logo
08 AĞUSTOS 2026

Türk heyeti Şam'da Şara ile ne konuştu

Fidan, 13 Mart'ta Suriye'nin başkenti Şam'a yaptığı ziyaretteki görüşmelere ilişkin de açıklamalarda bulunarak, "Türkiye olarak bizim yaşamsal çıkarlarımız var özellikle başta güvenlik olmak üzere. Suriye'nin içinde bulunduğu belli şartları suiistimal eden terör örgütleri var. O konuları görüşmek, mevcut gelişmeleri bir gözden geçirmek ve iki ülke arasındaki diğer gündeme gelmesi gereken bazı konular var. Yani enerji ve diğer yardım konuları bunların hepsini ele aldık." şeklinde konuştu.

15.03.2025 05:48:00
Anadolu Ajansı
 
Türk heyeti Şam'da Şara ile ne konuştu
Türk heyeti Şam'da Şara ile ne konuştu

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, "Avrupa, Amerika'nın olmadığını varsaydığı yeni bir güvenlik mimarisi geliştirirken, Avrupa'daki birtakım güçlerin, Türkiye de dahil, rollerinin parametreleri, çarpan katsayıları da değişiyor." dedi.

Bakan Fidan, TV100 canlı yayınında gündeme ilişkin soruları yanıtladı.

Fidan, 8 Aralık 2024'te Suriye'de "yeni bir dönemin" başladığını kaydederek, "Bu dönem tabii çok büyük bir tarihi fırsatı getirirken Suriye halkı için ve bölge için aynı zamanda birçok problemin de aslında başlangıç noktası oldu. Gerçekten yeni yönetim ve Suriye halkı arkasında ülkeyi yokluğa, imkansızlığa, açlığa bırakmış bir liderin kalıntısıyla baş başa kaldılar. Ve şu anda sistem kendini yeniden ayağa kaldırmaya çalışıyor devletiyle, milletiyle." ifadelerini kullandı.

Suriye'nin hem uluslararası toplumun hem Türkiye'nin her türlü desteğine ihtiyacı olduğunu belirten Fidan, "Bizim tabii ki bu bir tarihi mesuliyetimiz yanı başımızda bulunan kardeşlerimize yardım etmek, modern bir devlet imkanını kullanarak profesyonel bir şekilde onlara her türlü desteği götürmek önemli." diye konuştu.

Fidan, 13 Mart'ta Suriye'nin başkenti Şam'a yaptığı ziyaretteki görüşmelere ilişkin de açıklamalarda bulunarak, "Türkiye olarak bizim yaşamsal çıkarlarımız var özellikle başta güvenlik olmak üzere. Suriye'nin içinde bulunduğu belli şartları suiistimal eden terör örgütleri var. O konuları görüşmek, mevcut gelişmeleri bir gözden geçirmek ve iki ülke arasındaki diğer gündeme gelmesi gereken bazı konular var. Yani enerji ve diğer yardım konuları bunların hepsini ele aldık." şeklinde konuştu.

"Suriye'de normal hayata dönüş önemli"

Suriye'de normal hayata dönüşün fevkalade önemli olduğunu vurgulayan Fidan, "Normal hayata dönülmeden, gerek Türkiye'de gerek civar ülkelerde bulunan mültecilerin dönmesi de mümkün değil. Şu anda belirli gelişmeleri az da olsa görüyoruz. Önemli olan güvenliğin, istikrarın sağlanması, tesis edilmesi." değerlendirmesinde bulundu.

Fidan Ürdün'e ziyaretini hatırlatarak, "Ürdün'de Türkiye'nin aslında çerçevesini önceden oluşturduğu, teklif ettiği bu DEAŞ'a karşı mücadele platformunun temelleri atıldı. Suriye aslında bunun önemli bir ayağı çünkü Suriye'de ve Irak'ta DEAŞ'in tekrar neşvünema bulmaması son derece önemli. Yeni mekanizmanın teknik özellikleri, birtakım parametreleri nasıl olabilir, ne yapılır, ona biraz baktık." dedi.

Suriye'nin belli bölgelerindeki gerilimlere ilişkin Fidan, "Biz daha önce provokasyon uyarısında bulunmuştuk. Maalesef bu ne ilk provokasyon olacak ne son provokasyon olacak. Önemli olan bu türden provokasyonlara karşı alacağınız idari ve siyasi önemler." ifadelerini kullandı.

Fidan, provokasyonların bölgedeki Nusayri kesimine yönelik bir proje olduğunu belirtti.

Devrik rejim unsurlarının hükümet birliklerine tuzak kurarak saldırması ve askerleri öldürmeleri sonucu ortaya çıkan, her iki taraftan sivil unsurların da karıştığı bir konu olduğunu söyleyen Fidan, "Özellikle Nusayri ve Sünni hassasiyetinin bulunduğu bir yerde, yakın tarihinde bazı acıları yaşamış bir toplumun yaraları bu kadar taze iken, aslında provokasyona açık bir yaranın olduğu ortada." diye konuştu.

8 Aralık'tan itibaren birçok çevrenin yeni yönetimin ve bağlılarının Nusayri sivil kesime yönelik bir rövanşist yaklaşıma gideceğini düşündüğünü ancak bunun olmadığını belirten Fidan, şunları söyledi:

"Yeni yönetim ne dediyse gerçekten arkasında durdu. Yeni yönetim bu türden bir rövanşist tavra girmeyince gerçekten aklı selim, makul, herkesi kucaklayan, yaraları bir an önce sarmaya odaklı bir yaklaşım sergileyince bu sefer umduğunu bulamayan belli çevreler provokasyonu kendileri örgütlediler. Yani bu provokasyonun hemen arkasında özellikle Suriye'deki Ahmed Şara yönetiminin çıkıp 'bunların sorumlularını bulacağız' diyerek bir mekanizma oluşturması önemliydi."

Fidan, bölgede farklı mezheplerin varlığından söz ederek, "Üzücü olan şu, Türkiye'de bazı çevrelerin ucuz bir siyaset dili kullanarak, yakın çevremizde olan birtakım gelişmelerin Türkiye'ye aynasını tutması, buradan özdeşleştirmeye gidebilmesi ve bunun başka bir geriliminin Türkiye'de taban bulmaya yönelik siyasi operasyona dönüştürmesi talihsiz bir yaklaşım." şeklinde konuştu.

"Biz burada milletimizin güvenliğini, çıkarlarını gözetmek için varız"

Suriye'deki gelişmelerin profesyonel bir şekilde takip edildiğini söyleyen ve yeni yönetimle SDG arasında imzalanan anlaşmanın etkileri üzerine konuşan Fidan, "Özellikle YPG ile ilgili konularda, başta provokasyon olmak üzere, ileriye yönelik birtakım tezgahlar olmak üzere her şey gündemde olabilir. Yani iyi niyetle imzalanmış bir anlaşma varsa, gereği yapılsın. Ama birtakım orada sorunlar, ileriye döşenmiş mayınlar olabilir. Biz Türkiye olarak bunu kendi açımızdan çok yakından gözetliyoruz, bakıyoruz. İnşallah çok fazla kan dökülmeden, sulh içinde bir normal hayata geçiş olur, terör biter." değerlendirmesinde bulundu.

Fidan, Suriye'deki yeni yönetim ile SDG arasında yapılan anlaşmanın son Şam ziyaretinde ele alındığını ve Türkiye'nin endişelerinin dile getirildiğini belirterek, şöyle devam etti:

"Biz Suriye devletinden ne bekliyoruz' Kürtlere bütün haklarının verilmesi gerekiyor. Ama buna mukabil oradaki terör yapısının ortadan kalkması, silah unsuru bütün imkan ve kabiliyetlerini devlete teslim etmesi gerekli. Bunu nasıl hayata geçirmeyi düşünüyorsunuz' Bunları bilmek profesyonel açıdan bizim için önemli. Bunun olabilirliğine ilişkin kanaatimi pekiştirmek zorundayım ki ona göre ben ne kadar alarmda olacağım, ne kadar müdahale edeceğiz, ne kadar etmeyeceğiz."

"Biz burada milletimizin güvenliğini, çıkarlarını gözetmek için varız." diyen Fidan, anlaşmanın olumlu bir adım olduğunu ancak etkilerine ilişkin bir şey söylemek için "bundan sonra atılacak adımların" görülmesi gerektiğini belirtti.

Suriye'de hiç kimsenin kendisini azınlık hissetmeden, eşit imkanlardan istifade ederek daha büyük bir refahın özel bir parçası olduğunu hissetmesi gerektiğini söyleyen Fidan, "Bizim yaşadığımız coğrafyada bir yeri otonom ve ayrı yaptığınız zaman ona aynı muamele edersiniz. Geri kalan refahtan istifade etmez. Buna hiç gerek yok." dedi.

Fidan, Türkiye'nin Suriye konusundaki rolüne ilişkin, önemli olanın ülkenin ortaya koyduğu hedeflerin hayata geçirilmesi olduğuna dikkati çekerek, Türkiye'nin bölgede çatışmaların bittiği, kardeşlik ve dayanışma duygusunun arttığı ve çağdaş profesyonel dayanışma metotlarının kullanıldığı bir politika vizyonu bulunduğunu anlattı.

Türkiye'nin Suriye, Ukrayna, Kafkasya ve Balkanlar gibi bölgelerde görmek istediği neticeler doğrultusunda değişen ölçülerde rol aldığını aktaran Fidan, Türkiye için önemli olanın ortaya konulan perspektifin ve vizyonun yürümesi olduğunu dile getirdi.

Terör örgütü "vekil unsur" görevi görüyor

Fidan, Türkiye'de siyaset yapma imkanı varken silahlı terör yolunun seçilmesinin "ülkeye ve millete düşmanlık" ve "başkalarının taşeronluğunu yapmak" olduğunu vurguladı.

Terör örgütü PKK'nın kendisini çoktan feshetmiş olması gerektiğini belirten Fidan, "Aslında 2013'te bu sürece girilmişti, oluyordu ama Suriye'deki birtakım fırsatları varmış gibi göstererek örgütü kandırdılar. Bunca yıl kaybedildi. O zaman örgütün aklını çelen bölgesel aktörlerin kimler olduğunu örgüt kendisi biliyor." ifadelerini kullandı. Fidan, 2013'ten örgütün aklını çelenlerin tekrar devreye girebileceğine karşı uyardı.

Fidan, geçmişle kıyaslandığında Türkiye'nin, örgütü alanda tamamıyla yenilgiye uğratmasını, Irak'ta ve Suriye'de baskılamasını bir konjonktür değişikliği olarak nitelendirerek, Türkiye'nin 10 sene öncesine nazaran mücadele konusunda çok yol kat ettiğini dile getirdi.

Örgütün ilişkide olduğu başka unsurların menfaatini temsil etmeye başlayarak "vekil unsur" haline dönüştüğünü aktaran Fidan, örgütün silah bırakma çağrısını uyup vesayetten kurtulması çağrısında bulundu.

Değişen ABD-Avrupa ilişkileri ve yeni oluşumlar

Fidan, İkinci Dünya Savaşı'ndan beri ABD'nin Avrupa'da oluşturduğu güvenlik şemsiyesi altında oluşan demokrasi ve refah alanının, ABD'nin koruyuculuğu olmadan ayakta duramayacağı değerlendirmesini yaparak, Avrupalıların uzun yıllar boyunca bunu kendilerini yaptığı yanılgısına düştüğünü kaydetti.

ABD'nin güvenlik şemsiyesini çekmesi ihtimalinin ortaya çıkışının Avrupalıları kendi adımlarını atmaya ittiğini anlatan Fidan, Avrupalıların orta ve uzun vadede ABD'nin kendilerine sağladığı kabiliyetleri geliştirdiğini vurguladı.

Fidan, "Avrupa, Amerika'nın olmadığını varsaydığı yeni bir güvenlik mimarisi geliştirirken, Avrupa'daki birtakım güçlerin, Türkiye de dahil, rollerinin parametreleri, çarpan katsayıları da değişiyor." diye konuştu.

Bakan Fidan, Avrupa'da Türk ordusu kadar güçlü, araçları muharebe alanlarında test edilmiş çok sayıda ordunun bulunmadığına dikkati çekti.

Tehditlerin tanımlanması, imkanların ve tarafların birbirine ne kadar sahip çıkacağının görülmesi gerektiğine işaret eden Fidan, Ukrayna meselesinin Türkiye'nin de içinde bulunduğu Avrupa ülkeleri için test görevi göreceğini kaydetti.

"Bir şey yapıyorsak, muhakkak bir şey isteyeceğiz"

Fidan, Türkiye'nin Avrupa ülkeleriyle birebir ilişkilerinin iyi durumda olduğunu belirterek, "Avrupa'nın tamamıyla toplamda 200 milyar dolardan fazla ticaret hacmimiz var. Dünyanın olabilecek en dengeli ticaret hacmi, her iki taraf için de." şeklinde konuştu.

AB kurumlarıyla 2019'da belli ölçüde kesilen ilişkilerin tamirinin meşakkatli olduğuna dikkati çeken Fidan, AB üyeliğinin hala stratejik öncelik olduğunu fakat AB'nin konuyu aynı şekilde ele almadığını anlattı.

Fidan, gelecek dönemde Türkiye-AB ilişkilerinde iyi niyetli açılımların beklenebileceğini söyleyerek, "Şu anda her şey birtakım muhtemel senaryolar ve varsayımlar üzerinden götürülüyor. Bunu daha gerçekçi olaylar önümüze çıktıkça bir müzakere sürecine evireceğiz. Biz bir şey yapıyorsak, muhakkak bir şey de isteyeceğiz. Olmadan olmaz." dedi.

Müzakere sürecinde iki tarafın menfaatini gözeten, yapıcı bir yaklaşım benimseyeceklerini kaydeden Fidan, AB içerisinde 2019'dan itibaren oluşan olumsuz havanın dağıldığını vurguladı.

Rusya-Ukrayna Savaşı

Fidan, "Türkiye bu konuda şu ana kadar oynadığı rolü (Rusya-Ukrayna arasında arabuluculuk) artırarak oynamaya hazır. Yeter ki barış olsun, istikrar olsun, insanlar ölmesin, yıkım devam etmesin. Bu konuda elimizden ne geliyorsa siyasi, teknik, askeri bunları yapmaya devam edeceğiz." ifadelerini kullandı.

Ateşkesin veya barışın olması için tarafların birçok konuda mutabık kalması gerektiğinin altını çizen Fidan, Türkiye'nin uzunca bir süre NATO içerisinde Ukrayna'da ateşkesi savunan tek ülke konumunda olduğunu belirtti.

Fidan, Rusya'nın ve Ukrayna'nın ayrı zamanlarda davet edilmediği barış görüşmelerine işaret ederek, tüm tarafların masada olmasıyla "sahici" barış görüşmesi yapılabileceğini söylediklerini kaydetti.

Taraflar arasında ilan edilmesi beklenen ateşkesin getirdiği sükunetin, tarafları daha kalıcı ve uzun süreli barışa teşvik edeceği yönünde bir hava oluşması temennisinde bulunan Fidan, müzakere temellerinin sağlam olması gerektiğini vurguladı.

Fidan, Türkiye'nin, Rusya ile Ukrayna arasındaki barış görüşmelerine ev sahipliği yapma konusunda açık daveti bulunduğunu hatırlatarak, "Ev sahipliği yapmaktan tutun da diğer yapıcı katkılara kadar her bir faaliyetin içerisinde olacağız." diye konuştu.

"ABD'nin PKK/YPG ile ilişkisi kesildiğinde bir numaralı sorun ortadan kalkar"

Fidan, ABD ile sorunların başında Washington'ın PKK/YPG ile ilişkisinin ve terör örgütünün bundan aldığı gücün geldiğine işaret ederek, ABD'deki yeni yönetimin de etkisiyle İmralı'dan yapılan çağrının örgüt nezdinde yankı bulmasını diledi.

Suriye'de de işleyen bir süreç olduğuna değinen Fidan, "PKK tehdidinin ortadan kalktığı, Amerika'nın bunlarla ilişkisini kestiği bir noktada, Türkiye'nin aslında bir numaralı sorun parametresiyle alakalı çok fazla bir derdi kalmıyor." şeklinde konuştu.

Fidan, ABD'nin PKK/YPG ile ilişkileri ve FETÖ'nün karargahına ev sahipliği yapmasının ikili ilişkilerde yok sayılmasının mümkün olmadığını vurgulayarak, belli sorunların kenarda tutularak diğer fayda alanlarında ilişkilerin ilerletilmesinin önemine işaret etti.

Yeni dönemde Türkiye-ABD ilişkilerinin daha yapısal ve sistematik ilerletilmesinin önemli olduğunun altını çizen Fidan, Avrupa Birliği (AB) ve NATO gibi ittifaklar zemini üzerinden ilişki yürütmenin önemini kaybettiği bir yerde birebir ilişki mekaniğinin giderek daha önem kazandığını dile getirdi.

Fidan, Türkiye'nin büyük ve etkisi yüksek bir ülke olduğuna ve güçlü bir siyasi liderlik bulunduğuna dikkati çekerek, ABD'nin Türkiye'nin kabiliyetleri üzerinden rasyonel bir yaklaşımla ilişki kurması gerektiğini söyledi.

Fidan, AB'nin rasyonel yaklaşım yerine yıllarca "kimlik politikası" üzerinden ilerlediğini hatırlatarak, şimdi AB ülkelerinin Türkiye'yle "beraber olsaydık tehdide maruz kalmazdık" diye düşündüğünü aktardı.

ABD'de yeni yönetimin bölgesel ve küresel olarak çok fazla sayıda dış politika ve güvenlik dosyasını aynı anda yürüttüğüne işaret eden Fidan, dikkatli bir diplomasi, iyi niyet ve profesyonel bir yaklaşımla Türkiye ve ABD'nin menfaatlerinin daha iyi gözetileceği yapısal bir zemin oluşturulabileceğini dile getirdi.

"ABD'nin Suriye'deki varlığındaki problem PKK/YPG ile işbirlikleri"

ABD ordusunun Suriye'den çekilip çekilmeyeceğine ilişkin Fidan, şunları kaydetti:

"Amerikan askeri varlığının bizim için en büyük problemi PKK ve YPG ile yaptığı işbirliği ve verdikleri destek. Bu sorun alanı ortadan kalktığı zaman gözden geçirilmesi gereken diğer konu, oradaki ülkeleri, daha geniş çerçeveyi ilgilendiren bir konu. Şimdi bu destek devam edecek mi etmeyecek mi' Bizim meselemiz bu, biz konuya bu açıdan bakıyoruz çünkü bu destek türü maalesef PKK/YPG'ye de sahte umutlar veriyor, sahte gelecek hayalleri kurdurtuyor. Halbuki daha rasyonel, daha sahici, daha pozitif hayatlar mümkün. Umarım bu konuda Amerika da doğru olanı yapacaktır."

Fidan, ABD'nin dış politikasını rasyonel zeminde yürütmesi halinde Türkiye ile dost olması gerektiğini vurgulayarak, "Başka birkaç ülkenin aklına ve daha kimliksel yaklaşıma, ideolojik yaklaşıma giderse bambaşka bir sorun çıkabiliyor." dedi.

AB'nin "ReArm Europe" programıyla 800 milyar avroluk bir meblağ ortaya koyduğunu hatırlatan Fidan, bazı Avrupa ülkelerinin savunma harcamalarını artırmaya çalıştıklarına değindi.

Fidan, savunma sanayinin güçlü olması ve savunma yeterliliklerinin karşılanması projesi açısından Türkiye'yle işbirliğinin fevkalade önemli olduğunu vurgulayarak, ABD'nin "güvenlik şemsiyesini çekmesi" halinde ne olacağına dair tartışmaların hem Avrupa'da hem de Asya-Pasifik bölgesinde devam ettiğini söyledi.

Fidan, ABD, Rusya ve Çin gibi büyük güçlerin çatışmayıp "menfaatleri tanımlama" anlaşmasına gitmesi halinde Avrupa güvenlik mimarisi açısından ülkelerin bir araya gelmesinin daha önemli hale geldiğini belirtti.

"Netanyahu'nun zihninde kalıcı bir barışa dönmek yok"

İsrail ile Hamas arasındaki ateşkese ilişkin Fidan, mutabakatın sağlanarak ateşkesin ikinci aşamasına geçilmesini ve kalıcı bir ateşkes olmasını umduğunu belirterek, "Aksi takdirde maalesef (Binyamin) Netanyahu'nun zihninde kalıcı bir barışa dönmemenin olduğunu biz biliyoruz. Sadece biz değil, bunu bütün dünya görüyor. Kendisi de bunu söylemekten, ima etmekten, açıkça yapmaktan hiç çekinmiyor çünkü Netanyahu ve İsrail'in bir güç zehirlenmesiyle karşı karşıya kaldığını görüyoruz." diye konuştu.

Fidan, Gazze'deki halkın dramının sona ermesini umduğunu dile getirerek, Arap ülkeleriyle, İslam İşbirliği Teşkilatı'yla ve Avrupa ülkeleriyle yoğun şekilde bu konuyu görüştüklerini aktardı.

Gazze'de yeniden imarı içeren bir planı Cidde'de kabul ettiklerini hatırlatan Fidan, İsrail'in Filistinlilerin bölgede kalmasını sağlayacak yeniden imar ve yardım dahil hiçbir girişimi istemediğini ifade etti.

Fidan, İsrail'in "insansızlaştırma" politikası yürüttüğünü ancak bu politikayı geri püskürtecek bir uluslararası irade olmadığından bu alanı suistimal etmeye devam ettiğini vurguladı.

 

Kardeniz'in en güzel kalesi


 
 
Rize'nin Çamlıhemşin ilçesindeki Çat Vadisi'nde sarp kaya üzerine kurulu Zil Kale, her mevsim doğa ve tarih tutkunlarının ilgisini çekiyor.

08.08.2026 14:32:00
Haber Merkezi
 
Kardeniz'in en güzel kalesi
Kardeniz'in en güzel kalesi

Rize'nin Çamlıhemşin ilçesindeki Çat Vadisi'nde 1. derece arkeolojik sit alanında sarp bir kaya üzerine kurulu Zil Kale, her mevsim ziyaretçilerin uğrak noktaları arasında yer alıyor.


Şiddetli karın ağrısına dikkat!


 
 
Karnın sağ üst bölümünde başlayan, sırta veya sağ omuza yayılan ve saatlerce sürebilen şiddetli ağrı çoğu zaman basit bir hazımsızlık olarak değerlendirilse de altta yatan neden safra kesesi iltihabı olabiliyor.

08.08.2026 06:49:00
Murat Çorbacı
 
Şiddetli karın ağrısına dikkat!
Şiddetli karın ağrısına dikkat!

Karnın sağ üst bölümünde başlayan, sırta veya sağ omuza yayılan ve saatlerce sürebilen şiddetli ağrı çoğu zaman basit bir hazımsızlık olarak değerlendirilse de altta yatan neden safra kesesi iltihabı olabiliyor. Tıp dilinde 'akut kolesistit' olarak adlandırılan bu tabloda erken tanı ve zamanında uygulanan cerrahi tedavi sayesinde hastalar genellikle kısa sürede sağlıklarına kavuşuyor. Ancak gecikmiş başvurular safra kesesinde delinme, yaygın karın zarı enfeksiyonu ve sepsis gibi yaşamı tehdit eden ciddi sağlık sorunlarına yol açabiliyor.

Ne zaman harekete geçmeli

Genel Cerrahi Uzmanı Dr. İsmail Çalıkoğlu, "Bu nedenle saatlerce süren ve özellikle ateş, bulantı ile kusmanın eşlik ettiği şiddetli karın ağrısı hiçbir zaman ihmal edilmemeli ve en kısa sürede genel cerrahi uzmanına başvurulmalıdır" dedi. Safra kesesi, karaciğer tarafından üretilen safrayı depolayan ve özellikle yağlı yemeklerden sonra bağırsağa boşaltarak yağların sindirimine yardımcı olan küçük ancak önemli bir organ.


Kadınlarda daha sık görülüyor

Safra kesesi iltihabı kadınlarda erkeklere göre yaklaşık 2-3 kat daha sık görülüyor. Östrojen hormonunun safra içerisindeki kolesterol miktarını artırması ve hamilelik döneminde safra kesesi hareketlerinin yavaşlaması, kadınlarda daha sık rastlanmasının en önemli nedenleri arasında yer alıyor. İleri yaş, aile öyküsü, obezite, diyabet, yüksek kolesterol, uzun süreli açlık, hızlı kilo kaybı ve bazı kan hastalıkları da hastalık riskini artıran diğer faktörleri oluşturuyor.

Yağlı yemekler azdırıyor

Safra kesesi iltihabının en önemli belirtisi, özellikle yağlı yemeklerden sonra başlayan, karnın sağ üst bölgesinde hissedilen ve giderek şiddetlenen ağrı oluyor. Bu ağrı çoğu zaman sağ omuza, sağ kürek kemiğinin altına veya sırta yayılabiliyor ve birkaç saatten uzun sürüyor. Ağrıya bulantı, kusma, iştahsızlık ve ateş eşlik edebiliyor. Hastalık ilerledikçe titreme, yüksek ateş ve genel durum bozukluğu gelişebiliyor.

Şanlıurfa'da heyecan yaratan keşif

Şanlıurfa'nın doğusundaki dağlık bölgede yürütülen yüzey araştırmalarında, Neolitik Çağ'a ait ve içerisinde anıtsal dikili taşların bulunduğu devasa bir yaşam alanı gün yüzüne çıkarıldı

07.08.2026 22:30:00
Eyüp Kabil
 
Şanlıurfa'da heyecan yaratan keşif
Şanlıurfa'da heyecan yaratan keşif
Kültür ve Turizm Bakanlığı ile uluslararası arkeoloji heyetlerinin ortaklaşa yürüttüğü Taş Tepeler projesi kapsamında, insanlık tarihini yeniden yazacak nitelikte bir keşfe imza atıldı. Şanlıurfa kent merkezinin 45 kilometre doğusunda yer alan "Karahan Tepe" yakınlarındaki bakir bir vadide, jeoradar taramaları sonucunda yer altında gömülü devasa bir yerleşim tespit edildi. İlk karbon testleri, bu alanın günümüzden tam 12 bin yıl öncesine, yani avcı-toplayıcı toplulukların yerleşik hayata geçiş evresine tarihlendiğini gösteriyor.

Göbeklitepe'nin ikizinden daha büyük

Kazı başkanlığından yapılan ilk açıklamaya göre, yeni keşfedilen yerleşim alanı coğrafi yayılım olarak Göbeklitepe'den yaklaşık 3 kat daha büyük bir alana yayılıyor.

Bölgede yapılan ilk sondaj çalışmalarında, üzerilerinde insan, akbaba, tilki ve leopar kabartmaları bulunan, boyları 6 metreye ulaşan "T" biçimli 40'tan fazla dikili taş belirlendi. Arkeologlar, bu alanın sadece bir tapınak değil, aynı zamanda binlerce insanın aynı anda toplandığı devasa bir ritüel ve sosyal yaşam merkezi olduğunu tahmin ediyor.



Yerleşik hayatın ezberleri bozuluyor

Keşif, insanlığın tarım devriminden önce de büyük topluluklar halinde bir arada yaşadığını ve organize olduğunu kanıtlayan yeni veriler sunuyor.

Henüz tarımın ve evcilleştirilmiş hayvanların olmadığı bir dönemde, bu kadar büyük anıtsal yapıların hangi mühendislik bilgisiyle ve nasıl bir iş gücü organizasyonuyla yapıldığı sorusu, bilim dünyasında yeni bir tartışmanın fitilini ateşledi. Yabancı uzmanlar, bu sit alanının büyüklüğü karşısında insanlık tarihinin kronolojisinin yeniden gözden geçirilmesi gerektiğini savunuyor.



Güvenlik çemberine alındı, kazılar genişletiliyor

Eşsiz buluntuların zarar görmemesi ve kaçak kazıların önlenmesi amacıyla bölge tamamen sit alanı ilan edilerek jandarma koruması altına alındı. Önümüzdeki aylarda dünyanın dört bir yanından yüzlerce arkeolog, antropolog ve jeologun katılımıyla uluslararası düzeyde büyük bir kazı seferberliği başlatılması planlanıyor. Yetkililer, alanın turizme kazandırılması için şimdiden lojistik ve çevre düzenleme çalışmalarına başlandığını bildirdi.

Aziz Yıldırım'ın kızına yönelik paylaşımlar yapan kişiye ev hapsi

Fenerbahçe Kulübü Başkanı Aziz Yıldırım'ın kızına yönelik sosyal medya paylaşımları nedeniyle gözaltına alınan şüpheli hakkında "konutunu terk etmemek" şeklindeki adli kontrol tedbiri uygulandı

07.08.2026 17:02:00 / Güncelleme: 07.08.2026 17:07:18
Anadolu Ajansı
 
Aziz Yıldırım'ın kızına yönelik paylaşımlar yapan kişiye ev hapsi
Aziz Yıldırım'ın kızına yönelik paylaşımlar yapan kişiye ev hapsi

Fenerbahçe Kulübü Başkanı Aziz Yıldırım, 5 Ağustos'ta avukatı aracılığıyla Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığına sunduğu şikayet dilekçesinde, X sosyal medya platformunda "2007 Hakan Safi" isimli, 20 üyeden oluşan bir sohbet grubu kurulduğunu, gruba üye hesap kullanıcılarının kendisi ve 18 yaşından küçük kızına yönelik sistematik bir şekilde "kişisel verileri hukuka aykırı olarak yayma", "tehdit" ve "hakaret" içerikli paylaşımlarda bulunduğunu iddia etti.

Şikayet üzerine başlatılan soruşturma kapsamında, söz konusu sosyal medya hesaplarının tespiti için İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünce yapılan çalışma kapsamında şüpheli Cengiz Y. gözaltına alındı.

Emniyetteki işlemleri tamamlanan zanlı, Bakırköy Adliyesine sevk edildi.

Sevk yazısında "mağdurun ismi ve fotoğrafının kişisel veri kapsamında olduğu" değerlendirmesi

Burada savcılığa çıkarılan zanlı, "kişisel verileri hukuka aykırı olarak ele geçirmek veya yaymak" suçundan tutuklama talebiyle nöbetçi sulh ceza hakimliğine gönderildi.

Savcılığın sevk yazısında, somut olayda mağdurun ismi ve fotoğrafının kişisel veri kapsamında olduğu, eylemin hukuka aykırı olarak ve mağdurun rızası dışında gerçekleştirildiği belirtildi.

Yazıda, şüphelinin, mağdura yönelik "kişisel verileri hukuka aykırı olarak yaymak" suçunu işlediği hususunda kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren olguların bulunması, üzerine atılı suçun vasıf ve mahiyeti, öngörülen ceza miktarı ile olayın oluş şekli de dikkate alınarak tutuklanmasına karar verilmesi talep edildi.

Sulh ceza hakimliği, şüpheli Cengiz Y. hakkında "konutunu terk etmemek" şeklindeki adli kontrol tedbirinin uygulanmasına karar verdi.

Anlaşmanın detayları belli oldu

Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan tarafından imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması'nın detayları belli oldu

07.08.2026 16:20:00
AA
 
Anlaşmanın detayları belli oldu
Anlaşmanın detayları belli oldu
Konuyla ilgili yetkililerden alınan bilgiye göre, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ve Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif tarafından imzalanan Mekke Anlaşması, herhangi bir ülkeyi hedef almayan, külfet paylaşımı ve ortak güvenlik anlayışı temelinde bölgesel ve küresel barış, istikrar ve refahın korunmasına yönelik taahhütleri güçlendirmeyi amaçlayan savunma odaklı işbirliği niteliği taşıyor.

Herhangi bir saldırganlık eylemine karşı kolektif caydırıcılığı güçlendirmeyi amaçlayan anlaşma, üç devletten herhangi birine yönelik herhangi bir silahlı saldırının, hepsine yönelik bir saldırı olarak kabul edileceğini öngörüyor.

Mekke Anlaşması, artan bölgesel ve uluslararası güvenlik tehditlerine karşı ortak mücadele zemini oluşturmak amacıyla bölgesel sahiplenme ilkesi doğrultusunda yürütülen uzun soluklu diplomatik çalışmaların somut sonucu olarak görülüyor.

Anlaşmanın, üç ülkenin birbirlerinin güvenliğini destekleme taahhüdünün yanı sıra savunma sanayisi işbirliğini ve askeri birlikte çalışabilirliği geliştirmeyi amaçlayan savunma odaklı bir düzenleme niteliği bulunuyor.

Herhangi bir ittifak veya anlaşmadan kopuş anlamına gelmeyen Mekke Anlaşması, mevcut müttefiklik ilişkilerini tamamlayarak bölgesel güvenliği güçlendiriyor ve diğer bölge ülkelerinin katılımına açık bir işbirliği zemini oluşturuyor.

Mekke Ortak Savunma Anlaşması, üç ülke arasındaki köklü kardeşlik bağlarını pekiştiren, kendi savunmalarının yanı sıra bölgesel ve küresel güvenliğe katkı sağlayacak bir anlaşma niteliği taşıyor.

Anlaşma, "bölgede barışın, huzurun ve güvenliğin destekleyici unsuru" olarak değerlendiriliyor.

"Türkiye'nin NATO üyeliği ile bölgesel ortaklıklarının birbirinin alternatifi olmadığını, güvenlik yükünün paylaşılmasını sağlayan tamamlayıcı yapılar" olduğunu belirten yetkililer, "Bu anlaşma saldırgan bir askeri cephe, çevreleme girişimi veya saldırı planlaması değil, bölgesel istikrarı sağlamaya yönelik Terörsüz Bölge hedefine de katkı sağlayacak bir adım" değerlendirmesinde bulundu.

"Mekke Anlaşması'nın, hiçbir ülkeyi hedeflemediğini, mevcut diyalog kanallarını kapatmadığını" vurgulayan yetkililer, anlaşmanın, taraflardan birine yönelik silahlı saldırıyı tümüne yapılmış sayarak Birleşmiş Milletler Şartı'nın 51. maddesi uyarınca ortak savunma, meşru müdafaa ve karşılıklı güvenlik taahhüdünü teyit ettiğini bildirdi.

Yetkililer, bu anlaşmanın, yalnızca üç imzacı devletin birbirlerinin savunmasını destekleme taahhüdüyle değil, aynı zamanda savunma sanayi işbirliğini ve birlikte çalışabilirliği artırma taahhütleriyle de tamamen savunma niteliğinde olduğunu dile getirdi.

Türkiye açısından bakıldığında, Mekke Ortak Savunma Anlaşması'nın, bölge ve İslam dünyası için her anlamda tarihi nitelikte olduğu yorumunu yapan yetkililer, "bölgedeki güvenlik mimarisinin Mekke Anlaşması ile yeniden dizayn edildiği" değerlendirmesini yaptı.

Anlaşmayla Türkiye'nin başka çatışmalara sürüklenmediğini, bölgesel etkisini ve tecrübesini bölgenin güçlü aktörleriyle birleştirdiğini belirten yetkililer, "Türkiye değişen ve karmaşıklaşan uluslararası güvenlik ortamında işbirliği seçeneklerini çeşitlendiren bir düzenlemeye imza atmıştır. Türkiye'nin Mekke Anlaşması'na imza atması, küresel deniz ticaret yollarının güvenliğini güçlendirerek ihracata, enerji tedarikine ve ekonomik istikrara katkı sağlayacaktır. Anlaşmaya katılım, Türk askerinin her bölgesel krize gönderileceği anlamına gelmemektedir. Kuvvet kullanımı ve askeri harekat kararları anayasal düzen ile ulusal karar mekanizmaları çerçevesinde alınacaktır." ifadelerini kullandı.

Anlaşmanın, Türkiye'nin uluslararası anlaşmalardan doğan yükümlülüklerine zarar vermediğini vurgulayan yetkililer, şunları kaydetti:

"Anadolu'dan Hicaz'a, İslamabad'dan Riyad'a uzanan kardeşlik hattı, ortak değerlerin ve zor zamanlarda birbirinin yanında duran milletlerin iradesini temsil etmektedir. Mekke Anlaşması Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasındaki işbirliği, tarihi bir sorumluluğun günümüzdeki stratejik karşılığıdır. Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasındaki ilişkiler yalnızca devletler arası çıkarlara değil, ortak tarih, inanç, kardeşlik ve dayanışma bağlarına dayanmaktadır."

KKKA'da önemli gelişme; aşının ilk fazı tamamlanmak üzere

Erciyes Üniversitesi (ERÜ) Rektörü Prof. Dr. Fatih Altun, Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) hastalığı aşısının çalışmalarında ilk fazın tamamlanmak üzere olduğunu söyleyerek, "Birinci fazla birlikte ikinci ve üçüncü faz sürecini de tamamlayıp aşının hazır olması süreçlerine doğru düzenli istikrarlı bir ilerleme içerisindeyiz" dedi

07.08.2026 14:20:00
İhlas Haber Ajansı
 
KKKA'da önemli gelişme; aşının ilk fazı tamamlanmak üzere
KKKA'da önemli gelişme; aşının ilk fazı tamamlanmak üzere
ERÜ bünyesinde çalışmalarına devam eden ve Turkovac'ı geliştiren Prof. Dr. Aykut Özdarendeli başkanlığındaki Aşı Araştırma ve Geliştirme Enstitüsü'nde çalışmalar aralıksız devam ediyor. KKKA aşısı için çalışmalarını sürdüren ekip, aşıda ilk faz çalışmalarını tamamlamak üzere. Çalışmalar hakkında bilgiler veren ERÜ Rektörü Prof. Dr. Fatih Altun, çalışmaların sürdüğü laboratuvarın daha kapsamlı bir hale geleceğini söyleyerek, "Çok büyük bir laboratuvara kavuşuyoruz.

Bu alanda stratejik araştırmalar yapabileceğimiz kapsamlı bir laboratuvar imkanının olması bizim için önemli. Cumhurbaşkanımızın destekleriyle bu laboratuvar imkanına sahip olabilmemiz sadece Kayseri için değil, ülkemiz ve tüm insanlık için de stratejik bir öneme sahip. Laboratuvarımızın da yıl sonu itibarıyla hazırlıklarımız bitmek üzere. İnşaatımız tamamlandı. Laboratuvarın teknik cihazlar anlamında son bağlantıları devam etmekte" dedi.

"Birinci fazla birlikte ikinci ve üçüncü faz sürecini de tamamlayıp aşının hazır olması süreçlerine doğru düzenli istikrarlı bir ilerleme içerisindeyiz"

Çalışmalarına devam edilen KKKA aşısı hakkında bilgiler veren Altun, "Aykut Özdarendeli hocamız çalışmalarını sürdürüyor. Özellikle çalışmalarına Kırım Kongo Kanamalı Virüslü ateşli hastalığı dediğimiz kene ısırmasının sebep olduğu rahatsızlıkla ilgili aşı çalışmalarına devam ediyor. Birinci fazla ilgili ciddi mesafe almış durumdayız. Burada biz elimizden geldiği kadar bu aşı süreçlerini yönetirken de ulusal ve uluslararası boyutta bunun kabul edilmesi bizim için esastır.

Biz hocamıza o süreçlerini de kolaylaştırmak için destek oluyoruz. Yaz aylarına başladığımızda hep gündemimize gelen bir rahatsızlık süreci olarak durmakta ama biz bu konularda Sağlık Bakanlığımızla ve Sağlık Müdürlüğümüzle koordineli bir şekilde çalışmalarımıza devam ediyoruz. Benim tahminim birinci fazla birlikte ikinci ve üçüncü faz sürecini de tamamlayıp aşının hazır olması süreçlerine doğru düzenli istikrarlı bir ilerleme içerisinde olduğumuzu söylemek istiyorum" diye konuştu.

AHBAP Derneği'nin feshi için Asliye Hukuk Mahkemesi'ne açılan davada dernek yönetimine kayyum atanmasına karar verildi. Mahkemenin bu kararı ile derneğin fesih süreci başlamış oldu

AHBAP Derneği'nin feshi için Asliye Hukuk Mahkemesi'ne açılan davada dernek yönetimine kayyum atanmasına karar verildi. Mahkemenin bu kararı ile derneğin fesih süreci başlamış oldu

07.08.2026 12:40:00
Haber Merkezi
 
 AHBAP Derneği'nin feshi için Asliye Hukuk Mahkemesi'ne açılan davada dernek yönetimine kayyum atanmasına karar verildi. Mahkemenin bu kararı ile derneğin fesih süreci başlamış oldu
 AHBAP Derneği'nin feshi için Asliye Hukuk Mahkemesi'ne açılan davada dernek yönetimine kayyum atanmasına karar verildi. Mahkemenin bu kararı ile derneğin fesih süreci başlamış oldu
İstanbul 29. Asliye Hukuk Mahkemesi, AHBAP Derneği'nin yönetimi için kayyum atanmasına karar verdi. Daha önce alınan tedbir kararları kapsamında derneğin mal varlıklarının yönetimi için kayyum heyeti tayin edilmiş, ayrıca iştirak şirketleri olan Ahbap Lojistik ve Ahbap İktisadi İşletmesi'ne Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) kayyum olarak atanmıştı. Mahkemenin son kararıyla birlikte bu kez bizzat derneğin sevk ve idaresi kayyuma devredildi. Böylece ile derneğin hukuki varlığının sona erdirilmesi (fesih) süreci resmen başlatılmış oldu.

Kararda, İstanbul 8. Sulh Ceza Hakimliği'nin 27 Temmuz 2026 tarihli kararıyla kayyım olarak belirlenen 3 kişinin AHBAP Derneği'ne yönetim kayyımı olarak atanmasına hükmedildi. Kayyım heyetinin dernek iş ve işlemlerini yürütmesi, mal varlığını koruması ve resmi süreçleri takip etmesi kararlaştırıldı.

Mahkeme, faaliyetlerin durdurulması kararının uygulanması kapsamında dernek binası ve eklentilerinin mühürlenmesine, fiziki faaliyetlerin engellenmesine ve kayyım heyetinin yönetime fiilen teslim edilmesine karar verdi. Bu kapsamda İstanbul İl Sivil Toplumla İlişkiler Müdürlüğü, İstanbul Valiliği ve İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü'ne müzekkere yazılacak.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı nezdinde yürütülen soruşturmanın odak noktasını; özellikle 6 Şubat 2023 depremleri sonrasında AHBAP Derneği adına toplanan milyarlarca liralık yardım ve bağışların usulsüz kullanımı, haksız kazanç ve kara para aklama şüpheleri oluşturuyor. İlk olarak dernek kurucusu Haluk Levent'in kardeşi Berkant Acil'in mali hareketlerini inceleyen başsavcılık, Şile Belediyesi'nde düzenlenen festival rüşvet soruşturması belgeleriyle çapraz inceleme yaptı. İncelemelerde Haluk Levent, Berkant Acil ve Yeliz Kaya arasında hem mali transferler hem de organik çalışma birlikteliği tespit edildi.

İstanbul Vergi Denetim Kurulu Başkanlığı, MASAK ve Mülkiye Müfettişliği raporlarının birleştirilmesiyle derinleştirilen soruşturmada mali bulgulara ulaşıldı. Sadece 2023 yılında milyarlarca lira bağış toplayan derneğin banka hesaplarında yapılan incelemelerde, hesap bakiyelerinin neredeyse tamamen boşaltıldığı saptandı. Banka detaylarına göre dernek hesaplarında yalnızca 266 bin TL, 786 bin TL, 8 bin 598 Dolar ve 19 bin Euro civarında bir meblağ kaldığı görüldü. Hatta pazar günleri de dahil olmak üzere dernek hesaplarından yüksek miktarlı finansal işlemler yapıldığı ve bu hesaplarda tek işlem yetkilisinin Haluk Levent olduğu banka kayıtlarıyla doğrulandı.

Davaname metninde yer alan Mali Müfettişlik ve MASAK verilerine göre, dernek bütçesinden Haluk Levent'in asistanı Yeliz Kaya'nın kişisel hesaplarına tespit edilebilen ilk etapta 122 milyon TL doğrudan para çıkışı yapıldı. Ayrıca Dernek Haluk Levent'in derneği usulsüz şekilde borçlandırarak kambiyo senetleri düzenlediği, bu senetler karşılığında alınan yüksek değerli taşınmazların ve dernek iştiraki Ahbap Lojistik'e ait gayrimenkullerin Yeliz Kaya adına tescil ettirildiği belirlendi. Yeliz Kaya'nın sadece 2025 ve 2026 yıllarında dernekle bağlantılı 100 adet taşınmaz işlemi yaptığı, bunların 58 adedini şüpheli Esin Önder Çağlayan'a devrettiği tespit edildi. Soruşturma dosyasında ayrıca Haluk Levent tarafından kullanılan hesaplardan yüksek hacimli yasal bahis oyunlarının oynandığı bilgisi yer aldı.

Teknik ve fiziki takip altında tutulan Haluk Levent'in, 12 Temmuz 2026 günü telefonlarını kapatıp sinyal kesici kullanarak kaçma izlenimi veren eylemlerde bulunduğu ve İzmir yolunda seyir halindeyken güvenlik güçlerince yakalandığı öğrenildi. Soruşturma kapsamında 12, 14, 17 ve 27 Temmuz 2026 tarihlerinde gerçekleşen 4 ayrı operasyon sonucunda tutuklamalar ve adli kontroller peş peşe geldi.

Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan'ın, üçlü ortak savunma anlaşması imzalayacağı bildirildi.

Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan'ın, üçlü ortak savunma anlaşması imzalayacağı bildirildi.
 

07.08.2026 11:06:00
AA
 
Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan'ın, üçlü ortak savunma anlaşması imzalayacağı bildirildi.
Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan'ın, üçlü ortak savunma anlaşması imzalayacağı bildirildi.
Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan'ın, üçlü ortak savunma anlaşması imzalayacağı bildirildi.

Güvenlik kaynaklarından alınan bilgiye göre, Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan bugün Suudi Arabistan'da ortak savunma anlaşması imzalayacak.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, günübirlik çalışma ziyareti için bu sabah Suudi Arabistan'a hareket etmişti.

Pakistan, ABD-İran savaşını sona erdirmek için arabuluculuk çalışmalarında bulunurken, Türkiye Gazze'de ateşkesin sağlanması yönünde diplomatik alanda aktif rol oynadı.

Pakistan ve Suudi Arabistan, 2025'te ortak bir savunma anlaşması imzalayacaklarını duyurmuştu.

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, 17 Eylül'de "Ortak Stratejik Savunma Anlaşması" imzalamıştı.

Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan üçlü savunma anlaşması imzalayacak

Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan'ın, üçlü ortak savunma anlaşması imzalayacağı bildirildi

 

07.08.2026 10:23:00
Anadolu Ajansı
 
Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan üçlü savunma anlaşması imzalayacak
Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan üçlü savunma anlaşması imzalayacak

Güvenlik kaynaklarından alınan bilgiye göre, Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan bugün Cidde'de ortak savunma anlaşması imzalayacak.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, günübirlik çalışma ziyareti için bu sabah Suudi Arabistan'a hareket etmişti.

Pakistan, ABD-İran savaşını sona erdirmek için arabuluculuk çalışmalarında bulunurken, Türkiye Gazze'de ateşkesin sağlanması yönünde diplomatik alanda aktif rol oynadı.

Pakistan ve Suudi Arabistan, 2025'te ortak bir savunma anlaşması imzalayacaklarını duyurmuştu.

Ezine'de 14 kaçak göçmen yakalandı

Çanakkale'nin Ezine ilçesi açıklarında Sahil Güvenlik ekiplerince lastik bot içinde 14 kaçak göçmen yakalandı

07.08.2026 10:23:00
İhlas Haber Ajansı
 
Ezine'de 14 kaçak göçmen yakalandı
Ezine'de 14 kaçak göçmen yakalandı
Çanakkale'nin Ezine ilçesi açıklarında Sahil Güvenlik ekiplerince lastik bot içinde 14 kaçak göçmen yakalandı.

Sahil Güvenlik Komutanlığı ekiplerince Ezine açıklarında bir grup kaçak göçmen olduğu tespit edildi. Bölgeye sevk edilen Sahil Güvenlik botu 'KB-57' tarafından hareket halinde durdurulan fiber karinalı lastik bot içinde 14 kaçak göçmen yakalandı.

Kaçak göçmenler işlemlerinin ardından Ayvacık ilçesindeki Göçmen Ön Kabul ve Sevk Merkezine (GÖKSEM) teslim edildi.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.