logo
14 EKİM 2026

Tasavvuf, insanın gönül yoluyla Allah’a gitmesidir

“Ben gizli bir hazineydim, bilinmek istedim; mahlukatı yarattım” buyurarak varoluş sırrını açıklayan Âlemlerin Rabbi Yüce Allah’a sonsuz hamd-ü senalar olsun

14.10.2026 00:34:00
Haber Merkezi
 
Tasavvuf, insanın gönül yoluyla Allah’a gitmesidir
Tasavvuf, insanın gönül yoluyla Allah’a gitmesidir
"Ben gizli bir hazineydim, bilinmek istedim; mahlukatı yarattım" buyurarak varoluş sırrını açıklayan Âlemlerin Rabbi Yüce Allah'a sonsuz hamd-ü senalar olsun.

O'nun, âlemlere rahmet olarak gönderdiği Muhammed Mustafa'sına ve Ehl-i Beyt'ine sayısız salât ve onların kutlu yollarından yürüyen ve "görüldüklerinde Allah'ın hatıra geldiği" Hakk'ın dostlarına ve tüm güzel kullarına selam olsun...

Cenab-ı Hakk ile kullar arasında, ruhlar yaratıldıkları zaman, Elest Meclisi'nde bir ahidleşme olmuştu. Bir misak gerçekleşmişti. İnsan, her şeyin en güzeline, güzeller güzeline o demde şahit oldu.

Ruh, dünya sahnesine geldiğinde, beden içerisine hapsolup birçok perde ile perdelenince; insan, rıhının o Elest Bezmi'ndeki ahvaline hasret kaldı, aradı durdu. Kimi aradığını bildi, kimileri hiç hatırlamaz oldu.

Allah'ı zikir, işte insana ruhunun o misaktaki ahvalini hatırlama yolunu açar… Zikirden gaye olan hatırlama gerçekleşince, insan aslî varlığı ile bütünleşir. Artık Allah ile kul arasındaki perdeler kalkmıştır.

Kulluktan murat, ideolojik saplantılar ve nefsi-siyasî analizlerden dini tamamen uzaklaştırıp, ibadetle ve kalbî boyutta Allah'a vasıl olmaktır. Yani kılın kalp kulvarında Allah'a yürümesidir.

Tasavvuf, insanın gönül yoluyla Allah'a gitmesidir. Halk içinde Hakk'la beraber olmasıdır. İnsanın asıl gayesi de budur. Bu hâle insan ubudiyetle, ibadetle vasıl olur.

Tasavvuf, İslam'ın yaşanılır tarzıdır. İslam'ın yaşanılır hâl boyutudur. Bu Resulullah'ın (s.a.a.), sahabesinin ve özellikle de Ehl-i Beyt'inin hâlidir.







İslam dünyasında, tasavvufi hayatına en güzel tarzda geçiren millet de, Türk Milletidir. Sahabe içerisinde de bu hayatı en mükemmel şekilde yaşayan Ehl-i Beyt'tir. Bir mânâda Ehl-i Beyt'in hâli kulluğun doruk noktada yaşanmasıdır.

Allah'ı bilmek ve O'na hakiki manada kul olmak, ibadetler vesilesiyle mümkündür. Bütün ibadetler Allah'ı zikir içindir ve zikir ibadetlerin özüdür.

Yüce Allah, kendisini zikreden kullarına, "dostlarım ve sevgililerim" diye iltifat etmektedir. Bir kul için Allah tarafından, "dostlarım ve sevgililerim" olarak nitelendirilmekten daha değerli, daha büyük bir şey olmasa gerektir.

Böyleleri Allah'ın rızasına kavuşan kimselerdir. Zira her sevilen sevgilisinden ikram görür. Yüce Allah'ın ikram ve iltifatından daha yüce bir karşılık olamaz.

Her insanın kalbinden Allah'a bir yol gider. Fakat insanın, Cenab-ı Hakk'a vuslatına iki engel vardır: Nefis ve Şeytan. İşte bu yolun önündeki engeller bunlardır.

Nefsin ıslahı gerekiyor. Yani insandaki hayvanî duyguların tezkiyesi gerekiyor. Nefs-i emmâre dediğimiz dünya, böyle bir dünyadır. Bunun tezkiyesi Hakk'ı çokça zikir ile mümkün olur.
Tezkiye, Allah'ı kalpte hâkim kılmaktır. Kulluktan asıl gaye de budur. Allah'ın tecellisinin, o nefsin ve kalbin üzerine gelmesidir. Ancak zikir ve kalbe gelen tecelliler yoluyla, insanın Allah'a varmasındaki önündeki nefis engeli aradan çıkar, kul Allah'a vasıl olur.

İnsanın Allah'a vasıl olmasında önündeki bir diğer engel de Şeytan'dır. Allah'a varmak isteyen insan, gaflette olmamak ve Şeytan'ın vesveselerinden emin olmak için, daima Allah'ı zikirle meşgul olmalıdır.

Kalbin salah bulması ancak zikrullah ile mümkündür. Zikrullah'ın hâkim olduğu kalp, Allah'ın tecelli ettiği kalptir, orası adeta beytullahtır.







Bir kalbe zikir yerleştiği zaman, oraya şeytan yaklaşır ise çarpılır... Tıpkı insan, Şeytan'a yaklaştığı zaman çarpıldığı gibi.

Cenab-ı Hakk, çok zikredenlerin kurtuluşa erdiğini beyan ediyor. Hz. Peygamberin "Ahir zamanda öyle fitneler zuhur edecek ki, kişi mü'min olarak sabahlayacak fakat kâfir olarak akşamlayacak, mü'min olarak akşamlayacak ama kâfir olarak sabahlayacak; dini ise beş paralık dünya menfaati karşılığında satacaktır" diye haber verdiği ahir zaman fitnelerine ancak böyle bir tezkiye ve kalp uyanıklığı ile karşı durabilir.

Risâlet nurunun sahibi olan Hz. Peybamber ve O'na vâris velâyet nurunun sahibi olan irşat ehli veliler, nefs tezkiyesi ve Allah'a vuslatta İlâhî vesilelerdir.

Şüphesiz ki hidayet, Allah'tandır. Ancak resuller, nebiler ve veliler bu hidayete vesiledir.

Cenâb-ı Hakk, hidayet ve rahmetini enbiya ve evliya vasıtasıyla kullarına ulaştırmaktadır. Hidâyet ve rahmete ulaştıran başka bir kapının olmaması da yine âdetullah gereğidir.

Resulullah'tan sonra imamet ve velâyetin şâhı İmam Ali'dir. Yüce Allah, İmam Ali'nin yolundan ve soyundan ta velâyetin son sancaktarı İmam Mehdi'ye (a.s.) kadar mü'minleri daima istikamet üzere yürütecek irşat ehli veliler lütfetmiştir. Bu Allah'ın nasbı ve nasibiyledir.







Tezkiye edici olması, Peygamber Efendimizin en önemli vasıflarından bir tanesidir. İnsanları, küfürden, nifaktan, samimiyetsizlikten arındırıp, iman, ihlâs, samimiyet, ibadet zevki kazandırıyordu. Bu hâlleri kazandırmak için sahabesinden bazılarına dua edip arınmalarına vesile olurken, bazen onlara virtler tarif ediyor.

Görevleri insanları irşat etmek olan insan-ı kâmiller, bazen dilleriyle, bazen elleriyle, bazen dualarıyla, bazen tarif ettikleri virtlerle, bazen ikazlarıyla, gönüllerdeki rahatsızlıkları tedavi edip insanların Cenâb-ı Hakk'a vasıl olmalarına vesile olurlar.

Onlar, kullara Allah'ı hatırlatan Hak dostlarıdır. Kulları Allah'a, Allah'ı da kullarına sevdirirler. Onlarla beraber olmak bizi Cenâb-ı Hakk'a yaklaştırır. Aksi takdirde ise kalbimiz fitne fücurla dolar. İbadet ve istikameti terk ederiz; İslam adına avukatlık yapmış görünür ama hakikatte şeytanla dost-arkadaş oluruz.

İrşat vazifesinde "seçilmişliği" göz ardı edip baş olma sevdası içindeki bazı insanlar, kendilerini haklı çıkarmak için sahabe, Ehl-i Beyt ve hatta Peygamber Efendimizin bizzat kendisine iftiralar atmaktan, dinde olmayan şeyleri uydurmaktan çekinmemişlerdir. Bu, tarih boyunca yaşanmış ve hâl-i hazırda da yaşanagelmektedir." (Prof. Dr. Haydar Baş Dua ve Zikir eseri önsöz)

Basın İlan Kurumu, yazılı basının dijital dönüşümünü çalıştayda masaya yatırdı

“Yazılı Basının Dijital Dönüşümü: Adaptasyon, Entegrasyon ve Sürdürülebilir Model Önerileri Çalıştayı”, farklı disiplinlerden çok sayıda akademisyenin katılımıyla gerçekleştirildi. Çalıştayın açılış konuşmasını yapan Basın İlan Kurumu (BİK) Genel Müdürü Abdulkadir Çay, dijital dönüşümün editoryal sorumluluktan ekonomik sürdürülebilirliğe uzanan çok boyutlu bir süreç olduğunu vurguladı

13.10.2026 10:23:00
Haber Merkezi
 
Basın İlan Kurumu, yazılı basının dijital dönüşümünü çalıştayda masaya yatırdı
Basın İlan Kurumu, yazılı basının dijital dönüşümünü çalıştayda masaya yatırdı
Medya ekosisteminin dijitalleşmeyle birlikte hızlı ve çok katmanlı bir dönüşüm yaşadığını belirten BİK Genel Müdürü Abdulkadir Çay, gazeteciliğin matbu yayıncılığın sınırlarını aşarak hız, veri, etkileşim ve çoklu platform kullanımı ekseninde yeni bir evreye geçtiğini ifade etti.

"Dijital dönüşüm, basılı sayfaları dijital ortama taşımaktan ibaret değildir"

Okurların habere erişim alışkanlıklarındaki değişime ve dijital platformların giderek artan etkisine değinen Çay, uluslararası araştırmalarda da bu dönüşümü destekleyen verilerin ortaya çıktığını kaydetti. Genel Müdür Çay, dünya genelinde sosyal medya ve video ağlarının çevrim içi habere erişimde ilk kez haber kuruluşlarının kendi internet siteleri ve uygulamalarının önüne geçtiğini; çevrim içi haber videosunu haftalık olarak tüketenlerin oranının ise yüzde 77'ye ulaştığını aktardı.

Haberin okura ulaşmasında algoritmaların, içerik akışlarının ve tavsiye sistemlerinin belirleyici rolüne dikkat çeken Çay, dijital yayıncılıkta görünürlüğün artık yalnızca haberin içeriği ve yayımlandığı mecrayla sınırlı olmadığını vurguladı.

Kurumun görev alanında faaliyet gösteren iki binin üzerindeki süreli yayını da dikkate alarak dijital dönüşümün basın sektörü açısından güncel bir mesele olduğuna işaret eden Çay, konuya ilişkin şu değerlendirmelerde bulundu:

"Dijital dönüşüm, yalnızca bir internet sitesi kurmak ya da basılı sayfaları dijital ortama taşımaktan ibaret değildir. Asıl üzerinde durmamız gereken husus, gazeteciliğin köklü üretim, doğrulama ve dağıtım zincirini yeni şartlara nasıl uyarlayacağımız ve bu dönüşümü kurumsal yapıya nasıl entegre edeceğimizdir.

Dijital dönüşümü; üretim biçimlerinden iş akışlarına, insan kaynağından teknik altyapıya, okurla kurulan ilişkiden gelir modellerine kadar basının bütün yapısını etkileyen çok boyutlu bir süreç olarak değerlendiriyoruz."

Haberlerin arama motorları, sosyal ağlar, video platformları ve farklı dijital arayüzler üzerinden dolaşıma girmesinin yayıncılara daha geniş kitlelere ulaşma imkânı sağladığını belirten Çay, bu durumun platformlara bağımlılık, dijital görünürlük ve okurla doğrudan ilişki kurma gibi yeni meseleleri de beraberinde getirdiğini ifade etti.

Yapay zekâ destekli bilgi erişiminin dönüşüme yeni bir boyut kazandırdığına dikkat çeken Çay, kullanıcıların arama motorlarında bağlantı aramak yerine yapay zekâ destekli sistemlerden doğrudan yanıt alma eğiliminin arttığını kaydetti.






"Akademik bilgi ile saha tecrübesinin buluşmasını istiyoruz"

Dijital dönüşümün ortaya çıkardığı ihtiyaçların yalnızca mevcut uygulamalar üzerinden değerlendirilmesinin yeterli olmayacağına işaret eden Çay, üniversitelerle iş birliğinin bu açıdan önemli bir rol üstlendiğini belirtti.

Kurum olarak çeşitli üniversitelerle iş birliği protokolleri imzaladıklarını hatırlatan Çay, temel amaçlarının akademik bilgi ve birikimi sahaya aktarmak, sahada edinilen tecrübelerin ve karşılaşılan sorunların da akademik çalışmalara katkı sağlamasını temin etmek olduğunu ifade etti.

Çalıştayın bu iş birliğini güçlendirmesini beklediklerini belirten Çay, akademisyenlerin bilgi ve birikimlerinden yararlanarak hem akademiye hem de basın sektörüne katkı sağlayacak sonuçlar elde etmeyi arzu ettiklerini dile getirdi.

Genel Müdür Çay, Basın İlan Kurumu ve SETA Vakfı iş birliğiyle gerçekleştirilen çalıştayın hem Kuruma hem de basın sektörüne fayda sağlayacağına inandıklarını kaydetti.






Akademisyenler sürdürülebilir model önerilerini değerlendirdi

Genel Müdür Çay'ın açılış konuşmasının ardından çalıştay oturumlarına geçildi. Prof. Dr. Faruk Taşçı'nın başkanlığında iki oturum hâlinde gerçekleştirilen çalıştayda akademisyenler, basın kuruluşlarının dijitalleşme sürecinde karşılaştıkları adaptasyon ve entegrasyon sorunları ile uygulanabilir ve sürdürülebilir model önerilerini ele aldı.

Oturumlarda yapay zekâ teknolojilerinin temel gazetecilik ilkelerine uygun biçimde kullanılması, bu sistemlerin mevcut yayın mekanizmalarına entegrasyonu ve dijital süreçlerin takibi için dinamik bir ölçüm modeli geliştirilmesinin gerekliliği vurgulandı.

Dezenformasyonla mücadelede teyit mekanizmalarıyla iş birliğinin artırılması, gazetecilik alanında bağımsız bir mesleki yeterlilik yapısının oluşturulması, iletişim fakülteleriyle müfredat uyumunun sağlanması ve yerel medyanın niş habercilik alanlarında bölgesel güç birlikleri oluşturması da öne çıkan başlıklar arasında yer aldı.






"Basılı gazeteciliğin varlığını sürdürmesi bir güvenlik meselesidir"

Çalıştayda dile getirilen görüşleri değerlendiren BİK Genel Müdürü Abdulkadir Çay, dijital platformların artan nüfuzuna karşı basılı yayıncılığın varlığını sürdürmesinin bir güvenlik ve çeşitlilik meselesi olduğuna dikkat çekti. Yayıncılık sektörünü yaşatma ve destekleme yaklaşımının altını çizen Çay, statik değerlendirme yöntemleri yerine nitelikli haberciliği ve okur kitlesini öne çıkaran, teşvik odaklı, teknik ve dinamik sistemlere geçilmesinin önemini vurguladı.

Sektör paydaşlarının ortak hareket etme kültürünü geliştirmesi ve akreditasyon süreçlerinin sağlıklı bir veri tabanı üzerinden yürütülmesi gerektiğini de ifade eden Çay, çalıştaya katılan akademisyenlere ve katkı sunan tüm katılımcılara teşekkür etti.

Bugün tamamlanan çalıştayın sonunda, akademisyenlerin sunacağı bildiriler ve çözüm önerileri doğrultusunda yazılı basının geleceğine ve sektörün sürdürülebilirliğine ışık tutması hedeflenen bir sonuç bildirgesi hazırlanacak ve Basın İlan Kurumunun resmî internet sitesinden kamuoyuyla paylaşılacak.

Manisa'daki trafik kazasında ölenler toprağa verildi

Manisa'nın Akhisar ilçesinde çekicinin tur otobüsüne çarptığı kazada hayatını kaybeden 11 kişiden 10'unun cenazesi Bursa'da toprağa verildi

12.10.2026 18:10:00
Haber Merkezi
 
Manisa'daki trafik kazasında ölenler toprağa verildi
Manisa'daki trafik kazasında ölenler toprağa verildi
Manisa'daki trafik kazasında hayatını kaybeden 10 kişinin cenazesi Bursa'da defnedildi.

Manisa'daki işlemlerin ardından yakınlarına teslim edilen cenazeler, Bursa'ya getirildi.

Kazada yaşamını yitirenlerden 10'unun cenazeleri Bursa'nın çeşitli ilçelerinde öğle namazını müteakip kılınan cenaze namazının ardından toprağa verildi.






Kazada hayatını kaybedenlerden Şahinaz Boran (81) ve kardeşi Safinaz Elkurt'un (76) naaşları Mihraplı Camisi'nde kılınan namaz sonrası Hamitler Mezarlığı'nda toprağa verildi.

Cenazeye, Boran ve Elkurt'un yakınları ile Bursa Milletvekili Muhammet Müfit Aydın, Bursa Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Şahin Biba, Osmangazi Kaymakamı Bahri Tiryaki ile çok sayıda vatandaş katıldı.

Bu arada Boran ve Elkurt kardeşlerin bu ay sonunda umreye gitmeyi planladıkları öğrenildi.

Vefat edenlerden Vesile Ekici (65) için Hürriyet Merkez Camisi'nde, Semra Şentürk (58) için ise Huzurlar Camisi'nde cenaze namazı kılındı.

Ekici'nin cenazesi Mudanya Orhaniye Mezarlığı'na, Şentürk'ün cenazesi ise Kestel Mezarlığı'na defnedildi.






6 kişinin cenazeleri Mustafakemalpaşa ve Karacabey ilçelerinde toprağa verildi

Kazada hayatını kaybedenlerden Mümine Eryılmaz (75), Kadriye Turhanlar (88) ve Fikriye Yur'un (78) cenazeleri öğle vakti kılınan namazın ardından Mustafakemalpaşa ilçesinde defnedildi.






İhsan Taşçı (73), Sevgi Kabaroğlu (70) ve Cemile Memişçi'nin (71) cenazeleri ise Karacabey ilçesinde toprağa verildi.

Vefat edenlerden Zülfinaz Tosun'un (64) cenazesinin ise Konya'nın Ereğli ilçesinde defnedileceği öğrenildi.







Kazada 11 kişi hayatını kaybetmişti

Gebze-Orhangazi-İzmir Otoyolu'nun Akhisar Gişeleri mevkisinde dün H.K. idaresindeki 78 YD 559 plakalı çekici, M.A. yönetimindeki 16 AED 124 plakalı tur otobüsüne çarpmıştı.
Kazada 27 kişi yaralanmış, 11 kişi hayatını kaybetmişti.

Tur otobüsünün sürücüsü M.A, tur otobüsünün sahibi ve yedek şoförü M.Y. ile çekicinin şoförü H.K. hastanedeki tedavilerinin ardından gözaltına alınmıştı.

Yaralılardan 13'ü hastanelerden taburcu edilmişti.

Antalya-Isparta Karayolunda yolcu midibüsü devrildi: 1'i ağır 17 yaralı

Antalya-Isparta karayolunda yolcu midibüs devrilmesi sonucu meydana gelen trafik kazasında 17 kişi yaralandı. Yaralılardan birinin durumunun ağır olduğu bildirildi

12.10.2026 13:55:00
İHA
 
Antalya-Isparta Karayolunda yolcu midibüsü devrildi: 1'i ağır 17 yaralı
Antalya-Isparta Karayolunda yolcu midibüsü devrildi: 1'i ağır 17 yaralı
Antalya-Isparta karayolunda yolcu midibüsünün devrilmesi sonucu trafik kazası meydana geldi. Kazanın ardından olay yerine ekipler sevk edilerek yaralılara müdahalede bulunuldu.






Antalya Valiliği tarafından yapılan açıklamada, ilk belirlemelere göre araçta bulunan 23 yolcudan 17'sinin yaralandığı, yaralılardan birinin sağlık durumunun ağır olduğu belirtildi. Olay yerine sevk edilen ekiplerin yaralılara yönelik gerekli müdahaleleri sürdürdüğü ifade edildi.

Açıklamada, kazayla ilgili gelişmelerin yakından takip edildiği ve kamuoyunun süreç hakkında bilgilendirileceği kaydedildi.









Olay yerine gelen Antalya Valisi Hulusi Şahin, kazayla ilgili ekiplerden bilgi aldı. Gazetecilere kısa bir açıklama yapan Şahin, "Yaralılarımızın durumu ağır değil, bu da bizim için en büyük teselli" dedi.

Öte yandan, midibüsün Tekirdağ Çerkezköy'den 23 yolcuyla çıktığı, Antalya'ya 25 km mesafe kala kaza geçirdiği öğrenildi.

Silifke'de sağanak sele dönüştü: Araçlar su içinde kaldı

Mersin'in Silifke ilçesinde etkili olan sağanak yağış, günlük yaşamı olumsuz etkiledi. Yağışın şiddetini artırmasıyla birlikte yollarda su birikintileri oluştu. Bazı bölgelerde yollar adeta göle dönerken, seyir halindeki küçük araçlar sel sularında ilerlemekte güçlük çekti ve bazı araçlar su birikintilerinde mahsur kaldı

12.10.2026 13:50:00
İHA
 
Silifke'de sağanak sele dönüştü: Araçlar su içinde kaldı
Silifke'de sağanak sele dönüştü: Araçlar su içinde kaldı
Hastane yolu ulaşıma kapandı

Aşırı yağış nedeniyle Silifke Devlet Hastanesi yolunda da ulaşım aksadı. Yolun suyla dolması üzerine araç geçişleri zorlaşırken, özellikle küçük araçlar ilerlemekte güçlük çekti. Büyük araçlar ise su birikintilerinin içerisinden kontrollü şekilde geçmeye çalıştı.






Yaşanan olumsuzluklar üzerine trafik polisleri bölgede önlem alarak sürücüleri dikkatli olmaları konusunda uyardı. Sel sularında mahsur kalan araçların kurtarılması için de çalışma yapıldı.









Mahsur kalan araçlar çekicilerle çıkarıldı

Yollarda biriken su nedeniyle araçlarında mahsur kalan sürücüler, kendi imkanlarıyla ilerleyemeyince yardım bekledi. Su içerisinde kalan bazı araçlar, olay yerine çağrılan çekicilerin yardımıyla bulundukları yerden çıkarıldı.








Sağanağın etkili olduğu bölgelerde ulaşımda aksamalar yaşanırken, sürücülerin suyla kaplanan yollarda dikkatli olmaları gerektiği belirtildi.

Manisa Valisi Özkan'dan yaralılara ziyaret: 13 kişi taburcu edildi

Manisa'nın Akhisar ilçesinde 11 kişinin hayatını kaybettiği, 26 kişinin yaralandığı feci kazanın ardından hastanelerdeki 13 yaralı taburcu edildi. Kazada yaşamını yitirenlerin cenazeleri ise işlemlerinin tamamlanmasıyla ailelerine teslim edildi

12.10.2026 07:00:00
İHA
 
Manisa Valisi Özkan'dan yaralılara ziyaret: 13 kişi taburcu edildi
Manisa Valisi Özkan'dan yaralılara ziyaret: 13 kişi taburcu edildi
Manisa Valisi Vahdettin Özkan, tur otobüsü ile çekicinin çarpışması sonucu yaralanan vatandaşları tedavi gördükleri Manisa Celal Bayar Üniversitesi Hafsa Sultan Hastanesi ve Manisa Merkez Efendi Devlet Hastanesi'nde ziyaret etti. Yaralıların sağlık durumları hakkında doktorlardan detaylı bilgi alan Vali Özkan, hastalarla ve hastanede bekleyen yaralı yakınlarıyla sohbet ederek geçmiş olsun dileklerini iletti.






Kazanın ardından çevredeki hastanelerde tedavi altına alınan 26 yaralıdan tedavisi tamamlanan 13 kişi taburcu edildi. Elim kazada yaşamını yitiren 11 kişinin cenazeleri ise kimlik tespiti ve adli işlemlerin tamamlanmasının ardından ailelerine teslim edildi.









Valilik kriz merkezi kuruldu

Öte yandan, kazanın hemen ardından Manisa Valiliği bünyesinde hızla bir kriz merkezi oluşturuldu. Kriz merkezi koordinasyonunda; Aile ve Sosyal Hizmetler Müdürlüğü, İl Emniyet Müdürlüğü ve İl Jandarma Komutanlığı birimlerinden üçer kişilik özel destek ekipleri kuruldu.
 
Sahada görevlendirilen bu ekipler vefat edenlerin ve yaralananların aileleriyle anında iletişime geçerek, Manisa'ya gelen hasta ve cenaze yakınlarına ulaşım, konaklama ve psikososyal destek gibi tüm ihtiyaçlarında rehberlik edip destek sağladı.
 
 







Barınmadan ulaşıma her türlü destek sağlandı

Hastanede tedavisi tamamlanarak taburcu edilen yaralılardan 74 yaşındaki Bahriye Şener'in yakını, kaza sonrası süreçte devletin tüm kurumlarıyla yanlarında olduğunu belirtti. Bursa'dan geldiklerini ve kriz anından itibaren büyük bir destek gördüklerini ifade eden hasta yakını, Manisa Valisi ve İl Sağlık Müdürlüğü ekiplerinin kendileriyle yakından ilgilendiğini; konaklama, yemek ve psikososyal destek gibi tüm ihtiyaçlarının eksiksiz karşılandığını kaydetti.
 
 







Hastanede çok iyi bir sağlık hizmeti aldıklarını aktaran Şener'in yakını, hastalarının sancıları bulunması nedeniyle Bursa'ya dönüşleri için kurumlar tarafından kendilerine özel bir sağlık aracı tahsis edildiğini dile getirdi. Tüm yetkililerin kendilerine iletişim numaralarını bırakarak sürekli irtibat halinde kaldığını ve kazazedelere ait şahsi eşya ile valizlerin jandarma ekiplerince bir hafta, on gün içinde tespit edilerek ailelere teslim edileceği bilgisini aldıklarını vurgulayan hasta yakını, süreçte emeği geçen Valilik, sağlık çalışanları ve jandarma ekiplerine teşekkür ederek kazada hayatını kaybedenlere Allah'tan rahmet diledi.






12 Gündür kayıp olan 16 yaşındaki Elvan Şanlıurfa'da bulundu

Adıyaman'da, 12 gün önce çarşıya gitmek için evden ayrılan ve kendisinden bir daha haber alınamayan 16 yaşındaki Elvan Yücetaş, polis ekiplerinin çalışmaları sonucunda Şanlıurfa'da bulundu

11.10.2026 06:30:00
İHA
 
12 Gündür kayıp olan 16 yaşındaki Elvan Şanlıurfa'da bulundu
12 Gündür kayıp olan 16 yaşındaki Elvan Şanlıurfa'da bulundu
Edinilen bilgilere göre, Adıyaman merkez Yeşilyurt Mahallesi'nde yaşayan Elvan Yücetaş, 28 Eylül sabahı çarşıya gitmek üzere evden ayrılmıştı. Kızlarından bir daha haber alamayan Yıldız ve Abdurrahman Yücetaş çifti, durumu 112 Acil Çağrı Merkezi'ne bildirerek kayıp ihbarında bulunmuştu.








İhbar üzerine Adıyaman İl Emniyet Müdürlüğüne bağlı Asayiş Şube Müdürlüğü ile Çocuk Şube Müdürlüğü ekipleri, Elvan'ın bulunması için çalışma başlattı. Ekiplerin yürüttüğü çalışmalar sonucunda 16 yaşındaki Elvan Yücetaş'ın Şanlıurfa il merkezinde olduğu tespit edildi. Elvan, kaybolmasından 12 gün sonra polis ekiplerince bulundu.









Ailesiyle görüşmek istemediği öğrenildi

Bulunmasının ardından ailesiyle görüşmek istemediğini belirten Elvan Yücetaş'ın, gerekli araştırma ve işlemlerin tamamlanmasının ardından Şanlıurfa'da bulunan çocuk koruma kuruluşuna teslim edileceği öğrenildi. Öte yandan Elvan'ın sağlık durumunun iyi olduğu ve 12 gün boyunca Şanlıurfa'da parklarda uyuduğu belirtildi.
Olayla ilgili çalışmaların sürdüğü öğrenildi.

Kredi kartı başvurusu yaptığını sandı: Dolandırıldı

İnternette gördüğü yüksek limitli kredi kartı başvuru ilanını gerçek sanan 52 yaşındaki Murat Em, ilan üzerinden irtibata geçtiği kişiler tarafından 412 bin lirasının dolandırıldığını iddia etti. Tuzağa düşürüldüğü söyleyen Em, yeni kartının yüksek limitli olması için 2 milyon lira limitli başka bir kredi kartının bilgilerini referans amaçlı dolandırıcılarla paylaştığını söyledi. Kart bilgilerinin kopyalandığı ifade eden Em, 412 bin lirasının ise İstanbul'da kişisel temizlik ürünleri üreten bir firma üzerinden çekildiğini öne sürdü

10.10.2026 12:31:00
İHA
 
Kredi kartı başvurusu yaptığını sandı: Dolandırıldı
Kredi kartı başvurusu yaptığını sandı: Dolandırıldı
Ankara'da piknik ve mangal ürünleri satış işiyle uğraşan Murat Em, iddialara göre sosyal medyada gördüğü özel bir bankaya ait yüksek limitli kredi kartı ilanının gerçek olduğunu düşünerek başvuruda bulunmak istedi. İlan üzerinden yetkili olduğunu sandığı kişilerle görüşen Em'den başvuracağı kartın limitinin yüksek olması için 2 milyon lira limitli bir diğer kredi kartını referans göstermesi istendi. Kart bilgilerini paylaşan Em'in hesabından İstanbul'da kişisel temizlik ürünü üreten bir firma üzerinden iki parça halinde toplam 412 bin lira çekildi. Dolandırıldığı anlayan Murat Em, banka hesaplarına kısıtlama koydurdu ve polise ihbarda bulundu. Her şeyin dakikalar içinde gerçekleştiğini söyleyen mağdur Em, hukuki mücadelesini sürdüreceğini ifade etti.






"Hesabımdan 412 bin lira çekildiği yazıyordu"

Yaşadığı durumla ilgili konuşan Murat Em, "Sosyal medyada özel bir bankanın kredi kartı başvuru reklamını gördüm. Reklamdaki bağlantı sayfasına girdim. Ertesi gün söz konusu bankadan aradılar. 'En yüksek limitli kartınızı referans olarak gösterin ki yeni kartınızın da limitini yüksekten açalım' dediler. İstenilen numaraya kart bilgilerimi yolladım. Ardından kısa süre içinde telefonuma mesaj geldi. Hesabımdan 412 bin lira çekildiği yazıyordu. O sırada benden taleplerde bulunan kişilerle de görüntülü konuşma gerçekleştiriyorduk. Kartımdan para çekildiğini söyleyerek tepki gösterdim ve telefonu kapattım. Ardından da kartıma kullanıma kapattım. İşlemi iptal ettirmek için bankaya gittim ama şifre kullandığım için iptal etmediler. Polise şikayette bulundum. Henüz bir sonuç çıkmadı" dedi.








"Biri aradı, 'Geçmiş olsun paranı aldık' dedi"

Adına sahte fatura düzenlendiğini de ileri süren Em, "Dolandırıcılar adıma fatura da kesip bana göndermişler. Faturanın gönderildiği firmayı arayarak herhangi bir ürün almadığımı söyledim. İmza olmaması rağmen nasıl bu belgeyi düzenleyebildiklerini sordum. Ürünün ödemesini yaptığımı ve başka birinin de teslim aldığının göründüğünü söylediler. Ardından biri beni aradı. 'Geçmiş olsun paranı aldık' dedi. Mağdur oldum. Paramı çeken firmanın dolandırıcılarla ortaklığı var mı bilmiyorum. Şikayetimizin üzerinden bir ay geçmesi lazımmış. Daha sonra tüketici mahkemesine de şikayette bulanacağız. Faturada alakam olmayan temizlik ürünlerinin satın alındığı görülüyor" ifadelerini kullandı.








"Nasıl olduğunu anlamadım bile"

Hukuk mücadelesini sürdüreceğini dile getiren Em, "Dolandırıcılara başka bir numaradan ulaşmayı başardım. İsmini söylediğim kişinin orada olmadığını ve kime ulaşmaya çalıştığımı sordu. Ben de kimle görüştüğümü sorunca, 'Kim olduğumu ne yapacaksın' diyerek telefonu yüzüme kapattı. Yapabilecek bir şeyim olmadığı için de bir daha aramadım. Hala faaliyetlerine devam ediyorlar. Bu kez de başka bir banka yetkilisiymiş gibi gösteriyorlar kendilerini. Böyle bir şey yaşayacağım aklıma gelmezdi. Nasıl olduğunu anlamadım bile. Mücadelemi sonuna kadar sürdüreceğim" diye konuştu.

Trump'ın F-35 vaadi havada kaldı

ABD Başkanı Trump'ın Ankara'da vadettiği gibi F-35 savaş uçakları Türkiye'ye verilecek mi? ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Atina'da bu soruyu "Türk tarafı S-400 sorununu çözmedikçe, teslimat da yok. Elbette bu uçakların teslimatına daha çok ama çok uzun yıllar var" şeklinde cevapladı. Türkiye'nin parasını ödediği F-35'lerin Türkiye'ye teslimatına İsrail de, ABD'deki Yahudi lobisi de karşı çıkıyordu. İsrail ve Yunanistan, Türkiye'ye karşı ittifak içinde.

10.10.2026 00:40:00
Haber Merkezi
 
 Trump'ın F-35 vaadi havada kaldı
 Trump'ın F-35 vaadi havada kaldı

ABD Başkanı Trump'ın Ankara'da vadettiği gibi F-35 savaş uçakları Türkiye'ye verilecek mi? ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Atina'da bu soruyu "Türk tarafı S-400 sorununu çözmedikçe, teslimat da yok. Elbette bu uçakların teslimatına daha çok ama çok uzun yıllar var" şeklinde cevapladı. Türkiye'nin parasını ödediği F-35'lerin Türkiye'ye teslimatına İsrail de, ABD'deki Yahudi lobisi de karşı çıkıyordu. İsrail ve Yunanistan, Türkiye'ye karşı ittifak içinde.







ABD Başkanı Trump, Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından ağırlandığı Ankara'daki NATO Zirvesi'ne katılmadan önce F-35'ler konusunda "Muhtemelen Türkiye'yi mutlu edecek bir şey yapacağım" demişti. Ancak gelişmeler hiç de bu istikamette ilerlemedi. ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Atina ziyaretinde Türkiye'ye F-35'lerin teslimatı ve Türkiye ile Yunanistan arasında muhtemel bir ihtilafa ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Yunanistan'ı 'vazgeçilmez' ve 'güçlü ve örnek NATO müttefiki' sözleriyle öven Rubio'nun ziyareti sırasında iki ülke arasında savunma ve terörle mücadeleden enerji tedarikine pek çok alanda stratejik iş birliğinin daha da derinleştirilmesi konusunda uzlaşıya varıldı.







Türkiye 'pas' geçildi

Geçmişte Washington'un izlediği denge politikaları nedeniyle ABD'li dışişleri bakanları Türkiye ve Yunanistan'ı art arda ziyaret etmeye, her iki ülkeyi gerçekleştirdikleri bölge turu kapsamına dahil etmeye özen gösteriyordu. Bu sefer ABD'li Bakan Rubio, bölge turuna İzlanda, Yunanistan ve Portekiz'i dahil etmeyi tercih etti. Bununla birlikte Marco Rubio, Atina'da Türkiye ile Rus S-400'ler nedeniyle yaşanan F-35 çıkmazı ve Türkiye ile Yunanistan arasında muhtemel bir ihtilaf ile ilgili olarak çarpıcı mesajlar verdi.

Rubio, Kathimerini gazetesine verdiği röportajda, ABD Başkanı Donald Trump'ın F-35'lerin Türkiye'ye verileceği yönündeki beyanatına "Başkan, mümkün olduğu takdirde, ödemesi yapıldığı için bu uçakların teslim edilmesi isteğini ifade etti" sözleriyle açıklık getirdi. Rubio, bu uçakların bir kısmı için ödemenin çoktan yapıldığını söylemekle birlikte F-35'lerin yakın bir gelecekte Türkiye'ye verilmesine ihtimal vermediğini açıkladı. Rubio, şunları söyledi: "Elbette bu uçakların teslimatına daha çok ama çok uzun yıllar var. Ödemesi halihazırda yapılmış iki uçak söz konusu. Ne var ki, ABD Kongresi tarafından kabul edilmiş bir yasa mevcut. Ortada bir yasa var ve aynı zamanda Ulusal Savunma Yetkilendirme Yasası'nda yer alan ve çok katı koşullar getiren bir hüküm bulunuyor. Dolayısıyla dürüstçe konuşmak gerekirse bu koşullar yerine getirilmediği müddetçe söz konusu teslimat yapılamaz. Ve bu durum Türk tarafına iletildi. Onlar da biliyor ve sanırım buna bir çözüm yolu bulmaya çalışıyorlar. Mesele S-400 sistemi ekseninde şekilleniyor. Yani şu an itibarıyla bu sorun çözülmüş değil ve biz de hukuken sorun çözülmeden teslimatı gerçekleştiremeyiz. Belki çözüme kavuşur, farklı seçenekler mevcut, ama şu an itibariyle çözülmüş değil."







Türkiye-Yunanistan ilişkileri

Marco Rubio'ya "Ege Denizi veya Kıbrıs'ta, Türkiye ile ilişkiler kötüye giderse, durumun gerçekten kötüye gitmesini önlemek için müdahale edeceğinize dair bir ABD güvenlik taahhüdü olacak mı?" sorusu da yöneltildi. Rubio, "Bana göre, böyle bir şeyin gerçekleşmesi hayal bile edilemez. Bunlar iki NATO müttefiki ve iki NATO ortağı. Dolayısıyla böyle bir şey kesinlikle olamaz. Bu kimsenin yararına olmaz. Ne Türkiye ne de Yunanistan için iyi olur, ABD için de iyi olmaz" diye konuştu.

Kokarca ile mücadelede ilaç yetmedi, tavuk ve hindiler devreye girdi

Türkiye'de ilk kez 2017 yılında Artvin ve İstanbul'da görülen kahverengi kokarca böceği, Sakarya'nın Ferizli ilçesindeki bir mahalleyi adeta istila etti. Evlerin duvarlarını ve ağaçları saran, tarıma da ciddi zarar veren böceklere karşı vatandaşlar, hem ilaçla hem de bakımını yaptıkları tavuk ve hindi mücadele etmeye çalışıyor

08.10.2026 13:56:00
İHA
 
Kokarca ile mücadelede ilaç yetmedi, tavuk ve hindiler devreye girdi
Kokarca ile mücadelede ilaç yetmedi, tavuk ve hindiler devreye girdi
Ana vatanı Çin, Japonya, Tayvan olan istilacı kahverengi kokarca böceği Amerika, daha sonrasında Avrupa'nın tamamına yayıldıktan sonra 2017 yılında ilk olarak Artvin ve İstanbul'da tespit edildi. Halihazırda Türkiye'de görülmeye devam eden bu canlı, saldığı kokuyla etrafına türünü çağırarak çoğalabiliyor. Kahverengi kokarca böceği, fındık başta olmak üzere yüzlerce bitki türüne büyük zarar verirken, önemli ölçüde verim ve kalite kayıplarına sebep oluyor. Üreticilerin kabusu haline gelen kahverengi kokarcanın popülasyonunu azaltmak için ise samuray arıcığı bile duruma engel olamadı. Son zamanlarda Sakarya'da nadiren görülen bu böcek, Ferizli ilçesi Bakırlı Mahallesi'nde yeniden görülmeye başlandı. Evlerin duvarlarını ve ağaçları saran, tarıma da ciddi zarar veren böcekler, vatandaşların günlük faaliyetlerini engeller hale geldi. Böceklere karşı vatandaşlar hem ilaçla hem de bakımını yaptıkları tavuk ve hindi mücadele etmeye çalışıyor.






"Hayvanlar bile doydu"

Kokarcaları öldürmek için ilacın dışında hindi ve tavuk altığını belirten Ahmet Gezer, "Kokarca böceği ile geçen senden beri mücadele ediyoruz. Ben geçen sene bunun çoğalacağını söylemiştim. Bu sene bütün mahsulü çürüttüler. Bunun için fındığımızı da çok ucuza veriyoruz. Piyasa da 180 lira gibi bir rakam diyorlar ama biz 80-90-120 liralara veriyoruz. Toplu şekilde bir ilaçlama yaparsak belki bir çare olur. Bunlar nisan ve mayıs ayında yeniden çıkacaklar. Şu anda hazır ayağımıza gelmiş toplu şekilde ilaçlama yaparsak daha iyi olur. İlaçlarında ruhsatlı ve uygun görülen yerlerden alınması gerek. Topyekun mücadele edersek bunu yok edeceğiz. Bu kokarca böcekleriyle mücadele etmek için 20-25 adet hindi aldım, tavuklarımda var ama hayvanlar bile doydu" dedi.









"Bunlar hakkında uzman olduk ama mücadele edemiyoruz"

Bakırlı Mahalle Muhtarı Ali Rıza Durmuş, "İki yıldan beri bu kokarca böcekleriyle mücadele ediyoruz. Geçen seneden daha kötü bir durumda bu böcek bizi ne zaman bırakacak bilmiyoruz. Böcekler, bahçelerden çıktı ve barınak arıyorlar bu sebepten dolayı bütün evleri sarmış durumda. Şu anda herkesin evini ilaçlaması lazım. Bunlar hakkında uzman olduk ama mücadele edemiyoruz. İlaçlama yapılınca da geliyorlar biz ne yapacağımızı şaşırdık. Ankara'dan geldiler ve samuray arılarını saldılar ama bir faydasını göremedik. Temmuz ayında yavrulamışlar 15 Ağustos'tan sonra çıktılar ve fındığı çürüttüler Allah rahmet eylesin fındık şu anda hiç yok. İlaçlama yaptık ama fındığımızı kurtaramadık. Evlere giremez olduk" diye konuştu.









"Ülke için ve Ferizli için çok sıkıntılı bir durum"

Mahalle sakini Mikail İzgi, "Bu böcek tarımı bitirdi. Ciddi bir önlem alınması lazım. Ülke için ve Ferizli için çok sıkıntılı bir durum. Mahallemize elimizden geldiği kadar yardımcı olmaya çalışıyoruz. Kendi evimizi, komşularımızın evlerini ilaçlatmaya çalışıyoruz. Son bir buçuk ayda iyice pik yaptı fındık zamanında çok yoktu ama şu anda yoğun bir dönemde" şeklinde konuştu.




















Okul saldırısında ölen Eslem Sare toprağa verildi

Başakşehir'de okulda meydana gelen bıçaklı saldırıda hayatını kaybeden 10 yaşındaki Eslem Sare Bulut, memleketi Bartın'da defnedildi

07.10.2026 15:00:00 / Güncelleme: 07.10.2026 15:07:53
İhlas Haber Ajansı
 
Okul saldırısında ölen Eslem Sare toprağa verildi
Okul saldırısında ölen Eslem Sare toprağa verildi
İstanbul'un Başakşehir ilçesinde bir okulda meydana gelen bıçaklı saldırıda ağır yaralanarak hayatını kaybeden 10 yaşındaki Eslem Sare Bulut, memleketi Bartın'da düzenlenen cenaze töreninin ardından aile mezarlığına defnedildi.






Başakşehir ilçesinde bulunan Kayaşehir Şeyh Şamil İmam Hatip Ortaokulu'nda meydana gelen bıçaklı saldırıda 8 öğrenci yaralanırken, öğrencilerden Eslem Sare Bulut, hastanede yapılan tüm müdahalelere rağmen hayatını kaybetti. Saldırıda yaralanan 7 öğrencinin ise hastanelerdeki tedavilerinin sürdüğü öğrenildi.






"Eslem Sare, son yolculuğuna uğurlandı"

Kumluca beldesi Güvendik Mahallesi'nden olduğu öğrenilen 10 yaşındaki Eslem Sare Bulut için bugün Güvendik Mahalle Camii'nde cenaze töreni düzenlendi. Öğle namazının ardından kılınan cenaze namazı sonrasında Eslem Sare'nin cenazesi, dualar ve gözyaşları arasında aile mezarlığında toprağa verildi.







Eslem Sare Bulut'un cenazesine Bartın Valisi Nurtaç Arslan'ın yanı sıra il ve ilçe protokolü katıldı. Milli Eğitim Bakan Yardımcısı Celile Eren Ökten ile önceki dönem Adalet Bakanı Yılmaz Tunç da cenaze törenine katılarak Bulut ailesinin acısını paylaştı.

Cenaze töreninde Eslem Sare Bulut'un ailesi ve yakınları büyük üzüntü yaşarken, çevrede bulunan vatandaşlar da aileye taziyelerini iletti.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.