logo
23 MART 2026


Türk askeri tarafsız olmaz

16.01.2002 00:00:00
Dün, politikacılarımızın belli bir düzeyi tutturamamaları halinde askerin söylediklerinin önem kazanacağından bahsetmiştik.

Genelkurmay Başkanı Orgeneral Kıvrıkoğlu, SAREM'in açılışında yaptığı konuşmada sözlerini şöyle tamamladı:

"Unutulmamalıdır ki, ulusal güvenlik sadece askerlere yüklenen bir sorumluluk değildir. Tüm milli güç unsurları 'askeri, ekonomik, sosyal ve politik unsurlar' ulusal güvenliğin altyapısını oluşturur. Milli güç unsurlarının uyum içinde olmadıkları ve yeterli güce sahip bulunmadıkları ülkelerde ulusal güvenlik sorunu vardır. Bugün faaliyete geçen SAREM'in, en önemli faaliyet alanının ulusal güvenlik bağlamında milli güç unsurları arasındaki stratejik etkileşim ve geleceğe yönelik boyutları oluşturacaktır. Ayrıca bu kuruluş küreselleşmenin siyasi, ekonomik ve sosyal boyutlardaki gelişmelerin güvenlik politikalarına ve milli güç unsurlarına etkilerine ilişkin stratejik öngörüler üretmeye çalışacaktır. Tekrar özetlemek gerekirse, kurumun amacı politika yapmak değil, ulusal güvenliği ilgilendiren konularda geleceğe yönelik değerlendirmeler yapmak, stratejik öngörüde bulunmaktır."

Kıvrıkoğlu "Millî Güç Unsurları"nı şöyle sıralıyor; 1) Askerî güç, 2) Ekonomik Güç, 3) Sosyal Güç, 4) Politik Güç ve bu unsurların a) Uyum içinde olmaları, b) Yeterli güce sahip olmaları gerektiğinden söz ediyor.

Şimdi de "durum"a bir bakalım... Ülkenin politik kurumları bütün kamuoyu yoklamalarında dibe vurmuştur. En itibarsız kurumlardır. Milletin güveni kalmamıştır.

Calvaho Arjantin'i batırdıktan sonra ne demişti; "Üzgünüm. Başaramadım." Derviş'in de benzer durumda farklı bir şey söyleyeceğini zannetmeyin. Sırtında yumurta küfesi, hesap vereceği bir politik tabanı yoktur. Hesabı, kendisini o makama getirenlere vermektedir. Bir gecede tenis raketini bavula koyup ayrılabilir.

Ne diyor Kıvrıkoğlu; "Arjantin'de ekonomiyi batıranlar cezalandırılıyor. Bizde seçime kalıyor." a)Mevcut politika(cılar) b)ekonomiyi dibe vurdurduğu gibi d)sosyal güçle aralarındaki toplumsal mutabakatı da bozmuşlar ve bunun hesabını vermeye niyetli görünmemektedirler.

Genelkurmay Başkanı doğru teşhiste bulununca da sinirlenmektedirler.

Farkındaysanız bir önceki kısa cümlede dört milli güç unsurundan üçü yer almaktadır.

İşbaşındaki politik kadrolar hem mevcudu batırmış ve hem de uyum içinde bulunarak güçlenmeleri öngörülen milli güç unsurlarını berbat etmişlerdir.

Onlar kendi aralarındaki "uyum"u tercih etmektedirler.

Olaylara dışarıdan bakarak zaman zaman müdahil olma durumunda kalan dördüncü güç yâni ordu işte bu yüzden meselenin "müsebbibi" tarafından suçlanmaktadır.

Kötü politikacılar, sosyal gücün kendi içinde çatışmasını da engelleyememektedirler.

Millet devletiyle, askeriyle küs hâle getirilmek istenilmektedir.

Kimse burada askerden olaylara tepkisiz ve tarafsız kalıp, sessiz sedasız davranacağını zannetmesin.

Asker devletin ülkesi ve milleti ile bölünmez bütünlüğü için çalışırken, milletin de askerine sahip çıkması elzemdir.

Yazının başlığı; komutasını üç ay sonra İngilizlerden devralacağımızı Fransızlardan öğrendiğimiz Afganistan'daki Barış Gücü'nün üzerine yapılan spekülâsyonlardan alınmıştır.

Yeni kurulan Afgan hükümeti hem Türk askerinin "özel harp" deneyimini yere göğe sığdıramamakta ama hem de "Türk askerini istemiyoruz" demektedirler.

İleri sürdükleri gerekçe; Türklerin bölge ile ilgili tarihi bağlarının varlığı, dolayısı ile Türk askerinin tarafsız olamayacağı imiş.

Ve maalesef Afganların ta Afganistan'dan görebildikleri gerçeği Türkiye'de yaşayan bir kısım politikacı görememektedir.

Afganistan'da tarafsız olamayan Türk askeri elbette Türkiye'de de tarafsız olamayacaktır.

Türk askeri vatandan, milletten, bayraktan yanadır. Devletin ülkesi ve milleti ile bölünmez bütünlüğünden yanadır.

Asıl yanlış pozisyonda bulunanlar, Afganların binlerce kilometre öteden gördüğü gerçeği buradan göremeyenlerdir.

Bakın Kıvrıkoğlu ne diyor:

"11 Eylül saldırısından sonra, ABD, terörizmle suçlanan yabancıların askeri mahkemelerde yargılanmalarını kabul etmiş ve bu mahkemelerin temyizinin olmadığını da açıklamıştır.Avrupa Birliği ise bir yandan ABD'nin bu yöndeki terörle mücadelesine tam destek verirken, diğer yandan PKK gibi bir örgütü terörist örgüt olarak görmediğini ihsas ettirmiştir. O halde Türkiye, ulusal güvenliğine ve üniter yapısına ilişkin hangi kriterleri esas alacaktır?" Ve devam ediyor Kıvrıkoğlu; "Bu durum geleceğe yön verecek değerlendirmelerin her türlü önyargıdan soyutlanmış bir şekilde yapılmasının kaçınılmaz bir zorunluluk olduğunu dikte ettirmektedir. Türkiye'de bu tür çalışmalar yapan bir çok düşünce kulübü bulunmasına karşın, bunların bir kısmı çalışmalarını sahip oldukları ideolojik saplantılar ve önyargılarla yapmaktadırlar."

"İdeolojik saplantı ve önyargıların" bulunduğu ortamda asker elbette millet ve vatandan yana olacaktır.
 
Hüseyin Mümtaz / diğer yazıları
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.