HOŞGELDİNİZ! BUGÜN 08 MAYIS 2021, CUMARTESİ

Türk parasının değeri

27.09.2005 00:00:00
Devlet Bakanı Ali Babacan,  büyük bir gururla Yeni Türk Lirası'nın (YTL)  "dünya parası" olduğunu söyledi. Bakanın bu sözü pek anlaşılmadı. Ne yani, Yeni Türk Lirası (YTL), dolar gibi bütün dünyada geçerli mi oldu? Öyle olduysa mesele yok. Artık Türkiye'nin ne kaynak, ne de dış borç sorunu kalacaktır. Demek ki, biz de ABD'nin yaptığı gibi, istediğimiz kadar para basıp faizsiz kaynak kullanacağız ve dış borçlarımızı ödeyeceğiz. Öyle mi? Paramız dünya parası olmuşsa, tabii ki öyle. Parası, dünya parası olan ABD, bu şekilde yapmıyor mu? Cepte, yastık altında, kasada tutulan her dolar ABD'ye verilen faizsiz kredi değil mi? ABD de bundan istifade ederek sürekli para basıyor ve sürekli kaynak sağlıyor.Bakan Babacan, "YTL dünya parası oldu" demekle bunu değil, paramızın değer kazandığını kast etmişse, o da yanlıştır. Çünkü borcu, bütçe ve döviz açığı olan ülkelerin parası değer kazanmaz. Bunlara rağmen YTL değer kazanıyorsa, bu anormal bir gelişmedir. Evet, büyümede olduğu  gibi, paramızda da hormonlu bir değer kazanma söz konusudur. Bunun sebebi  faizlerin yüksek olmasıdır. Döviz getirene, dünya fiyatlarının çok üzerinde faiz ödediğimiz için piyasamızda döviz olduğundan ucuz, Türk Lirası da olduğundan yüksek işlem görüyor. Maliye Bakanımızın deyimiyle, bol faizi gören para sahipleri "gagalamak" için koşuyorlar. Elbette koşarlar, kendi ülkelerinde 30-35 yılda kazanamadıkları parayı, Türkiye'de risksiz, zahmetsiz, sırt üstü yatarak bir yılda kazanıyorlar. Bu uygulama, her yıl döviz açığımızın büyümesine ve borçlarımızın da artmasına neden oluyor.  Başka bir ifade ile her yıl halkımız fakirleşiyor, faizciler zenginleşiyor. Esasen para, değerini değişim aracı olmasından alır. Değişim aracı olmadıktan sonra altın ve gümüş de bir değer taşımaz. Zira bu madenler insanoğlunun hiçbir zaruri ihtiyacını karşılamazlar.  Paramız, dünya parası olmuşsa, dünyanın her yerinde değişimde, tedavülde bulunması gerekir. Var mı böyle bir şey?  Biz duymadık, duyana da görene de rastlamadık. Bizim bildiğimiz, hükümetimizin Türk parasına bile egemen olmadığıdır. Egemen değildir, zira Merkez Bankası bağımsızlaştırılmıştır. Devlet eski bakanı Kemal Derviş, "Merkez Bankası'nın bağımsızlaştırılmasından söz ettiğimde herkes şaşırmıştı, ama sonunda bunu başardık"  diyor.  Peki, Merkez Bankası'nın bağımsızlaştırılmasının anlamı nedir? Anlamı açık: Ülke ekonomisini millete dayanmayan hükümet dışı güçlere teslim etmek. Prof. Dr. Frederick Soddy der ki: "Bir millet kendi parası üzerinde kontrolü kaybederse, bütün geleceğini kaybeder. Bu kontrolü kaybetme konusunda yapacağı ilk yanlış, paranın kontrolünü özel bir kuruma devretmektir. Bundan sonraki yanlışlar bu temel üzerine bina olur gider"" Türkiye'de yapılanlar, bu söylenenden farklı mı? Hayır, tıpatıp aynı. Aslında para, egemenliğin sembolüdür. Dünyada ne kadar egemenseniz, paranız da o kadar itibar görür. Yani paranın itibarı ile milletin itibarı eşittir. Bu konuda Lenin'e atfedilen şöyle bir söz vardır: "Bir milletin itibarını kaybettirmenin en önemli yollarından birisi, o milletin parasının itibarını kaybettirmektir. Bir milletin parası değer kaybına uğruyorsa, o milletin itibarı da değer kaybına uğrar".Dövize en yüksek faizi vererek paramızı itibarlı, değerli kılabilir miyiz? Kılamayız. Böyle bir iş, milletten alıp faizcilere vermek demektir. İşte, hükümetin yaptığı, Bakan Babacan'ın da övündüğü budur. Faizciler döviz getiriyor, Türk parasına çevirip faize veriyorlar. Burada itibar ve koşuş faizedir, Türk parasına değil. Hükümet, aksini iddia ediyorsa, faizleri düşürsün de görelim. Baksın, anında Türk parasından kaçış, dövize hücum başlamıyor mu? Faizler düştüğü halde, faizciler elinde Türk parası tutuyorlarsa, her hal ü kârda dövize dönmüyorlarsa, bakan Babacan'ın "dünya parası" tanımlamasına bir anlam verilebilir. Maalesef, ortada böyle bir şey yok. Herhalde bunu Bakan da görüyor. Görmeyebilir de. Çünkü, bizde adettir, bakanlarımız her şeyi görmezler, ya da istedikleri biçimde görürler. Bundan dolayı rahmetli Necip Fazıl şöyle derdi: "Bakanlarımız, göremedikleri için bakan olurlar". Halbuki milletimiz bakan değil, gören arıyor.
 
M. Hilmi Yıldırım / diğer yazıları
Megadentist



logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 425 10 66
Faks: (212) 424 69 77
E-posta: [email protected]


WhatsApp haber: (0542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2021

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez.