Dünya Çözüm Arıyor: Milli Ekonomi Modeli-3 Kapitalizmin Tıkandığı Yerde Yeni Bir Yol
Dünya ekonomisi bir yol ayrımında. Bugün yaşanan küresel krizler artık geçici dalgalanmalar değil, sistemsel bir tıkanmanın işaretleridir. Daha çarpıcı olanı ise rakamlardır. Dünya Bankası ve uluslararası finans kuruluşlarının verilerine göre, bugün dünya nüfusunun en zengin yüzde 1'lik kesimi, küresel servetin yaklaşık yarısını kontrol etmektedir. Buna karşılık milyarlarca insan günlük birkaç dolar gelirle yaşam mücadelesi vermektedir. Küresel borç stoklarının dünya milli gelirini katbekat aşması, insanlığın üretemediğini değil; ürettiğinin adil biçimde paylaşılmadığını ortaya koymaktadır. Sorun üretimde değil, sömürüye dayalı paylaşım mekanizmasındadır. Teknolojik gelişmeler de benzer bir çelişkiyi ortaya koymaktadır. Yapay zekâ ve otomasyon üretimi artırırken, Uluslararası Çalışma Örgütü verilerine göre milyonlarca insan için iş güvencesi zayıflamakta, genç işsizlik oranları birçok ülkede yüzde 20'lerin üzerine çıkmaktadır. Üretim artarken refahın tabana yayılmaması, mevcut ekonomik modelin temel açmazını gözler önüne sermektedir. Bugün Avrupa'da sosyal devlet tartışmaları yeniden gündeme gelmişse, Amerika'da gelir dağılımı protestoları yükselmişse, Asya'da alternatif ekonomik arayışlar hız kazanmışsa bunun nedeni açıktır: Kapitalist model artık insan merkezli bir refah üretememektedir.
İşte Viyana'da gerçekleştirilen Uluslararası Milli Ekonomi Modeli Kongresi, tam da bu noktada dikkat çekici bir zemin oluşturdu. Farklı ülkelerden gelen akademisyenler, mevcut sistemin sınırlarını tartışırken aynı zamanda alternatif ekonomik yaklaşımları da ele aldılar. Yapılan sunumların önemli bir bölümü, finans merkezli büyüme modelinin sürdürülebilir olmadığı ve reel üretim–insan refahı dengesinin yeniden kurulması gerektiği yönündeydi. Bu tartışmaların odağında ise insan merkezli ekonomik yaklaşım vardı. Çünkü bugün yaşanan sorunların önemli bir bölümü, ekonominin insanı merkeze almayan bir yapıya dönüşmesinden kaynaklanmaktadır. Üretim artmakta, teknoloji gelişmekte ve küresel ticaret büyümektedir; ancak aynı oranda toplumsal refah ve huzur artmamaktadır. Üretim ile refah arasındaki bağın kopması, mevcut ekonomik sistemin temel açmazını oluşturmaktadır.
Kapitalizmin tüketimi canlı tutmak için borçlanmayı teşvik eden yapısı, zamanla hem bireyleri hem devletleri ağır bir borç yükü altına sokmuştur. Ekonomide para ve finans işlemleri gerçek üretimin önüne geçtiğinde, üretim–gelir dengesi bozulur. Üretmeden kazanmanın yaygınlaştığı bu yapı ise ekonomik krizlerin hem daha sık yaşanmasına hem de daha ağır sonuçlar doğurmasına yol açmaktadır. Bugün yaşanan küresel enflasyon dalgaları ve finansal kırılganlıklar, bu yapısal sorunun açık göstergesidir. Bu tablo, alternatif ekonomik yaklaşımların artık bir tercih değil zorunluluk haline geldiğini göstermektedir. İnsan merkezli ve sosyal dengeyi gözeten bir model yalnızca akademik bir seçenek değil, giderek zorunluluk haline gelmektedir. Viyana'daki kongrede yapılan tartışmalar da bu gerçeği açık biçimde ortaya koymuştur.
Dünya artık yalnızca büyüme rakamlarına değil, büyümenin kime ve ne kadar refah sağladığına bakmaktadır. Ekonomik sistemlerin başarısı, yalnızca milli gelir artışıyla değil; gelir dağılımı, istihdam ve toplumsal huzur ile ölçülmektedir. Kapitalizmin tıkandığı bir dünyada yeni bir model arayışı kaçınılmazdır. Bu arayışın en güçlü cevaplarından biri ise insanı merkeze alan Milli Ekonomi Modeli'dir. Viyana'da yapılan kongre, işte bu yeni arayışın güçlü bir işaretidir. Dünya yeni bir yol ararken, ekonomi yeniden insanı merkeze almak zorundadır. Çünkü insanı merkeze almayan hiçbir ekonomik düzen sürdürülebilir değildir.
- Dünya çözüm arıyor: Milli Ekonomi Modeli Viyana’dan yükselen yeni ekonomi arayışı / 15.02.2026
- Viyana Kongresi: Avrupa çözüm arıyor / 14.02.2026
- Viyana: Avrupa’nın aklı, hafızası ve arayışı / 13.02.2026
- Prag: Bir şehrin hafızasında yürümek / 12.02.2026
- Sömürüye karşı, işsizliğe ve açlığa karşı çözümümüz var / 31.01.2026
- Deli Dumrul düzeni: Davos’ta açığa çıkan güç siyaseti / 30.01.2026
- İran–Türkiye hattında kurulan büyük tuzak / 29.01.2026
- Mekke: Teslimiyetin, arayışın ve birliğin merkezi / 28.01.2026
- Medine: Kalbin eğitildiği şehir / 25.01.2026


























































