logo
24 HAZİRAN 2026

'Tarihimizle yüzleşme zamanı geldi'

Trabzon'da yapılan 'Atatürk Vatandır Sempozyumu'nda tebliğ sunan eğitimci yazar Asude Havuzlu, "Türkiye Cumhuriyeti tarihini hiçe sayıp, yeni bir tarih yazma, Osmanlı padişahlarından yeni kahramanlar çıkarma çabası beyhude bir çabadır ve bizi büyük bir çıkmaza sokacak bir yanlıştır. Artık tarihimizle yüzleşme zamanı gelmiştir" dedi

06.09.2017 00:00:00
Trabzon'da gerçekleştirilen 'Atatürk Vatandır Sempozyumu'nun konuşmacılarından biri de eğitimci yazar Asude Havuzlu'ydu. Havuzlu'nun tarihi gerçekleri gözler önüne seren konuşmasının tam metnini yayınlıyoruz:  
Eğitim bilimciler yaptıkları araştırmalar sonucu net olarak ortaya koydular ki pek çok kişilik özelliklerimiz genlerimizle belirlenir ve bunun üzerine ilk çocukluk yılları dediğimiz 7 yaşa kadar olan dönemde başka bazı özellikler eklenir ve 7 yaşına geldiğinde artık bireyin karakter özellikleri, kişiliğini oluşturan temel özelliklerin neredeyse tamamı şekillenmiş olur. Son yıllarda özellikle eğitim alanında kullanılan '7 çok geç' sloganı da bu yüzdendir. Gerçekten de bireyin hem kişilik hem de bilişsel özelliklerinin % 80'inden fazlası 0-6 yaş döneminde tamamlanmaktadır. Dolayısıyla bir çocuğa ne kazandırmak istiyorsanız 0-6 yaş arasını değerlendirmelisiniz. Bu dönem çocuğun evde geçirdiği okul öncesi dönem olduğundan ailesi burada birinci derecede etken olmaktadır. Özellikle anne ya da bakımını üstlenmiş olan bakıcı konumundaki kişiler birinci derecede sorumlu olurlar. Çünkü çocuklar bu dönemde taklit etme yoluyla öğrendikleri için yalan söyleyen birinin yanında yetişti ise yalan söylemeyi öğrenir. Dedikodu yapan birinin yanında dedikodunun normal bir şey olduğunu düşünerek büyür. İçki içen bir anne baba ile büyürse içki içmenin yanlış bir şey olmadığını öğrenir ve bu bilinçaltına yerleşir. Aynı şekilde doğruluğu dürüstlüğü de öğrenir. Ya da namaz kılan, oruç tutan bir ailesi varsa kimse ona namaz kıl, oruç tut demese bile o böyle olması gerektiğini düşünür ve taklit eder. Çocuklarımızın bizlerle beraber namaz kılarken yatıp kalktıklarını hepimiz yaşamışızdır ya da ramazanda yemek yedirmek istediğimizde 'siz yemiyorsunuz ben de yemicem' dediklerini görmüşüzdür. Birçok yerde artık espri haline gelmiş olan 'çocukluk çağlarına inmek lazım' sözü bir yöntem olarak psikologların ve psikiyatristlerin danışanlarının problemlerini çözmek için sıkça başvurdukları bir yoldur. Bazen çocuklukta yaşanan bir travma ileriki yaşlarda çok ilginç şekillerde ortaya çıkabilmektedir. Yani bir insanın 7 yaşına kadarki döneminde kazandığı, bilinçaltına yer etmiş temelleri değiştirmek neredeyse imkansızdır. Atalarımızın 'İnsan 7'sinde ne ise 70'inde odur' sözü de bu ilmi gerçeğin yaşanmış tecrübelerle ortaya konmasından başka bir şey değildir. 
Padişah annelerinin portresi
Şimdi bu önbilgiden sonra gelelim asıl konumuza... Osmanlı padişahları arasında yabancı kadınla ilk evliliği Orhan Bey yapmıştır. Orhan Bey'in ilk eşi Yarhisar tekfurunun kızı Holofira'dır. Daha sonra Müslüman olarak Nilüfer Hatun adını almıştır. 1. Murat'ın annesidir. O sıralarda Bizans Yuannis Paleolog ve Yuannis Kantakuzen adlı iki imparator adayının rekabetini yaşamaktadır. Kantakuzen Orhan Bey'den yardım ister. O da kızı Theodora ile evlenmek karşılığında Kantakuzen'in imparatorluğuna destek verir. Kayınpederi Kantakuzen'e Sırplar ve Bulgarlar'a karşı da yardım edecek ve bunun karşılığında Çimpe Kalesini alarak burayı üs olarak kullanıp Trakya'da genişleyecektir. Theodora'nın adının değişmemesinden Müslüman olmadığını anlıyoruz. Daha sonraki dönemlerde Müslüman olmayanların da isimleri değiştirilmiş, genelde Farsça isimler verilmiştir. Bu evlilikten şehzade Halil doğmuştur. Theodora'nın Orhan Bey'i etkisi altına aldığı ve kendi oğlunu veliaht yapmak için baskı yaptığı söylenir. 
Tarihçiler Yıldırım Beyazıt'ın hanımlarından Sırp Kralı I. Lazar'ın kızı Olivera Despina'nın Beyazıt'ı içkiye ve zevk ü safaya alıştırdığını yazarlar. 
2. Murat dönemine geldiğimizde Enderun mektebinin kurulduğunu görüyoruz. Amacı hem bedenen güçlü kuvvetli hem de zeki gayrimüslim çocukları 8-9 yaşlarında alıp yetiştirerek devlet erkanında görev yapacak disiplinli, akıllı, siyasetten, savaştan anlayan kişiler yetiştirmektir. Enderun; babasının döneminde kurulmuş olsa da asıl Fatih Sultan Mehmet zamanında kurumsallaşmıştır. Buradan yetişenler devlet kademesinde en üst düzeylere yükselmiş, vezir, veziriazam, kazasker gibi görevlere gelmişlerdir. Ayrıca şehzadelerin yetişmesinden sorumlu olan, onlara eğitim veren lalalar da bunlardan seçilirdi. 
Fatih'in annesi Despina Müslüman olmadı
Haremde de benzer bir yapı vardı. Aslında Osmanlı hareminde daha Orhan Bey zamanından beri kölelerin mevcut olduğu anlaşılmaktadır. Fakat cariyelerin haremde çoğalması Fatih zamanında artmıştır. Nasıl ki devşirilen erkek çocukları orduda ve Enderun mektebinde terbiye edilerek Osmanlı İmparatorluğu'nda en yüksek idari kademelere yükselmişlerse, hareme alınan cariyelere de benzer bir eğitim sistemi getirilerek güzellik ve zekalarına göre usta, kalfa, ikbal, kadın efendi ve valide sultan gibi payeler alarak en yüksek mevkilere gelme imkanı onlara sağlanmıştır. Hareme gelen 8-10 bazen daha büyük yaşlardaki esir kız çocukları güzellik ve  kabiliyetlerine göre eğitime alınırlardı. Haremde hiyerarşiye çok önem verilirdi. Bunların  bazıları mutfak, çamaşırhane gibi hizmet görevlerine, bazıları valide sultan ve kadın efendilerin hizmetine, bazıları şehzadelerin bakım ve hizmetine verilir, en güzel ve kabiliyetli olanları da padişahların odalığı olarak ayrılırdı. Bunlara eğitim verilirken önce Türkçeyi öğrenmeleri sağlanır, daha sonra örf, adet ve İslami kurallar öğretilirdi. Düzenli kitap okumaları, en az bir enstrüman çalmaları mecburi idi. Cariyeler hareme yeni geldiklerinde 100 kişiye kadar alan büyük koğuşlarda yatarlardı. Eğitimlere katılır, kendilerine verilen işleri yaparlardı. Ancak bunlardan odalık olanlar arasında Müslüman olan ve Kur'an okuyanların daha fazla değer gördükleri, hele de çocuk doğurdukları zaman kademe kademe yükseldikleri, kendilerine ait odaları ve hizmetçileri olduğu, kumaşlar, mücevherlerle mükafatlandırılmaları söz konusu idi. Bu yüzden çoğu Müslümanlığı hemen kabul etmekteydi. Ancak bu mükafatlara rağmen Fatih Sultan Mehmet'in annesi Maria Despina Müslüman olmadı. Bu durumu aslı bugün Topkapı arşivinde bulunan bu fermanda Fatih şöyle buyurmaktadır:
"Bu devrin Hıristiyan kadınlarının en yücelerinden olan anam Despina Hatun, Selanik'te Küçük Ayasofya adıyla bilinen manastırı şeriat kurallarına göre satın almış. Gerekli belgesi de varmış. Ben de uygun bulup bu fermanı verdim ki manastıra sahip olsun. Dilerse satsın, dilerse bağışlasın, hiç kimse engel olmasın, bozmasın, değiştirmesin, içindekilerden vergi alınmasın. Kimse tedirgin etmesin. Bu fermanı görenler gerçek olduğuna inansın."
Yani Fatih'in annesi Ortodoks bir Hıristiyan olarak Selanik'teki manastırda rahibe hayatı yaşamış ve Hıristiyan olarak ölmüştür. Bunu biz demiyoruz, Fatih'in kendisi söylüyor. 
Osmanlı'nın çöküşünü hazırlayan kadınlar
Tarihçiler Osmanlı'nın çöküşünde saraydaki kadınların ve onların birlik olduğu paşalarla birlikte çevirdikleri entrikaların büyük etkisi olduğunu hep söylerler. 
Örneğin Osmanlı tarihindeki kadın saltanatının kendisi ile başladığı söylenilen Hürrem Sultan diye bildiğimiz Roxanna. Bir Rus papazının kızıdır. Bir akın esnasında esir alınıp saraya geldiğinde 15-17 yaş civarlarındadır. Kısa sürede Kanuni'yi etkisi altına almıştır. Hatta padişahlar cariyelerine nikah kıymadıkları halde Kanuni bu kuralı bile çiğneyip Hürrem'e nikah kıyıp onunla evlenmiştir. Kendi oğullarını veliaht yapmak için Şehzade Mustafa'nın ve onun destekçisi olan Veziriazam Makbul İbrahim Paşa'nın ölüm fermanlarının verilmesinde Kanuni'yi etkilemiş olduğu tarihçiler tarafından kabul edilir. Şehzade Mustafa'nın babasını tahttan indireceğini, Yeniçeri Ocağını kontrolü altına aldığını, İbrahim Paşa'nın da ona destek olduğu fikrini sürekli Kanuni'ye işleyerek kışkırttığı söylenir. Kızı Mihrimah Sultan'ı Rüstem Paşa ile evlendirerek onunla ittifak kurmuş ve onun üzerinden devlet işlerine müdahale etmiştir. Hatta Rüstem Paşa'nın veziriazamlıktan alındığı süreçte Veziriazam Kara Ahmet Paşa'nın boğdurulması ve ardından Rüstem Paşa'nın yeniden Veziriazam olması onun Kanuni'ye etkisiyle olmuştur. 
Kanuni'den sonra oğlu 2. Selim nam-ı diğer Sarhoş Selim tahta çıkıyor. Onun döneminde de başkadını olan Nurbanu Sultan'ın yani İtalyan bir Yahudi olan Rasel'in etkisini görüyoruz. Hatta Osmanlı tarihçileri Nurbanu Sultan'ı Yahudileri devlet işlerine karıştırmakla suçlarlar. 2. Selim'in eğlenceye ve içkiye düşkün olması sebebiyle döneminde haremde sürekli içki ve saz alemleri yapıldığı yazar kaynaklarda. Nurbanu'nun da Selim'in bu halinden faydalandığı...
Padişah adeta kadınların elinde oyuncak
Ardından tahta çıkan oğlu 3. Murat döneminde de valide sultan olması ile beraber oğlunu etkisi altına aldığı, onun kadınlara olan zaafını kullandığı söylenir. Annesi Nurbanu'nun ölümünden sonra da başkadını Safiye Sultan yani Venedik Cumhuriyeti'nin Korfu Valisinin kızı Baffo 3. Murat'ı etkisi altına almıştır. Baffo Adriyatik denizinden geçerken Türk korsanlar tarafından yakalanmış ve 15 yaşında Şehzade Murat'ın haremine girmiştir. 3. Murat gelmiş geçmiş padişahlar içinde haremi en geniş olan, hasekilerinin sayısı 40'ı aşan bir padişahtır. Hatta saraydaki kadınlarla yetinmeyip saray dışından kadınlarla da münasebette bulunduğu ve 130'a yakın çocuğu olduğu bilinmektedir. Öldüğünde 19'u erkek, 30'u kız olmak üzere 49 çocuğu vardı. Hamile olan 7 cariyesi ise çuvallara konup Sarayburnu'ndan denize atılmak suretiyle öldürülmüşlerdi. Safiye Sultan'ın 3. Murat'ı bu halinden dolayı kıskanmadığı, onu zevke ve eğlenceye terk ettiği ve fırsattan istifade haremin ve devletin en çok sözü geçen kişisi olduğu bir gerçektir. Oğlu 3. Mehmet'in tahta çıkması ile nüfuzu daha da artan Safiye Sultan, devletin iç ve dış işlerinde başrolü oynadı. Kim kendisine bol para ve hediye takdim ederse onu yüksek mevkilere tayin ettirdi. 
Osmanlı'da iktidar olan kadınlardan bahsederken belki de en önemlisi olan Mahpeyker Kösem Sultan'dan bahsetmeden geçemeyiz. Anastasia Rum bir papazın kızıdır. 1. Ahmet döneminde kardeş katli kuralı uygulamadan kalkmış, 'ekberiyet' yani hanedanın en yaşlısının tahta çıkması kuralı gelmişti. Ancak 2. Osman'ın katli bu kuralın işlemediğini göstermektedir. Taht sırası beklerken şehzadelerin kafes sistemiyle Harem'de tutulması valide sultanları taht değişikliklerinde kilit duruma getirmişti. İşte oğlu 4. Murat'ın tahta geçmesiyle beraber Kösem Sultan'ın etkisi de başlamıştır. 4. Murat'ın henüz 12 yaşında olması tam 10 yıl Kösem Sultan'ın devlet idaresini elinde tutmasına sebep oldu. 4. Murat idareyi eline aldıktan sonra da etkisi sürdü. Nasıl ki 4. Murat'ın tahta çıkması onun zekası ve entrikalarıyla Genç Osman'ın öldürülmesi ve ardından Sultan Mustafa'nın tahttan indirilmesi ile olduysa tahtta kalmasını sürdürmek için de elinden geleni yaptı. Daha sonra oğlu İbrahim ve torunu 4. Mehmet dönemlerinde de etkisi sürmüş ama sonu da haremin başka bir kadını olan gelini Turhan Sultan'ın yani Rus Nadya'nın elinden olmuştur. Kösem Sultan tarihe kendi oğlunu boğdurtan sultan olarak geçmiştir. Tarihçiler 4. Murat'ın da despot, dediğim dedik ve çok rahat öldürebilen bir kişiliği olmasını annesi Kösem Sultan'ın ihtiraslı kişiliğine ve onu bu şekilde yetiştirmiş olmasına bağlarlar. 
Osmanlı'daki kadın saltanatına dair örnekleri daha da çoğaltabilir ve ayrıntılandırabiliriz ancak zamanımız sınırlı olduğundan şimdilik bu kadarla kalalım.
Çocukken aldıkları kültürden kopamadılar
Bütün bu anlattıklarımızdan çıkan sonuç ne, ona bakalım. Osmanlı haremindeki kadınlar saraya girdikten sonra birçoğu Müslüman olmuş olsalar da temelde aldıkları Hıristiyan veya Yahudi kültüründen kurtulamadıkları, İslam'ın koymuş olduğu ölçüleri ve ahlak kurallarını içselleştiremedikleri aşikârdır. Zira hiçbir Müslüman kadın kendisi idareyi ele geçirmek için eşini içki ve sefahata sürüklemez. Hiçbir Müslüman anne ihtirasları uğruna evladını boğdurtmaz. Ya da başka insanların boş sebeplerle ölümüne sebep olmaz ya da bu cinayetlere seyirci kalamaz. Müslüman bir annenin evladı hem İslam İmparatorluğu'nun padişahı, hem de İslam aleminin halifesi olup Kur'an'da kesin olarak yasak edilmiş, ayetle sabit olan haramlar işlemez, işlememelidir. Çünkü Kur'an'da, "Kim bir insanı (suçsuz yere) öldürürse, sanki bütün insanları öldürmüş gibidir. Kim de suçsuz bir insanı ölümden kurtarırsa, sanki bütün insanları ölümden kurtarmış gibidir" (Maide, 5/32), "Kim bir mü'mini kasdi olarak öldürürse, o kimsenin cezası cehennemde (ebedi) kalmaktır" (Nisa, 4/93) buyrulmaktadır. Bu tarz öldürülmeler Hıristiyan ve Yahudi kültüründe mubah sayılan uygulamalardır. Başta da belirttiğimiz gibi devşirme sisteminin bir sonucu olarak padişahların anneleri, dadıları ve lalaları, vezirleri, veziriazamları hep Hıristiyan ve Yahudi kökenli insanlar olduğundan büyük çoğunluğu her ne kadar sonradan Müslüman olsalar da eğitimcilerin bugün kesin olarak belirttikleri gibi 7 yaşa ve bazıları daha da büyük yaşlara kadar aldıkları, karakter yapılarını ve hayata bakış açılarını oluşturan temel eğitimin etkisinden kurtulamamışlar, padişahları da bu anlamda en olumsuz şekilde etkilemişler ve yanlışa düşmelerine sebep olmuşlardır. Bunu herkesin böyle kabul etmesi gerekir. 
Hele ki bunları görmezden gelip, padişahları göklere çıkarıp, Allah'ın yeryüzündeki gölgesi, halifesi, cennetmekan gibi vasıflarla adlandırıp, yaptıklarını İslam diye gösterip, Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün mübarek anne ve babasına laf etmek, en aşağılık iftiralarda bulunmak en iyi ihtimalle büyük bir gaflet, eğer birliğimizi ve beraberliğimizi bozmak için bilerek söyleniyorsa vatan hainliğidir. Osmanlı'nın hüküm sürdüğü topraklarda ve onun yıkılışı üzerine kurulmuş bir devlet de olsa Türkiye Cumhuriyeti Devleti yeni ve ayrı bir devlettir. Biz Osmanlı'yız demek yanlıştır, çünkü Osmanlı bir soy değil, bir ailedir. Nasıl bir aile olduğunu, nasıl bir hayat yaşadıklarını bir kısmıyla da olsa ortaya koymaya çalıştığımız Osmanlı'nın torunu olmak isteyenler kendileri bilirler tabii ki ama dindarlığı, İslamcılığı kimseye bırakmayıp, bu yanlışlarla övünmeleri neyle açıklanabilir? Türkiye Cumhuriyeti tarihini hiçe sayıp, yeni bir tarih yazma, Osmanlı padişahlarından yeni kahramanlar çıkarma çabası beyhude bir çabadır ve bizi büyük bir çıkmaza sokacak bir yanlıştır. Artık tarihimizle yüzleşme zamanı gelmiştir. Bunu herkesin böyle anlaması ve bilmesi birlik ve beraberliğimizin ve cumhuriyetimizin devamı için olmazsa olmazdır. Osmanlı'yı methedip, 7 yaşında Kur'an'ı hatmetmiş, 8 yaşında hafız olmuş Atatürk'e, Ehl-i Beyt soyundan gelen annesi Molla Zübeyde Hanım'a ve adını 12 İmam'dan alan babası Ali Rıza Bey'e her türlü iftiraları atıp gözden düşürmeye çalışanlar da şunu bilsinler ki; her zaman karşılarında Prof. Dr. Haydar Baş Bey ve kadrosunu bulacaklardır. Bu doğruları bıkmadan usanmadan her yerde anlatmaya devam edeceğiz ve halkımızın bu yanlışa düşmesine engel olacağız. Birliğin ve beraberliğin bu ülkede bozulmaması için elimizden geleni her daim yapacağız. OKAN EGESEL

 
 

Kartalkaya'daki otel yangınında yakınlarını kaybedenler adliye önünde açıklama yaptı

Bolu Kartalkaya Kayak Merkezi'ndeki Grand Kartal Otel'de 21 Ocak 2025'te çıkan yangında yakınlarını kaybedenler, Bolu Adliyesi önünde açıklama yaptı

23.06.2026 17:00:00
AA
Kartalkaya'daki otel yangınında yakınlarını kaybedenler adliye önünde açıklama yaptı
Kartalkaya'daki otel yangınında yakınlarını kaybedenler adliye önünde açıklama yaptı

Adliye önünde pankart açan aileler adına konuşan, olayda 8 yakınını kaybeden avukat Yüksel Gültekin, yangının üzerinden 17 ay 2 gün geçtiğini belirtti.

"Davada birinci derece kusurlu gösterilen Turizm Bakanlığı ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı personeliyle ilgili maalesef bugüne kadar herhangi bir hukuki gelişme olmadı." diyen Gültekin, 40 yıllık avukat olarak ilgili personel hakkında iddianame düzenlenmemesini izah edemediğini söyledi.

Adalet Bakanı Akın Gürlek'e kurulan komisyonla aydınlatılan cinayetler dolayısıyla bir vatandaş olarak teşekkür ettiğini belirten Gültekin, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Ayrıca 'Suç işleyen herkes yakasından tutulacak ve yargı önüne çıkarılacak.' sözünü de önemsiyorum ve güven duyuyorum. Sayın Adalet Bakanım, Bolu Cumhuriyet Başsavcılığı, Kültür ve Turizm Bakanlığının 1. derece kusurlu olduğunu tespit etti. Netice itibarıyla Turizm Bakanı yargılama müsaadesi vermedi, buna rağmen Danıştay bu kararı kaldırarak, 'Yargılanmalılar, hesap vermeliler.' dedi. Sayın Bakanım, sizden 78 canımız adına rica ediyorum. Gecikmeden, mümkünse bugün, değilse yarın bu dosyanın iddianamesinin düzenlenmesi için talimat verin. Aksi halde bu sürecin ilerlemeyeceğini düşünüyoruz."

Devletine ve milletine bağlı insanlar olduklarını vurgulayan Gültekin, "17 aydır sabırla bekliyoruz ancak bu duyarsızlık karşısında sabrımız tükenmiştir. Savcılığa gidiyoruz, 'Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı personeli bekleniyor.' deniyor. Diğerlerinde beklenmezken burada neden bekleniyor'" ifadelerini kullandı.

Gültekin, ailelerin 17 ay 2 gündür uyumadıklarını dile getirerek, "Nefesimiz yettiği sürece bu davanın takipçisi olacağız. Evlatlarıma her gün söz veriyorum ve sözümü tutacağım. Bu olayda zerre kadar ihmali olan herkes yargı önüne çıkacak ve hesap verecek. Biz davamızdan vazgeçmeyiz." dedi.

"Gecikmeksizin iddianame hazırlanmalıdır"

Yangında kardeşi ve iki yeğenini kaybeden Çiğdem Sarıtaş da "Kültür ve Turizm Bakanlığı görevlileri hakkında soruşturma izni verilmiş olmasına rağmen neden hala iddianame hazırlanmadığını" sordu.

Sarıtaş, İl Özel İdaresi ve Bolu Belediyesi görevlilerinin Ağır Ceza Mahkemesi'nde yargılandığını hatırlatarak, şöyle devam etti:

"Aynı bilirkişi raporlarında aynı derecede sorumlu gösterilen bakanlık görevlileri için hukuk neden aynı şekilde işletilmemektedir' Bizim talebimiz ayrıcalık değil, eşitliktir. İl Özel İdaresi ve Belediye görevlileri için işletilen hukuk, Bakanlık görevlileri için de işletilmelidir. Birinci dosyada esas alınan sorumluluk tespitleri doğrultusunda Bakanlık görevlileri hakkında gecikmeksizin iddianame hazırlanmalıdır. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı görevlileri hakkındaki soruşturma izinleri derhal tamamlanmalıdır."

Sarıtaş, Bakanlık yetkililerinin önceki dosyayla paralel şekilde Ağır Ceza Mahkemesi önünde yargılanmalarının sağlanması gerektiğini söyledi. 

Kırıkkale'de mühimmat patlaması: 2 ölü

Kırıkkale'nin Yahşihan ilçesindeki imha sahasında, Assan Grup isimli firmanın patlatma faaliyeti sırasında meydana gelen patlamada özel şirket çalışanı 2 personelin hayatını kaybettiği açıklandı

23.06.2026 16:59:00
Anadolu Ajansı
Kırıkkale'de mühimmat patlaması: 2 ölü
Kırıkkale'de mühimmat patlaması: 2 ölü

Kırıkkale'nin Yahşihan ilçesinde imha sahasında mühimmatın kazara patlaması sonucu 2 kişi yaşamını yitirdi.

Valilikten yapılan yazılı açıklamada, saat 14.00 sıralarında Yahşihan ilçesi Bedesten mevkisindeki imha sahasında, gerçekleştirilen AR-GE faaliyetleri esnasında mühimmatın kazara patlaması sonucu özel şirket çalışanı 2 personelin vefat ettiği belirtildi.

Açıklamada, şu ifadelere yer verildi:

"Olayın ardından AFAD başta olmak üzere ilgili kurumlar süratle bölgeye sevk edilmiş, bölgede gerekli güvenlik tedbirleri alınmıştır. Meydana gelen olayla ilgili adli ve idari inceleme başlatılmış olup süreç ilgili makamlarca titizlikle takip edilmektedir. Vefat eden vatandaşlarımıza Allah'tan rahmet, kederli ailelerine ve yakınlarına başsağlığı diliyoruz."

Öğretmenlerin Ankara direnişi sürüyor

Özel sektörde çalışan eğitim emekçileri ile mülakat mağduru öğretmenlerin taban maaş, iş güvencesi ve atama hakkı talebiyle Ankara'da başlattığı süresiz açlık grevi eylemi kararlılıkla devam ediyor. Polis müdahalelerine ve fenalaşan arkadaşlarına rağmen geri adım atmayan öğretmenler, Çalışma Bakanlığı ile randevu masası kurulana kadar Başkent'i terk etmeyeceklerini duyurdu

23.06.2026 14:50:00
Haber Merkezi
Öğretmenlerin Ankara direnişi sürüyor
Öğretmenlerin Ankara direnişi sürüyor
Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası çatısı altında bir araya gelen eğitimciler ile mülakat mağdurlarının 14 Haziran'da Ankara'da başlattığı eylemler kapsamında yürütülen süresiz açlık grevi devam ediyor.

Sendika genel merkez binası önünde devam eden grev boyunca bazı öğretmenler kan şekerinin düşmesi ve halsizlik nedeniyle ambulansla hastaneye kaldırıldı. Tedavileri tamamlanan eğitimciler, "Hakkımızı almadan eve dönüş yok" diyerek grev alanına yeniden geri döndü.

Masada iki net talep var

Direnişteki öğretmenler, eylemlerinin temel çıkış noktasını oluşturan iki hayati konunun çözüme kavuşturulmasını istiyor.

2014 yılında kaldırılan taban maaş hakkının geri getirilmesini isteyen özel okul ve kurs öğretmenleri, kamudaki meslektaşlarıyla eşit ücret hakkı ve asgari ücrete mahkûm edilmeyecekleri yasal bir düzenleme talep ediyor.

2025 KPSS'de yüksek puan almalarına rağmen mülakat komisyonlarının kararları nedeniyle atama hakları ellerinden alınan 1611 öğretmenin haklarının iade edilmesi de isteniyor.

Görüşmeler tıkandı, Bakanlık önünde müdahale

Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası Genel Başkanı Eren Edebali, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından kendilerine geçen yıl sözü verilen "Özel Okul Öğretmenlerinin Çalışma Hayatı" başlıklı toplantının, işveren derneklerinin ikna edilememesi gerekçesiyle bir yıldır ertelendiğini açıkladı.

Öğretmenlerin taleplerini iletmek ve muhatap bulabilmek amacıyla Çalışma Bakanlığı önüne yaptığı yürüyüş ve oturma eylemine ise emniyet güçleri sert müdahalede bulundu. Çıkan arbedede çok sayıda sendika üyesi ve destekçi eğitimci ters kelepçe yöntemiyle gözaltına alındıktan sonra serbest bırakıldı.

Ülke genelinden destek yağıyor

Ankara'daki açlık grevi sürerken eyleme destek sesleri dalga dalga büyüyor. Eğitim-Sen ve Eğitim-İş sendikalarının yanı sıra İzmir, İstanbul, Bursa ve Mersin gibi pek çok şehirde öğretmenler sokağa çıkarak Ankara'daki meslektaşlarına yönelik polis müdahalelerini protesto etti. Siyasi partiler ve sivil toplum kuruluşları da yayımladıkları mesajlarla öğretmenlerin insanca yaşam ücreti ve iş güvencesi taleplerinin derhal yasalaştırılması çağrısında bulunuyor.

Öte yandan bugün, muhalefet milletvekillerinin mülakat mağdurları ve özel sektör öğretmenlerinin sorunlarını görüşmek üzere TBMM Milli Eğitim Komisyonu'nu olağanüstü toplama talebi resmen reddedildi. Komisyon Başkanı Ayşen Gürcan, içtüzük gereği komisyonların önlerinde havale edilmiş bir kanun teklifi olmadan toplanamayacağını gerekçe göstererek talebi geri çevirdi.

Mülakat Mağduru Öğretmenler Platformu tarafından yapılan ortak deklarasyonda; mülakatların tamamen kaldırılacağı sözünün bizzat hükümet yetkilileri tarafından verildiği hatırlatıldı. Öğretmenler, "Söz tutmak bizim kültürümüzde namustur. Bizi 'Gidin, durulun' diyerek uyutamayacaksınız. Hakkımızı alana kadar Ankara'da sokaklarda kalmaya ve açlık grevine destek vermeye devam edeceğiz" mesajını yineledi.

Erhan Karaal'ın kaçırılmasına ilişkin 6 şüpheli tutuklandı

İBB Kültür AŞ Genel Müdür Yardımcısı Erhan Karaal'ın, kaçırılmasına ilişkin soruşturma kapsamında gözaltına alınan 12 şüpheliden 6'sı tutuklandı

 

23.06.2026 10:13:00
Anadolu Ajansı
Erhan Karaal'ın kaçırılmasına ilişkin 6 şüpheli tutuklandı
Erhan Karaal'ın kaçırılmasına ilişkin 6 şüpheli tutuklandı

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Kültür AŞ Genel Müdür Yardımcısı Erhan Karaal'ın, Maltepe'de kaçırılmasına ilişkin soruşturma kapsamında gözaltına alınan 12 şüpheliden 6'sı tutuklandı.

İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığınca Karaal'ın kaçırıldığı iddiasına ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında adliyeye götürülen şüphelilerin buradaki işlemleri tamamlandı.

Nöbetçi sulh ceza hakimliğine sevk edilen zanlılardan 6'sının tutuklanmasına, 6'sının ise adli kontrol şartıyla serbest bırakılmasına hükmedildi.

Ne olmuştu?

Başsavcılık, Karaal'ın Maltepe'de kaçırıldığı iddiasına ilişkin soruşturma başlatmış, mağdurun bulunması ve şüphelilerin yakalanması için polise talimat vermişti.

İstanbul Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü ekiplerinin çalışmalarının ardından Tuzla'da bir inşaat alanında bulunan Karaal'ın sağlık durumunun iyi olduğu öğrenilmişti.

Soruşturma kapsamında olayla bağlantılı olduğu değerlendirilen toplam 12 şüpheli gözaltına alınmıştı.

Emniyetteki işlemleri tamamlanan şüpheliler, Anadolu Adalet Sarayı'na sevk edilmişti. Savcılıkta ifadeleri alınan şüphelilerden 6'sı tutuklama, 6'sı ise adli kontrol tedbiri uygulanması talebiyle nöbetçi sulh ceza hakimliğine sevk edilmişti. 

Kendisini ‘Cumhur İttifakı Ocakları Başkanı’ olarak tanıtmış

Sosyal medyada çığ gibi büyüyen tepkilerin ardından adli makamlar hızlıca devreye girdi

22.06.2026 23:10:00
Haber Merkezi
Kendisini ‘Cumhur İttifakı Ocakları Başkanı’ olarak tanıtmış
Kendisini ‘Cumhur İttifakı Ocakları Başkanı’ olarak tanıtmış
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, kendisini resmi bir kurum yetkilisi gibi göstererek bir alışveriş merkezinde (AVM) "denetim" adı altında incelemelerde bulunan ve bu anları sosyal medyada paylaşan Ferhat Aydoğan (F.A.) hakkında geniş çaplı bir soruşturma başlattı.

Sosyal medyada çığ gibi büyüyen tepkilerin ardından adli makamlar hızlıca devreye girdi.

Kamu görevini usulsüz üstlenme ve sicil detayı



Cumhuriyet savcılığı tarafından yürütülen tahkikatta, şüphelinin eylemleri Türk Ceza Kanunu'nun (TCK) ilgili maddelerince "kamu görevinin usulsüz olarak üstlenilmesi" suçu kapsamında değerlendirildi.

Soruşturmanın derinleştirilmesiyle birlikte şüpheli Ferhat Aydoğan hakkında çarpıcı bir detay daha ortaya çıktı: Şahsın geçmiş dönemde "nitelikli dolandırıcılık" suçundan sicil kaydının bulunduğu belirlendi.

Gözaltı, arama ve el koyma talimatı verildi

Herhangi bir resmi ve hukuki dayanağı bulunmayan "Cumhur İttifakı Ocakları Genel Başkanı" unvanını kullanarak esnafı ve vatandaşı manipüle etmeye çalışan şahsa yönelik savcılık kararları netleşti:

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, kolluk kuvvetlerine şüphelinin derhal yakalanması için gözaltı talimatı verdi.

Şahsın ikamet ve gösterdiği adreslerde eş zamanlı olarak arama yapılması ve dijital materyaller dahil delil niteliğindeki unsurlara el konulması kararlaştırıldı.

Olayın geçmişi

Sosyal medya platformlarında paylaşılan video görüntülerinde; Ferhat Aydoğan'ın arkasındaki kalabalık bir grupla AVM'ye girdiği, buradaki esnafları ve işletme yönetimini yetkili bir devlet kurumu müfettişi gibi sorguya çekerek sözde denetim gerçekleştirdiği görülmüştü.

Görüntülerin kurgu bir "denetim tiyatrosu" olduğunun anlaşılması üzerine güvenlik güçleri şahsı adli makamlara sevk etmek üzere işlemleri başlattı.

Şüphelinin emniyetteki ifade işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilerek hakim karşısına çıkarılması bekleniyor.

Kim bu şahıs?

Ferhat Aydoğan, kendisini "Cumhur İttifakı Ocakları Genel Başkanı" olarak tanıtan, medya sektöründe yöneticilik yaptığını iddia eden ve daha önce de benzer suçlamalarla yargılanmış bir isimdir.

Geçmişte "Türkiye Ak Gençlik Ocakları" adını kullanan bu yapı, Mart 2026'da isim değişikliğine giderek "Cumhur İttifakı Ocakları" adını almıştır.

Kendisini gazeteci olarak da tanıtan Aydoğan, Temmuz 2024'te sahte kimlik ve kartlar basarak nüfuz ticareti yaptığı gerekçesiyle "nitelikli dolandırıcılığa teşebbüs" ve "resmi belgede sahtecilik" suçlarından tutuklanmıştır.

Güncel adli kayıtlarda "nitelikli dolandırıcılık" suçundan sabıkası bulunan şahıs, geçmişte organize suç örgütü lideri Alaattin Çakıcı'nın basın danışmanı olduğu iddiasıyla da medyada yer almıştır.

Son olarak Haziran 2026'da bir AVM'de esnafı sorguladığı sahte denetim videolarının ardından "kamu görevinin usulsüz üstlenilmesi" suçundan hakkında yeniden gözaltı ve arama kararı verilmiştir.

Öğretmenler direniyor, iktidar kulak tıkıyor!

Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası üyeleri ile mülakat mağduru eğitimcilerin Ankara’da başlattığı açlık grevi eylemi 8. gününe girdi

22.06.2026 21:30:00
Haber Merkezi
Öğretmenler direniyor, iktidar kulak tıkıyor!
Öğretmenler direniyor, iktidar kulak tıkıyor!
Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası üyeleri ile mülakat mağduru eğitimcilerin Ankara'da başlattığı açlık grevi eylemi 8. gününe girdi.

15 Haziran'dan bu yana taban maaş, güvenceli çalışma hakları ve mülakatların kaldırılması talebiyle direnen öğretmenler, sağlık sorunlarına ve polis müdahalelerine rağmen eylemlerini kararlılıkla sürdürüyor.

Öğretmenlerin Hayati Mücadelesinde 8. Gün: Sağlık Durumları Kritik, Direniş Sürüyor

Ankara'da Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası genel merkezi önünde nöbet tutan öğretmenlerin açlık grevi eylemi birinci haftasını geride bırakarak 8. gününe ulaştı.

Günlerdir yalnızca su, şeker ve B12 vitaminiyle beslenen eğitimcilerin sağlık durumları giderek kritik bir aşamaya evriliyor. Süreç içerisinde ciddi sağlık sorunları yaşayan bazı öğretmenlerin hastaneye kaldırıldığı öğrenildi.

Talepler Net: "Taban Maaş ve Güvenceli Çalışma"



Özel kurumlarda çalışan ve ataması yapılmayan öğretmenler, yaşam standartlarının iyileştirilmesi ve mesleki onurlarının korunması için şu temel talepleri öne sürüyor:

Özel sektördeki eğitim emekçileri için taban maaş uygulamasının yeniden yasal koruma altına alınması.

Atamalarda adaletsizliğe yol açtığı belirtilen mülakat sisteminin son bulması ve verilen sözlerin tutulması.
Kısa süreli sözleşme dayatmalarına son verilmesi ve eksiksiz sigorta primi yatırılması.

Baskı ve Engellemelere Rağmen Geri Adım Yok

Eylemin başından bu yana öğretmenler pek çok kez emniyet güçlerinin sert müdahaleleriyle karşı karşıya kaldı. Geçtiğimiz günlerde Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı önünde açıklama yapmak isteyen 9 öğretmen gözaltına alınmış ve saatler sonra serbest bırakılmıştı.

Son olarak Ankara Kızılay'daki Madenci Anıtı'na yürümek isteyen eğitimcilerin önü polis barikatlarıyla kesildi ve öğretmenler biber gazlı müdahaleye maruz kaldı. İstanbul Taksim'de TÖZOK önünde destek eylemi yapan öğretmenlere de müdahale edilerek gözaltılar gerçekleştirildi.

Siyasi partilerin, demokratik kitle örgütlerinin ve sendikaların ziyaret ederek destek verdiği öğretmenler, "Milli Eğitim Komisyonu Toplansın" çağrısını yineleyerek talepleri karşılanana kadar Ankara'daki nöbet alanını terk etmeyeceklerini vurguluyor.

Tablo vahim!

76 ilde düzenlenen operasyonlarda 1 ton 707 kilo uyuşturucu madde ile 2 milyonun üzerinde hap ele geçirildi

22.06.2026 21:10:00 / Güncelleme: 22.06.2026 21:17:41
İhlas Haber Ajansı
Tablo vahim!
Tablo vahim!
İçişleri Bakanlığı, 76 ilde uyuşturucu madde satıcılarına yönelik polis ekiplerince düzenlenen operasyonlar sonucu 1 ton 707 kilogram uyuşturucu madde ile 2 milyon 156 bin 215 adet uyuşturucu hap ele geçirildiğini bildirdi.

İçişleri Bakanlığı, İl Emniyet Müdürlükleri tarafından 76 ilde uyuşturucu madde satıcılarına yönelik düzenlenen operasyonlarda 1 ton 707 kilogram uyuşturucu madde ile 2 milyon 156 bin 215 adet uyuşturucu hap ele geçirildiğini, operasyonlar kapsamında bin 926 şüphelinin yakalandığını açıkladı.



Bakanlığın sosyal medya hesabından yapılan paylaşımda, "76 ilde 'uyuşturucu madde satıcılarına' yönelik polisimiz tarafından son 2 haftada düzenlenen operasyonlarda; 1 ton 707 kilogram uyuşturucu madde ile 2 milyon 156 bin 215 adet uyuşturucu hap ele geçirildi, bin 926 şüpheli yakalandı.

Şüphelilerden; 976'sı tutuklandı, 376'sı hakkında adli kontrol hükümleri uygulandı. Diğerlerinin işlemleri devam ediyor. Emniyet Genel Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Başkanlığı ile Cumhuriyet Başsavcılıkları koordinesinde, İl Emniyet Müdürlüklerince toplam 76 ilde 2 bin 889 ekip, 5 bin 455 personel, 25 hava aracı ve 53 narkotik dedektör köpeğinin katılımıyla operasyonlar düzenlendi.

Gençlerimizin geleceğini, ailelerimizin huzurunu ve toplumumuzun güvenliğini hedef alan zehir tacirlerine asla fırsat vermiyor, uyuşturucuya yönelik operasyonlarımızı kesintisiz şekilde sürdürüyoruz. Kahraman polislerimizi, Başkanlığımızı, Cumhuriyet Başsavcılıklarımızı ve emeği geçenleri tebrik ediyoruz" ifadelerine yer verdi.

12. Yargı Paketi TBMM Başkanlığına sunuldu

Adalet sisteminde süreçleri hızlandıracak ve yargılamaları makul sürede tamamlayacak 30 maddelik 12. Yargı Paketi kanun teklifi, AK Parti tarafından Meclis Başkanlığına resmen teslim edildi

22.06.2026 16:10:00
Haber Merkezi
12. Yargı Paketi TBMM Başkanlığına sunuldu
12. Yargı Paketi TBMM Başkanlığına sunuldu
Kamuoyunun uzun süredir merakla beklediği, yargı süreçlerini hızlandırmayı ve usul ekonomisini güçlendirmeyi amaçlayan 12. Yargı Paketi, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına sunuldu. AK Parti Grup Başkanvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu ile milletvekilleri Murat Alparslan ve Nurettin Alan'ın düzenlediği ortak basın toplantısıyla duyurulan 30 maddelik yeni kanun teklifi, yargı sisteminde köklü ve radikal değişiklikler içeriyor.

Milyonlarca mahkum ve mahkum yakınının gözü kulağı olan genel af ya da infaz indirimi gibi beklentiler ise bu paketin kapsamında yer almadı. Teklif, ağırlıklı olarak yargının etkin ve verimli işlemesine odaklanıyor.


12. Yargı Paketi'nde neler var? İşte öne çıkan maddeler


Meclis Başkanlığına sunulan yeni yargı paketinde öne çıkan ve vatandaşların günlük hayatı ile adalet sistemini doğrudan etkileyecek kritik düzenlemeler şunlar:

Duruşmalar Arası Süre Kısalıyor: Hukuk yargılamalarında süreçlerin uzamasını önlemek amacıyla iki duruşma arasındaki süre 3 aydan fazla olamayacak. Bilirkişi incelemesi veya istinabe gibi zorunlu hallerde hakim gerekçesini belirterek bu süreyi uzatabilecek.

İdari Alacaklarda "Önce İdareye Başvuru" Zorunluluğu: Adli yargı kararıyla idareden alınacak para, vekalet ücreti ve yargılama giderleri için doğrudan icra takibi başlatılamayacak. Alacaklılar önce idareye yazılı başvuruda bulunup IBAN bildirmek zorunda olacak. İdare 1 ay içinde ödeme yapmazsa icra takibi açılabilecek.

Miras Davalarında Yeni Dönem (İzale-i Şuyu): Ortaklığın giderilmesi davalarında suistimalleri engellemek için miras kalan taşınmazların satışında birinci açık artırma sadece mirasçılar arasında yapılacak. Bu ihalede açılış muhammen bedelin yüzde yüzü üzerinden olacak, alıcı çıkmazsa ihale herkese açık ikinci aşamaya geçecek.

e-Duruşma Kapsamı Genişletiliyor: Bilişim teknolojilerinin etkin kullanımı amacıyla hukuk davalarındaki ön inceleme duruşmaları da e-Duruşma (ses ve görüntü nakli) sistemiyle yapılabilecek.

Gereksiz Bilirkişi Raporlarına Ceza: Hakimlik ve savcılık mesleğinin gerektirdiği temel hukuki bilgiyle çözülebilecek konularda uzman olmadığı halde bilirkişiye başvurulması açıkça disiplin yaptırımına bağlanacak.

Yargıtay'ın Bozma Yetkisine Sınır: İlk derece mahkemelerinin sadece görevsizlik veya yetkisizlik kararı vermesi durumunda Yargıtay doğrudan bozma kararı veremeyecek.

İdari Yargıda Tek Hakim Yetkisi Artıyor: İdare mahkemelerinde heyet yerine tek hakimle çözülecek davaların sınırı genişletiliyor. Öğrenci disiplin, yurt, burs işlemleri ile memurların geçici görevlendirme, lojman ve yolluk davaları gibi uyuşmazlıklar tek hakim tarafından hızla karara bağlanacak.

Noterlik İşlemleri Dijitalleşiyor: Mahkeme veya savcılıklar noterlik evrakı talep ettiğinde noterler evrakı elektronik ortamda tarayıp güvenli elektronik imza ile gönderecek. Bu işlemlerden hiçbir ücret alınmayacak.


İnfaz düzenlemesi ve IBAN kiralama durumu


Kamuoyunda sıkça tartışılan infaz düzenlemesi, af veya denetimli serbestlik gibi maddelerin 12. Yargı Paketi içerisinde yer almadığı netleşti. Son ana kadar pakete eklenmesi beklenen, hesaplarını başkalarına kullandıran kişilere yönelik "IBAN mağdurları düzenlemesi" ise açıklanan nihai 30 maddelik teklif metninde yer bulmadı.

Meclis Başkanlığına sunulan tasarı, önümüzdeki günlerde TBMM Adalet Komisyonu'nda görüşülmeye başlanacak. Komisyondaki kabulün ardından TBMM Genel Kurulu'na sevk edilecek olan paketin, adli tatil öncesinde yasalaşarak Resmi Gazete'de yayımlanması bekleniyor.

Özgür Özel'den grup toplantısı kararı: Başvuru yapıldı, salı günü kürsüye çıkacak

Mahkeme kararıyla CHP genel başkanlığından uzaklaştırılan Özgür Özel, salı günü grup toplantısı yapacak. Özel'in kurmayları, grup toplantısı için TBMM Başkanlığı'na başvuru yaptı

22.06.2026 14:10:00
Haber Merkezi
Özgür Özel'den grup toplantısı kararı: Başvuru yapıldı, salı günü kürsüye çıkacak
Özgür Özel'den grup toplantısı kararı: Başvuru yapıldı, salı günü kürsüye çıkacak
CHP'de yarın yapılması beklenen grup toplantısında, Kemal Kılıçdaroğlu'nun mu seçilmiş Genel Başkan Özgür Özel'in mi konuşacağı merak konusu olurken dikkat çeken bir gelişme yaşandı.

Özgür Özel'in yarın CHP grup toplantısında konuşma kararı aldığı öğrenildi. Özel cephesinden TBMM Başkanlığı'na başvuru yapıldı.

Kılıçdaroğlu cephesinin ise yarın Merkez Yönetim Kurulu (MYK) ve Parti Meclisi'ni (PM) toplama kararı aldığı ve 11.00 ve 14.00'te yapılacak toplantılar nedeniyle grup toplantısı için TBMM Başkanlığı'na başvuru yapmayacağı öğrenildi. Günün Trend Haberleri CHP'de iki hafta önce yapılan grup toplantısında CHP Grup Başkanı Özgür Özel ve Kılıçdaroğlu taraftarları arasında gerilim yaşanmıştı. Geçen hafta, CHP Sözcüsü Müslim Sarı benzer görüntülerin yaşanmaması için Kılıçdaroğlu'nun grup toplantısı yapmayacağını açıklamıştı. CHP Grup Başkanvekili Murat Emir de aynı saatlerde Özgür Özel'in de grup toplantısı yapmayacağını duyurmuştu.

Tutuklu İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, videolu paylaşımında gençlere seslendi. İmamoğlu, "Ne yazık ki hala milli iradeye karşı yapılan darbelerle mücadele ediyoruz" dedi

Tutuklu İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, videolu paylaşımında gençlere seslendi. İmamoğlu, "Ne yazık ki hala milli iradeye karşı yapılan darbelerle mücadele ediyoruz" dedi

22.06.2026 13:13:00
Haber Merkezi
 Tutuklu İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, videolu paylaşımında gençlere seslendi. İmamoğlu, "Ne yazık ki hala milli iradeye karşı yapılan darbelerle mücadele ediyoruz" dedi
 Tutuklu İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, videolu paylaşımında gençlere seslendi. İmamoğlu, "Ne yazık ki hala milli iradeye karşı yapılan darbelerle mücadele ediyoruz" dedi
Tutuklu İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, videolu paylaşımında gençlere seslendi. İmamoğlu, "Ne yazık ki hala milli iradeye karşı yapılan darbelerle mücadele ediyoruz" dedi.
Tutuklu İBB Başkanı İmamoğlu, sosyal medya hesabından yaptığı videolu paylaşımda, şunları söyledi:
"Sevgili gençler, bu filmi tam 10 yıl önce Cumhuriyet ve demokrasiye darbe girişiminde bulunanlara karşı, milletimize bir uyarı olarak paylaşmıştım. Ne yazık ki hala milli iradeye karşı yapılan darbelerle mücadele ediyoruz. Bugün en büyük değerlerimiz olan Cumhuriyet ve demokrasiyi koruyup geliştirmek için hep birlikte büyük azim ve kararlılıkla mücadele etmek şarttır."
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.