Bugün "Öğretmenler Günü". Her yıl 24 Kasım'da öğretmenlerin günü kutlanır. Günü kutlamak güzel de öğretmenlerimiz günü kurtarabiliyor mu?
Bu mesleği seçmiş, benimsemiş binlerce insanımız nice zamandır görev beklerken, görevde olanlar da atılma korkusu, açığa alınma endişesi içinde beklemektedir.
Oysa, öğretmen huzur içinde olmalı ki, öğrencilerini eğitebilsin, gelişmelerine katkıda bulunabilsin.
Manevi sıkıntıları yanında ekonomik durumları da hiç iyi değil.
Aldıkları parayla geçinemiyorlar. Maddi sıkıntıları psikolojilerini olumsuz etkilemekte, verimlerini düşürmekte, bu da eğitimde giderek kalitesizliğe yol açmaktadır.
Öğretmenlerimizin mesleki becerilerine yardımcı olacak maddi - manevi destek verildiğinde motivasyonları artacaktır.
Öğretmenlerimizin durumunu düzeltmezsek çocuklarımızın ve gençlerimizin ufuklarını karartmış oluruz. Toplumu ayakta tutacak, devletin insan unsurunu yaşatacak gençlerimizin karakterine şekil verecek ustadır öğretmen.
Çocukların birey olarak toplumumuzda aktif bir rol oynayabilmeleri, görüşlerini ifade edebilmeleri ve yaşamlarını etkileyen konularda söz sahibi olmaları, öğretmenlerinin mesleki başarısına bağlıdır.
Bir toplumun sağlıklı olabilmesi ve devamlılığı ancak toplumu oluşturan bireylerin bedensel, ruhsal ve sosyal yönden sağlıklı olması ile mümkün. Bu da topluma katılan yeni üyelerin, çocuk ve gençlerin iyi eğitilmeleri ve çok yönlü gelişimlerinin sağlanması ile olabilecektir.
Ancak, eğitimin ve eğitim kurumlarının başka amaçlarla kullanılabileceği gerçeği karşısında aydınlara da önemli görevler düşmektedir. Milli politikadan sapan projelere karşı durmak, tavır koymak ve mücadele etmek aydın olma namusunun gereğidir.
Çocukların köklerinin havada doğmamaları, ulusal kimliklerinden yoksun büyümemeleri için eğitim politikasının milli olması gerekli ve zorunlu şarttır.
Bugünlerde gündemimizde yine eğitim konusu var. Temennimiz, hiç olmazsa bu defa toplumun her kesiminden temsilcilerin katılımı ile enine boyuna tartışılır?
Neredeyse yarım yüzyıldan bu yana hem aileler, hem çocuklar için işkenceye dönüşen eğitim karmaşasına son verilir.
Unutulmaması gereken; eğitimin amacının insanların ve toplumun mutluluğu olduğu?
Bu mesleği seçmiş, benimsemiş binlerce insanımız nice zamandır görev beklerken, görevde olanlar da atılma korkusu, açığa alınma endişesi içinde beklemektedir.
Oysa, öğretmen huzur içinde olmalı ki, öğrencilerini eğitebilsin, gelişmelerine katkıda bulunabilsin.
Manevi sıkıntıları yanında ekonomik durumları da hiç iyi değil.
Aldıkları parayla geçinemiyorlar. Maddi sıkıntıları psikolojilerini olumsuz etkilemekte, verimlerini düşürmekte, bu da eğitimde giderek kalitesizliğe yol açmaktadır.
Öğretmenlerimizin mesleki becerilerine yardımcı olacak maddi - manevi destek verildiğinde motivasyonları artacaktır.
Öğretmenlerimizin durumunu düzeltmezsek çocuklarımızın ve gençlerimizin ufuklarını karartmış oluruz. Toplumu ayakta tutacak, devletin insan unsurunu yaşatacak gençlerimizin karakterine şekil verecek ustadır öğretmen.
Çocukların birey olarak toplumumuzda aktif bir rol oynayabilmeleri, görüşlerini ifade edebilmeleri ve yaşamlarını etkileyen konularda söz sahibi olmaları, öğretmenlerinin mesleki başarısına bağlıdır.
Bir toplumun sağlıklı olabilmesi ve devamlılığı ancak toplumu oluşturan bireylerin bedensel, ruhsal ve sosyal yönden sağlıklı olması ile mümkün. Bu da topluma katılan yeni üyelerin, çocuk ve gençlerin iyi eğitilmeleri ve çok yönlü gelişimlerinin sağlanması ile olabilecektir.
Ancak, eğitimin ve eğitim kurumlarının başka amaçlarla kullanılabileceği gerçeği karşısında aydınlara da önemli görevler düşmektedir. Milli politikadan sapan projelere karşı durmak, tavır koymak ve mücadele etmek aydın olma namusunun gereğidir.
Çocukların köklerinin havada doğmamaları, ulusal kimliklerinden yoksun büyümemeleri için eğitim politikasının milli olması gerekli ve zorunlu şarttır.
Bugünlerde gündemimizde yine eğitim konusu var. Temennimiz, hiç olmazsa bu defa toplumun her kesiminden temsilcilerin katılımı ile enine boyuna tartışılır?
Neredeyse yarım yüzyıldan bu yana hem aileler, hem çocuklar için işkenceye dönüşen eğitim karmaşasına son verilir.
Unutulmaması gereken; eğitimin amacının insanların ve toplumun mutluluğu olduğu?
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Prof. Dr. Ali Ünal Emiroğlu / diğer yazıları
- Terör / 01.02.2024
- Yerel yönetim / 25.01.2024
- Muhalefet / milli irade / 22.01.2024
- Anayasa Mahkemesi yoksa… / 18.01.2024
- Soykırım davası / 15.01.2024
- Sosyal devlet için / 11.01.2024
- Hukuk devletine başkaldırı / 25.12.2023
- Güç dengesi / 21.12.2023
- Yerel seçime giderken / 14.12.2023
- İnsanlığın anayasası / 11.12.2023
- Yerel yönetim / 25.01.2024
- Muhalefet / milli irade / 22.01.2024
- Anayasa Mahkemesi yoksa… / 18.01.2024
- Soykırım davası / 15.01.2024
- Sosyal devlet için / 11.01.2024
- Hukuk devletine başkaldırı / 25.12.2023
- Güç dengesi / 21.12.2023
- Yerel seçime giderken / 14.12.2023
- İnsanlığın anayasası / 11.12.2023



























































































