiş, ayetle sabit olan haramlar işlemez, işlememelidir. Çünkü Kur'an'da, "Kim bir insanı (suçsuz yere) öldürürse, sanki bütün insanları öldürmüş gibidir. Kim de suçsuz bir insanı ölümden kurtarırsa, sanki bütün insanları ölümden kurtarmış gibidir" (Maide, 5/32), "Kim bir mü'mini kasdi olarak öldürürse, o kimsenin cezası cehennemde (ebedi) kalmaktır" (Nisa, 4/93) buyrulmaktadır. Bu tarz öldürülmeler Hıristiyan ve Yahudi kültüründe mubah sayılan uygulamalardır. Başta da belirttiğimiz gibi devşirme sisteminin bir sonucu olarak padişahların anneleri, dadıları ve lalaları, vezirleri, veziriazamları hep Hıristiyan ve Yahudi kökenli insanlar olduğundan büyük çoğunluğu her ne kadar sonradan Müslüman olsalar da eğitimcilerin bugün kesin olarak belirttikleri gibi 7 yaşa ve bazıları daha da büyük yaşlara kadar aldıkları, karakter yapılarını ve hayata bakış açılarını oluşturan temel eğitimin etkisinden kurtulamamışlar, padişahları da bu anlamda en olumsuz şekilde etkilemişler ve yanlışa düşmelerine sebep olmuşlardır. Bunu herkesin böyle kabul etmesi gerekir. 
Hele ki bunları görmezden gelip, padişahları göklere çıkarıp, Allah'ın yeryüzündeki gölgesi, halifesi, cennetmekan gibi vasıflarla adlandırıp, yaptıklarını İslam diye gösterip, Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün mübarek anne ve babasına laf etmek, en aşağılık iftiralarda bulunmak en iyi ihtimalle büyük bir gaflet, eğer birliğimizi ve beraberliğimizi bozmak için bilerek söyleniyorsa vatan hainliğidir. Osmanlı'nın hüküm sürdüğü topraklarda ve onun yıkılışı üzerine kurulmuş bir devlet de olsa Türkiye Cumhuriyeti Devleti yeni ve ayrı bir devlettir. Biz Osmanlı'yız demek yanlıştır, çünkü Osmanlı bir soy değil, bir ailedir. Nasıl bir aile olduğunu, nasıl bir hayat yaşadıklarını bir kısmıyla da olsa ortaya koymaya çalıştığımız Osmanlı'nın torunu olmak isteyenler kendileri bilirler tabii ki ama dindarlığı, İslamcılığı kimseye bırakmayıp, bu yanlışlarla övünmeleri neyle açıklanabilir? Türkiye Cumhuriyeti tarihini hiçe sayıp, yeni bir tarih yazma, Osmanlı padişahlarından yeni kahramanlar çıkarma çabası beyhude bir çabadır ve bizi büyük bir çıkmaza sokacak bir yanlıştır. Artık tarihimizle yüzleşme zamanı gelmiştir. Bunu herkesin böyle anlaması ve bilmesi birlik ve beraberliğimizin ve cumhuriyetimizin devamı için olmazsa olmazdır. Osmanlı'yı methedip, 7 yaşında Kur'an'ı hatmetmiş, 8 yaşında hafız olmuş Atatürk'e, Ehl-i Beyt soyundan gelen annesi Molla Zübeyde Hanım'a ve adını 12 İmam'dan alan babası Ali Rıza Bey'e her türlü iftiraları atıp gözden düşürmeye çalışanlar da şunu bilsinler ki; her zaman karşılarında Prof. Dr. Haydar Baş Bey ve kadrosunu bulacaklardır. Bu doğruları bıkmadan usanmadan her yerde anlatmaya devam edeceğiz ve halkımızın bu yanlışa düşmesine engel olacağız. Birliğin ve beraberliğin bu ülkede bozulmaması için elimizden geleni her daim yapacağız. OKAN EGESEL

 
 

Otobüs, kamyonete bindirdi, bir kişi öldü


 
 
Afyonkarahisar'da Kütahyalılar firmasına ait yolcu otobüsü kamyonete çarptı, 1 kişi öldü, 15 kişi yaralandı.

08.08.2026 13:09:00 / Güncelleme: 08.08.2026 13:21:20
AA
 
Otobüs, kamyonete bindirdi, bir kişi öldü
Otobüs, kamyonete bindirdi, bir kişi öldü

Afyonkarahisar'da yolcu otobüsünün kamyonete çarpması sonucu 1 kişi hayatını kaybetti, 15 kişi yaralandı. Kütahyalılar firmasına ait, Z.Y. yönetimindeki 43 KP 338 plakalı yolcu otobüsü, Afyonkarahisar-Antalya kara yolu Sinanpaşa ilçesine bağlı Akören beldesi yakınlarında, H.S. idaresindeki 06 BFV 460 plakalı kamyonete arkadan çarptı. İhbar üzerine kaza yerine sağlık, jandarma ve polis ekipleri sevk edildi.



Kamyoneti bariyerlerin ötesine fırlattı

Bariyerlere çarpan kamyonetin sürücüsü H.S'nin olay yerinde hayatını kaybettiği belirlendi. Kamyonette bulunan 1 kişi ile otobüsteki 14 kişi yaralandı. Yaralılar, ambulanslarla çevre hastanelere kaldırıldı.

Kandil bu işe çok kızacak!

Hakkari'nin Yüksekova ilçesinde Jandarma İnsansız Hava Aracı (JİHA) destekli düzenlenen narkotik operasyonunda 253 kilogram esrar ele geçirildi, 1 şüpheli gözaltına alındı

08.08.2026 09:57:00
İhlas Haber Ajansı
 
Kandil bu işe çok kızacak!
Kandil bu işe çok kızacak!
Hakkari'nin Yüksekova ilçesinde Jandarma İnsansız Hava Aracı (JİHA) destekli düzenlenen narkotik operasyonunda 253 kilogram esrar ele geçirildi, 1 şüpheli gözaltına alındı.

İçişleri Bakanlığından yapılan açıklamaya göre, Jandarma Genel Komutanlığı Narkotik Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı, 7'nci Hudut Alay Komutanlığı ve Yüksekova Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde uyuşturucu ticareti yapanlara yönelik çalışma başlatıldı.



Yüksekova İlçe Jandarma Komutanlığı Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerinin gerçekleştirdiği titiz istihbari çalışmalar sonucunda belirlenen adrese operasyon düzenlendi. Havadan JİHA'ların da destek verdiği operasyonda, 253 kilogram esrar ele geçirildi, uyuşturucu ticareti yaptığı değerlendirilen 1 şüpheli yakalandı.

Açıklamada, uyuşturucuyla mücadeleye yönelik operasyonların kararlılıkla ve kesintisiz bir şekilde devam edeceği vurgulanarak, operasyonu başarıyla yürüten ve emeği geçen tüm güvenlik güçleri ile Yüksekova Cumhuriyet Başsavcılığı tebrik edildi.

Narko-terör



PKK terör örgütü, uluslararası raporlarda ve güvenlik kaynaklarında uyuşturucu ticaretini en birincil finansman kaynağı olarak kullanan tipik bir "Narko-Terör" örgütü olarak tanımlanmaktadır.

Soğuk Savaş sonrası dönemde devlet sponsorluklarının azalmasıyla birlikte PKK, silah temini, lojistik altyapı ve militan iaşesini sürdürebilmek için uyuşturucu kaçakçılığı ağlarına doğrudan entegre olmuştur

Dev finansal hacim



Europol ve uluslararası istihbarat raporlarına göre, PKK'nın uyuşturucu ticaretinden elde ettiği yıllık gelirin 1.5 milyar ile 3 milyar dolar arasında olduğu tahmin edilmektedir.

Bu devasa nakit akışı; silah alımlarında, kampların idamesinde ve kara para aklama faaliyetlerinde kullanılmaktadır.

Mekke Anlaşması ana gündem


 
 
Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan, Ortak Savunma Anlaşması imzaladı. Anlaşma, her türlü saldırganlığa karşı kolektif caydırıcılığı güçlendirmeyi amaçlıyor ve üç devletten herhangi birine karşı gerçekleştirilecek bir silahlı saldırının hepsine karşı yapılmış sayılacağını hükme bağlıyor. Anlaşmanın İsrail saldırganlığına karşı işleyip işlemeyeceği merak ediliyor. Anlaşmanın özellikle İsrail ve Yunanistan'da menfi karşılanması dikkat çekti. 

08.08.2026 06:53:00
Haber Merkezi
 
Mekke Anlaşması ana gündem
Mekke Anlaşması ana gündem

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ve Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, Türkiye-Suudi Arabistan-Pakistan üçlü savunma anlaşmasını imzaladı. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığının sosyal medya hesabından, imzalanan üçlü anlaşmaya ilişkin ortak açıklama paylaşıldı. Açıklamada, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif'in, Suudi Arabistan Krallığı'na ziyarette bulunduğu hatırlatıldı.

Görüşmeler Mekke'de yapıldı

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman'ın, Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Pakistan Başbakanı Şerif ile Mekke'deki Safa Sarayı'nda bir araya geldiği, burada resmi görüşmelerin gerçekleştirildiği belirtilen açıklamada, bu görüşmeler esnasında Suudi Arabistan Krallığı, Türkiye Cumhuriyeti ve Pakistan İslam Cumhuriyeti arasındaki müstesna ilişkiler ile karşılıklı çıkar alanına giren konuların ele alındığı kaydedildi.

Anlaşmanın içeriği

Açıklamada, şu ifadelere yer verildi: "Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Pakistan İslam Cumhuriyeti Başbakanı Muhammed Şahbaz Şerif, üç devlet arasındaki derin tarihi ilişkiler, köklü kardeşlik ve İslami dayanışma bağları, müşterek stratejik çıkarları ve köklü savunma işbirlikleri temelinde, kolektif güvenliklerini daha da güçlendirmek, bölgede ve ötesinde barış, güvenlik ve istikrarı teşvik etmek, güvenli ve müreffeh bir geleceği birlikte inşa etmek yönündeki ortak iradelerini yansıtan Ortak Savunma Anlaşması'nı imzalamışlardır. Anlaşma, her türlü saldırganlığa karşı kolektif caydırıcılığı güçlendirmeyi amaçlamakta ve üç devletten herhangi birine karşı gerçekleştirilecek bir silahlı saldırının hepsine karşı yapılmış sayılacağını hükme bağlamaktadır. Anlaşma ayrıca, üç devlet arasındaki savunma işbirliğinin tüm boyutlarıyla geliştirilmesini öngörmektedir."

Peki, İsrail; Türkiye'ye ya da Suudi Arabistan'a saldırırsa anlaşma işleyecek mi?

Güncel gelişmelere bakıldığında şu anda Pakistan; Hindistan tehdidi altında bulunuyor. İki nükleer güç zaman zaman askeri olarak da karşı karşıya geliyor. Nitekim Mayıs 2025'te Hindistan ve Pakistan arasında Keşmir bölgesindeki artan gerilim nedeniyle kısa süreli ama şiddetli sınır ötesi hava çatışmaları yaşanmıştı. Günler süren bu askeri kriz, tarafların ateşkes sağlamasıyla sona ermişti.

Suudi Arabistan ise halen ABD üslerinden ötürü İran'ın ve Yemen'deki Husilerin baskısı altında bulunuyor. Anlaşmanın düşük yoğunluklu savaşlarda devreye girip girmeyeceği net değil.

Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan, yakın gelecekte İsrail tehdidi altında bulunuyor. İsrail'in Pakistan'ın ebedi düşmanı Hindistan ile yakın askeri ilişkileri var! İsrail sık sık Türkiye'yi de tehdit ediyor. Yahudi devletinin Suudi Arabistan'a saldırması ise bir kıvılcımla mümkün... Pakistan dün anlaşma imzalayan üç ülke içinde tek nükleer güç olarak öne çıkıyor. Peki Pakistan, Türkiye'ye ya da Suudi Arabistan'a özellikle İsrail'e karşı nükleer şemsiye olur mu?

Anlaşmanın içeriği detaylarda yumuşatıldı

Öte yandan "Müslüman NATO' olarak adlandırılan Mekke Ortak Savunma Anlaşması'nın detayları belli oldu. Anlaşma, herhangi bir ülkeyi hedef almayan, külfet paylaşımı ve ortak güvenlik anlayışı temelinde bölgesel ve küresel barış, istikrar ve refahın korunmasına yönelik taahhütleri güçlendirmeyi amaçlayan savunma odaklı bir işbirliği niteliği taşıyor.
Yetkililer, anlaşmanın yalnızca üç imzacı devletin birbirlerinin savunmasını destekleme taahhüdüyle değil, aynı zamanda savunma sanayisi işbirliğini ve birlikte çalışabilirliği artırma taahhütleriyle de tamamen savunma niteliği taşıdığını vurguluyor.
Türk yetkililer, "anlaşmanın saldırgan bir askeri cephe, çevreleme girişimi veya saldırı planlaması değil, bölgesel istikrarı sağlamaya yönelik Terörsüz Bölge hedefine de katkı sağlayacak bir adım" olduğunu ifade ediyor.

Şanlıurfa'da heyecan yaratan keşif

Şanlıurfa'nın doğusundaki dağlık bölgede yürütülen yüzey araştırmalarında, Neolitik Çağ'a ait ve içerisinde anıtsal dikili taşların bulunduğu devasa bir yaşam alanı gün yüzüne çıkarıldı

07.08.2026 22:30:00
Eyüp Kabil
 
Şanlıurfa'da heyecan yaratan keşif
Şanlıurfa'da heyecan yaratan keşif
Kültür ve Turizm Bakanlığı ile uluslararası arkeoloji heyetlerinin ortaklaşa yürüttüğü Taş Tepeler projesi kapsamında, insanlık tarihini yeniden yazacak nitelikte bir keşfe imza atıldı. Şanlıurfa kent merkezinin 45 kilometre doğusunda yer alan "Karahan Tepe" yakınlarındaki bakir bir vadide, jeoradar taramaları sonucunda yer altında gömülü devasa bir yerleşim tespit edildi. İlk karbon testleri, bu alanın günümüzden tam 12 bin yıl öncesine, yani avcı-toplayıcı toplulukların yerleşik hayata geçiş evresine tarihlendiğini gösteriyor.

Göbeklitepe'nin ikizinden daha büyük

Kazı başkanlığından yapılan ilk açıklamaya göre, yeni keşfedilen yerleşim alanı coğrafi yayılım olarak Göbeklitepe'den yaklaşık 3 kat daha büyük bir alana yayılıyor.

Bölgede yapılan ilk sondaj çalışmalarında, üzerilerinde insan, akbaba, tilki ve leopar kabartmaları bulunan, boyları 6 metreye ulaşan "T" biçimli 40'tan fazla dikili taş belirlendi. Arkeologlar, bu alanın sadece bir tapınak değil, aynı zamanda binlerce insanın aynı anda toplandığı devasa bir ritüel ve sosyal yaşam merkezi olduğunu tahmin ediyor.



Yerleşik hayatın ezberleri bozuluyor

Keşif, insanlığın tarım devriminden önce de büyük topluluklar halinde bir arada yaşadığını ve organize olduğunu kanıtlayan yeni veriler sunuyor.

Henüz tarımın ve evcilleştirilmiş hayvanların olmadığı bir dönemde, bu kadar büyük anıtsal yapıların hangi mühendislik bilgisiyle ve nasıl bir iş gücü organizasyonuyla yapıldığı sorusu, bilim dünyasında yeni bir tartışmanın fitilini ateşledi. Yabancı uzmanlar, bu sit alanının büyüklüğü karşısında insanlık tarihinin kronolojisinin yeniden gözden geçirilmesi gerektiğini savunuyor.



Güvenlik çemberine alındı, kazılar genişletiliyor

Eşsiz buluntuların zarar görmemesi ve kaçak kazıların önlenmesi amacıyla bölge tamamen sit alanı ilan edilerek jandarma koruması altına alındı. Önümüzdeki aylarda dünyanın dört bir yanından yüzlerce arkeolog, antropolog ve jeologun katılımıyla uluslararası düzeyde büyük bir kazı seferberliği başlatılması planlanıyor. Yetkililer, alanın turizme kazandırılması için şimdiden lojistik ve çevre düzenleme çalışmalarına başlandığını bildirdi.

Aziz Yıldırım'ın kızına yönelik paylaşımlar yapan kişiye ev hapsi

Fenerbahçe Kulübü Başkanı Aziz Yıldırım'ın kızına yönelik sosyal medya paylaşımları nedeniyle gözaltına alınan şüpheli hakkında "konutunu terk etmemek" şeklindeki adli kontrol tedbiri uygulandı

07.08.2026 17:02:00 / Güncelleme: 07.08.2026 17:07:18
Anadolu Ajansı
 
Aziz Yıldırım'ın kızına yönelik paylaşımlar yapan kişiye ev hapsi
Aziz Yıldırım'ın kızına yönelik paylaşımlar yapan kişiye ev hapsi

Fenerbahçe Kulübü Başkanı Aziz Yıldırım, 5 Ağustos'ta avukatı aracılığıyla Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığına sunduğu şikayet dilekçesinde, X sosyal medya platformunda "2007 Hakan Safi" isimli, 20 üyeden oluşan bir sohbet grubu kurulduğunu, gruba üye hesap kullanıcılarının kendisi ve 18 yaşından küçük kızına yönelik sistematik bir şekilde "kişisel verileri hukuka aykırı olarak yayma", "tehdit" ve "hakaret" içerikli paylaşımlarda bulunduğunu iddia etti.

Şikayet üzerine başlatılan soruşturma kapsamında, söz konusu sosyal medya hesaplarının tespiti için İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünce yapılan çalışma kapsamında şüpheli Cengiz Y. gözaltına alındı.

Emniyetteki işlemleri tamamlanan zanlı, Bakırköy Adliyesine sevk edildi.

Sevk yazısında "mağdurun ismi ve fotoğrafının kişisel veri kapsamında olduğu" değerlendirmesi

Burada savcılığa çıkarılan zanlı, "kişisel verileri hukuka aykırı olarak ele geçirmek veya yaymak" suçundan tutuklama talebiyle nöbetçi sulh ceza hakimliğine gönderildi.

Savcılığın sevk yazısında, somut olayda mağdurun ismi ve fotoğrafının kişisel veri kapsamında olduğu, eylemin hukuka aykırı olarak ve mağdurun rızası dışında gerçekleştirildiği belirtildi.

Yazıda, şüphelinin, mağdura yönelik "kişisel verileri hukuka aykırı olarak yaymak" suçunu işlediği hususunda kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren olguların bulunması, üzerine atılı suçun vasıf ve mahiyeti, öngörülen ceza miktarı ile olayın oluş şekli de dikkate alınarak tutuklanmasına karar verilmesi talep edildi.

Sulh ceza hakimliği, şüpheli Cengiz Y. hakkında "konutunu terk etmemek" şeklindeki adli kontrol tedbirinin uygulanmasına karar verdi.

AHBAP Derneği'nin feshi için Asliye Hukuk Mahkemesi'ne açılan davada dernek yönetimine kayyum atanmasına karar verildi. Mahkemenin bu kararı ile derneğin fesih süreci başlamış oldu

AHBAP Derneği'nin feshi için Asliye Hukuk Mahkemesi'ne açılan davada dernek yönetimine kayyum atanmasına karar verildi. Mahkemenin bu kararı ile derneğin fesih süreci başlamış oldu

07.08.2026 12:40:00
Haber Merkezi
 
 AHBAP Derneği'nin feshi için Asliye Hukuk Mahkemesi'ne açılan davada dernek yönetimine kayyum atanmasına karar verildi. Mahkemenin bu kararı ile derneğin fesih süreci başlamış oldu
 AHBAP Derneği'nin feshi için Asliye Hukuk Mahkemesi'ne açılan davada dernek yönetimine kayyum atanmasına karar verildi. Mahkemenin bu kararı ile derneğin fesih süreci başlamış oldu
İstanbul 29. Asliye Hukuk Mahkemesi, AHBAP Derneği'nin yönetimi için kayyum atanmasına karar verdi. Daha önce alınan tedbir kararları kapsamında derneğin mal varlıklarının yönetimi için kayyum heyeti tayin edilmiş, ayrıca iştirak şirketleri olan Ahbap Lojistik ve Ahbap İktisadi İşletmesi'ne Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) kayyum olarak atanmıştı. Mahkemenin son kararıyla birlikte bu kez bizzat derneğin sevk ve idaresi kayyuma devredildi. Böylece ile derneğin hukuki varlığının sona erdirilmesi (fesih) süreci resmen başlatılmış oldu.

Kararda, İstanbul 8. Sulh Ceza Hakimliği'nin 27 Temmuz 2026 tarihli kararıyla kayyım olarak belirlenen 3 kişinin AHBAP Derneği'ne yönetim kayyımı olarak atanmasına hükmedildi. Kayyım heyetinin dernek iş ve işlemlerini yürütmesi, mal varlığını koruması ve resmi süreçleri takip etmesi kararlaştırıldı.

Mahkeme, faaliyetlerin durdurulması kararının uygulanması kapsamında dernek binası ve eklentilerinin mühürlenmesine, fiziki faaliyetlerin engellenmesine ve kayyım heyetinin yönetime fiilen teslim edilmesine karar verdi. Bu kapsamda İstanbul İl Sivil Toplumla İlişkiler Müdürlüğü, İstanbul Valiliği ve İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü'ne müzekkere yazılacak.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı nezdinde yürütülen soruşturmanın odak noktasını; özellikle 6 Şubat 2023 depremleri sonrasında AHBAP Derneği adına toplanan milyarlarca liralık yardım ve bağışların usulsüz kullanımı, haksız kazanç ve kara para aklama şüpheleri oluşturuyor. İlk olarak dernek kurucusu Haluk Levent'in kardeşi Berkant Acil'in mali hareketlerini inceleyen başsavcılık, Şile Belediyesi'nde düzenlenen festival rüşvet soruşturması belgeleriyle çapraz inceleme yaptı. İncelemelerde Haluk Levent, Berkant Acil ve Yeliz Kaya arasında hem mali transferler hem de organik çalışma birlikteliği tespit edildi.

İstanbul Vergi Denetim Kurulu Başkanlığı, MASAK ve Mülkiye Müfettişliği raporlarının birleştirilmesiyle derinleştirilen soruşturmada mali bulgulara ulaşıldı. Sadece 2023 yılında milyarlarca lira bağış toplayan derneğin banka hesaplarında yapılan incelemelerde, hesap bakiyelerinin neredeyse tamamen boşaltıldığı saptandı. Banka detaylarına göre dernek hesaplarında yalnızca 266 bin TL, 786 bin TL, 8 bin 598 Dolar ve 19 bin Euro civarında bir meblağ kaldığı görüldü. Hatta pazar günleri de dahil olmak üzere dernek hesaplarından yüksek miktarlı finansal işlemler yapıldığı ve bu hesaplarda tek işlem yetkilisinin Haluk Levent olduğu banka kayıtlarıyla doğrulandı.

Davaname metninde yer alan Mali Müfettişlik ve MASAK verilerine göre, dernek bütçesinden Haluk Levent'in asistanı Yeliz Kaya'nın kişisel hesaplarına tespit edilebilen ilk etapta 122 milyon TL doğrudan para çıkışı yapıldı. Ayrıca Dernek Haluk Levent'in derneği usulsüz şekilde borçlandırarak kambiyo senetleri düzenlediği, bu senetler karşılığında alınan yüksek değerli taşınmazların ve dernek iştiraki Ahbap Lojistik'e ait gayrimenkullerin Yeliz Kaya adına tescil ettirildiği belirlendi. Yeliz Kaya'nın sadece 2025 ve 2026 yıllarında dernekle bağlantılı 100 adet taşınmaz işlemi yaptığı, bunların 58 adedini şüpheli Esin Önder Çağlayan'a devrettiği tespit edildi. Soruşturma dosyasında ayrıca Haluk Levent tarafından kullanılan hesaplardan yüksek hacimli yasal bahis oyunlarının oynandığı bilgisi yer aldı.

Teknik ve fiziki takip altında tutulan Haluk Levent'in, 12 Temmuz 2026 günü telefonlarını kapatıp sinyal kesici kullanarak kaçma izlenimi veren eylemlerde bulunduğu ve İzmir yolunda seyir halindeyken güvenlik güçlerince yakalandığı öğrenildi. Soruşturma kapsamında 12, 14, 17 ve 27 Temmuz 2026 tarihlerinde gerçekleşen 4 ayrı operasyon sonucunda tutuklamalar ve adli kontroller peş peşe geldi.

Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan'ın, üçlü ortak savunma anlaşması imzalayacağı bildirildi.

Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan'ın, üçlü ortak savunma anlaşması imzalayacağı bildirildi.
 

07.08.2026 11:06:00
AA
 
Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan'ın, üçlü ortak savunma anlaşması imzalayacağı bildirildi.
Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan'ın, üçlü ortak savunma anlaşması imzalayacağı bildirildi.
Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan'ın, üçlü ortak savunma anlaşması imzalayacağı bildirildi.

Güvenlik kaynaklarından alınan bilgiye göre, Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan bugün Suudi Arabistan'da ortak savunma anlaşması imzalayacak.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, günübirlik çalışma ziyareti için bu sabah Suudi Arabistan'a hareket etmişti.

Pakistan, ABD-İran savaşını sona erdirmek için arabuluculuk çalışmalarında bulunurken, Türkiye Gazze'de ateşkesin sağlanması yönünde diplomatik alanda aktif rol oynadı.

Pakistan ve Suudi Arabistan, 2025'te ortak bir savunma anlaşması imzalayacaklarını duyurmuştu.

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, 17 Eylül'de "Ortak Stratejik Savunma Anlaşması" imzalamıştı.

Ezine'de 14 kaçak göçmen yakalandı

Çanakkale'nin Ezine ilçesi açıklarında Sahil Güvenlik ekiplerince lastik bot içinde 14 kaçak göçmen yakalandı

07.08.2026 10:23:00
İhlas Haber Ajansı
 
Ezine'de 14 kaçak göçmen yakalandı
Ezine'de 14 kaçak göçmen yakalandı
Çanakkale'nin Ezine ilçesi açıklarında Sahil Güvenlik ekiplerince lastik bot içinde 14 kaçak göçmen yakalandı.

Sahil Güvenlik Komutanlığı ekiplerince Ezine açıklarında bir grup kaçak göçmen olduğu tespit edildi. Bölgeye sevk edilen Sahil Güvenlik botu 'KB-57' tarafından hareket halinde durdurulan fiber karinalı lastik bot içinde 14 kaçak göçmen yakalandı.

Kaçak göçmenler işlemlerinin ardından Ayvacık ilçesindeki Göçmen Ön Kabul ve Sevk Merkezine (GÖKSEM) teslim edildi.

Avcılar Belediyesine yönelik soruşturmada 12 kişi adliyede

Avcılar Belediyesine yönelik "ihaleye fesat karıştırma" soruşturması kapsamında İstanbul merkezli 4 ilde düzenlenen operasyonda gözaltına alınan 12 zanlı Küçükçekmece Adliyesi'ne sevk edildi

07.08.2026 09:04:00
AA
 
Avcılar Belediyesine yönelik soruşturmada 12 kişi adliyede
Avcılar Belediyesine yönelik soruşturmada 12 kişi adliyede

Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığınca, Avcılar Belediyesi Fen İşleri Müdürlüğünün 2022 yılında "Avcılar İlçesi Asfalt İmalatları" ihalesinde kamu kurumlarından yaklaşık maliyet araştırması yapmaksızın yüksek teklif alarak ihalenin maliyetini yükselttiğinin belirlenmesi üzerine "ihaleye fesat karıştırma" suçundan başlatılan soruşturma devam ediyor.

Soruşturma kapsamında gözaltına alınan 12 şüpheli, emniyetteki işlemlerinin ardından Küçükçekmece Adliyesi'ne sevk edildi.

Ne olmuştu?

Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından "ihaleye fesat karıştırma" suçundan yürütülen soruşturma kapsamında Avcılar Belediyesi Fen İşleri Müdürlüğünün 2022 yılında "Avcılar İlçesi Asfalt İmalatları" ihalesinde kamu kurumlarından yaklaşık maliyet araştırması yapmaksızın yüksek teklif alarak ihalenin maliyetini yükselttiği belirlenmişti.

Kamu zararının oluşmasına yol açtıkları gerekçesiyle 14 şüpheli hakkında gözaltı kararı verilmişti.

İstanbul, Ankara, Balıkesir ve Bitlis'te düzenlenen eş zamanlı operasyonda 12 şüpheli yakalanmıştı.

Hakkında gözaltı kararı verilen bir şüphelinin sağlık sorunları sebebiyle hastanede tedavi gördüğü, bir zanlının ise başka bir suçtan cezaevinde olduğu öğrenilmişti.

Hakkında gözaltı kararı verilen 14 isim şu şekilde:

"Yaklaşık Maliyet Komisyonu ve İhale Komisyonu Başkanı Seçkin Özcan, Yaklaşık Maliyet Komisyonu üyesi İsmail Kurtuluş, Yaklaşık Maliyet Komisyonu ve İhale Komisyonu üyesi Salman Kalmaz, Fen İşleri Müdürü ve ihale yetkilisi Nevzat Yalçın, İhale Komisyonu üyeleri Dursun Yavuz, Kemal Baki, Kemal Kenar, bazı inşaat ve asfalt firması yetkilileri Gülay Güneş, Burak Güneş, Furkan Karaca, Behçet Hırdar, Celal Hırdar, Mustafa Timur ve Yüksel Kırıcı."
 

Güvenpark'ta direniş 25. günde

Ankara Güvenpark'ta rütbeli personelle eşit özlük ve sosyal haklar talebiyle 25 gündür oturma eylemi yapan ve son 5 gündür açlık grevini sürdüren er/erbaş şehit yakınları ile malul gazileri, YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel ziyaret etti. Meclis gündemindeki "Çerçeve Yasa" tartışmalarının gölgesinde konuşan Özel, "Herkes 'Ben bu düzenlemelerden razıyım' diyene kadar arkanızdayız. Gözünüze bakamayacağımız hiçbir işin içinde olmayız" dedi. Şehit Aileleri ve Gaziler Derneği Genel Başkanı Erdem Çerçioğlu ise "Eğer bu yasada bizi ağlatırsanız size hakkımızı helal etmiyoruz" diyerek siyasi iradeye sert bir rest çekti

06.08.2026 18:00:00
Haber Merkezi
 
Güvenpark'ta direniş 25. günde
Güvenpark'ta direniş 25. günde
Türkiye'nin 81 ilinden Ankara'ya gelerek Güvenpark'ta toplanan er şehit yakınları ile er ve erbaş statüsündeki gazilerin hak arayışı kararlılıkla devam ediyor. Rütbeli personelle aralarındaki maaş, sağlık hakları, protez kalitesi ve sosyal imkan adaletsizliklerine karşı 13 Temmuz'dan bu yana oturma eylemi yapan kitle, seslerini duyurabilmek amacıyla 4 Ağustos itibarıyla açlık grevi başlattı. Siyasi partilerin yoğun ziyaret gerçekleştirdiği alana gelen son isim, kısa süre önce CHP'den ayrılarak yeni bir siyasi hareket başlatan YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel oldu.


Özgür Özel: "Sorunlar çözülüyormuş gibi yapılması samimiyetsiz"


Güvenpark'taki eylem alanında gazilerin ve şehit ailelerinin alkışlarıyla karşılanan YENİ Parti lideri Özgür Özel, hükümetin Meclis komisyonuna getirdiği yasal düzenlemeleri sert bir dille eleştirdi. Yapılan hamlelerin bir göz boyamadan ibaret olduğunu savunan Özel, konuşmasında şu ifadeleri kullandı:

"Bugün burada 25 gün sonra bir kez daha birlikteyiz. Eylemin ilk başladığı gün, Cumhuriyet Halk Partisi'nin seçilmiş Genel Başkanı olarak son ziyaretimi buraya gerçekleştirmiştim. Bugün ise YENİ Parti Genel Başkanı olarak yanınızdayım. 25 gün boyunca o kararlılığın gereğini yaptınız, beş gündür de açlık greviyle tepkinizi en üst düzeye çıkardınız. Biz sonuna kadar, siz sonuç alana kadar, hakkınız teslim edilene kadar yanınızdayız. Meclis komisyonunda sanki gazilerin ve şehit ailelerinin sorunları çözülüyormuş gibi bir izlenim yaratılmasını samimiyetsiz buluyoruz. Getirilen teklifler sizin taleplerinizi ve beklentilerinizi hiçbir şekilde karşılamıyor."


"Biz gözünüze bakamayacağımız işlerin içinde olmayız"


Konuşmasında Meclis Başkanlığına sunulan ve kamuoyunda büyük tartışma yaratan yeni "Çerçeve Yasa" sürecine de değinen Özel, partisi üzerinde kurulan siyasi baskılara rağmen taviz vermeyeceklerini açıkladı. Hukukçularla birlikte metin üzerinde sabaha kadar çalıştıklarını aktaran Özel, duruşunu şu sözlerle özetledi:

"Biz zor günlerden geçiyoruz. Seçilmiş kadrolarımızın darbe niteliğinde adımlarla uzaklaştırıldığı bir süreçte, bir yandan da Türkiye'nin geleceğini ilgilendiren kritik bir süreç yürütülüyor. Emin olun meseleyi ve tüm hassasiyetleri en az sizin kadar yakından takip ediyoruz. İlk gün nerede duruyorsak bugün de tam olarak aynı noktadayız. Bizler şehit ailelerinin yanına varamayacağımız, gözlerinin içine bakamayacağımız hiçbir gizli ya da yanlış işin içinde olmayız. Türkiye'de terörün bitmesi, silahların tamamen susması, tek bir silahın dahi terör örgütünün elinde kalmaması ve bir daha hiçbir ocağa ateş düşmemesi için demokratik zeminde adımlar atılmasını sonuna kadar savunuyoruz."

Özel ayrıca, Türkiye genelinde hak mağduriyeti yaşayan er gazi ve şehit yakını sayısının yaklaşık 5 bin 500 kişi olduğunu belirterek, "Madem artık terör olmayacak, madem artık kan akmayacak; o halde bu vatan uğruna kolunu, bacağını, gözünü, canını vermiş bu insanlara haklarını teslim etmek devlet için hiçbir maddi yük değildir. El insaf diyerek Meclis çatısı altında sesiniz olmaya devam edeceğiz" vurgusunu yaptı.


Erdem Çerçioğlu: "Eğer bizi ağlatırsanız hakkımızı helal etmiyoruz"


Özgür Özel'in ardından söz alan Şehit Aileleri ve Gaziler Derneği Genel Başkanı Erdem Çerçioğlu, siyasi partilerin getirdiği alternatif tekliflerin ve hükümetin sunduğu paketlerin mevcut yaraları sarmadığını ifade etti. Çerçioğlu, Meclis'te grubu bulunan tüm milletvekillerine doğrudan seslendiği konuşmasında şu ifadelerle isyan etti:

"Biz Cumhur İttifakı'nın meclise sunduğu kanun teklifini de komisyondaki mevcut yaklaşımları da kabul etmiyoruz. Bizim derdimiz paradan ziyade adaletle ilgilidir, rütbeli personel ile aramızdaki emsal özlük haklarımızın eşitlenmesi mücadelesidir. Er Şehit Aileleri ve Er Gaziler Platformu olarak açlık grevimize kararlılıkla devam edeceğiz. Buradan Meclis'teki tüm siyasilere açıkça haykırıyorum: Eğer bu hazırlanan çerçeve yasada şehit ailelerini ve gazileri bir kez daha boynu bükük bırakır, bizi ağlatırsanız, size de bu devlete de hakkımızı helal etmiyoruz!"

Haber kaynaklarının aktardığı bilgilere göre, Güvenpark'taki çadırlarda nöbetleşe devam eden açlık grevi eylemine Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ ve İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu da daha önce destek ziyaretlerinde bulunarak meclis zemininde hakların savunulacağı sözünü vermişlerdi.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.