logo
25 EYLÜL 2026

Toplumsal roller ve gerçek benlik arasındaki çatışma

Hayat, başkalarının beklentileriyle kendi kimliğimiz arasında gidip geldiğimiz bir sahnedir; asıl mücadele, tüm rollere rağmen kendimiz kalabilmektir. Toplumsal maskelerin ardında gerçek benliği arayan modern insan, bu zorlu yolculukta otantik bir yaşamın kapılarını aralar

05.08.2025 16:01:00
Eyüp Kabil
 
Toplumsal roller ve gerçek benlik arasındaki çatışma
Toplumsal roller ve gerçek benlik arasındaki çatışma
İnsan hayatı, adeta bir tiyatro sahnesine benzer; her birimiz, farklı sahnelerde farklı rolleri üstleniriz. Ailede evlat, iş yerinde profesyonel, arkadaş ortamında neşeli bir dost... Bu roller, sosyal hayatın düzenini sağlayan ve bizden beklenen davranış kalıplarıdır. Ancak zamanla, bu rollerin ve dışsal beklentilerin ağırlığı, içsel kimliğimizle, yani gerçek benliğimizle bir çatışmaya girmemize neden olabilir. Bu çatışma, modern insanın en derin ve en evrensel mücadelelerinden biridir.

AİLE, İŞ VE ARKADAŞ ÇEVRESİNDEKİ ÇOKLU KİMLİKLER

Sosyal rollerimiz, bulunduğumuz ortama göre şekillenir ve bu durum, çoğu zaman bilinçli bir tercih değildir. Aile içinde, bizden beklenen saygılı ve uyumlu evlat kimliğine bürünürüz. Bu rol, aidiyet hissi verirken, aynı zamanda kendi arzularımızı ve bağımsızlığımızı geri plana atmamıza yol açabilir. İş hayatında ise, profesyonel, rekabetçi ve hırslı bir birey olmamız beklenir. Bu kimlik, bizi başarıya taşırken, içsel yaratıcılığımızı veya duygusal yönümüzü bastırmamızı gerektirebilir. Arkadaş çevresinde ise, kendimizi daha özgür hissederiz; esprili, anlayışlı veya maceraperest bir kimlik sergileriz. Bu rollerin hepsi, gerçek benliğimizin farklı parçaları olsa da, her birini aynı anda ve tam olarak yaşayabilmek neredeyse imkansızdır.

TOPLUMSAL NORMLARIN BİREY ÜZERİNDEKİ BASKISI

Toplum, bireyin nasıl davranması gerektiğine dair yazılı olmayan kurallarla doludur. Bu normlar, hangi mesleği seçeceğimizden, nasıl giyineceğimize, hatta neye inanacağımıza kadar pek çok alanda bizleri yönlendirir. Başarılı olmak, evlenmek, çocuk sahibi olmak gibi hedefler, toplumsal baskının en somut örnekleridir. Bu beklentilere uymak, dışarıdan onay ve kabul görmemizi sağlar. Ancak bu normların dışına çıkmak istediğimizde, kendimizi yalnız, anlaşılmamış ve suçlu hissedebiliriz. Bu durum, bireyin kendi iç sesini susturmasına ve başkalarının ona atfettiği bir hayatı yaşamasına neden olabilir. Toplumsal baskı, adeta görünmez bir kafes gibi, bireyin gerçek potansiyelini ve özgünlüğünü sınırlayabilir.

GERÇEK BENLİĞE ULAŞMA ÇABASI

Peki, bu çoklu roller ve toplumsal baskı altında, gerçek benliğimize nasıl ulaşabiliriz? Bu yolculuk, farkındalıkla başlar. Öncelikle, hangi rollerin bize ait olduğunu, hangilerinin sadece beklentilerden ibaret olduğunu anlamak gerekir. Kendimize şu soruları sormak önemlidir: "Ben kimim?", "Neyi gerçekten istiyorum?", "Beni mutlu eden şey ne?".

Gerçek benliğe ulaşma çabası, cesaret ister. Bu, herkesin onayını alma arzusundan vazgeçmeyi ve kendi değerlerimizi merkeze koymayı gerektirir. Bazen, aileden, iş çevresinden veya arkadaşlardan gelen beklentilere "hayır" demeyi öğrenmek, kendimize "evet" demenin ilk adımı olabilir. Bu, bencilce bir davranış değil, ruh sağlığını korumanın ve otantik bir hayat yaşamanın bir gerekliliğidir.

Sonuç olarak, hayat, birbiriyle çatışan rollerle dolu bir labirent gibi görünebilir. Ancak bu labirentten çıkış yolu, başkalarının bize biçtiği rolleri değil, kendi iç sesimizi dinlemeyi seçmekten geçer. Gerçek benliğe ulaşma mücadelesi, zorlu ama ödüllendirici bir yolculuktur. Bu yolculuk, sadece daha mutlu bir birey olmakla kalmaz, aynı zamanda çevremizdeki insanlarla daha samimi ve anlamlı ilişkiler kurmamızı da sağlar. Çünkü gerçek kimliğini kabul eden bir insan, başkalarını da oldukları gibi kabul etme cesaretini bulur.

Sizce modern dünyada gerçek benliğimize sadık kalmak neden bu kadar zor?

MASAK’ta deprem: Cumhurbaşkanı'nı adım adım takip etmişler

Adalet Bakanı Akın Gürlek, MASAK'ın Entegre Mali İstihbarat Sistemi'ne (EMİS) yönelik yürütülen casusluk soruşturmasında 22 şüpheli hakkında işlem başlatıldığını duyurdu. Koruma sistemini devre dışı bırakarak Cumhurbaşkanı ve bakanları sorgulayan FETÖ bağlantılı şebekeye ait iki şirkete el konulurken, 3 eski MASAK başkanı da ifadeye çağrıldı

25.09.2026 16:30:00
Haber Merkezi
 
MASAK’ta deprem: Cumhurbaşkanı'nı adım adım takip etmişler
MASAK’ta deprem: Cumhurbaşkanı'nı adım adım takip etmişler
Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) altyapısına yönelik yürütülen soruşturma kapsamında, aralarında eski Başkan Yardımcısı Faruk Eliyeyioğlu'nun da olduğu 22 şüpheli hakkında adli işlem başlatıldı.

İstanbul merkezli operasyonlarda 5 şüpheli gözaltına alınırken, yurt dışındaki 16 kişi için yakalama kararı çıkarıldı.

Koruma sistemi kapatıldı ve veriler sorgulandı

2012-2018 yıllarında Entegre Mali İstihbarat Sistemi'nde (EMİS) usulsüzlükler tespit edildi. FETÖ'nün bilişim yapılanmasının, üst düzey siyasilerin verilerini koruyan "Siyasi Nüfuz Sahibi Kişiler Listesi"ni (PEP) devre dışı bıraktığı belirlendi.

Bu sayede Cumhurbaşkanı Erdoğan ve bazı bakanların mali verilerinin illegal olarak sorgulandığı saptandı. İz bırakmamak için sistem log kayıtlarının silindiği veya tutulmadığı anlaşıldı.

Konunun hassasiyetine dikkat çeken Adalet Bakanı Gürlek, bu durumun kritik mali altyapılara sızıldığını gösteren ciddi bir tablo olduğunu vurguladı

Şirketlere kayyum atandı ve eski başkanlar çağrıldı

Yazılımı geliştiren AGMLAB A.Ş. ve MRD A.Ş.'nin mahrem yapılanmalarla bağı belirlenerek bu şirketlere TMSF kayyum olarak atandı. Ayrıca 2012-2018 döneminde görev yapan eski MASAK başkanları Mürsel Ali Kaplan, İbrahim Hakkı Polat ve Osman Dereli ifadeye çağrıldı.

Bile bile ölüme göndermişler

30 Ağustos'ta Girne açıklarında alabora olan "Filo Jet" yolcu gemisine ilişkin soruşturma derinleşiyor. Mahkemeye sunulan kanıtlar, geminin sol ön kızağındaki kırığın derme çatma şekilde tamir edilerek yolcuların bile bile ölüme gönderildiğini ortaya koydu. Faciada can kaybı 15'e yükselirken, kayıp 13 kişiyi arama çalışmaları ve adli süreç devam ediyor

25.09.2026 15:30:00
Haber Merkezi
 
Bile bile ölüme göndermişler
Bile bile ölüme göndermişler
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde (KKTC) 30 Ağustos Pazar günü Girne Limanı ile Mersin'in Taşucu Limanı arasında sefer yapan "Filo Jet" katamaran tipi yüksek hızlı yolcu gemisinin batmasıyla ilgili yürütülen soruşturmada kritik bir viraj geride kaldı.

Soruşturma kapsamında aralarında şirket direktörü, gemi kaptanı ve mürettebatın da bulunduğu 9 zanlı bugün 5. kez Girne Kaza Mahkemesi'ne çıkarıldı. Mahkeme, 'tedbirsizlik ve dikkatsizlik sonucu ölüme sebebiyet verme' suçlamasıyla yürütülen tahkikatın selameti için tüm şüphelilerin tutukluluk süresini 7 gün daha uzattı.

Şok eden WhatsApp yazışmaları ve hasar fotoğrafları dosyada

Soruşturmanın seyrini değiştiren en çarpıcı detaylar, zanlıların el konulan dijital materyallerinin incelenmesiyle gün yüzüne çıktı. Mahkemede aktarılan bilgilere göre, yardımcı kaptan Merve N. Seraslan'ın 17 Haziran tarihli WhatsApp yazışmalarında ve telefon kayıtlarında, geminin bodoslama kısmındaki (sol ön kızak) kırığın fotoğrafları tespit edildi.

Uzman mühendislerin "ancak tersanede uzman kişilerce giderilebilir" raporu verdiği bu tehlikeli hasarın, kaptanın bilgisi dahilinde limanda derme çatma bir şekilde "yama yapılarak" onarıldığı ve durumun Liman Başkanlığı'na hiçbir şekilde bildirilmediği belgelendi.

Ayrıca kazadan kısa süre önce kaybolan yolculardan Özgür Gönül'ün ailesine gönderdiği video kaydında da bu kırık bölge ve içerideki panik anları net bir şekilde görülüyor. Tahkikat memuru, birinci kaptanın gemiye gelen suları umursamayarak büyük risk aldığını ve seyri inatla sürdürdüğünü mahkemede beyan etti.

Can kaybı 15'e yükseldi: Gözler kara kutuda

Toplam 267 yolcu ve mürettebatın bulunduğu feci kazadan sonra yürütülen operasyonlarda 239 kişi sağ olarak kurtarılmıştı. Deniz Kuvvetleri'ne bağlı unsurların su altı robotlarıyla yaklaşık 554 metre derinlikteki batıkta yürüttüğü çalışmalarda bugüne kadar 15 kişinin cansız bedenine ulaşıldı.

KKTC Başbakanı Ünal Üstel, geminin içindeki tüm alanlara ulaşıldığını ancak içeride başka naaş bulunamadığını açıkladı. Halen aralarında çocukların da olduğu kayıp 13 yolcu için deniz yüzeyinde ve çevresinde arama faaliyetleri yürütülüyor. Soruşturma kapsamında 9 şüphelinin tutukluluk hali sürerken, kazanın kesin nedenini aydınlatacak en önemli unsur olan geminin kara kutusuna ise henüz ulaşılamadı.

Mahkeme önünde acılı ailelerin adalet çığlığı

Duruşma öncesinde Girne Kaza Mahkemesi önünde toplanan hayatını kaybedenlerin ve kayıp kişilerin yakınları, ellerinde pankartlar ve fotoğraflarla adalet talebinde bulundu. Aileler adına açıklama yapan Dilek Özbiler, "Taşkınlık değil, sadece cenazelerimize ulaşmak ve sorularımıza cevap almak istiyoruz" diyerek isyan etti.

Sürecin sadece mürettebatla sınırlı kalmaması gerektiğini savunan acılı aileler; şirket yöneticilerinin, gemiye sahte/yetersiz belge sağlayanların ve denetim görevini yapmayan liman yetkililerinin de yargılanmasını talep ediyor. Türkiye'den de bir ekibin adli incelemeler kapsamında Adana'daki tersane kayıtlarını incelemek üzere görevlendirildiği bildirildi.

KKTC'de Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Erhan Arıklı'nın görevden alınması ve koalisyon hükümetinde çatlaklara yol açan feribot kazasıyla ilgili çok yönlü idari ve adli soruşturma devam ediyor.

Usülsüz gayrimenkul satışlarıyla 1070 yabancıya vatandaşlık soruşturmasında 26 kişi tutuklandı

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen, gayrimenkul edinimi yoluyla Türk vatandaşlığı kazanan yabancılara yönelik usulsüz işlemlerin incelendiği soruşturma kapsamında gözaltına alınan 74 şüpheli adliyeye sevk edildi. Şüphelilerden 26'sı tutuklanırken, 48 şüpheli hakkında adli kontrol kararı verildi

25.09.2026 06:00:00
İHA
 
Usülsüz gayrimenkul satışlarıyla 1070 yabancıya vatandaşlık soruşturmasında 26 kişi tutuklandı
Usülsüz gayrimenkul satışlarıyla 1070 yabancıya vatandaşlık soruşturmasında 26 kişi tutuklandı
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosunca yürütülen soruşturmada, yabancı uyruklulara yapılan bazı gayrimenkul satışlarının gerçeği yansıtmadığı tespit edildi.

İncelemelerde, Türk vatandaşlığının kazanılması için gerekli döviz girişinin gerçekte sağlanmadığı, gayrimenkul alım satım işlemlerinin ise aracı şirketler veya satıcıların mali kaynakları kullanılarak yanıltıcı şekilde gerçekleştirildiği belirlendi.

Soruşturma kapsamında usulsüz işlemler sonucunda 1070 yabancı uyruklu kişinin Türk vatandaşlığı kazandığı, işlemlerin toplam 72 milyon 250 bin dolar tutarında olduğu tespit edildi. Gerçeğe aykırı yüksek bedelli ekspertiz raporları düzenlendiği ve bu yöntemle haksız menfaat temin edildiği de belirlendi.

26 şüpheli tutuklandı

İstanbul merkezli 13 ilde düzenlenen operasyonda yakalanarak gözaltına alınan 74 şüpheli, emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edildi. Savcılık işlemleri sonrası mahkemeye çıkarılan şüphelilerden 26'sı tutuklanırken, 48 şüpheli hakkında adli kontrol kararı verildi.

Fon soruşturmasında 2 özel jet ve 1 lüks yata el konuldu

Yürütülen fon soruşturması kapsamında tutuklanan Muhammed Yarız ve Emre Tezmen'e ait olduğu belirlenen 2 özel jet ile tutuklu Pusula Portföy Yönetimi patronu Serdar Turhan'a ait lüks yata el konuldu

24.09.2026 20:35:00 / Güncelleme: 24.09.2026 20:38:38
İhlas Haber Ajansı
 
Fon soruşturmasında 2 özel jet ve 1 lüks yata el konuldu
Fon soruşturmasında 2 özel jet ve 1 lüks yata el konuldu
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Aklama Suçları Soruşturma Bürosunca yürütülen fon soruşturması kapsamında tutuklanan Muhammed Yarız ve Emre Tezmen'e ait olduğu belirlenen 2 özel jet ile tutuklu Pusula Portföy Yönetimi patronu Serdar Turhan'a ait olduğu belirlenen lüks yata el konuldu.

Soruşturma kapsamında Muhammed Yarız ve Emre Tezmen'e ait olduğu belirlenen 2 özel jete el konuldu. Ayrıca Pusula patronu Serdar Turhan'a ait olduğu belirlenen "LORETA" isimli 2026 model lüks yata da el konuldu. El konulan 2 özel jet ile lüks yatın toplam piyasa değerinin yaklaşık 1 milyar 800 milyon TL olduğu değerlendiriliyor.



Eski Merkez Bankası yöneticisine tutuklama talebi

Milyarlarca liralık fon skandalına ilişkin yürütülen soruşturmada dalga genişliyor. Son olarak, aralarında eski Merkez Bankası Başkan Yardımcısı Erkan Kilimci'nin de bulunduğu 3 yeni isim tutuklama talebiyle mahkemeye sevk edildi

24.09.2026 18:10:00
Haber Merkezi
 
Eski Merkez Bankası yöneticisine tutuklama talebi
Eski Merkez Bankası yöneticisine tutuklama talebi
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terörizmin Finansmanı ve Aklama Suçları Soruşturma Bürosu tarafından sermaye piyasalarındaki usulsüz işlemler ve milyarlarca liralık fon vurgununa yönelik yürütülen dev soruşturmada sıcak bir gelişme yaşandı.

Soruşturma kapsamında gözaltına alınan eski Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkan Yardımcısı Erkan Kilimci, Ali Rıza İncekaya ve Haldun Saffet İnal, savcılık sorgularının ardından tutuklama talebiyle nöbetçi sulh ceza hakimliğine sevk edildi.

Soruşturma derinleşiyor, tutuklu sayısı artıyor

Piyasalarda yaşanan likidite ve temerrüt krizinin ardından Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) tarafından 131 fonun tasfiyesine karar verilmesiyle başlayan süreç, adli makamların operasyonlarıyla derinleşiyor.

Dün adliyeye sevk edilen ve aralarında holding yöneticilerinin de bulunduğu 20 şüpheliden 17'si çıkarıldıkları mahkemece tutuklanmıştı. Son operasyonlar ve alınan kararlarla birlikte dosyadaki toplam tutuklu sayısı 26'ya yükselirken, gözaltına alınan yeni isimlerin de eklenmesiyle adli süreç hız kazandı.

Kritik isimler kıskaçta

Yürütülen soruşturmada daha önce finans ve sigorta dünyasından tanınan Tera Holding Yönetim Kurulu Başkanı Emre Tezmen, akademisyen yazarlar Emre Alkin ve Kerem Alkin ile Doğa Sigorta Yönetim Kurulu Başkanı Nihat Kırmızı gibi profili yüksek çok sayıda isim tutuklanarak cezaevine gönderilmişti.

Eski Merkez Bankası Başkan Yardımcısı Erkan Kilimci ve beraberindeki iş insanlarının da dosyaya şüpheli olarak dahil edilmesi, soruşturmanın bürokrasi ve finans ayağında çok daha geniş bir etki yaratacağını gösteriyor. Savcılık, şüphelilerin yurt dışı para transferleri, kripto varlık hareketleri ve piyasa dolandırıcılığı iddiaları üzerindeki incelemelerini titizlikle sürdürüyor.

Alihan Kuriş suç örgütü soruşturmasında gözaltına alınan 25 şüpheliden 20’si tutuklandı. 5 şüpheli hakkında adli kontrol kararı verildi

Alihan Kuriş suç örgütü soruşturmasında gözaltına alınan 25 şüpheliden 20’si tutuklandı. 5 şüpheli hakkında adli kontrol kararı verildi

24.09.2026 15:00:00
Haber Merkezi
 
 Alihan Kuriş suç örgütü soruşturmasında gözaltına alınan 25 şüpheliden 20’si tutuklandı. 5 şüpheli hakkında adli kontrol kararı verildi
 Alihan Kuriş suç örgütü soruşturmasında gözaltına alınan 25 şüpheliden 20’si tutuklandı. 5 şüpheli hakkında adli kontrol kararı verildi
Alihan Kuriş suç örgütü soruşturmasında gözaltına alınan 25 şüpheliden 20'si tutuklandı. 5 şüpheli hakkında adli kontrol kararı verildi.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen Alihan Kuriş çıkar amaçlı suç örgütü soruşturmasında yeni bir gelişme yaşandı.

20 Eylül'de düzenlenen dördüncü dalga operasyonda gözaltına alınan 25 şüpheli, emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edildi. 

Savcılık sorguları ardından 22 şüpheli tutuklama, 3 şüpheli adli kontrol tedbiri uygulanması talebiyle Sulh Ceza Hakimliğine sevk edildi.

20 şüpheli tutuklanırken, 5 şüpheli hakkında adli kontrol tedbiri uygulandı.

Örgüte yönelik soruşturma; yolsuzluk, kara para aklama, yüksek sermayeli şirketler üzerinden olağan dışı nakit hareketi oluşturma suçlamalarıyla yürütülüyor.

SORUŞTURMA HAKKINDA BİLİNENLER

Adalet Bakanı Akın Gürlek ve İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, soruşturmanın dini faaliyetlerle ilişkisinin bulunmadığının altını çizmişti.

Başsavcılığın açıklamasında da soruşturmanın şüpheli mali işlemler üzerinden yürütüldüğü belirtilmişti. Suç örgütü adı verilen yapıyla mali ve ticari bağlantıları bulunduğu değerlendirilen 32 şirket tespit edilmişti.

Bunlar arasında Armine Giyim, Ayakkabı Dünyası ve Verona Ev Tekstil gibi inşaattan gıdaya, kuyumculuktan, denizcilik ve eğitime farklı sektörlerde faaliyet gösteren şirketler yer aldı.

Yurt dışına büyük miktarlarda para transferi yapıldığı da iddia edilirken MASAK incelemelerinde, 100 milyar TL'yi aşan tutarın çeşitli yöntemlerle yurt dışına çıkarıldığı tespit edildi.

İLK DALGA OPERASYON

Alihan Kuriş çıkar amaçlı suç örgütüne yönelik soruşturmada gözaltına alınan Alihan Kuriş ve beraberindeki 32 şüpheli hakkında tutuklama kararı verilmişti. Kuriş soruşturmasında gözaltına alınan şüpheliler, 16 Ağustos sabahı adliyeye sevk edilmişti. Mahkeme aralarında Alihan Kuriş'in de bulunduğu 38 şüpheliden 32'sini tutuklamıştı.

Adliyelerde "Dijital Ortam Güvenliği ve Dezenformasyonla Mücadele Büroları" kuruluyor

Adalet Bakanlığı tarafından 175 ağır ceza merkezi Cumhuriyet başsavcılığına gönderilen yazıyla adliyelerde "Dijital Ortam Güvenliği ve Dezenformasyonla Mücadele Büroları" kurulacağı bildirildi

24.09.2026 14:17:00
İHA
 
Adliyelerde "Dijital Ortam Güvenliği ve Dezenformasyonla Mücadele Büroları" kuruluyor
Adliyelerde "Dijital Ortam Güvenliği ve Dezenformasyonla Mücadele Büroları" kuruluyor
Dijital suçlarla mücadelede yeni yapılanma

Adalet Bakanı Akın Gürlek'in X hesabı üzerinden yaptığı paylaşımda, siber alanda suçla mücadelenin daha hızlı, etkin ve koordineli hale getirilmesi amacıyla adliyelerde yeni büroların kurulacağı belirtildi. Çocukları ve gençleri suça, şiddete ve istismara yönlendiren; vatandaşların özel hayatını, kişilik haklarını, can ve mal güvenliğini hedef alan dijital içeriklere karşı adli kapasitenin güçlendirileceği ifade edildi.

Suç içerikleri yakından izlenecek

Yeni yapılanmayla dijital mecralardaki suç içerikleri ve suça teşvik eden faaliyetlerin uzmanlaşmış Cumhuriyet savcılarınca yakından izleneceği bildiren Bakan Gürlek, bu kapsamda şüphelilerin tespiti, gerekli adli işlemlerin başlatılması ve hukuka aykırı içeriklere müdahale süreçlerinin daha hızlı yürütülmesinin amaçlandığını kaydetti.

Dezenformasyonla mücadelede koordinasyon güçlendirilecek

Gürlek, kamuoyunu kasıtlı şekilde yanıltan, toplum huzurunu ve kamu düzenini bozmaya yönelik suç niteliğindeki dezenformasyon faaliyetleriyle mücadelede kurumlar arası koordinasyonun güçlendirileceğini ifade etti. Adalet Bakanlığının, çocukları koruyan, vatandaşların haklarını güvence altına alan, kamu düzenini ve hukukun üstünlüğünü dijital alanda da hâkim kılan adalet anlayışıyla çalışmalarını sürdüreceği ifade edildi.

Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Manisa'daki silahlı saldırının yalnızca okul güvenliği üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini belirtti, "Çocukların kiminle yazıştığı takip edilmeli" dedi

Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Manisa'daki silahlı saldırının yalnızca okul güvenliği üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini belirtti, "Çocukların kiminle yazıştığı takip edilmeli" dedi

24.09.2026 14:00:00
Haber Merkezi
 
 Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Manisa'daki silahlı saldırının yalnızca okul güvenliği üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini belirtti, "Çocukların kiminle yazıştığı takip edilmeli" dedi
 Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Manisa'daki silahlı saldırının yalnızca okul güvenliği üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini belirtti, "Çocukların kiminle yazıştığı takip edilmeli" dedi
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Manisa'daki silahlı saldırının yalnızca okul güvenliği üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini belirtti, "Çocukların kiminle yazıştığı takip edilmeli" dedi.

Bakan Tekin, Manisa'nın Turgutlu ilçesindeki silahlı saldırının İnci Üzmez Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi'nde değil, lisenin yakınında gerçekleştiğini söyledi.

"Okullarda çok kapsamlı tedbirler alındı." diyen Tekin, saldırıyı gerçekleştiren H.O. isimli saldırganın evden aldığı silahla olayı gerçekleştirdiğini anımsatıp, "İlaçları nasıl çocukların erişemeyeceği yerlerde saklayın türünden uyarı varsa, bu silahların çocukların ulaşamayacağı yerlerde olması gerekiyor." diye konuştu.

Bakan Tekin, "Bu saldırıyı sadece ve sadece okul güvenliği, emniyet vb. üzerinden okumamak gerekiyor." ifadelerini kullandı.

Saldırgan H.O.'nun ilk ifadesinde akran zorbalığından bahsettiğini anlatan Tekin, "Çocuk henüz akran zorbalığı dediğimiz şeyi görebilecek kadar okula gitmemiş. Dokuzuncu sınıfa yeni kayıt olmuş. Devamsızlığından dolayı iki ya da üç gün gitmiş." bilgisini verdi.

Sosyal medyanın çocuklar üzerindeki etkisine dikkat çeken Tekin velilere çağrıda bulunup, "Çocuklarımızın oyun sitelerinin arka planındaki mesajlaşma ortamlarında, sosyal medya platformlarında kiminle yazıştığı takip edilmeli." dedi.

"BİR ANNE BABANIN BUNU TAKİP ETMESİ GEREKİR"

Turgutlu'daki saldırıyı gerçekleştiren şüphelinin sosyal medya platformu yazışmalarında çeşitli ipuçları olduğunu kaydeden Tekin, "Bir çocuk neden kendi profilinde ABD'deki bir okul saldırısındaki bir saldırganın profil resmini kendi resmi yapar? Bir anne babanın bunu takip etmesi ve görmesi gerekir." dedi.

"REHBER ÖĞRETMENLERİMİZ GEREKLİ ŞEYLERİ YAPACAK"

15 Nisan'dan bu yana rehber öğretmenlerle bu konuda çalışmalar yaptıklarını anlatan Tekin, "Velilerden istirhamım, bu türden bir sıkıntılı durum gördüklerinde bunları rehber öğretmenlerimizle paylaşsınlar. Öğretmenlerimiz bu çocuklarla ilgili gerekli şeyleri yapacaklar." ifadelerini kullandı.

OKULLARDA ALINAN FİZİKİ TEDBİRLER NELER?

Türkiye'deki okulların tamamında, okulun bulunduğu sosyo ekonomik koşullar, fiziki pozisyonları değerlendirilerek bir parametre listesi oluşturduklarını anlatan Tekin, "Okullarımızın durumlarına göre her bir okulumuzu kategorileştirdik." dedi. Tekin çalışma hakkında şu bilgileri verdi:

"- Her bir okulumuzda bina içi kamera sisteminden, bina çevresi kameralara kadar bağlantıları yapıldı. Turnikeler, bazı okullarımızda yüz tanıma sistemleri, görevliler için el dedektörleri, acil durum butonları gibi her okulun durumuna tedbirler silsilesini başlattık.

- Binamızın durumuna göre bahçe duvarlarının yükseltilmesinden, kapısına turnike koymamız gereken okullara kadar. Hepsi güvenlik güçlerinin tespitleri doğrultusunda aldığımız tedbirler."

12 YILLIK EĞİTİM KISALACAK MI?

Bakan Tekin, 12 yıllık eğitimin kısalmasına ilişkin çalışmanın tartışmaya açıldığını belirterek şunları kaydetti:
"Bu konuda yazılmış raporlara bakıyoruz. Buradaki derdimiz çocuklarımızın okuldan uzak kalması değil, daha etkili eğitim alması. 12 yıllık periyot içerisinde çocuklarımıza verdiğimiz şeyleri artık çocuklarımızın çok daha hızlı erişebilecekleri bir ortam mümkün."

ÖZEL OKUL ÜCRETLERİ

Bakan Tekin, özel okul ücretlerine ilişkin ise şunları kaydetti:

"- 12 bin 500 tane özel okulumuz var. Bu özel okulların içerisinde ücreti 1,5 milyon liranın üzerinde olan 84 adet okul var. Bunlardan 14 tanesi anaokulu. Biz bütün öğrencileri bir okulla ilişkilendiriyoruz. Vatandaşın çocuğunu özel okula göndermesi bir zorunluluk değil. Biz her çocuğu evine en yakın devlet okuluyla ilişkilendiriyoruz.

- Biz özel okul temsilcilerinin fiyatlarını takip ediyoruz. Ve fahiş ücrete kesinlikle müsaade etmiyoruz. Özel okul temsilcileri de bu konuda çok hassaslar." Kıyafet, yemek ve kırtasiye ile ilgili fahiş fiyat denetimimizi yapıyoruz.

Alihan Kuriş soruşturmasında 20 şüpheli tutuklandı

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen Alihan Kuriş soruşturması kapsamında gözaltına alınan 25 şüpheliden 20'si tutuklandı

24.09.2026 12:21:00
İHA
 
Alihan Kuriş soruşturmasında 20 şüpheli tutuklandı
Alihan Kuriş soruşturmasında 20 şüpheli tutuklandı
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde Ankara İl Emniyet Müdürlüğü Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü tarafından yürütülen çalışmalar kapsamında Alihan Kuriş'in 'çıkar amaçlı suç örgütü' faaliyetleri kapsamında 20 Eylül'de operasyon düzenlendi.

Operasyonda gözaltına alınan 25 şüpheli, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına sevk edildi. Şüphelilerden 22'si tutuklama, 3'ü ise adli kontrol tedbiri uygulanması talebiyle Sulh Ceza Hakimliğine sevk edildi.

Hakimlik tarafından tutuklama talebiyle sevk edilen 22 şüpheliden 20'si hakkında tutuklama kararı verilirken, adli kontrol talep edilen 3 şüpheli ile birlikte toplam 5 şüpheli hakkında adli kontrol tedbiri uygulanmasına karar verildi.

Rize'de şiddetli yağış ve heyelanın bilançosu netleşiyor

Rize Valisi İhsan Selim Baydaş, meydana gelen heyelan ve su baskınlarında şu ana kadar tespit edilen zararın yaklaşık 1 milyar 42 milyon lira olduğunu belirterek, "Çalışmalar devam ediyor" dedi

24.09.2026 12:18:00 / Güncelleme: 24.09.2026 12:20:53
İHA
 
Rize'de şiddetli yağış ve heyelanın bilançosu netleşiyor
Rize'de şiddetli yağış ve heyelanın bilançosu netleşiyor
Rize'de 19 Eylül Cumartesi akşamı başlayan ve metrekareye yer yer 200 kilograma kadar düşen şiddetli sağanak, cadde ve sokaklarda su baskınlarına, kırsal ve eğimli kesimlerde ise zemin kaymaları ile heyelanlara yol açtı. İlçe merkezleri ile köy yollarında çökmeler meydana gelirken, birçok konut, iş yeri ve tarım arazisinde hasar oluştu.

Afetin hemen ardından AFAD koordinasyonunda Karayolları, Devlet Su İşleri (DSİ), Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Müdürlüğü, Defterdarlık, Tarım ve Orman Müdürlüğü ile İl Özel İdaresi ekipleri sahada kapsamlı inceleme başlattı. İyidere, Pazar ve Derepazarı ilçelerinde meydana gelen heyelan ve su baskınlarının ardından başlatılan hasar tespit çalışmalarında ilk etap tamamlandı. Rize Valisi İhsan Selim Baydaş, şu ana kadar tespit edilen toplam hasar ve zararın yaklaşık 1 milyar 42 milyon lira olduğunu açıkladı.

"En büyük tesellimiz can kaybı yaşanmaması"

Vali Baydaş, afetin boyutunun büyüklüğüne dikkat çekerek, en sevindirici noktanın can kaybı olmaması olduğunu vurguladı. Vali Baydaş, "Sevindiğimiz mesele burada can kaybının yaşanmamasıdır. Afetin büyüklüğüne rağmen, ki metrekareye yer yer 200 kiloya yakın yağışın düştüğü bir afetten bahsediyoruz. Herhangi bir can kaybının olmayışı bizim açımızdan sevindirici husustur. Geri kalan hasar tespitleri ve hasarlı olan yerlerin tadili, tamiri de o gün itibarıyla başlamıştı. Şimdi tespitler gerçekleştikçe devam ediyoruz" dedi.



200 noktada çalışma

Sahadaki ekiplerin şu ana kadar 200 ayrı noktada incelemelerini sürdürdüğünü belirten Vali Baydaş, "AFAD İl Müdürlüğümüz, Karayolları, Devlet Su İşleri, Defterdarlığımız, Çevre ve Şehircilik Müdürlüğümüz, Tarım Müdürlüğümüz, bu saha tespitlerini yapan ekiplerimiz ve İl Özel İdaremiz bütün tespit ve değerlendirmelerinin ilk etabını gerçekleştirdiler. 200 noktada çalışma yaptı arkadaşlarımız. Şu ana kadar tespit edilen hem hasar hem de zarar noktasında araç, iş yeri ve ev zararları gibi maddi kayıplar ile istinat duvarı, menfez, yol ve konut hasarları yer alıyor. Önümüzde şu ana kadar tespit edilen 1 milyar 42 milyon liralık bir rakam var. Çalışmalar devam ediyor; cuma gününe kadar ekiplerimiz sahada olacak ve nihai icmali çıkaracağız. Bunun ödenek boyutuyla ilgili taleplerimizi de ivedilikle gerçekleştireceğiz" ifadelerini kullandı.

Riskli bölgelere teknik rapor ve tedbir çağrısı

Heyelan riski altındaki yerleşim yerlerinde sürekli teyakkuzda olunduğunu belirten Baydaş, vatandaşların birebir telefonla dahi uyarıldığını ifade etti. Riskli sahalara ilişkin sürecin teknik heyetler tarafından titizlikle incelendiğini söyleyen Vali Baydaş, "Yaklaşık 30 hanenin bulunduğu bir bölgede alt tarafın tamamen heyelan gördüğünü tespit ettik. Vatandaşımızı yerinden etmek istemeyiz ancak orası bizim açımızdan artık bir risk bölgesidir. Bilim insanları, jeoloji ve inşaat mühendislerinden oluşan teknik heyetin raporu tamamlanıncaya kadar o bölgeyi riskli kabul ediyor ve yağışlar öncesinde gerekli tedbirlerin alınmasını sağlıyoruz" şeklinde konuştu.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.