logo
10 AĞUSTOS 2026

Taşın ve ahşabın buluştuğu tarihi Ordu Orta Camii

Ordu’nun Altınordu ilçesinde, eski ticaret hayatının ve sosyal yaşamın merkezi olan tarihi çarşının ortasında yer alan Atik İbrahim Paşa Camii, halk arasında bilinen adıyla "Orta Camii", kentin en köklü ve mimari açıdan en değerli Osmanlı miraslarından biridir

18.05.2026 00:15:00
Abdülkadir Gündoğdu
 
Taşın ve ahşabın buluştuğu tarihi Ordu Orta Camii
Taşın ve ahşabın buluştuğu tarihi Ordu Orta Camii
Ordu'nun Altınordu ilçesinde, eski ticaret hayatının ve sosyal yaşamın merkezi olan tarihi çarşının ortasında yer alan Atik İbrahim Paşa Camii, halk arasında bilinen adıyla "Orta Camii", kentin en köklü ve mimari açıdan en değerli Osmanlı miraslarından biridir.

Çarşı esnafının ve bölge halkının asırlardır buluşma noktası olan bu tarihi ibadethane; kütük mimarisinden taş işçiliğine uzanan köklü geçmişi, barok izler taşıyan detayları ve kent hafizasındaki sarsılmaz yeri ile dikkat çekiyor.







Ahşap Kütüklerden Anıtsal Taş Yapıya

Orta Camii'nin ilk inşası 18. yüzyılın ikinci yarısına, 1770 yılına dayanmaktadır. Söylentilere ve tarihi kayıtlara göre, bölgede konaklayan askeri birliğin komutanı Atik İbrahim Paşa'nın gayretleriyle ilk olarak tamamen ahşap malzemeden, "kütük cami" formunda inşa edilmiştir.

Ancak Karadeniz'in sert iklim koşulları nedeniyle zamanla tahrip olan ve yıkılan bu ahşap yapının yerine, 1800-1802 yıllarında bugünkü görkemli taş cami yapılmıştır. Caminin doğu kapısı üzerinde yer alan 15 satırlık mermer kitabe, yapının inşasına katkıda bulunan dönemin ileri gelenlerini ve bölge halkını günümüze aktaran en önemli tarihi vesikadır.







Mimari Özellikleri: Taşın Taşınmaz Zarafeti ve Barok Esintiler

Ordu Orta Camii, Karadeniz'in karakteristik geç dönem Osmanlı mimarisini yansıtan kırma çatılı ve iki katlı bir yapıdır. Kesme taş malzeme kullanılarak yığma yapım sistemiyle inşa edilen caminin öne çıkan mimari detayları şunlardır:







Süslü Cephe Girişleri: Caminin kuzey ve doğu cephelerinde olmak üzere iki ana girişi vardır. Kuzey girişi, bitkisel motifli süslemeler ve kompozit başlıklı zarif yivli sütunçelerle (küçük sütunlarla) çevrelenmiştir. Doğu girişi ise mermer kitabesi ve yine bitkisel bezemeli yuvarlak kemerli yapısıyla anıtsal bir estetik sunar. Her iki kapı da çift kanatlı orijinal ahşap işçiliğine sahiptir.

Bağdadi Kubbe ve İç Mekân: Dışarıdan kırma çatı ile örtülü olan caminin iç mekânına girildiğinde, tavanın ortasında dört büyük direk üzerine oturtulmuş, bağdadi teknikle yapılmış bir kubbe ziyaretçileri karşılar. Kubbenin iç yüzeyinde dönemine özgü zarif kalem işi süslemeler yer alır.







Barok Tarzı Taş Mihrap: Caminin sanatsal açıdan en göz alıcı ve özgün kısmı, tamamen taş malzemeden yapılmış olan mihrabıdır. Yoğun ve ince bir taş işçiliğine sahip olan mihrap, dönemin estetik anlayışını yansıtan barok tarzı kıvrımları ve detayları barındırır.

Çift Şerefeli Kesme Taş Minare: Caminin kuzeybatı köşesinde yükselen minare, gövdesindeki düzgün kesme taş işçiliği ve bölgedeki birçok camiden farklı olarak çift şerefeli tasarımıyla yapıya anıtsal bir dikey form kazandırır.







Toplumsal ve Tarihi Önemi

Orta Camii, Ordu şehrinin gelişim sürecinde ve kentsel kimliğinde çok kritik bir semboldür:

"Orta Çarşı" Kültürünün Yaşayan Tanığı: Cami, adını aldığı tarihi çarşının tam merkezinde yer alması sebebiyle sadece dini bir mekân değil; Ordu ticaret hayatının, esnaf kültürünün ve toplumsal dayanışmanın asırlardır kalbinin attığı yerdir.







Kültürel Köprü Vasfı: İlk yapıldığı dönemlerde çevre bölgelerdeki (örneğin Selimiye Camii gibi) mimari ögelerle harmanlanan ve zamanla restorasyonlar geçiren yapı, Ordu'daki Türk-İslam mimarisinin dönüşüm evrelerini kesintisiz şekilde gösterir.

Tarih ve Eğitim Mirası: Günümüzde hem ibadete açık olan hem de tarihi dokusuyla yerli ve yabancı turistleri ağırlayan cami, bölgedeki genç nesillere geleneksel taş işçiliğini ve dinin mimari üzerindeki estetik etkilerini aktaran canlı bir okul dışı öğrenme ortamı sunmaktadır.

Asırlık çınarlar gibi Ordu'nun göbeğinde yükselen Orta Camii, büyüleyici taş detayları ve tarihi ruhuyla kentin geçmişini bugüne taşımaya devam ediyor.

Ortak değerlerin kaybı ve ötekileştirme mekanizması

Modern toplumların karşı karşıya kaldığı en yıkıcı sosyolojik tehditlerden biri olan kutuplaşma, toplumsal dokuyu günden güne zedeliyor

10.08.2026 00:55:00
Abdülkadir Gündoğdu
 
Ortak değerlerin kaybı ve ötekileştirme mekanizması
Ortak değerlerin kaybı ve ötekileştirme mekanizması
Modern toplumların karşı karşıya kaldığı en yıkıcı sosyolojik tehditlerden biri olan kutuplaşma, toplumsal dokuyu günden güne zedeliyor.

Bireylerin ve grupların kendilerini keskin sınırlar üzerinden tanımlamasıyla derinleşen "Biz ve Onlar" ayrımı, ortak paydalarda buluşmayı zorlaştırırken, toplumsal diyaloğun yerini katı bir ötekileştirmeye bırakıyor.

Farklı fikirlerin zenginlik olarak görülmesi gereken platformlarda dahi uzlaşı zeminlerinin hızla kaybolması, sosyal barışı ve birliktelik duygusunu ciddi şekilde tehdit ediyor. Bu zihinsel ayrışma, bireylerin birbirlerine karşı duyduğu güveni zedelerken, ortak bir gelecek vizyonu etrafında kenetlenmeyi de imkansız hale getiriyor.







Dijital Yankı Odaları ve Algı Yönetimi

Kutuplaşma dinamikleri incelendiğinde, bu durumun sadece siyasi veya fikri ayrışmalarla sınırlı kalmadığı, günlük yaşamın her alanına sirayet ettiği görülüyor.

İletişim kanallarının ve özellikle dijital mecraların yankı odalarına dönüşmesi, bireylerin yalnızca kendi görüşlerini pekiştiren içeriklere maruz kalmasına yol açıyor. Algoritmaların tüketicilere sürekli benzer fikirleri sunması, farklı seslerin duyulmasını engelliyor.

Bu durum, karşı tarafın argümanlarını anlamak yerine onları doğrudan bir tehdit veya öteki olarak algılama eğilimini güçlendiriyor. Zamanla derinleşen bu zihinsel yarılma, bireyler arasındaki empati bağlarını kopartarak toplumsal hoşgörüyü ortadan kaldırıyor.







Gündelik Hayata Yansıyan Keskin Hatlar

Ayrışma hissi yalnızca teorik tartışmalarda kalmayıp, mahallelerden iş yerlerine, sosyal ilişkilerden aile içi diyaloglara kadar sızıyor. Bireyler, karşı gruptakilerin bilgi düzeyini, niyetini ve hatta ahlaki değerlerini sorgulamaya başladıkça, rasyonel zemin tümüyle ortadan kalkıyor.







Toplumun farklı kesimleri arasında paylaşılan kamusal alanlar giderek daralırken, insanlar kendilerini güvende hissettikleri homojen grupların içine çekiliyor.

Bu durum, farklı kültürlerin ve fikirlerin birbirini besleme potansiyelini yok ederek toplumu durağan ve tepkisel bir yapıya büründürüyor.







Onarım Süreci ve Onarıcı İletişim Dili

Sosyologlar ve toplumbilimciler, kutuplaşma ile mücadelede en kritik adımın kapsayıcı bir dil geliştirmek ve ortak değerler etrafında buluşabilme becerisini yeniden kazanmak olduğunu vurguluyor.







Sağlıklı bir kamuoyunun oluşabilmesi, farklı kitlelerin birbirini dinleme ve anlama iradesi göstermesine bağlı. Toplumsal yarılmanın önüne geçebilmek için eğitimden medyaya kadar pek çok alanda yapıcı söylemlerin benimsenmesi gerekiyor.

Bireylerin kriz anlarında dahi ortak akla başvurabilmesi, "Biz" tanımının ötekileştirmeden, tüm toplum unsurlarını kapsayacak şekilde genişletilmesiyle mümkün kılınabilir.

Güngören'de 5 katlı binanın balkonu çöktü

İstanbul Güngören'de 5 katlı binanın birinci katındaki balkon, henüz bilinmeyen bir nedenle çöktü. Bina tedbir amacıyla boşaltılırken ekipler tarafından mühürlendi. Bina çevresi bariyerle kapatılarak güvenlik önlemi alındı

09.08.2026 02:40:00
İHA
 
Güngören'de 5 katlı binanın balkonu çöktü
Güngören'de 5 katlı binanın balkonu çöktü
Olay, saat 22.30 sıralarında İstanbul Güngören Akıncılar Mahallesi Üstün Sokak üzerinde meydana geldi. İddiaya göre sokak üzerindeki 5 katlı binanın birinci katındaki balkonda bilinmeyen bir nedenle çökme yaşandı.






Vatandaşların ihbarı üzerine olay yerine itfaiye, polis ve zabıta ekipleri sevk edildi. Olayda ölen ya da yaralanan olmazken bina tedbir amacıyla boşaltılarak mühürlendi. Binanın çevresi ekipler tarafından bariyerle kapatılarak güvenlik önlemi alındı.








Konu ile ilgili konuşan Tayfun Kurt, "Bildiğim kadarıyla apartmanın balkonu çökmüş. Ama neden kaynaklandığı hakkında bilgimiz yok. Geldiğimizde o esnada binada hala oturanlar vardı. Sonrasında zaten ilgili ekiplere haber verildi. Polis, etrafı kapattı. Oturanları çıkarttı. Şimdi de önlem alıyor" dedi.

Büyükçekmece'de toprak kayması: Çalışmalar tamamlandı

Büyükçekmece'de meydana gelen göçükte 2 kişinin toprak altında kaldığı ihtimali üzerine başlatılan arama kurtarma çalışmaları, göçük altında kimsenin bulunmadığının tespit edilmesinin ardından sona erdi

04.08.2026 00:30:00 / Güncelleme: 04.08.2026 06:17:18
İHA
 
Büyükçekmece'de toprak kayması: Çalışmalar tamamlandı
Büyükçekmece'de toprak kayması: Çalışmalar tamamlandı
Mimar Sinan Sahili'nde meydana gelen toprak kaymasının ardından göçük altında 2 kişinin bulunduğu iddiasına ilişkin yürütülen arama kurtarma çalışmaları sona erdi. AFAD, itfaiye, sağlık ve polis ekiplerinin iş makineleri desteğiyle yürüttüğü çalışmalarda herhangi bir kişiye rastlanmadı. Çalışmaların tamamlanmasının ardından ekipler bölgeden ayrıldı.








Akşam saatlerinde olay yerinde inceleme yaparak bilgi alan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Vekili Nuri Arslan, "Saat 18.00 civarı, Büyükçekmece Mimar Sinan Mahallesi'nde bir toprak kayması oldu. Olay duyulunca itfaiye, AFAD ekiplerimiz, Büyükçekmece Belediye Başkan Vekilimiz, Kaymakamımız, Valiliğimizle berabere olay yerine geldik. Şu an itibariyle toprak kayması olduğu yerde, toprak kaldırıldı. Şu ana kadar herhangi bir olumsuzluk yok. Hiçbir can kaybı ile karşı karşıya değiliz, şu an itibariyle de olay yeri temizlenmiş durumda. Burası, kum kaya dediğimiz bir sistem üzerine oturtulmuş ama yukarıda anladığım kadarıyla, tarım yapmış veya yoğun bahçe sulama nedeniyle oluşan bir toprak kayması. İlk ihbar, bir anne ve bir çocuk kaldığı, sonra üç kişi diye bir ihbar geldi ama tüm yetkililerle birlikte bir çalışma yaptık ve olumsuz bir şeye rastlamadık" dedi.








Toprak kayması anında bölgede olduğunu belirten Metin Küçük isimli bir vatandaş, "Buradan geçip sahile giderken bir patırtı koptu. Orada bir aile gördüm. Toprak gelince aile kalktı, oradan çıktılar" diye konuştu.

Olay hakkında konuşan görgü tanığı Çağlayan İşgören ise, "Yıkım anını görmedim ama ambulanslarla itfaiyeyi görünce yangın vardır diye tahmin ettim. Merak edip aşağı indim. Bir anne ile çocuğunun toprak altında kaldığını söylediler ama tam belli değildi. Allah'tan pazar günü olmadı. Yoksa çok insan altında kalırdı. Çünkü pazar günü iğne atsan yere düşmüyor buralarda" şeklinde konuştu.
 
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.