HOŞGELDİNİZ! BUGÜN 17 EKİM 2021, PAZAR

Türk musikisi eser formları - 8

07.08.2021 00:00:00
'Türk musikisi eser formları - 8' seslendirme dosyası:
Cenaze namazında tekbirin rükün sayıldığı ve tekbirsiz cenaze namazının sahih olmayacağı hususunda fakihler arasında görüş birliği vardır. Bu namazda iftitah tekbiriyle birlikte dört tekbir alınır; çoğunluğun görüşüne göre bundan fazla okunması sünnete aykırıdır; daha az okunması ise câiz değildir. Bu konuda Resûl-i Ekrem'in Habeşistan Kralı Necâşî Ashame'nin vefatı üzerine gıyabında kıldırdığı cenaze namazı ile (Buhârî, "Cenâʾiz", 4, 64; Müslim, "Cenâʾiz", 63-65) mescidin temizliğini yapan bir kadının cenaze namazını (Müslim, "Cenâʾiz", 68-69; el-Muvaṭṭaʾ, "Cenâʾiz", 15; Nesâî, "Cenâʾiz", 43) dört tekbirle kıldırması delil kabul edilmiştir. Zeyd b. Erkam'ın rivayet ve uygulamasını (Müslim, "Cenâʾiz", 72) esas alan bazı sahâbî ve tâbiîn fakihleriyle İmam Ebû Yûsuf'un bir görüşüne ve diğer bazı fakihlere göre ise tekbirler dörtten az veya çok olabilir; tercih edilen üç-yedi arasında olmasıdır. Hanefî ve Mâlikîler'e göre cenaze namazında iftitah tekbiri dışındaki tekbirlerde eller kaldırılmazken Şâfiîler ile Hanbelîler'e göre her tekbirde eller kaldırılır.

Tekbirin bayramlarda özel bir yeri vardır. Bayram namazlarına giderken tekbir getirmek menduptur.(yapılması farz, sünnet veya vacip olmayan işlerde yapılması önerilerek uygun görülen işler için kullanılan bir terimdir.) Kurban bayramı namazına giderken sesli olarak tekbir getirmenin cevazı hususunda görüş birliği vardır. Ramazan bayramı namazı için de fakihlerin çoğunluğuna göre aynı şekilde hareket edilir; Ebû Hanîfe ise bu durumda tekbirin gizli söylenmesinin daha uygun olduğu kanaatindedir. Bayram namazı kılınırken diğer namazlara göre daha fazla tekbir getirilir (zevâid tekbirleri). Bu tekbirlerin yeri ve sayısı mezheplere göre değişmektedir (bk. BAYRAM). Bayram namazından sonra okunan hutbeye de tekbirlerle başlanır; bazı fakihlere göre ilk hutbede dokuz, ikinci hutbede yedi tekbir getirilmesi menduptur. Vakit sayısı ve hükümleri mezheplere göre farklılık taşımakla birlikte kurban bayramında farz namazlardan sonra cehrî(yüksek sesle) olarak teşrîk(Kurban bayramının son üç gününü kapsayan zaman dilimine ve zilhicce ayının belli günlerinde farz namazların ardından söylenen tekbire verilen ad.)

 tekbiri getirilir (bk. TEŞRÎK). Yağmur duasından önce kılınan namazda (salâtü'l-istiskā) Hanefîler'e ve Mâlikîler'e göre diğer nâfile namazlardaki gibi tekbir alınır. Ancak Şâfiîler ile Hanbelîler'e göre bayram namazında olduğu üzere ziyade tekbirler söz konusu olup birinci rek'atta yedi, ikinci rek'atta beş tekbir alınır.

Hac ve umre ibadetlerinin belli aşamalarında tekbir getirilir. Bu ibadetleri yapanların Allah'ın misafirleri sayıldığı için O'nun huzurunda tekbirle O'nu yüceltmeleri ayrı bir değer taşır. Hz. Peygamber'in ve sahâbenin uygulamalarını (Buhârî, "Ḥac", 60; Müslim, "Ḥac", 249-250; Ebû Dâvûd, "Menâsik", 46) dikkate alan fakihler, tavaf sırasında Hacerülesved'i sünnete uygun şekilde ziyaret etmenin (istilâm) ona elle dokunup öpmekle gerçekleştiği ve istilâm sırasında tekbir getirilmesinin (Buhârî, "Ḥac", 62) müstehap(eylemlerin yapılması sevap olup, terkinde ise günah yoktur.) olduğu kanaatindedir. Fakihlerin çoğunluğuna göre tavafın her şavtında(Hacerülesved'den başlayıp yine aynı yere gelinceye kadar Kâbe'nin etrafını bir defa dolaşma ve Safâ tepesiyle Merve tepesi arasında gidiş gelişten her biri anlamında fıkıh terimi.) yapılan istilâm (Tavafta Hacerülesved'in hizasına gelindiğinde elle dokunma, öpme ya da elleri havaya kaldırıp tekbir getirerek onu uzaktan selâmlama anlamında bir fıkıh terimi.)  esnasında tekbir getirilirken eller havaya kaldırılır, Mâlikî mezhebine göre ise bu gerekli değildir. Tekbir getirmek ayrıca sa'yin (Hac ve umre ibadetlerinde Safâ ile Merve tepeleri arasında yedi defa gidip gelmeyi ifade eden fıkıh terimi.) sünnetlerindendir. Safâ ve Merve tepelerine çıkılıp Kâbe görüldüğünde üçer defa tekbir ve tehlîl (Kelime-i tevhidi okuyarak zikretmek anlamında bir terim.)  getirerek arkasından "Allāhüekber alâ mâ hedânâ" denilmesinin mendup olduğu hususunda fakihler görüş birliğine varmıştır. Arafat'ta vakfe (Hac ibadetini yerine getiren kişinin belirli bir zaman diliminde belirli yerlerde bir süre durmasıdır.)  sırasında eller açık biçimde tekbir getirilmesi Hanefîler'e göre sünnet, Mâlikî, Şâfiî ve Hanbelîler'e göre menduptur. Şeytan taşlama esnasında her atışla birlikte "bismillâhi vallāhü ekber" cümlesini söylemenin sünnet olduğu hususunda da görüş birliği vardır.

Kur'an'dan bazı sûrelerin tilâvetinden sonra tekbir getirilmesi sünnettir. Bu konuyla ilgili olarak, vahyin bir süre kesintiye uğramasından sonra Duhâ sûresinin inmesi üzerine Hz. Peygamber'in "Allāhüekber" deyip sevincini gösterdiği, Duhâ ve ardından gelen sûrelerin peşinden tekbir getirilmesini istediği, Abdullah b. Abbas gibi ashabın ileri gelenlerinin de Kur'an okuttukları kişilerden bu sûrelerden sonra tekbir getirmelerini istedikleri rivayet edilir (Hâkim, III, 344; Ahmed b. Hüseyin el-Beyhakī, III, 425-428; İbnü'l-Cezerî, II, 406). Bu rivayetler yanında özellikle Mekke halkının uygulamasını esas alan kıraat âlimlerinin çoğunluğu Duhâ ve Nâs sûreleri arasındaki bütün sûrelerin arkasından tekbirin sünnet olduğu görüşündedir. Zamanla bu yönde bir uygulamanın oluştuğu ve günümüze kadar geldiği bilinmektedir. Tekbirin bu sûrelerin başında alınmasının sünnete daha uygun olacağını düşünen âlimler varsa da genel kabul sonunda getirilmesi yönündedir.
Tekbir bir müslümanın hayatında yaygın biçimde yer tutması gereken faziletli bir zikirdir. Yukarıda açıklananlar dışında kurban amaçlı olsun veya olmasın hayvan keserken (Buhârî, "Eḍâḥî", 14), avlanma esnasında ava ateş ederken yahut avcı hayvanı ava salarken besmeleden sonra tekbir getirmenin müstehap olduğu hususunda âlimler arasında görüş birliği vardır. Bunun yanı sıra gece namazı için uyanan kişinin namaza tekbir, hamd, tesbih, tehlîl, istiğfar ve dua ile başlaması; savaşta, bineğe binerken, hilâl ilk görüldüğünde, dağ ve tepe gibi yüksek bir yere çıkarken, sevindirici bir olayla karşılaşıldığında tekbir getirilmesi müstehap sayılmıştır (ayrıca bk. Dârimî, "İstiʾẕân", 43; Buhârî, "Cihâd", 132-133; Ebû Dâvûd, "Cihâd", 158).
Bütün İslâm âleminde kullanılan, Buhûrîzâde Mustafa Itrî Efendi tarafından segâh makamında bestelenen Bayram Tekbir, Türk Musıkîsinin en büyük birkaç şaheserinden birisidir. Tek cümleden (bir öneş ve bir ardeş) ibaret olan bu eser, İslâm dininin haşmet ve iradesi, beşerî kudretin sınırları içinde, Itrî tarafından bestelenen bu yapıt, insana belki de, zamanın ve mekânın ötesinde, bir ruhani his, haz verir. En son Ahmet Hatipoğlu tarafından serbest olarak notaya alınan şekli aslına uygundur, diyebiliriz.
 
h) MAHFİL SÜRMESİ: Istilâh (terim) manâsı, "Câmilerde, namazdan sonra, müezzin mahfelinde bulunan bir veya birkaç müezzin tarafından kısım, kısım ve bazen nöbetleşe olarak, cemaâtin salât ü Selâm getirmesine, tesbîh çekmesine ve dua etmesine zemin hazırlamak için, irticalen ve değişik makamlardan ve usûlsüz olarak okunan dinî mûsikî eserleridir."
Dua, Âyete'l-kürsî, Tesbîhler, İlâhî ve Dua olmak üzere beş bölümden oluşur. Mahfel Sürmesi aslında bir Tesbîh olup, aralarında önemli bir fark bulunmamaktadır. Mahfel Sürmesi'ni Abdülganî Gülşenî (ö. l730)'nin icat ettiği söylenmekte ve bu eserin notası elimizde bulunmaktadır.
 
ı) TESBÎH: Tesbih kelimesi Allah'ı zikretmenin yanında zikirlerin sayısını belirlemede kullanılan aletin adı olmuş ve Türkçe'de ses uyumuna göre "tespih" şekline dönüşmüştür. Araplar tesbih aleti anlamında "misbaha" kelimesini kullanırlar. İslâm'da tesbihin ilk ortaya çıkışı sahâbe dönemine kadar uzanır. Hz. Peygamber'in terekesi (Hak'ka yürüdükten sonra, kalan her şey) arasında bir tesbih bulunduğunu söyleyenler varsa da bu iddiayı sahih kaynaklarla doğrulamak mümkün değildir (Abdülhay el-Kettânî, III, 98, 100). Hz. Ali'nin Resûl-i Ekrem'den tesbihin güzel bir hatırlatıcı olduğuna dair naklettiği söylenen hadis hakkında Nâsırüddin el-Elbânî mevzû demektedir (Şîrûye b. Şehredâr ed-Deylemî, IV, 259). Tesbihin ortaya çıkmasını hadis kaynaklarında yer alan belli sayıda zikirlerle alâkalı rakamların etkilediği şüphesizdir. Zikirlerin eksik veya fazla yapılmasının sünnete uygun düşmeyeceğini düşünen sahâbeden bazıları çakıl taşı, hurma çekirdeği veya ip üzerine atılmış düğümlerle sayıyı belirlemeye çalışırlardı. Tavsiye edilen farklı rakamlarda başka zikirler söz konusu ise de namazlardan sonra  ilgili olanlar diğerlerine göre öne çıkmaktadır (Buhârî, "Eẕân", 155, "Daʿavât", 11; Müslim, "Mesâcid", 114-146). Bu bakımdan müslümanların kullandığı tesbihler çoğunlukla araları farklı tipte boncukla ayrılmış, her zikir lafzı için otuz üçerden doksan dokuz tanelidir. Sayılara riayet için başlangıçta genellikle parmaklar kullanılmaktaydı. Bununla birlikte tesbihin tarihi açısından önem taşıyan bazı farklı uygulamalara rastlanmaktadır. Hz. Ali'nin torunu Fâtıma bint Hüseyin'in ipe atılmış düğümleri saydığı rivayet edilir (İbn Sa'd, VIII, 474). İpe atılan düğümler eskiden beri hâfızaya yardımcı olarak kullanılmıştır. Sa'd b. Ebû Vakkās ile Hz. Peygamber'in birlikte ziyaretine gittikleri bir hanımın çakıl taşı veya hurma çekirdeğiyle tesbih ettiğini görmüşlerdir (Ebû Dâvûd, "Ṣalât", 359; Tirmizî, "Daʿavât", 114). Sa'd b. Ebû Vakkās'ın da tesbihlerinin sayısını belirlemede çakıl taşı kullandığı rivayet edilir (İbn Sa'd, III, 143; İbn Ebû Şeybe, II, 161). Ebû Hüreyre belli sayıda çakıl taşı veya çekirdeği küçük bir keseye koyar ve tesbihatını onların sayısınca yapardı (a.g.e., a.y.). Onun, üzerinde 2000 düğüm bulunan bir ipi olduğu ve bu sayıda tesbih çekmeden yatmadığı söylenir (Ebû Nuaym, I, 383). Resûl-i Ekrem, eşi Safiyye'nin yanında 4000 kadar çakıl taşı görmüş ve sorduğunda hanımı bunların sayısınca tesbih ettiğini söylemiştir (Tirmizî, "Daʿavât", 104; Taberânî, XXIV, 74). Tesbihin ipe dizilmiş boncuklar şeklini almasının ne zaman başladığı kesin belli değildir. Halîl b. Ahmed (ö. 175/791) sübhayı "sayısınca tesbih edilen boncuklar" şeklinde tanımlamaktadır (Kitâbü'l-ʿAyn, III, 152). Bu tarif tesbihin erken bir dönemde ortaya çıktığını gösterir.




 
Ayhan Haksal / diğer yazıları

Yeni Mesaj arşivinde 'tarihte bugün'

Yeni Mesaj Gazetesi arşivi 2001 yılına kadar eksiksiz içerikle erişime açık olup ayrıca tüm arşivde anahtar kelimelerle arama yapmak da mümkündür.

07.08.2020, 07.08.2019, 07.08.2018, 07.08.2017, 07.08.2016, 07.08.2015, 07.08.2014, 07.08.2013, 07.08.2012, 07.08.2011, 07.08.2010, 07.08.2009, 07.08.2008, 07.08.2007, 07.08.2006, 07.08.2005, 07.08.2004, 07.08.2003, 07.08.2002
Megadentist



logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 425 10 66
Faks: (212) 424 69 77
E-posta: [email protected] [email protected]


WhatsApp haber: (0542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2021

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez.