logo
28 EYLÜL 2026

'Tarihimizle yüzleşme zamanı geldi'

Trabzon'da yapılan 'Atatürk Vatandır Sempozyumu'nda tebliğ sunan eğitimci yazar Asude Havuzlu, "Türkiye Cumhuriyeti tarihini hiçe sayıp, yeni bir tarih yazma, Osmanlı padişahlarından yeni kahramanlar çıkarma çabası beyhude bir çabadır ve bizi büyük bir çıkmaza sokacak bir yanlıştır. Artık tarihimizle yüzleşme zamanı gelmiştir" dedi

06.09.2017 00:00:00
 
Trabzon'da gerçekleştirilen 'Atatürk Vatandır Sempozyumu'nun konuşmacılarından biri de eğitimci yazar Asude Havuzlu'ydu. Havuzlu'nun tarihi gerçekleri gözler önüne seren konuşmasının tam metnini yayınlıyoruz:  
Eğitim bilimciler yaptıkları araştırmalar sonucu net olarak ortaya koydular ki pek çok kişilik özelliklerimiz genlerimizle belirlenir ve bunun üzerine ilk çocukluk yılları dediğimiz 7 yaşa kadar olan dönemde başka bazı özellikler eklenir ve 7 yaşına geldiğinde artık bireyin karakter özellikleri, kişiliğini oluşturan temel özelliklerin neredeyse tamamı şekillenmiş olur. Son yıllarda özellikle eğitim alanında kullanılan '7 çok geç' sloganı da bu yüzdendir. Gerçekten de bireyin hem kişilik hem de bilişsel özelliklerinin % 80'inden fazlası 0-6 yaş döneminde tamamlanmaktadır. Dolayısıyla bir çocuğa ne kazandırmak istiyorsanız 0-6 yaş arasını değerlendirmelisiniz. Bu dönem çocuğun evde geçirdiği okul öncesi dönem olduğundan ailesi burada birinci derecede etken olmaktadır. Özellikle anne ya da bakımını üstlenmiş olan bakıcı konumundaki kişiler birinci derecede sorumlu olurlar. Çünkü çocuklar bu dönemde taklit etme yoluyla öğrendikleri için yalan söyleyen birinin yanında yetişti ise yalan söylemeyi öğrenir. Dedikodu yapan birinin yanında dedikodunun normal bir şey olduğunu düşünerek büyür. İçki içen bir anne baba ile büyürse içki içmenin yanlış bir şey olmadığını öğrenir ve bu bilinçaltına yerleşir. Aynı şekilde doğruluğu dürüstlüğü de öğrenir. Ya da namaz kılan, oruç tutan bir ailesi varsa kimse ona namaz kıl, oruç tut demese bile o böyle olması gerektiğini düşünür ve taklit eder. Çocuklarımızın bizlerle beraber namaz kılarken yatıp kalktıklarını hepimiz yaşamışızdır ya da ramazanda yemek yedirmek istediğimizde 'siz yemiyorsunuz ben de yemicem' dediklerini görmüşüzdür. Birçok yerde artık espri haline gelmiş olan 'çocukluk çağlarına inmek lazım' sözü bir yöntem olarak psikologların ve psikiyatristlerin danışanlarının problemlerini çözmek için sıkça başvurdukları bir yoldur. Bazen çocuklukta yaşanan bir travma ileriki yaşlarda çok ilginç şekillerde ortaya çıkabilmektedir. Yani bir insanın 7 yaşına kadarki döneminde kazandığı, bilinçaltına yer etmiş temelleri değiştirmek neredeyse imkansızdır. Atalarımızın 'İnsan 7'sinde ne ise 70'inde odur' sözü de bu ilmi gerçeğin yaşanmış tecrübelerle ortaya konmasından başka bir şey değildir. 
Padişah annelerinin portresi
Şimdi bu önbilgiden sonra gelelim asıl konumuza... Osmanlı padişahları arasında yabancı kadınla ilk evliliği Orhan Bey yapmıştır. Orhan Bey'in ilk eşi Yarhisar tekfurunun kızı Holofira'dır. Daha sonra Müslüman olarak Nilüfer Hatun adını almıştır. 1. Murat'ın annesidir. O sıralarda Bizans Yuannis Paleolog ve Yuannis Kantakuzen adlı iki imparator adayının rekabetini yaşamaktadır. Kantakuzen Orhan Bey'den yardım ister. O da kızı Theodora ile evlenmek karşılığında Kantakuzen'in imparatorluğuna destek verir. Kayınpederi Kantakuzen'e Sırplar ve Bulgarlar'a karşı da yardım edecek ve bunun karşılığında Çimpe Kalesini alarak burayı üs olarak kullanıp Trakya'da genişleyecektir. Theodora'nın adının değişmemesinden Müslüman olmadığını anlıyoruz. Daha sonraki dönemlerde Müslüman olmayanların da isimleri değiştirilmiş, genelde Farsça isimler verilmiştir. Bu evlilikten şehzade Halil doğmuştur. Theodora'nın Orhan Bey'i etkisi altına aldığı ve kendi oğlunu veliaht yapmak için baskı yaptığı söylenir. 
Tarihçiler Yıldırım Beyazıt'ın hanımlarından Sırp Kralı I. Lazar'ın kızı Olivera Despina'nın Beyazıt'ı içkiye ve zevk ü safaya alıştırdığını yazarlar. 
2. Murat dönemine geldiğimizde Enderun mektebinin kurulduğunu görüyoruz. Amacı hem bedenen güçlü kuvvetli hem de zeki gayrimüslim çocukları 8-9 yaşlarında alıp yetiştirerek devlet erkanında görev yapacak disiplinli, akıllı, siyasetten, savaştan anlayan kişiler yetiştirmektir. Enderun; babasının döneminde kurulmuş olsa da asıl Fatih Sultan Mehmet zamanında kurumsallaşmıştır. Buradan yetişenler devlet kademesinde en üst düzeylere yükselmiş, vezir, veziriazam, kazasker gibi görevlere gelmişlerdir. Ayrıca şehzadelerin yetişmesinden sorumlu olan, onlara eğitim veren lalalar da bunlardan seçilirdi. 
Fatih'in annesi Despina Müslüman olmadı
Haremde de benzer bir yapı vardı. Aslında Osmanlı hareminde daha Orhan Bey zamanından beri kölelerin mevcut olduğu anlaşılmaktadır. Fakat cariyelerin haremde çoğalması Fatih zamanında artmıştır. Nasıl ki devşirilen erkek çocukları orduda ve Enderun mektebinde terbiye edilerek Osmanlı İmparatorluğu'nda en yüksek idari kademelere yükselmişlerse, hareme alınan cariyelere de benzer bir eğitim sistemi getirilerek güzellik ve zekalarına göre usta, kalfa, ikbal, kadın efendi ve valide sultan gibi payeler alarak en yüksek mevkilere gelme imkanı onlara sağlanmıştır. Hareme gelen 8-10 bazen daha büyük yaşlardaki esir kız çocukları güzellik ve  kabiliyetlerine göre eğitime alınırlardı. Haremde hiyerarşiye çok önem verilirdi. Bunların  bazıları mutfak, çamaşırhane gibi hizmet görevlerine, bazıları valide sultan ve kadın efendilerin hizmetine, bazıları şehzadelerin bakım ve hizmetine verilir, en güzel ve kabiliyetli olanları da padişahların odalığı olarak ayrılırdı. Bunlara eğitim verilirken önce Türkçeyi öğrenmeleri sağlanır, daha sonra örf, adet ve İslami kurallar öğretilirdi. Düzenli kitap okumaları, en az bir enstrüman çalmaları mecburi idi. Cariyeler hareme yeni geldiklerinde 100 kişiye kadar alan büyük koğuşlarda yatarlardı. Eğitimlere katılır, kendilerine verilen işleri yaparlardı. Ancak bunlardan odalık olanlar arasında Müslüman olan ve Kur'an okuyanların daha fazla değer gördükleri, hele de çocuk doğurdukları zaman kademe kademe yükseldikleri, kendilerine ait odaları ve hizmetçileri olduğu, kumaşlar, mücevherlerle mükafatlandırılmaları söz konusu idi. Bu yüzden çoğu Müslümanlığı hemen kabul etmekteydi. Ancak bu mükafatlara rağmen Fatih Sultan Mehmet'in annesi Maria Despina Müslüman olmadı. Bu durumu aslı bugün Topkapı arşivinde bulunan bu fermanda Fatih şöyle buyurmaktadır:
"Bu devrin Hıristiyan kadınlarının en yücelerinden olan anam Despina Hatun, Selanik'te Küçük Ayasofya adıyla bilinen manastırı şeriat kurallarına göre satın almış. Gerekli belgesi de varmış. Ben de uygun bulup bu fermanı verdim ki manastıra sahip olsun. Dilerse satsın, dilerse bağışlasın, hiç kimse engel olmasın, bozmasın, değiştirmesin, içindekilerden vergi alınmasın. Kimse tedirgin etmesin. Bu fermanı görenler gerçek olduğuna inansın."
Yani Fatih'in annesi Ortodoks bir Hıristiyan olarak Selanik'teki manastırda rahibe hayatı yaşamış ve Hıristiyan olarak ölmüştür. Bunu biz demiyoruz, Fatih'in kendisi söylüyor. 
Osmanlı'nın çöküşünü hazırlayan kadınlar
Tarihçiler Osmanlı'nın çöküşünde saraydaki kadınların ve onların birlik olduğu paşalarla birlikte çevirdikleri entrikaların büyük etkisi olduğunu hep söylerler. 
Örneğin Osmanlı tarihindeki kadın saltanatının kendisi ile başladığı söylenilen Hürrem Sultan diye bildiğimiz Roxanna. Bir Rus papazının kızıdır. Bir akın esnasında esir alınıp saraya geldiğinde 15-17 yaş civarlarındadır. Kısa sürede Kanuni'yi etkisi altına almıştır. Hatta padişahlar cariyelerine nikah kıymadıkları halde Kanuni bu kuralı bile çiğneyip Hürrem'e nikah kıyıp onunla evlenmiştir. Kendi oğullarını veliaht yapmak için Şehzade Mustafa'nın ve onun destekçisi olan Veziriazam Makbul İbrahim Paşa'nın ölüm fermanlarının verilmesinde Kanuni'yi etkilemiş olduğu tarihçiler tarafından kabul edilir. Şehzade Mustafa'nın babasını tahttan indireceğini, Yeniçeri Ocağını kontrolü altına aldığını, İbrahim Paşa'nın da ona destek olduğu fikrini sürekli Kanuni'ye işleyerek kışkırttığı söylenir. Kızı Mihrimah Sultan'ı Rüstem Paşa ile evlendirerek onunla ittifak kurmuş ve onun üzerinden devlet işlerine müdahale etmiştir. Hatta Rüstem Paşa'nın veziriazamlıktan alındığı süreçte Veziriazam Kara Ahmet Paşa'nın boğdurulması ve ardından Rüstem Paşa'nın yeniden Veziriazam olması onun Kanuni'ye etkisiyle olmuştur. 
Kanuni'den sonra oğlu 2. Selim nam-ı diğer Sarhoş Selim tahta çıkıyor. Onun döneminde de başkadını olan Nurbanu Sultan'ın yani İtalyan bir Yahudi olan Rasel'in etkisini görüyoruz. Hatta Osmanlı tarihçileri Nurbanu Sultan'ı Yahudileri devlet işlerine karıştırmakla suçlarlar. 2. Selim'in eğlenceye ve içkiye düşkün olması sebebiyle döneminde haremde sürekli içki ve saz alemleri yapıldığı yazar kaynaklarda. Nurbanu'nun da Selim'in bu halinden faydalandığı...
Padişah adeta kadınların elinde oyuncak
Ardından tahta çıkan oğlu 3. Murat döneminde de valide sultan olması ile beraber oğlunu etkisi altına aldığı, onun kadınlara olan zaafını kullandığı söylenir. Annesi Nurbanu'nun ölümünden sonra da başkadını Safiye Sultan yani Venedik Cumhuriyeti'nin Korfu Valisinin kızı Baffo 3. Murat'ı etkisi altına almıştır. Baffo Adriyatik denizinden geçerken Türk korsanlar tarafından yakalanmış ve 15 yaşında Şehzade Murat'ın haremine girmiştir. 3. Murat gelmiş geçmiş padişahlar içinde haremi en geniş olan, hasekilerinin sayısı 40'ı aşan bir padişahtır. Hatta saraydaki kadınlarla yetinmeyip saray dışından kadınlarla da münasebette bulunduğu ve 130'a yakın çocuğu olduğu bilinmektedir. Öldüğünde 19'u erkek, 30'u kız olmak üzere 49 çocuğu vardı. Hamile olan 7 cariyesi ise çuvallara konup Sarayburnu'ndan denize atılmak suretiyle öldürülmüşlerdi. Safiye Sultan'ın 3. Murat'ı bu halinden dolayı kıskanmadığı, onu zevke ve eğlenceye terk ettiği ve fırsattan istifade haremin ve devletin en çok sözü geçen kişisi olduğu bir gerçektir. Oğlu 3. Mehmet'in tahta çıkması ile nüfuzu daha da artan Safiye Sultan, devletin iç ve dış işlerinde başrolü oynadı. Kim kendisine bol para ve hediye takdim ederse onu yüksek mevkilere tayin ettirdi. 
Osmanlı'da iktidar olan kadınlardan bahsederken belki de en önemlisi olan Mahpeyker Kösem Sultan'dan bahsetmeden geçemeyiz. Anastasia Rum bir papazın kızıdır. 1. Ahmet döneminde kardeş katli kuralı uygulamadan kalkmış, 'ekberiyet' yani hanedanın en yaşlısının tahta çıkması kuralı gelmişti. Ancak 2. Osman'ın katli bu kuralın işlemediğini göstermektedir. Taht sırası beklerken şehzadelerin kafes sistemiyle Harem'de tutulması valide sultanları taht değişikliklerinde kilit duruma getirmişti. İşte oğlu 4. Murat'ın tahta geçmesiyle beraber Kösem Sultan'ın etkisi de başlamıştır. 4. Murat'ın henüz 12 yaşında olması tam 10 yıl Kösem Sultan'ın devlet idaresini elinde tutmasına sebep oldu. 4. Murat idareyi eline aldıktan sonra da etkisi sürdü. Nasıl ki 4. Murat'ın tahta çıkması onun zekası ve entrikalarıyla Genç Osman'ın öldürülmesi ve ardından Sultan Mustafa'nın tahttan indirilmesi ile olduysa tahtta kalmasını sürdürmek için de elinden geleni yaptı. Daha sonra oğlu İbrahim ve torunu 4. Mehmet dönemlerinde de etkisi sürmüş ama sonu da haremin başka bir kadını olan gelini Turhan Sultan'ın yani Rus Nadya'nın elinden olmuştur. Kösem Sultan tarihe kendi oğlunu boğdurtan sultan olarak geçmiştir. Tarihçiler 4. Murat'ın da despot, dediğim dedik ve çok rahat öldürebilen bir kişiliği olmasını annesi Kösem Sultan'ın ihtiraslı kişiliğine ve onu bu şekilde yetiştirmiş olmasına bağlarlar. 
Osmanlı'daki kadın saltanatına dair örnekleri daha da çoğaltabilir ve ayrıntılandırabiliriz ancak zamanımız sınırlı olduğundan şimdilik bu kadarla kalalım.
Çocukken aldıkları kültürden kopamadılar
Bütün bu anlattıklarımızdan çıkan sonuç ne, ona bakalım. Osmanlı haremindeki kadınlar saraya girdikten sonra birçoğu Müslüman olmuş olsalar da temelde aldıkları Hıristiyan veya Yahudi kültüründen kurtulamadıkları, İslam'ın koymuş olduğu ölçüleri ve ahlak kurallarını içselleştiremedikleri aşikârdır. Zira hiçbir Müslüman kadın kendisi idareyi ele geçirmek için eşini içki ve sefahata sürüklemez. Hiçbir Müslüman anne ihtirasları uğruna evladını boğdurtmaz. Ya da başka insanların boş sebeplerle ölümüne sebep olmaz ya da bu cinayetlere seyirci kalamaz. Müslüman bir annenin evladı hem İslam İmparatorluğu'nun padişahı, hem de İslam aleminin halifesi olup Kur'an'da kesin olarak yasak edilmiş, ayetle sabit olan haramlar işlemez, işlememelidir. Çünkü Kur'an'da, "Kim bir insanı (suçsuz yere) öldürürse, sanki bütün insanları öldürmüş gibidir. Kim de suçsuz bir insanı ölümden kurtarırsa, sanki bütün insanları ölümden kurtarmış gibidir" (Maide, 5/32), "Kim bir mü'mini kasdi olarak öldürürse, o kimsenin cezası cehennemde (ebedi) kalmaktır" (Nisa, 4/93) buyrulmaktadır. Bu tarz öldürülmeler Hıristiyan ve Yahudi kültüründe mubah sayılan uygulamalardır. Başta da belirttiğimiz gibi devşirme sisteminin bir sonucu olarak padişahların anneleri, dadıları ve lalaları, vezirleri, veziriazamları hep Hıristiyan ve Yahudi kökenli insanlar olduğundan büyük çoğunluğu her ne kadar sonradan Müslüman olsalar da eğitimcilerin bugün kesin olarak belirttikleri gibi 7 yaşa ve bazıları daha da büyük yaşlara kadar aldıkları, karakter yapılarını ve hayata bakış açılarını oluşturan temel eğitimin etkisinden kurtulamamışlar, padişahları da bu anlamda en olumsuz şekilde etkilemişler ve yanlışa düşmelerine sebep olmuşlardır. Bunu herkesin böyle kabul etmesi gerekir. 
Hele ki bunları görmezden gelip, padişahları göklere çıkarıp, Allah'ın yeryüzündeki gölgesi, halifesi, cennetmekan gibi vasıflarla adlandırıp, yaptıklarını İslam diye gösterip, Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün mübarek anne ve babasına laf etmek, en aşağılık iftiralarda bulunmak en iyi ihtimalle büyük bir gaflet, eğer birliğimizi ve beraberliğimizi bozmak için bilerek söyleniyorsa vatan hainliğidir. Osmanlı'nın hüküm sürdüğü topraklarda ve onun yıkılışı üzerine kurulmuş bir devlet de olsa Türkiye Cumhuriyeti Devleti yeni ve ayrı bir devlettir. Biz Osmanlı'yız demek yanlıştır, çünkü Osmanlı bir soy değil, bir ailedir. Nasıl bir aile olduğunu, nasıl bir hayat yaşadıklarını bir kısmıyla da olsa ortaya koymaya çalıştığımız Osmanlı'nın torunu olmak isteyenler kendileri bilirler tabii ki ama dindarlığı, İslamcılığı kimseye bırakmayıp, bu yanlışlarla övünmeleri neyle açıklanabilir? Türkiye Cumhuriyeti tarihini hiçe sayıp, yeni bir tarih yazma, Osmanlı padişahlarından yeni kahramanlar çıkarma çabası beyhude bir çabadır ve bizi büyük bir çıkmaza sokacak bir yanlıştır. Artık tarihimizle yüzleşme zamanı gelmiştir. Bunu herkesin böyle anlaması ve bilmesi birlik ve beraberliğimizin ve cumhuriyetimizin devamı için olmazsa olmazdır. Osmanlı'yı methedip, 7 yaşında Kur'an'ı hatmetmiş, 8 yaşında hafız olmuş Atatürk'e, Ehl-i Beyt soyundan gelen annesi Molla Zübeyde Hanım'a ve adını 12 İmam'dan alan babası Ali Rıza Bey'e her türlü iftiraları atıp gözden düşürmeye çalışanlar da şunu bilsinler ki; her zaman karşılarında Prof. Dr. Haydar Baş Bey ve kadrosunu bulacaklardır. Bu doğruları bıkmadan usanmadan her yerde anlatmaya devam edeceğiz ve halkımızın bu yanlışa düşmesine engel olacağız. Birliğin ve beraberliğin bu ülkede bozulmaması için elimizden geleni her daim yapacağız. OKAN EGESEL

 
 

Adıyaman'da DEAŞ operasyonu: 5 gözaltı

Adıyaman'da DEAŞ terör örgütüne yönelik düzenlenen operasyonda yabancı uyruklu 5 şüpheli gözaltına alındı

28.09.2026 14:27:00
İhlas Haber Ajansı
 
Adıyaman'da DEAŞ operasyonu: 5 gözaltı
Adıyaman'da DEAŞ operasyonu: 5 gözaltı
Adıyaman'da DEAŞ terör örgütüne yönelik düzenlenen operasyonda yabancı uyruklu 5 şüpheli gözaltına alındı.

Adıyaman Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde yürütülen soruşturma çerçevesinde, İl Jandarma Komutanlığı Terörle Mücadele ekiplerince DEAŞ'a yönelik operasyon gerçekleştirildi.



Jandarma ekipleri tarafından yürütülen çalışmalar kapsamında yabancı uyruklu R.K.Q.B., W.K.Q.B., R.H.K.B., N.T.H.M. ve N.T.G. isimli şahısların adresleri tespit edildi.

Belirlenen adreslere Özel Harekat Timlerinin de katılımıyla eş zamanlı operasyon düzenlendi. Operasyonda 5 şüpheli yakalanarak gözaltına alındı.

Şüpheliler, sağlık kontrollerinin ardından işlemleri yapılmak üzere İl Jandarma Komutanlığına götürüldü.

Olayla ilgili soruşturma sürüyor.

Lisede korku dolu anlar: Silahla vurulan öğretmen öldü

Osmaniye'de yeğeni tarafından görev yaptığı okulda silahla vurulan öğretmen hayatını kaybetti

28.09.2026 14:11:00 / Güncelleme: 28.09.2026 14:14:16
İHA
 
Lisede korku dolu anlar: Silahla vurulan öğretmen öldü
Lisede korku dolu anlar: Silahla vurulan öğretmen öldü
Olay, merkez Çardak köyündeki Farabi Anadolu Lisesi'nde yaşandı.

Okulda görev yapan Edebiyat Öğretmeni Mehmet Bilgili, ilk bilgilere göre yeğeni olan A.B. tarafından silahla vuruldu.



İhbar üzerine bölgeye polis ve sağlık ekibi sevk edildi.

Sağlık ekiplerinin kontrollerinde Bilgili'nin hayatını kaybettiği belirlendi.

TBMM Genel Kurulu, 51 günlük aranın ardından yasama çalışmalarına 1 Ekim'de başlayacak

TBMM Genel Kurulu, 51 günlük aranın ardından yasama çalışmalarına 1 Ekim'de başlayacak

28.09.2026 13:35:00
AA
 
TBMM Genel Kurulu, 51 günlük aranın ardından yasama çalışmalarına 1 Ekim'de başlayacak
TBMM Genel Kurulu, 51 günlük aranın ardından yasama çalışmalarına 1 Ekim'de başlayacak
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş'un katılımıyla, 28. Dönem 5. Yasama Yılı açılışı dolayısıyla ilk olarak Meclis'teki Atatürk Anıtı'na saat 13.00'te çelenk konulacak, saygı duruşunda bulunulacak ve İstiklal Marşı okunacak.

Anıttaki törenin ardından TBMM Genel Kurulu, TBMM Başkanı Kurtulmuş başkanlığında saat 14.00'te açılacak.

Kurtulmuş, yapacağı sunuş konuşması sonrasında Genel Kurul'a Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı takdim edecek, ardından İstiklal Marşı okunacak. Daha sonra Cumhurbaşkanı Erdoğan, Genel Kurul'a hitap edecek.

Meclis başkanlarının yasama yılı açılışı dolayısıyla geleneksel olarak verdiği resepsiyon, Kurtulmuş'un ev sahipliğinde TBMM Tören Salonu'nda saat 18.30'da gerçekleştirilecek.

Yasama yılının açılışında devlet protokolü ile davetiye gönderilen izleyiciler dışında TBMM'ye ziyaretçi kabul edilmeyecek.

Genel Kurul, yeni yasama yılının ilk mesaisini 6 Ekim'de yapacak.

Yeni Parti’nin hafta sonu düzenlenen ilçe başkanlıkları ön seçimleri kapsamında, Ankara’da sandık başına giden üyelerin oylarıyla 13 ilçe başkanı belli oldu

Yeni Parti’nin hafta sonu düzenlenen ilçe başkanlıkları ön seçimleri kapsamında, Ankara’da sandık başına giden üyelerin oylarıyla 13 ilçe başkanı belli oldu

28.09.2026 13:00:00
Haber Merkezi
 
 Yeni Parti’nin hafta sonu düzenlenen ilçe başkanlıkları ön seçimleri kapsamında, Ankara’da sandık başına giden üyelerin oylarıyla 13 ilçe başkanı belli oldu
 Yeni Parti’nin hafta sonu düzenlenen ilçe başkanlıkları ön seçimleri kapsamında, Ankara’da sandık başına giden üyelerin oylarıyla 13 ilçe başkanı belli oldu
Yeni Parti'nin hafta sonu düzenlenen ilçe başkanlıkları ön seçimleri kapsamında, Ankara'da sandık başına giden üyelerin oylarıyla 13 ilçe başkanı belli oldu.

Yeni Parti'nin ilçe ön seçimleri 26-27 Eylül tarihlerinde, Türkiye genelinde kurulan sandıklarla gerçekleştirildi. 26 Ağustos tarihine kadar partiye üye olan tüm üyelerin oy kullanabildiği seçimlerde, Ankara'da da 13 ilçede sandık kuruldu. Ön seçim sonuçlarına göre Ankara'nın 13 ilçe başkanı şöyle:

Akyurt - Yalçın İpek

Altındağ - Gökhan Urun

Ayaş - Fatih Öztürk

Çankaya - Ercan Başal

Elmadağ - Mehmet Kurusakız

Etimesgut - Özgür Şahbaz

Gölbaşı - Nazım Sağlam

Keçiören - Görkem Cevahir Yıldırım

Mamak - Şeref Demirbaş

Nallıhan - Mustafa Sarıkaya

Pursaklar - Hüseyin Benek

Sincan - Önder Ağdede

Yenimahalle - Halil Alankuş

Trabzon'da palamut 100-125 lira arasında

Trabzon'da balıkçılar, tezgahlarında yerini alan palamudu tanesi 100 ile 125 lira arasında değişen fiyatlardan satışa sunuyor

 

28.09.2026 12:20:00
Anadolu Ajansı
 
Trabzon'da palamut 100-125 lira arasında
Trabzon'da palamut 100-125 lira arasında

Ortahisar ilçesindeki Moloz mevkisinde yer alan balıkçı tezgahlarında palamudun tanesi 100 ile 125 liradan satılırken, istavritin kilogramı 100, somon 200, çipura 500, levrek ise 600 liradan alıcı buluyor.

Balıkçı Ahmet Çoğalmış, AA muhabirine, vatandaşların bu sezon daha çok palamuda ilgi gösterdiğini söyledi.

Tezgahlardaki palamutların taze olduğunu belirten Çoğalmış, sıcak havanın balıkların görünümünü etkileyebildiğini ifade etti.

Çoğalmış, piyasadaki herkesin şu an taze balık sattığına dikkati çekerek, "Havalar sıcak gittiği için balıklar ezik gibi görünÜyor ama ezik değil. Havaların sıcaklığından dolayı biraz gevşek oluyor. Vatandaş bayat balık aldığını sanıyor ama öyle değil. Şu an piyasa herkes taze balık satıyor." diye konuştu.

Balıkçı Emin Avcı da bu sezon palamudun daha fazla, hamsinin ise daha az olmasını beklediklerini dile getirdi.

Hamsinin şu anda Marmara tarafından geldiğini aktaran Avcı, "Hamsi palamut gibi olmaz, az olur. Şu anda hamsi geliyor ama Marmara tarafından geliyor. Bizim yerli hamsi daha çıkmadı. Palamut olduğu zaman hamsi biraz daha az oluyor" dedi.

İBB davasının 88. duruşması başladı

İBB davasına ilişkin 57'si tutuklu 436 sanığın yargılandığı davanın 88. duruşması başladı

28.09.2026 12:09:00
Anadolu Ajansı
 
İBB davasının 88. duruşması başladı
İBB davasının 88. duruşması başladı

İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesince, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu karşısındaki salonda görülen duruşmaya, görevlerinden uzaklaştırılan İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu ile Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık ve Medya AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ongun'un da aralarında bulunduğu bazı tutuklu sanıklar katıldı.

Bazı tutuksuz sanıklar ile avukatlarının da bulunduğu duruşmada, sanıkların yakınları izleyici olarak yer aldı.

Duruşma, tutuksuz sanıkların savunmalarının alınmasıyla devam ediyor.

İddianameden

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosunca hazırlanan iddianamede, Mülkiye Teftiş Kurulu Başkanlığı "ihbar eden" sıfatıyla, Hazine ve Maliye, İçişleri, Enerji ve Tabii Kaynaklar, Tarım ve Orman bakanlıkları ile İstanbul Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü, İBB Başkanlığı ve Şişli Belediye Başkanlığı "suçtan zarar gören" sıfatıyla yer alıyor.

İddianamede, 16 kişi "müşteki", 7'si firari, 5'i "müşteki sanık" olmak üzere toplam 407 kişi "sanık" olarak bulunuyor.

Suç örgütünün kurulduğu 2014'ten bugüne kadarki faaliyetleri anlatılan iddianamede, "İddianameye konu 143 eyleme ilişkin elde olunan menfaat ile sebep olunan kamu zararının, suç tarihleri itibarıyla (güncel değeri hariç) toplamda menkul olarak yaklaşık 160 milyar lira ve 24 milyon dolar, gayrimenkul olarak ise İstanbul ile ülke genelinde 95 taşınmazdan ibaret (örgüt elebaşı ve yöneticilerinin suç gelirlerinden elde ettikleri mal varlıkları hariç) olduğuna" ilişkin değerlendirme yapılıyor.

İddianamede yer alan örgüt şemasında, sanık Ekrem İmamoğlu'nun "örgüt elebaşı", sanıklar Murat Ongun, Fatih Keleş, Adem Soytekin, Ertan Yıldız, Hüseyin Gün ile firari sanık Murat Gülibrahimoğlu'nun da "örgüt yöneticisi" olduğu belirtiliyor.

Şemada, 10 örgüt üyesinin Ekrem İmamoğlu'na doğrudan bağlı olduğu aktarılarak örgüt üyelerinden 77'sinin Fatih Keleş'e, 35'inin Murat Ongun'a, 8'inin Ertan Yıldız'a, 7'sinin Hüseyin Gün'e, 6'sının Murat Gülibrahimoğlu'na ve 6'sının da Adem Soytekin'e bağlı olduğu gösteriliyor.

İddianamede, Ekrem İmamoğlu'nun "suç işleme amacıyla örgüt kurmak", "kişisel verilerin kaydedilmesi", "kişisel verileri ele geçirme ve yayma", "suç delillerini gizleme", "haberleşmenin engellenmesi", "kamu malına zarar verme", "rüşvet", "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma", "irtikap", "kamu, kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık", "suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama", "ihaleye fesat karıştırma", "çevrenin kasten kirletilmesi", "Vergi Usul Kanunu'na muhalefet", "Orman Kanunu'na muhalefet" ve "Maden Kanunu'na muhalefet" suçlarından toplam 849 yıldan 2 bin 430 yıl 6 aya kadar hapisle cezalandırılması isteniyor.

İddianamede, Keleş'in 48 kez "rüşvet", "rüşvet alma" ve "rüşvet verme", 55 kez "ihaleye fesat karıştırma", 39 kez "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", 8 kez "suç gelirlerini aklama", "Maden Kanunu'na muhalefet", "Orman Kanunu'na muhalefet", "çevre kirliliğine neden olma", "Vergi Usul Kanunu'na muhalefet", "irtikap", "suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme" ile "haberleşmenin engellenmesi" suçlarından 556 yıl 8 aydan 1542 yıl 8 aya kadar hapisle cezalandırılması talep ediliyor.

Ongun'un "rüşvet" ve 53 kez "ihaleye fesat karıştırma", 33 kez "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", "kişisel verileri başkasına verme, yayma veya ele geçirme", "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" ile "suç gelirlerini aklama" suçlarından 287 yıl 6 aydan 779 yıl 6 aya kadar hapis cezasına çarptırılması istenen iddianamede, Yıldız'ın "rüşvet", "ihaleye fesat karıştırma", "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık" suçlarından 86 yıldan 251 yıla kadar hapsi öngörülüyor.

İddianamede, Soytekin'in "rüşvet", "zincirleme şekilde rüşvet", "irtikap" ve "suç gelirlerini aklama" suçlarından 67 yıldan 194 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep edilirken, Gülibrahimoğlu'nun "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", "suç gelirlerini aklama", "evrakta sahtecilik", "Maden Kanunu'na muhalefet", "Orman Kanunu'na muhalefet", "çevre kirliliğine neden olma" ve "Vergi Usul Kanunu'na muhalefet" suçlarından 19 yıl 6 aydan 51 yıla kadar hapisle cezalandırılması isteniyor.

Gün'ün "suç işlemek amacıyla örgüt kurma", "kişisel verileri başkasına verme, yayma veya ele geçirme" suçlarından 20 yıldan 40 yıla kadar hapsi talep edilen iddianamede, örgüt yöneticisi konumundaki bu sanıkların, örgütün kendilerine bağlı yapılanmalarının faaliyeti çerçevesinde işlenen bütün suçlardan ayrıca fail olarak cezalandırılmalarına karar verilmesi gerektiği belirtiliyor.

İddianamede, yakalandıktan sonra örgütün yapısı ve faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili bilgi veren örgüt yöneticisi sanıklardan Adem Soytekin, Hüseyin Gün ve Ertan Yıldız hakkında "etkin pişmanlık" hükümlerinin uygulanması isteniyor.

Tutuklanmasının ardından görevinden uzaklaştırılan Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan hakkında 5 kez "rüşvet alma", 2 kez "irtikap", "kişisel verilerin hukuka aykırı kaydedilmesi", "kişisel verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme" ve "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma" suçlarından toplamda 35 yıldan 91 yıla kadar hapis cezası istemine yer verilen iddianamede, tutuklanmasının ardından görevinden uzaklaştırılan Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık'ın ise 7 kez "rüşvet alma" ve "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma" suçlarından toplam 30 yıldan 88 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep ediliyor.

Birleşen dosya

Beyoğlu Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan İnan Güney'in de aralarında bulunduğu 7 sanık hakkında hazırlanan iddianame de bu davayla birleştirilmişti.

İddianamede, sanıklar İnan Güney, İsmail Akkaya, Seyhan Özcan, Veysel Eren Güven, Sabriye Akkaya, Mehmet Akif Bulut ve Deniz Göleli'nin "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olmamakla birlikte yardım etme" ile "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık" suçlarından 9 yıl 8 aydan 31 yıl 8'er aya kadar hapisle cezalandırılmaları isteniyor.

Birleşen ikinci dosya

Ağaç ve Peyzaj AŞ üzerinden usulsüzce kurgusal ihale sistematiği işletilerek ihalelere fesat karıştırıldığı iddiasıyla yürütülen soruşturma tamamlanmış ve 29 sanık hakkında hazırlanan iddianame de bu davayla birleştirilmişti.

Sanıklar Ekrem İmamoğlu, Fatih Keleş ve Ali Sukas'ın "ihaleye fesat karıştırma", "resmi belgede sahtecilik", "rüşvet alma ve verme" ile "rüşvete aracılık etme" suçlarından 62'şer yıldan 168'er yıla kadar hapisle cezalandırılmaları, diğer 26 sanık hakkında ise aynı suçlardan 3 yıldan 168 yıla kadar değişen sürelerde hapis cezası isteniyor.

Yargılama sürecinde, birleşen dosyalarla birlikte 59 sanığın tahliye edilmesiyle davada 57 tutuklu sanık bulunuyor.

Gaziantep’teki kazada ölen 7 kişinin kimlikleri belli oldu

Gaziantep-Nurdağı kara yolunda yolcu otobüsü ile otomobilin kafa kafaya çarpıştığı feci kazada hayatını kaybeden 2'si çocuk 7 kişinin kimlikleri belirlendi. Otomobilde bulunan ve aynı aileden olan kurbanların cenazeleri otopsi işlemlerinin ardından Hatay'a gönderilirken, hastaneye kaldırılan 16 yaralıdan birinin durumunun ciddiyetini koruduğu açıklandı

28.09.2026 11:40:00 / Güncelleme: 28.09.2026 11:43:58
Haber Merkezi
 
Gaziantep’teki kazada ölen 7 kişinin kimlikleri belli oldu
Gaziantep’teki kazada ölen 7 kişinin kimlikleri belli oldu
Gaziantep'in Şehitkamil ilçesi kırsal Acaroba Mahallesi yakınlarında dün akşam saat 18.06'da meydana gelen, 34 HBS 100 plakalı yolcu otobüsü ile 31 AHB 98 plakalı otomobilin çarpıştığı feci kazanın bilançosu netleşti.

Hatalı sollama sonucu kontrolden çıkan otomobilin şerit ihlali yaparak otobüsün önüne kırılmasıyla gerçekleşen kazada, adli tıp kurumundaki kimlik tespit çalışmaları tamamlandı.

Aynı aileden 7 can yok oldu

Yapılan incelemelerin ardından otomobilde can veren sürücü ve yolcuların tamamının Hatay nüfusuna kayıtlı akrabalar olduğu belirlendi. Feci kazada hayatını kaybeden vatandaşların isimleri şu şekilde açıklandı:

• Gülistan Özdemir (46)

• Nisanur Özdemir (23)

• Zeynep Alin Özdemir (6 - Çocuk)

• Senem Gökşen (44)

• Atakan Gökşen (1 - Bebek)

• Fatma Balık (73)

• Gülhan Yaman (47) 

Gaziantep Adli Tıp Kurumu morgunda geceden bu yana süren otopsi işlemlerinin tamamlanmasının ardından, 7 kişinin cenazesi ailelerine teslim edilerek defnedilmek üzere memleketleri Hatay'a uğurlandı.

1 kişinin hayati tehlikesi sürüyor

Kazanın ardından yan yatan midibüsten çıkarılarak kentteki çeşitli hastanelere sevk edilen 16 yaralının tedavisi hassasiyetle sürdürülüyor. Gaziantep Vali Yardımcısı İlker Eker, ilk saatlerde otobüsteki yolcuların büyük bölümünün hafif ve orta dereceli yaralanmalara sahip olduğunu bildirmişti.

Ancak gelişmeleri yakından takip eden İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi sosyal medya hesabından yaptığı son güncellemede, yaralılardan 1 vatandaşın sağlık durumunun ciddiyetini koruduğunu ve hayati tehlikesinin devam ettiğini duyurdu. Diğer 15 yaralının ise genel durumlarının iyi olduğu ve hayati risklerinin bulunmadığı öğrenildi.

Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından görevlendirilen 1 Başsavcı Vekili ve 2 cumhuriyet savcısı eşliğinde, otobüs içi kameralar ve çevre güvenlik kameraları incelenerek kazayla ilgili geniş çaplı adli tahkikat sürdürülüyor.

İstanbul'da yağışın da etkisiyle sabah saatlerinde trafik yoğunluğu

İstanbul'da, haftanın ilk iş günü sabah saatlerinde yağışın da etkisiyle bazı bölgelerde trafik yoğunluğu oluştu

28.09.2026 09:10:00 / Güncelleme: 28.09.2026 09:35:10
AA
 
İstanbul'da yağışın da etkisiyle sabah saatlerinde trafik yoğunluğu
İstanbul'da yağışın da etkisiyle sabah saatlerinde trafik yoğunluğu

Anadolu Yakası'nda, D-100 kara yolunda Tuzla'da başlayan yoğunluk Avrasya Tüneli girişine kadar ulaşıyor.

TEM Otoyolu'nda Sultanbeyli'de yoğunlaşan trafik, 15 Temmuz Şehitler Köprüsü'ne kadar devam ediyor.

Otoyolda Fatih Sultan Mehmet Köprüsü istikametinde, Şile Otoyolu'nda ise Altunizade'den Ümraniye'ye kadar araçlar ağır seyrediyor.

Avrupa Yakası'nda D-100 kara yolunda Haliç Köprüsü, Halıcıoğlu, Edirnekapı ve Cevizlibağ çevresinde trafik yoğunluğu yaşanıyor.

Mecidiyeköy'de yağışın da etkisiyle trafik yoğunluğu çift yönlü etkili oluyor.

TEM Otoyolu Bahçeşehir, Saadetdere ve Beylikdüzü'nde trafik ağır seyrediyor.

Öte yandan tramvay, metro, otobüs ve metrobüs duraklarında yolcu yoğunluğu yaşanıyor.

Zincirlikuyu, Cevizlibağ, Uzunçayır ve Altunizade gibi aktarma merkezlerine gelen vatandaşlar araçlara binmek için sıra bekliyor.

Metro İstanbul'un sosyal medya hesabından yapılan açıklamada, "Hava muhalefeti nedeniyle TF1 Maçka-Taşkışla Teleferik Hattı'nda seferler yapılamamaktadır." ifadesi kullanıldı.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Cep Trafik Haritası verilerine göre, kent genelindeki trafik yoğunluğu sabah saatlerinde yüzde 72'ye kadar çıktı.

Yoğunluk, Anadolu Yakası'nda yüzde 89, Avrupa Yakası'nda ise yüzde 58 olarak ölçüldü.
 

İstanbul'daki sağanak nedeniyle Zincirlikuyu'daki alt geçidi su bastı

İstanbul'da etkili olan sağanak nedeniyle su basan Zincirlikuyu'daki alt geçit, araç trafiğine kapatıldı

28.09.2026 00:10:00
AA
 
İstanbul'daki sağanak nedeniyle Zincirlikuyu'daki alt geçidi su bastı
İstanbul'daki sağanak nedeniyle Zincirlikuyu'daki alt geçidi su bastı

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Afet Koordinasyon Merkezinin (AKOM) uyarılarının ardından kentteki bazı bölgelerde sağanak etkisini gösterdi.

Yağış nedeniyle caddelerde su birikintileri oluştu, sürücüler ve yayalar zor anlar yaşadı.

Yoğun yağış nedeniyle Zincirlikuyu'daki alt geçidi su bastı. Alt geçidin araç trafiğine kapatılması nedeniyle bazı otobüsler seferlerini yapamadı.

Kağıthane'de de Güzeldere Caddesi'nde su birikintisi oluştu. Caddede ilerleyen araçlar güçlük çekti.

Beylikdüzü, Esenyurt ve Sultangazi'de de yağış aralıklarla etkisini sürdürüyor.

 

Yeni Parti milletvekili Mustafa Erdem hakkında rüşvet soruşturması başlatıldı

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Yeni Parti Antalya Milletvekili Mustafa Erdem hakkında Türk Ceza Kanunu’nun 252. maddesi kapsamında resen soruşturma başlattı. Başsavcılığın açıklamasında soruşturmanın ayrıntılarına yer verilmedi

27.09.2026 21:00:00
Haber Merkezi
 
Yeni Parti milletvekili Mustafa Erdem hakkında rüşvet soruşturması başlatıldı
Yeni Parti milletvekili Mustafa Erdem hakkında rüşvet soruşturması başlatıldı
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Yeni Parti Antalya Milletvekili Mustafa Erdem hakkında Türk Ceza Kanunu'nun 252. maddesi kapsamında resen soruşturma başlattı. Başsavcılığın açıklamasında soruşturmanın ayrıntılarına yer verilmedi.
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Yeni Parti Antalya Milletvekili Mustafa Erdem hakkında "rüşvet" suçundan resen soruşturma başlattı. Başsavcılık açıklamasında, soruşturmanın TCK'nin 252. maddesi uyarınca yürütüldüğü belirtildi.

Soruşturmayı ekonomik suçlar bürosu yürütüyor
Açıklamaya göre dosya, Başsavcılığın Kaçakçılık, Narkotik ve Ekonomik Suçlar Soruşturma Bürosu tarafından yürütülüyor. Soruşturma kapsamında elde edilen deliller üzerine resen işlem başlatıldığı bildirildi.

Başsavcılık ayrıntı paylaşmadı
Başsavcılığın kamuoyuna duyurduğu açıklamada, iddianın dayanağına, soruşturmanın kapsamına veya izlenecek adımlara ilişkin ek bilgi verilmedi.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.