Uçak kazasının arkasında İsrail mi var?
Netanyahu'nun Türkiye'yi Akdeniz'de açıkça tehdit ettiği açıklamalarının hemen ertesinde, Libya Genelkurmay Başkanı'nı taşıyan uçağın Ankara'da düşmesi, sabotaj şüphelerini artırdı
25.12.2025 14:10:00
Eyüp Kabil
Eyüp Kabil





İsrail Başbakanı Netanyahu'nun son dönemde Türkiye'ye yönelik sert açıklamaları, Orta Doğu'daki jeopolitik dengeleri bir kez daha sarsmış durumda. Özellikle Akdeniz'deki enerji ve güvenlik anlaşmaları bağlamında yapılan tehditler, Ankara'da meydana gelen trajik bir uçak kazasıyla birleşince, bölgede yeni bir krizin fitilini ateşlemiş gibi görünüyor.
Libya uçağı kazasının detayları
23 Aralık'ta, Libya Ordusu Genelkurmay Başkanı General Abdul Rahman al-Hamisi'yi taşıyan bir özel jet, Ankara'nın güneyinde kalkıştan kısa süre sonra düştü. Uçakta bulunan beş kişi hayatını kaybetti; bunlar arasında Hamisi'nin yanı sıra dört üst düzey yetkili daha vardı. Türk yetkililer, kazanın teknik bir arıza nedeniyle meydana geldiğini açıkladı. Özellikle, uçağın elektrik sisteminde bir arıza rapor edildiği ve radyo sinyalinin kaybedildiği belirtildi. Kazanın ardından Türkiye ve Libya makamları ortak bir soruşturma başlattı ancak henüz resmi bir sonuç açıklanmadı.
Kazanın zamanlaması dikkat çekici. Uçak, Libya ile Türkiye arasındaki Akdeniz anlaşmalarını görüşmek üzere Ankara'ya gelmişti. Bu görüşmeler, Türkiye'nin Libya ile imzaladığı deniz yetki alanları mutabakatını güçlendirmeyi amaçlıyordu. Kaza, bölgedeki enerji kaynakları ve deniz sınırları konusundaki rekabeti bir kez daha gündeme getirdi. Bu tür kazaların "tesadüf" olarak geçiştirilmesi, gizli ellerin müdahalesi şüphesini artırıyor. Özellikle de İsrail'in Mossad gibi istihbarat servislerinin geçmişteki sabotaj iddiaları bu şüpheleri arttırıyor.
Netanyahu'nun tehdit dolu sözleri
Netanyahu, 22 Aralık'ta Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) ile yaptığı üçlü zirve sonrası, Türkiye'yi doğrudan hedef alan açıklamalarda bulundu. "Ürdün Nehri'nden Akdeniz'e kadar uzanan güvenlik egemenliği daima İsrail'in elinde kalacaktır" diyen Netanyahu, Türkiye'nin Akdeniz'deki faaliyetlerini "imparatorluk hayalleri" olarak nitelendirdi ve "Bunu aklınızdan bile geçirmeyin" diyerek açık bir tehdit savurdu. Bu sözler, İsrail'in Yunanistan ve GKRY ile yaptığı enerji ve savunma anlaşmalarının bir parçası olarak görüldü.
Netanyahu'nun bu sözleri, İsrail'in bölgesel hegemonya arayışını maskeliyor. Türkiye'nin Libya ile olan ittifakı, İsrail'in Doğu Akdeniz'deki gaz boru hattı projelerini (örneğin EastMed) tehdit ediyor. Netanyahu'nun tehditleri, diplomatik bir uyarıdan ziyade provokasyon gibi duruyor; zira bu sözler, zaten gergin olan ilişkileri daha da kızıştırıyor. Eski bir İsrailli diplomatın uyarısına göre, bu tür açıklamalar Türkiye'yi askeri hazırlıklara itebilir ve İsrail için ters tepebilir.
Tehditlerin arka planı
Netanyahu'nun tehditleri, sadece Akdeniz ile sınırlı değil. İsrail, ABD'de lobi faaliyetleriyle Türkiye'nin F-35 savaş uçağı alımını engellemeye çalışıyor; zira Erdoğan'ın geçmişteki açıklamaları İsrail'i tedirgin ediyor. Bu, İsrail'in hava üstünlüğünü koruma çabası olarak görülebilir, ancak bu tür müdahaleler ABD-İsrail ittifakını bile zorluyor.
Türkiye cephesinde ise, bir üst düzey yetkili Netanyahu'nun sözlerini "akıldışı ve istikrarsızlaştırıcı" olarak nitelendirdi. Kazanın ertesinde, sosyal medyada ve Türk kamuoyunda "tesadüf mü?" sorusu sıkça soruldu. Birçok yorumcu, Netanyahu'nun tehditlerinden bir gün sonra Libya Genelkurmay Başkanı'nın uçağının Ankara'da düşmesini şüpheli buldu ve Mossad'ı işaret etti. Bu spekülasyonlar, Netanyahu'nun sözlerinin paranoyayı körüklediğini gösteriyor ki bu da eleştirilmesi gereken bir nokta, çünkü kanıtsız suçlamalar barışı baltalıyor.
Son durum
Kaza soruşturması devam ediyor. Türk yetkililer, elektrik arızasının kesin nedenini belirlemek için kara kutu analizini sürdürüyor. Libya tarafı ise, kazanın Türkiye-Libya ilişkilerini etkilemeyeceğini vurguladı ancak analistler, bu olayın Ankara'nın Trablus'taki etkisini zayıflatabileceğini söylüyor.
Netanyahu'nun tehditleri uluslararası yankı buldu. İtalya gibi ülkeler Netanyahu'yu eleştirirken, ABD'de F-35 tartışmaları kızıştı. Bu durum Netanyahu'nun iç politikada puan toplama çabasını yansıtıyor, zira İsrail içindeki 7 Ekim soruşturmaları onu sıkıştırıyor. Ancak bu, bölgesel istikrarsızlığı artırıyor ve Türkiye gibi aktörleri daha agresif politikalar izlemeye itebilir.
Netanyahu'nun tehlikeli oyunu
Netanyahu'nun tehditleri, Orta Doğu'da barış yerine çatışmayı teşvik ediyor. Akdeniz'deki anlaşmalar, enerji paylaşımı için fırsat olmalıydı ancak İsrail'in tek taraflı yaklaşımı, Türkiye'yi Libya gibi müttefiklerle daha sıkı bağlar kurmaya zorluyor. Kazanın zamanlaması, sabotaj iddialarını güçlendiriyor olsa da, Netanyahu'nun sözleri bu şüpheleri besleyen asıl suçlu. Netanyahu, kendi siyasi hayatı uğruna bölgeyi ateşe atmaktan çekinmiyor.
Libya uçağı kazasının detayları
23 Aralık'ta, Libya Ordusu Genelkurmay Başkanı General Abdul Rahman al-Hamisi'yi taşıyan bir özel jet, Ankara'nın güneyinde kalkıştan kısa süre sonra düştü. Uçakta bulunan beş kişi hayatını kaybetti; bunlar arasında Hamisi'nin yanı sıra dört üst düzey yetkili daha vardı. Türk yetkililer, kazanın teknik bir arıza nedeniyle meydana geldiğini açıkladı. Özellikle, uçağın elektrik sisteminde bir arıza rapor edildiği ve radyo sinyalinin kaybedildiği belirtildi. Kazanın ardından Türkiye ve Libya makamları ortak bir soruşturma başlattı ancak henüz resmi bir sonuç açıklanmadı.
Kazanın zamanlaması dikkat çekici. Uçak, Libya ile Türkiye arasındaki Akdeniz anlaşmalarını görüşmek üzere Ankara'ya gelmişti. Bu görüşmeler, Türkiye'nin Libya ile imzaladığı deniz yetki alanları mutabakatını güçlendirmeyi amaçlıyordu. Kaza, bölgedeki enerji kaynakları ve deniz sınırları konusundaki rekabeti bir kez daha gündeme getirdi. Bu tür kazaların "tesadüf" olarak geçiştirilmesi, gizli ellerin müdahalesi şüphesini artırıyor. Özellikle de İsrail'in Mossad gibi istihbarat servislerinin geçmişteki sabotaj iddiaları bu şüpheleri arttırıyor.
Netanyahu'nun tehdit dolu sözleri
Netanyahu, 22 Aralık'ta Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) ile yaptığı üçlü zirve sonrası, Türkiye'yi doğrudan hedef alan açıklamalarda bulundu. "Ürdün Nehri'nden Akdeniz'e kadar uzanan güvenlik egemenliği daima İsrail'in elinde kalacaktır" diyen Netanyahu, Türkiye'nin Akdeniz'deki faaliyetlerini "imparatorluk hayalleri" olarak nitelendirdi ve "Bunu aklınızdan bile geçirmeyin" diyerek açık bir tehdit savurdu. Bu sözler, İsrail'in Yunanistan ve GKRY ile yaptığı enerji ve savunma anlaşmalarının bir parçası olarak görüldü.
Netanyahu'nun bu sözleri, İsrail'in bölgesel hegemonya arayışını maskeliyor. Türkiye'nin Libya ile olan ittifakı, İsrail'in Doğu Akdeniz'deki gaz boru hattı projelerini (örneğin EastMed) tehdit ediyor. Netanyahu'nun tehditleri, diplomatik bir uyarıdan ziyade provokasyon gibi duruyor; zira bu sözler, zaten gergin olan ilişkileri daha da kızıştırıyor. Eski bir İsrailli diplomatın uyarısına göre, bu tür açıklamalar Türkiye'yi askeri hazırlıklara itebilir ve İsrail için ters tepebilir.
Tehditlerin arka planı
Netanyahu'nun tehditleri, sadece Akdeniz ile sınırlı değil. İsrail, ABD'de lobi faaliyetleriyle Türkiye'nin F-35 savaş uçağı alımını engellemeye çalışıyor; zira Erdoğan'ın geçmişteki açıklamaları İsrail'i tedirgin ediyor. Bu, İsrail'in hava üstünlüğünü koruma çabası olarak görülebilir, ancak bu tür müdahaleler ABD-İsrail ittifakını bile zorluyor.
Türkiye cephesinde ise, bir üst düzey yetkili Netanyahu'nun sözlerini "akıldışı ve istikrarsızlaştırıcı" olarak nitelendirdi. Kazanın ertesinde, sosyal medyada ve Türk kamuoyunda "tesadüf mü?" sorusu sıkça soruldu. Birçok yorumcu, Netanyahu'nun tehditlerinden bir gün sonra Libya Genelkurmay Başkanı'nın uçağının Ankara'da düşmesini şüpheli buldu ve Mossad'ı işaret etti. Bu spekülasyonlar, Netanyahu'nun sözlerinin paranoyayı körüklediğini gösteriyor ki bu da eleştirilmesi gereken bir nokta, çünkü kanıtsız suçlamalar barışı baltalıyor.
Son durum
Kaza soruşturması devam ediyor. Türk yetkililer, elektrik arızasının kesin nedenini belirlemek için kara kutu analizini sürdürüyor. Libya tarafı ise, kazanın Türkiye-Libya ilişkilerini etkilemeyeceğini vurguladı ancak analistler, bu olayın Ankara'nın Trablus'taki etkisini zayıflatabileceğini söylüyor.
Netanyahu'nun tehditleri uluslararası yankı buldu. İtalya gibi ülkeler Netanyahu'yu eleştirirken, ABD'de F-35 tartışmaları kızıştı. Bu durum Netanyahu'nun iç politikada puan toplama çabasını yansıtıyor, zira İsrail içindeki 7 Ekim soruşturmaları onu sıkıştırıyor. Ancak bu, bölgesel istikrarsızlığı artırıyor ve Türkiye gibi aktörleri daha agresif politikalar izlemeye itebilir.
Netanyahu'nun tehlikeli oyunu
Netanyahu'nun tehditleri, Orta Doğu'da barış yerine çatışmayı teşvik ediyor. Akdeniz'deki anlaşmalar, enerji paylaşımı için fırsat olmalıydı ancak İsrail'in tek taraflı yaklaşımı, Türkiye'yi Libya gibi müttefiklerle daha sıkı bağlar kurmaya zorluyor. Kazanın zamanlaması, sabotaj iddialarını güçlendiriyor olsa da, Netanyahu'nun sözleri bu şüpheleri besleyen asıl suçlu. Netanyahu, kendi siyasi hayatı uğruna bölgeyi ateşe atmaktan çekinmiyor.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
























































































