logo
19 AĞUSTOS 2026

TİP'in Hatay adayı Gökhan Zan'a tepki de var destek de!

TİP'in aday olarak açıkladığı Gökhan Zan, CHP'ye ve adayı Lütfü Savaş'a "Gelin çekilin, Hatay ittifakı etrafında birleşelim" çağrısında bulundu. Zan'ın adaylığına kamuoyunda destek olduğu gibi tepki gösterenler de var.

12.02.2024 12:00:00 / Güncelleme: 12.02.2024 13:42:07
Haber Merkezi
 
TİP'in Hatay adayı Gökhan Zan'a tepki de var destek de!
TİP'in Hatay adayı Gökhan Zan'a tepki de var destek de!

Hatay İttifakı'nın adayı, İstanbul'da düzenlenen basın toplantısında açıklandı.

Türkiye İşçi Partisi (TİP) İstanbul İl Başkanlığında, TİP Sözcüsü Sera Kadıgil, TİP Genel Başkan Yardımcısı Barış Atay ve TİP İstanbul Milletvekili Ahmet Şık'ın katılımıyla yapılan basın toplantısında, Hatay İttifakı'nın Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Gökhan Zan olarak açıklandı.

Cumhuriyet Halk Partisi'nin (CHP), 6 Şubat depremi döneminde de görevde olan Hatay Büyükşehir Belediye Başkanı Lütfü Savaş'ı yerel seçimlerde yeniden aday göstermesi başta depremzede Hatay halkı olmak üzere yurttaşlar tarafından tepkiyle karşılanmıştı.

Hatay'daki adaylık tartışmaları sürerken, ocak ayında Defne'deki Asi Yaşam Merkezi'nde yerel seçimlere ilişkin bir basın toplantısı düzenleyen TİP Genel Başkanı Erkan Baş, "Enkazların arasında bir başına bırakılmış halkımızın kendi kaderini ellerine almasını sağlayacak iradeyi ortaya koymakta kararlıyız. Hatay halkını yalnız ve seçeneksiz bırakmayacağız" şeklinde bir açıklama yapmıştı.

TİP İstanbul İl Başkanlığında bugün düzenlenen basın toplantısında, Hatay İttifakı'nın Büyükşehir Belediye Başkan Adayı eski milli futbolcu Gökhan Zan olarak açıklandı.

Serda Kadıgil: Hatay halkının isyanını duyduk

TİP Sözcüsü Sera Kadıgil, TİP Genel Başkan Yardımcısı Barış Atay ve TİP İstanbul Milletvekili Ahmet Şık'ın da katıldığı basın toplantısında açılış konuşmasını yapan Kadıgil şunları kaydetti:

"Biz Hatay halkının sesini duyduk, biz Hataylıların yükselen çığlığını duyduk. Biz öksüz bırakılan, yetim bırakılan, kimsesiz bırakılan, bunun üstüne bir de seçeneksiz bırakılmaya çalışılan Hatay halkının isyanını duyduk. Ve bu isyan, Hatay halkının kendi içinde oluşturduğu ittifak bize bir isim söyledi, 'Biz bu iki seçeneğin arasına sıkışmak istemiyoruz, bize bir seçenek sun Türkiye İşçi Partisi' diye Türkiye İşçi Partisi'nin sırtına bir görev yükledi.

Bir siyasi partinin görevi kendi istediğini, canının istediğini yapmak değil, temsil ettiği yurttaşların sesini taşımaktır. Biz de bugün bu sesi sizlerle buluşturmak için buradayız. İzniniz olursa Türkiye İşçi Partisi çatısında Hatay halkının ortak adayı olarak seçime girecek olan Büyükşehir Belediye Başkan adayımız Gökhan Zan'ı davet ediyoruz."

'Kimimiz öldük, kimimiz yetim, kimimiz eksik kaldık'

Sera Kadıgil'in ardından söz alan Gökhan Zan, "Hatay'ı depremde yalnız bırakan, bu felakette sorumluluğu bulunan iktidara ve muhalefete karşı adayım" sözlerini vurguladığı konuşmasında şunları dile getirdi:

"Hatay benim can evim, çocukluğum, gençliğim, anamın, babamın kokusu, ata yurdu, can evim. Ben Hatay ve Hataylılarla büyüdüm, güldüm, ağladım. Yeri geldi bir lokma ekmeği, yeri geldi bir kap yemeği bölüştük. Hatay manevi duyguların en yoğun yaşandığı, ecdadın hasta yasağında düşman elinden kurtardığı en değerli emanet olması sebebiyle bambaşka bir yerdedir bizler için. Ben de bir Hataylı olarak Türkiye'nin en büyük camialarında, çok değerli iki güzide kulübümüzde, hem Beşiktaş camiasına hem Galatasaray'a hem de milli takıma hizmet etme onuruna eriştim. Kimsenin hakkını yemedim, kimseye kötü söz etmedim, haksızlığa sessiz kalmadım.

Değerli basın mensubu arkadaşlar, sevgili yurttaşlarım, değerli halkım. Biz 6 Şubat'ta saat 04.17'yi gösterdiğinde maalesef kimimiz öldük, kimimiz yetim kaldık, kimimiz eksik kaldık. Ama o gün ilk 3 gün yanımızda hiç kimse yoktu. Kim vardı biliyor musunuz? Millet vardı, halk vardı, milletin dayanışması vardı. Onların elini gördük, onların kokusunu gördük, onların ruhunu yanımızda hissettik. Bizler için çok kıymetliydi. Ben Türkiye'deki tüm milletimize, Avrupa'da, dünyanın farklı ülkelerinde yaşayan, bizimle canı atan, bizlerle birlikte bir lokma ekmeği paylaşan, dualarını esirgemeyen tüm halkımıza çok teşekkür ediyorum. İyi ki varlar.

'Umudumuz, halkımızın bize uzattığı el olduU'

Ne o sabah ne de sonraki günler boyunca maalesef yanımızda devlet kurumlarını ve belediyeleri göremedik. İlk 3 gün dediğim gibi yalnız bırakıldık, terk edildik. AFAD da gelmedi, yardım da gelmedi. Umutsuzluğa kapıldık, öfkemizi haykırdık, ama bizim umudumuz, halkımızın az önce ifade ettiğim gibi ülkenin dört bir yanında bize hemen o sabah uzattığı milyonlarca el oldu. O anlarda belki acıdan kıvranıp soğuktan tutuyorduk, ama bizi ayakta tutacak şeyin halkın dayanışması olduğunu anlamıştık. İnsanımız elinde avucunda ne varsa gönderdi, kendisi de geldi, enkazlara çıplak elleriyle girdiler, onlarca insanı çıkardılar. Biz o elleri hala tutuyoruz.

'Hatay halkı 6 Şubat gecesi CHP'nin önüne gerçek anketi koydu'

Sevgili dostlar, biliyorsunuz deprem değil ihmal öldürüyor. Alınmayan önlemler, nereye harcandığını bilmediğimiz deprem vergileri büyük acılar yaşattı. Oysa bugün aramızda olmayan on binlerce insanımızla güzel memleketimiz Hatay'da yaşamımızı sürdürüyor olabilirdik. Biz de onların gittiği yerde kaldık. Şimdiye kadar iktidarı konuştuk, ama iktidardan farkı olmayanları desteklemeye mecbur bırakılmamızı da konuşacağız. Hatay Büyükşehir Belediye Başkanı bu felaketin sorumluları arasındadır. Kendisi bu sorumluluğunu kabul edip geri çekilmek yerine partisi tarafından yeniden aday gösterilmiştir. Bu adaylık kendisine daha önce oy vermiş Hatay halkına danışılmadan kararlaştırılmıştır. 6 Şubat gecesi yürüyüşte Hatay halkı Cumhuriyet Halk Partisi'nin önüne gerçek anketi koymuştur. O yüzden bu tabloyu görüp sessiz kalmamız mümkün değildi. Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün 'Hatay benim şahsi meselemdir' sözünü bir kenara atamazdım. Hatay sadece Hatay'ın şahsi meselesi değildir, 85 milyon insanın şahsi meseledir ve Hatay'ı emanet etmiştir 85 milyona.

CHP ve Lütfü Savaş'a çağrı

Bir vatandaş olarak kötü ile kötünün iyisi arasında tercihe zorlanmaktan bıktım, artık değişmek şart. O nedenle bugün bir yola çıkıyoruz. Dostlarımızla, toplumsal muhalefetin öncüleriyle, fikir insanları ve kanaat önderleriyle, hukukçularla, Hatay'ın tarihini bilen insanlarıyla, gençleriyle, yaşlısıyla, çocuğuyla Hatay halkına sorduk. Onları dinledik, Hatay İttifakı etrafında ve Türkiye İşçi Partisi çatısı altında Hatay Büyükşehir Belediye Başkan Adayı olmam konusunda görüş birliğine vardık.

Adaylığım yalnızca Lütfü Savaş'a karşı değildir tabii ki, Hatay'ı depremde yalnız bırakan ya da bu felakette sorumluluğu bulunan iktidara ve muhalefete karşı da adayım. Ve buradan iki çağrı yapıyorum. İlki Sayın Cumhuriyet Halk Partisi yöneticilerine… Deprem suçlarına adı karışmış birini yeniden aday göstermeniz kabul edilemez. Yaptırdığınız hiçbir anket, enkazda yaşamını yitiren 50 binden fazla canımızın, insanımızın olduğu gerçeğinden daha doğru sonuçlar vermez. Yapmayın. İkinci çağrım Sayın Lütfü Savaş'adır. Gelin çekilin ve Hatay İttifakı etrafında birleşelim. Lütfen bu çağrımızı duyun.

'Bir Hatay vardı, bir Hatay gene var'

Ve buradan tüm Hatay halkına sesleniyorum: Hep birlikte bu kötü gidişe 'dur' diyelim ve değiştirelim. Buradan açıkça söylüyorum: Bizim halkımızın çıkarından başka gözettiğimiz bir çıkar yoktur. Sayın Genel Başkanımız Erkan Baş, Hatay'da deprem suçlarını kabul etmeyen halkımızı seçeneksiz bırakmayacağını söylemiştir. Bugün o sözü tutuyoruz. An itibariyle kenti akıl ve bilimin rehberliğinde ayağa kaldırmaya niyetli herkesle birlikte yürümeye başlayacağız. Eğer bu yanlıştan dönülürse, şunu ifade etmek isterim ki halkımızı yalnız bırakmamak ve yaralarımızı birlikte sarmak için tüm fedakarlıkları yapmaya hazırım ve hazırız. Hala hiçbir şey için geç değildir.

Ben hayatımı bildiğiniz gibi savunarak kazandım futboldan dolayı. Şimdi de canım Hatay'ı savunmaya talibim. Hatay'dan Asi Nehri geçer ama rantı geçirmem, imar affını geçirmem, adam kayırmacılığı da hiç geçirmem. Türkiye İşçi Partili arkadaşlarımın Defne'nin duvarlarına işlediği dizelerle sözlerime son veriyorum: Bir Hatay vardı. Bir Hatay gene var!"

Detek de var tepki de

TİP'in Gökhan Zan'ı aday olarak göstermesine TİP seçmeni başta olmak üzere kamuoyundan destek vereneler olduğu gibi tepki gösterenler de oldu. TİP'in Zan'ın adaylığını duyurduğu paylaşımın altında yorum yapan vatandaşlardan bir kısmı, Gökhan Zan'ın adaylığının doğru bir karar olduğunu belirterek destek belirttiler.

Bazı TİP seçmenleri ise Zan'ın son seççimde İYİ Parti'den aday olduğunu haıtlatarak kendisine oy vermeyeceğini söylerken, CHP seçmeni de ikiyi bölündü. Bir kısım CHP seçmeni Lütfü Savaş'ın adaylığına tepki olarak TİP adayına oy verececeğini ifade ederken, bazı CHP seçmenleri ise "Hatay'ı AKP'ye hediye ettiniz" diyerek karara tepki gösterdi.

 

Vekili bıçaklayan saldırgan tutuklandı

Gaziantep'te YENİ Parti Milletvekili Melih Meriç'i sokak ortasında bıçaklayan eski CHP Oğuzeli İlçe Başkanı Seydi Ahmet Keleş ve suç delillerini gizleyen oğlu Hakan Keleş çıkarıldıkları mahkemece tutuklandı. Adliyeye sevk edilirken "Çok pişmanım" diyen zanlı Keleş'in emniyetteki ifadesinde, olayın arkasında "ilçe başkanlığı sözü" krizi ve telefondaki küfürleşmelerin yattığını söylediği öğrenildi

19.08.2026 18:30:00
Haber Merkezi
 
Vekili bıçaklayan saldırgan tutuklandı
Vekili bıçaklayan saldırgan tutuklandı
Gaziantep'in Şahinbey ilçesinde dün gerçekleşen ve Türkiye gündemine oturan menfur saldırının ardından adli süreç hızla tamamlandı. YENİ Parti Gaziantep Milletvekili Melih Meriç'i karnından bıçaklayarak ağır yaralayan Seydi Ahmet Keleş ile kendisine yardım eden oğlu Hakan Keleş, sevk edildikleri nöbetçi 1. Sulh Ceza Hakimliğince tutuklanarak cezaevine gönderildi.

"Konum at geliyorum dedi, meyve bıçağıyla indim"

Saldırgan Seydi Ahmet Keleş'in emniyet ve savcılıkta verdiği ifadesinde, Milletvekili Melih Meriç ile geçmişe dayanan bir dostlukları olduğunu ancak parti içi atamalar nedeniyle aralarının açıldığını iddia etti. Keleş ifadesinde olay anını şöyle anlattı:

"Olaydan 15-20 dakika önce Melih Meriç beni aradı. Bana telefonda ağır küfürler ederek 'Sen benim arkamdan ne konuşuyorsun şerefsiz, konum at lan geliyorum' dedi. Ben de konum attım. 5-6 dakika sonra kapının önüne geldi ve aşağı inmemi söyledi. Kendisinin silahı olabileceğini düşünerek panik yaptım ve evden sarı saplı bir meyve bıçağı alarak aşağı indim."



"Öldürme kastım yoktu, kendimi korudum"

Aşağıya indiğinde aralarında başlayan sözlü tartışmanın fiziki arbedeye dönüştüğünü öne süren Keleş, kendisini savunmaya çalıştığını iddia etti:

"Aracın yanında tartışırken bana yumruk attı ve elini beline doğru götürdü. Ben de elinde silah olabileceğini düşünerek kendimi koruma içgüdüsüyle elimdeki bıçağı savurdum. Gömleğindeki kanı görünce yaralandığını anladım ve çevreye 'ambulans çağırın' diye bağırdım. Öldürme kastım kesinlikle yoktu, öyle bir niyetim olsa durum farklı olurdu. Yaşadığına çok seviniyorum, çok pişmanım."

Krizin perde arkasında "ilçe başkanlığı" vaadi mi var?

Saldırının siyasi arka planına dair detaylar da zanlının ifadesiyle netleşti. Kısa süre önce Özgür Özel'in liderliğindeki siyasi harekete destek vermek üzere CHP'den istifa ederek YENİ Parti'ye geçtiğini belirten Keleş, Melih Meriç'in kendisine Oğuzeli İlçe Başkanlığı sözü verdiğini savundu. Keleş, "Bana 'Sen seçilmiş birisin, YENİ Parti'ye gel, atamanı ben yaptıracağım' demişti. Ancak daha sonra başka birinin atanacağını öğrendim. Kendisini aradığımda beni oyaladı, ardından İl Başkanı ile tartıştık ve husumet büyüdü" şeklinde konuştu.



Adliye girişinde gazetecilere konuştu

Yoğun güvenlik önlemleri altında adliyeye sevk edilen Seydi Ahmet Keleş, basın mensuplarının soruları üzerine kameralara dönerek, "Çok pişmanım, vekil benim arkadaşım. Beni çok tahrik etti. Bilerek yapmadım, yaşadığına çok seviniyorum" ifadelerini kullandı.

Vali Çeber: "Yoğun baskı sonucu teslim oldu"

Gaziantep Valisi Kemal Çeber yaptığı açıklamada, olayın ardından güvenlik güçlerinin çok hızlı hareket ettiğini belirtti. Vali Çeber, "Emniyet müdürümüzün koordinasyonunda ekiplerimiz kaçış güzergahında ve tarlalık alanda o kadar yoğun bir teknik ve fiziki baskı uyguladı ki, zanlı yakalanacağından kesin olarak emin olduktan sonra gelip teslim olmak zorunda kaldı" dedi. Olayla ilgili olarak suç delillerini gizleyen oğlu Hakan Keleş'in yanı sıra kaçtığı araçların şoförleri ve olay yerindeki bir güvenlik görevlisi dahil toplam 5 kişinin gözaltına alındığı, mahkemeye çıkarılan baba ve oğulun tutuklandığı bildirildi.

Milletvekili Meriç'in sağlık durumu iyiye gidiyor

Saldırı esnasında koruma polisine özel işleri olduğunu söyleyerek izin verdiği ve yalnız olduğu öğrenilen Melih Meriç, aldığı bıçak darbesiyle bağırsaklarından yaralanmıştı. Gaziantep Şehir Hastanesi'nde başarılı bir operasyon geçiren Meriç'in hayati tehlikeyi atlattığı, yoğun bakımdaki tedbiri uyutulma sürecinin ardından bugün uyandırılmaya başlandığı ve genel durumunun iyiye gittiği öğrenildi.

Saldırı, TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş başta olmak üzere tüm siyasi partiler ve bakanlar tarafından sert dille lanetlenmişti.

Eski Bakan Denizolgun’un mezarı açıldı

Kamuoyunda "Süleymancılar" olarak bilinen yapının eski lideri ve eski Ulaştırma Bakanı Arif Ahmet Denizolgun'un şüpheli ölümüne ilişkin yürütülen soruşturmada feth-i kabir kararı uygulandı. Soruşturma kapsamında Karacaahmet Mezarlığı'ndaki kabri açılan Denizolgun'un naaşından alınan örnekler, kesin ölüm nedeninin belirlenmesi için Adli Tıp Kurumu'na götürüldü

19.08.2026 16:30:00
Haber Merkezi
 
Eski Bakan Denizolgun’un mezarı açıldı
Eski Bakan Denizolgun’un mezarı açıldı
Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2026/8086 sırasına kayıtlı soruşturma dosyası kapsamında, sabah saatlerinde Karacaahmet Mezarlığı'nda hareketli dakikalar yaşandı. Polis ekipleri, feth-i kabir (mezar açma) işlemi öncesinde mezarlığın etrafını demir bariyerlerle kapatarak geniş güvenlik önlemleri aldı.

Başsavcıvekili, soruşturma savcısı, İstanbul Adli Tıp Kurumu (ATK) uzmanları ve olay yeri inceleme ekiplerinin nezaretinde açılan mezardan yaklaşık 4 saat süren titiz bir çalışmayla ceset parçaları ve DNA örnekleri alındı. Toplanan deliller, ölümün arkasındaki sır perdesini aralamak üzere adli tıp nakil aracıyla laboratuvar incelemesine gönderildi.

Yeğenlerin suç duyurusu ve Alihan Kuriş'in tutuklanması

Adli süreci başlatan temel etken Denizolgun'un yeğenlerinin "şüpheli ölüm" iddiasıyla yaptığı suç duyuruları oldu. Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı, yapılan başvurular üzerine ölümün ve dönemin otopsi işlemlerinin mercek altına alınması amacıyla adli inceleme talebinde bulunmuştu.

Bu hamle, cemaatin mevcut lideri olan ve çıkar amaçlı suç örgütü kurma, nitelikli dolandırıcılık ile kara para aklama suçlamalarıyla 16 Ağustos'ta tutuklanan Alihan Kuriş'e yönelik yürütülen ana soruşturma ile eş zamanlı olarak yürütülüyor. Yapılan incelemelerde, Kuriş'in 2016'da yapının başına geçmesinin ardından devasa para ve mal varlığı hareketlerinin yaşandığı saptanmıştı.

Raporu veren doktorlar "FETÖ" üyesi çıktı

Eski Bakan Arif Ahmet Denizolgun, 6 Eylül 2016 tarihinde Beykoz'daki evinde ölü bulunmuş ve kayıtlara "beyin kanaması/kalp krizi sonucu normal ölüm" olarak geçirilmişti. Dosyanın 10 yıl sonra yeniden açılmasında dikkat çeken en çarpıcı detay ise, o dönem "doğal ölüm" raporunu düzenleyen Adli Tıp heyetindeki bazı doktorların daha sonra FETÖ üyeliği gerekçesiyle ceza almış olması.

İddialara göre Denizolgun, hayatının son döneminde örgüt içindeki finansal sistemde FETÖ bağlantılı isimleri tespit etmiş ve bir toplantıda "Bana ihanet ettiniz, sizinle değilim" diyerek rest çekmişti. Denizolgun'un vefatının hemen ardından, henüz cenazesi bile kaldırılmadan Alihan Kuriş'in hızla yeni lider ilan edilmesi de şüpheleri artıran diğer bir unsur olarak dosyada yer alıyor.

Bakanlık da yakından takip ediyor

Süreç, faili meçhul ve şüpheli ölüm dosyalarının incelenmesinde başsavcılıklarla koordinasyon görevi yürüten Adalet Bakanlığı Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığı tarafından da milimetrik olarak izleniyor. Adli Tıp Kurumu'ndan gelecek rapor, Denizolgun'un dış bir müdahaleyle zehirlenip zehirlenmediğini ya da ölümüne kastedecek bir müdahale olup olmadığını kesinleştirecek.

Köklü soybağı ve Alihan Kuriş'in tutuklanması

Adli süreci başlatan temel etken, Denizolgun'un yeğenlerinin "şüpheli ölüm" iddiasıyla yaptığı suç duyuruları oldu. Hayatını kaybeden Arif Ahmet Denizolgun, cemaatin kurucusu Süleyman Hilmi Tunahan'ın doğrudan torunuydu. Soruşturma, Tunahan'ın bir diğer torununun oğlu olan ve çıkar amaçlı suç örgütü kurma, nitelikli dolandırıcılık ile kara para aklama suçlamalarıyla 16 Ağustos'ta tutuklanan mevcut lider Alihan Kuriş'e yönelik ana soruşturma ile birleştirildi.

Operasyonun arkasında Oktay Saral mı var?

Kamuoyunda "Kuytulcular" olarak bilinen Furkan Vakfı yapılanmasına yönelik Adana merkezli 6 ilde dev bir şafak operasyonu düzenlendi. Operasyonda vakfın kurucu başkanı Alparslan Kuytul ve eşi Semra Kuytul'un da aralarında bulunduğu 32 şüpheli gözaltına alınırken, ünlü bir börek zincirinin de dahil olduğu 5 şirkete kayyım atandı

19.08.2026 15:10:00
Haber Merkezi
 
Operasyonun arkasında Oktay Saral mı var?
Operasyonun arkasında Oktay Saral mı var?
Adana Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen geniş kapsamlı bir soruşturma doğrultusunda, Adana Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri sabahın ilk ışıklarıyla harekete geçti. Adana merkezli 6 ilde, önceden tespit edilen 49 farklı adrese eş zamanlı baskınlar yapıldı.

Operasyonun Adana Seyhan ilçesi Reşatbey Mahallesi'ndeki ana ayağında, vakfın kurucu başkanı Alparslan Kuytul'un evi özel harekat ve çevik kuvvet polisleri tarafından ablukaya alındı. Evde yapılan detaylı aramaların ardından Alparslan Kuytul ve grupta "Hocahanım" olarak bilinen eşi Semra Kuytul gözaltına alındı. Çift, yoğun güvenlik önlemleri altında Adana Adli Tıp Kurumu'nda sağlık kontrolünden geçirilerek emniyete götürüldü.


Ağır suçlamalar


Adalet Bakanı Akın Gürlek tarafından yapılan resmi açıklamaya göre, soruşturma kapsamında toplam 32 şüpheli hakkında adli işlem başlatıldı ve gözaltı kararları uygulandı. Soruşturma dosyasında şüphelilere yönelik oldukça ağır suçlamalar yer alıyor:

• Suç örgütü kurma ve yönetme

• Örgüt üyeliği

• Suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama (Kara para aklama)

• Nitelikli dolandırıcılık

• Resmi belgede sahtecilik

• Vergi Usul Kanunu'na muhalefet


Ünlü börek markası dahil 5 şirkete kayyım!


Soruşturmanın en dikkat çeken mali ayağında ise, suçtan elde edildiği iddia edilen gelirlerin aklandığı öne sürülen 5 şirkete Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) kayyım olarak atandı. Bu şirketler arasında Türkiye genelinde yüzlerce şubesi bulunan ünlü börek zinciri de yer alıyor.

Kayyım atanan şirketler arasında Levent Börek olarak bilinen MLT Börekçilik ve diğer 4 şirket (Adana Gizem Turizm, Büyük Çukurova Sağlık, Çamlıoğlu İnşaat, GF Seyahat) yer alırken, örgütsel faaliyet yürüttüğü iddia edilen yüzlerce sosyal medya hesabı ve web sitesine erişim engeli getirildi.


Operasyonlar Oktay Saral'ın açıklamasından sonra başladı


Operasyonun, Alparslan Kuytul'un Furkan Vakfı bağlantılı açıklamaları ve Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Oktay Saral ile yaşadığı "suyun ısındı" tartışmasının hemen ardından gelmesi dikkat çekti.

Geniş çaplı operasyonun zamanlaması, operasyondan sadece bir gün önce Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Oktay Saral ile Alparslan Kuytul arasında yaşanan sert dijital tartışmayı yeniden gündeme taşıdı. Tartışmanın fitili, Alparslan Kuytul'un yakın dönemde Süleymancılar cemaatine yönelik gerçekleştirilen lider kadro operasyonlarını eleştirmesiyle ateşlendi.

Kuytul'un devletin cemaatlere yaklaşımını ve kayyım atamalarını eleştiren sözlerine karşılık, Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Oktay Saral sosyal medyadan Bakara Suresi'ni alıntılayarak sert tepki gösterdi ve Kuytul'a "Senin de suyun yeterince ısındı Kuytul! Akıllanmamışsın, sıra sana da gelecek!" mesajını paylaştı.

Bu uyarının üzerinden 24 saat geçmeden Alparslan Kuytul ve Furkan Vakfı yöneticileri gözaltına alınırken, kamuoyunda çıkan tartışmaların ardından Saral'ın "sıra sana da gelecek" paylaşımını sildiği görüldü.

Adalet Bakanı Akın Gürlek ise soruşturmanın inanca değil, somut suç eylemleri ile mali delillere dayandığını vurguladı. Gözaltındaki 32 şüphelinin işlemleri sürüyor.

Elektrikli araçlarda koku ve sese dikkat!

Elektrikli araçların hızla yaygınlaşmasıyla birlikte batarya güvenliği de giderek daha fazla gündeme geliyor

19.08.2026 12:48:00
Ahmet Turan Yiğit
 
Elektrikli araçlarda koku ve sese dikkat!
Elektrikli araçlarda koku ve sese dikkat!
Elektrikli araçların hızla yaygınlaşmasıyla birlikte batarya güvenliği de giderek daha fazla gündeme geliyor. Uzmanlara göre yangın riski yalnızca kaza anıyla sınırlı değil; batarya paketinin ezilmesi, delinmesi veya hücrelerin zarar görmesi gibi durumlar da tehlikeye yol açabiliyor. Olağandışı koku, duman, tıslama ya da fokurdama sesleri sürücüler için önemli uyarılar olarak görülmeli.

Lityum iyon bataryalarda kritik süreçler 
Elektrikli araçlarda kullanılan lityum iyon bataryalar yüksek miktarda enerjiyi küçük bir hacimde depolayabiliyor. Bu özellik tek başına yangın nedeni olmasa da, bataryanın normal çalışma koşullarının dışına çıkması "termal kaçak" adı verilen süreci tetikleyebiliyor. Bu süreç kontrol edilemeyen ısınmaya, gaz çıkışına ve yangına dönüşebiliyor.

Kaza ve mekanik darbe riski artırıyor 
Batarya paketinin ezilmesi veya delinmesi iç kısa devreye yol açabiliyor. Elektriksel arızalar, aşırı akım ya da kontrol sistemlerindeki sorunlar da bataryayı normal sınırların dışına çıkarabiliyor. Üretim ve tasarım kusurları ise kullanım sırasında ortaya çıkana kadar fark edilmeyebiliyor.

Şarj güvenliği kritik önemde 
Hızlı şarj tek başına yangın nedeni değil. Ancak uygunsuz ekipman, arızalı sistem veya hasarlı batarya bu süreci tehlikeli hale getirebilir. Evde şarj altyapısının aracın gerektirdiği kapasiteye uygun olması ve hasarlı kabloların kesinlikle kullanılmaması gerekiyor. Şarj sırasında olağandışı koku, duman veya kıvılcım görülürse işlem sonlandırılmalı ve profesyonel yardım alınmalı.

Kaza sonrası gecikmiş yangın ihtimali 
Elektrikli araç kazadan hemen sonra yanmayabilir. Ancak bu durum bataryanın güvenli olduğu anlamına gelmez. Hasarlı batarya hücrelerinde sıcaklık ve basınç kontrolsüz şekilde yükselerek yangına veya yeniden tutuşmaya yol açabilir. Bu nedenle ciddi kazalarda araçların güvenli mesafede muhafaza edilmesi öneriliyor.

Sürücünün görevi can güvenliğini sağlamak 
Elektrikli araç yangınları klasik araç yangınlarından farklıdır. Yüksek voltaj, toksik gazlar ve yeniden tutuşma riski sürücüler için ek tehlikeler oluşturur. Küçük yangın söndürücüler her durumda yeterli olmayabilir. Bu nedenle sürücünün önceliği yangını söndürmek değil, güvenli şekilde uzaklaşmak olmalı. Müdahale ise eğitimli ekipler tarafından yapılmalıdır.

YENİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Özgür Ceylan, 20 gün içinde toplam 411 milyon 921 bin 755 lira bağış ve aidat geliri elde edildiğini açıkladı

YENİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Özgür Ceylan, partinin dayanışma kampanyasında 20 gün içinde 144 bin 916 bağışçı ile yeni kayıt olan üyelerden toplam 411 milyon 921 bin 755 lira bağış ve aidat geliri elde edildiğini açıkladı

19.08.2026 12:06:00
Haber Merkezi
 
 YENİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Özgür Ceylan, 20 gün içinde  toplam 411 milyon 921 bin 755 lira bağış ve aidat geliri elde edildiğini açıkladı
 YENİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Özgür Ceylan, 20 gün içinde  toplam 411 milyon 921 bin 755 lira bağış ve aidat geliri elde edildiğini açıkladı
YENİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Özgür Ceylan, partinin dayanışma kampanyasında 20 gün içinde 144 bin 916 bağışçı ile yeni kayıt olan üyelerden toplam 411 milyon 921 bin 755 lira bağış ve aidat geliri elde edildiğini açıkladı.

Ceylan, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı: "Türkiye değişim istiyor. Milletimiz Yeni Parti'yle yeni bir yol açıyor. Milletin dayanışma çağrısı büyüyor. YENİ Parti'nin dayanışma kampanyasında 20 gün içinde 144.916 bağışçı ile yeni kayıt olan üyelerimizden toplam bağış ve aidat geliri olarak 411.921.755 TL toplanmıştır. Bu bağışlar; adalet arayanların, refah içinde yaşayacakları bir Türkiye isteyenlerin, ortak iradesidir. Her bağış, 'Ben de varım' diyen vatandaşlarımızın sesi Türkiye'nin yarınlarına duyulan güvenin açık göstergesidir. Bu büyük yürüyüş kurtuluşa sevdalı bir milletin yürüyüşüdür. YENİ PARTİ Türkiye'de değişime inanan milyonların partisidir. Büyük yürüyüşümüze katkı sunan tüm vatandaşlarımıza yürekten teşekkür ediyoruz. Türkiye'nin yarınını birlikte kuracağız. Milletin partisi YENİ Parti'nin yolu açık olsun."

Yeni Parti Milletvekili Melih Meriç'i bıçaklayan şüpheli yakalandı

Yeni Parti Gaziantep Milletvekili Melih Meriç'i bıçaklayarak ağır yaraladığı belirtilen eski CHP Oğuzeli İlçe Başkanı S.A.K. ve beraberindeki 4 şüpheli yakalandı

19.08.2026 05:38:00 / Güncelleme: 19.08.2026 05:45:35
İHA
 
Yeni Parti Milletvekili Melih Meriç'i bıçaklayan şüpheli yakalandı
Yeni Parti Milletvekili Melih Meriç'i bıçaklayan şüpheli yakalandı
Olay, Şahinbey ilçesine bağlı İbni Sina Mahallesi'nde meydana geldi. İddiaya göre, Yeni Parti Gaziantep Milletvekili Melih Meriç, bir ziyaret sırasında eski CHP Oğuzeli İlçe Başkanı S.A.K. ile tartıştı. Tartışmanın ardından S.A.K., Meriç'e bıçakla saldırdı.



Saldırıda yaralanan Milletvekili Melih Meriç, çevredekilerin ihbarı üzerine olay yerine gelen sağlık ekiplerinin ilk müdahalesinin ardından Gaziantep Şehir Hastanesi'ne kaldırılarak tedavi altına alındı.


Saldırgan eski CHP ilçe başkanı yakalandı



Meriç'e yönelik saldırıyı gerçekleştirdiği öğrenilen S.A.K.'in yakalanması için çalışma başlatıldı.

Emniyet güçlerinin çalışmaları neticesinde, bıçaklı saldırı olayının şüphelisi S.A.K., şüphelinin olay yerinden bindiği özel araç şoförü A.Ç., araç değişiminden sonra bindiği ticari araç şoförü E.D., şüphelinin yakını H.K. ve olay yerinde bulunan özel güvenlik görevlisi R.Ç. olmak üzere toplam 5 şüpheli gözaltına alındı.



Gözaltına alınan şüphelilerin emniyetteki işlemleri devam ederken olayla ilgili soruşturmanın da sürdüğü öğrenildi.

İBB davasının 66. duruşması sona erdi

53'ü tutuklu 414 sanığın yargılandığı İBB davasının 66. duruşmasında bazı tutuksuz sanıkların savunması alındı

19.08.2026 00:24:00
AA
 
İBB davasının 66. duruşması sona erdi
İBB davasının 66. duruşması sona erdi

İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesince, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu karşısındaki salonda yapılan duruşmanın öğleden sonraki oturumunda, soruşturma aşamasında etkin pişmanlık kapsamında ifade vermesinin ardından hakkında adli kontrol tedbiri uygulanarak tahliye edilen eski Beylikdüzü Belediye Başkan Yardımcısı tutuksuz sanık Veysel Erçevik'in savunması alındı.

Erçevik, etkin pişmanlık başvurusunu kendi rızasıyla yaptığını, iddia edildiği gibi herhangi bir baskı altında ifade vermediğini söyledi.

İddianamede kendisinin sanık Adem Soytekin'e bağlı hareket ettiği ve örgüt hiyerarşisi içerisinde yer aldığının ileri sürüldüğünü ifade eden Erçevik, "Dosyaya baktığınızda somut olarak bir şey yok. Geriye dönüp kendi CV'me baktığımda, kendi durumuma baktığımda, pişmanlık... Niye pişmanlık' Buradaki pişmanlık suç işlediğimin pişmanlığı değil, 'Benim burada ne işim var'' pişmanlığıydı." dedi.

Erçevik, geçmişe bakıldığında herhangi bir örgüte bağlı olmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu savunarak, şunları kaydetti:

"Adem Soytekin'e baktığınızda, 2019-2024 yılları arasında ihale kayıtları incelendiğinde iki, belki üç - onu bilmiyorum ama - iki ihale almış ve birçok yerde de bu ihalelerden zarar ettiğini beyan etmiş. Şirket kayıtları da belediyenin kayıtları ortada. Eğer ben onun atadığı biriysem, Soytekin'in 5 yıl boyunca sürekli Beylikdüzü'nde çok yüksek karlı iş yapıyor olması gerekiyordu. Soytekin'in ifadesine baktığınızda iddianamede yer alan bir sürü daire, dükkan, çek konuları konuşuluyor. Bunların Beylikdüzü Belediyesine açıktan yaptığı kreş, cami, yol, köprü gibi işlerin karşılığı olduğunu söylüyor ama 2019-2024 dönemine baktığınızda, Soytekin'in Beylikdüzü Belediyesi ile herhangi açıktan bir iş yapmışlığı yok. Dolayısıyla benim de Soytekin'e bağlı bir örgüt üyesi olarak belediyede bulunmadığımın en açık örneği budur."

Üzerine atılı suçlamaları reddeden ve beraat talebinde bulunan Erçevik, "Sayın Mehmet Murat Çalık burada. Ben iş konusunda onunla bile bazen kavga ederken, bağrışırken herhangi birine bağlı hareket edeceğim konusu söz konusu bile olamaz. Hiçbir şekilde bir örgüt bağı içerisinde bulunmadım. Profesyonelce, bana ihtiyacının olduğunu söyleyen bir abimin yanına geçtim ve ona idari, mali konularda bütçesini yönetmesi konusunda danışmanlık yaptım. O nedenle hakkımda iddianamede de sayın savcı rüşvet değil de 'rüşvete aracılık' şeklinde tabirlerde bulunmuş." diye konuştu.

İnşaat sözleşmesi hazırlandığı tarihte öğrenci olduğunu söyledi

Tutuksuz sanıklardan iş insanı Furkan Hamzaoğlu, savunmasında, hakkında "rüşvet verme" suçundan dava açıldığını ifade ederek, "West Side projesine ilişkin inşaat sözleşmesi 2013 yılında imzalanmıştır. Ben o tarihte üniversite öğrencisiydim. Benim sözleşmenin hazırlanması, imzalanması ve uygulanması süreçlerinde herhangi bir görevim veya yetkim bulunmuyordu. Mutlu İnşaat'a 2024 yılı aralık ayında hissedar oldum. 2024 yılına kadar Mutlu İnşaat'ta ortaklık ya da yöneticilik sıfatım yoktu. West Side projesinin başlangıcında inşaat sektörünü öğrenmek amacıyla zaman zaman şantiyelere gidip geldim." dedi.

Hamzaoğlu'nun babası olan iş insanı tutuksuz sanık Yüksel Hamzaoğlu ise herhangi bir kamu görevlisiyle asla menfaat anlaşması yapmadığını ve savcılık ifadesinde, belediye işlemlerinin geciktirilmemesi için talepleri karşılamak zorunda kaldığını anlattığını iddia etti.

West Side projesinde ruhsatın gecikmesinin inşaata başlama ve bitirme takvimini, bu gecikmenin de doğrudan iskan takvimini etkilediğini belirten Hamzaoğlu, savunmasında şunları söyledi:

"Gecikmeden kaynaklanan uyuşmazlıklar ve ödemeler nedeniyle ciddi mali yük altına girdik. Bizim şirketimiz olan Mutlu İnşaat'ın o dönem başka işleri de olduğundan finans yönünden sıkışıklığımız vardı. Belediyeden iletilen maddi talepleri nakden karşılayacak mali imkanımız yoktu. Savcılık ifademde belediyenin arsa sahibinden ve yüklenici firmalardan maddi taleplerde bulunduğunu, taleplerin çoğunlukla Adem Soytekin aracılığıyla iletildiğini, talepler karşılanmadığında ruhsat ve iskan işlemlerimizin sonuçlanamayacağı kanaatine vardığımızı anlatmıştım. Proje ilerlemiş, satışlar yapılmış ve müşterilere karşı ağır yükümlülükler doğmuşken bu talepleri reddetmenin sonucu, hakkımız olan iskanın verilmemesi veya daha geciktirilmesiydi. Önceki ifadelerimde de kullandığım 'Vermek zorunda kaldık' sözü, tam olarak bu baskıyı anlatmaktadır."

Hamzaoğlu, savunmasında, "Adem Soytekin'in şirketlerine devredilen 5 daire ile 6 dükkandan 2 dükkan gerçekten yapılan inşaat işinin karşılığıdır. Diğer devirler ile iskan aşamasında fatura karşılığı verilen yaklaşık 3,5 milyon lira tutarındaki çekleri ise serbest iradeyle yapılmış bir rüşvet anlaşması olarak değil, belediye işlemlerinin sonuçlandırılması için önümüze konulan talepler nedeniyle ve zorunluluk altında verdik. Gayriresmi bir çıkış yapamayacağımızı söylememiz üzerine fatura düzenlemesi de bu kapsamdadır." ifadelerini kullandı.

"Talebi kabul etmek zorunda kaldık"

Tutuksuz sanık iş insanı Zafer Gül, Beylikdüzü'nde bir projeleri olduğunu ve Mehmet Murat Çalık'ın kendilerini makamına çağırdığını dile getirerek, "Binaya Ali Gül (sanık) ile beraber gittik. O görüşmede bir tartışma oldu. Görüşme sırasında bizden 5-6 milyon TL civarında bir para talep edildi. Biz de bunun karşılığında bir bağış yapmayı talep ettik, okul, sağlık ocağı veya işte cami gibi. Fakat burada denildi ki, 'Bunu siz verin, biz yaparız.' Arsa hak paylaşımı sözleşmesinde 24-25 milyon TL civarında bir ön ödeme yaptık arsa sahibine ve tadilatı geçiremezsek bu bedel ile sözleşme askıya düşecekti. Tabii sonrasında bu talebi kabul etmek zorunda kaldık." diye konuştu.

Gül, senedi sanık Fatih Keleş'e Mermerciler Sanayi Sitesi'ndeki ofisinde teslim ettiklerini, bu paranın bir kısmını ödediklerini, bir kısmını ise ödeyemediklerini iddia ederek, "Ödeyemeyince de bunun karşılığında daire konusuna döndü bizim konumuz. Bu daire konusunda da 13 daire mevzubahistir. 'Adem Bey'e devredeceksiniz.' dendi. Biz de senetleri geri iade alıp, arsa sahibinin de isteğiyle Adem Bey'e devrettik." ifadelerini kullandı.

Çapraz sorgusunda kendisine yöneltilen, "Sizden parayı kim istemişti'" şeklindeki soruyu Gül, "Mehmet Çalık." diye cevapladı. '''''''Paranın belediyenin ek binasında istendiğini iddia eden Gül, görüşmede Uğur Güngör (sanık), Ali Gül ve Mehmet Murat Çalık'ın bulunduğunu söyledi.

"Ekrem İmamoğlu'nun konudan bilgisi var mı'" sorusuna Gül, "Yani orada bir tartışma geçti. Tartışmanın geçtiği binada Mehmet Murat Çalık'ın odasının tam karşısındaki oda Ekrem İmamoğlu'nun odasındaydı. Tartışma sonucunda kendisi de çıktı, ne oluyor tarzında konuştu bizimle. Başka bir diyaloğumuz olmadı zaten." yanıtını verdi.

Duruşmada, tutuksuz sanıklar Oktay Hamzaoğlu, Mustafa Keleş, Dursun Keleş, Fuat Keleş, Cemal Üneş, Esra Huri Bulduk, Adem Ok, Elif Yıldız Kızılca ve Sezgin Paydaş savunma yaptı.

13 saat süren, tutuksuz 15 sanığın ve avukatlarının dinlendiği duruşma, savunmaların alınmasına devam edilmek üzere yarına ertelendi.

Bu arada, duruşmada toplam 20 tutuksuz sanığın savunması alınmış oldu. 

Milletvekili Meriç'in bıçaklanma anı kamerada

Yeni Parti Gaziantep Milletvekili Melih Meriç'in bıçaklanma anına ait güvenlik kamera görüntüleri ortaya çıktı

19.08.2026 00:10:00
Haber Merkezi
 
Milletvekili Meriç'in bıçaklanma anı kamerada
Milletvekili Meriç'in bıçaklanma anı kamerada
Yeni Parti Gaziantep Milletvekili Melih Meriç'in bıçaklanma anına ait güvenlik kamera görüntüleri ortaya çıktı.

Yeni Parti Gaziantep Milletvekili Melih Meriç, Şahinbey ilçesi İbni Sina Mahallesi'nde meydana geldi. İddiaya göre, CHP Oğuzeli eski ilçe başkanı S.A.K. ile tartıştıktan sonra şahsın bıçaklı saldırısına uğradı.

Olay sonrasında yaralanan Meriç, olay yerine gelen sağlık ekiplerince yapılan ilk müdahalenin ardından Gaziantep Şehir Hastanesi'ne kaldırıldı. Meriç'in hastanede ameliyata alındığı öğrenilirken, olay alanlarına ait güvenlik kamerası görüntüleri ortaya çıktı.

Görüntülerde, Milletvekili Melih Meriç'in, saldırgan S.A.K. ile bir süre tartıştıktan ve tekme tokat kavga ettikten sonra bıçaklama anları yer aldı.

Trabzon'da sıcak gelişme!

Trabzon'un Arsin İlçe Emniyet Müdürlüğü binası yanında bulunan araçların üzerine düşen insansız hava aracı patladı

18.08.2026 21:31:00
Haber Merkezi
 
Trabzon'da sıcak gelişme!
Trabzon'da sıcak gelişme!
Trabzon'un Arsin İlçe Emniyet Müdürlüğü binası yanında bulunan araçların üzerine düşen insansız hava aracı patladı. 3 araçta maddi hasar meydana geldi.

Alınan bilgiye göre, saat 19.30 sıralarında Arsin İlçe Emniyet Müdürlüğünün araçlarının bulunduğu alana insansız hava aracı düştü.

Meydana gelen patlamada 3 araçta maddi hasar meydana geldi. Olayda can kaybı ve yaralanma olmazken, olay yeri inceleme ve bomba imha ekipleri olay yerinde incelemelerini sürdürüyor.

Antalya Büyükşehir Belediyesi şirketi ALDAŞ'a yönelik soruşturmada iddianame kabul edildi

Antalya Büyükşehir Belediyesine bağlı ALDAŞ şirketine yönelik soruşturma kapsamında hazırlanan iddianame kabul edildi

18.08.2026 16:30:00
AA
 
Antalya Büyükşehir Belediyesi şirketi ALDAŞ'a yönelik soruşturmada iddianame kabul edildi
Antalya Büyükşehir Belediyesi şirketi ALDAŞ'a yönelik soruşturmada iddianame kabul edildi

Antalya Cumhuriyet Başsavcılığınca, aralarında Antalya Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan tutuklu Muhittin Böcek ile ASAT'ın eski Genel Müdürü İbrahim Kurt'un da bulunduğu 21 sanık hakkında "zimmet", "haksız mal edinme" ve "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık" suçlarından hazırlanan iddianame, Antalya 3. Ağır Ceza Mahkemesince kabul edildi.

İddianamede, soruşturmanın İçişleri Bakanlığı Mülkiye Müfettişliği tarafından hazırlanan tevdi raporuna dayandığı belirtildi.

Raporda, Antalya Büyükşehir Belediyesi iştiraki ALDAŞ'ın 2020-2025 yılları arasındaki hesaplarının denetlendiği, şirketin ASAT ile gerçekleştirdiği ihale, satın alma ve harcamalara ilişkin bazı usulsüzlüklerin tespit edildiği kaydedildi.

İddianamede, Mülkiye müfettişleriyle bilirkişi raporlarına da yer verildi.

Buna göre, lüks seyahat ve konaklama giderleri ile yüksek tutarlı temsil ve ağırlama harcamalarının, 1995 tarihli "müşavirlik sözleşmesi" kapsamında ASAT'a yansıtıldığı ileri sürüldü.

ALDAŞ'a ait kredi kartlarıyla bazı sanıklar ve yakınları tarafından kişisel harcamalar yapıldığı, alınan lüks araç ve demirbaşların kişisel kullanıma tahsis edildiği, şirket bünyesinde sigortalı gösterilmesine rağmen fiilen çalışmayan kişilerin bulunduğu da iddianamede yer aldı.

Bazı harcamalara yüzde 15 kar payı eklenerek ASAT'a fatura düzenlendiği öne sürülen iddianamede, bu işlemler kapsamında ALDAŞ tarafından ASAT'a yansıtılan faturaların toplamının 785 milyon lirayı aştığı belirtildi.

İddianamede, söz konusu işlemler nedeniyle 29 milyon 500 bin lira kamu zararı oluştuğu ve bazı denetçilerin aileleriyle birlikte ALDAŞ bütçesinden ağırlandığı iddia edildi.

Sanıklardan Muhittin Böcek'in 2 milyon 472 bin 111 lira, İbrahim Kurt'un 3 milyon 17 bin lira, Murat Zeydanlı'nın 4 milyon 382 bin lira, Merve Doğruöz'ün 1 milyon 845 bin lira, Pınar Büyükçakıroğlu'nun 67 bin 282 lira, Lütfi Ergen'in 2 milyon 598 bin lira, Yüksel Özdoğan'ın 1 milyon 178 bin lira, Selahattin Artun'un 1 milyon 595 bin lira, Oktay Özalp'in 1 milyon 126 bin lira, Nurhan Ermiş'in 2 milyon 686 bin lira ve Melek Kurukama'nın 1 milyon 912 bin lira tutarındaki kamu zararını, kamu davası açılmadan önce Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı hesabına yatırdığı bildirildi.

İddianamede Muhittin Böcek için "zimmet" suçundan 5 yıldan 12 yıla kadar, "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık" suçundan da 10 yıla kadar hapis istendi. ASAT eski Genel Müdürü İbrahim Kurt için ise "zimmet" suçundan 5 yıldan 12 yıla kadar hapis talep edildi.

İddianamede diğer sanıklar için de "zimmet", "haksız mal edinme" ve "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık" suçlarından 5 yıldan 12 yıla kadar hapis cezaları talep edildi.

Olay

Antalya Büyükşehir Belediyesine bağlı "Altyapı Yönetim ve Danışmanlık Ticaret AŞ (ALDAŞ) üzerinden usulsüz harcamalarla yaklaşık 399 milyon 507 bin lira kamu zararına yol açıldığı" iddialarıyla ilgili 14 Ocak 2026 tarihinde aralarında Antalya Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan tutuklu Muhittin Böcek'in de bulunduğu 21 şüpheli hakkında işlem başlatılmış ve 5 kişi tutuklanmıştı.

Tutuklanan ASAT eski Genel Müdürü İbrahim Kurt, 27 Ocak 2026'da tahliye edilmişti. 

logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.