logo
25 HAZİRAN 2026

Taşın ve ahşabın buluştuğu tarihi Ordu Orta Camii

Ordu’nun Altınordu ilçesinde, eski ticaret hayatının ve sosyal yaşamın merkezi olan tarihi çarşının ortasında yer alan Atik İbrahim Paşa Camii, halk arasında bilinen adıyla "Orta Camii", kentin en köklü ve mimari açıdan en değerli Osmanlı miraslarından biridir

18.05.2026 00:15:00
Abdülkadir Gündoğdu
Taşın ve ahşabın buluştuğu tarihi Ordu Orta Camii
Taşın ve ahşabın buluştuğu tarihi Ordu Orta Camii
Ordu'nun Altınordu ilçesinde, eski ticaret hayatının ve sosyal yaşamın merkezi olan tarihi çarşının ortasında yer alan Atik İbrahim Paşa Camii, halk arasında bilinen adıyla "Orta Camii", kentin en köklü ve mimari açıdan en değerli Osmanlı miraslarından biridir.

Çarşı esnafının ve bölge halkının asırlardır buluşma noktası olan bu tarihi ibadethane; kütük mimarisinden taş işçiliğine uzanan köklü geçmişi, barok izler taşıyan detayları ve kent hafizasındaki sarsılmaz yeri ile dikkat çekiyor.







Ahşap Kütüklerden Anıtsal Taş Yapıya

Orta Camii'nin ilk inşası 18. yüzyılın ikinci yarısına, 1770 yılına dayanmaktadır. Söylentilere ve tarihi kayıtlara göre, bölgede konaklayan askeri birliğin komutanı Atik İbrahim Paşa'nın gayretleriyle ilk olarak tamamen ahşap malzemeden, "kütük cami" formunda inşa edilmiştir.

Ancak Karadeniz'in sert iklim koşulları nedeniyle zamanla tahrip olan ve yıkılan bu ahşap yapının yerine, 1800-1802 yıllarında bugünkü görkemli taş cami yapılmıştır. Caminin doğu kapısı üzerinde yer alan 15 satırlık mermer kitabe, yapının inşasına katkıda bulunan dönemin ileri gelenlerini ve bölge halkını günümüze aktaran en önemli tarihi vesikadır.







Mimari Özellikleri: Taşın Taşınmaz Zarafeti ve Barok Esintiler

Ordu Orta Camii, Karadeniz'in karakteristik geç dönem Osmanlı mimarisini yansıtan kırma çatılı ve iki katlı bir yapıdır. Kesme taş malzeme kullanılarak yığma yapım sistemiyle inşa edilen caminin öne çıkan mimari detayları şunlardır:







Süslü Cephe Girişleri: Caminin kuzey ve doğu cephelerinde olmak üzere iki ana girişi vardır. Kuzey girişi, bitkisel motifli süslemeler ve kompozit başlıklı zarif yivli sütunçelerle (küçük sütunlarla) çevrelenmiştir. Doğu girişi ise mermer kitabesi ve yine bitkisel bezemeli yuvarlak kemerli yapısıyla anıtsal bir estetik sunar. Her iki kapı da çift kanatlı orijinal ahşap işçiliğine sahiptir.

Bağdadi Kubbe ve İç Mekân: Dışarıdan kırma çatı ile örtülü olan caminin iç mekânına girildiğinde, tavanın ortasında dört büyük direk üzerine oturtulmuş, bağdadi teknikle yapılmış bir kubbe ziyaretçileri karşılar. Kubbenin iç yüzeyinde dönemine özgü zarif kalem işi süslemeler yer alır.







Barok Tarzı Taş Mihrap: Caminin sanatsal açıdan en göz alıcı ve özgün kısmı, tamamen taş malzemeden yapılmış olan mihrabıdır. Yoğun ve ince bir taş işçiliğine sahip olan mihrap, dönemin estetik anlayışını yansıtan barok tarzı kıvrımları ve detayları barındırır.

Çift Şerefeli Kesme Taş Minare: Caminin kuzeybatı köşesinde yükselen minare, gövdesindeki düzgün kesme taş işçiliği ve bölgedeki birçok camiden farklı olarak çift şerefeli tasarımıyla yapıya anıtsal bir dikey form kazandırır.







Toplumsal ve Tarihi Önemi

Orta Camii, Ordu şehrinin gelişim sürecinde ve kentsel kimliğinde çok kritik bir semboldür:

"Orta Çarşı" Kültürünün Yaşayan Tanığı: Cami, adını aldığı tarihi çarşının tam merkezinde yer alması sebebiyle sadece dini bir mekân değil; Ordu ticaret hayatının, esnaf kültürünün ve toplumsal dayanışmanın asırlardır kalbinin attığı yerdir.







Kültürel Köprü Vasfı: İlk yapıldığı dönemlerde çevre bölgelerdeki (örneğin Selimiye Camii gibi) mimari ögelerle harmanlanan ve zamanla restorasyonlar geçiren yapı, Ordu'daki Türk-İslam mimarisinin dönüşüm evrelerini kesintisiz şekilde gösterir.

Tarih ve Eğitim Mirası: Günümüzde hem ibadete açık olan hem de tarihi dokusuyla yerli ve yabancı turistleri ağırlayan cami, bölgedeki genç nesillere geleneksel taş işçiliğini ve dinin mimari üzerindeki estetik etkilerini aktaran canlı bir okul dışı öğrenme ortamı sunmaktadır.

Asırlık çınarlar gibi Ordu'nun göbeğinde yükselen Orta Camii, büyüleyici taş detayları ve tarihi ruhuyla kentin geçmişini bugüne taşımaya devam ediyor.

Güneşin zararlı etkilerine karşı altın kurallar

Yaz aylarının gelmesiyle birlikte yükselen sıcaklıklar, günlük hayatı zorlaştırmanın ötesinde ciddi sağlık risklerini de beraberinde getiriyor. Vücudumuz, ortam sıcaklığına uyum sağlamak için harika bir mekanizmaya (terleme) sahip olsa da extreme sıcaklarda bu sistem yetersiz kalabilir

18.06.2026 13:00:00
Hasan Gündoğdu
Güneşin zararlı etkilerine karşı altın kurallar
Güneşin zararlı etkilerine karşı altın kurallar
Aşırı sıcakların olumsuz etkilerinden korunmak, konforlu ve en önemlisi sağlıklı bir yaz geçirmek için dikkat etmeniz gereken temel unsurları sizler için derledik.






Sıvı Dengesi: Susamayı Beklemeyin

Vücudumuzun %60'ından fazlası sudan oluşur ve sıcak havalarda terleme yoluyla inanılmaz bir hızla su kaybederiz.

Düzenli Su Tüketimi: "Susamak", vücudun çoktan susuz kaldığının bir alarmıdır. Bu yüzden susamayı beklemeden, gün boyunca saat başı 1-2 bardak su içmeyi alışkanlık haline getirin.

Mineral Takviyesi: Terle sadece su değil, sodyum ve potasyum gibi hayati mineralleri de kaybederiz. Tansiyon probleminiz yoksa günde 1 şişe maden suyu içmek mineral dengesini korumaya yardımcı olur.

Tuzak İçeceklerden Kaçının: Alkol, aşırı kafeinli içecekler (kahve, koyu çay) ve şekerli asitli içecekler sanılanın aksine vücuttan su atılmasını hızlandırır (diüretik etki). Sıcak günlerde bu içecekleri minimumda tutun.






Beslenme Düzeni: Hafif ve Serinletici

Sıcak havalarda sindirim sistemi fazladan çalışarak vücut ısısını daha da artırabilir. Bu yüzden beslenme alışkanlıklarını mevsime göre revize etmek şarttır.

Ağır Yemeklere Elveda: Yağlı, kızartmalı, aşırı baharatlı ve protein ağırlıklı ağır yemekler yerine; sindirimi kolay, su oranı yüksek besinleri tercih edin.

Mevsim Meyve ve Sebzeleri: Karpuz, kavun, salatalık, domates, kabak ve semizotu gibi hem su hem de vitamin deposu olan besinleri sofranızdan eksik etmeyin.

Az ve Sık Beslenin: Tek bir öğünde çok fazla yemek yerine, porsiyonları küçülterek az ve sık yemek vücudun üzerindeki metabolik yükü azaltır.






Giyim ve Kişisel Bakım: Doğru Kumaş, Doğru Koruma

Güneş ışınlarının dik geldiği saatlerde cildimizi ve başımızı korumak hayati önem taşır.

Kumaş Seçimi: Sentetik, naylon ve dar giysiler cildin nefes almasını engeller ve isiliğe, mantara ya da ısı çarpmasına yol açar. Bunun yerine pamuklu, keten, gevşek dokulu ve açık renkli kıyafetleri tercih edin. Açık renkler güneş ışığını yansıtırken, koyu renkler ısıyı hapseder.

Aksesuarlar: Geniş siperlikli şapkalar ve UV korumalı güneş gözlükleri sadece birer tarz ögesi değil, başınızı ve gözlerinizi koruyan birer kalkandır.

Güneş Kremi: Dışarı çıkmadan en az 20 dakika önce, en az 30 (ideali 50+) faktörlü, geniş spektrumlu bir güneş kremini açıkta kalan tüm bölgelerinize uygulayın ve her 2-3 saatte bir yenileyin.






Zaman Yönetimi: Güneşin Zirve Noktası

Günün her saati aynı risk derecesine sahip değildir. Zamanı doğru yönetmek riskleri yarı yarıya azaltır.

Kritik Saatler: Güneş ışınlarının en dik ve zararlı olduğu 10:00 ile 16:00 saatleri arasında zorunlu olmadıkça dışarı çıkmayın.

Egzersiz Zamanlaması: Spor yapmayı seviyorsanız, bunu günün en sıcak saatlerinde değil, sabahın ilk ışıklarında veya akşam güneş battıktan sonra yapın. Ağır kardiyo hareketlerinden kaçının.






Yaşam Alanlarının Serin Tutulması

Sadece dışarısı değil, ev ve ofislerin içindeki sıcaklık da sağlığı etkiler.

Doğru Havalandırma: Gündüz saatlerinde dışarıdaki sıcak havanın içeri girmemesi için pencereleri ve panjurları kapatın, perdeleri çekin. Havalandırma işlemini hava sıcaklığının düştüğü gece veya sabaha karşı yapın.

Klima Kullanımı: Klima harika bir kurtarıcıdır ancak oda sıcaklığını aniden çok düşük derecelere (örneğin 18°C) getirmek yerine 23-24°C civarında sabitleyin. Dışarı ile içerisi arasındaki sıcaklık farkının 7-8 dereceden fazla olması felç, kas tutulması ve klima çarpması gibi riskleri doğurur.






Isı Çarpması Belirtilerine Dikkat Edin!

Aşırı halsizlik, baş dönmesi, mide bulantısı, baş ağrısı, hızlı nabız ve cildin aşırı kuru/kırmızı olması "Isı Çarpması" (Güneş Çarpması) belirtisi olabilir. Bu durumda kişi hemen serin bir yere alınmalı, giysileri gevşetilmeli, vücudu ıslak bezlerle serinletilmeli ve bilinci yerindeyse su verilmelidir. Durum kötüye gidiyorsa vakit kaybetmeden tıbbi yardım çağrılmalıdır.

Aşırı sıcaklar özellikle yaşlılar, kronik hastalığı olanlar (tansiyon, kalp, şeker), hamileler ve bebekler için çok daha büyük risk taşır. Kendinizi korurken çevrenizdeki bu hassas grupları ve sokaktaki can dostlarımız için kapınızın önüne bir kap temiz su koymayı da lütfen unutmayın.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.