Vedud ismine kim layıktır?
Kullardan Vedud ismine ve bu vasfa lâyık olan o kişidir ki; Allah'ın mahlûkatına karşı daima iyilik murad eder. Kendisi için arzuladığını onlar için de arzular. Hatta onların menfaatlerini kendi menfaatlerine tercih eder





İmam Gazali Hazretleri şöyle buyuruyor:
"el-Vedud, Cenab-ı Hakk'ın isimlerindendir. O, bütün mahlûkatın hayrını isteyen, onlara ihsan edendir.
Bu isim, Rahim isminin mânâsına yakın bir anlam taşımaktadır. Ancak şu farkla; rahmet, kendisine merhamet edileni gerektirir. Kendisine merhamet edilense muhtaç ve muztardır. Rahim, (merhamet eden, esirgeyen)in işleri, kendisine merhamet edilecek her bakımdan zayıf olan varlığı icab ettirir. Vedûd'un efali ise bunu gerektirmez, esirgeme bir sevgi neticesinden ileri gelir.
Cenab-ı Hakk'ın, esirgenen kimseye karşı merhamet murat etmesinin, insanların duyduğu bir duygu ile nasıl alâkası yoksa, onlara karşı olan sevgisinin bir tezahürü olan keramet, nimet ve ihsanı murat etmesi de insanlar hakkında hadis olan sevgi gibi hususlardan öyle münezzehtir.
Esirgenen kişi veya sevilen kişi hakkında bu iki mefhum (yani rahmet ile meveddet, sevgi) ancak onların yararı için kast edilir; Allah'ın rikkat ve meyle ihtiyacı olduğu için değil.
Kullara vasıl olacak yarar, merhamet ve sevginin özüdür ki, işte Allah hakkında tasavvur edilen de bundan başkası değildir.
Kullardan bu isme ve bu vasfa lâyık olan o kişidir ki; Allah'ın mahlûkatına karşı daima iyilik murad eder. Kendisi için arzuladığını onlar için de arzular. Hatta onların menfaatlerini kendi menfaatlerine tercih eder. Nitekim ruhen kemâle ermişlerden biri şöyle haykırmıştır: 'Cehennem üstünde bir köprü olmak isterim. Ta ki üzerimden halk geçsin de ateşe duçar olmasınlar.'
Bu ulvî duygu ancak, zor anlarda, insanların kin ve öfkeleri ile karşılaşıldığı hallerde tezahür eder. Tıpkı Peygamber (s.a.v)'in mübarek dişleri şehid edilip, nur cemali kana boyandığındaki kâinata ibret verici hali gibi; 'Allah'ım, ümmetime hidayet et! Çünkü onlar hakikati bilmezler.'
Görüyorsunuz ya, onların kötülükleri, Hz. Peygamberin onlara karşı iyilik istemesine mani olmamıştır.
Ve yine Hazreti Ali'ye şöyle emretmişlerdir: 'Mukarrebleri geçmek istersen, seni ziyaret etmeyini ziyaret et, seni mahrum bırakana ver, sana haksızlık edeni de affet.'
Cenab-ı Hakk'ın bir diğer ismi de el-Mecid'dir. O, Zât-ı Şerif, efali cemil, ikramı ve nimeti bol olandır.
Zâtın şerefine güzel işler de mukarrin olduğu zaman mecd (şerefli) derler.
Mecid de aynı mânâya gelir fakat bunlardan birisi daha çok ziyadelik ifade eder.
Yani el-Mecid ism-i şerifi Macid'den fazla olarak; Celil, Vehhab ve Kerim isimlerinin mânâlarını da cem etmektedir."
OKAN EGESEL




















































































