logo
23 EKİM 2026

Üniversitelilere öğrenci affı komisyondan geçti: Daha önce aftan yararlananlar da yeni af kapsamında

TBMM Milli Eğitim Komisyonunda kabul edilen kanun teklifiyle, belirlenen istisnalar dışında ilişiği kesilen veya kayıt hakkını kullanamayan öğrenciler, başvurmaları halinde 2026-2027 eğitim öğretim yılında üniversitelerine dönebilecek

15.07.2026 14:26:00
Haber Merkezi
 
Üniversitelilere öğrenci affı komisyondan geçti: Daha önce aftan yararlananlar da yeni af kapsamında
Üniversitelilere öğrenci affı komisyondan geçti: Daha önce aftan yararlananlar da yeni af kapsamında
TBMM Milli Eğitim Komisyonunda kabul edilen kanun teklifiyle, belirlenen istisnalar dışında ilişiği kesilen veya kayıt hakkını kullanamayan öğrenciler, başvurmaları halinde 2026-2027 eğitim öğretim yılında üniversitelerine dönebilecek. Öğrenci affı genişleyerek daha önce aftan yararlananlar da yeni aftan yararlanabilecek.
Öğrenci affına ve yükseköğretime ilişkin düzenlemeleri içeren Yükseköğretim Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, TBMM Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonunda kabul edildi.
Teklifle, Anayasa Mahkemesi kararı doğrultusunda Tababet ve Şuabatı San'atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun'da değişikliğe gidilerek, yükseköğretim kurumları ile Sağlık Bakanlığına bağlı araştırma ve uygulama hastanelerinde yabancı uyruklu kontenjanında uzmanlık eğitimi yapmakta olanlara döner sermaye gelirinden pay verilmemesi hüküm altına alınıyor.

Yaş haddi
Yükseköğretim Kanunu'ndaki değişikliğe göre, Yükseköğretim Denetleme Kurulu üyelerinin Kurul'da geçirdikleri süreler, tabi oldukları özel kanun hükümlerine göre fiilen mesleklerinde geçirilmiş sayılacak ve terfi, birinci sınıfa ayrılma ve birinci sınıf olma sürelerinin hesabında dikkate alınacak. Üyelerin yaş haddinde, üye seçilmeden önceki kadronun yaş haddi esas alınacak.
Öğretim üyelerinden, yaş haddini dolduracakları tarihten önce başvurmuş olup sözleşme tarihi itibarıyla öğretim üyesi kadrolarında bulunanlardan yükseköğretim kurumlarınca belirlenen bölüm ve programlarda görevlerinde kalmalarında fayda görülenler, yükseköğretim kurumunun görüşü ve Yükseköğretim Kurulunun kararı ile emeklilik yaş hadlerini doldurdukları tarihten itibaren, yetmiş beş yaşını geçmemek üzere emeklilik veya yaşlılık aylığı bağlanıncaya kadar ikişer yıllık sürelerle sözleşmeli olarak çalıştırılabilecek. Bu fıkra kapsamında çalıştırılacak sözleşmeli öğretim üyesi sayısını bölüm, program veya yükseköğretim kurumları itibarıyla sınırlandırmaya ve uygulamanın hizmet gerekleri ve akademik kriterlere uygun yürütülmesi amacıyla gerekli belirlemeleri yapmaya Yükseköğretim Kurulu yetkili olacak.
Teklifle, sözleşmeli öğretim üyesi istihdamının sürdürülebilirliğini sağlamak amacıyla yaş haddinden sözleşmeli öğretim üyesi olarak çalışan öğretim üyelerinin kadrolu öğretim üyesi olarak çalışmaktayken var olan özlük haklarının, sözleşmeli öğretim üyesiyken de devamı ve her iki statüdeki öğretim üyeleri arasında fiili çalışmaya bağlı ödemeler yönünden uygulama birliğinin sağlanması hüküm altına alınıyor.

Davetle gelen öğretim üyeleri
Türk Cumhuriyetleri ve Akraba Topluluklarındaki Yüksek Öğretim Kurumlarından resmi davet alan öğretim elemanlarına 3 yılı aşmamak ve bütün özlük hakları saklı kalmak üzere üniversite yönetim kurulunun kararı ve Milli Eğitim Bakanlığının onayıyla aylıklı izin verilebilecek. Uluslararası andlaşmalarla kurulan üniversitelerde ve Yükseköğretim Kurulunun taraf olduğu protokoller gereği ikili andlaşmalarla yurt dışındaki yükseköğretim kurumları bünyesinde açılan programlarda bu süre 5 yıla kadar uzatılabilecek.

Ek sınav hakkı
Düzenlemeyle, azami öğrenim süresi sonunda kayıtlı olduğu öğretim kurumundan mezun olabilmek için intörnlük eğitimi dönemi hariç son sınıf öğrencilerine, başarısız oldukları veya alamadıkları teorik veya uygulamalı bütün dersler için iki ek sınav veya tekrar hakkı verilecek.
Bu öğrencilerden teorik veya uygulamalı derslerden başarılı olmuş ancak uygulamalı eğitime veya intörnlük eğitimine başlamamış veya eğitimini tamamlamamış ya da başarısız olanlara, uygulamalı veya intörnlük eğitimlerini tamamlama imkanı tanınacak. Azami öğrenim süresini dolduran ara sınıf öğrencilerine ek sınav hakkı verilmeyecek.
Uygulamalı eğitim ve intörnlük eğitimine ilişkin esasları belirlemeye Yükseköğretim Kurulu yetkili olacak.
Kişisel emek ve birikimine dayanmayan, başkaları tarafından ücret karşılığında veya ücretsiz olarak üretilmiş yayın ve çalışmalarını atama, yükselme, unvan ve derece kazanılmasında kullananların yanı sıra bu fiilleri başkaları adına yapanlara veya bu fiillere aracılık edenlere yönelik de meslekten çıkarma cezası uygulanacak.

Disiplin soruşturmasına yönelik düzenlemeler
Kanun'da yapılan değişiklikle disiplin soruşturmasına, soruşturmasının yürütülmesi ile ifade ve savunma haklarının kullanılmasına ilişkin usul ve esaslar, Anayasa Mahkemesinin iptal kararı dikkate alınarak yeniden düzenleniyor. Böylece hukuki güvenlik ve belirlilik ilkeleri ile hukuki dinlenilme hakkının sağlanması amaçlanıyor.
"Disiplin soruşturması, ifade alma ve savunma hakkı" başlıklı hükme göre, disiplin soruşturmasında ifade ve savunmada soruşturmacı tarafından soruşturulana gönderilecek ifadeye davet yazısında hakkındaki iddiaların neler olduğu açıkça belirtilerek 7 günden az olmamak üzere verilecek süre içerisinde ifadesinin alınacağı ve bu süre içerisinde sözlü veya yazılı ifade verilmediği takdirde dosyadaki mevcut deliller kapsamında işlem tesis edileceği bildirilecek. Soruşturmacı toplanan deliller kapsamında teklifte bulunacak.
Disiplin cezası vermeye yetkili makam tarafından soruşturulana gönderilen savunmaya davet yazısında teklife esas alınan eylemin neden ibaret olduğu ve bu eyleme karşılık gelen disiplin cezasının ne olduğu ile 7 günden az olmamak üzere verilecek sürede savunmasını yapması gerektiği bildirilecek. Davet yazısında ayrıca soruşturulana, savunmasını verilen sürede yapmadığı takdirde savunma hakkından vazgeçmiş sayılacağı ve mevcut delillere göre hakkında karar verileceği aktarılacak. Savunmaya davet yazısında, soruşturulana savunma hakkını kullanmadan önce soruşturma evrakını inceleyebileceği belirtilecek.

Yan dal uzmanlığı olanlara ek ödeme
Tıpta uzmanlık mevzuatına göre yan dal uzmanlığı bulunan öğretim üyeleri ve araştırma görevlileri için ek ödeme tavan oranları, Sağlık Bakanlığında görev yapan emsallerinin aldığı ödeme oranına uygun hale getirilecek.
Kanun'un ilgili hükümleri uyarınca ortak araştırma merkezlerinde görevlendirilen öğretim elemanları, kendi üniversitelerinde yürütülen döner sermaye faaliyetlerine olan katkıları da dikkate alınarak ilgili mevzuatları kapsamında ek ödemeden yararlanmaya devam edecek. Yürütülen proje gelirlerinden alınan dayanıklı taşınırlar koordinatör üniversitenin envanterine kaydedilerek proje kapsamında ortak uygulama ve araştırma merkezi üniversitelerine tahsis edilebilecek. Proje tamamlandığında dayanıklı taşınırların kurumlar arası bedelsiz devirle hangi yükseköğretim kurumuna verileceğine ortak uygulama ve araştırma merkezi yönetim kurulunca karar verilecek. Koordinatör üniversite değişikliğinde ortak uygulama ve araştırma merkezinin borç, alacak ve nakit bakiyeleri, yeni koordinatör üniversiteye devredilecek.
Komisyonda kabul edilen önergeyle, Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu kapsamında birlikte kullanımdaki sağlık tesislerinin bir önceki yıl gayrisafi hasılatının yüzde 2,5 oranı dikkate alınarak ilgili üniversitelerin bünyesinde yürütülen bilimsel araştırma projelerinin desteklenmesi amacıyla o yıla ait merkezi yönetim bütçesinde gerekli ödenek ilgili üniversite bütçesine tahsis edilecek. Birlikte kullanımdaki bir sağlık tesisinin birden fazla üniversite ile protokol akdetmiş olması halinde ise yüzde 2,5 oranı, üniversitelerin birlikte kullanımdaki sağlık tesisinde görevlendirdiği öğretim elemanı sayısıyla orantılı şekilde bölünerek hesaplanacak. Bu kapsamda yürütülecek işlemlere ilişkin usul ve esaslar Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Sağlık Bakanlığının uygun görüşü alınarak Yükseköğretim Kurulu tarafından çıkarılacak yönetmelikle belirlenecek.
Kanun teklifinden bir madde çıkarıldı
Komisyonda kabul edilen önergeyle, Sağlık Bakanlığına Bağlı Sağlık Kurumları ile Esenlendirme (Rehabilitasyon) Tesislerine Verilecek Döner Sermaye Hakkında Kanun'da düzenlenen, Sağlık Bakanlığına bağlı sağlık tesislerinin yükseköğretim kurumlarının tıp fakülteleriyle kullanımında bilimsel araştırma projelerine aktarılacak döner sermaye payının belirlenmesine ilişkin hüküm, kanun teklifinden çıkarıldı.
Öğrenci affına ve yükseköğretime ilişkin düzenlemeleri içeren Yükseköğretim Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'ne göre, yükseköğretim kurumlarında hazırlık dahil bütün sınıflarda intibak, önlisans, lisans tamamlama, lisans ve lisansüstü öğrenimi görürken belli sebepler dışında ilişiği kesilenlerden daha önce "öğrenci affından" faydalanmayanlar, başvuruda bulunması halinde 2026-2027 eğitim öğretim yılında öğrenimlerine başlayabilecek.
TBMM Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonunda kabul edilen teklifle Yükseköğretim Kanunu'nda değişikliğe gidiliyor. Buna göre, devlet veya vakıf ayrımı yapılmaksızın kanunla kurulan yükseköğretim kurumları, eğitim ve öğretime Yükseköğretim Kurulunun kararıyla başlayacak. Eğitim ve öğretime başlayan akademik birimler, sonradan ortaya çıkan sebeplerle ve ilgisine göre fakülte, enstitü ve yüksekokullar Cumhurbaşkanı kararı ile konservatuvar, meslek yüksekokulu, uygulama ve araştırma merkezi gibi akademik birimler ise Yükseköğretim Kurulu (YÖK) kararı ile kapatılabilecek.
Vakıf yükseköğretim kurumlarına uygulanacak idari yaptırım ve önlemlerle ilgili olarak kanuni düzenleme yapılıyor. Bu kapsamda, vakıf yükseköğretim kurumlarına fiil ve işlemlerinin ağırlık derecesine göre hangi şartlarda, uyarma veya uyarma ve düzeltme isteme, yeni akademik birim kurma ve/veya program açma taleplerinin askıya alınması, öğrenci kontenjanının kısıtlanması veya öğrenci alımının durdurulması, faaliyet izninin geçici olarak durdurulması ve faaliyet izninin kaldırılması önlemleri ve yaptırımları uygulanabileceği belirleniyor.
Faaliyet izninin geçici olarak durdurulması yaptırımının uygulanmasına yol açan gerekçeleri kurucu vakfın 3 yıl içinde ortadan kaldıramaması, bu durumun süreklilik arz ettiğinin anlaşılması hallerinde kaçınılmaz olarak vakıf yükseköğretim kurumunun faaliyet izni kaldırılacak.
Vakıf yükseköğretim kurumunun ve kurucu vakfın mali yapısının, eğitim ve öğretim faaliyetlerini sürdüremeyecek kadar bozulması ve bu durumun süreklilik arz etmesi halinde, vakıf yükseköğretim kurumu, faaliyet izni kaldırılarak garantör veya YÖK'ün uygun bulacağı aynı ildeki bir devlet üniversitesine devredilecek. Garantör üniversite, faaliyet izni kaldırılan vakıf yükseköğretim kurumunun öğrencilerinin eğitim ve öğretim maliyetini, devraldığı öğrenci ücretleri ile teminat hesabından karşılayacak, ayrıca kamu kaynağı kullanmayacak.
Yükseköğretim kurumları yönetim kurulları, masrafları Teknoloji Transfer Ofisleri (TTO) sermayesinden karşılanmak şartıyla Sınai Mülkiyet Kanunu kapsamındaki hizmet buluşlarının hak sahipliğinin TTO adına devrine karar verebilecek. Bu durumda yükseköğretim kurumunun ilgili mevzuattan doğan hak ve yükümlülükleri TTO'ya ait olacak. TTO, kendi adına tescil edilen haklardan elde edilen gelirin 3'te birini söz konusu hakları devreden yükseköğretim kurumu döner sermayesine, 3'te birinden az olmayacak tutarı ise buluşu yapana ödemekle yükümlü olacak, kalan tutar TTO'ya kalacak. Döner sermayeye aktarılan bu tutarlardan hazine payı hariç herhangi bir kesinti yapılamayacak ve bu tutarlar Kanun'da belirtilen giderler için kullanılacak. Bu düzenlemenin yürürlüğe girdiği tarihten önce hak sahipliği yükseköğretim kurumları bünyesinde olan buluş ve başvurular hakkında da bu madde hükümleri uygulanacak.

Yükseköğretim kurumları ortak ofis kurabilecek
Birden fazla yükseköğretim kurumu ortak bir ofis kurmak için başvurabilecek. Bu durumda yerleşkesinde veya ortağı olduğu teknoloji geliştirme bölgesinde ofis kurulan yükseköğretim kurumu, başvuruda muhatap kurum olarak belirtilecek. Ofis faaliyetlerine katkı sağlayacağı değerlendirilen diğer tüzel kişiler ofise sermaye koymak koşuluyla ortak olabilecek. Ofis, öz sermayesini veya gelirlerini kullanarak üretilen bilgi ve yapılan buluşların ticarileşmesi için yatırım yapabilir veya kamu ve özel sektör şirketleri ile ortaklıklar kurabilecek.
Türkiye'deki devlet yükseköğretim kurumları, Cumhurbaşkanı kararıyla yurt dışında yerleşke, akademik birim, program ve bu kapsamda ihtiyaç duyulan diğer tesisleri kurabilecek. Bu düzenleme uyarınca kurulan yurt dışı birimlerinin ihtiyacı olan akademik ve idari personel, kendi üniversitesinden veya Türkiye'deki yükseköğretim kurumlarından görevlendirme suretiyle veya mahallinden sözleşmeli ya da saat başı ücret karşılığında ilgili Kanun'daki hükümler uygulanarak çalıştırılabilecek.
Türkiye'deki yükseköğretim kurumlarından görevlendirme suretiyle çalıştırılacak olanlar dışındaki personelin nitelikleri, ücretleri, seçim esas ve usulleri, görev yerleri ve süreleri, azami sözleşme süresi, izinleri, yurt dışındaki görevlerinin sona erdirilmesi ile bu maddenin uygulanmasına ilişkin diğer usul ve esaslar Cumhurbaşkanı kararıyla belirlenecek.
Üniversitenin yurt dışındaki faaliyetlerinden elde edilen gelirlerin tutulacağı hesaba, yapılacak harcamalara, üniversite bütçesinden aktarılacak kaynağa, hesabın muhasebeleştirilmesi ve denetimine ilişkin usul ve esaslar Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığının uygun görüşü alınarak ilgili üniversite tarafından belirlenecek.
Teklifle, anket uygulaması, veri toplama gibi akademik değerlendirme içermeyen katkılar hariç olmak üzere, kişisel emeği ve akademik birikimi dışında ücretli veya ücretsiz olarak, kısmen yahut tamamen başkalarına yazdırdığı tez, makale, kitap veya yaptırdığı proje gibi çalışmalarla önlisans, lisans veya lisansüstü diploma derecesi ya da akademik ünvan alan kişiler, üniversite öğretim mesleğinden çıkarılacak, bu yolla kazanılan akademik derece ve ünvanlar geri alınacak.
Bu kapsamdaki yayın veya çalışmaları ücretli ya da ücretsiz olarak, kısmen yahut tamamen başkaları adına yapan, üreten veya bunlara aracılık eden kişilere 5 bin günden 10 bin güne kadar adli para cezası verilecek. Fiilin, meslek edinen kişilerce işlenmesi halinde verilecek adli para cezası 10 bin günden az 20 bin günden fazla olmayacak. Bu yayın ve çalışmaları kullanmak suretiyle diploma derecesi veya akademik ünvan alan kişilere 5 bin günden 10 bin güne kadar adli para cezası verilecek.
Bu suçtan dolayı tüzel kişilere, Türk Ceza Kanunu'nun ilgili hükümleri uygulanacak
Yurt dışında bulunan bir eğitim kurumu adına hareket ederek mevzuata aykırı bir şekilde Türkiye'de önlisans, lisans ya da lisansüstü program açanlar veya bu programları yürütenler 2 yıldan 4 yıla kadar hapis ve 100 günden 1000 güne, mevzuata aykırı olarak Türkiye'de yükseköğretim kurumu açanlar veya işletenler 2 yıldan 4 yıla kadar hapis ve 100 günden 1000 güne kadar adli para cezasıyla cezalandırılacak. Bu kapsamda, yasaklanan kurum ve fiillerin tanıtımını yapanlara, 1 yıldan 3 yıla kadar hapis ve 50 günden 500 güne kadar adli para cezası verilecek.
Türk veya yabancı yükseköğretim kurumlarına ait diploma, mezuniyet belgesi veya sertifika belgesini sahte olarak düzenleyen ve düzenletenler Türk Ceza Kanunu'nun "Resmi belgede sahtecilik" hükmüne göre cezalandırılacak.
Teklifle, tıp fakültesi olan ve kendisine ait hastanesi bulunmayan vakıf yükseköğretim kurumlarına yönelik düzenleme yapılıyor. Belirlenen sürede hastane açamayan üniversitelere, mülkiyeti veya süresi 30 yıldan az olmamak üzere irtifak hakkına sahip olduğu uygun taşınmaz üzerinde yapacağı hastane inşaatına imar iptali veya yargı süreci gibi zorunlu sebeplerle henüz başlayamayan ya da başladığı inşaatı henüz bitiremeyenler ile bu hüküm kapsamındaki uygun hastanenin mülkiyetinin veya süresi 30 yıldan az olmamak üzere irtifak hakkı, işletme hakkı ve ruhsatının devralınması süreçlerine başlamış ancak devir süreçlerini tamamlayamamış olanlara bu süreçleri tamamlamaları için 30 ay ek süre verilecek. Bu sürelerin sonunda gerekli şartları sağlamayan tıp fakültelerinin öğrencileri YÖK tarafından garantör üniversiteye veya belirlenecek bir devlet üniversitesine intikal ettirilecek.

Öğrenci affı
Teklifle, yükseköğretim kurumlarında hazırlık dahil bütün sınıflarda intibak, önlisans, lisans tamamlama, lisans, lisansüstü öğrenimi gören öğrencilerden bu kanunun daha önce bu kapsamda tanıdığı haklardan yararlanmamış olmak kaydıyla, kendi isteğiyle ilişikleri kesilenler dahil, terör suçu ile kasten öldürme suçlarından, işkence suçundan, eziyet suçundan, cinsel saldırı, çocukların cinsel istismarı, uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçundan mahkum olanlar ile sahte belge sebebiyle kaydı iptal edilenler ile kayıt sırasında sahte belge verenler ile Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'nun "Manevi, mali veya bağlantılı haklara tecavüz" başlığındaki suçlar ile terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı nedeniyle ilişiği kesilenler hariç, her ne sebeple olursa olsun ilişiği kesilenler ile bir programı kazanarak kayıt yapma hakkı elde ettikleri halde kayıt yaptırmayanlar bu düzenlemenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 4 ay içinde ilişiklerinin kesildiği veya kayıt hakkı kazandıkları yükseköğretim kurumuna başvuruda bulunmaları şartıyla belirlenen esaslara göre 2026-2027 eğitim öğretim yılında öğrenimlerine başlayabilecek.
Daha önce farklı bir öğrenim düzeyinde bu düzenlemenin tanıdığı haklardan yararlanılmış olması, başka bir öğrenim düzeyinde bu madde hükümlerinden yararlanmaya engel teşkil etmeyecek.
Yeniden öğrenime başlayanların askerlik ertelemeleri Askeralma Kanunu'nun "Erteleme" başlıklı hükmündeki usul ve esaslara göre yapılacak. Düzenlemenin yürürlüğe girdiği tarihte askerlik görevini yapmakta olanlar terhislerini takip eden 2 ay içinde ilgili yükseköğretim kurumuna başvurmaları halinde bu düzenlemede belirtilen haklardan yararlandırılacak.
Bu düzenlemede yer alan hükümlerden yararlanarak ayrıldığı yükseköğretim kurumuna kayıt yaptıranlardan ÖSYS/YKS puanı giriş yılı itibarıyla aynı veya farklı bir diploma programının aynı türden taban puanına sahip olanlar, bu programlardan birine yatay geçiş talebinde bulunabilecek. Bu kapsamda farklı bir diploma programından yatay geçişle kabul edilecek öğrenci sayıları, ilgili programa kayıtlı öğrenci sayısı ve üniversitenin fiziki koşulları dikkate alınmak suretiyle belirlenecek. Buna ilişkin usul ve esaslar yükseköğretim kurumları senatolarınca belirlenecek.
Bu düzenlemeden yararlanıp bir yükseköğretim kurumunda öğrenci statüsü kazananlar, başvurmaları halinde Anadolu Üniversitesi, Ankara Üniversitesi, Atatürk Üniversitesi ve İstanbul Üniversitesi bünyesindeki açık öğretim önlisans veya lisans düzeyindeki eşdeğer programlara yatay geçiş yapabilecek. Bu düzenlemenin uygulanmasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye YÖK yetkili olacak.
Komisyonda kabul edilen önergeyle "öğrenci affını" düzenleyen maddeye ekleme yapıldı. Buna göre, Anayasa uyarınca özel kanun hükümlerine tabi olan Polis Akademisi ile buna bağlı eğitim-öğretim kurumları, Jandarma ve Sahil Güvenlik Akademisi ile buna bağlı eğitim-öğretim kurumları, Milli Savunma Üniversitesine bağlı harp okulları, astsubay meslek yüksekokulları ve enstitüler ile Milli Savunma Bakanlığı, Polis Akademisi, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı nam ve hesabına başka yükseköğretim kurumlarında öğrenim görmekteyken kendi isteğiyle veya başka sebeplerle ilişiği kesilen öğrenciler hakkında bu madde hükümleri uygulanmayacak.
Kanun'un "Kurumlara dönüş" başlıklı hükmünde belirtilen koşulları taşıyan ve 67 yaşını dolduran tıpta ve diş hekimliğinde uzmanlık mevzuatına göre uzman olup devlet yükseköğretim kurumlarında çalışmış öğretim üyeleri, 3 yıl içinde ihtiyacı olan bir yükseköğretim kurumuna başvurmaları halinde sözleşmeli olarak çalıştırılabilecek.
Öğrenci affına ve yükseköğretime ilişkin düzenlemeleri de içeren Yükseköğretim Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'ne göre, tıpta uzmanlık eğitimi kontenjanlarında ortaya çıkan araştırma görevlisi kadro ihtiyacı başta olmak üzere yükseköğretim kurumlarının öğretim elemanı kadro ihtiyacının karşılanması amacıyla 48 üniversiteye profesör, doçent, doktor öğretim üyesi, araştırma görevlisi kadroları ihdas edilecek.
TBMM Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonunda kabul edilen teklifle Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanunu'nda değişikliğe gidiliyor. Buna göre, İstiklal Bilim ve Teknoloji Üniversitesinde yer alan İslami İlimler, Sağlık Bilimleri, İnsan ve Toplum Bilimleri fakültelerinin Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi bünyesinde de yer alması nedeniyle Sütçü İmam Üniversitesindeki ilgili birimlerle birleştirilmesi ve mükerrerliğin ortadan kaldırılması amaçlanıyor.
İstiklal Bilim ve Teknoloji Üniversitesinin bilim ve teknoloji odaklı bir yükseköğretim kurumu olarak yapılandırılması hedeflendiği için İstiklal Bilim ve Teknoloji Üniversitesine bağlı İletişim ve Turizm fakülteleri Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesine bağlanıyor. Düzenlemelere bağlı olarak Elbistan Meslek Yüksekokulu, Türkoğlu Meslek Yüksekokulu, Onikişubat Meslek Yüksekokulu Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi Rektörlüğüne bağlanacak. Ayrıca Sosyal Bilimler, Fen Bilimleri ve Sağlık Bilimleri enstitüleri kapatılarak Lisansüstü Eğitim Enstitüsü açılacak.
Vakıf yükseköğretim kurumlarının personel ücretlerinden kesilen gelir vergisinin iade edilmesine yönelik teşvikten yararlanabilmesi için aranan toplam öğrenci sayısının en az yüzde 50'sinin tezli yüksek lisans ve doktora öğrencilerinden oluşması şartı kaldırılacak.
Kahramanmaraş İstiklal Üniversitesi'nin adı, yaşanan gelişmeler ile ortaya çıkan ihtiyaç nedeniyle misyonunun ve vizyonunun değiştirilerek bilim ve teknoloji ağırlıklı bir üniversite olarak yapılandırılması öngörüldüğü için "İstiklal Bilim ve Teknoloji Üniversitesi" şeklinde değiştiriliyor. Bu amaç doğrultusunda TUSAŞ ile yürüttüğü çalışmalar gözetilerek Üniversite, Rektörlüğe bağlı Mühendislik, Mimarlık ve Tasarım Fakültesi ile Rektörlüğe bağlı olarak yeni kurulan Bilgisayar ve Bilişim Bilimleri Fakültesi, Fen Fakültesi, TUSAŞ Havacılık ve Uzay Bilimleri Fakültesi, Elbistan İşletme Fakültesi ile Yabancı Diller Yüksekokulundan oluşacak.
Mevzuatta Kahramanmaraş İstiklal Üniversitesine yapılmış atıflar, İstiklal Bilim ve Teknoloji Üniversitesine yapılmış sayılacak.
Tıpta uzmanlık eğitimi kontenjanlarında araştırma görevlisi kadrolarının kullanılmaya başlanması nedeniyle ortaya çıkan araştırma görevlisi kadro ihtiyacı başta olmak üzere yükseköğretim kurumlarının öğretim elemanı kadro ihtiyacının karşılanması amacıyla 48 üniversiteye profesör, doçent, doktor öğretim üyesi, araştırma görevlisi kadroları ihdas ediliyor.

Geçiş hükümleri
Kanun'a eklenen geçici maddeyle İstiklal Bilim ve Teknoloji Üniversitesi ile Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi arasında devredilen, birleştirilen veya kapatılan akademik birimlerin geçiş hükümleri düzenleniyor. Bu birimlerdeki bütçe ödenekleri, laboratuvar donanımları ve personelin kadrolarıyla birlikte Sütçü İmam Üniversitesine devredilmesi, kayıtlı öğrencilerin eğitim hakları ve muafiyetleri korunarak mağduriyet yaşanmaksızın aktarılması ve diplomaların verilme usulleri düzenleniyor.
İstiklal Bilim ve Teknoloji Üniversitesine bağlıyken bağlantısı veya adı ve bağlantısı değiştirilerek Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesine bağlanan yükseköğretim birimlerinin ilgili yılı bütçe ödenekleri, bütçedeki ödeneklerin tahakkuka bağlanma yetkisi, laboratuvar donanımı başka bir işleme gerek kalmaksızın Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesine devredilmiş sayılacak.
Bağlantısı değiştirilen birimlerde görev yapan personel, birimin bağlandığı üniversiteye atanmış sayılacak ve bu personele ilişkin kadro ve pozisyonlar herhangi bir işleme gerek kalmaksızın bağlandığı üniversiteye ihdas, tahsis ve vize edilmiş sayılacak.
İstiklal Bilim ve Teknoloji Üniversitesinin İslami İlimler, Sağlık Bilimleri, İnsan ve Toplum Bilimleri, İletişim ve Turizm fakültelerinde öğrenim gören öğrenciler 2025-2026 eğitim-öğretim yılı sonundan geçerli olmak üzere Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesinin teklifte belirtilen fakültelerine aktarılacak.
Komisyonda kabul edilen önergeyle, Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi Rektörlüğüne bağlı Afşin Sağlık Yüksekokulu ve Göksun Uygulamalı Bilimler Yüksekokulu kapatılması ve bu yüksekokullarda öğrenim gören öğrencilerin, 2025-2026 eğitim-öğretim yılı sonundan geçerli olmak üzere aynı üniversitenin düzenlemede belirtilen fakültelerine aktarılmasına ilişkin hüküm, kanun teklifinden çıkarıldı.
İstiklal Bilim ve Teknoloji Üniversitesi Rektörlüğüne bağlı Elbistan Mühendislik Fakültesi kapatılacak ve buradaki öğretim elemanları aynı Üniversitenin Mühendislik, Mimarlık ve Tasarım Fakültesine, Üniversitenin Elbistan Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu ve Elbistan Meslek Yüksekokulunda öğrenim gören öğrenciler 2025-2026 eğitim öğretim yılı sonundan geçerli olmak üzere Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi Rektörlüğüne bağlı olarak kurulan Elbistan Meslek Yüksekokuluna aktarılacak.
İstiklal Bilim ve Teknoloji Üniversitesi Rektörlüğüne bağlı Türkoğlu Meslek Yüksekokulunda öğrenim gören öğrenciler, 2025-2026 eğitim-öğretim yılı sonundan geçerli olmak üzere Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi Rektörlüğüne bağlı Türkoğlu Meslek Yüksekokuluna, İstiklal Bilim ve Teknoloji Üniversitesi Lisansüstü Eğitim Enstitüsünde İslami İlimler, Sağlık Bilimleri, İnsan ve Toplum Bilimleri, İletişim ve Turizm anabilim dallarında öğrenim gören lisansüstü öğrenciler Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi Lisansüstü Eğitim Enstitüsüne, Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi Sosyal Bilimler, Fen Bilimleri ve Sağlık Bilimleri Enstitülerinde öğrenim gören lisansüstü öğrenciler Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi Lisansüstü Eğitim Enstitüsüne 2025-2026 eğitim-öğretim yılı sonundan geçerli olmak üzere aktarılacak.
İstiklal Bilim ve Teknoloji Üniversitesine bağlıyken adı değiştirilerek veya değiştirilmeyerek bu düzenlemeyle Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesine bağlanan birimler 2025-2026 eğitim-öğretim yılı sonunda devredilecek. Bu birimler için ilan edilmiş öğretim elemanı alımları Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi tarafından tamamlanacak.
Düzenlemenin yürürlüğe girdiği tarihte Kahramanmaraş İstiklal Üniversitesine bağlı iken bağlantısı veya adı ve bağlantısı değiştirilerek Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesine bağlanan birimlerde kayıtlı bulunan öğrencilere verilecek mezuniyet belgeleri ile diplomalar, öğrencilerin istemesi halinde kayıt tarihlerinde bağlı bulunduğu üniversite adıyla aktarıldıkları üniversite tarafından verilecek. Bu konuda çıkabilecek ihtilafları sonuçlandırmaya Yükseköğretim Kurulu yetkili olacak.
Kamu Finansmanı ve Borç Yönetiminin Düzenlenmesi Hakkında Kanun'da yapılan değişiklikle, Türk-Japon Bilim ve Teknoloji Üniversitesinin Japonya Hükümeti ve/veya Japonya ülke kuruluşlarından kendi adına yılı yatırım programında yer almaksızın sağlayacağı dış finansmana düzenlemede öngörülen usul ve esaslar çerçevesinde hibe almaya Hazine ve Maliye Bakanı yetkili olacak.
Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu'nda Kahramanmaraş İstiklal Üniversitesi adıyla yer alan üniversitenin adı "İstiklal Bilim ve Teknoloji Üniversitesi" şeklinde değiştiriliyor.
Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Kanunu'nda yapılan düzenlemeye göre, hakkında güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yapılacakların arasına yükseköğretim kurumlarında çalışacak öğretim elemanları da eklenecek.

Sermaye piyasası işlemleri soruşturmalarında 11 şüpheli tutuklandı

İstanbul'da sermaye piyasalarında gerçekleştirilen işlemlere ilişkin yürütülen fon soruşturmaları kapsamında yapılan incelemeler doğrultusunda gözaltına alınan 11 şüpheli tutuklandı

23.10.2026 08:00:00
AA
 
Sermaye piyasası işlemleri soruşturmalarında 11 şüpheli tutuklandı
Sermaye piyasası işlemleri soruşturmalarında 11 şüpheli tutuklandı

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca, sermaye piyasalarında gerçekleştirilen işlemlere ilişkin yürütülen fon soruşturmaları sürüyor.

Soruşturma kapsamında gözaltına alınan 31 şüpheliden 16'sının sulh ceza hakimliğindeki sorgu işlemleri tamamlandı.

Hakimlik, şüphelilerden Çetin Genç, Eren Yeşilyurt, Hakan Avdan, Konuralp Özkan, Metin Kartal Emür, Osman Uçar, Seyit Tahir Özek, Ahmet Haluk Güner, Mehmet Selim Tunçbilek, Mustafa Terzi ve Ümit Yılmaz'ın tutuklanmalarına karar verdi.

Şüpheliler Fadimenur Demir, Gülsüm Doğan, Zuhal Topaloğlu ve Yasemin Yılmaz hakkında ise "konutu terk etmeme" şeklindeki adli kontrol tedbiri uygulanmasına karar verildi.

Gözaltında bulunan 15 şüphelinin emniyetteki ifade işlemlerinin sürdüğü öğrenildi. Öte yandan Altınbaş Holding'in sahibi Nusret Altınbaş'ın da aralarında bulunduğu 5 şüpheli ise aranıyor.

Başsavcılığın açıklaması

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığından yapılan açıklamada, Terörizmin Finansmanı ve Aklama Suçları Soruşturma Bürosunca sermaye piyasalarında gerçekleştirilen işlemlere ilişkin yürütülen fon soruşturmaları kapsamında, Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) tarafından iletilen raporlar ve yapılan yazılı başvurular doğrultusunda, Işıklar Enerji ve Yapı Holding AŞ (IEYHO), Vişne Madencilik Üretim Sanayi ve Ticaret AŞ (VSNMD), Odine Solutions Teknoloji Ticaret ve Sanayi AŞ (ODINE) ve Tera Finansal Yatırımlar Holding AŞ (TRHOL) paylarına ilişkin inceleme gerçekleştirildiği belirtilmişti.

Bu kapsamda, söz konusu şirketlerin paylarına ilişkin iddialar ve SPK tarafından iletilen raporlar değerlendirilerek 31 kişi hakkında gözaltı kararı verildiği bildirilen açıklamada, soruşturma işlemlerinin ilgili mevzuat çerçevesinde titizlikle sürdürüldüğü kaydedilmişti.

İstanbul Emniyet Müdürlüğü Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerince düzenlenen operasyonda Pirnus Yapı Gayrimenkul Anonim Şirketi Fatih Şubesi Müdürü Çetin Genç, eski bürokrat Eren Yeşilyurt, Alnus Yatırım Menkul Değerler Firması Yönetim Kurulu Üyesi Fadimenur Demir, Atlas Portföy Yönetim Kurulu Üyesi Hakan Avdan ile yöneticisi Gülsüm Doğan, diğer yöneticiler Osman Uçar ve Canan Özdemir, Alnus Yatırım Firması Yönetim Kurulu Başkan Vekili Metin Kartal Emür, A1 Capital Portföy Yönetimi Anonim Şirketi Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Terzi, Atlas Portföy Yönetimi AŞ ortağı Zuhal Topaloğlu, Alnus Yatırım Menkul Değerler Yönetim Kurulu Başkanı Seyit Tahir Özek, Atlas Portföy çalışanı Konuralp Özkan, Pardus Portföy Yönetimi Anonim Şirketi yöneticileri Rüstem Karakaya ve Furkan Açar, Hedef Girişim Sermayesi Yatırım Ortaklığı Yönetim Kurulu Üyeleri Neda Soydan ve Ömer Eryılmaz, yöneticisi Mustafa Zeki Kayahan, çalışan Anıl Tokat, Pardus Portföy Genel Müdürü Mehmet Selim Tunçbilek ile Yönetim Kurulu Üyesi Ali Cesur ve çalışanı Ahmet Haluk Güner, bankalardaki portföy çalışanları Ümit Yılmaz, Yasemin Yılmaz ve Burak Poyraz, Altınbaş Holding yetkilisi İnan Altınbaş ile Tera Portföy yöneticisi Ayşegül Kaya gözaltına alınmıştı.

Soruşturma kapsamında ayrıca şüpheliler Ertan Aydın, Seda Tarım Kocabalkan, Abdullah Dal, Hakan Eryılmaz ve Fahri Uğur da gözaltına alınmıştı.

Soruşturma kapsamında hakkında gözaltı kararı verilen Altınbaş Holding'in sahibi Nusret Altınbaş'ın şüpheliler arasında yer aldığı ancak yakalanmadığı, kardeşi İnan Altınbaş'ın gözaltında olduğu ve diğer aile fertlerinin tüm mal varlıklarının dondurulduğu öğrenilmişti. 

Kanada ile yeni bir dönem başlıyor

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kanada Başbakanı Carney ile ortak basın toplantısında konuştu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kanada ile atacakları adımlarla, halen yaklaşık 3 milyar dolar civarında seyreden ticaret hacmini ilk olarak 5 milyar dolara, akabinde de 10 milyar dolara çıkarmayı temenni ettiklerini söyledi

22.10.2026 22:30:00
AA
 
Kanada ile yeni bir dönem başlıyor
Kanada ile yeni bir dönem başlıyor
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde, Kanada Başbakanı Mark Carney ile baş başa görüşmesi, heyetler arası görüşmeye başkanlık etmesi ve iki ülke arasında 3 anlaşmanın imzalanmasının ardından düzenlenen ortak basın toplantısında konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kanada Başbakanı Mark Carney ve heyetini tarihi dönemdeki ziyareti vesilesiyle Türkiye'de ağırlamaktan büyük bir memnuniyet duyduğunu ifade ederek, kendisine "Hoş geldiniz" dedi.

İki ülke arasındaki üst düzey ziyaretlerin sürekli olmasını temenni eden Erdoğan, Carney ile bugünkü görüşmelerinde ikili ilişkileri etraflıca değerlendirdiklerini, bölgesel ve küresel meselelere değinme imkanı bulduklarını söyledi.

Erdoğan, şöyle devam etti:

"Bu ziyaretin en somut çıktılarından birini hiç şüphesiz Kanada ile ilişkilerimizi stratejik ortaklık düzeyine yükseltme kararımız teşkil etti. Stratejik ortaklık kararımızın katkısıyla önümüzdeki dönemde enerji, ticaret, ulaştırma ve savunma sanayi gibi birçok alanda yeni projeleri hayata geçirmeyi hedefliyoruz. Bu yönde atacağımız somut adımları içeren bir eylem planını da bugün kabul ettik. Öncelikle ticaret ve yatırımların artırılmasını teminen Serbest Ticaret Anlaşması müzakerelerine yıl sonundan önce başlanmasını kararlaştırdık. Bu sürece paralel olarak ekonomi alanındaki ilişkilerimizi tüm boyutlarıyla ele almak üzere Ortak Ekonomik ve Ticari Komite dahil mevcut mekanizmaları daha etkin şekilde kullanacağız. Bu komitenin müteakip toplantısına 2027 yılında bu defa özel sektörlerimizin de katılımıyla ev sahipliği yapacağız. Atacağımız bu adımlarla halen yaklaşık 3 milyar dolar civarında seyreden ticaret hacmimizi ilk olarak 5 milyara, akabinde de 10 milyar dolara çıkarmayı temenni ediyoruz."

Güncellenen Hava Ulaştırma Anlaşması ile iki ülke arasındaki doğrudan uçuşları yaklaşık 2 katına çıkaracaklarını bildiren Erdoğan, "Bugün ayrıca üçüncü ülkelerde ortak yatırım fırsatlarını da değerlendirdik. Afrika'dan Latin Amerika'ya, Orta Asya'dan Uzak Doğu'ya kadar geniş bir coğrafyada önemli işbirliği fırsatlarının bulunduğuna inanıyoruz. Yarın Türk Eximbank ile Kanada İhracatı Geliştirme Kurumu arasında imzalanacak mutabakat zaptının üçüncü ülkelerde ortak projelere vesile olmasını temenni ediyoruz." diye konuştu.

Kanada ile savunma sanayisi ve nükleer enerji alanlarında yakın temas halinde olduklarını belirten Erdoğan, savunma sanayi işbirliğinin önemine vakıf iki müttefik olduklarını kaydetti.

Bunu son olarak Ankara'da yapılan NATO Zirvesi sırasında da gördüklerini dile getiren Erdoğan, biraz önce de "Savunma Sektörü Ortaklıkları Mutabakat Zaptı"nın imzalandığını anımsattı.

Erdoğan, müttefiklerin savunma sanayilerine finansman sağlamak amacıyla Kanada öncülüğünde kurulmakta olan Savunma, Güvenlik ve Dayanıklılık Bankasının iki ülke arasındaki savunma sanayi işbirliğini desteklemesini beklediklerini kaydetti.

Enerji alanında, madencilikten LNG'ye, kritik minerallerden nükleer enerjiye kadar geniş bir işbirliği alanının mevcut olduğunu dile getiren Erdoğan, iki ülkenin Enerji Bakanlıkları arasında kabul edilen "Enerji Alanında İşbirliğine Dair Ortak Bildiri"nin de nükleer dahil bu alandaki ciddi potansiyele işaret ettiğini söyledi.

Carney ile Gazze, Ukrayna ve Körfez dahil birçok bölgesel gelişmeyi de değerlendirdiklerini belirten Erdoğan, "Gerek Ukrayna'da, gerek Körfez'de olsun diplomatik yöntemlerin kalıcı barışa giden yolu açmasını temenni ediyoruz. Bu noktada ortak görüşte olduğumuzu teyit ettik. Gazze'de ise Kanada'nın diğer bazı müttefiklerle birlikte istilacı yerleşimlere yönelik yaptırım adımlarını, İsrail hükümetinin ihlallerinin caydırılması noktasında isabetli bir adım olarak görüyoruz. Bölgemizde barış ve istikrarın tesisi noktasında bu yöndeki tutumlarını sürdürmelerini temenni ediyoruz." diye konuştu.


"Başbakan Carney ile ilişkilerimizin geleceğine yönelik tarihi bir adım attık"


Erdoğan, şu ifadeleri kullandı:

"Başbakan Carney ile ilişkilerimizin geleceğine yönelik tarihi bir adım attık. Çok geniş yelpazeye yayılan işbirliği potansiyelimizi gerçek anlamda hayata geçirmek için önemli bir süreci başlattık. İlişkilerimizi stratejik ortaklık düzeyine çıkarmamız kağıt üzerinde kalacak sembolik bir adım olmayacaktır. Bu konuda Sayın Carney'nin ekonomi alanındaki engin tecrübesi ve siyaset sahnesinde sergilediği sağduyulu ve dirayetli duruşla önemli rol oynayacağına inanıyorum."

Carney'ye, konuşmasının ardından, anlamlı ve dolu dolu ifadeleri için teşekkür eden Erdoğan, şunları kaydetti:

"Gerçekten uzun yıllara sari bir Türkiye-Kanada kopukluğunu bugün gidermiş olduk. Şimdi yeni bir dönemi Türkiye ve Kanada arasında başlatıyoruz. İnşallah iş adamlarımızı bir araya getireceğiz ve ben de Kanada'ya yapacağım ilk iş adamlarıyla birlikte ziyaretimde, orada iş adamlarımızı bir araya getirerek adımlarımızı atacağız."


Carney: "Bir Kanada Başbakanının Türkiye'ye yaptığı ilk resmi ziyaret"


Kanada Başbakanı Carney, Erdoğan ile görüşmesinin ardından düzenlenen ortak basın toplantısında konuştu.

Başbakan Carney, yaptığı ziyaretin bir Kanada Başbakanının Türkiye'ye yaptığı ilk resmi ziyaret olduğunun altını çizdi.

Anıtkabir'i ziyaret ettiğini belirten Carney, şöyle devam etti:

"İkinci Dünya Savaşı'nı takip eden yıllarda dünyanın farklı ülkeleri, Kanada bunlara dahil, ağaçlar gönderdiler buraya Anıtkabir'in etrafındaki parkta bu ağaçların yetişmesi için. Bu park farklı ülkelerin bugün aynı barış düşüncesini paylaştığı bir sembolü bize hatırlatıyor. Bu çabalar zamanla ancak gelişiyor, karşılıklı saygı ve ortak bir amaç güdüsüyle şekillenebiliyor."

Carney, "Bugün bir kopuşun tam ortasındayız. Eski dünya düzeni geri gelmeyecek. Güvenliğimizi ve refahımızı on yıllarca sağlamış olan kurumlar tehdit altında. Bu yeni gerçeklik karşısında Kanada, kendine yatırım yapmaya devam ediyor ki kendi geleceğimizi kontrol edelim, kendi geleceğimizin efendisi olabilelim. Kendi yaşam tarzımızı, güvenliğimizi ve egemenliğimizi sürdürebilelim." dedi.


"En dirençli ülkeler birbirini tamamlayan güçlü yanları doğru ortaklarla harmanlayanlardır"


Elinde ne tür kaynaklar olursa olsun hiçbir ülkenin tek başına güçlü bir hale gelemeyeceğini belirten Carney, "En dirençli ülkeler birbirini tamamlayan güçlü yanları doğru ortaklarla harmanlayanlardır." diye konuştu.

Carney, Kanada'nın ortak dayanıklılığın peşinde olduğunu kaydederek, "Bugün Kanada güvenilir ortaklarla derin ortaklıklar kurmanın, karşılıklı olarak yeni fırsatlar yaratmanın peşinde ve Türkiye bu açıdan istisnai bir ortak." ifadelerini kullandı.

Türkiye'nin dinamik bir piyasa ekonomisi, 85 milyonu aşkın nüfusuyla Avrupa, Asya ve Orta Doğu'nun tam ortasında oduğunu ve 24 serbest ticaret anlaşmasına ulaşan bir ağı bulunduğunu vurgulayan Carney, "NATO'nun ikinci en büyük silahlı kuvvetlerine ve en yenilikçi, en hızla gelişen savunma sanayilerinden birine sahip. Geçtiğimiz yıllarda iki ülke arasındaki ticaret yüzde 50 arttı." değerlendirmesinde bulundu.

Carney, temmuz ayında NATO zirvesi bağlamında bir araya gelindiğinde, serbest ticaret anlaşmasına yönelik müzakereleri başlatma kararlılığının ifade edildiğini ve yeni bir savunma işbirliği anlaşması imzalandığını hatırlatarak, "Bugün bir adım daha atıyoruz, stratejik ortaklığımızı başlatıyoruz. Üç yıllık bir eylem planı da ortaya koyduğumuz bir plan. Bunun üç tane ayağı var; savunma ve yatırım, enerji ve halklar arası ilişkiler." dedi.

Başbakan Carney, yakın zamanda müzakere ekiplerinin serbest ticaret anlaşması kapsamında Ankara'da olacağını söyleyerek, "Hedefimiz açık; şirketlerin daha fazla refah yaratması, halklarımızı kalkındırması, masrafların azaltılması, engellerin azaltılması, belirsizliklerin azaltılması, şirketlerin ve yatırımcıların önünde her iki ülkede yeni kapıların açılması." diye konuştu.


"Türkiye'nin nüfuzu çok geniş bir alana yayılıyor"


Bugünkü yeni savunma sanayi işbirliği anlaşmasının Kanada ve Türk şirketlerini bir araya getireceğini, işbirliğine yönlendireceğini, istihdam ve ihracat fırsatları yaratacağını, vatandaşlarn güvenliğini artıracağını ve daha güçlü bir NATO ittifakına yol açacağını ifade eden Carney, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bu güvenlik işbirliği çok derin. Zira Türkiye'nin nüfuzu çok geniş bir alana yayılıyor. G20'nin büyük bir ekonomisi, NATO içerisinde önemli bir müttefikimiz ve çok önemli roller oynuyor Türkiye, dünyanın farklı bölgelerindeki en çetrefilli çatışmaların çözümü anlamında. Gazze'den tutun, Ukrayna'ya, İran'dan, Orta Doğu'ya gelen anlamında ve daha başka nice bölgeler."

Carney, Kanada'nın şu anda attığı adımlarla bir enerji süper gücü olma yolunda ilerlediğini aktararak, ekonomisi hızla gelişen, büyüyen Türkiye'nin enerji tedariğine ihtiyacı olduğunu ve bunun güvenilir bir kaynaktan gelmesi gerektiğine dikkati çekti.

Başbakan Carney, iki ülkenin enerji, nükleer teknoloji, sivil teknoloji, temiz enerji ve kritik mineraller gibi üzerine çalışabileceği birçok alan bulunduğunu belirterek, bugün iki ülkenin enerji bakanlarının da bir araya gelerek bu alanlarda çalışacaklarını beyan ettiğini aktardı.

COP31'in iddialı ve bir o kadar da pragmatik bir yaklaşım benimsemiş durumda olduğunu ifade eden Carney, "Dünya çapında iklim söz konusu olduğunda Kanada güvenilebilir bir ortaktır." dedi.

Carney, bugün imzalanan hava taşımacılık anlaşması sayesinde iki ülke arasındaki yolcu uçuşlarının haftada 12'den 21'e yükseleceğini açıklayarak, böylece aile seyahatlerinin ve turist hareketlerinin kolaylaşacağını aktardı.

Mustafa Kemal Atatürk'ün "Yurtta sulh, cihanda sulh" desturuyla yola çıktığını ve kendine güvenen egemen bir ulus kurduğunu dile getiren Carney, Kanada'nın güncel konjonktürde bu prensibi gerçekten değerli bulduğunu söyledi.

Carney, Kanada'nın 70 yılı aşkın bir süre önce Türkiye'ye Anıtkabir etrafındaki parklara dikilmesi amacıyla akçaağaç fidanları gönderdiğini ve bugün bu ağaçların oldukça büyüdüğüne dikkati çekti.

Bugün de yeni bir stratejik ortaklığın tohumlarını ektiklerini belirten Carney, sözlerini şöyle tamamladı:

"Yeni fırsatlar yaratacağız. Halklarımız, firmalarımız, şirketlerimiz için daha fazla refah ve daha fazla güvenlik sağlayacağız, ülkelerimize hem kendi halklarımıza hem de başka halklara bu bölgede ve daha da geniş bir coğrafyada. Bu ortaklık ümit ediyoruz ki gelecek nesiller boyunca güçlenerek devam edecektir. Yurtta sulh, cihanda sulh."

Kataloglu üreme şebekesine darbe: 8 tutuklama

CİMER ihbarıyla ortaya çıkarılan ve 14 ile yayılan yasa dışı üreme hücresi ticareti soruşturmasında adliyeye sevk edilen 8 şüpheli örgüt faaliyeti suçlamasıyla tutuklanırken, 36 kişi adli kontrolle serbest bırakıldı

22.10.2026 21:00:00
Haber Merkezi
 
Kataloglu üreme şebekesine darbe: 8 tutuklama
Kataloglu üreme şebekesine darbe: 8 tutuklama
İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu koordinesinde yürütülen yasa dışı üreme hücresi ticareti soruşturmasında son dakika gelişmesi yaşandı. İstanbul Emniyet Müdürlüğü Göçmen Kaçakçılığıyla Mücadele ve Hudut Kapıları Şube Müdürlüğü ekiplerince gözaltına alınan ve sabah saatlerinde Anadolu Adliyesi'ne sevk edilen şüphelilerin savcılık ve hakimlik sorguları tamamlandı.

Nöbetçi Sulh Ceza Hakimliği'ne sevk edilen aralarında örgüt yöneticilerinin de bulunduğu 8 şüpheli, "suç işlemek amacıyla örgüt kurma" ve "2238 sayılı Organ ve Doku Alınması, Saklanması, Aşılanması ve Nakli Hakkında Kanun'a muhalefet" suçlarından tutuklanarak cezaevine gönderildi.

Sağlık sorunları ve ileri derece hastalıkları bulunan şüphelilerin de dahil olduğu 36 kişi hakkında ise adli kontrol tedbiri uygulanmasına karar verildi. Emniyetteki işlemleri tamamlanan 1 şüpheli ise savcılık talimatıyla serbest bırakıldı.


Eşinin şüphesi şebekeyi çökertti


Milyonlarca avroluk yasa dışı ağın, suç örgütü lideri olduğu öne sürülen kadının durumundan şüphelenen eşinin Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezi'ne (CİMER) yaptığı ihbarla deşifre olduğu ortaya çıktı.

İhbarın ardından harekete geçen göçmen kaçakçılığı ekipleri; HTS kayıtları, MASAK verileri ve yurt dışı seyahat trafiğini incelemeye alarak dev bir şebekeyi gün yüzüne çıkardı.


41 kadın 811 kez yurt dışına gönderildi


Yapılan teknik ve fiziki takip çalışmalarında, şebekenin maddi zorluk yaşayan 22-33 yaş aralığındaki Türk vatandaşı 41 kadını donör olarak kullandığı belirlendi. Bu kadınların yumurta hücrelerini satmaları amacıyla Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC), Gürcistan ve Arnavutluk'taki tüp bebek merkezlerine toplamda 811 kez seyahat ettirildiği saptandı.


"Sarı saç, mavi göz" siparişiyle 2 milyon avroluk vurgun


Soruşturma dosyasındaki detaylara göre şebeke, donör kadınlardan yumurtalıkların tanesini 60 ila 80 avro arasında değişen fiyatlarla satın alıyordu. Toplanan bu hücreler, yurt dışındaki tüp bebek merkezlerine 100 avro civarında pazarlanarak yaklaşık 2 milyon avroluk yasa dışı bir para trafiği oluşturuldu.

Çocuk sahibi olmak isteyerek şebekeye başvuran kişilerin "sarı saç, mavi göz" gibi spesifik gen taleplerinde bulunduğu, organizatörlerin ise bu taleplere "her türlü buluruz, hemen buluruz" yanıtını vererek katalog üzerinden donör seçtirdiği belirlendi.

Şebeke yöneticilerinden eski bir eczacının sevgilisi aracılığıyla işlemlerde kullanılacak yasa dışı ilaçları temin ettiği, bir diğer yöneticinin ise donör kadınların fotoğraflarını çekerek müşterilere pazarladığı tespit edildi.


14 ilde eş zamanlı darbe


Soruşturma kapsamında delillerin toplanmasının ardından İstanbul merkezli Ankara, İzmir, Adana, Antalya, Tekirdağ, Giresun, Aydın, Edirne, Kocaeli, Sakarya, Şanlıurfa, Karaman ve Muğla olmak üzere 14 ilde operasyon yapıldı. Haklarında işlem başlatılan toplam 53 şüphelinin arasında 1 örgüt lideri, 5 örgüt yöneticisi, 41 donör kadın, 2 kadın hastalıkları ve doğum uzmanı ile 4 seyahat organizatörü yer alıyor.

Başsavcılık, kimlikleri belirlenen ancak henüz yakalanamayan firari durumdaki 8 şüphelinin yakalanması için operasyonların titizlik ve kararlılıkla sürdürüldüğünü açıkladı.

Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ve Alman mevkidaşı Johann Wadephul da dahil olmak üzere 7 ülkenin dışişleri bakanları Cuma günü İstanbul'da bir araya gelecek

Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ve Alman mevkidaşı Johann Wadephul da dahil olmak üzere 7 ülkenin dışişleri bakanları Cuma günü İstanbul'da bir araya gelecek

22.10.2026 20:44:00
Haber Merkezi
 
 Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ve Alman mevkidaşı Johann Wadephul da dahil olmak üzere 7 ülkenin dışişleri bakanları Cuma günü İstanbul'da bir araya gelecek
 Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ve Alman mevkidaşı Johann Wadephul da dahil olmak üzere 7 ülkenin dışişleri bakanları Cuma günü İstanbul'da bir araya gelecek
Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Avrupa'nın üç büyük ülkesi Almanya, Fransa ve İngiltere'yi (E3), Türkiye, Mısır, Pakistan ve Suudi Arabistan'dan oluşan R4 grubuyla ilk kez aynı formatta buluşturacak toplantılara ev sahipliği yapacak.

Toplantılarda Ortadoğu'daki çatışmalar, Hürmüz Boğazı'nda seyrüsefer güvenliği, Yemen'deki gelişmeler ve Rusya-Ukrayna Savaşı'nın etkileri masaya yatırılacak. Tarafların, önümüzdeki dönemde hayata geçirilebilecek iş birliği ve koordinasyon olanaklarını değerlendirmesi bekleniyor.

Türkiye Dışişleri Bakanlığı'nın aktardığı bilgilere göre, Fidan, bölgesel güvenliğin sağlanmasında bölge ülkelerinin sorumluluk üstlenmesi gerektiği mesajını verecek. Fidan'ın ayrıca mevcut anlaşmazlıkların birbirini derinleştirmesinin, çatışmaların yeni bölgelere yayılmasının ve bölgesel gerilimlerin daha geniş çaplı istikrarsızlığa dönüşmesinin önlenmesi gerektiğine dikkat çekmesi bekleniyor.

İsrail'in politikaları ve Suudi Arabistan'ın güvenliği
Toplantının gündeminde Filistin meselesi ve Batı Şeria'daki yerleşim faaliyetleri de bulunuyor. Uluslararası toplumun, İsrail'in yerleşim faaliyetlerini genişletmesine ve yerleşimci şiddetine karşı baskıyı artırması gerektiği mesajının öne çıkması bekleniyor.

Yemen'deki Husilerin saldırıları karşısında Suudi Arabistan'ın güvenliğine verilen destek de görüşülecek konular arasında. Fidan'ın Hürmüz ve Babülmendep boğazlarında seyrüsefer özgürlüğünün kalıcı biçimde güvence altına alınması gerektiğini vurgulaması öngörülüyor.

Görüşmelerde ayrıca Karadeniz'deki güvenlik durumu ve Rusya-Ukrayna Savaşı'nın sona erdirilmesine yönelik diplomatik girişimler de ele alınacak. Son haftalarda Karadeniz'de ticari gemilere ve liman altyapısına yönelik saldırıların yoğunlaşması, deniz taşımacılığı açısından güvenlik kaygılarını artırmış bulunuyor. Özellikle insansız hava araçlarıyla (İHA) gerçekleştirilen saldırılarda Türk gemilerinin de hedef hâline geldiği gözlemleniyor.

E3 ve R4 formatları nedir?
E3 formatı, İran'ın nükleer programına ilişkin diplomatik koordinasyonu ilerletmek amacıyla 20 yılı aşkın süre önce Almanya, Fransa ve İngiltere tarafından oluşturuldu.

R4 ise Türkiye, Mısır, Pakistan ve Suudi Arabistan'ı bir araya getiriyor. Bu ülkeler, bölgesel güvenlik ve iş birliğini geliştirmeye yönelik girişimler kapsamında ortak hareket ediyor.

Öte yandan Ankara, kısa süre önce İslamabad ve Riyad ile Mekke Ortak Savunma Anlaşması kapsamında yeni bir güvenlik ittifakı oluşturmuş bulunuyor.

YENİ Parti Şanlıurfa Milletvekili Mahmut Tanal'ın sunduğu teklif, en az 15 yıl fiilen gazetecilik yapan gazetecilere basın kartı şartı aranmaksızın yeşil pasaport verilmesini öngörüyor

YENİ Parti Şanlıurfa Milletvekili Mahmut Tanal'ın sunduğu teklif, en az 15 yıl fiilen gazetecilik yapan gazetecilere basın kartı şartı aranmaksızın yeşil pasaport verilmesini öngörüyor. Teklif, serbest gazetecileri ve mesleğini bıraktıktan sonra 15 yıllık kıdemini tamamlamış olanları da kapsıyor

22.10.2026 14:46:00
Haber Merkezi
 
 YENİ Parti Şanlıurfa Milletvekili Mahmut Tanal'ın sunduğu teklif, en az 15 yıl fiilen gazetecilik yapan gazetecilere basın kartı şartı aranmaksızın yeşil pasaport verilmesini öngörüyor
 YENİ Parti Şanlıurfa Milletvekili Mahmut Tanal'ın sunduğu teklif, en az 15 yıl fiilen gazetecilik yapan gazetecilere basın kartı şartı aranmaksızın yeşil pasaport verilmesini öngörüyor
YENİ Parti Şanlıurfa Milletvekili Mahmut Tanal, en az 15 yıl fiilen gazetecilik yapan Türk vatandaşlarına yeşil pasaport verilmesini öngören kanun teklifini Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanlığı'na sundu.

21 Ekim 2026'da Meclis'e sunulan ve 2/3969 esas numarasıyla kayda alınan teklif, 5682 sayılı Pasaport Kanunu'nda değişiklik yapılmasını öngörüyor. Teklif, TBMM İçişleri Komisyonu'na sevk edildi ve Meclis kayıtlarında "işlemde" olarak görünüyor.

Teklife göre yazılı, görsel, işitsel ve internet basınında çalışan gazetecilerin yanı sıra serbest gazeteciler de düzenlemeden yararlanabilecek. Yeşil pasaport hakkı için basın kartı sahibi olma şartı aranmayacak.

En az 15 yıllık mesleki faaliyetin belgelenmesi yeterli olacak. Bu amaçla basın kartlarının yanı sıra vergi kayıtları, yayımlanmış çalışmalar, iş veya hizmet sözleşmeleri ve diğer mesleki belgeler de kullanılabilecek.

Teklif, gazetecilerin farklı dönemlerde yaptıkları çalışmaları birleştirerek toplam mesleki kıdemlerinin hesaplanmasını öngörüyor. Aynı döneme denk gelen çalışma süreleri ise yalnızca bir kez sayılacak.

Faaliyetin yalnızca tarihli yayın ve çalışmalarla belgelendirildiği durumlarda, birbirini izleyen çalışmalar arasında 30 günü aşan ve mesleki faaliyetin devam ettiğini gösteren başka belgelerle kanıtlanamayan aralıklar kıdem hesabına dahil edilmeyecek.

Teklifte ayrıca, 15 yıllık mesleki kıdemini tamamladıktan sonra emekli olan veya gazetecilik mesleğinden ayrılan kişilerin de yeşil pasaport hakkından yararlanabilmesi öngörülüyor.

Eş ve çocukları da kapsıyor
Kanun teklifinde, gerekli şartları karşılayan gazetecilerin eşleri ve çocuklarının da Pasaport Kanunu'nun ilgili hükümleri çerçevesinde bu haktan yararlanabileceği belirtiliyor.

Teklif ayrıca, gazetecilerin ve hak sahibi aile bireylerinin, yetkili amir aracılığıyla başvuru yapma şartı olmadan doğrudan başvurabilmesini öngörüyor.

Gerekçede basın özgürlüğü vurgusu
Teklifin genel gerekçesinde basın özgürlüğü ve halkın haber alma hakkının demokratik toplumun temel unsurları arasında bulunduğu belirtiliyor.

Gazeteciliğin uluslararası gelişmelerin yerinde izlenmesini, haber kaynaklarına zamanında ulaşılmasını ve gerektiğinde kısa sürede yurt dışına seyahat edilmesini gerektirdiği ifade ediliyor.

Gerekçede, Pasaport Kanunu'nun bazı meslek grupları ve kamu görevlilerine yeşil pasaport hakkı tanıdığı, ancak gazeteciler için mesleki kıdeme dayalı benzer bir düzenleme bulunmadığına dikkat çekiliyor. Teklifin, gazetecilerin uluslararası mesleki faaliyetlerini kolaylaştırmayı ve halkın haber alma hakkını güçlendirmeyi amaçladığı kaydediliyor.

Öte yandan, Pasaport Kanunu'nun 14. maddesinde değişiklik yapılmasını öngören teklifin yasalaşması için Meclis'teki yasama sürecinin tamamlanması gerekiyor. Teklif henüz kanunlaşmadığından gazeteciler için yeni bir yeşil pasaport hakkı yürürlüğe girmiş değil.

YENİ Parti’de 69 ilde yapılan ön seçimlerin ardından gözler bu hafta sonu düzenlenecek resmi kongrelere çevrildi

YENİ Parti’de 69 ilde yapılan ön seçimlerin ardından gözler bu hafta sonu düzenlenecek resmi kongrelere çevrildi. Parti kurmayları, 72 ilde il başkanlarının üyelerin oylarıyla belirleneceğini belirtirken genel başkanlık ön seçiminin de kurultaydan bir gün önce yapılmasının planlandığını bildirdi

22.10.2026 13:50:00
Haber Merkezi
 
YENİ Parti’de 69 ilde yapılan ön seçimlerin ardından gözler bu hafta sonu düzenlenecek resmi kongrelere çevrildi
YENİ Parti’de 69 ilde yapılan ön seçimlerin ardından gözler bu hafta sonu düzenlenecek resmi kongrelere çevrildi
YENİ Parti'nin 14-15 Kasım'da Ankara Arena'da düzenlenecek Birinci Olağan Kurultayı için hazırlıklar sürüyor. Kurultay Hazırlık Komisyonu, organizasyonun salon, slogan, tema, lojistik ve teknik ayrıntılarını ele almak üzere dördüncü toplantısını gerçekleştirdi.

69 İLDE ÖN SEÇİM YAPILDI
Partinin kongre takvimi kapsamında 17-18 Ekim'de 69 ilde ön seçim düzenlendi. Üyelerin il başkanlarını belirlemek için sandık başına gittiği seçimlerde katılımın yüzde 65 civarında olduğu belirtildi.

Parti kurmayları, ön seçimlerin düzenli ve disiplinli biçimde gerçekleştirildiğini belirterek, "Adeta bir genel seçim havasında ve ciddiyetinde seçimler yaptık. Üçer kişilik sandık kurulları, her adayın temsilcisi, gözlemcisi yer aldı. Bizim için iyi bir deneyim oldu. Üyelerin ilgisi oldukça yüksekti. Yarışlı olan seçimlere katılım çok daha yüksekti. Bazı illerde yüzde 80'leri buldu" ifadelerini kullandı.

Seçimlerde 13 ilin il başkanı değişirken Ankara, İstanbul ve İzmir'de kurucu il başkanları görevlerini sürdürdü.

İl ve ilçe başkanlarının üyelerin oylarıyla belirlenmesinin yöneticilerin temsil gücünü artırdığını savunan kurmaylar, "Partinin ilçe başkanları binlerce, il başkanları on binlerce üyenin testinden geçmiş oldu, oyunu aldı. Bu il-ilçe başkanlarımızı güçlendirdi. Temsil anlamında da güçlendi. Kimsenin konsolide edemeyeceği bir kalabalık var oy veren; üyeler karar veriyor. Etki altında kalınmadan yapılan bir seçim ve sonucu var karşımızda. Bu da seçilen başkanları daha özgür kılıyor, siyasi gücünü, temsil yeteneğini artırmış oluyor" değerlendirmesinde bulundu.

72 İLDE BAŞKANLAR ÜYELERİN OYUYLA BELİRLENECEK
Edinilen bilgiye göre, üye sayısı 600'ün altında olan Hakkari, Bayburt ve Muş'ta il başkanları, Siyasi Partiler Kanunu'nun ilgili maddesi uyarınca bu hafta sonu yapılacak resmi kongrelerde üyelerin oylarıyla belirlenecek.

Bu hafta 72 ilde resmi kongrelerin gerçekleştirilmesi planlanıyor. Kurmaylar, kalan dokuz il için ise özel bir takvim oluşturulacağını belirtti.

Söz konusu illerin Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde bulunduğunu aktaran kurmaylar, "Parti kurulurken oraya bir hassasiyet göstermiş ve üzerlerinde titiz bir çalışma gerçekleştirerek kurucu il başkanlarını atamayı uzun bir sürece yaymıştık. Oradaki atamalarımız kongre takvimine yetişmediği o dokuz il için özel bir takvim oluşturacağız" dedi.

"PARTİYİ İKTİDARA TAŞIYACAK ÖRGÜTÜ OLUŞTURUYORUZ"
İl ve ilçe yönetimlerinin oluşturulmasında kapsayıcılığa önem verileceğini belirten parti kurmayları, yönetimlerde gençlere, kadınlara ve farklı meslek gruplarına yer verilmesinin hedeflendiğini ifade etti.

Kurmaylar, "Yönetimler kapsayıcı olacak. Yeter sayıda genç ve kadın olacak. O ilin özelliklerine ilişkin meslek gruplarının yönetimde yer almasını önemsiyoruz. Biz partiyi iktidara taşıyacak örgütü oluşturuyoruz şu anda. Partiyi bütün kılacak, vakit ayıracak, liyakatli isimleri bir araya getireceğiz. İlin yükünü il başkanı iki arkadaşıyla kaldırmayacak" diye konuştu.

GENEL BAŞKAN DA ÜYELERİN OYUYLA SEÇİLECEK
YENİ Parti'nin yeni örgütlenme modeli kapsamında genel başkanın da üyeler tarafından belirlenmesi planlanıyor. Edinilen bilgiye göre genel başkanlık ön seçimi, Birinci Olağan Kurultay'dan bir gün önce yapılacak ve tek günlük bir seçim olarak düzenlenecek.

Tutuklu İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, medya kuruluşları ve bağımsız gazetecilere destek çağrısı yaptı

Tutuklu İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, medya kuruluşları ve bağımsız gazetecilere destek çağrısı yaptı. Televizyonların, haber sitelerinin ve YouTube kanallarının kapatıldığını savunan İmamoğlu, yurttaşlara gazete satın alma ve bağımsız gazetecilere abone olma çağrısında bulundu

22.10.2026 13:23:00
Haber Merkezi
 
Tutuklu İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, medya kuruluşları ve bağımsız gazetecilere destek çağrısı yaptı
Tutuklu İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, medya kuruluşları ve bağımsız gazetecilere destek çağrısı yaptı
Tutuklu İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, medya kuruluşları ve bağımsız gazetecilere destek çağrısında bulundu. Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi hesabından açıklama yapan İmamoğlu, halkın haber alma hakkının engellendiğini savunarak yurttaşlara gazete satın alma, bağımsız gazetecileri takip etme ve abone olma çağrısı yaptı.

İmamoğlu, Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi hesabından paylaşılan açıklamasında, medya kuruluşlarına yönelik uygulamalara tepki gösterdi. Televizyonların, sosyal medya hesaplarının, haber sitelerinin ve YouTube kanallarının kapatıldığını öne süren İmamoğlu, yaşananların halkın haber alma hakkını hedef aldığını ifade etti.

İmamoğlu, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

"Sana savaş açtılar ey halkım! Vurguncular son kozları medya vurgunu ile halkın haber alma hakkını gasp ediyor. Televizyonlar, sosyal medya hesapları, haber siteleri, YouTube kanalları kapatılıyor!"

GAZETE SATIN ALIN, BAĞIMSIZ GAZETECİLERİ TAKİP EDİN
Çağrıda bulunan İmamoğlu, gazete satın alarak medya kuruluşlarına destek verilmesini istedi. Okuma, okutma ve haberleri daha geniş kesimlere ulaştırma çağrısı yapan İmamoğlu, bağımsız gazetecilerin takip edilmesi ve dijital yayınlara abone olunması gerektiğini belirtti.

İmamoğlu, açıklamasının devamında şu ifadeleri kullandı:

"Halk düşmanlarına karşı ayağa kalkın, gazete satın alarak yanıt verin. Okuyun, okutun, anlatın... Konuşun, konuşturun…"

Destek verilmesini istediği yayınlar arasında BirGün, Sözcü, Cumhuriyet, Karar, Tavır, Milli Gazete, Korkusuz, Evrensel, Yeniçağ, Oksijen ve Nefes gazetelerini sıralayan İmamoğlu, bağımsız gazeteci ve habercilerin de takip edilmesi ve yayınlarına abone olunması çağrısında bulundu.

İmamoğlu, açıklamasını "Hep beraber bu kara düzeni bitireceğiz!" sözleriyle tamamladı.

MSB: "Üçüncü tarafların tek taraflı değerlendirmeleri Libya mutabakatının hukuki geçerliliğini ortadan kaldıramaz"

Milli Savunma Bakanlığı, Türkiye ile Libya arasında imzalanan Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılmasına İlişkin Mutabakat Muhtırası'nın Libya Temsilciler Meclisi tarafından onaylanmasına ilişkin, "Söz konusu karar, uluslararası hukuk ve hakkaniyet ilkeleri temelinde imzalanan Mutabakat Muhtırası'nın geçerliliğini teyit etmekte ve iki ülke arasındaki stratejik iş birliğini güçlendirmektedir" açıklamasında bulundu

22.10.2026 12:34:00
İHA
 
MSB: "Üçüncü tarafların tek taraflı değerlendirmeleri Libya mutabakatının hukuki geçerliliğini ortadan kaldıramaz"
MSB: "Üçüncü tarafların tek taraflı değerlendirmeleri Libya mutabakatının hukuki geçerliliğini ortadan kaldıramaz"
Milli Savunma Bakanlığı tarafından haftalık basın bilgilendirme toplantısının ardından basın mensuplarının gündemdeki konulara ilişkin soruları cevaplandırıldı. Bakanlık tarafından yapılan açıklamada, Türkiye ile Libya arasındaki deniz yetki alanları mutabakatı, Avrupa Birliği (AB) ve Yunanistan temsilcilerinin açıklamaları, Mekke Savunma İttifakı, Bedir Mutabakat Zaptı, Katar'dan Eurofighter Typhoon savaş uçağı tedariki, Uluslararası Müşterek Stratejik Komutanlık ve 2027 yılı savunma bütçesine ilişkin değerlendirmelere yer verildi.

"Ülkemizin uluslararası alandaki etkinliğinin somut göstergesi"

Türkiye'nin bölgesel ve küresel güvenliğe katkı sağlamayı sürdürdüğü belirtilen Bakanlık, "Jeostratejik ve jeopolitik önemi her geçen gün artan ülkemiz, sahip olduğu imkân ve kabiliyetler ile yürüttüğü diplomatik girişimler doğrultusunda bölgesel ve küresel barış, güvenlik ve istikrarın güçlendirilmesine katkı sağlamayı sürdürmektedir" ifadelerini kullandı.
Libya ile imzalanan mutabakatın onaylanması ve savunma alanındaki uluslararası iş birliklerine dikkat çekilen açıklamada, "Libya ile imzalanan deniz yetki alanlarının sınırlandırılmasına ilişkin mutabakatın Libya Temsilciler Meclisi tarafından onaylanması, Mekke Savunma İttifakı ve Bedir Mutabakat Zaptı ile birlikte ülkemizin uluslararası alandaki etkinliğinin ve stratejik iş birliğinin somut göstergesidir" denildi.

Türk Silahlı Kuvvetlerinin dost ve müttefik ülkelerin savunma kapasitelerinin geliştirilmesine yönelik faaliyetlerine de değinilen açıklamada, "Türk Silahlı Kuvvetlerimiz şanlı tarihimizden aldığı güç ve ilhamla dost ve müttefik ülkelerin savunma ve güvenlik kapasitelerinin geliştirilmesine destek vermekte; ülkemizin bölgesel ve küresel barış ile istikrarın tesisine yönelik yapıcı ve kararlı çabalarına katkı sunmaktadır" ifadelerine yer verildi.

"Bedir Mutabakat Zaptı ile ortak üretim kapasitesinin geliştirilmesi hedefleniyor"

Bakanlık, 21 Ekim'de Katar'ın başkenti Doha'da Türkiye, Katar, Endonezya ve Pakistan arasında imzalanan Bedir Mutabakat Zaptı'na ilişkin de açıklamada bulundu. Dört ülke arasındaki savunma sanayisi iş birliğinin önemine işaret edilen açıklamada, "21 Ekim'de Doha'da Türkiye, Katar, Endonezya ve Pakistan arasında imzalanan Mutabakat Zaptı, ülkelerimiz arasındaki güçlü dostluğun ve birlikte çalışma iradesinin somut bir göstergesidir" denildi.

Mutabakat kapsamında hayata geçirilmesi hedeflenen projelere ilişkin ise şu ifadelere yer verildi:

"Bu mutabakatla savunma sanayisi alanında ortak projelerin hayata geçirilmesi, araştırma-geliştirme faaliyetlerinin artırılması, altyapı ve tedarik zincirlerinin güçlendirilmesi ve ortak üretim kapasitesinin geliştirilmesi ile ülkelerimiz arasında uzun vadeli ve sürdürülebilir stratejik ortaklıkların tesis edilmesi hedeflenmektedir."
Açıklamada ayrıca söz konusu mutabakatın bölgesel ve küresel barış, güvenlik ve istikrarın güçlendirilmesine katkı sağlayacağı vurgulandı.

"Libya Temsilciler Meclisinin kararını memnuniyetle karşılıyoruz"

Türkiye ile Libya arasında 2019 yılında imzalanan Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılmasına İlişkin Mutabakat Muhtırası'nın Libya Temsilciler Meclisi tarafından onaylanmasına ilişkin değerlendirmede bulunan Bakanlık, karardan duyulan memnuniyeti dile getirdi. Bakanlığın açıklamasında, "Türkiye ile Libya arasında 2019 yılında imzalanan ve yürürlükte bulunan Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılmasına İlişkin Mutabakat Muhtırası'nın Libya Temsilciler Meclisi tarafından da 20 Ekim 2026 tarihinde onaylanmasını memnuniyetle karşılıyoruz" ifadeleri kullanıldı.

Kararın iki ülke arasındaki stratejik iş birliğine katkı sağlayacağı belirtilen açıklamada, "Söz konusu karar, uluslararası hukuk ve hakkaniyet ilkeleri temelinde imzalanan Mutabakat Muhtırası'nın geçerliliğini teyit etmekte ve iki ülke arasındaki stratejik iş birliğini güçlendirmektedir" denildi.

Açıklamada Türkiye'nin bölgesel barış, güvenlik ve istikrarın güçlendirilmesine yönelik çalışmalarını kararlılıkla sürdüreceği kaydedildi.

"Üçüncü tarafların değerlendirmeleri mutabakatın hukuki geçerliliğini ortadan kaldıramaz"

Bakanlık, Türkiye ile Libya arasındaki deniz yetki alanları mutabakatına yönelik AB ve Yunanistan temsilcilerinin açıklamalarına da cevap verdi. Mutabakatın uluslararası hukuk temelinde imzalandığı vurgulanan açıklamada, "Türkiye ile Libya arasında 2019 yılında imzalanan Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılmasına İlişkin Mutabakat Muhtırası, uluslararası hukuk ve hakkaniyet ilkeleri temelinde iki ülkenin meşru hak ve menfaatleri gözetilerek imzalanmıştır" denildi.

Deniz yetki alanlarının sınırlandırılmasının kıyı devletlerinin egemen hakları kapsamında olduğuna dikkat çekilen açıklamada, "Deniz yetki alanlarının sınırlandırılması, ilgili kıyı devletlerinin egemen hakları kapsamında olup, üçüncü tarafların tek taraflı değerlendirmeleriyle söz konusu Mutabakat Muhtırası'nın hukuki geçerliliği ortadan kaldırılamaz" ifadeleri kullanıldı.

Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki hak ve menfaatlerini korumaya devam edeceği vurgulanan açıklamada, "Ülkemiz, Doğu Akdeniz'deki meşru hak ve menfaatlerimizi uluslararası hukuk çerçevesinde korumaya, bölgesel barış, güvenlik ve istikrarın güçlendirilmesine katkı sağlamaya devam edeceğiz" denildi.

"Katar'dan Eurofighter tedarikine yönelik çalışmalar devam ediyor"

Bakanlık, Hava Kuvvetleri Komutanlığının harekât ihtiyaçlarının karşılanması amacıyla Katar'dan Eurofighter Typhoon savaş uçağı tedarikine yönelik yürütülen çalışmalarda gelinen son aşamaya ilişkin de bilgi verdi. Açıklamada, "Hava Kuvvetleri Komutanlığımızın harekât ihtiyaçlarının karşılanması maksadıyla Katar'dan Eurofighter Typhoon uçağı tedarikine yönelik çalışmalar devam etmektedir" ifadelerine yer verildi.

Tedarik süreci kapsamında Katar ile gerçekleştirilen görüşmelerin ayrıntılarına değinilen açıklamada, "Bu kapsamda ağustos ve eylül aylarında gerçekleştirilen heyetler arası toplantılarda tedarik edilecek uçak ve mühimmatın kapsamı, pilot ve bakım personelinin eğitimleri ile uçakların idame ve işletmesine yönelik teknik ve lojistik destek hususları ele alınmıştır" denildi.

Sürecin sonraki aşamasına ilişkin ise, "Katar tarafından taslak eğitim programı ve satış sözleşmesinin hazırlanarak ülkemize gönderilmesi beklenmektedir" açıklaması yapıldı.

"Uluslararası Müşterek Stratejik Komutanlık teşkil edildi"

Bakanlık, Türk Silahlı Kuvvetlerinin yurt dışındaki birlik ve unsurlarının sevk ve idaresinde etkinliğin artırılması amacıyla Genelkurmay Başkanlığı bünyesinde yeni bir komutanlık teşkil edildiğini açıkladı. TSK'nın bölgesel ve küresel barış, güvenlik ve istikrarın güçlendirilmesine yönelik faaliyetlerini sürdürdüğü belirtilen açıklamada, "Bu kapsamda Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri Komutanlığı da dâhil olmak üzere yurt dışında görev yapan birlik ve unsurlarımızın sevk ve idaresinde etkinliğin artırılması amacıyla Ağustos 2026'da Genelkurmay Başkanlığı bünyesinde Uluslararası Müşterek Stratejik Komutanlık (UMSK) teşkil edilmiş ve komutanlığına Korgeneral Sebahattin Kılınç atanmıştır" ifadeleri kullanıldı.

"2027 yılı savunma bütçe ödeneği artırıldı"

Bakanlık, 2027 yılı savunma bütçesine ilişkin açıklamasında, bölgede yaşanan gelişmeler ve değişen güvenlik ortamı doğrultusunda Türk Silahlı Kuvvetlerinin harekât ihtiyaçlarının karşılanması ve savunma kabiliyetlerinin geliştirilmesinin önemine dikkat çekti. Açıklamada, "Bölgemizde meydana gelen gelişmeler ve değişen güvenlik ortamı, Türk Silahlı Kuvvetlerimizin harekât ihtiyacının süratle karşılanmasını ve savunma kabiliyetlerimizin sürekli geliştirilmesini gerekli kılmaktadır" denildi.

Savunma sanayisindeki öncelikli projelere ilişkin de açıklamada, "Bu kapsamda kara, deniz, hava, uzay ve siber harekât alanlarında ihtiyaç duyulan silah, sistem ve platformların yerli ve millî imkânlarla geliştirilmesi, başta hava savunma sistemleri, millî savaş uçağı, insansız hava araçları ve gemi inşa faaliyetleri olmak üzere stratejik savunma projelerinin sürdürülmesi önceliklerimiz arasında yer almaktadır" ifadelerine yer verildi.

Bakanlık, savunma bütçesindeki artışın gerekçesine ilişkin, "Bu doğrultuda Türk Silahlı Kuvvetlerimizin caydırıcılığının güçlendirilmesi ve harekât etkinliğinin artırılması amacıyla Bakanlığımızın 2027 yılı bütçe ödeneği artırılmıştır" açıklamasında bulundu.

Konya merkezli 12 ilde dolandırıcılık operasyonu: 9 tutuklama

Konya'da sosyal medya üzerinden yayımlanan sahte ev ilanlarıyla 'sazan sarmalı' yöntemi kullanılarak gerçekleştirilen dolandırıcılık olaylarına yönelik 12 ilde eş zamanlı operasyon düzenlendi. Operasyonda gözaltına alınan 17 şüpheliden 9'u tutuklandı

22.10.2026 12:15:00
İHA
 
Konya merkezli 12 ilde dolandırıcılık operasyonu: 9 tutuklama
Konya merkezli 12 ilde dolandırıcılık operasyonu: 9 tutuklama
Edinilen bilgiye göre, Konya İl Emniyet Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, sosyal medya üzerinden yayımlanan sahte ev ilanları aracılığıyla gerçekleştirilen dolandırıcılık olaylarına yönelik çalışma başlattı.

'Sazan sarmalı' olarak tabir edilen yöntemle gerçekleştirilen dolandırıcılık olaylarına ilişkin yürütülen çalışmalar çerçevesinde, 12 ilde eş zamanlı operasyon düzenlendi.

Operasyonda 17 şüpheli yakalanarak gözaltına alındı. Emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen şüphelilerden 9'u tutuklanarak cezaevine gönderildi.

Diğer 8 şüpheli ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

Yasa dışı üreme ticareti operasyonunda 44 şüpheli sağlık kontrolünden geçirildi

İstanbul merkezli yasa dışı üreme hücresi ticareti operasyonunda gözaltına alınan ve adliyeye sevk edilen 44 şüpheli, emniyetteki işlemlerinin tamamlanmasının ardından sağlık kontrolünden geçirilmek üzere Kartal Dr. Lütfi Kırdar Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne getirildi

22.10.2026 12:03:00
İHA
 
Yasa dışı üreme ticareti operasyonunda 44 şüpheli sağlık kontrolünden geçirildi
Yasa dışı üreme ticareti operasyonunda 44 şüpheli sağlık kontrolünden geçirildi
İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde İstanbul Emniyeti Göçmen Kaçakçılığıyla Mücadele Şubesi tarafından yürütülen yasa dışı üreme hücresi ticareti ile ilgili soruşturma çok yönlü devam ediyor.

CİMER üzerinden yapılan ihbar üzerine başlatılan soruşturmada, bir şebeke tarafından Türk vatandaşı kadınların yumurtalarını yurt dışına satıldığı tespit edilmişti.

İstanbul merkezli 14 ilde yapılan yasa dışı üreme hücresi ticareti operasyonunda haklarında adli işlem başlatılan 53 zanlıdan 44'ü gözaltına alınmıştı.

İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen yasa dışı yumurta hücresi ticareti soruşturması kapsamında gözaltına alınan şüpheliler, emniyetteki işlemlerinin ardından Kartal Lütfi Kırdar Şehir Hastanesi'nde sağlık kontrolünden geçirildi.

Şüphelilerin sağlık kontrolünün ardından adliyeye sevk edilmesi bekleniyor.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.