logo
13 AĞUSTOS 2026

Türk musikîsinin Dede’si

Türk müziğinin çeşitli formlarını başarılı bir şekilde işleyen usta bestekâr İsmail Dede Efendi'nin vefatının ardından 174 yıl geçti

29.11.2020 03:01:00
 
Türk musikîsinin Dede’si
Türk musikîsinin Dede’si
Türk sanat musikîsi çevrelerinde "Derviş İsmail", "Dede", "Dede Efendi", "Hammamizade İsmail Dede Efendi", "İsmail Dede" gibi isimlerle anılan musikişinas İsmail Dede Efendi, Birinci Abdülhamid'in (1774-1789) ilk saltanat yıllarına rastlayan 9 Ocak 1778 tarihinde İstanbul Şehzadebaşı'nda bir kurban bayramında dünyaya geldi.
Babası Süleyman Ağa, oğluna kurban bayramında doğması sebebiyle İsmail adını verdi. Dede Efendi, babasının çeşitli yerde hamam işletmesiyle birlikte zamanla da "Hammamizade" sıfatını aldı.
Çamaşırcı Mektebi'nde 1786'da ilköğrenimine başlayan Dede Efendi, kısa bir süre sonra yeteneği ve sesinin güzelliği ile dikkatleri üzerine toplayarak, okulda ilahici başı olarak seçildi.
Dede Efendi'nin henüz küçük yaşlarda olmasına rağmen güzel sesi, okuldaki arkadaşının babası olan ve müzikle uğraşan Anadolu Kesedarı Uncuzade Mehmet Emin Efendi'nin de ilgisini çekti ve bu sayede İsmail Dede Efendi'ye 7 yıl boyunca ders verdi.
Eğitimi sırasında okul döneminde yüzlerce esere imza atan Dede Efendi, bir süre sonra hocası Mehmet Emin Efendi'nin aracılığıyla Maliye Nezareti Baş Muhasebe Kaleminde "Katip Muavini" olarak çalıştı. Bir yandan memuriyete bir yandan hocasının derslerine devam eden Dede Efendi, Mevleviliğe ilgi duyduktan sonra Yenikapı Mevlevihanesi Şeyhi Ali Nutki Dede'nin derslerini izlemek üzere haftada iki gün Mevlevihane'ye gitmeye başladı.

Mevlevi tarikatına girdi

Usta bestekâr, Yenikapı Mevlevihanesi'ni bir okul gibi görerek, 7 yıl boyunca memuriyet hayatının yanında ayinleri takip etti ve kendini geliştirdi. Ali Nutki Dede ile bir öğretmen-öğrenci ilişkisinden ziyade baba-oğul gibi olan İsmail Dede Efendi, şeyhinin kardeşi olan müzik kuramcısı Abdülbaki Nasır Dede'den de birçok konuda yararlanarak, ney üflemeyi öğrendi.
Mevlevi tarikatına girerek, 18 Mayıs 1797'de "Mevlevi" olan Dede Efendi, resmi derviş olabilmek için memuriyet görevinden istifa ederek 3 Haziran 1798'de dergahta "çile"ye girdi. Dede Efendi, 29 Temmuz 1798'de de sema meşkini bitirdi. Çilesi sırasında bestelediği ve ilk eseri olduğu sanılan güftesi Keçecizade İzzet Molla'nın olan buselik makamında semai usulündeki "Zülfündedir benim baht-ı siyahım" güfteli şarkısı, İstanbul'un müzikle ilgili çevrelerinde büyük ilgi topladı.
"Zülfündedir benim baht-ı siyahım/ Sende kaldı gece, gündüz nigahım/ İncitirmiş seni meğer ki ahım/Seni sevdim odur benim günahım" sözleriyle başlayan eser, dönemin hükümdarı aynı zamanda meşhur bir bestekârı olan 3. Selim'in de ilgisini çekti. Şarkının çile doldurmakta olan genç bir Mevlevi derviş tarafından bestelendiğini öğrenen 3. Selim, onu saraya çağırtarak yapıtı bir kez de kendisinden dinledi ve onu saray hanendeleri arasına almak istedi.

1799'da 'Dede' unvanını aldı

İsmail Dede Efendi, 3. Selim'in huzurunda eserini icra ettikten sonra, sarayda fasıllara katıldı. Padişahın kendisiyle ilgilenmesinden sonra Dede Efendi'nin 1001 günlük "çile" süresinin son yılı Nutki Dede tarafından bağışlandı. 1799 yılında 9 aylık bir çileyle "Dede" unvanını alan usta bestekâr, 21 yaşındayken rütbe sahibi bir Mevlevi oldu.
Dedeler arasına katıldıktan sonra usta bestekâr, Yenikapı Mevlevihanesi'nde kendisine ayrılan hücreye yerleşti ve artık ünü bütün İstanbul'a yayıldı. "Mukabele" günleri Dede Efendi'nin hücresi, ondan yararlanmak isteyen müzik meraklılarının uğrağı oldu.

Eserleri büyük yankı uyandırdı

Dede Efendi'nin bu sıralarda bestelediği, en güçlü eserlerinden ve "Ey çeşm-i ahu hicr ile tenhalara saldın beni Çün nafe bağrım hun edip sahralara saldın beni Ey kamet-i serv-i semen salınmada ellerle sen Haşrolamam dedikçe ben ferdalara saldın beni" sözlerini taşıyan "Hicaz Nakış" da büyük yankı uyandırdı. Yeniden saraya çağrılan Dede Efendi, bundan sonra haftada iki gün, padişah huzurunda düzenlenen küme fasıllarına hanende olarak katılmaya başladı. Bundan sonra saraya dahil olan Dede Efendi, Enderun'da da hocalık yapmaya başladı.

Üst üste gelen büyük acılar

İsmail Dede Efendi, saraydan Nazlıfer Hanım'la 1802'de dünya evine girdi ve bu evliliğinden iki oğlu, 3 kızı oldu. 1804 yılında büyük saygı ve sevgiyle bağlandığı hocası Ali Nutki Dede'yi, bir yıl sonra üç yaşındaki oğlunu, 1808 yılında annesini, 1810 yılında da diğer oğlunu kaybeden Dede Efendi, bayati makamındaki, "Bir gonca femin yaresi vardır ciğerimde" dizesiyle başlayan bestesinde büyük oğlunun ölümünden duyduğu acıyı dile getirdi.
Türk müziğinde ilk kez kişisel bir konunun işlendiği bu mersiye, Tanzimat öncesinin kişiselliğe ve duygusallığa açılma eğilimi içinde gözlenen kendine özgü romantik bir duyarlığın müziğe yansıması sayıldı.

500'den fazla eser besteledi

Hammamizade İsmail Dede Efendi, sanatını geliştirmesine yardımcı olan 3. Selim'in 1808 yılında tahttan indirilmesinden sonra 4. Mustafa'nın bir yıllık padişahlığı sırasında müzik toplantılarına son verildiği için saraydan uzaklaştı. Sultan İkinci Mahmud'un siyasal karışıklığı gidermesinden sonra yeniden saraya alınan Dede Efendi'nin önce padişah musahib-i sonra da sermüezzin olduğu bu yıllar, sanat yaşamının en parlak, en verimli dönemi oldu.
Abdülmecid zamanında da sarayda i yerini koruyan Dede Efendi, 1839 yılında bestelediği Ferahfeza Ayin'inden sonra bestecilik yaşamında bir durgunluğa girdi. Saraydaki havanın "alafrangalaşması", Batı müziği zevkiyle yetişen yeni padişahın Türk müziğinin, saraydaki varlığını eskisinden farklı olarak ancak resmi bir ilgiyle sürdürür hale gelmesi, Dede Efendi'nin bu çevreden uzaklaşmasına yol açtı.
Dede Efendi, öğrencileri Mutafzade Ahmed ve Dellalzade İsmail Efendi ile birlikte padişahtan izin isteyip, hacca gitmeye karar verdi. Hacca giderken yolda koleraya yakalanan Dede Efendi, 1846 yılında hac görevini tamamladıktan sonra Mekke'de hayatını kaybetti ve Hz. Hatice'nin ayak ucuna defnedildi. AA

 



Holding patronundan madencilere söz

Eskişehir Mihalıççık'taki maden ocağından Ankara'ya yürüyen ve günlerdir açlık grevinde olan Doruk Madencilik işçileri, Yıldızlar SSS Holding binasında şirket sahibi Sebahattin Yıldız ile karşı karşıya geldi. Kameraların kayıtta olduğu nefes kesen görüşmede Yıldız, alacakların yatırılacağını açıklarken; işçiler holding sahibinin yemek davetini "Paralar yatana kadar açız" diyerek geri çevirdi

13.08.2026 21:00:00
Haber Merkezi
 
Holding patronundan madencilere söz
Holding patronundan madencilere söz
Eskişehir'in Mihalıççık ilçesinde bulunan Doruk Madencilik'te (eski adıyla Adularya) çalışan ve aylardır maaş, kıdem tazminatı ile emeklilik haklarını alamayan maden işçilerinin Ankara'daki adalet arayışı bugün çok kritik bir gelişmeye sahne oldu. Türkiye Maden-İş Sendikası çatısı altında bir araya gelerek başkentte açlık grevi başlatan işçiler, bugün haklarını talep etmek üzere maden ocağının bağlı olduğu Yıldızlar SSS Holding'in Ankara'daki genel merkez binasına girdi.

Kameralar önünde canlı yayın gibi görüşme

İşçilerin kararlı bekleyişinin ardından Yıldızlar SSS Holding Yönetim Kurulu Başkanı Sebahattin Yıldız, işçi temsilcileri ve sendika yöneticileriyle basın mensuplarının gözü önünde yüz yüze görüştü. Finansal olarak zor bir dönemden geçtiklerini ve bankalardan kredi bulmakta zorlandıklarını savunan holding patronu Sebahattin Yıldız, madencilerin mağduriyetini kabul etti.

Yıldız, yaşanan gecikmelerin şirket bürokrasisinden de kaynaklandığını belirterek, aktif çalışan madencilerin birikmiş maaş ve tazminat alacaklarının bugün itibarıyla banka hesaplarına yatırılmaya başlanacağını resmen ilan etti.

"Yemek teklifini reddediyoruz, haklarımızı istiyoruz!"

Görüşme sırasında duygusal ve gergin anlar da yaşandı. Holding sahibi Sebahattin Yıldız'ın, günlerdir açlık grevinde olan madencilere jest yapmak amacıyla "Gelin hep birlikte bir restorana gidelim, size yemek ısmarlayayım" teklifinde bulunması üzerine işçilerden sert bir yanıt geldi.

Maden işçileri, "Biz buraya yemek yemeye gelmedik, hakkımızı aramaya geldik. Şu an açlık grevindeyiz. Bizim tek bir beklentimiz var, o da alın terimizin karşılığı olan paranın hesaplarımıza eksiksiz yatmasıdır. Paralar yatana kadar hiçbir şey yemeyeceğiz" diyerek teklifi net bir dille reddetti.

İşçilere açılan 50'şer bin liralık davalardan geri adım

Toplantıda, şirketin daha önce üretim yapılamadığı gerekçesiyle 94 maden işçisine açtığı 50'şer bin liralık tazminat davaları da gündeme geldi. İşçilerin hak arama mücadelesinin suç sayılamayacağını belirten sendika temsilcilerine hak veren Sebahattin Yıldız, "Bu davalarla bir yere varamayız. İşçilerin bu durumda bir suçu yok, sorun malzeme ve altyapı eksikliğindeydi" diyerek bu davaların geri çekileceğinin sinyalini verdi.

Holding sahibi ayrıca, işten ayrılan eski işçiler ile şirketin Söğüt ve Elazığ'daki diğer tesislerinde çalışan madencilerin ödemelerinin de önümüzdeki hafta içinde tamamlanacağını sözlerine ekledi.

Sendikadan açıklama: "Açlık grevi bitti, nöbet devam ediyor"

Görüşmenin ardından basın açıklaması yapan Türkiye Maden-İş Sendikası yetkilileri, işveren tarafından verilen resmi ödeme sözü doğrultusunda madencilerin sağlık sağlığını korumak adına açlık grevini sonlandırdıklarını duyurdu. Ancak sendika, paranın tamamı işçilerin hesaplarında görülene kadar Ankara'yı terk etmeyeceklerini vurguladı.

Uzaydan gelen tehdide karşı dev adım

Gezegen savunmasında yeni dönem başlıyor! Gökbilimciler, Dünya'ya yaklaşan asteroitlerin rotasını değiştirmek yerine, onları atmosferin en üst katmanında eritecek yeni bir yapay parçacık teknolojisi geliştirdi. Bu yöntem, nükleer müdahalelere gerek kalmadan gezegeni koruyacak

13.08.2026 20:20:00
Eyüp Kabil
 
Uzaydan gelen tehdide karşı dev adım
Uzaydan gelen tehdide karşı dev adım
Uzay ajanslarının yıllardır üzerinde çalıştığı gezegen savunma sistemlerinde, NASA Asteroit İzleme Servisi ve uluslararası gökbilim konsorsiyumlarının son verilerine göre devrim niteliğinde bir buluşa imza atıldı. Bilim insanları, Dünya için potansiyel tehlike oluşturan ve halk arasında "kıyamet mineralleri" olarak bilinen yüksek demir ve nikel içerikli gök taşlarını durdurmanın yeni bir yolunu buldu.

Geleneksel yöntemler asteroitleri patlatarak milyarlarca tehlikeli parçaya ayırmayı hedeflerken, bu yeni teknoloji gök taşını Dünya atmosferine girdiği anda kimyasal olarak çözmeyi amaçlıyor. Geliştirilen iyonize plazma bulutu, termosfer katmanında asteroitin yüzeyiyle tepkimeye girerek taşın saniyeler içinde tamamen zararsız bir küle dönüşmesini sağlıyor.


Yeni savunma teknolojisi nasıl çalışıyor?


Gezegen savunma sistemine entegre edilen bu yeni nesil teknolojinin öne çıkan özellikleri şunlar:

Termal Katalizör Enjeksiyonu: Tehlikeli gök taşı henüz uzay boşluğundayken, üzerine taşın erime noktasını düşüren özel bir kimyasal bileşik fırlatılıyor.

Atmosferik Reaksiyon Tetikleyici: Gök taşı atmosferin üst katmanlarına ulaştığında, enjekte edilen bileşik havanın sürtünme ısısıyla birleşerek zincirleme bir erime süreci başlatıyor.

Parçalanma Karşıtı Stabilizasyon: Sistem, taşın büyük parçalara ayrılarak yeryüzüne düşmesini engelliyor ve kütleyi mikroskobik toz bulutuna dönüştürüyor.


Uzay tehditlerine karşı alınan 4 küresel önlem


Uzmanlar, bu yeni plazma kalkanı teknolojisinin yanı sıra, uzay kaynaklı felaketleri önlemek için dünya genelinde uygulanan diğer hayati tedbirleri şu şekilde sıralıyor:

1. Erken Uyarı Teleskop Ağları: Dünya genelindeki optik ve radar teleskopları, çapı 10 metrenin üzerindeki tüm yakın geçişli cisimleri yapay zeka destekli yazılımlarla 7/24 tarıyor.

2. Kinetik Çarpma Testleri: Potansiyel olarak tehlikeli büyük gök taşlarının yörüngesini yıllar öncesinden değiştirmek için insansız uzay araçlarıyla yön saptırma görevleri yürütülüyor.

3. Uluslararası Uzay Hukuku Protokolleri: Olası bir acil durumda tüm ülkelerin ortak savunma yapabilmesi için küresel veri paylaşım ağları ve hızlı müdahale anlaşmaları güncelleniyor.

4. Sivil Savunma ve Simülasyon Senaryoları: Olası küçük çaplı meteor düşmelerine karşı yerel yönetimler, erken tahliye ve sığınak koordinasyon planlarını dijital simülasyonlarla test ediyor.

Bu tarihi gelişmenin, insanlığın dinozorlarla aynı kaderi paylaşmasını engelleyeceğini ve Dünya'yı uzaydan gelebilecek en büyük tehditlere karşı tamamen güvenli bir sığınak haline getirebileceğine inanılıyor.

Zafer Partisi Genel Başkanı Özdağ, "Çerçeve Yasa" ve Mekke Anlaşması'na dair değerlendirmelerde bulundu

"Çerçeve Yasa" oylamasında CHP ve YENİ Parti'nin tutumunu eleştiren Zafer Partisi Genel Başkanı Özdağ, "Bize 'Muhalefet partisiyiz' demeyin. Siz iktidarın ancak bu şekilde payandası olursunuz" dedi

13.08.2026 17:11:00
Haber Merkezi
 
Zafer Partisi Genel Başkanı Özdağ, "Çerçeve Yasa" ve Mekke Anlaşması'na dair değerlendirmelerde bulundu
Zafer Partisi Genel Başkanı Özdağ, "Çerçeve Yasa" ve Mekke Anlaşması'na dair değerlendirmelerde bulundu
Partisinin genel merkezinde basın toplantısı düzenleyen Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ gündeme dair değerlendirmelerde bulundu.

Özdağ, kamuoyunda "Çerçeve Yasa" olarak bilinen "Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun"a ilişkin, "Oylama sonucundan, daha Genel Kurul'dan başlayarak bölücülerin, PKK yandaşlarının, Kandil'deki narko-terör baronlarının çok mutlu olduğunu gördük" dedi.

Özdağ, AKP Diyarbakır Milletvekili Suna Kepoğlu Ataman'ın, "Çerçeve Yasa"nın kabul edilmesinin ardından terör örgütü PKK elebaşı Abdullah Öcalan'a teşekkür etmesine dair şunları söyledi:

"Hanımefendi, siz kimin milletvekilisiniz? Siz Diyarbakır'da, Mardin'de, Şırnak'ta, Hakkari'de yapılan katliamları kimin yaptığını unuttunuz mu? Pınarcık'ta, Çevrimli'de, Başbağlar'da beşikteki bebekleri katledenin Öcalan olduğunu unuttunuz mu? Hadi şimdi bu köylere gidin de bu köylerdeki vatandaşlarımızın önünde de 'Allah Öcalan'dan razı olsun' deyin. Bakın size ne yapıyorlar. Bebek ve çocuk katili bir terör ve cinayet çetesinden, onun elebaşından Allah elbette razı olmayacaktır. Ancak bu vekili ve onun gibi düşünenleri Allah'a havale ediyoruz. Allah sana ve senin gibilere her iki cihanda da bildiği gibi yapsın."

Özdağ, bazı milletvekillerinin TBMM'de "Çerçeve Yasa"ya evet oyu verdiğini ancak bundan memnun olmadığını öne sürdü. Özdağ, şu ifadelere yer verdi:

"İki gün önce tesadüfen karşılaştığım ve hâlen milletvekili olan bir AK Partili yanıma gelip kendisini tanıttıktan sonra, 'Allah yardımcınız olsun' dedi. Allah'ın Türk milletine yardım edeceğinden eminim. Evet, içlerine sinmediği hâlde evet oyu verenlerin, biz 1 Mart tezkeresinde olduğu gibi davranmalarını arzu etmiştik. Öyle davranmadılar. Tarih de millet de onları affetmeyecek."

"Ulus devlet yapımızı sözde Öcalan'ın tasarladığı 'demokratik ulus' ile değiştirecekmişiz" diyen Özdağ, şu sözlerle devam etti:

"Demokratik ulus dedikleri ne? Çok etnisiteli, çok mezhepli, Lübnan, Yugoslavya, Irak gibi bir model. Yani çözülmeye ve dağılmaya hazır bir yapı. Bu bağlamda halkların kendi kaderini tayin hakkı istiyorlar. Bununla yetinmiyorlar. 'Doğal kaynakların kullanım hakkı' diyorlar. Daha Meclis'te konuşurken bu af yasası için 'Fırat'ın doğusu ve batısı' diye Türkiye'yi bölüyorlar."

Bu süreçte CHP ve YENİ Parti'nin tutumuna tepki gösteren Özdağ şu ifadeleri kullandı: "Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde, Sevr'in yıl dönümünde, PKK'ya af yasasının arkasında durup, PKK'nın kullandığı 'eşit vatandaşlık' kavramını parti programına koyup, Öcalan'ın 'Bunu yapın, yeter' dediği Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı'ndaki çekinceleri kaldırıp, sonra bize 'Muhalefet partisiyiz' demeyin. Siz iktidarın ancak bu şekilde payandası olursunuz."

Küresel ısınmaya karşı "süper mercanlar" umut oldu

Bilim dünyasında heyecan yaratan keşif! Deniz biyologları, ekstrem su sıcaklıklarına karşı tamamen dirençli yeni bir "Süper Mercan" türü keşfetti. Okyanus ekosistemini kurtaracak bu keşif, iklim krizine karşı doğanın kendi savunma mekanizmasını ortaya çıkarıyor

13.08.2026 14:00:00
Eyüp Kabil
 
Küresel ısınmaya karşı "süper mercanlar" umut oldu
Küresel ısınmaya karşı "süper mercanlar" umut oldu
Küresel ısınma nedeniyle dünya genelindeki mercan resiflerinin hızla yok olduğu bir dönemde, Nature Climate Change dergisinde yayımlanan yeni bir araştırma çevre koruma çalışmalarında çığır açtı. Deniz biyologları, Pasifik Okyanusu'nun derinliklerinde, normal mercanların beyazlayıp öldüğü yüksek sıcaklıktaki sularda tamamen sağlıklı kalabilen benzersiz bir resif kolonisi tespit etti.

Yapılan genetik analizler, bu mercanların ısı stresine karşı hücre duvarlarını kalınlaştıran ve fotosentez döngüsünü koruyan özel bir "koruyucu gen kombinasyonuna" sahip olduğunu gösterdi. Bilim insanları bu özel türü "Süper Mercanlar" olarak adlandırıyor.


Ekolojik kurtarma planı: Laboratuvardan okyanusa


Bu keşif, sadece pasif bir gözlem olmanın ötesine geçerek küresel bir restorasyon projesine dönüşüyor. Bilim insanlarının üzerinde çalıştığı yeni koruma ve çoğaltma stratejileri şunlar:

• Genetik Aşılama: Süper mercanlardan alınan dirençli mikroalgler, ölmekte olan diğer resif kolonilerine enjekte edilerek onların da ısıya dayanıklı hale gelmesi sağlanıyor.

• Akıllı Robotik Resifler: Laboratuvarda hızlandırılmış yöntemlerle çoğaltılan süper mercanlar, okyanus tabanına yerleştirilen biyotik akıllı platformlar aracılığıyla deniz ekosistemine geri kazandırılıyor.

• Isı Haritalı Koruma Alanları: Deniz akıntılarının yönü ve sıcaklık değişimleri analiz edilerek, bu dirençli türlerin doğal yollarla yayılabileceği yeni "ekolojik koridorlar" oluşturuluyor.


Okyanusları ve gezegeni korumak için 4 kritik önlem


Uzmanlar, süper mercanların keşfinin harika bir fırsat olduğunu ancak insanlık olarak acil önlemler alınmazsa okyanus ekosistemindeki çöküşün engellenemeyeceğini belirtiyor. İşte küresel ölçekte uygulanması gereken hayati tedbirler:

1. Karbon Emisyonlarının Radikal Şekilde Azaltılması: Atmosfere salınan sera gazlarının düşürülmesi, okyanus sularının asitlenme oranını doğrudan azaltarak resiflerin üzerindeki baskıyı hafifletiyor.

2. Deniz Koruma Alanlarının (MPA) Genişletilmesi: Süper mercanların bulunduğu bölgelerin acilen insan faaliyetlerine ve endüstriyel balıkçılığa tamamen kapatılması gerekiyor.

3. Plastik ve Kimyasal Kirliliğin Önlenmesi: Kıyı şehirlerinden okyanuslara karışan mikroplastik ve ağır metal atıkları, mercanların bağışıklık sistemini çökerterek onları hastalıklara açık hale getiriyor.

4. Sürdürülebilir Kıyı Yönetimi: Turizm ve liman yapılaşmalarının ekosisteme zarar vermeyecek şekilde tasarlanması, kıyı resiflerinin doğal yaşam döngüsünü koruyor.


Keşfin adresi Tatakoto Atolü


UNESCO, Labex Corail ve Fransız Polinezyası Üniversitesi (UPF) destekli bilim heyeti, Güney Pasifik'teki Tahiti adasının yaklaşık 1.000 kilometre doğusunda yer alan Tatakoto Atolü'nde (Tatakoto Atoll) benzersiz bir keşfe imza attı. Normal şartlarda mercanların beyazlayıp öldüğü, su sirkülasyonunun çok az olduğu ve sıcaklığın 35°C'ye kadar ulaştığı bu yarı kapalı lagünde, düzinelerce mercan türünün tamamen sağlıklı bir şekilde hayatta kaldığı tespit edildi.

Bu tarihi keşif, doğru koruma politikalarıyla birleştirildiğinde deniz yaşamının yüzde 25'ine ev sahipliği yapan resiflerin geleceğini ve dolayısıyla küresel oksijen kaynağımızı kurtarmak için insanlığa yepyeni bir şans sunuyor.

FETÖ'cü yüzbaşının ablasına 10 yılda 2. tutuklama

FETÖ'cü ihraç Yüzbaşı Burkay Karatepe'nin ablası Ayşe Alanur Karetepe, 10 yıl önce "yardım yataklık" suçundan 1 yıl tutuklu kalan FETÖ'cü yüzbaşının ablası, bu kez "örgüt üyeliği"nden cezaevine girdi

13.08.2026 11:14:00
İhlas Haber Ajansı
 
FETÖ'cü yüzbaşının ablasına 10 yılda 2. tutuklama
FETÖ'cü yüzbaşının ablasına 10 yılda 2. tutuklama
Muğla Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında darbeci FETÖ'cü ihraç Yüzbaşı Burkay Karatepe'ye firari döneminde yardım ve yataklık ettiği iddiası ile Muğla'da yakalanan ve silahlı terör örgütü FETÖ üyeliğinden tutuklanan ablası Ayşe Alanur Karetepe, Emniyette alınan ifadesinde, etkin pişmanlık yasasından faydalanmasını gerektirecek bir suç işlemediğini belirterek, etkin pişmanlık yasasından faydalanmak istemediğini belirtti.

2016 yılında da Burkay Karetepe'ye yardım ve yataklıktan 1 yıl hapis yatmış

İfadesinde FETÖ terör örgütü ile hiçbir ilişkisinin bulunmadığını belirten Karatepe, 2017 yılına kadar yine kardeşi Burkay Karatepe'ye yardım ve yataklık iddiası ile bir yıl Eskişehir Cezaevinde tutuklu kaldığını ve 2017 Ağustos ayında yurtdışı yasağı ve adli kontrol şartı ile tahliye olduğunu açıkladı. Hakkında 3 yıl 9 ay ceza verildiğini ve bu dosya halen Yargıtay'da olduğunu söyledi.

Mail yazışmalarına 'Bilgim yok' 'Şahsi avukatım olmadan cevap vermek istemiyorum" dedi

Kardeşi Burkay Karatepe'nin yakalanması sonrası dijital materyaller içinde çok sayıda Word ortamında, Burkay Karatepe ile irtibat kurmak amacı ile hazırlanmış mail adresleri üzerinden mail göndermeksizin taslaklar üzerinden haberleşme yöntemi kullanıldığına ilişkin soruya 'Bilgim yok' diyerek cevap verirken, taslak yazışmalar ile ilgili sorulan soruların büyük bölümüne 'Cevap vermek istemiyorum' 'Bununla ilgili bilgim yok' veya 'Mail adresi üzerinden haberleşme ile ilgili sorulara ben bu aşamada şahsi avukatım olmadan bir cevap vermek istemiyorum. İlerleyen aşamada şahsi avukatım eşliğinde bu sorularla ilgili ayrıca beyanda bulunabilirim" dedi.

Kaçış planı ile ilgili yazışmalara 'Bununla ilgili bilgim yok' dedi

Darbeci FETÖ'cü Burkay Karatepe'nin Afyonkarahisar'da yakalanmasının ardından ele geçirilen dijital materyaller içindeki yazışmalarda kaçış planı ile ilgili yazışmalarda, "İnşallah bir kış daha orda değil de güzel bir ülkede geçiririz beraber. Ofisi yılbaşından sonra satılığa çıkaracağım, orasının parası yüksek. Ben hazırlık yapıyorum, sen de hazırlan. O yüzden spora başladım, koşabileyim diye. Beraber gideceğiz. Şimdilik uygun şartları bekliyoruz. 2 yıl önce deprem zamanı tam karmaşa vaktiydi, düşünemedik. Değerlendiremedik' şeklindeki yazışmalara "Bununla ilgili bilgim yoktur" dedi.

Burkay Karatepe'nin üzerinde yakalanan paralar soruldu

Burkay Karatepe'nin Afyonkarahisar'da yakalanması sonrasında yapılan ikamet aramasında ele geçirilen, altın, dolar ve Euro ille Türk parası olan yaklaşık 6 milyon 775 bin TL değerinde ele geçirilen para ve altınlar hakkında bilgisi olup olmadığı, parayı kimler tarafından verildiği, FETÖ silahlı terör örgütü üyeleri tarafından yardım yapılıp yapılmadığı soruldu. Ayşe alanur Karetepe bu soruya, "Bunlarla ilgili benim düşüncem babam götürmüş olabilir. Bu paranın kaynağı ile ilgili bir bilgim yoktur. Burkay'ın firar olduğu dönem içerisinde örgütten herhangi bir yardım alıp almadığını bilmiyorum. Fakat benim düşüncem yeni bir suça bulaşmaması için babam imkanları dahilinde ihtiyaçlar için Burkay'a para vermiş olabilir" dedi.

Alihan Kuriş liderliğindeki Süleymancılara yönelik 17 ilde düzenlenen mali suç operasyonunda Kuriş dahil 49 kişi hakkında gözaltı kararı verildi

Alihan Kuriş liderliğindeki Süleymancılara yönelik 17 ilde düzenlenen mali suç operasyonunda Kuriş dahil 49 kişi hakkında gözaltı kararı verildi

13.08.2026 10:57:00
Haber Merkezi
 
 Alihan Kuriş liderliğindeki Süleymancılara yönelik 17 ilde düzenlenen mali suç operasyonunda Kuriş dahil 49 kişi hakkında gözaltı kararı verildi
 Alihan Kuriş liderliğindeki Süleymancılara yönelik 17 ilde düzenlenen mali suç operasyonunda Kuriş dahil 49 kişi hakkında gözaltı kararı verildi
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca, "Alihan Kuriş çıkar amaçlı suç örgütü"ne yönelik operasyonda, aralarında suç örgütü lideri olduğu öne sürülen Alihan Kuriş'in de bulunduğu 49 şüpheli gözaltına alındı

Başsavcılıktan yapılan açıklamaya göre, "suç örgütü kurma ve yönetme", "suç örgütüne üye olma", "suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama", "kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık", "vergi usul kanununa muhalefet" suçlarından yürütülen soruşturma kapsamında, şüpheliler ve suç örgütüne ait şirketler hakkında MASAK raporu hazırlandı.

MASAK raporuna göre, örgüte ait şirketlerin birçoğunun 2020'den sonra finansal işlem hacimlerinin belirgin şekilde arttığı, şirketlerin bölünme ve devir işlemi gerçekleştirdiği, şirket bölünmelerinde oldukça yüksek sermayeyle yeni şirket kurulduğu, kurulan yeni şirketlerin bölünmeyi gerçekleştiren şirketlerden farklı ilde ve bölünen şirketten farklı faaliyet alanlarına sahip olduğu tespit edildi.

Raporda, bazı şirketlerin sermaye dışında herhangi bir kaynağının bulunmadığı, aktif ticaret yapılmadığı ancak söz konusu sermayeyle bağlı ortaklıklar kaleminin finanse edildiği, suç örgütünün bu yöntemle şirketlerin kayıtlarına ulaşılmasını engellemeyi ve finansal işlemlerinin takibini zorlaştırmayı amaçladığı kaydedildi.

Şirketlerin çoğunda çeşitli ödeme kuruluşları aracılığıyla transfer alımlarının tespit edildiği aktarılan raporda, şirketlerde yüksek nakit sirkülasyonunun bulunduğu, ortakları tarafından şirketlere kaynağı izaha muhtaç yüksek miktarda nakit girişleri gerçekleştirildiği ve şirket ortakları tarafından şirketlerin sermaye artırımlarında bu nakit girişlerinin kaynak olarak kullanıldığı belirtildi.

Raporda ayrıca şirket hesaplarına yatırılan yüksek tutarların, analiz konusu şirketlere dikkat çekici şekilde aktarıldığı, ödeme kuruluşlarından gelen transferlerden ve nakit yatırılan tutarlardan çeşitli şirketlere yüksek miktarda para transferleri gerçekleştirildiği aktarıldı.

Şirketlerin mal alım-satım kayıtlarında diğer tüzel kişilerle yüksek meblağda işlem yapıldığının gözlemlendiği kaydedilen raporda, çeşitli tüzel kişilerle yüksek meblağda mal alım-satım işlemlerinin bulunmasının sahte faturalaşma açısından dikkat çekici olduğu, şirket hesaplarında kayıtlarla uyumsuz şekilde yurt dışında bulunan çeşitli şirketlerden döviz cinsi transfer girişlerinin bulunduğu, şirketlerden bazılarının yüksek vergisel iadeler aldığı ve finansal işlemlerin organize şekilde çalışılması sonucunda gerçekleştirilmiş olabileceği tespitlerine yer verildi.

Bu kapsamda, Alihan Kuriş çıkar amaçlı suç örgütüne yönelik İstanbul, Ankara ve Antalya başta olmak üzere 17 ilde eş zamanlı operasyon düzenlendi.

Operasyon kapsamında bir kısmı yurt dışında olduğu tespit edilen 49 şüphelinin gözaltına alınmasına, şüphelilere ait 43 adresle 33 şirkete ait 80 adreste arama el koyma işlemi yapılmasına karar verildi.

Operasyonlarda, 49 şüpheliden, aralarında Alihan Kuriş'in de bulunduğu 30'u gözaltına alınırken, 9'unun yurt dışında olduğunun tespit edildiği, 10'unun yakalanmasına yönelik çalışmaların devam ettiği bildirildi.

Yalova'da F-16 eğitim uçağı düştü

Yalova'da F-16 uçağı eğitim uçuşu sırasında kaza kırıma uğradı. Düşen F 16 uçağından kendini fırlatarak hayatta kalan pilot Yalova Eğitim Araştırma Hastanesinde tedavi altına alındı

12.08.2026 18:30:00
Haber Merkezi
 
Yalova'da F-16 eğitim uçağı düştü
Yalova'da F-16 eğitim uçağı düştü
Milli Savunma Bakanlığı (MSB), Hava Kuvvetleri Komutanlığına ait bir F-16 uçağının, eğitim uçuşu sırasında Yalova'da kaza kırıma uğradığını, pilotun atlayarak kurtulduğunu bildirdi.

Bakanlıktan yapılan açıklamada, "Hava Kuvvetlerimize ait bir adet F-16 uçağımız, eğitim uçuşu sırasında Yalova'da kaza kırıma uğramış, pilotumuz atlayarak kurtulmuştur. Kaza kırım nedeni, yapılacak detaylı inceleme sonucu belirlenecektir. Kamuoyuna saygı ile duyurulur" ifadeleri kullanıldı.

YALOVA VALİSİNİN AÇIKLAMASI

Yalova Valisi Ahmet Hamdi Usta da olay yerinde incelemelerde bulundu.

Usta, F-16 uçağının kaza kırıma uğradığını söyledi.

Pilotun sağ olduğunu belirten Usta, "Herhangi bir sivil veya askeri personelimizde sıkıntı yok. Kaza kırım ekibi çalışıyor" dedi.

Usta, uçağın 18. Ana Üs Komutanlığı yerleşkesinin dışındaki alanda kırıma uğradığını anlatarak, "Bir yerleşim yeri yok. Herhangi bir sivil ya da askeri yaralımız yok. Pilotumuz tedbir amaçlı hastaneye kaldırıldı. Bir sıkıntı yok. Gerekli incelemeleri yapıyoruz." dedi.

Giresun'da anne ile 2 kızı sel sularına kapıldı

Giresun'da şiddetli yağış sonrası dere kenarında bulunan bir anne ile 2 kızı sel sularına kapılarak kayboldu

12.08.2026 17:03:00
İhlas Haber Ajansı
 
Giresun'da anne ile 2 kızı sel sularına kapıldı
Giresun'da anne ile 2 kızı sel sularına kapıldı
Giresun'un Görele ilçesi Hamzalı köyünde şiddetli yağış sonrası Zıva Deresi taştı. Dere kenarında bulunan bir anne ile 2 kızı sel sularına kapılarak kayboldu.

Kayıp anne Zekiye Kırca (55) ile kızları Burcu ve Burçin Kırca için AFAD ve jandarma ekipleri bölgede arama kurtarma çalışması başlattı.

TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, çerçeve yasada ulus devlet yapısını bozacak tek bir kelime olmadığını belirtip "Bu yasa genel af değildir." dedi

TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, çerçeve yasada ulus devlet yapısını bozacak tek bir kelime olmadığını belirtip "Bu yasa genel af değildir." dedi

12.08.2026 14:00:00
AA
 
 TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, çerçeve yasada ulus devlet yapısını bozacak tek bir kelime olmadığını belirtip "Bu yasa genel af değildir." dedi
 TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, çerçeve yasada ulus devlet yapısını bozacak tek bir kelime olmadığını belirtip "Bu yasa genel af değildir." dedi
Kamuoyunda çerçeve yasa olarak bilinen Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun, Meclis'te rekor oyla yasalaştı.

TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Anadolu Ajansı (AA) Editör Masası'nda gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Kanunun 467 oy ile yasalaşmasına dikkat çeken Kurtulmuş, "Ulus devlet yapısını bozacak tek bir kelime yok." dedi. Yasanın yeni bir kapı açtığına da işaret eden Kurtulmuş, bu süreçte dış tehditlere karşı uyardı.

Kurtulmuş'un açıklamalarının satırbaşları şöyle:

"Türkiye tarihi bakımından en önemli süreçlerini yaşıyoruz. İlk asrının yarısı terör meselesiyle Türkiye'nin ayaklarına pranga vuruldu. Türkiye'de Türk ve Kürt toplumunun arasına husumet sokulmaya çalışıldı.

"467 OY MİLLETİN SÜRECE YANSIMASI"

5 Ağustos 2025'te komisyon toplantısını yaptık. Bütün siyasi partilerin katılması çok değerliydi. Türk toplumunun farklı kesimlerinin temsilcilerinin 21 toplantı boyunca buraya geldi. Görüşlerini ortaya koydu. Hiç kimse komisyonda konuşandan sonra aleyhine söz almadı. Bütün partiler uzlaştı ve bir rapor ortaya çıktı. Komisyon toplumsal desteğe vesile oldu.

467 kabul oyu milletin sürece desteğinin yansımasıdır. Süreç tamamen açık ve şeffaf bir şekilde ilerleyecek. Yasaya herkes destek verdi. Başından itibaren söylediğimiz bir şey vardı. Kürt'ün onuru, Türk'ün gururunu koruyarak bir çalışmanın yapılması.

Devletin temel nitelikleriyle ilgili tartışma olmamıştır. Öneri de bulunulmamıştır. Ortak bir kararlılıkla yürütülmüştür.

"YASA KAPIYI AÇTI"

Bu noktaya gelmemizin en önemli hususiyetlerden bir tanesi bölgedeki risklerdir. Türkiye olarak bizim baştan beri tezimiz, biz daha fazla bölünmenin değil daha fazla derlenip toparlamanın merkezi olmalıyız.

Asla duyguları incitmeyecek şekilde hareket ettik. Bu yasa her şeyin bittiği anlamına gelmiyor. Raporun kapıyı araladığını, yasanın da kapıyı tamamen açtığını görüyoruz. Bu yol Türkiye'de birliğin, kardeşliğin yoludur.

Eski dönemin alışkanlıkları üzerinden siyaseti konuşma devri artık geride kalmalıdır. Herkes yeni dönemin hassasiyetine uygun barış ve kardeşlik diliyle konuşmalıdır. Bu vatanın tamamı bizimdir. Terörden hep beraber kurtulacağız. Dış tehditlere ve provokasyonlara karşı tedbirli olmalıyız.

"GEÇİCİ VE MÜSTAKİL BİR YASADIR"

Bu yasanın af yasası söylemlerine katılmıyorum. Bu eleştirileri haksız buluyorum ancak saygıyla karşılıyorum. Raporda milli egemenliğimizi, milli birliğimizi, bütünlüğümüzü, ulus devlet yapımızı bozacak bir tek cümle yoktur. Geçici ve müstakil bir yasadır. PKK/KCK terör örgütünün kendi tasfiye süreciyle ilgilidir. Hazırlanan yasada 3 tane emniyet sibobu yerleştirilmiştir.

"GENEL BİR AF DEĞİL"

Bu yasa genel bir af değil. TBMM her safhayı kontrol edecek ve komisyon oluşturulacak. Bu kadar nitelikli bir şekilde hazırlanmış bir yasa teklifi, nasıl bölücü bir yasa teklifi değil.

Bu yasayla birlikte terörsüz Türkiye'ye, bölgeye kapı açılmıştır. Yasa çıkarmak işin en kolayı. Mühim olan zihniyetlerin, siyaset bakışların değişmesi. Hepimiz bu topraklara bağlıyız. Yılların verdiği tahribatlar var. Bunların da süratle giderilmesi lazım.

Dış ticaret mevzuatına aykırı davranan firmalara ceza yağdı

Ticaret Bakanlığı, bu yılın ilk 7 ayında dış ticaret işlemleri kapsamında yapılan sonradan ve ikincil kontrol denetimleri sonucunda toplam 8,9 milyar liralık ek tahakkuk ve ceza kararı düzenlendiğini bildirdi

12.08.2026 11:10:00
Anadolu Ajansı
 
Dış ticaret mevzuatına aykırı davranan firmalara ceza yağdı
Dış ticaret mevzuatına aykırı davranan firmalara ceza yağdı

Ticaret Bakanlığından yapılan yazılı açıklamada, dış ticaret işlemlerinde vergi kayıp ve kaçağının önlenmesi, kamu gelirlerinin korunması ve gümrük işlemlerini mevzuata uygun şekilde gerçekleştiren dış ticaret erbabının haklarının gözetilmesinin amaçlandığı belirtildi.

Bu kapsamda geçmiş dönemlere ilişkin gümrük ve dış ticaret işlemlerinin denetiminin etkin ve kararlı şekilde sürdürüldüğüne işaret edilen açıklamada, Ticaret Araştırmaları ve Risk Değerlendirme Genel Müdürlüğü koordinasyonunda, risk analizleri ve kontrol çalışmaları yapıldığına değinildi.

Açıklamada, söz konusu çalışmalarda ileri veri analitiği tekniklerinden yararlanıldığı da vurgulandı.

Gümrük ve Dış Ticaret Bölge Müdürlüğü bünyesindeki kontrol şubelerince, ikincil kontrol beyanname incelemeleri yapıldığı bildirilen açıklamada, 3 bin 223 firma tarafından tescil edilen 19 bin 638 gümrük beyannamesinin kontrol edildiği belirtildi.

Açıklamada, bu incelemeler sonucunda 7,2 milyar liralık ek tahakkuk ve ceza kararı düzenlendiği bilgisi verildi.

"Tutar, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 29 arttı"

Bakanlık müfettişlerince yapılan sonradan kontrol firma denetimleri kapsamında ise 145 firmanın denetlendiğine dikkat çekilerek, şunlar kaydedildi:

"Söz konusu denetimler sonucunda 1,7 milyar lira ek tahakkuk ve ceza kararı düzenlendi. Böylece, bu yılın ilk 7 ayında gerçekleştirilen sonradan ve ikincil kontrol denetimleri sonucunda toplam 8,9 milyar lira ek tahakkuk ve ceza kararı düzenlenmiş oldu. Söz konusu tutar, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 29 artış gösterdi. Bakanlık, dış ticaret işlemlerinin mevzuata uygun şekilde gerçekleştirilmesini sağlamak, vergi kayıp ve kaçağını önlemek ve kurallara uygun faaliyet gösteren firmaların haklarını korumak amacıyla geçmiş dönem gümrük ve dış ticaret işlemlerine yönelik kontrollerini etkin şekilde sürdürecektir." 

logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.