logo
21 TEMMUZ 2026

Tekstil sektöründe çevre dostu devrim: Geri dönüşümlü kumaşlar

Dünyanın en çok kirleten ikinci sektörü olan tekstil, sürdürülebilirlik krizini geri dönüşümlü kumaşlarla aşıyor. Plastik şişelerden, okyanus atıklarından ve eski giysilerden üretilen yeni nesil kumaşlar, hem markaların hem de çevre bilincine sahip tüketicilerin ilk tercihi haline geldi

20.07.2026 00:34:00
Abdülkadir Gündoğdu
 
Tekstil sektöründe çevre dostu devrim: Geri dönüşümlü kumaşlar
Tekstil sektöründe çevre dostu devrim: Geri dönüşümlü kumaşlar
Dünyanın en çok kirleten ikinci sektörü olan tekstil, sürdürülebilirlik krizini geri dönüşümlü kumaşlarla aşıyor. Plastik şişelerden, okyanus atıklarından ve eski giysilerden üretilen yeni nesil kumaşlar, hem markaların hem de çevre bilincine sahip tüketicilerin ilk tercihi haline geldi.

Hızlı moda akımının yarattığı çevresel tahribat ve iklim krizi, küresel tekstil endüstrisini köklü bir dönüşüme zorluyor. Her yıl milyonlarca ton tekstil atığının çöplüklere gitmesi ve üretimde harcanan devasa su miktarı, sektörü alternatif arayışlara itti. Bu arayışın en güçlü yanıtı ise geri dönüşümlü kumaşlar oldu.

Pet şişelerden balıkçı ağlarına, endüstriyel atıklardan eski kıyafetlere kadar pek çok atık, ileri teknolojiyle işlenerek lüks moda evlerinin podyumlarından günlük giyime kadar geniş bir yelpazede kendine yer buluyor.







Çöpten Podyuma: Atıklar Nasıl Kumaşa Dönüşüyor?

Geri dönüşümlü kumaş teknolojisi, temel olarak iki farklı yöntemle ilerliyor: Mekanik ve Kimyasal dönüşüm. En yaygın uygulamalardan biri olan geri dönüşümlü polyester (rPET), tüketim sonrası plastik şişelerin toplanması, temizlenmesi ve eritilerek yeniden ipliğe dönüştürülmesiyle elde ediliyor.

Geri Dönüşümlü Polyester (rPET): Pet şişeler ve plastik atıklardan elde edilir. Ham petrole bağımlılığı azaltır, %70 daha az enerji harcar.







Econyl (Geri Dönüşümlü Naylon): Okyanustan toplanan balıkçı ağları ve halı atıklarından elde edilir. Küresel ısınma etkisini standart naylona göre %90 düşürür.

Geri Dönüşümlü Pamuk: Üretim atığı kırpıntılar ve eski giysilerden elde edilir. Tarımsal su tüketimini ve pestisit (tarım ilacı) kullanımını sıfıra indirir.







Döngüsel Moda ve Sıfır Atık Hedefi

Geri dönüşümlü kumaşlar sadece hammaddede değil, tasarım felsefesinde de bir kırılma yarattı. Eski doğrusal model olan "Al, üret, tüket, at" sistemi yerini, ürünlerin ömrü bittiğinde yeniden sisteme dahil olabildiği "Döngüsel Ekonomi" modeline bırakıyor.

Küresel hazır giyim devleri, ürün etiketlerinde geri dönüşümlü malzeme oranını hızla artırırken, Avrupa Birliği'nin tekstil stratejileri ve karbon vergisi düzenlemeleri de üreticileri bu dönüşüme ayak uydurmaya mecbur bırakıyor. Tüketici cephesinde ise özellikle Z kuşağı, satın aldığı ürünün arkasındaki çevresel hikayeyi ve sürdürülebilirlik sertifikalarını (GRS - Global Recycled Standard gibi) sorguluyor.

Sektör Temsilcisi Görüşü: "Geri dönüşümlü kumaş kullanmak artık bir pazarlama stratejisi veya lüks değil; sektörde hayatta kalmanın temel şartı. Bir ton geri dönüştürülmüş pamuk kullanmak, binlerce litre suyun ve tonlarca karbon salınımının önüne geçmek anlamına geliyor."







Karşılaşılan Zorluklar: Mikroplastik ve Saf Geri Dönüşüm

Yeşil devrim hızla büyüse de sektörün önünde aşması gereken teknik engeller var. Özellikle mekanik olarak geri dönüştürülen pamuk liflerinin boyunun kısalması, kumaşın mukavemetini (dayanıklılığını) azaltabiliyor.

Bu nedenle geri dönüştürülmüş lifler genellikle bakir (orijinal) liflerle harmanlanarak kullanılıyor. Ayrıca, plastik bazlı geri dönüşümlü kumaşların yıkama esnasında açığa çıkardığı mikroplastikler, su filtreleme sistemleri ve okyanus ekosistemleri için bir başka tartışma konusu.







Yine de teknoloji ve Ar-Ge yatırımları durmaksızın devam ediyor. Kimyasal geri dönüşüm yöntemlerinin gelişmesiyle birlikte, gelecekte kıyafetlerin kalitesinden ödün vermeden sonsuz kez dönüştürülmesi hedefleniyor. Tekstil sektörü için yeşil dönüşüm, bir trend olmanın ötesinde endüstrinin tek geleceği olarak görünüyor.

Mutlaka görülmesi gereken nadide güzellik


 
Artvin'in ve Türkiye'nin en görkemli turizm merkezlerinden Borçka Karagöl Tabiat Parkı'nda ziyaretçi yoğunluğu yaşanıyor.

18.07.2026 12:21:00
HABER MERKEZİ/AA
 
Mutlaka görülmesi gereken nadide güzellik
Mutlaka görülmesi gereken nadide güzellik

Borçka ilçe merkezine 27 kilometre uzaklıktaki Borçka Karagöl Tabiat Parkı, yaz döneminde yurt içi ve yurt dışından gelen ziyaretçilerini ağırlıyor.







Günde binlerce turistin ziyaret ettiği 368 hektar alana sahip tabiat parkı, Karagöl'ü, bozulmamış doğası, yaşlı ormanları, zengin bitki örtüsü ve yürüyüş yollarıyla doğa tutkunlarının vazgeçilmezleri arasında yer alıyor.







Bahar ve yaz aylarında yeşilin, sonbaharda ise sarı, turuncu, kırmızı ve kahverenginin onlarca tonunu sergileyen tabiat parkı, göl çevresindeki ağaçların gölgelerinin suya yansımasıyla ziyaretçilerine görsel şölen sunuyor.







Göl üzerinde yapılan kayık gezintisi de ziyaretçilerden yoğun talep görüyor.







Bütün güzellikler burada

Çanakkale'den bölgeye gelen ve Karagöl'ü gezen Şükrü Ataç, Karadeniz'in doğal güzelliklerini görmek amacıyla kente geldiklerini ve en çok etkilendikleri yerlerden birinin Karagöl olduğunu söyledi. Bölgenin temiz havası ve eşsiz doğasını çok beğendiklerini dile getiren Ataç, "Karadeniz'in güzelliklerini görmek için geldik. Gerçekten çok mutlu olduk. Cenab-ı Allah tabiatın bütün güzelliklerini buralara vermiş. Çok güzel günler geçiriyoruz" dedi. Ataç, doğal alanların gelecek nesillere aktarılması gerektiğine işaret ederek, "Buraları çok iyi korumalıyız. Dünyanın su sıkıntısı yaşayacağı bir dönemde böyle bir coğrafyaya sahip olmak büyük bir nimet. Karagöl dünyanın cenneti. İnşallah bu güzellikleri korumayı başarırız" ifadelerini kullandı.






Gezi hayatındaki eksik parça tamamlandı

İzmir'den gelen Birol Kutkan da doğal güzelliğine hayran kaldığı Karagöl'ün herkesin rotasında yer alması gerektiğini belirtti. Karagöl'ün beklentilerinin üzerinde bir doğaya sahip olduğunu ifade eden Kutkan, "Buraya gelince sanki gezi hayatımdaki eksik bir parça yerine oturdu. Muhteşem bir manzara, eşsiz bir yeşillik var. Gölün kıyısındaki doğal koylar, balıklarla dolu alanlar insanı adeta büyülüyor" dedi.







Kutkan, uzun yıllar dağcılık ve doğa yürüyüşleri yaptığını, buna rağmen Karagöl'ü daha önce keşfedememiş olmasına şaşırdığını dile getirerek, "Eminim benim gibi burayı henüz bilmeyen çok kişi vardır. Kesinlikle herkesin rotasında olması gereken bir yer" diye konuştu.

Gurbetçilerin Kapıkule'den yurda girişleri sürüyor

Yaz tatillerini memleketlerinde geçirmek isteyen gurbetçiler, Avrupa'nın çeşitli ülkelerinden çıktıkları binlerce kilometrelik yolculuğun ardından Kapıkule Sınır Kapısı'ndan Türkiye'ye giriş yapıyor. Uzun yolculuğun yorgunluğunu sınır kapısından geçer geçmez unuttuklarını söyleyen gurbetçiler, Türk bayrağını görmenin ve ezan sesini yeniden duymanın tarifsiz bir mutluluk olduğunu ifade etti

17.07.2026 12:41:00
İHA
 
Gurbetçilerin Kapıkule'den yurda girişleri sürüyor
Gurbetçilerin Kapıkule'den yurda girişleri sürüyor
Türkiye'nin Avrupa'ya açılan en büyük kara hudut kapısı olan Kapıkule Sınır Kapısı'nda yaz sezonuyla birlikte gurbetçi yoğunluğu yaşanıyor. Almanya, Fransa, Belçika, Hollanda ve Avusturya başta olmak üzere birçok Avrupa ülkesinden yola çıkan gurbetçiler, yıllık izinlerini aileleri ve yakınlarıyla geçirmek için ana vatana geliyor. Kavurucu sıcaklara ve uzun yolculuğun yorgunluğuna rağmen memleketlerine ulaşmanın sevincini yaşayan gurbetçiler, sınır kapısından içeri girdikleri ilk anda hissettikleri duygunun her şeye değdiğini belirtiyor. İlk duraklarının anne-babaları, akrabaları ve yıllardır özlemini çektikleri memleketleri olduğunu söyleyen gurbetçiler, Türkiye ile bağlarının hiçbir zaman kopmadığını dile getiriyor.






"Ezan sesine hasret kalıyoruz"

Fransa'nın Marsilya şehrinden yola çıkan Gökhan Koçak, "Fransa'nın Marsilya şehrinden yola çıktım, Ankara'ya sevdiklerimi görmeye gidiyorum. Ülkeye ilk girdiğimde her zamanki gibi yine çok duygulandım. Yolun verdiği yoğunluğu ve yorgunluğu ülkemize girer girmez unutuyorum. Çünkü bu bambaşka bir duygu. Öncelikle bayrağımızı görmek, ardından ezan sesini duymak insanı çok etkiliyor. Evet, Avrupa'da ezan sesine hasret kalıyoruz. Bazı Avrupa ülkelerinde ezan dışarıya verilmediği için bunu yaşayamıyoruz. Bu yüzden ülkemize geldiğimizde ilk hissettiğimiz şeylerden biri de ezan sesi oluyor. Burada doğup büyüdüm, sonradan yurt dışına gittim. Her sene olduğu gibi bu yıl da ülkeme gelmenin mutluluğunu yaşıyorum. İnşallah iznim güzel geçer. Sağ salim geldik, dönüşte de yine sağ salim dönmeyi nasip etsin" dedi.








"Yorgunluğumuzu ülkeye girince unutuyoruz"

Eda Nur Koçak ise, "Maalesef Fransa'da bunlar yok, hasret kalıyoruz. Çok mutluyuz. Tabii ki yol yorgunuyuz ama ülkeye giriş yaptığımız andan itibaren bütün yorgunluğumuzu unutuyoruz. Rabbim, memleketine gelmek isteyen herkese bunu nasip etsin inşallah. Şu anda eşimin ailesinin yanına gidiyoruz. Onları da çok özledik. Çok mutluyuz. Yolumuzun büyük kısmını tamamladık. İnşallah Ankara'ya sağ salim ulaşacağız" dedi.








"Memlekete geldiğinizde insanda bambaşka bir duygu oluşuyor"

Fransa'da yaşayan Enes Dağlar, "Fransa'da yaşıyorum, memleketim Sivas'a gidiyorum. Gurbet zor. Anne ve babadan ayrı kalınca daha da zor oluyor. Ama aileniz yanınızdaysa orada da normal bir hayat sürüyorsunuz. Ben beş yıl öncesine kadar Türkiye'de yaşıyordum. İnşaat sektöründe, demir işinde çalışıyordum. Evlendikten sonra Fransa'ya yerleştim. Türkiye'de sabah 08.00'de iş başı yapıyordum. Fransa'da ise sabah 06.00'da kalkıyorum. Patron beni 06.30-06.40 gibi alıyor, yine 08.00'de iş başı yapıyoruz. Orada herkes kendi yemeğini götürüyor. Çalışma düzeni farklı. Maddi anlamda alım gücü biraz daha rahat olabilir ama ben Türkiye'ye para için gelmiyorum. Ben annemle babamı görmek için geliyorum. İki yıldır memleketime gelemiyordum. Bu yıl kavuşacağım için çok heyecanlıyım. Onlar da beni heyecanla bekliyor. İnşallah kazasız belasız varırız. Memlekete geldiğinizde insanda bambaşka bir duygu oluşuyor. İnsan 'Çok şükür evime geldim' diyor. Bunu anlatmak gerçekten çok zor. Rabbim bütün gurbetçi kardeşlerimize, ağabeylerimize ve ablalarımıza kazasız belasız memleketlerine gelip dönmeyi nasip etsin" ifadelerini kullandı.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.