HOŞGELDİNİZ! BUGÜN 21 HAZİRAN 2021, PAZARTESİ

Ulusal güvenlik-2 Genelkurmay'ın açıklaması

14.08.2001 00:00:00
Yılmaz'a ilk cevabı MHP Genel Başkanı verdi ama tepkisi son derece cılız çıktı. Tartışmaların gölgesinde kaldı, unutuldu. Her zamanki gibi suya sabuna dokunmayan rutin bir tepki gösterdi.

Sonra Ecevit alel acele bazı gazetecileri çalışma ofisine çağırarak açıklama yaptı. Eleştirisini UG üzerine değil, Yılmaz'ın "Türkiye son on yılda patinaj yapmıştır" noktasına yöneltti, "On yılın dördünde beraberdik" dedi.

Ecevit'in telâşının altında yatan asıl nedenin; hükümetin başı olarak göstereceği tepkinin askerin muhtemel bir açıklamasının önünü keseceği umudu olduğu anlaşıldı.

Ve kamuoyu fazla beklemedi. Kimilerine göre tokat, kimilerine göre 28 Şubat'tan daha da ağır cevap geldi. Vatan ve milleti ile devletini sevenlerin yüreğine su serpti, üzerlerine filit sıkılmış gibi hamam böceklerinin de deliklerinden dışarı uğramalarına sebep oldu.

Yılmaz YAŞ toplantısı esnasında bu açıklamayı yapmakla "kontr" demişti. Asker "sürkontr" dedi. Çekilen rest misliyle karşılık gördü.

Peki Genelkurmay'ın açıklamasında ne vardı? Neler yoktu ki!

"Bilindiği gibi ulusal güvenlik kavramı tehdit/risk algılaması ve değerlendirmesi ile başlayan sosyal, ekonomik ve askeri parametreler ile milli güç unsurlarının tümünü içeren bir yapıdadır. Ulusal güvenlik düzenlemelerinin nihai hedefi, içte demokratik, laik ve üniter cumhutiyetin korunması; dışta, ülkenin yaşamsal çıkarlarının savunulmasını içerir.

Türkiye Cumhuriyeti; uzun yıllardır bekasını, üniter ve laik yapısını hedef alan saldırılarla karşı karşıyadır. 15 yılı aşkın bir zamandır, tarihin en kanlı terör örgütü, ülke bütünlüğünü hedef alan acımasız katliamları gerçekleştirmiş ve bu eylemlerine, bazı ülkelerin desteğiyle devam etmiştir. Halen bu çabalarını siyasallaştırmak ve legal zemine oturtmak gayreti içindedir. Binlerce silahlı teröristi, halen dağlarda hazır bekletmektedir.

Yıllardır; şeriat özlemcisi siyasi hareketler, demokrasinin sağladığı imkanları istismar ederek laik düzenin değişmesi için çalışmış ve bu yolda önemli mesafe katedilmiş bulunmaktadır. Kıbrıs, Kafkaslar, Ortadoğu, Kuzey Irak gibi dengelerin kurulamadığı coğrafyada Türkiye uzun vadeli güvenlik endişeleri içinde yaşamak zorunda kalmıştır.

Sayılan tüm bu olumsuzluklara rağmen, Türkiye Cumhuriyeti, uzun bir süredir bütün bu tehditlere karşı başarı ile mücadele vermektedir. Bu mücadelenin en fedakar unsuru ise; her zaman olduğu gibi eşsiz sabrı ve direnci ile yüce Türk Ulusu'dur.

Yapılan bu talihsiz konuşmada; 'Her ileri adımın, ulusal güvenlik gerekçesiyle kesildiği' ifade edilmiş, ancak tek bir örnek de verilmemiştir. Bilindiği gibi ulusal güvenliğin sağlanmasından TBMM'ye karşı Bakanlar Kurulu sorumludur. Bu sorumluluğu paylaşan bir kişinin kurumları hedef alan bu tür konuşması, mesnetten yoksun ve düşündürücüdür.

Kaldı ki ulusal güvenliğe ilişkin temel düzenlemeler, Başbakan imzasıyla yayınlanan "Milli Siyaset Belgesi"nde yer almakta ve Silahlı Kuvvetler, bu belgeye istinaden "milli askeri strateji" dokümanını hazırlamaktadır. Tüm bunları yok kabul edip ulusal güvenliği "ayak bağı" olarak nitelemenin, sağduyulu vatandaşlar tarafından makul görülmesinin mümkün olmadığı değerlendirilmektedir.

'Ülkenin geleceği için gerekli her ileri adımın' her zaman gerçek anlamda ileri adım olup olmadığı tartışılması gereken bir konudur. Eğer atılması düşünülen ileri adımlar;

Şeriatı düşünen sapık düşünce ve eylem sahiplerinin faaliyetlerini kolaylaştıracaksa,

ülkeyi bölmeyi çalışan gruplara yasal dayanak sağlayacaksa, ülkenin yaşamsal güvenlik mülahazalarından tavizler verecekse, bunlar gerçek anlamda ileri değil, geriye doğru atılmış adımlar olacaktır.

Tarihi örnek alarak verilen matbaanın gelmesini istemeyen zihniyetin bu konuşmada ulusal güvenlik kavramını reddeden zihniyet olduğu değerlendirilmektedir. Üzerinde düşünülmesi gereken önemli konu, kişi ve kurumların sorunlar karşısında, üzerlerine düşen görevleri eksiksiz yapmak yerine, başkalarına saldırarak sorumluluktan ve başarısızlıktan kaçma gayretleridir.

Bugün Türkiye Cumhuriyeti'nde; ekonomi iflas noktasına gelmişse, ekonomiyi bu hale getirenler hakkında en ufak bir işlem yapılmıyorsa, milli ve ahlaki değerler aşındırılmışsa, soygun düzeni adeta normal bir davranış haline gelmişse, AB'ye girmeyi hedefleyen bir ülkede ortaçağı hedefleyen zihniyetler devlet kadrolarında bile yer alabiliyor ve buralara özenle yerleştiriliyorsa, ülke içinde siyasi istikrar, kişisel ihtiraslar nedeniyle bir türlü sağlanamıyorsa, ülkenin bir parçasında ekonomik ve sosyal tedbirlerin alınamaması neticesi ayrılıkçı terörün, etnik/milliyetçi ve ayrılıkçı harekete dönüşmesi önlenemiyorsa, küreselleşme anlayışı ekonomik teslimiyetçilik olarak benimseniyorsa, tüm bu olumsuzlukların nedenini 'ulusal güvenlik kavramı" ile örtmek ve bu kavramın sonucu olarak görmek hem makul hem de insaflı değildir, aynı zamanda tehlikelidir.

Son tartışma konusunun, sorumlu bir makamda olunmasına rağmen, meşru zeminlerde tartışmak yerine, dünyaya şikayet etme şeklinde gündeme getirilmesinin onurlu bir yaklaşım olarak kabul edilmesi mümkün değildir.

Türk Silahlı Kuvvetleri, Türkiye'nin bekası, refahı ve mutluluğunu hedef alan konuların daha ciddi, günlük siyasi çıkarlarından arındırılmış platformlarda tartışılmasının uygun olacağı inancı içindedir. Her fırsatta, doğrudan veya dolaylı olarak silahlı kuvvetleri yıpratmaya yönelik girişimlerin, bu girişimlerde bulunan kişi veya grupların yıprattığı ve ülkeye zarar verdiği geçmişte görüldüğü gibi, gelecekte de görülecektir. Çağdaşlık, evrensellik ve ilericilik anlayışları kendi yarattıkları paradigmalar ile sınırlı kişilerin, ulusu aydınlık yarınlar yerine belirsiz karanlıklara götüreceği ve bunun geçmişte de pek çok örneklerinin bulunduğu bilinen bir gerçektir. Kamuoyuna saygı ile duyurulur."

Açıklamanın bütünü dikkate alındığında; hem dil ve üslûp olarak diplomatik bir takım ifadelerin arkasına saklanılmayıp açık ve net olarak ortaokul öğrencisinin bile anlayacağı bir düzeyin tercih edildiği, ve hem de hedefe sadece Yılmaz'ın değil, onun bu hâle gelmesine sebep olan mevcut demokratik sistemin, ve yine onun böyle pervâsızca hareket etmesine göz yuman siyasetin ve şimdiki iktidarın oturtulduğu görülmektedir. 

Asker bu sefer mahdut hedefli bir taarruzu değil, cepheden topyekûn bir

taarruzu tercih etmiştir.
 
Hüseyin Mümtaz / diğer yazıları


logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 425 10 66
Faks: (212) 424 69 77
E-posta: [email protected] [email protected]


WhatsApp haber: (0542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2021

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez.