(dünden devam…)
Batı felsefesi aile kurumunda bir hak tanımadığı kadına, çalışma hayatında da âdil davranmamış, erkekle aynı işi yapan kadın, erkeğin yarısı kadar para almıştır. Sanayi Devrimi'yle birlikte kadınlar kamu hayatına atılmışlar, II. Dünya Savaşı'ndan sonra ise kadın hakları ve kadın sorunu Batı'da çok önemli ve hassas bir sorun haline gelmiştir. Bugün çalışma hayatının her sahasında kadınlardan alabildiğine yararlanan ve onları kullanan Batı hâlâ kadın hakları sorununun üstesinden gelebilmiş değildir.
İşte bütün bu hak arama çırpınışlarından ve özgürlük feryatlarından sonra Batı'da kadının varabildiği nokta içler acısıdır. Kadın hak aramak uğruna en önemli hususiyeti olan hayâ duygusunu kaybetmiş ve ucuz bir meta gibi pazara düşmüştür. Bugün diş macunundan arabaya kadar her çeşit ürünün tanıtımında, reklam sanayi en açık bir biçimde kadını kullanmaktadır.
Kadın, mukaddesatıyla bağdaşmayan her çeşit işte çalıştırılmakta, geçimini kendisi temin etmek zorunda bırakılmakta ve buna kısaca hak denilmektedir. Kadının erkeklerin yaptığı işleri yapması, erkeklerin yüklendiği birtakım ağır yükleri yüklenmesi ne derece hak olarak adlandırılabilir? Kaldı ki bu ağır yüklerin altına giren kadın yine de bir araç olmaktan öteye geçmemekte, erkekle aynı ücreti bile alamamaktadır. Neticede, Yunan-Roma ve Greko Latin medeniyetlerinin bir karışımı olan Batı kültüründe kadının yeri, konumu ve yüzyıllar içinde vardığı nokta budur.
Kadın hakları ve kadına hak verilmesi gibi meseleleri gündeme getirmek, esas itibarıyla muhaldir. Zira kadına hakkını başkaları veremez, kadınlar bu hakları doğuştan getirirler. Tıpkı insanların hayat, can, mal, namus emniyeti gibi haklarını doğuştan taşıdıkları gibi, kadın, Cenab-ı Hakk'ın "Allah'ın emaneti" olarak vasfettiği ve neslin devamını sağlayan mübarek bir anadır. Allah'ın yeryüzünde kendisine halife olarak yarattığı yüce bir varlıktır, insandır.
Bütün bu hususiyetleri ile kadın, haklarına, doğduğu andan itibaren sahiptir. İslâm, kadın hakları konusunda bu hakikatleri beyan eder, en mükemmel bir şekilde bu hakikatleri pratiğe döker. Kadına hak verilsin mi, verilmesin mi, kadınla erkek eşit midir, değil midir gibi meseleler ise kadını doğuştan getirdiği ve yaratıcısı tarafından ona bahşedilen haklardan mahrum bırakanların, yani Batılıların meselesidir. Ki kadın hakları meselesi de ilk defa orada ortaya çıkmış ve çözülmez bir kördüğüm halini almıştır."
- Misyonerliğin Türk milleti üzerindeki hesapları / 23.05.2026
- ‘Ahir zamanda ümmetim bölük bölük Hıristiyan olacak…’ / 20.05.2026
- Dinlerarası Diyalog ve FETÖ hareketi bitti mi? / 14.05.2026
- Gurur / 13.05.2026
- Yazıklar olsun kendini kandıranlara… / 11.05.2026
- Allah’ın düşmanına kul olur Müslümanı oynarlar / 10.05.2026
- Fosil ve kukla siyasete son verecek genç lider / 07.05.2026
- Fitne ve kin ekenler gazaba uğrarlar / 05.05.2026
- Düşünmek ve tefekkür / 04.05.2026



























































