Evet, tamamladı. Neydi tamamlanan görev?
Kısaca özetlersek; AB, İsrail ve ABD'nin 100 yıllık Anadolu'yu ele geçirmek, milletimizi din, mezhep, ırk ve ideolojik olarak birbirine hasım etme planlarından biri de terör idi ve PKK bunun için kurulmuştu.
PKK 40 yıldır Müslüman katletme görevini tamamladı. Bu katliamlar ile kendini tanıttı. MHP-AKP eliyle de resmen muhatap alınıp, tanındı.
Artık PKK terör örgütü dağda değil resmi muhatap olarak masada. Toprak, tazminat talepleri de üstü kapalı ifade edilse de ortada.
Bazı kesimleri bu sürecin 'bebek katlinin' planı olduğunu iddia ediyor. Öyle ise vay halimize.
Düşünsenize! 'Biz, bir ferman ile Fransa'da dansı yasaklayan ecdadın torunlarıyız' diyenler bebek katili ile masaya oturuyor.
Bebek katili hiçbir zaman aktör olmamıştır. O sadece tetikçidir.
Biz, en başından beri bu sürecin aktörleri dışarıda, dedik. İngiliz belgelerini, ABD başkanlarının, CIA uzmanlarının açıklamalarını hatırlattık. İsrail'in haritalarını zaten hepsi biliyor.
Ama dün olduğu gibi bugünde aynı siyasete devam dediler. Hem de kendilerini inkar edercesine.
Bugünkü sonuçta PKK ismi artık arşivde. PKK'lı teröristler ise barış, özgürlük, hak kavramlarıyla siyasetimizin tam ortasındalar.
Bebek katili Öcalan ise 'PKK'nın kurucusu, terörist başı' hitaplarının muhatabı değil. 'Kurucu önder, terörsüz Türkiye projesini mimarlarından, halk kahramanı, özgürlük arayıcısı ve siyasi aktör' gibi kavramların muhatabı.
Evet, bir idam mahkumu, bebek katili AKP ve MHP eliyle bu noktaya getirildi. Komisyona katılan CHP ile de tescillendi.
Başta da dediğim gibi komisyonun görevi buydu ve görevini tamamladı.
İşte AKP-MHP-DEM-CHP komisyonunun ilk bölücü meyveleri ortaya çıkmaya başladı.
Birkaç gün önce Avrupa'dan 7 genç, 'Bebek Katili' ile görüşme için ülkemize geldi.
Bu gençler, kim? Öcalan'ı nereden ve nasıl tanıyorlar? Bunları kim, organize etti? Böyle bir görüşme gerçekleşirse sonuçları ne olur?
Örneğin yarın bir gün AİHM'sinden bir gurup aynı görüşme için gelebilir!
Batının önemli yayın kuruluşları, bebek katili ile röportaj isteyebilir…
Avrupa parlamentosundan, bir heyet İmralı'ya gelebilir.
ABD'nin Ankara Büyükelçisi, ABD'den dernekler, Vatikan'dan heyetler bebek katili ziyareti için ülkemiz makamlarına başvuru yapabilir.
Kim hayır, diyecek? Evet, dediklerinde ise aynen Rum Patriği gibi resmi statü kazanacak.
Yani devletimizin varlığına, milletimizin birliğine kasteden bu şahıs, dünyayı arkasına alarak devletimizin karşısında bugünkünden çok daha kuvvetli şekilde durabilir. İşte o zaman toprak ve tazminat talepleri de masaya getirilir.
Ya sende çok hayalperestsin, diyenler olabilir! Kuzey Irak'a bakın. Barzanilere bakın. Fırat'ın doğusuna bakın. Mazlum Kobani'yi görün.
Ya! Colani Ahmet el-Şara'ya bakın. Müslümanları katleden bir örgüt başı idi. Şimdi Suriye devlet başkanı. Hala göremedin mi? Hala anlamadın mı?
Magazin siyaset
İşin birazda magazin siyaset bölümüne bakalım. Sayın Erdoğan yıllarca meydanlarda, ekranlarda; 'Tek Millet, Tek Bayrak, Tek Vatan, Tek Devlet' demedi mi?
Bu komisyon eleştirileri için 'devletimizin toprak bütünlüğü, milletimizin birlik ve beraberliği, üniter yapımız, bayrağımız, resmi dilimiz asla tartışma konusu değildir' diyen yine Sayın Erdoğan'dır.
Bu sürecin anahtarı MHP, milletimizden gelen tepkilere karşılık Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız çıkışı:
"Bizden hiç kimse, anayasanın ilk 4 maddesini, 42. maddesini, 66. maddesinde açıklanan millet tarifini, vatandaşlık tarifini değiştireceğimizi düşünmesin. Bunlar bizim kırmızı çizgilerimizdir. Bu maddeler emin olun hiçbir zeminde tartışma konusu olmaz' dedi.
Kimi aldatıyorsunuz?
Muhataplarınız bunların hepsine karşı. Artı Lozan'ı asimile anlaşması, milletimizi ise soykırımcı ilan ediyorlar. 'Özerklik' adı altında istekleri şeytanı bile şaşırttı.
O zaman bu masayı neden kurdunuz? Masanın altında kim var?
Dün olduğu gibi yarında 'Allah'tan af, milletimizden özür diliyoruz. Biz sadece kan akmasın istemiştik. Ama bunların hedefleri farklıymış' diyecek misiniz?
Komisyonun ikinci görevi anayasa değişikliği için gerekli ortamı oluşturmak.
Kısaca özetlersek; AB, İsrail ve ABD'nin 100 yıllık Anadolu'yu ele geçirmek, milletimizi din, mezhep, ırk ve ideolojik olarak birbirine hasım etme planlarından biri de terör idi ve PKK bunun için kurulmuştu.
PKK 40 yıldır Müslüman katletme görevini tamamladı. Bu katliamlar ile kendini tanıttı. MHP-AKP eliyle de resmen muhatap alınıp, tanındı.
Artık PKK terör örgütü dağda değil resmi muhatap olarak masada. Toprak, tazminat talepleri de üstü kapalı ifade edilse de ortada.
Bazı kesimleri bu sürecin 'bebek katlinin' planı olduğunu iddia ediyor. Öyle ise vay halimize.
Düşünsenize! 'Biz, bir ferman ile Fransa'da dansı yasaklayan ecdadın torunlarıyız' diyenler bebek katili ile masaya oturuyor.
Bebek katili hiçbir zaman aktör olmamıştır. O sadece tetikçidir.
Biz, en başından beri bu sürecin aktörleri dışarıda, dedik. İngiliz belgelerini, ABD başkanlarının, CIA uzmanlarının açıklamalarını hatırlattık. İsrail'in haritalarını zaten hepsi biliyor.
Ama dün olduğu gibi bugünde aynı siyasete devam dediler. Hem de kendilerini inkar edercesine.
Bugünkü sonuçta PKK ismi artık arşivde. PKK'lı teröristler ise barış, özgürlük, hak kavramlarıyla siyasetimizin tam ortasındalar.
Bebek katili Öcalan ise 'PKK'nın kurucusu, terörist başı' hitaplarının muhatabı değil. 'Kurucu önder, terörsüz Türkiye projesini mimarlarından, halk kahramanı, özgürlük arayıcısı ve siyasi aktör' gibi kavramların muhatabı.
Evet, bir idam mahkumu, bebek katili AKP ve MHP eliyle bu noktaya getirildi. Komisyona katılan CHP ile de tescillendi.
Başta da dediğim gibi komisyonun görevi buydu ve görevini tamamladı.
İşte AKP-MHP-DEM-CHP komisyonunun ilk bölücü meyveleri ortaya çıkmaya başladı.
Birkaç gün önce Avrupa'dan 7 genç, 'Bebek Katili' ile görüşme için ülkemize geldi.
Bu gençler, kim? Öcalan'ı nereden ve nasıl tanıyorlar? Bunları kim, organize etti? Böyle bir görüşme gerçekleşirse sonuçları ne olur?
Örneğin yarın bir gün AİHM'sinden bir gurup aynı görüşme için gelebilir!
Batının önemli yayın kuruluşları, bebek katili ile röportaj isteyebilir…
Avrupa parlamentosundan, bir heyet İmralı'ya gelebilir.
ABD'nin Ankara Büyükelçisi, ABD'den dernekler, Vatikan'dan heyetler bebek katili ziyareti için ülkemiz makamlarına başvuru yapabilir.
Kim hayır, diyecek? Evet, dediklerinde ise aynen Rum Patriği gibi resmi statü kazanacak.
Yani devletimizin varlığına, milletimizin birliğine kasteden bu şahıs, dünyayı arkasına alarak devletimizin karşısında bugünkünden çok daha kuvvetli şekilde durabilir. İşte o zaman toprak ve tazminat talepleri de masaya getirilir.
Ya sende çok hayalperestsin, diyenler olabilir! Kuzey Irak'a bakın. Barzanilere bakın. Fırat'ın doğusuna bakın. Mazlum Kobani'yi görün.
Ya! Colani Ahmet el-Şara'ya bakın. Müslümanları katleden bir örgüt başı idi. Şimdi Suriye devlet başkanı. Hala göremedin mi? Hala anlamadın mı?
Magazin siyaset
İşin birazda magazin siyaset bölümüne bakalım. Sayın Erdoğan yıllarca meydanlarda, ekranlarda; 'Tek Millet, Tek Bayrak, Tek Vatan, Tek Devlet' demedi mi?
Bu komisyon eleştirileri için 'devletimizin toprak bütünlüğü, milletimizin birlik ve beraberliği, üniter yapımız, bayrağımız, resmi dilimiz asla tartışma konusu değildir' diyen yine Sayın Erdoğan'dır.
Bu sürecin anahtarı MHP, milletimizden gelen tepkilere karşılık Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız çıkışı:
"Bizden hiç kimse, anayasanın ilk 4 maddesini, 42. maddesini, 66. maddesinde açıklanan millet tarifini, vatandaşlık tarifini değiştireceğimizi düşünmesin. Bunlar bizim kırmızı çizgilerimizdir. Bu maddeler emin olun hiçbir zeminde tartışma konusu olmaz' dedi.
Kimi aldatıyorsunuz?
Muhataplarınız bunların hepsine karşı. Artı Lozan'ı asimile anlaşması, milletimizi ise soykırımcı ilan ediyorlar. 'Özerklik' adı altında istekleri şeytanı bile şaşırttı.
O zaman bu masayı neden kurdunuz? Masanın altında kim var?
Dün olduğu gibi yarında 'Allah'tan af, milletimizden özür diliyoruz. Biz sadece kan akmasın istemiştik. Ama bunların hedefleri farklıymış' diyecek misiniz?
Komisyonun ikinci görevi anayasa değişikliği için gerekli ortamı oluşturmak.
Akın Aydın / diğer yazıları
- Ben, senin gibi değil Mezhep İmamlarımız gibi Sünni’yim / 30.03.2026
- Yusuf Kaplan, Fethullah Gülen’in rolüne mi soyundu? / 29.03.2026
- Bu savaş, ABD-İsrail ile İslam’ın savaşıdır / 27.03.2026
- Şehit Ali Laricani’nin, Müslümanlara mektubu / 26.03.2026
- Bilal Erdoğan ve Süleyman Soylu’ya, Cübbeli Ahmet’in cevabı / 25.03.2026
- Bahçeli’nin başlattığı Erdoğan’ın sırtlandığı süreç nereye gidiyor? / 24.03.2026
- İran’ı kınayanlar, kınanacakları günden habersiz mi? / 23.03.2026
- Savaşımız bugün başlamadı -2- / 22.03.2026
- Savaşımız bugün başlamadı -1- / 21.03.2026
- Müslümanlardan saklanan ayet ve hadisler / 20.03.2026
- Yusuf Kaplan, Fethullah Gülen’in rolüne mi soyundu? / 29.03.2026
- Bu savaş, ABD-İsrail ile İslam’ın savaşıdır / 27.03.2026
- Şehit Ali Laricani’nin, Müslümanlara mektubu / 26.03.2026
- Bilal Erdoğan ve Süleyman Soylu’ya, Cübbeli Ahmet’in cevabı / 25.03.2026
- Bahçeli’nin başlattığı Erdoğan’ın sırtlandığı süreç nereye gidiyor? / 24.03.2026
- İran’ı kınayanlar, kınanacakları günden habersiz mi? / 23.03.2026
- Savaşımız bugün başlamadı -2- / 22.03.2026
- Savaşımız bugün başlamadı -1- / 21.03.2026
- Müslümanlardan saklanan ayet ve hadisler / 20.03.2026

























































