HOŞGELDİNİZ! BUGÜN 24 EYLÜL 2021, CUMA

Uzüntüm sivil halka

09.10.2001 00:00:00
ABD'nin Afganistan'a yönelik askeri harekatın varlığından en küçük bir kuşku duymadığımı bu sayfadaki Analiz'lerde çeşitli defalarda dile getirmiştim. Nitekim de savaş mekanizması, 11 Eylül'deki saldırıların üzerinden daha bir ay geçmeden harekete geçirildi. ABD Başkanı George Walker Bush, tıpkı babası George Bush'un Irak halkına yaptığı gibi, Afgan halkı üzerine bomba yağdırmaya başladı.

Afganistan'a yönelik askeri müdahalenin birçok boyutu bulunuyor. Bu boyutları soru-cevap şeklinde irdeleyeceğiz:

Soru: ABD yönetimi diplomasiye neden iltifat etmedi?

Cevap: Amerikalılar diplomasiyi sevmez. Onlar sadece gücü öne çıkarırlar. Körfez Savaşı öncesinde de Saddam'a hiç mi hiç kulak asmamışlardı. Bu kez de Taliban'ın uzattığı (önceki gün) barış çubuğunu "Şimdi eylem zamanı, söz zamanı değil" sözleriyle geri çevirdiler.

Bunun nedeni şu olabilir: ABD'deki 11 Eylül'deki saldırıların ardından 'savaş çarkı' işletilmeye başlamıştı. Hatta Başkan Bush'un bile bu çarkı durduracak güce sahip olmadığı ifade ediliyordu. Çünkü, silah üreticileri böyle istiyordu. Durum bu olunca, böyle bir ortamda diplomasiye haliyle yer yoktur!

Soru: En hassas soru herhalde sivil kayıpların ne miktarda olabileceği olsa gerek. Amerikalı yetkililerin "Sivil kayıpları en aza indirmek için gerekli özeni göstereceğiz" şeklindeki beyanları gerçekleri yansıtıyor olabilir mi?

Cevap: Afganistan'ın başkenti Kabil'den gelen görüntülere bakıldığında, sivil yerleşim birimlerinin isabet aldığı şüphe götürmez bir gerçek olarak açığa çıkıyor. Nitekim, Afgan yetkililer Kabil'de en az 20 kişinin hayatını yitirdiğini belirtiyorlar. Diğer kentlerdeki insan kayıpları hesaba katıldığında, 'ölü sayısının yüzlere" ulaştığı kesin olarak öne çıkıyor. ABD'li yetkililer siviller konusunda hassas davranacaklarını Körfez Savaşı öncesinde ve esnasında da açıklamışlardı. Ancak bu savaş sonrasında ortaya dökülen gerçekler, bambaşka bir tabloya işaret ediyordu.

Yaklaşık 45 gün süren Körfez Savaşı sonrasında, şu anda Dışişleri Bakanı olan, dönemin Genelkurmay Başkanı Colin Powell, Irak'taki sivil kayıplar konusunda, "takriben 250,000" rakamını vermişti! Dolayısıyla benzer bir 'acı tablonun' Afganistan'da ortaya çıkmayacağını kimse söyleyemez.

Soru: ABD uçakları ve füzeleri, askeri hedefleri, eğitim kampları ve "Taliban'ın inleri" olarak nitelenen hedefleri mi vuruyor? Hava saldırılarında isabet oranı yüzde kaç olabilir?

Cevap: Amerikan uçaklarının rasgele ateş açtıklarını sanıyorum. Gelen görüntülerin 'sivil yerleşim birimleri' üzerinde yoğunlaşması, bunu kanıtlıyor. Yine Körfez Savaşı'ndan örnek vermek istiyorum: Körfez Savaşı'nda Müttefik Hava Kuvvetleri tarafından her gün vurulduğu öne sürülen SCUD füzelerinin toplam sayısı ile gerçekte vurulan füzelerin sayısı, trajikomik biçimde çelişiyordu. Irak'ın elinde bulunduğu belirtilen SCUD füzelerine karşı 'panzehir' olarak ABD'nin devreye soktuğu PATRIOT füze bataryaları, Saddam'ı dize getirdi diye sunulmuş, zamanın Başkanı George Bush (Baba Bush) PATRIOT'ları üreten fabrikada yaptığı konuşmada "Saddam'ın 42 füzesinden 41'ini bunlarla havada vurduk" diye öğünmüştü. Sonradan yapılan araştırmalarda, bir rivayete göre "Sadece 1 (bir) , bir başka teze göre ise 0 (sıfır) SCUD vurulmuştu." İmha edildiği öne sürülen füze rampalarının çoğunluğunun da, 'tahtadan yapılmış oyuncak rampalar olduğu' müttefik kaynaklarınca bile itiraf edildi. Savaş sonrası açıklamalarda, bizzat ABD Senatosu Silahlı Kuvvetler Komitesi'nin kayıtlarına göre PATRIOT'lar kullanılmaya başlandıktan sonra SCUD saldırılarında sivil kayıpları artmıştı. Çünkü ıska geçen PATRIOT'lar da en az SCUD'lar kadar can alıyordu. Yıkıldığı öne sürülen köprülerin altında Saddam birliklerinin "duman bombası patlatarak, müttefik pilotları kurnazca yanılttığı" sonradan pilotlarca 'kıpkırmızı yüzler'le anlatılıyordu.

Savaş sonrası ABD'nin önde gelen gazetelerinden Washington Post'un bir değerlendirmesinde ABD - Müttefik Hava harekatında "Irak'a yağdırılan 85,000 ton bombanın yüzde 70'i hedefini vuramamıştı" cümlesi dikkat çekiyordu!

Soru: ABD Başkanı Bush'un ağzından kaçırdığı gibi 'Bu bir haçlı seferi mi'?

Cevap: Önce haçlı seferinin tanımı verelim: Hıristiyan dünyanın dini ve dünyevi çıkarlarını gerçekleştirmek amacıyla İslam dünyasına karşı giriştiği askeri seferlere haçlı seferi denir. Körfez Savaşı ile karşılaştıralım. Körfez Savaşı'na haçlı seferi diyebilmek biraz zordu. Çünkü parazitler vardı. Fas'tan Suudi Arabistan'a; Mısır'dan Suriye'ye kadar pekçok Arap ülkesi asker göndererek, Müttefik Güçler'e iştirak etmişlerdi. Ama bu kez durum farklı. Harekata hiçbir İslam ülkesi 'asker' vererek katılmıyor. Sadece 'lojistik' destek sağlıyorlar.

Öte yandan, Almanya'dan Danimarka'ya, İspanya'dan İtalya'ya, Hollanda'dan İsveç'e Hıristiyan dünyaya mensup tüm ülkeler Afganistan'a yönelik harekata noksansız destek veriyor. Dünyanın öbür ucundaki Avustralya bile 150 askerden müteşekkil komando birliğini bölgeye göndermek için harekete geçti. Hitler'in, Mussolini'nin, Franco'nun, Stalin'in yaptığı zulümleri bilmezlikten gelerek "Batı medeniyetinin İslam medeniyetinden üstün olduğu" tezini zırvalayan İtalya Başbakanı Berlusconi ise neredeyse zil çalıp oynayacak! İlaveten Batı başkentlerinden yapılan resmi açıklamalarda 'siviller' konusunda hassasiyet bildirilmemesi de, bu harekatın bir haçlı seferini andırdığını ortaya koyuyor.

Bir başka mühim nokta daha: ABD yönetimi son 11 yıl içinde üçü İslam ülkelerine (Irak, Somali, Afganistan); biri de Yugoslavya'ya karşı olmak üzere 4 askeri müdahale girişiminde bulundu. Amerikalılar Irak ve Somali'de sivilleri zerre miktarı gözetmedi. Ama Yugoslavya sözkonusu olunca... NATO'nun 78 gün süren Yugoslavya operasyonu komedilere konu oldu. Atılan tüm bombalar boş alanlara düştü. Vurulan yine Kosovalı siviller oldu. Ölen Sırp sayısı ise 500'ü aşmadı!!!

Mesela, Sırplardan kaçmaya çalışan Kosovalıların doluştuğu bir sivil yolcu treni, köprüde vuruldu. Bir sivil Kosovalı mülteci konvoyu, 'askeri konvoy' olarak algılanıp, kıyımdan geçirildi. Miloseviç'in askerleri kurtulurken, 'kurtarılacağı varsayılan mülteciler' hedef alındı. Belgrad'daki V merkezi, 'askeri karargah' diye vurulup çok sayıda gazeteci katledildi. Yani yine Sırplar vurulmadı.

Bütün bu rakamlar Amerikalıların Müslüman kanı dökmemek için hiçbir itina göstermediklerini ortaya koyuyor.

Soru: Savaşın mahiyeti nedir? Ne kadar sürebilir?

Cevap: ABD ve İngiltere'nin hava saldırılarını kent merkezleri üzerinde yoğunlaştırması, topyekün bir savaş anlamına geliyor. Oysa terörizme karşı mücadelede seçilen hedefler (nokta hedefler) vurulur. Dünkü saldırılarda şehirler dışındaki herhangi bir yer vurulmadı. Yani dağlarda var olduğu söylenen 'terör kampları' hedef alınmadı.

Bu çerçevede hava harekatının bir süre daha devam edeceği kuşkusuz. Ancak askerde bölük komutanımızın savaş ile ilgili bize söylediği yalın bir gerçek var: Bir ülke ne kadar modern silah geliştirirse geliştirsin, savaşın sonucunu belirleyecek olan 'kara birlikleri'dir. Nitekim ABD yönetimi, Taliban yönetimini iş başından etmek istiyorsa, mutlaka kara harekatına başvurmalı. İşte savaş o zaman başlayacaktır. Şu anda olan bir savaş değil, güçlünün zayıfı alabildiğine dövmesidir.

Soru: Afganistan'daki harekat Türk Cumhuriyetlerini nasıl etkiler?

Cevap: Taliban yönetiminin Özbekistan sınırına 8 bin asker yığması, savaşın alanını genişletme isteğinden kaynaklanıyor olabilir. Taliban güçleri, ABD bombardımanından kurtulmak için, Özbek topraklarına girebilirler. Ayrıca, ABD'nin Körfez Savaşı'nı kuzeyden yani Türkiye'den yaptığı hava akınlarıyla kolaylaştırdığı dikkate alındığında; Taliban yönetimi tarihin tekerrür etmemesi için Özbekistan'ı sıkıştırabilir. Şu anda diğer Türk Cumhuriyetleri Tacikistan ve Kırgızistan için herhangi bir tehlike sözkonusu değil.

Soru: Savaş ABD maliyesini nasıl etkiler?

Cevap: Bu savaşın süresiyle doğru orantılı bir durum. Amerikan yönetimi, Körfez Savaşı'nda askerlerinin içtiği kolayı başta Kuveyt ve Suudi Arabistan olmak üzere diğer ülkelere fatura etmişti. Suudi Arabistan'a kesilen faturanın bedeli 164 milyar dolardı. Almanya ve Japonya da hatırı sayılır miktarda faturalar ödemişti.

Bu kez ABD yönetimi faturayı bizzat kendisi ödeyecek. ABD'nin dış borcu 1 trilyon dolar, iç borcu ise 5 trilyon dolar. Zaten 'durgunluk' sürecinde olan Amerikan ekonomisinin, daha da duracağı tahmini yapılıyor. Bu çerçevede, gerileme sürecinde olan ABD ekonomisinin daha da gerileyeceği tahmini yapılıyor. Ama nereye kadar, bunu kimse kestiremiyor? Herşey savaşın süresine bağlı.

Soru: ABD yönetimi bu kez Türkiye'ye nasıl yaklaştı? Operasyon, Türkiye'nin nasıl etkiler?

Cevap: ABD yönetimi, Körfez Savaşı'ndan farklı olarak operasyon başlamadan Ankara'yı bilgilendirdi. Oysa Pakistan'ı bilgilendirmedi. Yalnız bu çerçevede ikinci sınıf muameleye tabi tutulduk. Çünkü, Rusya, Fransa ve Almanya devlet ya da hükümet başkanlarını bizzat ABD Başkanı Bush ararken; Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'i Başkan Yardımcısı Dick Cheney aradı.

Öte yandan, İncirlik Üssü'nün kullanılmaması, Türkiye'ye bu operasyonda tali rol verildiği anlamına geliyor.

Türkiye'nin en büyük endişesi, operasyonun Kuzey Irak'a sıçrama ihtimali. Bu ihtimal bizleri endişelendiriyor.

Türkiye'nin operasyona katılıp katılmayacağına gelince, ABD'den yüklü miktarda ek kredi sözü verilirse, Türk askeri de Afganistan dağlarına gönderilebilir. Tıpkı bundan 50 yıl önce Kore'de olduğu gibi.
 
Recep Bahar / diğer yazıları
- ABD harika bir ekonomiye mi sahip? / 14.08.2018
- Ne yapmalı? / 13.08.2018
- Komşunla kavga et uzaklarda pazar ara! / 02.02.2016
- Diyarbakır'da kilise-ev faktörü! / 01.02.2016
- Çin ekonomisi alarm mı veriyor? / 20.01.2016
- Büyük İsrail yolunda sıra İran'da / 19.01.2016
- Terör Sultanahmet bölgesini sıfırla çarptı / 15.01.2016
- Sultanahmet'in şifreleri / 13.01.2016
- Türkiye ile Suudi Arabistan ne zaman papaz olacak? / 09.01.2016
- Ekonomik çöküşü bir de buradan seyredin / 05.01.2016
- Gelen yıl giden yılı aratmasın! / 02.01.2016
- ABD sert kayaya çarptı / 27.03.2013
- Çinli öğrencilerin Obama'ya soramadıkları sorular / 20.11.2009
- ABD Başkanı ile 2. kez aynı şehirde / 18.11.2009
- Çin gelişiyor, ya Türkiye? / 17.11.2009
- 'Altın' işiyle uğraşanlar da ağlıyor / 29.11.2008
- Ahmet Hakan, bu kategori seni aşar / 18.11.2008
- İstanbul'a en yüksek noktadan bakmak / 10.11.2008
- Asıl başkan Obama mı, Biden mi? / 08.11.2008
- ABD'de' kara kutu' kazandı / 06.11.2008
- Balkan ülkeleri de AB yolunda Türkiye'yi sollayacak! / 03.11.2008
- Dünya Ekonomik Forumu'nda şahit olduklarım / 01.11.2008
- Mustafa'daki sakıncalı mesajlar / 29.10.2008
- Sağlık Bakanlığı'na açık mektup / 22.07.2006
- Dağlarda verilen şanlı mücadele / 23.03.2006
- *Bir ülke böyle bölünür' Ukrayna dersi... / 03.12.2004
- Ne kafalar, ne de binalar değişti! / 17.08.2004
- Adaleti kim temsil ediyor? / 05.07.2004
- Sezer'in karnesi kırık / 17.05.2004
- Madrid'te terör... Aznar dönemi mercek altında / 15.03.2004
- Başbakan'ın ABD gezisinde Yahudilere, Katoliklere ve Müslümanlara verdiği önem / 29.01.2004
- Kıbrıs için yeni film vizyonda / 26.01.2004
- Paranın bal gibi dini var: İşte size iki örnek / 22.01.2004
- Kıbrıs'ta sıkışık takvim, sıkışık siyaset / 12.01.2004
- Ordu ile hükümet karşı karşıya gelir mi? / 02.01.2004
- Türkiye batılılaşmadı, Fransızlaştı / 25.12.2003
- Fransa'daki başörtüsü yasağı Haçlı seferlerini çağrıştırıyor / 19.12.2003
- Yabancıya, papaza serbest ama... / 31.10.2003
- İkinci intifada 3 yaşında / 28.09.2003
- Bush'un seçilmesi zorlaşıyor / 25.09.2003
- ABD'de Müslüman olmak çok zor / 14.09.2003
- Demirel yine Gürüzcü takılıyor / 15.07.2003
- Soru cevaplarla Uzan hortumu / 06.07.2003
- Bu kazıktan nasıl kurtulacağız? / 25.06.2003
- Dışarıda başarılı olamayanlar hıncını evdekilerden çıkarır / 27.04.2003
- Dışarıda başarılı olamayanlar hıncını evdekilerden çıkarır / 27.04.2003
- Milli facia! / 24.04.2003
- Irak aşiretlerden sorulur / 22.04.2003
- Şişen AB'de Türkiye yok... Olamayacak da / 20.04.2003
- Irak'ta siyasi zafer kolay olmayacak / 17.04.2003
- Saddam'ın CIA; CIA'nın Saddam ile dansı... / 13.04.2003
- ABD Irak'a anarşi getirdi / 12.04.2003
- Gazetecileri imha ne anlama geliyor? / 10.04.2003
- Analiz / 03.04.2003
- Onlar direndiler, biz niye direnemiyoruz? / 12.03.2003
- Meclis'in kararını nasıl okumak gerek? / 03.03.2003
- Soru ve cevaplarla Irak krizinde gelinen nokta... / 20.02.2003
- Doğu Asya yine krize gebe / 18.02.2003
- Irak'ta ölecek olan Müslümanlar ama Müslümanlardan tepki yok! / 17.02.2003
- Dünyanın çivisi çıktı vesselam... / 15.02.2003
- AB'ye gireceğiz diye teröristin eline yağ sürdük! / 20.01.2003
- Yabancılar bile Kıbrıs konusunda bizden daha fazla duyarlı / 19.01.2003
- Kıbrıslı Türkler Rumları çok ama çok sevindirdi / 16.01.2003
- Amerika medyası savaş tamtamları çalıyor / 15.01.2003
- Sürüklendiğimiz felaketten kurtulmak için çare var mı? / 13.01.2003
- Birleşmiş Milletler'de büyük skandal... / 12.01.2003
- Bu ne biçim birlik böyle! / 11.01.2003
- 2002'den 2003'e Kıbrıs: En nazik yıl! / 05.01.2003
- euro'lu hayat Avrupalıları bezdiriyor / 04.01.2003
- Türkiye düşmanlığı Avrupa'da ödül kazandırıyor / 23.12.2002
- Hükümet ve muhalefet Denktaş'a daha fazla ilgi gösteremez mi? / 19.12.2002
- Alman vakıflarını 4500 avukat savunacak / 05.12.2002
- Kıbrıs planında gelinen son nokta... / 04.12.2002
- Bakkal Amca hipermarkete karşı / 30.11.2002
- Sezer ve hukuk. Ne kadar örtüşüyorlar? / 26.11.2002
- AKP iktidarı, IMF'nin son şansı / 18.11.2002
- Hükümetler piyasanın egemenliğine girerse... / 11.11.2002
- Ekonomide esas olan faiz, döviz, borsa değil; yatırım ve üretimdir / 10.11.2002
- Siyaset ve spor: Bir haftada iki paralel gelişme! / 08.11.2002
- Belçika Modeli Kıbrıs için çözüm olabilir mi? / 07.11.2002
- Dünya basını ve Türkiye'deki seçimler / 06.11.2002
- 3 Kasım'ın sonuçları... / 05.11.2002
- Türk-Yunan dostluğunun ulaştığı 'sıfır' noktası! / 03.11.2002
- Cumhuriyet Bayramı'nı kutlarken, bağımsızlığımız nerede kaldı? / 29.10.2002
- Tiyatro baskını ve Putin'in karakter analizi / 28.10.2002
- Götüren kim? / 27.10.2002
- CHP ve AKP: Siyasetin benzer özellikli iki uç partisi / 22.10.2002
- Polonya örneğinden yola çıkarak AB'nin geleceğine bakmak / 14.10.2002
- Yahudiler maruz kaldıkları soykırımı Filistinlilere uyguluyor / 12.10.2002
- Tarih marih yok... Taviz talepleri çok / 11.10.2002
- Kerkük kopma noktası / 07.10.2002
- Meclis'te kapışma ve taktik günü / 30.09.2002
- Kuzey Irak'ta neler oluyor? / 29.09.2002
- ABD-Almanya çatışması... / 27.09.2002
- IMF'nin yıllık raporunun düşündürdükleri / 24.09.2002
- ABD'nin hedefi Saddam mı, petrol mü? / 04.09.2002
- Dünya basın tarihinin en büyük skandalı / 01.09.2002
- Genelde Irak'ta, özelde Kuzey Irak'ta neler oluyor? / 23.08.2002
- Deprem neyi değiştirdi? / 19.08.2002
- Devleti küçültmek mi'Kim küçültüyor ki? / 15.08.2002
- Mesut Yılmaz'ın AB sevdası: Geçmişle bir karşılaştırma / 13.08.2002
- Avrupa Birliği Türkiye'den bundan sonra ne isteyecek? / 06.08.2002
- Öcalan'ı ipten MHP kurtardı / 04.08.2002
- AB Kıbrıs'ı kapma peşinde / 28.07.2002
- Irak'ta ve özelde Kuzey Irak'ta 'neler olacak'? / 15.07.2002
- Taşları yerine oturtuyorlar / 12.07.2002
- Siyaset 'üst'ten mi dizayn ediliyor? / 10.07.2002
- DSP'de iç savaş su yüzüne çıktı / 07.07.2002
- Şimdi de Ecevit'in kellesini istiyorlar / 06.07.2002
- Avrupa, Müslümanlara karşı radikalleşiyor / 03.07.2002
- Milli heyecana, hükümetten zam darbesi! / 30.06.2002
- Gerçekleri başınıza taş yağınca mı farkedeceksiniz? / 26.06.2002
- Zafere hasrettik... Üst üste gelince, kat be kat bahtiyar olduk / 24.06.2002
- AB... Dikenli mi, yoksa uzun ince bir yol mu? / 23.06.2002
- Harikasınınız çocuklar... Türk milleti gözlerinizden öper / 19.06.2002
- Çinlilerin arasında Türkiye-Çin maçını seyretmek ve final şansımız / 17.06.2002
- AB'ye neden "evet" demiyoruz? / 08.06.2002
- Zulüm altında 35 yıl / 07.06.2002
- Bir pazar yazısı: Dünya Kupası, para ve siyaset üçlemesi... / 02.06.2002
- Misyonerlik faaliyetleri Azeri basınında / 01.06.2002
- ABD 2002 yılında silaha 353 milyar dolar yatıracak! / 31.05.2002
- Can Azerbaycan'a misyoner çengeli / 30.05.2002
- Sakarya'da neler oluyor? / 24.05.2002
- Ne olacak bu seçim işi? / 23.05.2002
- Kemal Derviş, memurluk sınavı ve torpil üçlemesi... / 20.05.2002
- Kıvrıkoğlu'na yapılan densizliğin sorumlusu Fransız hükümetidir / 10.05.2002
- Arafat özgür, Filistinli hâlâ tutsak / 05.05.2002
- Hormonlu sebze ve meyvenin içyüzü / 03.05.2002
- Avrupa 'özü'ne mi dönüyor? / 28.04.2002
- Sırplar canilerini teslim etmiyor / 26.04.2002
- İsrail Türkiye ile savaşacak / 13.04.2002
- 'Bostancıoğlu soruşturulsun' kararının siyasi yansımaları / 11.04.2002
- Akaryakıta neden zam üstüne zam yapılıyor? / 10.04.2002
- Bosna'dan ne haber? / 08.04.2002
- Arap ülkeleri neden aciz ve cılız? / 04.04.2002
- Hükümet ortaklarını seçim korkusu mu sardı? / 31.03.2002
- İsrail'in sevmedikleri: Gazeteciler ve gözlemciler / 28.03.2002
- Türk Cumhuriyetleri misyoner kıskacında / 24.03.2002
- İsrail 'soykırım'ı devlet politikası yaptı / 14.03.2002
- Afganistan'da durum kritik / 07.03.2002
- Miloşeviç yargılanıyor ama... / 17.02.2002
- Bak şu İsveç'in yaptığına / 05.02.2002
- Gücün yetiyorsa, Roma'ya, Paris'e gidenleri de eleştir / 25.01.2002
- Arjantin meçhule gidiyor / 14.01.2002
- Sürüklendiğimiz felaketten kurtulmak için çare var mı? / 13.01.2002
- Derviş, doğalgazın neresinde'! / 09.01.2002
- Bu böyle gider mi? / 03.01.2002
- Euro'yu neler bekliyor? / 02.01.2002
- Bir zamanlar 'Arjantinli gibi zengin'... / 26.12.2001
- Arjantin'de ne oldu? / 24.12.2001
- Irak'tan önceki hedef Somali mi? / 23.12.2001
- Arafat'tan sonra neler olabilir? / 19.12.2001
- Afganistan nereye gidiyor? / 11.12.2001
- Sorunun kaynağı adaletsizlik / 04.12.2001
- Afganistan-Almanya hattı / 25.11.2001
- Sadece siviller katlediliyor / 28.10.2001
- Propaganda savaşını El Cezire kazanınca... / 13.10.2001
- Afganistan'a Türk askeri mi? / 10.10.2001
- Uzüntüm sivil halka / 09.10.2001
- Sükunet ya da hırçınlık / 03.10.2001
- Müslümanlar taciz altında / 01.10.2001
- Sadi Hoca'yı savunmak / 26.09.2001
- Fener'de hayat yok / 20.09.2001
- Bushi yetti / 15.09.2001
- Yine de Aslan / 13.09.2001
- 12 defa Dev'leştik / 09.09.2001
- En önemli hafta / 29.08.2001

Yeni Mesaj arşivinde 'tarihte bugün'

Yeni Mesaj Gazetesi arşivi 2001 yılına kadar eksiksiz içerikle erişime açık olup ayrıca tüm arşivde anahtar kelimelerle arama yapmak da mümkündür.

09.10.2000, 09.10.1999, 09.10.1998, 09.10.1997, 09.10.1996, 09.10.1995, 09.10.1994, 09.10.1993, 09.10.1992, 09.10.1991, 09.10.1990, 09.10.1989, 09.10.1988, 09.10.1987, 09.10.1986, 09.10.1985, 09.10.1984, 09.10.1983, 09.10.1982


logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 425 10 66
Faks: (212) 424 69 77
E-posta: [email protected] [email protected]


WhatsApp haber: (0542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2021

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez.