TBB: İlk 4 madde kırmızı çizgidir
HÜDA-PAR lideri Yapıcıoğlu'nun Anayasa'nın 4. maddesinin kaldırılmasına yönelik sözlerine tepki gösteren Türkiye Barolar Birliği Başkanı Sağkan, "Türkiye Barolar Birliği bakımından ilk dört madde kesinlikle kırmızı çizgidir. Bu maddeleri tartışmaya açmak Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin varlığını tartışmaya açmaktır" dedi
Haber Merkezi





'İlk dört madde tartışmaya kapalı'
Sağkan, HÜDA-PAR Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu'nun Anayasa'nın 4. maddesinin kaldırılmasına yönelik sözlerini de değerlendirdi. Sağkan, "HÜDA- PAR yetkilisinin çıkıp dördüncü maddeyi tartışmaya açtığını görüyoruz. Bunların önüne geçmek için Sayın Cumhurbaşkanı'nın muhakkak ki mevcut Anayasa'daki 'vesayet izleri' içeren hükümlerin neler olduğunu, bu değişikliğe neden ihtiyaç duyulduğunu, yeni bir anayasa yapmanın temel sebeplerinin hangi maddelerden kaynaklandığını açıkça ortaya koyması ve ilk dört madde konusundaki tartışmaları da kesinlikle kapatmasını, hem bir hukuk kurumu olarak hem de bir yurttaş olarak tabii ki bekliyoruz. Bu anlamda Türkiye Barolar Birliği için ilk dört madde kesinlikle kırmızı çizgidir. Çünkü devletin ve milletin bölünmez bütünlüğü, yönetim şeklinin Cumhuriyet olduğu, Atatürk milliyetçiliğine bağlı laik, demokratik bir sosyal hukuk devleti olduğumuzu düzenleyen maddelerdir. Bu maddeleri tartışmaya açmak Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin varlığını tartışmaya açmaktır. Bu tartışmanın ivedi olarak Sayın Cumhurbaşkanı tarafından önünün kesilmesi gerektiğine inanıyoruz" diye konuştu.
'Yargı siyasete alet ediliyor'
Sağkan, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekram İmamoğlu hakkında işleyen yargı süreci hakkında ise şu değerlendirmede bulundu: "Biz yargı eliyle siyasetin dizayn edilmesine her zaman karşı çıktık. Ben Sayın İmamoğlu'yla ilgili açılan daha önceki kamu görevlisine hakaret davasında ilk derece mahkemesi sürecini bizzat takip ettim. Bir hukukçu olarak da söyleyebilirim bu dava, daha doğrusu bu suç isnadı bizim Türk Ceza Kanunu'muz kapsamında ilgili maddedeki tipiklik unsurunu, maddi unsuru taşımayan bir iddiadır ve Sayın İmamoğlu hakkında beraat kararı verilmesi gerekirken yargılamanın geldiği nokta maalesef ki siyasetin yargı üzerinde bir baskısıyla, yargının siyasete alet edildiği bir görüntüye kavuşturulmuştur. Tabii ki süreci hatırlayacak olursak, davaya bakan hakimin görevden alınması, bir başka ile sürülmesi gibi unsurlar bu konudaki inancı da ciddi anlamda kuvvetlendiren görüntülerdir. Alt sınırdan yasal gerekçeler olmaksızın uzaklaşılarak verilen bir karar olması, yine bu anlamda yargının üzerinde siyasetin baskısı olduğuna dair kuvvetli şüpheler ortaya koymakta ve barındırmaktadır. Sağkan, milletvekilliği düşürülen Can Atalay konusuna ilişkin ise, "Konu artık anayasal devlet, anayasal demokrasiye çok ciddi anlamda zarar veren bir sürece bürünmüştür. Yargının maalesef ki bu tür konularda bir sopa gibi görüntü vermesi, kamuoyunda böyle algılanması ciddi anlamda da yurttaşlarımızın hukuka olan güvenini sarsmaktadır" dedi.
















































































