HOŞGELDİNİZ! BUGÜN 17 MAYIS 2021, PAZARTESİ

Uzüntüm sivil halka

09.10.2001 00:00:00
ABD'nin Afganistan'a yönelik askeri harekatın varlığından en küçük bir kuşku duymadığımı bu sayfadaki Analiz'lerde çeşitli defalarda dile getirmiştim. Nitekim de savaş mekanizması, 11 Eylül'deki saldırıların üzerinden daha bir ay geçmeden harekete geçirildi. ABD Başkanı George Walker Bush, tıpkı babası George Bush'un Irak halkına yaptığı gibi, Afgan halkı üzerine bomba yağdırmaya başladı.

Afganistan'a yönelik askeri müdahalenin birçok boyutu bulunuyor. Bu boyutları soru-cevap şeklinde irdeleyeceğiz:

Soru: ABD yönetimi diplomasiye neden iltifat etmedi?

Cevap: Amerikalılar diplomasiyi sevmez. Onlar sadece gücü öne çıkarırlar. Körfez Savaşı öncesinde de Saddam'a hiç mi hiç kulak asmamışlardı. Bu kez de Taliban'ın uzattığı (önceki gün) barış çubuğunu "Şimdi eylem zamanı, söz zamanı değil" sözleriyle geri çevirdiler.

Bunun nedeni şu olabilir: ABD'deki 11 Eylül'deki saldırıların ardından 'savaş çarkı' işletilmeye başlamıştı. Hatta Başkan Bush'un bile bu çarkı durduracak güce sahip olmadığı ifade ediliyordu. Çünkü, silah üreticileri böyle istiyordu. Durum bu olunca, böyle bir ortamda diplomasiye haliyle yer yoktur!

Soru: En hassas soru herhalde sivil kayıpların ne miktarda olabileceği olsa gerek. Amerikalı yetkililerin "Sivil kayıpları en aza indirmek için gerekli özeni göstereceğiz" şeklindeki beyanları gerçekleri yansıtıyor olabilir mi?

Cevap: Afganistan'ın başkenti Kabil'den gelen görüntülere bakıldığında, sivil yerleşim birimlerinin isabet aldığı şüphe götürmez bir gerçek olarak açığa çıkıyor. Nitekim, Afgan yetkililer Kabil'de en az 20 kişinin hayatını yitirdiğini belirtiyorlar. Diğer kentlerdeki insan kayıpları hesaba katıldığında, 'ölü sayısının yüzlere" ulaştığı kesin olarak öne çıkıyor. ABD'li yetkililer siviller konusunda hassas davranacaklarını Körfez Savaşı öncesinde ve esnasında da açıklamışlardı. Ancak bu savaş sonrasında ortaya dökülen gerçekler, bambaşka bir tabloya işaret ediyordu.

Yaklaşık 45 gün süren Körfez Savaşı sonrasında, şu anda Dışişleri Bakanı olan, dönemin Genelkurmay Başkanı Colin Powell, Irak'taki sivil kayıplar konusunda, "takriben 250,000" rakamını vermişti! Dolayısıyla benzer bir 'acı tablonun' Afganistan'da ortaya çıkmayacağını kimse söyleyemez.

Soru: ABD uçakları ve füzeleri, askeri hedefleri, eğitim kampları ve "Taliban'ın inleri" olarak nitelenen hedefleri mi vuruyor? Hava saldırılarında isabet oranı yüzde kaç olabilir?

Cevap: Amerikan uçaklarının rasgele ateş açtıklarını sanıyorum. Gelen görüntülerin 'sivil yerleşim birimleri' üzerinde yoğunlaşması, bunu kanıtlıyor. Yine Körfez Savaşı'ndan örnek vermek istiyorum: Körfez Savaşı'nda Müttefik Hava Kuvvetleri tarafından her gün vurulduğu öne sürülen SCUD füzelerinin toplam sayısı ile gerçekte vurulan füzelerin sayısı, trajikomik biçimde çelişiyordu. Irak'ın elinde bulunduğu belirtilen SCUD füzelerine karşı 'panzehir' olarak ABD'nin devreye soktuğu PATRIOT füze bataryaları, Saddam'ı dize getirdi diye sunulmuş, zamanın Başkanı George Bush (Baba Bush) PATRIOT'ları üreten fabrikada yaptığı konuşmada "Saddam'ın 42 füzesinden 41'ini bunlarla havada vurduk" diye öğünmüştü. Sonradan yapılan araştırmalarda, bir rivayete göre "Sadece 1 (bir) , bir başka teze göre ise 0 (sıfır) SCUD vurulmuştu." İmha edildiği öne sürülen füze rampalarının çoğunluğunun da, 'tahtadan yapılmış oyuncak rampalar olduğu' müttefik kaynaklarınca bile itiraf edildi. Savaş sonrası açıklamalarda, bizzat ABD Senatosu Silahlı Kuvvetler Komitesi'nin kayıtlarına göre PATRIOT'lar kullanılmaya başlandıktan sonra SCUD saldırılarında sivil kayıpları artmıştı. Çünkü ıska geçen PATRIOT'lar da en az SCUD'lar kadar can alıyordu. Yıkıldığı öne sürülen köprülerin altında Saddam birliklerinin "duman bombası patlatarak, müttefik pilotları kurnazca yanılttığı" sonradan pilotlarca 'kıpkırmızı yüzler'le anlatılıyordu.

Savaş sonrası ABD'nin önde gelen gazetelerinden Washington Post'un bir değerlendirmesinde ABD - Müttefik Hava harekatında "Irak'a yağdırılan 85,000 ton bombanın yüzde 70'i hedefini vuramamıştı" cümlesi dikkat çekiyordu!

Soru: ABD Başkanı Bush'un ağzından kaçırdığı gibi 'Bu bir haçlı seferi mi'?

Cevap: Önce haçlı seferinin tanımı verelim: Hıristiyan dünyanın dini ve dünyevi çıkarlarını gerçekleştirmek amacıyla İslam dünyasına karşı giriştiği askeri seferlere haçlı seferi denir. Körfez Savaşı ile karşılaştıralım. Körfez Savaşı'na haçlı seferi diyebilmek biraz zordu. Çünkü parazitler vardı. Fas'tan Suudi Arabistan'a; Mısır'dan Suriye'ye kadar pekçok Arap ülkesi asker göndererek, Müttefik Güçler'e iştirak etmişlerdi. Ama bu kez durum farklı. Harekata hiçbir İslam ülkesi 'asker' vererek katılmıyor. Sadece 'lojistik' destek sağlıyorlar.

Öte yandan, Almanya'dan Danimarka'ya, İspanya'dan İtalya'ya, Hollanda'dan İsveç'e Hıristiyan dünyaya mensup tüm ülkeler Afganistan'a yönelik harekata noksansız destek veriyor. Dünyanın öbür ucundaki Avustralya bile 150 askerden müteşekkil komando birliğini bölgeye göndermek için harekete geçti. Hitler'in, Mussolini'nin, Franco'nun, Stalin'in yaptığı zulümleri bilmezlikten gelerek "Batı medeniyetinin İslam medeniyetinden üstün olduğu" tezini zırvalayan İtalya Başbakanı Berlusconi ise neredeyse zil çalıp oynayacak! İlaveten Batı başkentlerinden yapılan resmi açıklamalarda 'siviller' konusunda hassasiyet bildirilmemesi de, bu harekatın bir haçlı seferini andırdığını ortaya koyuyor.

Bir başka mühim nokta daha: ABD yönetimi son 11 yıl içinde üçü İslam ülkelerine (Irak, Somali, Afganistan); biri de Yugoslavya'ya karşı olmak üzere 4 askeri müdahale girişiminde bulundu. Amerikalılar Irak ve Somali'de sivilleri zerre miktarı gözetmedi. Ama Yugoslavya sözkonusu olunca... NATO'nun 78 gün süren Yugoslavya operasyonu komedilere konu oldu. Atılan tüm bombalar boş alanlara düştü. Vurulan yine Kosovalı siviller oldu. Ölen Sırp sayısı ise 500'ü aşmadı!!!

Mesela, Sırplardan kaçmaya çalışan Kosovalıların doluştuğu bir sivil yolcu treni, köprüde vuruldu. Bir sivil Kosovalı mülteci konvoyu, 'askeri konvoy' olarak algılanıp, kıyımdan geçirildi. Miloseviç'in askerleri kurtulurken, 'kurtarılacağı varsayılan mülteciler' hedef alındı. Belgrad'daki V merkezi, 'askeri karargah' diye vurulup çok sayıda gazeteci katledildi. Yani yine Sırplar vurulmadı.

Bütün bu rakamlar Amerikalıların Müslüman kanı dökmemek için hiçbir itina göstermediklerini ortaya koyuyor.

Soru: Savaşın mahiyeti nedir? Ne kadar sürebilir?

Cevap: ABD ve İngiltere'nin hava saldırılarını kent merkezleri üzerinde yoğunlaştırması, topyekün bir savaş anlamına geliyor. Oysa terörizme karşı mücadelede seçilen hedefler (nokta hedefler) vurulur. Dünkü saldırılarda şehirler dışındaki herhangi bir yer vurulmadı. Yani dağlarda var olduğu söylenen 'terör kampları' hedef alınmadı.

Bu çerçevede hava harekatının bir süre daha devam edeceği kuşkusuz. Ancak askerde bölük komutanımızın savaş ile ilgili bize söylediği yalın bir gerçek var: Bir ülke ne kadar modern silah geliştirirse geliştirsin, savaşın sonucunu belirleyecek olan 'kara birlikleri'dir. Nitekim ABD yönetimi, Taliban yönetimini iş başından etmek istiyorsa, mutlaka kara harekatına başvurmalı. İşte savaş o zaman başlayacaktır. Şu anda olan bir savaş değil, güçlünün zayıfı alabildiğine dövmesidir.

Soru: Afganistan'daki harekat Türk Cumhuriyetlerini nasıl etkiler?

Cevap: Taliban yönetiminin Özbekistan sınırına 8 bin asker yığması, savaşın alanını genişletme isteğinden kaynaklanıyor olabilir. Taliban güçleri, ABD bombardımanından kurtulmak için, Özbek topraklarına girebilirler. Ayrıca, ABD'nin Körfez Savaşı'nı kuzeyden yani Türkiye'den yaptığı hava akınlarıyla kolaylaştırdığı dikkate alındığında; Taliban yönetimi tarihin tekerrür etmemesi için Özbekistan'ı sıkıştırabilir. Şu anda diğer Türk Cumhuriyetleri Tacikistan ve Kırgızistan için herhangi bir tehlike sözkonusu değil.

Soru: Savaş ABD maliyesini nasıl etkiler?

Cevap: Bu savaşın süresiyle doğru orantılı bir durum. Amerikan yönetimi, Körfez Savaşı'nda askerlerinin içtiği kolayı başta Kuveyt ve Suudi Arabistan olmak üzere diğer ülkelere fatura etmişti. Suudi Arabistan'a kesilen faturanın bedeli 164 milyar dolardı. Almanya ve Japonya da hatırı sayılır miktarda faturalar ödemişti.

Bu kez ABD yönetimi faturayı bizzat kendisi ödeyecek. ABD'nin dış borcu 1 trilyon dolar, iç borcu ise 5 trilyon dolar. Zaten 'durgunluk' sürecinde olan Amerikan ekonomisinin, daha da duracağı tahmini yapılıyor. Bu çerçevede, gerileme sürecinde olan ABD ekonomisinin daha da gerileyeceği tahmini yapılıyor. Ama nereye kadar, bunu kimse kestiremiyor? Herşey savaşın süresine bağlı.

Soru: ABD yönetimi bu kez Türkiye'ye nasıl yaklaştı? Operasyon, Türkiye'nin nasıl etkiler?

Cevap: ABD yönetimi, Körfez Savaşı'ndan farklı olarak operasyon başlamadan Ankara'yı bilgilendirdi. Oysa Pakistan'ı bilgilendirmedi. Yalnız bu çerçevede ikinci sınıf muameleye tabi tutulduk. Çünkü, Rusya, Fransa ve Almanya devlet ya da hükümet başkanlarını bizzat ABD Başkanı Bush ararken; Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'i Başkan Yardımcısı Dick Cheney aradı.

Öte yandan, İncirlik Üssü'nün kullanılmaması, Türkiye'ye bu operasyonda tali rol verildiği anlamına geliyor.

Türkiye'nin en büyük endişesi, operasyonun Kuzey Irak'a sıçrama ihtimali. Bu ihtimal bizleri endişelendiriyor.

Türkiye'nin operasyona katılıp katılmayacağına gelince, ABD'den yüklü miktarda ek kredi sözü verilirse, Türk askeri de Afganistan dağlarına gönderilebilir. Tıpkı bundan 50 yıl önce Kore'de olduğu gibi.
 
Recep Bahar / diğer yazıları


logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 425 10 66
Faks: (212) 424 69 77
E-posta: [email protected]


WhatsApp haber: (0542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2021

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez.