Şair kime demiş, gözünde doktor kimdir, hangi yarasına hangi merhemi talep ediyor bilmem?
Ben bu mısraları, vatanın ağzından, Anadolu'nun dilinden alarak tüm vatanperverlere, Anadolu sevdalılarına sesleniyorum:
Yaram ağır, yaram derin, derdim dağlardan yüce. Derman bilen, derman bulan istiklal aşkına yetişsin, yetiştirsin.
Çok ehliyetli bir doktor dediler, baytara düştük, uçsuz bucaksız ova dediler uçurumlara düştük. Kendi yağımızla kavrulurken biçare düştük, bunca genişlikten sonra çok dara düştük, hep vefa vefa diyen, adı vefa olan vefasız bir yâre düştük, düğünde, bayramda dahi hep ahuzara düştük, gül alıp gül satarken düşe düşe bir hâra düştük, serinlikten, rüzgardan söz ettiler ama kıpkızıl bir kora düştük, bulutlardan, uçmaktan dem vurdular biz nice çukurlara düştük, kaşardan, beyazpeynirden bahsetmişlerdi ama biz kurtlu bir lora düştük, çok engin çok dingin bir deniz dediler biz anafora düştük, som asfalt vaad edilmişti nice çamurlara düştük, nur vaad etmişlerdi fakat biz nâra düştük, başkalarına hep kolaylık düştü ama biz zora düştük...
Elbette dertler bunlardan ibaret değil, bunlara cehaleti ekleyin, gafleti ekleyin, ihaneti ekleyin, dostla düşmanı birbirine karıştırmayı ekleyin...
İmdi beyan edilen ve edilmeyen ve dahi edilemeyen dertlerime, kimin elinde, kimin yanında derman varsa ve benden esirgerse; hala ayağınızın altında bir vatan toprağı olarak, ezanlarla çoşan ayyıldızlı bayrakla sevinen Anadolu olarak, dertlerime derman bulmayan herkesi, her kurumu, her kuruluşu ezanların sahibine havale ediyorum, ezanlarda, Allah'ın elçisi olduğuna şahadet edilen son peygambere havale ediyorum, ayyıldızlı bayrağa ve onun uğrunda toprağın kara bağrında yatan sayısız şühedaya havale ediyorum.
Vatan derdini, bayrak derdini, bağımsızlık derdini unutanları, hafife alanları, modası geçti diyenleri, Ulubatlı Hasan'a havale ediyorum.
Çanakkele'de 250 kiloluk mermiyi tek başına topun namlusuna süren Seyyid Çavuş'a havale ediyorum, Kınalı Murat'a havale ediyorum, kadın halinle, istiklal tehlikeye düşünce deli-divane olan, kundakta bebeğini unutup düşmanın üzerine atılan Nene Hatun'a, Kara Fatma'ya, Topal Gülizar'a, Binbaşı Aysel'e havale ediyorum.
Hep aklımda yaş hayali takıldı
Çokları bu yolda yandı yakıldı
Genç ömrümün duvarları yıkıldı
Öreceksen ömrüm bitti çabuk gel
Teselliyi vereceksen dilinle
Hasret boynum saracaksan kolunla
Yaralra merhem kendi elinle
Süreceksen ömrüm bitti çabuk gel
Murat yaylasını yaylamamıştım
Reyhani hal beyan eylememiştim
Sırlarımı sana söylememiştim
Ereceksen ömrüm bitti çabuk gel
Ben bu mısraları, vatanın ağzından, Anadolu'nun dilinden alarak tüm vatanperverlere, Anadolu sevdalılarına sesleniyorum:
Yaram ağır, yaram derin, derdim dağlardan yüce. Derman bilen, derman bulan istiklal aşkına yetişsin, yetiştirsin.
Çok ehliyetli bir doktor dediler, baytara düştük, uçsuz bucaksız ova dediler uçurumlara düştük. Kendi yağımızla kavrulurken biçare düştük, bunca genişlikten sonra çok dara düştük, hep vefa vefa diyen, adı vefa olan vefasız bir yâre düştük, düğünde, bayramda dahi hep ahuzara düştük, gül alıp gül satarken düşe düşe bir hâra düştük, serinlikten, rüzgardan söz ettiler ama kıpkızıl bir kora düştük, bulutlardan, uçmaktan dem vurdular biz nice çukurlara düştük, kaşardan, beyazpeynirden bahsetmişlerdi ama biz kurtlu bir lora düştük, çok engin çok dingin bir deniz dediler biz anafora düştük, som asfalt vaad edilmişti nice çamurlara düştük, nur vaad etmişlerdi fakat biz nâra düştük, başkalarına hep kolaylık düştü ama biz zora düştük...
Elbette dertler bunlardan ibaret değil, bunlara cehaleti ekleyin, gafleti ekleyin, ihaneti ekleyin, dostla düşmanı birbirine karıştırmayı ekleyin...
İmdi beyan edilen ve edilmeyen ve dahi edilemeyen dertlerime, kimin elinde, kimin yanında derman varsa ve benden esirgerse; hala ayağınızın altında bir vatan toprağı olarak, ezanlarla çoşan ayyıldızlı bayrakla sevinen Anadolu olarak, dertlerime derman bulmayan herkesi, her kurumu, her kuruluşu ezanların sahibine havale ediyorum, ezanlarda, Allah'ın elçisi olduğuna şahadet edilen son peygambere havale ediyorum, ayyıldızlı bayrağa ve onun uğrunda toprağın kara bağrında yatan sayısız şühedaya havale ediyorum.
Vatan derdini, bayrak derdini, bağımsızlık derdini unutanları, hafife alanları, modası geçti diyenleri, Ulubatlı Hasan'a havale ediyorum.
Çanakkele'de 250 kiloluk mermiyi tek başına topun namlusuna süren Seyyid Çavuş'a havale ediyorum, Kınalı Murat'a havale ediyorum, kadın halinle, istiklal tehlikeye düşünce deli-divane olan, kundakta bebeğini unutup düşmanın üzerine atılan Nene Hatun'a, Kara Fatma'ya, Topal Gülizar'a, Binbaşı Aysel'e havale ediyorum.
Hep aklımda yaş hayali takıldı
Çokları bu yolda yandı yakıldı
Genç ömrümün duvarları yıkıldı
Öreceksen ömrüm bitti çabuk gel
Teselliyi vereceksen dilinle
Hasret boynum saracaksan kolunla
Yaralra merhem kendi elinle
Süreceksen ömrüm bitti çabuk gel
Murat yaylasını yaylamamıştım
Reyhani hal beyan eylememiştim
Sırlarımı sana söylememiştim
Ereceksen ömrüm bitti çabuk gel
Aziz Karaca / diğer yazıları
- Utanmaz yüz tükenmez söz zenginiyiz erenler / 24.06.2026
- Yüz yıl sonrasına bir mektubum var / 21.06.2026
- Terazinin başındakiler sizler adaletten muaf mısınız? / 20.06.2026
- Sarayda taht kavgası halk içinde ekmek kavgası / 17.06.2026
- İktidarın işleri var / 14.06.2026
- Bu resim şimdilerde tüm ülkeyi resmediyor / 13.06.2026
- Ülkenin kazancı ile iktidarınki ters orantılı / 12.06.2026
- Tuhaf zamanlardan geçiyoruz / 11.06.2026
- İktidar dedikodu ile besleniyor da yoksullar ne ile beslenecek? / 09.06.2026
- Nerede ne varsa / 08.06.2026
- Yüz yıl sonrasına bir mektubum var / 21.06.2026
- Terazinin başındakiler sizler adaletten muaf mısınız? / 20.06.2026
- Sarayda taht kavgası halk içinde ekmek kavgası / 17.06.2026
- İktidarın işleri var / 14.06.2026
- Bu resim şimdilerde tüm ülkeyi resmediyor / 13.06.2026
- Ülkenin kazancı ile iktidarınki ters orantılı / 12.06.2026
- Tuhaf zamanlardan geçiyoruz / 11.06.2026
- İktidar dedikodu ile besleniyor da yoksullar ne ile beslenecek? / 09.06.2026
- Nerede ne varsa / 08.06.2026

























































