HOŞGELDİNİZ! BUGÜN 17 AĞUSTOS 2022, ÇARŞAMBA

Temiz siyaset için

28.06.2021 00:00:00
'Temiz siyaset için' seslendirme dosyası:

Bugünlerde aklımda siyasetin içinde bulunduğu kirlilik var. Bakıyorum da siyasetin içerisinde olan ve belli pozisyonlarda olan insanlar zamanla köreliyor. Devlet adamı ne yapmalı? Olaya nasıl bakıp değerlendirmeli. Bunun cevabını aramak istiyorum.

Siyaset kirli oldukça normalde o pozisyonlarda olması gereken insanların yerinde beceriksiz ve vasıfsız insanların bulunması gibi bir sonuç ortaya çıkıyor. Prof. Dr. Haydar Baş Bey'in insan meselesine bakışını önceki yazılarımda paylaşmıştım. İnsan önce kendisine faydalı olmalı sonra çevresine faydalı olabilir. Bugün bu koltuklarda oturan insanlara baktığımızda kendi nefsine kazanılmamış, vicdan, ahlak ve manevi değerleri olmayan insanları görüyoruz. Sıkıntı işte burada. Bugün seçimi yapan insanlar da, seçilen insanlar da bir ideal sahibi değil. Sadece kokuşmuş bir zihniyet ve maddi menfaatleri elde edebilmek için gereken koltuk amaçlanıyor. Bu çürümüşlüğün eseridir. İnsanın kendini bilmesi çok kıymetlidir. Devlet kademesinde çalışacak her insana okutmalı, öğretmeli ve hayatına tatbik etmesi gereken Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün sözlerini sizlerle paylaşmak istiyorum. 

Gazi Mustafa Kemal Atatürk devlet, cumhuriyet ve demokrasi başlıklarında devletin rolünü tarif ediyor. Devletin rolü belli ise siyasetçinin rolü de bellidir. Bu ideal anlayışın devamlılığını sağlamak ve siyaseti bir şuurla yapmak gerekiyor.

"Benim elime büyük yetki ve güç geçerse ben sosyal hayatımızda istenilen inkılabı bir anda bir hamle ile yapacağımı zannederdim. Zira ben, bazıları gibi halkı ve ulemayı yavaş yavaş benim görüşlerimin derecesinde görmeye ve düşündürmeye alıştırmak suretiyle bu işin yapılabileceğini kabul etmiyorum ve böyle harekete karşı ruhum isyan ediyor. Ben, bu kadar yıllık yükseköğrenim gördükten, sosyal ve uygar hayatı inceledikten sonra neden halk seviyesine ineyim? Onları kendi seviyeme çıkarırım. Ben onlar gibi değil, onlar benim gibi olsunlar; şu da var ki bu konuda incelemeye değer bazı noktalar var; bunları iyice kararlaştırmadan işe başlarsak hata olur." 

Devleti yöneten insan öyle muazzam yetişmiş bir birey olacak ki insanını da kendisi gibi yetiştirmeye gayret edecek ve daima ileriyi hedefleyecek.

"Çağdaş bir cumhuriyet kurmak demek, milletin insanca yaşamasını bilmesi, insanca yaşamanın neye bağlı olduğunu öğrenmesi demektir." 

İnsanca yaşamasını bilmemek o zamana özel bir durum değil bugün vatandaşlarımızın bir çoğu insanca yaşamayı bilmediğinden öğretilmediğinden işin normalini bu sanmaktalar. Prof. Dr. Haydar Baş Bey 5.000 TL asgari ücret teklif ettiğindeki halkın tepkisini hatırlayalım.

"Devlet güvenliği sağlamak için, memleketi savunmak için, sağlığı yerinde, gürbüz ve anlayışları, milli hisleri, vatan sevgileri yüksek vatandaşlar ister."

Vatan sevgisi, Atatürk sevgisi her bir vatandaşta sonsuz olmalıdır. Çünkü bunlar olmadan yaşama hakkımızı elimizde bulundurmamız ancak ve ancak köle olursak ve sömürülmeyi kabul edersek mümkün olabilir. Bizler bunu kabul edemeyecek bir milletiz.

"Devlet, bütün vatandaşların devletin kanunlarını anlayıp onlara uyma lüzumunu takdir etmelerini, memleketin güvenliği ve savunması için önemli görür."

Bugün kanunlarımızı, haklarımızı ve ödevlerimizi bilmeyen büyük bir toplum var. Bunları bilmemek asla bahane sayılamamalı ve devlet mutlak surette halkını bilinçlendirmeyi hedef saymalı.

"Devlet, tüm vatandaşların, herhangi bir sanat ve meslekte, zamanımızdaki ilerlemelerin gerektirdiği derecede başarılı olmasıyla ilgilenir."

"Diktatör, insanların iradesini baskı altına alan ve onları itaate mecbur bırakan kimsedir. Ben, kalpleri kırmak değil, kalpleri kazanmak isterim."

İşte asıl gaye de budur. Gönül kazanmak ve hesap verirken o kazandığın gönüllerin duasıyla toprağın altında rahat yatabilmek. Bu şuur her devlet kademesindeki bireyde olması gereken bir şuurdur. 

"Dünyada her millet, icraatına tahammül ettiği hükümetin mesuliyetine ortak sayılır." 

Bu gerçekten de milletimizin ortak düşüncesi ve gayesi olmalıdır. Her birimizin oy hakkı var ve oy verirken uydurulmuş spekülasyonlara uyuyor ve onları takip ederek oyumuzu veriyoruz. Ancak bu düşünceden çıkmalı ve sonucunda hesabını verebileceğimiz insanlara oy vermeliyiz. Her şeyin bizim elimizde olduğunun bilincinde olarak demokrasinin gereğini yapmayı hedeflemeliyiz.

"Herhalde devletin siyasi ve fikri hususlarda olduğu gibi, bazı iktisadi işlerde de nazımlığını prensip olarak kabul etmek caiz görülmelidir. Bu takdirde karşı karşıya kalınacak mesele şudur: Devlet ile ferdin karşılıklı sahalarını ayırmak… Devletin bu husustaki faaliyet hududunu çizmek ve bu hususta istinat edeceği kaideleri tespit etmek, diğer taraftan vatandaşın ferdi teşebbüs ve faaliyet hürriyetini tahdit etmemiş olmak, devleti idareye selahiyattar kılınanların düşünüp tayin etmesi lazım gelen meselelerdir."

"Prensip olarak devlet, ferdin yerine kaim olmamalıdır. Fakat ferdin inkişafı için umumi şartları göz önünde bulundurmalıdır. Bir de, ferdin şahsi faaliyeti, iktisadi terakkinin esas menbaı olarak kalmalıdır. Fertlerin inkişafına mani olmamak, onların her nokta-i nazardan olduğu gibi bilhassa iktisadi sahadaki hürriyet ve teşebbüsleri önünde devlet kendi faaliyeti ile bir mani vücuda getirmemek, demokrasi prensibinin en mühim esasıdır. O halde diyebiliriz ki, ferdiyet inkişafının mani karşısında kalmaya başladığı nokta, devlet faaliyetinin hududunu teşkil eder."

Devlet vatandaşına eşit bir şekilde yaklaşmalı, onun emeğine ve üretimine destek olmalı vatandaşının gücünün yetemediği yerlerde olaya müdahil olmalı ve onun önünü açmalıdır. Atatürk'ün bu iki sözü ile Prof. Dr. Haydar Baş Bey'in DEVLET-MİLLET ortaklığı ile yönetilmesi gereken ekonomi ve ileriye dönük projelerin işlenmesi fikri hep birlikte yürümesi gereken bir sistemi bizlere sunuyor.

"Uluslar, egemenliklerini geçici bile olsa, bırakacağı meclislere dahi gereğinden fazla inanmamalı ve güvenmemelidir. Çünkü meclisler bile despotluk yapabilir ve bu despotluk bireysel despotluktan daha tehlikeli olabilir. Meclislerin öyle kararları olabilir ki, bu kararlar ulusun yaşamına giderilmesi olanaklı olmayan zararlar verebilir."

Uluslar kendi elleriyle seçtikleri insanları yani vekillerini öyle itinayla seçmeli ve vazifelendirmeli ki gerektiğinde hesabını sorduğunda bütün cevaplarını alabilsin ve işin yönetiminin kendi elinden çıkmasına izin vermesin. Çünkü güç insanı bozabilir. Bozulmaya müsaade emek de bozulmanın önünü açmak demektir ve bundan tamamıyla millet sorumludur. 

"Vatandaşlar! Vatanınızda herhangi bir kişiyi, istediğinizi sevebilirsiniz; kardeşiniz gibi, arkadaşınız gibi, babanız gibi, evlâdınız gibi, sevgiliniz gibi sevebilirsiniz. Fakat bu sevgi sizi, millî varlığınızı bütün sevgilerinize rağmen herhangi bir kişiye, herhangi bir sevdiğinize vermeye sebep olmamalıdır. Bunun tersine hareket kadar büyük hata olamaz."

İşte başta ifade ettiğimiz kokuşmuş siyasetin sebebi de tam olarak budur. İnsanlar sevdikleri kişilerin menfaatlerini milli menfaatlerin üzerinde tutuyor bugünlerde, Atatürk 100 yıl önce bu sevgilerin nerelere sebep olabileceğini söylemiş ve de bizleri yani milleti uyarmıştır. Bugün bu noktada insanlar görüyorsak buna vatandaşlar olarak biz müdahale etmeliyiz. 

"İçinizde memleketi ve milleti en çok seven, aklına, anlayışına, vicdanına en çok güvendiğiniz insanları seçiniz. Ancak bu sayede Meclis sizin arzularınızı yapmaya, lâyık olduğunuz refahı temin gücüne sahip olacaktır."

Atatürk'ün bu sözü ile bitirelim. MEMLEKETİ VE MİLLETİ EN ÇOK SEVEN, AKLINA, ANLAYIŞINA, VİCDANINA EN ÇOK GÜVENDİĞİNİZ İNSANLARI SEÇİN diyor ATATÜRK. Bugün yapmamız gereken de tam olarak budur. 

Saygı ve sevgilerimi sunuyorum.

 
Abdülkadir Mısır / diğer yazıları
- Ramazan Bayramınız mübarek olsun / 01.05.2022
- Kadir gecesi / 30.04.2022
- Haydar Hoca büyük nimet / 19.04.2022
- Ramazan ayı / 13.04.2022
- Tarım / 28.03.2022
- Yarının Türkiye’si, Türkiye’nin yarınları / 27.03.2022
- At bi format / 26.03.2022
- Türkiye’nin sağlam bir ekonomik temele ihtiyacı var / 28.02.2022
- Barış ne büyük nimet / 27.02.2022
- Milli Devlet nedir? / 26.02.2022
- Huzur, refah ve mutluluk hayal mi? / 24.02.2022
- Kalkınmalı ve yükselmeliyiz, nasıl mı? / 27.01.2022
- Tek bir çözüm var / 26.01.2022
- Devlet-millet ortak olur mu? -II- / 18.01.2022
- Devlet-millet ortak olur mu? -I- / 17.01.2022
- Adaletten atalete / 24.12.2021
- Çin modeli hakkında bir inceleme -II- / 23.12.2021
- Çin modeli hakkında bir inceleme -I- / 22.12.2021
- Başka çaremiz yok! / 20.12.2021
- Ne idik, ne olduk, ne olacağız? / 19.11.2021
- Şekerli çay sağlığa zararlı! / 18.11.2021
- Atatürk’e mevlit okutmak -II- / 16.11.2021
- Atatürk’e mevlit okutmak / 11.11.2021
- Siyasete yeni bir soluk kazandırmak / 28.10.2021
- Asgari ücret Nobel aldı / 18.10.2021
- Çözümün adresi -II- / 06.10.2021
- Çözümün adresi -I- / 05.10.2021
- Çözüm nerede? / 27.09.2021
- Sosyal Devlet kurtuluştur / 21.09.2021
- Anayasaya uygun siyaset / 16.09.2021
- Hakkını kim savunuyor? / 08.09.2021
- Kimi örnek almalıyız? / 28.08.2021
- Ülkemizde yaşanan Afgan kitlesel akımı / 26.08.2021
- Muharrem ayı -II- / 14.08.2021
- Muharrem ayı -I- / 13.08.2021
- İslam âlemi için çok önemli bir gün / 28.07.2021
- FETÖ -II- / 19.07.2021
- FETÖ - 1 / 18.07.2021
- Temiz sosyal hayat için / 09.07.2021
- Temiz siyaset için / 28.06.2021
- Celal Mısır / 19.06.2021
- Atatürk -II- / 10.06.2021
- Atatürk -I- / 09.06.2021
- İnsan meselesine bakış / 31.05.2021
- 19 Mayıs ve gençlik / 19.05.2021
- Sosyal bir devlet miyiz? / 10.05.2021
- Kapandık! / 03.05.2021
- Milli Mücadele, Atatürk ve Bağımsızlık (2) / 23.04.2021
- Saygı ve minnetle… / 15.04.2021
- Tevhidin merkezi Prof. Dr. Haydar Baş / 12.04.2021
- Milli Mücadele, Atatürk ve bağımsızlık (1) / 05.04.2021
- 18 Mart, Çanakkale ve Atatürk / 25.03.2021
- Belirlenimcilikten Milli Ekonomi Modeline / 20.03.2021
- Atatürk vatandır! / 12.03.2021
- Nutuk’tan bir alıntı, yıl 1927 / 05.03.2021

Yeni Mesaj arşivinde 'tarihte bugün'

Yeni Mesaj Gazetesi arşivi 2001 yılına kadar eksiksiz içerikle erişime açık olup ayrıca tüm arşivde anahtar kelimelerle arama yapmak da mümkündür.

28.06.2020, 28.06.2019, 28.06.2018, 28.06.2017, 28.06.2016, 28.06.2015, 28.06.2014, 28.06.2013, 28.06.2012, 28.06.2011, 28.06.2010, 28.06.2009, 28.06.2008, 28.06.2007, 28.06.2006, 28.06.2005, 28.06.2004, 28.06.2003, 28.06.2002


logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 425 10 66
Faks: (212) 424 69 77
E-posta: [email protected] [email protected]


WhatsApp haber: (0542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2022

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez.