logo
14 EKİM 2026

Tasavvuf, insanın gönül yoluyla Allah’a gitmesidir

“Ben gizli bir hazineydim, bilinmek istedim; mahlukatı yarattım” buyurarak varoluş sırrını açıklayan Âlemlerin Rabbi Yüce Allah’a sonsuz hamd-ü senalar olsun

14.10.2026 00:34:00
Haber Merkezi
 
Tasavvuf, insanın gönül yoluyla Allah’a gitmesidir
Tasavvuf, insanın gönül yoluyla Allah’a gitmesidir
"Ben gizli bir hazineydim, bilinmek istedim; mahlukatı yarattım" buyurarak varoluş sırrını açıklayan Âlemlerin Rabbi Yüce Allah'a sonsuz hamd-ü senalar olsun.

O'nun, âlemlere rahmet olarak gönderdiği Muhammed Mustafa'sına ve Ehl-i Beyt'ine sayısız salât ve onların kutlu yollarından yürüyen ve "görüldüklerinde Allah'ın hatıra geldiği" Hakk'ın dostlarına ve tüm güzel kullarına selam olsun...

Cenab-ı Hakk ile kullar arasında, ruhlar yaratıldıkları zaman, Elest Meclisi'nde bir ahidleşme olmuştu. Bir misak gerçekleşmişti. İnsan, her şeyin en güzeline, güzeller güzeline o demde şahit oldu.

Ruh, dünya sahnesine geldiğinde, beden içerisine hapsolup birçok perde ile perdelenince; insan, rıhının o Elest Bezmi'ndeki ahvaline hasret kaldı, aradı durdu. Kimi aradığını bildi, kimileri hiç hatırlamaz oldu.

Allah'ı zikir, işte insana ruhunun o misaktaki ahvalini hatırlama yolunu açar… Zikirden gaye olan hatırlama gerçekleşince, insan aslî varlığı ile bütünleşir. Artık Allah ile kul arasındaki perdeler kalkmıştır.

Kulluktan murat, ideolojik saplantılar ve nefsi-siyasî analizlerden dini tamamen uzaklaştırıp, ibadetle ve kalbî boyutta Allah'a vasıl olmaktır. Yani kılın kalp kulvarında Allah'a yürümesidir.

Tasavvuf, insanın gönül yoluyla Allah'a gitmesidir. Halk içinde Hakk'la beraber olmasıdır. İnsanın asıl gayesi de budur. Bu hâle insan ubudiyetle, ibadetle vasıl olur.

Tasavvuf, İslam'ın yaşanılır tarzıdır. İslam'ın yaşanılır hâl boyutudur. Bu Resulullah'ın (s.a.a.), sahabesinin ve özellikle de Ehl-i Beyt'inin hâlidir.







İslam dünyasında, tasavvufi hayatına en güzel tarzda geçiren millet de, Türk Milletidir. Sahabe içerisinde de bu hayatı en mükemmel şekilde yaşayan Ehl-i Beyt'tir. Bir mânâda Ehl-i Beyt'in hâli kulluğun doruk noktada yaşanmasıdır.

Allah'ı bilmek ve O'na hakiki manada kul olmak, ibadetler vesilesiyle mümkündür. Bütün ibadetler Allah'ı zikir içindir ve zikir ibadetlerin özüdür.

Yüce Allah, kendisini zikreden kullarına, "dostlarım ve sevgililerim" diye iltifat etmektedir. Bir kul için Allah tarafından, "dostlarım ve sevgililerim" olarak nitelendirilmekten daha değerli, daha büyük bir şey olmasa gerektir.

Böyleleri Allah'ın rızasına kavuşan kimselerdir. Zira her sevilen sevgilisinden ikram görür. Yüce Allah'ın ikram ve iltifatından daha yüce bir karşılık olamaz.

Her insanın kalbinden Allah'a bir yol gider. Fakat insanın, Cenab-ı Hakk'a vuslatına iki engel vardır: Nefis ve Şeytan. İşte bu yolun önündeki engeller bunlardır.

Nefsin ıslahı gerekiyor. Yani insandaki hayvanî duyguların tezkiyesi gerekiyor. Nefs-i emmâre dediğimiz dünya, böyle bir dünyadır. Bunun tezkiyesi Hakk'ı çokça zikir ile mümkün olur.
Tezkiye, Allah'ı kalpte hâkim kılmaktır. Kulluktan asıl gaye de budur. Allah'ın tecellisinin, o nefsin ve kalbin üzerine gelmesidir. Ancak zikir ve kalbe gelen tecelliler yoluyla, insanın Allah'a varmasındaki önündeki nefis engeli aradan çıkar, kul Allah'a vasıl olur.

İnsanın Allah'a vasıl olmasında önündeki bir diğer engel de Şeytan'dır. Allah'a varmak isteyen insan, gaflette olmamak ve Şeytan'ın vesveselerinden emin olmak için, daima Allah'ı zikirle meşgul olmalıdır.

Kalbin salah bulması ancak zikrullah ile mümkündür. Zikrullah'ın hâkim olduğu kalp, Allah'ın tecelli ettiği kalptir, orası adeta beytullahtır.







Bir kalbe zikir yerleştiği zaman, oraya şeytan yaklaşır ise çarpılır... Tıpkı insan, Şeytan'a yaklaştığı zaman çarpıldığı gibi.

Cenab-ı Hakk, çok zikredenlerin kurtuluşa erdiğini beyan ediyor. Hz. Peygamberin "Ahir zamanda öyle fitneler zuhur edecek ki, kişi mü'min olarak sabahlayacak fakat kâfir olarak akşamlayacak, mü'min olarak akşamlayacak ama kâfir olarak sabahlayacak; dini ise beş paralık dünya menfaati karşılığında satacaktır" diye haber verdiği ahir zaman fitnelerine ancak böyle bir tezkiye ve kalp uyanıklığı ile karşı durabilir.

Risâlet nurunun sahibi olan Hz. Peybamber ve O'na vâris velâyet nurunun sahibi olan irşat ehli veliler, nefs tezkiyesi ve Allah'a vuslatta İlâhî vesilelerdir.

Şüphesiz ki hidayet, Allah'tandır. Ancak resuller, nebiler ve veliler bu hidayete vesiledir.

Cenâb-ı Hakk, hidayet ve rahmetini enbiya ve evliya vasıtasıyla kullarına ulaştırmaktadır. Hidâyet ve rahmete ulaştıran başka bir kapının olmaması da yine âdetullah gereğidir.

Resulullah'tan sonra imamet ve velâyetin şâhı İmam Ali'dir. Yüce Allah, İmam Ali'nin yolundan ve soyundan ta velâyetin son sancaktarı İmam Mehdi'ye (a.s.) kadar mü'minleri daima istikamet üzere yürütecek irşat ehli veliler lütfetmiştir. Bu Allah'ın nasbı ve nasibiyledir.







Tezkiye edici olması, Peygamber Efendimizin en önemli vasıflarından bir tanesidir. İnsanları, küfürden, nifaktan, samimiyetsizlikten arındırıp, iman, ihlâs, samimiyet, ibadet zevki kazandırıyordu. Bu hâlleri kazandırmak için sahabesinden bazılarına dua edip arınmalarına vesile olurken, bazen onlara virtler tarif ediyor.

Görevleri insanları irşat etmek olan insan-ı kâmiller, bazen dilleriyle, bazen elleriyle, bazen dualarıyla, bazen tarif ettikleri virtlerle, bazen ikazlarıyla, gönüllerdeki rahatsızlıkları tedavi edip insanların Cenâb-ı Hakk'a vasıl olmalarına vesile olurlar.

Onlar, kullara Allah'ı hatırlatan Hak dostlarıdır. Kulları Allah'a, Allah'ı da kullarına sevdirirler. Onlarla beraber olmak bizi Cenâb-ı Hakk'a yaklaştırır. Aksi takdirde ise kalbimiz fitne fücurla dolar. İbadet ve istikameti terk ederiz; İslam adına avukatlık yapmış görünür ama hakikatte şeytanla dost-arkadaş oluruz.

İrşat vazifesinde "seçilmişliği" göz ardı edip baş olma sevdası içindeki bazı insanlar, kendilerini haklı çıkarmak için sahabe, Ehl-i Beyt ve hatta Peygamber Efendimizin bizzat kendisine iftiralar atmaktan, dinde olmayan şeyleri uydurmaktan çekinmemişlerdir. Bu, tarih boyunca yaşanmış ve hâl-i hazırda da yaşanagelmektedir." (Prof. Dr. Haydar Baş Dua ve Zikir eseri önsöz)

Manisa'daki trafik kazasında ölenler toprağa verildi

Manisa'nın Akhisar ilçesinde çekicinin tur otobüsüne çarptığı kazada hayatını kaybeden 11 kişiden 10'unun cenazesi Bursa'da toprağa verildi

12.10.2026 18:10:00
Haber Merkezi
 
Manisa'daki trafik kazasında ölenler toprağa verildi
Manisa'daki trafik kazasında ölenler toprağa verildi
Manisa'daki trafik kazasında hayatını kaybeden 10 kişinin cenazesi Bursa'da defnedildi.

Manisa'daki işlemlerin ardından yakınlarına teslim edilen cenazeler, Bursa'ya getirildi.

Kazada yaşamını yitirenlerden 10'unun cenazeleri Bursa'nın çeşitli ilçelerinde öğle namazını müteakip kılınan cenaze namazının ardından toprağa verildi.






Kazada hayatını kaybedenlerden Şahinaz Boran (81) ve kardeşi Safinaz Elkurt'un (76) naaşları Mihraplı Camisi'nde kılınan namaz sonrası Hamitler Mezarlığı'nda toprağa verildi.

Cenazeye, Boran ve Elkurt'un yakınları ile Bursa Milletvekili Muhammet Müfit Aydın, Bursa Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Şahin Biba, Osmangazi Kaymakamı Bahri Tiryaki ile çok sayıda vatandaş katıldı.

Bu arada Boran ve Elkurt kardeşlerin bu ay sonunda umreye gitmeyi planladıkları öğrenildi.

Vefat edenlerden Vesile Ekici (65) için Hürriyet Merkez Camisi'nde, Semra Şentürk (58) için ise Huzurlar Camisi'nde cenaze namazı kılındı.

Ekici'nin cenazesi Mudanya Orhaniye Mezarlığı'na, Şentürk'ün cenazesi ise Kestel Mezarlığı'na defnedildi.






6 kişinin cenazeleri Mustafakemalpaşa ve Karacabey ilçelerinde toprağa verildi

Kazada hayatını kaybedenlerden Mümine Eryılmaz (75), Kadriye Turhanlar (88) ve Fikriye Yur'un (78) cenazeleri öğle vakti kılınan namazın ardından Mustafakemalpaşa ilçesinde defnedildi.






İhsan Taşçı (73), Sevgi Kabaroğlu (70) ve Cemile Memişçi'nin (71) cenazeleri ise Karacabey ilçesinde toprağa verildi.

Vefat edenlerden Zülfinaz Tosun'un (64) cenazesinin ise Konya'nın Ereğli ilçesinde defnedileceği öğrenildi.







Kazada 11 kişi hayatını kaybetmişti

Gebze-Orhangazi-İzmir Otoyolu'nun Akhisar Gişeleri mevkisinde dün H.K. idaresindeki 78 YD 559 plakalı çekici, M.A. yönetimindeki 16 AED 124 plakalı tur otobüsüne çarpmıştı.
Kazada 27 kişi yaralanmış, 11 kişi hayatını kaybetmişti.

Tur otobüsünün sürücüsü M.A, tur otobüsünün sahibi ve yedek şoförü M.Y. ile çekicinin şoförü H.K. hastanedeki tedavilerinin ardından gözaltına alınmıştı.

Yaralılardan 13'ü hastanelerden taburcu edilmişti.

Antalya-Isparta Karayolunda yolcu midibüsü devrildi: 1'i ağır 17 yaralı

Antalya-Isparta karayolunda yolcu midibüs devrilmesi sonucu meydana gelen trafik kazasında 17 kişi yaralandı. Yaralılardan birinin durumunun ağır olduğu bildirildi

12.10.2026 13:55:00
İHA
 
Antalya-Isparta Karayolunda yolcu midibüsü devrildi: 1'i ağır 17 yaralı
Antalya-Isparta Karayolunda yolcu midibüsü devrildi: 1'i ağır 17 yaralı
Antalya-Isparta karayolunda yolcu midibüsünün devrilmesi sonucu trafik kazası meydana geldi. Kazanın ardından olay yerine ekipler sevk edilerek yaralılara müdahalede bulunuldu.






Antalya Valiliği tarafından yapılan açıklamada, ilk belirlemelere göre araçta bulunan 23 yolcudan 17'sinin yaralandığı, yaralılardan birinin sağlık durumunun ağır olduğu belirtildi. Olay yerine sevk edilen ekiplerin yaralılara yönelik gerekli müdahaleleri sürdürdüğü ifade edildi.

Açıklamada, kazayla ilgili gelişmelerin yakından takip edildiği ve kamuoyunun süreç hakkında bilgilendirileceği kaydedildi.









Olay yerine gelen Antalya Valisi Hulusi Şahin, kazayla ilgili ekiplerden bilgi aldı. Gazetecilere kısa bir açıklama yapan Şahin, "Yaralılarımızın durumu ağır değil, bu da bizim için en büyük teselli" dedi.

Öte yandan, midibüsün Tekirdağ Çerkezköy'den 23 yolcuyla çıktığı, Antalya'ya 25 km mesafe kala kaza geçirdiği öğrenildi.

Trump'ın F-35 vaadi havada kaldı

ABD Başkanı Trump'ın Ankara'da vadettiği gibi F-35 savaş uçakları Türkiye'ye verilecek mi? ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Atina'da bu soruyu "Türk tarafı S-400 sorununu çözmedikçe, teslimat da yok. Elbette bu uçakların teslimatına daha çok ama çok uzun yıllar var" şeklinde cevapladı. Türkiye'nin parasını ödediği F-35'lerin Türkiye'ye teslimatına İsrail de, ABD'deki Yahudi lobisi de karşı çıkıyordu. İsrail ve Yunanistan, Türkiye'ye karşı ittifak içinde.

10.10.2026 00:40:00
Haber Merkezi
 
 Trump'ın F-35 vaadi havada kaldı
 Trump'ın F-35 vaadi havada kaldı

ABD Başkanı Trump'ın Ankara'da vadettiği gibi F-35 savaş uçakları Türkiye'ye verilecek mi? ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Atina'da bu soruyu "Türk tarafı S-400 sorununu çözmedikçe, teslimat da yok. Elbette bu uçakların teslimatına daha çok ama çok uzun yıllar var" şeklinde cevapladı. Türkiye'nin parasını ödediği F-35'lerin Türkiye'ye teslimatına İsrail de, ABD'deki Yahudi lobisi de karşı çıkıyordu. İsrail ve Yunanistan, Türkiye'ye karşı ittifak içinde.







ABD Başkanı Trump, Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından ağırlandığı Ankara'daki NATO Zirvesi'ne katılmadan önce F-35'ler konusunda "Muhtemelen Türkiye'yi mutlu edecek bir şey yapacağım" demişti. Ancak gelişmeler hiç de bu istikamette ilerlemedi. ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Atina ziyaretinde Türkiye'ye F-35'lerin teslimatı ve Türkiye ile Yunanistan arasında muhtemel bir ihtilafa ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Yunanistan'ı 'vazgeçilmez' ve 'güçlü ve örnek NATO müttefiki' sözleriyle öven Rubio'nun ziyareti sırasında iki ülke arasında savunma ve terörle mücadeleden enerji tedarikine pek çok alanda stratejik iş birliğinin daha da derinleştirilmesi konusunda uzlaşıya varıldı.







Türkiye 'pas' geçildi

Geçmişte Washington'un izlediği denge politikaları nedeniyle ABD'li dışişleri bakanları Türkiye ve Yunanistan'ı art arda ziyaret etmeye, her iki ülkeyi gerçekleştirdikleri bölge turu kapsamına dahil etmeye özen gösteriyordu. Bu sefer ABD'li Bakan Rubio, bölge turuna İzlanda, Yunanistan ve Portekiz'i dahil etmeyi tercih etti. Bununla birlikte Marco Rubio, Atina'da Türkiye ile Rus S-400'ler nedeniyle yaşanan F-35 çıkmazı ve Türkiye ile Yunanistan arasında muhtemel bir ihtilaf ile ilgili olarak çarpıcı mesajlar verdi.

Rubio, Kathimerini gazetesine verdiği röportajda, ABD Başkanı Donald Trump'ın F-35'lerin Türkiye'ye verileceği yönündeki beyanatına "Başkan, mümkün olduğu takdirde, ödemesi yapıldığı için bu uçakların teslim edilmesi isteğini ifade etti" sözleriyle açıklık getirdi. Rubio, bu uçakların bir kısmı için ödemenin çoktan yapıldığını söylemekle birlikte F-35'lerin yakın bir gelecekte Türkiye'ye verilmesine ihtimal vermediğini açıkladı. Rubio, şunları söyledi: "Elbette bu uçakların teslimatına daha çok ama çok uzun yıllar var. Ödemesi halihazırda yapılmış iki uçak söz konusu. Ne var ki, ABD Kongresi tarafından kabul edilmiş bir yasa mevcut. Ortada bir yasa var ve aynı zamanda Ulusal Savunma Yetkilendirme Yasası'nda yer alan ve çok katı koşullar getiren bir hüküm bulunuyor. Dolayısıyla dürüstçe konuşmak gerekirse bu koşullar yerine getirilmediği müddetçe söz konusu teslimat yapılamaz. Ve bu durum Türk tarafına iletildi. Onlar da biliyor ve sanırım buna bir çözüm yolu bulmaya çalışıyorlar. Mesele S-400 sistemi ekseninde şekilleniyor. Yani şu an itibarıyla bu sorun çözülmüş değil ve biz de hukuken sorun çözülmeden teslimatı gerçekleştiremeyiz. Belki çözüme kavuşur, farklı seçenekler mevcut, ama şu an itibariyle çözülmüş değil."







Türkiye-Yunanistan ilişkileri

Marco Rubio'ya "Ege Denizi veya Kıbrıs'ta, Türkiye ile ilişkiler kötüye giderse, durumun gerçekten kötüye gitmesini önlemek için müdahale edeceğinize dair bir ABD güvenlik taahhüdü olacak mı?" sorusu da yöneltildi. Rubio, "Bana göre, böyle bir şeyin gerçekleşmesi hayal bile edilemez. Bunlar iki NATO müttefiki ve iki NATO ortağı. Dolayısıyla böyle bir şey kesinlikle olamaz. Bu kimsenin yararına olmaz. Ne Türkiye ne de Yunanistan için iyi olur, ABD için de iyi olmaz" diye konuştu.

Söke'de patlayıcı ile araca saldırının failleri yakalandı

Aydın'ın Söke ilçesinde 2 Ekim tarihinde el yapımı patlayıcı ile bir araca saldırının failleri polis ekiplerince yakalandı

09.10.2026 11:54:00
İHA
 
Söke'de patlayıcı ile araca saldırının failleri yakalandı
Söke'de patlayıcı ile araca saldırının failleri yakalandı
Söke Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Büro Amirliği ekipleri tarafından, 2 Ekim 2026 tarihinde Söke ilçesinde bir araca yönelik el yapımı patlayıcı kullanılarak gerçekleştirilen saldırının faillerinin yakalanması amacıyla çalışma başlatıldı.






Yapılan çalışmalar neticesinde; bahsi geçen saldırının failleri tespit edilerek, 8 Ekim 2026 tarihinde belirlenen 3 adreste yapılan operasyonda 4 şüpheli şahıs gözaltına alındı. Yapılan aramalarda, 1 adet pompalı tüfek, 15 adet kartuş, 1 adet muşta, 3 adet cep telefonu ele geçirildi. 






Olayla ilgili 2 şahıs tutuklanarak cezaevine gönderilirken, 2 şahıs adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

Maltepe'de hayatını kaybeden 2 kişinin kimlikleri belli oldu

İstanbul Maltepe'de 7 katlı binanın 3 katının çökmesi sonucu hayatını kaybeden 2 kişinin kimlikleri belli oldu. Hayatını kaybedenlerin Gülce Turhan ve Ahmet Muhammet İnan oldukları öğrenildi

08.10.2026 14:13:00
İHA
 
Maltepe'de hayatını kaybeden 2 kişinin kimlikleri belli oldu
Maltepe'de hayatını kaybeden 2 kişinin kimlikleri belli oldu
Maltepe Cevizli Mahallesi Doğu Sokak'taki 7 katlı binada saat 05.40 sıralarında meydana gelen olayda binanın 3 katında çökme yaşandı. İhbar üzerine olay yerine sevk edilen ekipler arama kurtarma çalışması başlattı.






Çalışmalarda 2 kişinin hayatını kaybettiği belirlenirken, 2 kişiyi de arama kurtarma çalışmaları sürüyor. Hayatını kaybeden vatandaşların kimlikleri belli oldu. 






Vatandaşların Gülce Turhan ve Ahmet Muhammet İnan oldukları öğrenildi.

Gökçe Barajı'nda su seviyesi yüz güldürdü

Yalova'nın içme suyu ihtiyacını karşılayan Gökçe Barajı'nda su seviyesi yüzde 49 olarak ölçülürken, ekim ayı verilerine göre doluluk oranının bir önceki dönemin üzerinde olduğu görüldü

08.10.2026 13:53:00
İHA
 
Gökçe Barajı'nda su seviyesi yüz güldürdü
Gökçe Barajı'nda su seviyesi yüz güldürdü
Gökçe Barajı'nda ekim ayının ilk günlerinde yüzde 50 seviyesinde seyreden su miktarı, 6 Ekim itibarıyla yüzde 49'a geriledi. Böylece barajın su seviyesi 2025 yılının aynı dönemindeki yüzde 30'luk seviyenin 19 puan, 2024 yılındaki yüzde 38'lik seviyenin ise 11 puan üzerinde bulunuyor. 2023 yılındaki yüzde 52'lik seviyeye göre ise 3 puan daha düşük durumda.






Gökçe Barajı'nda 2026 yılı oldukça düşük seviyelerle başlamış, ocak ayında su rezervinin azalması nedeniyle kentte uygulanan planlı su kesintileri, baraj seviyesinin yüzde 15'e yükselmesinin ardından 13 Ocak'ta sona ermişti. İlkbahar yağışlarıyla hızla yükselen baraj, nisan ayında yüzde 90, mayıs ayında yüzde 93 ve haziran ayında yüzde 96 seviyesine ulaştı.








Yaz aylarıyla birlikte yeniden düşüşe geçen su seviyesi, temmuz ayında yüzde 88, ağustos ayında yüzde 74 ve eylül ayında yüzde 58 olarak ölçüldü. Ekim ayının ilk günlerinde yüzde 50 seviyesinde seyreden su miktarı, 6 Ekim itibarıyla yüzde 49'a geriledi.








Ekim itibarıyla Gökçe Barajı'nın su seviyeleri 2023'te yüzde 52, 2024'te yüzde 38, 2025'te yüzde 30 ve 2026'da yüzde 49 olarak kayıtlara geçti.

Yapıların sinsi düşmanı: Korozyon

Binalarda korozyon, betonarme yapıların içerisinde bulunan taşıyıcı çelik donatıların (inşaat demirlerinin) çevre faktörleri, nem ve kimyasal etkilerle reaksiyona girerek kimyasal ve elektrokimyasal yollarla aşınması, paslanması ve işlevini kaybetmesi olayıdır

08.10.2026 12:36:00
Hasan Gündoğdu
 
Yapıların sinsi düşmanı: Korozyon
Yapıların sinsi düşmanı: Korozyon
Beton, yüksek pH derecesi (yaklaşık 12,5 - 13,5) sayesinde normal şartlarda içerisindeki çeliği paslanmaya karşı koruyan pasif bir alkali tabaka oluşturur. Ancak bu koruyucu tabaka bozulduğunda veya beton içerisine su ve gaz girişi yaşandığında korozyon süreci başlar.






Binalarda Korozyonun Temel Nedenleri

Korozyon tek bir sebebe bağlı olmaktan ziyade, malzeme kalitesizliği ile çevresel etkenlerin bir araya gelmesiyle tetiklenir:

Su ve Nem Teması: Su, korozyon reaksiyonunun gerçekleşmesi için en temel iletkendir. Yalıtımsız temeller, sızdıran çatı ve tesisatlar ile nemli bodrum katları demirin oksitlenmesini hızlandırır.

Karbonatlaşma: Havadaki karbondioksit gazı, betonun gözeneklerinden içeri sızarak betonun alkali yapısını bozar ve pH değerini 9'un altına düşürür. Bu durum demiri koruyan pasif tabakayı ortadan kaldırır.






Klorür İyonu Saldırısı: Deniz kenarındaki yapılarda tuzlu rüzgarlar, deniz kumu kullanılan binalar veya kışın buz çözücü tuzların kullanıldığı alanlar klorür iyonlarının betona nüfuz etmesine yol açar. Klorür, çelikte yerel ve derin çukurlaşma tipi korozyona neden olur.

Pas Payı (Beton Örtüsü) Yetersizliği: Demirin betonun dış yüzeyine çok yakın yerleştirilmesi (< 2-3 cm), dış etkenlerin doğrudan ve hızlı şekilde çeliğe ulaşmasına imkan tanır.

Betondaki Segregasyon ve Gözenekler: Uygun şekilde sıkıştırılmayan, yerleştirilmeyen veya kalitesiz betonlarda oluşan boşluklar nem ve havanın donatıya ulaşmasını kolaylaştırır.






Korozyon Binalara Nasıl Zarar Verir?

Korozyon sadece demirin renginin değişmesi değil, yapının statik dengesini bozan zincirleme bir tahribat sürecidir:

Kesit Kaybı: Demir paslandıkça incelir. Kesit alanı küçülen donatı, üzerine düşen çekme gerilmelerini taşıyamaz hale gelir.

Hacim Genişlemesi ve Betonun Çatlaması: Demir paslandığında oluşan demir oksit, orijinal çelik hacminin yaklaşık 2 ila 6 katı büyüklüğe ulaşır. Bu hacim artışı beton içten dışa doğru devasa bir çekme gerilmesine maruz bırakır.

Beton Kabuk Atması: İçten genleşen beton zamanla çatlar ve donatının üzerindeki beton parçalar halinde dökülür. Demirin dış ortamla teması tamamen açık hale gelir ve korozyon katlanarak hızlanır.

Aderans (Yapışma) Kaybı: Beton ile çeliğin birlikte hareket etmesini sağlayan sürtünme ve tutunma kuvveti (aderans) tamamen kaybolur. Bu durum yapının bütünselliğini yok eder.






Korozyon Sebebiyle Bina Yıkılabilir mi?

Evet, korozyon binaların kendiliğinden veya hafif bir depremde dahi aniden yıkılmasına yol açabilen ana faktörlerden biridir.

Binalarda kolon ve kiriş gibi taşıyıcı elemanlar, üzerlerindeki yükü çelik ve betonun ortak çalışmasıyla taşır. Korozyon nedeniyle taşıyıcı kapasitesi %30 ile %50 oranında azalan bir kolon, binanın kendi ölü yükünü taşıyamaz hale gelebilir.

Türkiye'deki geçmiş deprem incelemelerinde (1999 Gölcük, 2020 İzmir ve 2023 Kahramanmaraş depremleri) yıkılan veya ağır hasar alan yapılarda korozyonun taşıyıcı donatı kesitlerini ciddi oranda incelttiği tespit edilmiştir. 10-15 yıl boyunca yoğun su temasına maruz kalmış yalıtımsız bir binada, donatı çapının fısıltı gibi eriyerek yarı yarıya düştüğü vakalar sıkça görülmektedir.






Korozyona Karşı Alınması Gereken Önlemler

Korozyonla mücadele hem yapım aşamasında hem de mevcut yapılarda doğru adımların atılmasını gerektirir:

İnşaat Aşaması: Su Yalıtımı (Su Yalıtım Membranları). Temel, perde duvar ve ıslak hacimlerde kesintisiz su yalıtımı yapılmalıdır.

Malzeme Seçimi: Düşük Geçirgenlikli Beton (W/C Oranı). Su/çimento oranı düşük (<0,45), kaliteli ve durabilitesi yüksek hazır beton kullanılmalıdır.

Uygulama: Yeterli Pas Payı (Beton Örtüsü). Donatının dış etkenlerden korunması için projesine uygun pas payı elemanları (pas payı klipsi) kullanılmalıdır.

Kullanılan Donatı: Nervürlü ve Kaliteli Çelik. Deniz kumu ve klorür içeren agregalar kullanılmamalı, korozyona dayanıklı çelik tercih edilmelidir.

Mevcut Binalar: Korozyon Onarımı & Güçlendirme. Paslı demirler kumlama ile temizlenmeli, korozyon önleyici astar sürülmeli ve yapısal tamir harçları kullanılmalıdır.

Korozyon, belirtileri dışarıya vurana kadar içten içe ilerleyen sinsi bir süreçtir. Yapılarda temel yalıtımına özen gösterilmesi, su sızıntılarının anında giderilmesi ve düzenli bina bakımının aksatılmaması yapının ömrünü ve deprem güvenliğini doğrudan belirler.

"Altın Çocuk" Göksel Arsoy son yolculuğuna uğurlandı

Yeşilçam'ın "Altın Çocuk" lakaplı usta oyuncusu Göksel Arsoy, İstanbul'da düzenlenen cenaze törenin ardından son yolculuğuna uğurlandı

07.10.2026 18:00:00
İhlas Haber Ajansı
 
"Altın Çocuk" Göksel Arsoy son yolculuğuna uğurlandı
"Altın Çocuk" Göksel Arsoy son yolculuğuna uğurlandı
Yeşilçam'ın unutulmaz isimlerinden olan ve Türk sinemasında 'Altın Çocuk' lakabıyla hafızalarda yer edinen usta oyuncu Göksel Arsoy, 90 yaşında hayatını kaybetti. Arsoy için Levent Barbaros Paşa Camii'nde bir cenaze töreni düzenlendi. Törene Kültür ve Turizm Bakanlığı Sinema Genel Müdürü Birol Güven, Göksel Arsoy'un oğlu Gökhan Arsoy, kızı Aşkım Arsoy, sinema camiasından Serdar Gökhan, Halil Ergün, yakınları ve hayranları katıldı. Arsoy ailesi törende taziyeleri kabul etti. Arsoy için öğle namazının ardından cenaze namazı kılındı. Törenin ardından Arsoy'un cenazesi Zincirlikuyu Mezarlığında toprağa verildi.






"Bir efsanemizi daha kaybettik"

Kültür ve Turizm Bakanlığı Sinema Genel Müdürü Birol Güven ise, "Bir efsanemizi daha kaybettik. Gerçekten öyle bir jenerasyon ki bize böyle derin izler bıraktı ki, öyle duygular yaşattılar ki bize. Gerçekten bize bir hazine bıraktılar. Çok kıymetli bir arşivimiz var. Onun üzerine inşa ettiğimiz çok büyük endüstriye sahibiz. Türkiye gerçekten büyük bir sinema ülkesi ve biz bunu onlara borçluyuz. Gerçekten tüm yokluklara rağmen ortaya koydukları eserler var. Bugün çok yüksek bir teknolojiye sahibiz; dünyanın en iyi kameraları bizde, en güzel ışıklar bizde, montaj setlerimiz de, yapay zekamız var. Ama Yeşilçam'ın bizim üzerimizde oluşturduğu duyguya maalesef ulaşamıyoruz. Bence büyük üstatların değeri her geçen gün daha da artacaktır diye düşünüyorum. Paha biçilmez bir hazine üzerinde oturuyoruz. Hepsinin mekanları cennet olsun, Allah rahmet eylesin, nur içinde yatsınlar" dedi.








"Özel doğmuş, kendini yetiştirmiş ve özel olmuş"

Göksel Arsoy'un oğlu Gökhan Arsoy ise, "Çok erken gitti babam. Çok büyük bir değer kayboldu. Sadece sinema değil, aynı zamanda sahne sanatçısıydı. Öyle anılmayı istedi. 'Ben sadece sinema değil, sinema ve sahne sanatçısıyım' derdi. Yıllarca Yeşilçam'da emek verdi. Yeşilçam'dan geçenler arasında uzun yıllar sahnede yer aldı. Çok özel bir insandı. Özel doğmuş, kendini yetiştirmiş ve özel olmuş, çok büyük bir karakterdi babam. Allah rahmet eylesin" ifadelerini kullandı.








"Bir yıldız daha kaydı"

Serdar Gökhan ise açıklamasında "Sanatçı büyük filmler, çok filmler yaptı. Allah rahmet eylesin, mekânı cennet olsun diyorum. Hepimiz üzgünüz, bir yıldız daha kaydı. Kendisiyle 2 ay önce görüşmüştük. Görüştük, konuştuk. İyi çok, öyle bir ağır bir hastalık gibi yoktu ama bir anda yani öldü. Allah rahmet eylesin, mekânı cennet olsun. Yeşilçam'ın üzüntüsü bu.
Halil Ergün ise Göksel Aksoy'un çok özel bir insan olduğunu belirtirken, yakınlarına başsağlığı diledi.






Okul saldırısında ölen Eslem Sare toprağa verildi

Başakşehir'de okulda meydana gelen bıçaklı saldırıda hayatını kaybeden 10 yaşındaki Eslem Sare Bulut, memleketi Bartın'da defnedildi

07.10.2026 15:00:00 / Güncelleme: 07.10.2026 15:07:53
İhlas Haber Ajansı
 
Okul saldırısında ölen Eslem Sare toprağa verildi
Okul saldırısında ölen Eslem Sare toprağa verildi
İstanbul'un Başakşehir ilçesinde bir okulda meydana gelen bıçaklı saldırıda ağır yaralanarak hayatını kaybeden 10 yaşındaki Eslem Sare Bulut, memleketi Bartın'da düzenlenen cenaze töreninin ardından aile mezarlığına defnedildi.






Başakşehir ilçesinde bulunan Kayaşehir Şeyh Şamil İmam Hatip Ortaokulu'nda meydana gelen bıçaklı saldırıda 8 öğrenci yaralanırken, öğrencilerden Eslem Sare Bulut, hastanede yapılan tüm müdahalelere rağmen hayatını kaybetti. Saldırıda yaralanan 7 öğrencinin ise hastanelerdeki tedavilerinin sürdüğü öğrenildi.






"Eslem Sare, son yolculuğuna uğurlandı"

Kumluca beldesi Güvendik Mahallesi'nden olduğu öğrenilen 10 yaşındaki Eslem Sare Bulut için bugün Güvendik Mahalle Camii'nde cenaze töreni düzenlendi. Öğle namazının ardından kılınan cenaze namazı sonrasında Eslem Sare'nin cenazesi, dualar ve gözyaşları arasında aile mezarlığında toprağa verildi.







Eslem Sare Bulut'un cenazesine Bartın Valisi Nurtaç Arslan'ın yanı sıra il ve ilçe protokolü katıldı. Milli Eğitim Bakan Yardımcısı Celile Eren Ökten ile önceki dönem Adalet Bakanı Yılmaz Tunç da cenaze törenine katılarak Bulut ailesinin acısını paylaştı.

Cenaze töreninde Eslem Sare Bulut'un ailesi ve yakınları büyük üzüntü yaşarken, çevrede bulunan vatandaşlar da aileye taziyelerini iletti.

Evin her köşesinden senet, çamaşır makinesinden ise silah çıktı

Sakarya'nın 2 ilçesinde jandarma ekiplerince tefecilik suçu işlediği belirlenen 3 şüpheliye yönelik düzenlenen operasyonda çok sayıda senet, çek ve çamaşır makinesi içinden ruhsatsız silah ele geçirildi

07.10.2026 12:42:00
İHA
 
Evin her köşesinden senet, çamaşır makinesinden ise silah çıktı
Evin her köşesinden senet, çamaşır makinesinden ise silah çıktı
Sakarya Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde, Sakarya İl Jandarma Komutanlığı ekipleri tarafından Hendek ve Adapazarı'nda tefecilik yaptıkları belirlenen 3 şüpheliye yönelik operasyon düzenlendi.






Şüphelilerin ikametlerinde yapılan aramalarda 40 senet, 2 çek, 1 araç satış sözleşmesi, 1 alacak ve verecek belgesi, 3 cep telefonu, 2 ruhsatsız 9 milimetre tabanca, 3 tabanca şarjörü, 50 tabanca fişeği ve 1 ruhsatsız av tüfeği bulundu.








Gözaltına alınan 3 şüpheli hakkında adli işlem başlatıldı.






logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.