logo
28 EYLÜL 2026

Türk heyeti Şam'da Şara ile ne konuştu

Fidan, 13 Mart'ta Suriye'nin başkenti Şam'a yaptığı ziyaretteki görüşmelere ilişkin de açıklamalarda bulunarak, "Türkiye olarak bizim yaşamsal çıkarlarımız var özellikle başta güvenlik olmak üzere. Suriye'nin içinde bulunduğu belli şartları suiistimal eden terör örgütleri var. O konuları görüşmek, mevcut gelişmeleri bir gözden geçirmek ve iki ülke arasındaki diğer gündeme gelmesi gereken bazı konular var. Yani enerji ve diğer yardım konuları bunların hepsini ele aldık." şeklinde konuştu.

15.03.2025 05:48:00
Anadolu Ajansı
 
Türk heyeti Şam'da Şara ile ne konuştu
Türk heyeti Şam'da Şara ile ne konuştu

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, "Avrupa, Amerika'nın olmadığını varsaydığı yeni bir güvenlik mimarisi geliştirirken, Avrupa'daki birtakım güçlerin, Türkiye de dahil, rollerinin parametreleri, çarpan katsayıları da değişiyor." dedi.

Bakan Fidan, TV100 canlı yayınında gündeme ilişkin soruları yanıtladı.

Fidan, 8 Aralık 2024'te Suriye'de "yeni bir dönemin" başladığını kaydederek, "Bu dönem tabii çok büyük bir tarihi fırsatı getirirken Suriye halkı için ve bölge için aynı zamanda birçok problemin de aslında başlangıç noktası oldu. Gerçekten yeni yönetim ve Suriye halkı arkasında ülkeyi yokluğa, imkansızlığa, açlığa bırakmış bir liderin kalıntısıyla baş başa kaldılar. Ve şu anda sistem kendini yeniden ayağa kaldırmaya çalışıyor devletiyle, milletiyle." ifadelerini kullandı.

Suriye'nin hem uluslararası toplumun hem Türkiye'nin her türlü desteğine ihtiyacı olduğunu belirten Fidan, "Bizim tabii ki bu bir tarihi mesuliyetimiz yanı başımızda bulunan kardeşlerimize yardım etmek, modern bir devlet imkanını kullanarak profesyonel bir şekilde onlara her türlü desteği götürmek önemli." diye konuştu.

Fidan, 13 Mart'ta Suriye'nin başkenti Şam'a yaptığı ziyaretteki görüşmelere ilişkin de açıklamalarda bulunarak, "Türkiye olarak bizim yaşamsal çıkarlarımız var özellikle başta güvenlik olmak üzere. Suriye'nin içinde bulunduğu belli şartları suiistimal eden terör örgütleri var. O konuları görüşmek, mevcut gelişmeleri bir gözden geçirmek ve iki ülke arasındaki diğer gündeme gelmesi gereken bazı konular var. Yani enerji ve diğer yardım konuları bunların hepsini ele aldık." şeklinde konuştu.

"Suriye'de normal hayata dönüş önemli"

Suriye'de normal hayata dönüşün fevkalade önemli olduğunu vurgulayan Fidan, "Normal hayata dönülmeden, gerek Türkiye'de gerek civar ülkelerde bulunan mültecilerin dönmesi de mümkün değil. Şu anda belirli gelişmeleri az da olsa görüyoruz. Önemli olan güvenliğin, istikrarın sağlanması, tesis edilmesi." değerlendirmesinde bulundu.

Fidan Ürdün'e ziyaretini hatırlatarak, "Ürdün'de Türkiye'nin aslında çerçevesini önceden oluşturduğu, teklif ettiği bu DEAŞ'a karşı mücadele platformunun temelleri atıldı. Suriye aslında bunun önemli bir ayağı çünkü Suriye'de ve Irak'ta DEAŞ'in tekrar neşvünema bulmaması son derece önemli. Yeni mekanizmanın teknik özellikleri, birtakım parametreleri nasıl olabilir, ne yapılır, ona biraz baktık." dedi.

Suriye'nin belli bölgelerindeki gerilimlere ilişkin Fidan, "Biz daha önce provokasyon uyarısında bulunmuştuk. Maalesef bu ne ilk provokasyon olacak ne son provokasyon olacak. Önemli olan bu türden provokasyonlara karşı alacağınız idari ve siyasi önemler." ifadelerini kullandı.

Fidan, provokasyonların bölgedeki Nusayri kesimine yönelik bir proje olduğunu belirtti.

Devrik rejim unsurlarının hükümet birliklerine tuzak kurarak saldırması ve askerleri öldürmeleri sonucu ortaya çıkan, her iki taraftan sivil unsurların da karıştığı bir konu olduğunu söyleyen Fidan, "Özellikle Nusayri ve Sünni hassasiyetinin bulunduğu bir yerde, yakın tarihinde bazı acıları yaşamış bir toplumun yaraları bu kadar taze iken, aslında provokasyona açık bir yaranın olduğu ortada." diye konuştu.

8 Aralık'tan itibaren birçok çevrenin yeni yönetimin ve bağlılarının Nusayri sivil kesime yönelik bir rövanşist yaklaşıma gideceğini düşündüğünü ancak bunun olmadığını belirten Fidan, şunları söyledi:

"Yeni yönetim ne dediyse gerçekten arkasında durdu. Yeni yönetim bu türden bir rövanşist tavra girmeyince gerçekten aklı selim, makul, herkesi kucaklayan, yaraları bir an önce sarmaya odaklı bir yaklaşım sergileyince bu sefer umduğunu bulamayan belli çevreler provokasyonu kendileri örgütlediler. Yani bu provokasyonun hemen arkasında özellikle Suriye'deki Ahmed Şara yönetiminin çıkıp 'bunların sorumlularını bulacağız' diyerek bir mekanizma oluşturması önemliydi."

Fidan, bölgede farklı mezheplerin varlığından söz ederek, "Üzücü olan şu, Türkiye'de bazı çevrelerin ucuz bir siyaset dili kullanarak, yakın çevremizde olan birtakım gelişmelerin Türkiye'ye aynasını tutması, buradan özdeşleştirmeye gidebilmesi ve bunun başka bir geriliminin Türkiye'de taban bulmaya yönelik siyasi operasyona dönüştürmesi talihsiz bir yaklaşım." şeklinde konuştu.

"Biz burada milletimizin güvenliğini, çıkarlarını gözetmek için varız"

Suriye'deki gelişmelerin profesyonel bir şekilde takip edildiğini söyleyen ve yeni yönetimle SDG arasında imzalanan anlaşmanın etkileri üzerine konuşan Fidan, "Özellikle YPG ile ilgili konularda, başta provokasyon olmak üzere, ileriye yönelik birtakım tezgahlar olmak üzere her şey gündemde olabilir. Yani iyi niyetle imzalanmış bir anlaşma varsa, gereği yapılsın. Ama birtakım orada sorunlar, ileriye döşenmiş mayınlar olabilir. Biz Türkiye olarak bunu kendi açımızdan çok yakından gözetliyoruz, bakıyoruz. İnşallah çok fazla kan dökülmeden, sulh içinde bir normal hayata geçiş olur, terör biter." değerlendirmesinde bulundu.

Fidan, Suriye'deki yeni yönetim ile SDG arasında yapılan anlaşmanın son Şam ziyaretinde ele alındığını ve Türkiye'nin endişelerinin dile getirildiğini belirterek, şöyle devam etti:

"Biz Suriye devletinden ne bekliyoruz' Kürtlere bütün haklarının verilmesi gerekiyor. Ama buna mukabil oradaki terör yapısının ortadan kalkması, silah unsuru bütün imkan ve kabiliyetlerini devlete teslim etmesi gerekli. Bunu nasıl hayata geçirmeyi düşünüyorsunuz' Bunları bilmek profesyonel açıdan bizim için önemli. Bunun olabilirliğine ilişkin kanaatimi pekiştirmek zorundayım ki ona göre ben ne kadar alarmda olacağım, ne kadar müdahale edeceğiz, ne kadar etmeyeceğiz."

"Biz burada milletimizin güvenliğini, çıkarlarını gözetmek için varız." diyen Fidan, anlaşmanın olumlu bir adım olduğunu ancak etkilerine ilişkin bir şey söylemek için "bundan sonra atılacak adımların" görülmesi gerektiğini belirtti.

Suriye'de hiç kimsenin kendisini azınlık hissetmeden, eşit imkanlardan istifade ederek daha büyük bir refahın özel bir parçası olduğunu hissetmesi gerektiğini söyleyen Fidan, "Bizim yaşadığımız coğrafyada bir yeri otonom ve ayrı yaptığınız zaman ona aynı muamele edersiniz. Geri kalan refahtan istifade etmez. Buna hiç gerek yok." dedi.

Fidan, Türkiye'nin Suriye konusundaki rolüne ilişkin, önemli olanın ülkenin ortaya koyduğu hedeflerin hayata geçirilmesi olduğuna dikkati çekerek, Türkiye'nin bölgede çatışmaların bittiği, kardeşlik ve dayanışma duygusunun arttığı ve çağdaş profesyonel dayanışma metotlarının kullanıldığı bir politika vizyonu bulunduğunu anlattı.

Türkiye'nin Suriye, Ukrayna, Kafkasya ve Balkanlar gibi bölgelerde görmek istediği neticeler doğrultusunda değişen ölçülerde rol aldığını aktaran Fidan, Türkiye için önemli olanın ortaya konulan perspektifin ve vizyonun yürümesi olduğunu dile getirdi.

Terör örgütü "vekil unsur" görevi görüyor

Fidan, Türkiye'de siyaset yapma imkanı varken silahlı terör yolunun seçilmesinin "ülkeye ve millete düşmanlık" ve "başkalarının taşeronluğunu yapmak" olduğunu vurguladı.

Terör örgütü PKK'nın kendisini çoktan feshetmiş olması gerektiğini belirten Fidan, "Aslında 2013'te bu sürece girilmişti, oluyordu ama Suriye'deki birtakım fırsatları varmış gibi göstererek örgütü kandırdılar. Bunca yıl kaybedildi. O zaman örgütün aklını çelen bölgesel aktörlerin kimler olduğunu örgüt kendisi biliyor." ifadelerini kullandı. Fidan, 2013'ten örgütün aklını çelenlerin tekrar devreye girebileceğine karşı uyardı.

Fidan, geçmişle kıyaslandığında Türkiye'nin, örgütü alanda tamamıyla yenilgiye uğratmasını, Irak'ta ve Suriye'de baskılamasını bir konjonktür değişikliği olarak nitelendirerek, Türkiye'nin 10 sene öncesine nazaran mücadele konusunda çok yol kat ettiğini dile getirdi.

Örgütün ilişkide olduğu başka unsurların menfaatini temsil etmeye başlayarak "vekil unsur" haline dönüştüğünü aktaran Fidan, örgütün silah bırakma çağrısını uyup vesayetten kurtulması çağrısında bulundu.

Değişen ABD-Avrupa ilişkileri ve yeni oluşumlar

Fidan, İkinci Dünya Savaşı'ndan beri ABD'nin Avrupa'da oluşturduğu güvenlik şemsiyesi altında oluşan demokrasi ve refah alanının, ABD'nin koruyuculuğu olmadan ayakta duramayacağı değerlendirmesini yaparak, Avrupalıların uzun yıllar boyunca bunu kendilerini yaptığı yanılgısına düştüğünü kaydetti.

ABD'nin güvenlik şemsiyesini çekmesi ihtimalinin ortaya çıkışının Avrupalıları kendi adımlarını atmaya ittiğini anlatan Fidan, Avrupalıların orta ve uzun vadede ABD'nin kendilerine sağladığı kabiliyetleri geliştirdiğini vurguladı.

Fidan, "Avrupa, Amerika'nın olmadığını varsaydığı yeni bir güvenlik mimarisi geliştirirken, Avrupa'daki birtakım güçlerin, Türkiye de dahil, rollerinin parametreleri, çarpan katsayıları da değişiyor." diye konuştu.

Bakan Fidan, Avrupa'da Türk ordusu kadar güçlü, araçları muharebe alanlarında test edilmiş çok sayıda ordunun bulunmadığına dikkati çekti.

Tehditlerin tanımlanması, imkanların ve tarafların birbirine ne kadar sahip çıkacağının görülmesi gerektiğine işaret eden Fidan, Ukrayna meselesinin Türkiye'nin de içinde bulunduğu Avrupa ülkeleri için test görevi göreceğini kaydetti.

"Bir şey yapıyorsak, muhakkak bir şey isteyeceğiz"

Fidan, Türkiye'nin Avrupa ülkeleriyle birebir ilişkilerinin iyi durumda olduğunu belirterek, "Avrupa'nın tamamıyla toplamda 200 milyar dolardan fazla ticaret hacmimiz var. Dünyanın olabilecek en dengeli ticaret hacmi, her iki taraf için de." şeklinde konuştu.

AB kurumlarıyla 2019'da belli ölçüde kesilen ilişkilerin tamirinin meşakkatli olduğuna dikkati çeken Fidan, AB üyeliğinin hala stratejik öncelik olduğunu fakat AB'nin konuyu aynı şekilde ele almadığını anlattı.

Fidan, gelecek dönemde Türkiye-AB ilişkilerinde iyi niyetli açılımların beklenebileceğini söyleyerek, "Şu anda her şey birtakım muhtemel senaryolar ve varsayımlar üzerinden götürülüyor. Bunu daha gerçekçi olaylar önümüze çıktıkça bir müzakere sürecine evireceğiz. Biz bir şey yapıyorsak, muhakkak bir şey de isteyeceğiz. Olmadan olmaz." dedi.

Müzakere sürecinde iki tarafın menfaatini gözeten, yapıcı bir yaklaşım benimseyeceklerini kaydeden Fidan, AB içerisinde 2019'dan itibaren oluşan olumsuz havanın dağıldığını vurguladı.

Rusya-Ukrayna Savaşı

Fidan, "Türkiye bu konuda şu ana kadar oynadığı rolü (Rusya-Ukrayna arasında arabuluculuk) artırarak oynamaya hazır. Yeter ki barış olsun, istikrar olsun, insanlar ölmesin, yıkım devam etmesin. Bu konuda elimizden ne geliyorsa siyasi, teknik, askeri bunları yapmaya devam edeceğiz." ifadelerini kullandı.

Ateşkesin veya barışın olması için tarafların birçok konuda mutabık kalması gerektiğinin altını çizen Fidan, Türkiye'nin uzunca bir süre NATO içerisinde Ukrayna'da ateşkesi savunan tek ülke konumunda olduğunu belirtti.

Fidan, Rusya'nın ve Ukrayna'nın ayrı zamanlarda davet edilmediği barış görüşmelerine işaret ederek, tüm tarafların masada olmasıyla "sahici" barış görüşmesi yapılabileceğini söylediklerini kaydetti.

Taraflar arasında ilan edilmesi beklenen ateşkesin getirdiği sükunetin, tarafları daha kalıcı ve uzun süreli barışa teşvik edeceği yönünde bir hava oluşması temennisinde bulunan Fidan, müzakere temellerinin sağlam olması gerektiğini vurguladı.

Fidan, Türkiye'nin, Rusya ile Ukrayna arasındaki barış görüşmelerine ev sahipliği yapma konusunda açık daveti bulunduğunu hatırlatarak, "Ev sahipliği yapmaktan tutun da diğer yapıcı katkılara kadar her bir faaliyetin içerisinde olacağız." diye konuştu.

"ABD'nin PKK/YPG ile ilişkisi kesildiğinde bir numaralı sorun ortadan kalkar"

Fidan, ABD ile sorunların başında Washington'ın PKK/YPG ile ilişkisinin ve terör örgütünün bundan aldığı gücün geldiğine işaret ederek, ABD'deki yeni yönetimin de etkisiyle İmralı'dan yapılan çağrının örgüt nezdinde yankı bulmasını diledi.

Suriye'de de işleyen bir süreç olduğuna değinen Fidan, "PKK tehdidinin ortadan kalktığı, Amerika'nın bunlarla ilişkisini kestiği bir noktada, Türkiye'nin aslında bir numaralı sorun parametresiyle alakalı çok fazla bir derdi kalmıyor." şeklinde konuştu.

Fidan, ABD'nin PKK/YPG ile ilişkileri ve FETÖ'nün karargahına ev sahipliği yapmasının ikili ilişkilerde yok sayılmasının mümkün olmadığını vurgulayarak, belli sorunların kenarda tutularak diğer fayda alanlarında ilişkilerin ilerletilmesinin önemine işaret etti.

Yeni dönemde Türkiye-ABD ilişkilerinin daha yapısal ve sistematik ilerletilmesinin önemli olduğunun altını çizen Fidan, Avrupa Birliği (AB) ve NATO gibi ittifaklar zemini üzerinden ilişki yürütmenin önemini kaybettiği bir yerde birebir ilişki mekaniğinin giderek daha önem kazandığını dile getirdi.

Fidan, Türkiye'nin büyük ve etkisi yüksek bir ülke olduğuna ve güçlü bir siyasi liderlik bulunduğuna dikkati çekerek, ABD'nin Türkiye'nin kabiliyetleri üzerinden rasyonel bir yaklaşımla ilişki kurması gerektiğini söyledi.

Fidan, AB'nin rasyonel yaklaşım yerine yıllarca "kimlik politikası" üzerinden ilerlediğini hatırlatarak, şimdi AB ülkelerinin Türkiye'yle "beraber olsaydık tehdide maruz kalmazdık" diye düşündüğünü aktardı.

ABD'de yeni yönetimin bölgesel ve küresel olarak çok fazla sayıda dış politika ve güvenlik dosyasını aynı anda yürüttüğüne işaret eden Fidan, dikkatli bir diplomasi, iyi niyet ve profesyonel bir yaklaşımla Türkiye ve ABD'nin menfaatlerinin daha iyi gözetileceği yapısal bir zemin oluşturulabileceğini dile getirdi.

"ABD'nin Suriye'deki varlığındaki problem PKK/YPG ile işbirlikleri"

ABD ordusunun Suriye'den çekilip çekilmeyeceğine ilişkin Fidan, şunları kaydetti:

"Amerikan askeri varlığının bizim için en büyük problemi PKK ve YPG ile yaptığı işbirliği ve verdikleri destek. Bu sorun alanı ortadan kalktığı zaman gözden geçirilmesi gereken diğer konu, oradaki ülkeleri, daha geniş çerçeveyi ilgilendiren bir konu. Şimdi bu destek devam edecek mi etmeyecek mi' Bizim meselemiz bu, biz konuya bu açıdan bakıyoruz çünkü bu destek türü maalesef PKK/YPG'ye de sahte umutlar veriyor, sahte gelecek hayalleri kurdurtuyor. Halbuki daha rasyonel, daha sahici, daha pozitif hayatlar mümkün. Umarım bu konuda Amerika da doğru olanı yapacaktır."

Fidan, ABD'nin dış politikasını rasyonel zeminde yürütmesi halinde Türkiye ile dost olması gerektiğini vurgulayarak, "Başka birkaç ülkenin aklına ve daha kimliksel yaklaşıma, ideolojik yaklaşıma giderse bambaşka bir sorun çıkabiliyor." dedi.

AB'nin "ReArm Europe" programıyla 800 milyar avroluk bir meblağ ortaya koyduğunu hatırlatan Fidan, bazı Avrupa ülkelerinin savunma harcamalarını artırmaya çalıştıklarına değindi.

Fidan, savunma sanayinin güçlü olması ve savunma yeterliliklerinin karşılanması projesi açısından Türkiye'yle işbirliğinin fevkalade önemli olduğunu vurgulayarak, ABD'nin "güvenlik şemsiyesini çekmesi" halinde ne olacağına dair tartışmaların hem Avrupa'da hem de Asya-Pasifik bölgesinde devam ettiğini söyledi.

Fidan, ABD, Rusya ve Çin gibi büyük güçlerin çatışmayıp "menfaatleri tanımlama" anlaşmasına gitmesi halinde Avrupa güvenlik mimarisi açısından ülkelerin bir araya gelmesinin daha önemli hale geldiğini belirtti.

"Netanyahu'nun zihninde kalıcı bir barışa dönmek yok"

İsrail ile Hamas arasındaki ateşkese ilişkin Fidan, mutabakatın sağlanarak ateşkesin ikinci aşamasına geçilmesini ve kalıcı bir ateşkes olmasını umduğunu belirterek, "Aksi takdirde maalesef (Binyamin) Netanyahu'nun zihninde kalıcı bir barışa dönmemenin olduğunu biz biliyoruz. Sadece biz değil, bunu bütün dünya görüyor. Kendisi de bunu söylemekten, ima etmekten, açıkça yapmaktan hiç çekinmiyor çünkü Netanyahu ve İsrail'in bir güç zehirlenmesiyle karşı karşıya kaldığını görüyoruz." diye konuştu.

Fidan, Gazze'deki halkın dramının sona ermesini umduğunu dile getirerek, Arap ülkeleriyle, İslam İşbirliği Teşkilatı'yla ve Avrupa ülkeleriyle yoğun şekilde bu konuyu görüştüklerini aktardı.

Gazze'de yeniden imarı içeren bir planı Cidde'de kabul ettiklerini hatırlatan Fidan, İsrail'in Filistinlilerin bölgede kalmasını sağlayacak yeniden imar ve yardım dahil hiçbir girişimi istemediğini ifade etti.

Fidan, İsrail'in "insansızlaştırma" politikası yürüttüğünü ancak bu politikayı geri püskürtecek bir uluslararası irade olmadığından bu alanı suistimal etmeye devam ettiğini vurguladı.

 

‘Casusluk’ soruşturmasında 3 tutuklama

Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) Başkanlığının kritik dijital altyapısının geliştirilmesi ve sürdürülmesi süreçlerinde Fetullahçı Terör Örgütü'nün mahrem yapılanmasıyla bağlantılı kişi ve şirketlerin etkili olduğuna yönelik "siyasal veya askeri casusluk" soruşturması kapsamında gözaltına alınan 3 şüpheli tutuklandı

28.09.2026 19:20:00
Anadolu Ajansı
 
‘Casusluk’ soruşturmasında 3 tutuklama
‘Casusluk’ soruşturmasında 3 tutuklama

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca 2012-2018 yılları arasında MASAK'ın kritik dijital altyapısının geliştirilmesi ve sürdürülmesi süreçlerinde FETÖ/PDY'nin mahrem yapılanmasıyla bağlantılı kişi ve şirketlerin etkili olduğuna yönelik yapılan tespitler doğrultusunda yürütülen soruşturma sürüyor.

Bu kapsamda gözaltına alınan 6 şüphelinin emniyetteki işlemleri tamamlandı. Şüpheliler sağlık kontrolünün ardından Çağlayan'daki İstanbul Adliyesi'ne getirildi.

Savcılıkta ifade veren şüpheliler Eda Aydoğan, Güner Eke, İnönü Akgün Alp ve Zehra Yılmaz tutuklama, Zeki Özcan ve Mehmet Yazıcı adli kontrol talebiyle sulh ceza hakimliğine sevk edildi.

Hakimlik, Eda Aydoğan, Güner Eke ve İnönü Akgün Alp'in tutuklanmasına, Zehra Yılmaz, Zeki Özcan ve Mehmet Yazıcı'nın ise adli kontrol tedbiriyle serbest bırakılmasına karar verdi.

Öte yandan, 2012-2018 arasında MASAK Başkanı olarak görev yapan Mürsel Ali Kaplan, İbrahim Hakkı Polat ve Osman Dereli'nin ise soruşturma kapsamında bugün bilgilerine başvuruldu.

Adalet Bakanı Gürlek'in açıklaması

Adalet Bakanı Akın Gürlek, sosyal medya hesabında, devletin mali istihbarat ağına yönelik casusluk faaliyeti yürütenlerin hukuk önünde hesap vereceğini açıklamıştı.

Açıklamada, "MASAK'ta kullanılan Entegre Mali İstihbarat Sistemi'ne (EMİS) yönelik yetkisiz işlemler ve sistem kayıtlarının güvenliğine ilişkin önemli bulgulara ulaşıldığını" ve "Soruşturmada, 2012-2018 yılları arasında MASAK'ın kritik dijital altyapısının geliştirilmesi ve sürdürülmesi süreçlerinde FETÖ/PDY'nin mahrem yapılanmasıyla bağlantılı kişi ve şirketlerin etkili olduğuna ilişkin tespitlere ulaşıldığını" belirtmişti.

Bakan Gürlek, soruşturma kapsamında aralarında olay tarihinde MASAK Başkan Yardımcısı olarak görev yapan kişinin de bulunduğu 22 şüpheli hakkında adli işlem başlatıldığını, 5 şüphelinin gözaltına alındığını, yurt dışında olduğu belirlenen 16 şüpheli hakkında siyasi ve askeri casusluk suçundan yakalama kararı çıkartıldığını ve 1 şüphelinin yakalanmasına yönelik çalışmaların sürdüğünü açıklamıştı.

Gürlek, "Soruşturma kapsamında AGMLAB AŞ ve MRD AŞ'ye mahkeme kararıyla el konulmuş ve Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu kayyum olarak atanmıştır. İlgili dönemlerde MASAK Başkanlığı görevinde bulunan üç eski başkanın da adli makamlarca ifadelerine başvurulacaktır." demişti. 

RTÜK'ten Osmaniye'deki saldırıya yayın yasağı

Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK), Osmaniye'de bir öğretmenin okul bahçesinde öldürülmesine ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında yayın yasağı kararı alındığını açıkladı

28.09.2026 16:34:00
İhlas Haber Ajansı
 
RTÜK'ten Osmaniye'deki saldırıya yayın yasağı
RTÜK'ten Osmaniye'deki saldırıya yayın yasağı
Olaya ilişkin RTÜK'ten yapılan açıklamada, "Osmaniye 2. Sulh Ceza Hakimliğinin 28/09/2026 tarihli ve 2026/5294 D. İş sayılı kararı ile Osmaniye Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen 2026/15733 sayılı soruşturma kapsamındaki olay hakkında yayın yasağı getirilmiştir.

Karar; toplum sağlığının ve ahlakın, milli güvenliğin, kamu düzeninin ve kamu güvenliğinin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi ve yargı gücünün otorite ve tarafsızlığının sağlanması amacıyla verilmiştir. Kararda, soruşturma konusu olayla ilgili olarak her türlü haber, röportaj, eleştiri vb. yayınların, görsel ve sosyal medya ile internet ortamında yapılmasının 5187 sayılı Basın Kanunu'nun 3. maddesi uyarınca yasaklandığı belirtilmektedir.

Bu kapsamda, tüm medya hizmet sağlayıcılarının söz konusu kararın gereklerine titizlikle uyması önem arz etmektedir. Yayın yasağına aykırı yayın yapılması hâlinde, 6112 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun'un ilgili hükümleri uyarınca gerekli işlemler yapılacaktır. Kamuoyuna saygıyla duyurulur" ifadelerine yer verildi.

Komedyen Deniz Göktaş ilk duruşmada tahliye edildi

"Ölü Deniz" isimli stand-up gösterisindeki şakaları gerekçe gösterilerek 88 gündür "kuyu tipi" cezaevinde tutulan komedyen Deniz Göktaş, çıkarıldığı ilk duruşmada tahliye edildi. Mahkeme Göktaş'a toplam 1 yıl 7 ay hapis cezası verirken, hükümle birlikte serbest bırakılmasına hükmetti

28.09.2026 16:10:00
Haber Merkezi
 
Komedyen Deniz Göktaş ilk duruşmada tahliye edildi
Komedyen Deniz Göktaş ilk duruşmada tahliye edildi
YouTube üzerinden yayımladığı "Ölü Deniz" adlı stand-up gösterisi nedeniyle hakkında soruşturma başlatılan ve 3 Temmuz'dan bu yana cezaevinde bulunan ünlü komedyen Deniz Göktaş, İstanbul 14. Asliye Ceza Mahkemesi'nde ilk kez hâkim karşısına çıktı. Hakkında 12 yıl 2 aya kadar hapis cezası talep edilen davanın ilk duruşmasında mahkeme, Göktaş hakkında tahliye kararı verdi.

Yoğun güvenlik önlemlerinin alındığı ve salon yetersizliği nedeniyle İstanbul 4. Ağır Ceza Mahkemesi salonunda görülen duruşmayı siyasi parti temsilcileri, çok sayıda gazeteci, avukat ve yurttaş takip etti.

İki suçtan ceza, bir suçtan beraat

Kararını açıklayan mahkeme heyeti, Deniz Göktaş'ı "Cumhurbaşkanına alenen hakaret" suçundan 11 ay 20 gün, "halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik veya aşağılama" suçundan ise 7 ay 15 gün olmak üzere toplam 1 yıl 7 ay 5 gün hapis cezasına çarptırdı. "Daltonlar Çetesi" ile ilgili yaptığı espriler nedeniyle yöneltilen "suçu ve suçluyu övme" suçlamasından ise beraatine hükmedilen Göktaş, aldığı cezaların hükmüyle birlikte tahliye edildi.

"Cümle başına 22 gün hücrede kaldım"

Çorlu Karatepe Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'nda (kuyu tipi cezaevi) tek kişilik hücrede geçirdiği 88 günü anlatarak savunmasına başlayan Deniz Göktaş, mizahın suç sayılamayacağını vurguladı. Göktaş savunmasında şu ifadelere yer verdi:

"3 Temmuz'dan beri kuyu tipi bir cezaevinde güneş görmeden, başka hiçbir insan temasım olmadan hücredeyim. Harbiye'de kurduğum 4 cümle ile suçlanıyorum ve kurduğum cümle başına tam 22 gündür hücredeyim. Yasalar değişmedi. Değişen ne? Şaka kaldıramayan, eleştiri kaldıramayan kırılgan yöneticiler."

Cumhurbaşkanı Erdoğan'a yönelik kullandığı "diktatör" ifadesinin hakaret değil, siyasi bir betimleme olduğunu savunan komedyen, "Bu coğrafyanın yüzlerce yıllık geleneği olan hicve açık olunmalıdır" dedi. İddianamedeki "oruç tutan canlı bombalar" ve "dalgıçlar (haşema)" şakalarının ise toplumsal gerginliklerin mizahi bir dille dışa vurumu olduğunu ekledi.

Adliyede yaşananları anlattı: "Zorla Kılıçdaroğlu ile görüştürüldüm"

Göktaş savunmasında, gözaltına alınma ve tutuklanma sürecindeki usulsüzlüklere de dikkat çekti. Yurt dışı tatilini kendi isteğiyle yarıda keserek Türkiye'ye döndüğünü belirten Göktaş, havalimanında ters kelepçeyle gözaltına alındığını söyledi. Göktaş, Çağlayan Adliyesi'nde yaşadığı ilginç bir anıyı da mahkeme salonunda paylaştı:

"Hâkimliğe çıkarılmayı beklerken bana üç kez 'Kemal Kılıçdaroğlu ile görüşmek istiyor musun?' diye soruldu. Görüşmek istemediğimi net bir şekilde söylememe rağmen emrivakiyle adliye koridorunda kendisiyle görüştürüldüm. Ters kelepçe yetmezmiş gibi bir de Kılıçdaroğlu ile görüştürüldüm. Kılıçdaroğlu bana 'Niye döndün, imkanım olsa bir dakika durmam burada' demeyen tek kişiydi."

88 günlük belirsiz bekleyişin ardından özgürlüğüne kavuşan Deniz Göktaş'ın tahliye kararı, adliye koridorlarında ve sosyal medyada büyük bir sevinçle karşılandı.

Lisede korku dolu anlar: Silahla vurulan öğretmen öldü

Osmaniye'de yeğeni tarafından görev yaptığı okulda silahla vurulan öğretmen hayatını kaybetti

28.09.2026 14:11:00 / Güncelleme: 28.09.2026 14:14:16
İHA
 
Lisede korku dolu anlar: Silahla vurulan öğretmen öldü
Lisede korku dolu anlar: Silahla vurulan öğretmen öldü
Olay, merkez Çardak köyündeki Farabi Anadolu Lisesi'nde yaşandı.

Okulda görev yapan Edebiyat Öğretmeni Mehmet Bilgili, ilk bilgilere göre yeğeni olan A.B. tarafından silahla vuruldu.



İhbar üzerine bölgeye polis ve sağlık ekibi sevk edildi.

Sağlık ekiplerinin kontrollerinde Bilgili'nin hayatını kaybettiği belirlendi.

Osmaniye’nin Merkez ilçesine bağlı Çardak Köyü’nde, Farabi Anadolu Lisesi’nin bahçesinde öğretmen Mehmet Bilgili silahlı saldırıda ağır yaralandı. Öğretmen tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı

Osmaniye'nin Merkez ilçesine bağlı Çardak Köyü'nde, Farabi Anadolu Lisesi'nin bahçesinde öğretmen Mehmet Bilgili silahlı saldırıda ağır yaralandı. Öğretmen tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı. Vali Mehmet Fatih Serdengeçti, saldırıyı gerçekleştirdiği belirtilen A.B.'nin yakalanarak gözaltına alındığını açıkladı

28.09.2026 13:44:00 / Güncelleme: 28.09.2026 13:50:04
Haber Merkezi
 
 Osmaniye’nin Merkez ilçesine bağlı Çardak Köyü’nde, Farabi Anadolu Lisesi’nin bahçesinde öğretmen Mehmet Bilgili silahlı saldırıda ağır yaralandı. Öğretmen tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı
 Osmaniye’nin Merkez ilçesine bağlı Çardak Köyü’nde, Farabi Anadolu Lisesi’nin bahçesinde öğretmen Mehmet Bilgili silahlı saldırıda ağır yaralandı. Öğretmen tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı
Osmaniye'nin Merkez ilçesine bağlı Çardak Köyü'nde, Farabi Anadolu Lisesi'nin bahçesinde öğretmen Mehmet Bilgili ilahlı saldırı sonucu ağır yaralandı. Hastaneye kaldırılan öğretmen tüm müdahalelere rağmen hayatını kaybetti. Osmaniye Valisi Mehmet Fatih Serdengeçti, şüpheli A.B.'nin kısa sürede yakalanarak belirtirken saldırganın öğretmenin yeğeni olduğunu açıkladı.

Yeğeni olduğu ortaya çıktı
Valiliğin açıklamasına göre olay, 28 Eylül 2026 tarihinde meydana geldi. Merkeze bağlı Çardak köyündeki Farabi Anadolu Lisesi'nin bahçesinde Türk dili ve edebiyatı öğretmeni Mehmet Bilgili, aralarında husumet bulunan yeğeni A.E. Bilgili'nin silahlı saldırısına uğradı. İhbar üzerine okula 112 Acil Sağlık ve jandarma ekipleri yönlendirildi.
Tabancayla açılan ateş sonucu ağır yaralanan öğretmen, ambulansla kaldırıldığı hastanede müdahaleye rağmen kurtarılamadı. Okula giden Vali Mehmet Fatih Serdengeçti, yetkililerden bilgi aldı.

Zanlının psikolojik sorunları olduğu açıklandı
Serdengeçti, gazetecilere, saldırının eğitim öğretimle alakası olmadığını söyledi.
Öğretmen ile yeğeni arasında husumet bulunduğunu dile getiren Serdengeçti, şöyle konuştu:
"Zanlı şizofren, psikiyatri bağlamında uzun yıllardır tedavisi devam ediyor. Daha önce öğretmenimizin kendisini yetiştirdiği, evlat olarak baktığına yönelik bilgiler var elimizde. Fakat son dönemlerde husumet oluşuyor, şizofreni kaynaklı çeşitli iddialardan kaynaklı bu menfur saldırıyı gerçekleştiriyor. Gerek kolluk kuvvetlerimizce gerek Cumhuriyet Başsavcılığınca aydınlatacaktır. Burada öğrenci ve eğitime dönük bir saldırı değil."
Vali Serdengeçti, saldırganın amcası olan öğretmeni hedef aldığını belirterek, "Okulumuzun bahçesinde hedef alıyor. Geçmiş olsun, başımız sağ olsun." dedi. Serdengeçti, şüphelinin yakalandığını ve olayda kullanılan ruhsatsız tabancanın ele geçirildiğini ifade ederek, "Kendisinin, öğretmene husumete dönük çeşitli iddiaları var fakat saldıran kişinin şizofreni belirtileri olduğunu biliyoruz." diye konuştu.

TBMM Genel Kurulu, 51 günlük aranın ardından yasama çalışmalarına 1 Ekim'de başlayacak

TBMM Genel Kurulu, 51 günlük aranın ardından yasama çalışmalarına 1 Ekim'de başlayacak

28.09.2026 13:35:00
AA
 
TBMM Genel Kurulu, 51 günlük aranın ardından yasama çalışmalarına 1 Ekim'de başlayacak
TBMM Genel Kurulu, 51 günlük aranın ardından yasama çalışmalarına 1 Ekim'de başlayacak
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş'un katılımıyla, 28. Dönem 5. Yasama Yılı açılışı dolayısıyla ilk olarak Meclis'teki Atatürk Anıtı'na saat 13.00'te çelenk konulacak, saygı duruşunda bulunulacak ve İstiklal Marşı okunacak.

Anıttaki törenin ardından TBMM Genel Kurulu, TBMM Başkanı Kurtulmuş başkanlığında saat 14.00'te açılacak.

Kurtulmuş, yapacağı sunuş konuşması sonrasında Genel Kurul'a Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı takdim edecek, ardından İstiklal Marşı okunacak. Daha sonra Cumhurbaşkanı Erdoğan, Genel Kurul'a hitap edecek.

Meclis başkanlarının yasama yılı açılışı dolayısıyla geleneksel olarak verdiği resepsiyon, Kurtulmuş'un ev sahipliğinde TBMM Tören Salonu'nda saat 18.30'da gerçekleştirilecek.

Yasama yılının açılışında devlet protokolü ile davetiye gönderilen izleyiciler dışında TBMM'ye ziyaretçi kabul edilmeyecek.

Genel Kurul, yeni yasama yılının ilk mesaisini 6 Ekim'de yapacak.

Trabzon'da palamut 100-125 lira arasında

Trabzon'da balıkçılar, tezgahlarında yerini alan palamudu tanesi 100 ile 125 lira arasında değişen fiyatlardan satışa sunuyor

 

28.09.2026 12:20:00
Anadolu Ajansı
 
Trabzon'da palamut 100-125 lira arasında
Trabzon'da palamut 100-125 lira arasında

Ortahisar ilçesindeki Moloz mevkisinde yer alan balıkçı tezgahlarında palamudun tanesi 100 ile 125 liradan satılırken, istavritin kilogramı 100, somon 200, çipura 500, levrek ise 600 liradan alıcı buluyor.

Balıkçı Ahmet Çoğalmış, AA muhabirine, vatandaşların bu sezon daha çok palamuda ilgi gösterdiğini söyledi.

Tezgahlardaki palamutların taze olduğunu belirten Çoğalmış, sıcak havanın balıkların görünümünü etkileyebildiğini ifade etti.

Çoğalmış, piyasadaki herkesin şu an taze balık sattığına dikkati çekerek, "Havalar sıcak gittiği için balıklar ezik gibi görünÜyor ama ezik değil. Havaların sıcaklığından dolayı biraz gevşek oluyor. Vatandaş bayat balık aldığını sanıyor ama öyle değil. Şu an piyasa herkes taze balık satıyor." diye konuştu.

Balıkçı Emin Avcı da bu sezon palamudun daha fazla, hamsinin ise daha az olmasını beklediklerini dile getirdi.

Hamsinin şu anda Marmara tarafından geldiğini aktaran Avcı, "Hamsi palamut gibi olmaz, az olur. Şu anda hamsi geliyor ama Marmara tarafından geliyor. Bizim yerli hamsi daha çıkmadı. Palamut olduğu zaman hamsi biraz daha az oluyor" dedi.

Tutuklu komedyen Deniz Göktaş'ın bugün Çağlayan Adliyesi'nde ilk kez hakim karşısına çıkması bekleniyor

"Ölü Deniz" isimli gösterisindeki sözleri nedeniyle tutuklanan komedyen Deniz Göktaş hakkında üç suçtan iki yıl iki aydan dokuz yıl sekiz aya kadar hapis cezası isteniyor

28.09.2026 11:30:00
Haber Merkezi
 
 Tutuklu komedyen Deniz Göktaş'ın bugün Çağlayan Adliyesi'nde ilk kez hakim karşısına çıkması bekleniyor
 Tutuklu komedyen Deniz Göktaş'ın bugün Çağlayan Adliyesi'nde ilk kez hakim karşısına çıkması bekleniyor
Tutuklu komedyen Deniz Göktaş'ın bugün Çağlayan Adliyesi'nde ilk kez hakim karşısına çıkması bekleniyor.

"Ölü Deniz" isimli gösterisindeki sözleri nedeniyle tutuklanan komedyen Deniz Göktaş hakkında üç suçtan iki yıl iki aydan dokuz yıl sekiz aya kadar hapis cezası isteniyor.

İstanbul 14. Asliye Ceza Mahkemesi'nce kabul edilen iddianameye göre bu suçlamalar, "cumhurbaşkanına hakaret", "halkı kin ve düşmanlığa tahrik ve aşağılama" ve "suçu ve suçluyu övme" olarak sıralanıyor.

Göktaş'ın X hesabından yapılan 27 Eylül'de yapılan bir paylaşımda komedyenin yeni bir mektubu yer aldı.

Duruşmayı hatırlatarak başlayan mektupta, "88 gün sonra ilk kez kelepçeleneceğim ve araba kornası duyacağım. Kelepçeyi özlemediğim kesin, bakalım araba kornasını özlemiş miyim? İyiyim. Güneş olmadan da yaşanıyormuş, güneş abartılmış bir balonmuş" ifadeleri yer aldı.

32 yaşındaki Göktaş, "kuyu tipi" olarak adlandırılan Tekirdağ Karatepe Cezaevi'nde güneş görmeyen bir hücrede tutuluyor.

Gösterisindeki ifadeleri nedeniyle 29 Haziran'da hakkında soruşturma başlatılan Göktaş, yurtdışı tatili dönüşünde 2 Temmuz'da havalimanında gözaltına alınmış ve 3 Temmuz'da tutuklanmıştı.

28 Ağustos'ta komedyen hakkında "halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etme" ve "cumhurbaşkanına hakaret" suçlamalarından tahliye kararı verilmiş ancak cezaevinden çıkmadan "suçu ve suçluyu övmek" suçlamasıyla yeniden tutuklanmıştı.

Ancak savcılık Göktaş'ın tahliye kararının kaldırılarak üzerine atılı suçlardan yeniden tutuklanmasını talep etti ve komedyenin "halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etme" ile "cumhurbaşkanına hakaret" suçlarından ayrı ayrı tutuklanmasına oy birliğiyle karar verildi.

Daltonlar isimli suç örgütünün eylemlerini övme suçu işlediği iddiasıyla mahkemeye çıkarılan Göktaş, SEGBİS ile yaptığı savunmada suçlamayı reddetmişti.

Göktaş uzun süredir sergilediği gösteriyi 24 Haziran'da YouTube'a yüklemişti.

Video üç ayda 15 milyondan fazla izlendi.

İddianamede neler var?
İddianamede Göktaş'ın "Ölü Deniz" adlı gösterisinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan hakkında kullandığı bazı ifadelerin eleştiri sınırlarını aştığı ve Cumhurbaşkanı'nın şeref ve saygınlığını zedelediği öne sürülüyor.

Savcılık ayrıca gösteride yer alan bazı bölümlerin, İslam dininin mensuplarını ve dini pratikleri konu alan ifadeler nedeniyle toplumun bir kesimini diğer kesimine karşı kin ve düşmanlığa tahrik ettiği görüşünü dile getiriyor.

Bu bölümde özellikle oruç tutan canlı bombalar ve Kur'an konulu şakalar ile Göktaş'ın dalgıçlarla ilgili sözlerinin haşema giyen kadınlarla ilgili olduğu çıkarımı yer alıyor.

Bir diğer suçlama ise kamuoyunda "Daltonlar" olarak bilinen suç örgütüne ilişkin stand-up bölümüne dayanıyor.

Savcılık, bu bölümdeki ifadelerin suç örgütünün faaliyetlerini övücü ve meşrulaştırıcı nitelik taşıdığını savunarak "suçu ve suçluyu övme" suçunun oluştuğunu ileri sürüyor.

İddianamede, gösteriyle ilgili 500'den fazla CİMER başvurusu ve çok sayıda şikâyet dilekçesi verildiği belirtildi.

Söz konusu ifadelerin kamu düzeni açısından "açık ve yakın tehlike" oluşturduğu değerlendirmesi de yer aldı.

Polisler iş bırakacak mı? EGM’den açıklama geldi

Emniyet Teşkilatı Sendikası’nın 28 Eylül’de Türkiye genelinde iş bırakma kararı almasının ardından “polisler greve gidiyor” iddiaları gündeme geldi

28.09.2026 10:37:00
Haber Merkezi
 
Polisler iş bırakacak mı? EGM’den açıklama geldi
Polisler iş bırakacak mı? EGM’den açıklama geldi
Emniyet Teşkilatı Sendikası'nın 28 Eylül'de Türkiye genelinde iş bırakma kararı almasının ardından "polisler greve gidiyor" iddiaları gündeme geldi. Emniyet Genel Müdürlüğü ise eylemin polisleri kapsamadığını açıkladı.

Emniyet Genel Müdürlüğü (EGM), sosyal medya ve bazı haber sitelerinde yayılan "polisler 28 Eylül'de iş bırakacak" iddialarına ilişkin açıklama yaptı. EGM, iş bırakma kararı alan sendikanın üyelerinin sivil personelden oluştuğunu belirterek polislerin iş bırakacağı yönündeki iddiaların gerçeği yansıtmadığını bildirdi.

Sendika neden iş bırakma kararı aldı?

Tartışmanın başlangıcında ise Emniyet Teşkilatı Sendikası'nın açıklaması bulunuyor. Sendika, 28 Eylül Pazartesi günü öğleden sonra Türkiye genelinde iş bırakma eylemi yapacağını duyurdu.

Sendika kararının gerekçeleri arasında emniyet teşkilatındaki intihar vakaları, ekonomik ve sosyal sorunlar, ağır çalışma koşulları, mobbing, emeklilikte yaşanan gelir kayıpları ve özlük haklarındaki eşitsizlikler gösterildi.

Sendika ayrıca son beş günde yedi emniyet teşkilatı mensubunun yaşamına son verdiğini, Bursa ve İstanbul'da iki teşkilat mensubunun ise intihar girişiminde bulunduğunu açıkladı. Anayasa Mahkemesi önündeki eylem sırasında emekli bir emniyet mensubunun yaşamına son vermesi de açıklamada hatırlatıldı.

"Bu tablo artık görmezden gelinemez"

Sendika, yaşananların ardından yalnızca sorunların dile getirilmesinin yeterli olmadığını belirterek eylem kararı aldığını duyurdu. Açıklamada 3600 ek gösterge, yardımcı hizmetler sınıfının sorunları, eşit işe eşit ücret ve Emniyet Meslek Kanunu gibi başlıklarda çözüm bekleyen sorunlara da dikkat çekildi.

EGM: Polisler eyleme katılmayacak

Tartışmaların "polisler bugün görev bırakacak" şeklinde yayılması üzerine EGM devreye girdi. Kurum, 28 Eylül'deki iş bırakma kararının sendika üyesi sivil personeli ilgilendirdiğini, polislerin iş bırakacağı yönündeki iddiaların ise gerçeği yansıtmadığını açıkladı.

Böylece 28 Eylül'deki iş bırakma tartışmasının, emniyet teşkilatındaki çalışma koşulları ve özlük haklarına ilişkin sorunlardan kaynaklandığı; ancak EGM'ye göre eylemin görevdeki polisleri kapsamadığı ortaya konuldu.

İstanbul'da yağışın da etkisiyle sabah saatlerinde trafik yoğunluğu

İstanbul'da, haftanın ilk iş günü sabah saatlerinde yağışın da etkisiyle bazı bölgelerde trafik yoğunluğu oluştu

28.09.2026 09:10:00 / Güncelleme: 28.09.2026 09:35:10
AA
 
İstanbul'da yağışın da etkisiyle sabah saatlerinde trafik yoğunluğu
İstanbul'da yağışın da etkisiyle sabah saatlerinde trafik yoğunluğu

Anadolu Yakası'nda, D-100 kara yolunda Tuzla'da başlayan yoğunluk Avrasya Tüneli girişine kadar ulaşıyor.

TEM Otoyolu'nda Sultanbeyli'de yoğunlaşan trafik, 15 Temmuz Şehitler Köprüsü'ne kadar devam ediyor.

Otoyolda Fatih Sultan Mehmet Köprüsü istikametinde, Şile Otoyolu'nda ise Altunizade'den Ümraniye'ye kadar araçlar ağır seyrediyor.

Avrupa Yakası'nda D-100 kara yolunda Haliç Köprüsü, Halıcıoğlu, Edirnekapı ve Cevizlibağ çevresinde trafik yoğunluğu yaşanıyor.

Mecidiyeköy'de yağışın da etkisiyle trafik yoğunluğu çift yönlü etkili oluyor.

TEM Otoyolu Bahçeşehir, Saadetdere ve Beylikdüzü'nde trafik ağır seyrediyor.

Öte yandan tramvay, metro, otobüs ve metrobüs duraklarında yolcu yoğunluğu yaşanıyor.

Zincirlikuyu, Cevizlibağ, Uzunçayır ve Altunizade gibi aktarma merkezlerine gelen vatandaşlar araçlara binmek için sıra bekliyor.

Metro İstanbul'un sosyal medya hesabından yapılan açıklamada, "Hava muhalefeti nedeniyle TF1 Maçka-Taşkışla Teleferik Hattı'nda seferler yapılamamaktadır." ifadesi kullanıldı.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Cep Trafik Haritası verilerine göre, kent genelindeki trafik yoğunluğu sabah saatlerinde yüzde 72'ye kadar çıktı.

Yoğunluk, Anadolu Yakası'nda yüzde 89, Avrupa Yakası'nda ise yüzde 58 olarak ölçüldü.
 

logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.