logo
30 MART 2026

'Yargının yasa yapma hakkı mı var?'

CHP Sözcüsü Zeynel Emre, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın kendi yetki alanının dışında operasyonlar yapmasını eleştirerek "Bu ülkenin seçilmişlerine, farklı partilerden olsak da milletvekillerine sesleniyorum: Yargının yasa yapma hakkı mı var?" dedi

27.03.2026 17:13:00
Haber Merkezi
'Yargının yasa yapma hakkı mı var?'
'Yargının yasa yapma hakkı mı var?'
CHP Sözcüsü ve İstanbul Milletvekili Zeynel Emre, Silivri Dayanışma Merkezi'nde düzenlediği basın toplantısında, İBB Davası'na dair açıklamalarda bulundu. İBB Davası'nın yapıldığı Silivri Cezaevi'nin Türkiye'nin yakın tarihinde "kumpas davalarıyla insanlara eziyet çektirilen bir yer olarak" anıldığını, savcılığın davaya dair belgeleri "sürekli iktidar yandaşlarına ve destekçilerine" sızdırdığını ileri süren Emre, "Cumhuriyet Halk Partisi'nin suçu, buralarda yatan, cezaevinde yatan arkadaşlarımızın temel suçu şudur: Cumhuriyet Halk Partisi yıllar sonra, 31 Mart 2024 tarihinde yerel iktidarı elde etmiştir ve Türkiye'de yurttaşlarımızın yaşadığı yüzde 70'den daha fazla bir bölgede iktidar olmuştur. Ve istikrarlı bir şekilde de oyu yüzde 34 ve üzerinde olmak üzere Türkiye'nin birinci partisidir. O nedenle halkın iradesini ancak kendi kazandığı vakit tanıyan Sayın Erdoğan ve arkadaşları tarafından kumpasa maruz bırakılmıştır" ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Aralık 2024'te "Cumhuriyet Halk Partili belediyeleri bir silkeleyin" açıklamasının ardından CHP'li belediyelere, Ekrem İmamoğlu'nun Cumhurbaşkanı adaylığının açıklanmasının ardından İBB'ye ve İmamoğlu'na yönelik operasyonların başladığını vurgulayan Emre, şunları kaydetti:

"Görülmemiş bir şekilde 35 yıl öncesinden elde ettiği diplomasının iptaline yönelik yazılar yazıldı. Savcılık birden fazla kez çağrıda bulundu. 'Hadi diplomayı iptal et' baskısı ve günün sonunda da yetkili olmayan bir kurum tarafından, gözaltına alınmadan bir gün önce diploması iptal edildi. Şimdi buna kimse tesadüf olarak bakılamaz. Bu, Türkiye'deki seçme seçilme iradesine saldırıdır. Millî iradeye saldırıdır. Bu ülkede insanların kendi kaderini kendisinin belirlemesine yönelik anayasal hakkına müdahaledir. 19 Mart, şafak baskını oldu. O gün o dosya içerisinde neler söylemişlerdi? O dosya içerisinde dediler ki: 'Efendim çok delil var, 560 milyarlık soygun var, dosya delillerle dolu.' Bütün söylenenler bunlardı değil mi? Ve bir yandan da yolsuzluk dosyasıyla paralel bir şekilde terör soruşturmasından bahsettiler. Neymiş efendim? Kürt kökenli yurttaşlarımız, Cumhuriyet Halk Partisi'nin vesile olmasıyla İstanbul'da Belediye Meclisleri'nde görev almışlar. Bunu suç unsuru olarak gördünüz. Görevden uzaklaştırma uygulamaları, bu terör kisvesi altında bununla ilişkilendirilerek kent uzlaşmaları altında Esenyurt ve Şişli Belediye Başkanlarımız, bakın, görevden uzaklaştırıldı. Günün sonunda oradaki suçlamalardan aklanmasına, bir tutukluluğun tahliye olmasına, diğerine yönelik o soruşturmadan ötürü tahliye kararı verilmesine karşın, bu kez de hiç yeri olmamasına rağmen alelacele hukuki gerekçelerle ikinci bir tutuklama kararı çıkarttınız.

"Yargının yasa yapma yetkisi var mıdır?"

Dosyalara baktığımız zaman, tutuklandıktan sonra 'Eğer hakkındaki suçlamayı kabul edersen, eğer Sayın İmamoğlu'nu suçlarsan, Sayın İmamoğlu'yla birlikte görev yapanları suçlarsan serbest kalırsın; aksi hâlde tüm malı mülkün bunlara el konulur, bir de üstüne kendi aile bireyleri de tutuklanır' şeklinde baskıların geldiği görülmüştür.

Yargının yasa yapma yetkisi var mıdır? Yasa yapma yetkisi Meclis'in tekelinde, münhasıran Meclis'e verilmiş bir yetkidir. Milletin temsilcileri gider yasa yapar. Ancak bizim bu soruşturmada gördüğümüz husus şudur: Yargı burada kendine göre yasa yapmaktadır. Bakın ne demek istediğimi şöyle bir örnekle ifade etmek istiyorum. Bugün bizim kanunumuzun, Türk Ceza Kanunu'nun 254'üncü maddesi etkin pişmanlıkla ilgili hükmü düzenlemiştir. Arkadaşlarımıza, burada tutuklulara, burada itirafçı olanlara yönelik ilk suçlama rüşvet soruşturmasıdır. Halbuki Türk Ceza Kanunu 254'üncü maddesi rüşvet suçunda etkin pişmanlık hükümlerini düzenler. Bunun için şartlar, etkin pişmanlıktan yararlanmak için bir rüşvet anlaşmasının yapılması ancak henüz soruşturmada yetkili makamlarca bir işlem yapılmamış olmasıdır. Yani bir kimseyi rüşvet soruşturmasından tutuklarsanız, o kişinin artık tutuklandıktan sonra etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanması diye bir şey söz konusu olamaz. Halbuki buradaki dosyada 'ben suçsuzum' diyenlerin içeride, 'ben onlarca rüşvet suçu işledim ama bu da şu işin içindeydi, onu da gördüm, bu da suçlu' diyenlerin dışarıda olduğu, kanunun hilafına, yargının yarattığı bir düzenle karşı karşıyayız. Ve bu suçlamalar da tabii o kadar düzmece olduğu süreç içerisinde anlaşıldı ki şimdi burada ben size bazı örneklerle paylaşacağım. Mesela denildi ki: 'Duymuştum, bana öyle geliyordu, bana böyle söylemişlerdi, anlatılan buydu'. Bizim bildik anlamda tanıktan, görgüye dayalı, kendi gözleriyle gören, kulağıyla duyan bir tanıklığın bulunmadığı görüldü. Bir kamera kaydı, bir ses kaydının bulunmadığı görüldü. Ve böyle arkadaşlarımız bir yıl boyunca cezaevinde tutuldular. Buradaki itirafçıların bir kısmı mahkeme salonuna geldi. Dedi ki: 'Bana baskı yapılmıştı, ben bunu söylemedim.' Tıpkı bizim daha önce söylediklerimizi doğrular vaziyette konuştu.

"İnsanların yaşananları duymasını, bilmesini, görmesini, dinlemesini istemiyorlar"

İlave olarak, dosyadaki gizli tanık ifadesine göre, ki gizli tanık bizim hukuk sistemimizde terör dosyalarında kullanılabilir, alelade her dosyada gizli tanık kullanamazsınız. Buna karşın gizli tanık Meşe'nin ifadesine göre insanlar tutuklandı, dosya açıldı, Meşe yok. Gizli tanıklıktan vazgeçmiş. 'Bana vadettiklerinizi yerine getirmediniz' diyor ve tanıklıktan vazgeçiyor. Bakıyorsunuz 560 milyar TL'lik yolsuzluk. Nerede bu arkadaşlar? Hangi MASAK raporunda yazıyor bu? Nerede böyle bir kamu zararı oluştu? Buna ilişkin bir tespit var mı? Yok. Peki suç örgütü kavramı nasıl? Örgüt kurulmuş. Efendim şüpheliler, Ekrem İmamoğlu liderliğinde bir araya gelmişler.

Hedefleri önce ilçe belediyesini, belirtilmiş ilçe belediyesini kazanmak, sonra İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ni kazanmak ve Cumhurbaşkanlığı seçimini kazanmak. Bir defa sizin izlediğiniz yol ve talebiniz meşruysa ortada bir örgütten söz edemezsiniz. İnsanlar böyle hayaller de kurabilir, böyle çalışabilir de, Cumhurbaşkanlığı hayali kurup aday da olabilir. Siz bunu bir ceza yargılamasında örgütlü suçun kapsamına alamazsınız. Bakın 1 yılı geçti. Peşinen cezalandırma var. Yargılama daha yeni başladı. Çünkü bu dosyada 10'dan fazla kişi hakkındaki iddialar doğru bile kabul edilse şu anda yaptıkları süre itibarıyla bizim infaz kanunumuza göre cezasını çekmiş olacak. Yani belli sayıda insanın ceza almasıyla mahkûm olması arasında teorik olarak bir fark kalmamış oluyor. Çekilecek ceza yatılmış. Ve bakın böylesine bir yargılamada olabildiğince şeffaf olunması, televizyon ekranlarından paylaşılması gerekirken olabildiğince tecrit edilerek insanların yaşananları duymasını, bilmesini, görmesini, dinlemesini istemiyorlar. Basından milletvekillerine kadar, bir kısıtlama ve sınırlandırma, izleyicilere kadar her aileden bir kişi uygulamasına kadar. Dolayısıyla kendi yaptıklarına, yazdıklarına güvenemeyenlerin çekinceleri işte bu kara propagandayla insanların kafasını karıştırmaya devam ediyorlar. Bizim bu konudaki canlı yayın talebimizin de iki kere değişiklik önerimizin AKP ve MHP oylarıyla Meclis'te reddedildiğinin altını çizelim."

Ekrem İmamoğlu hakkındaki davaların neredeyse tamamının hakimlerinin değiştirildiğine dikkat çeken Emre, İBB Davası'nda yargılamanın sıralamasına itiraz ederek, şöyle konuştu:

"Şimdi ifadeler alınıyor, bir sıralama yapılmış. O sıralamaya göre kimisi geçen hafta dinlendi, kimisi 3 ay sonra dinlenecek. Ama bakın bizim hukukumuzda açıktır: Aynı fiilden ötürü suçlanan kimselerin aynı anda dinlenmesi lazım. Halbuki aynı olayla suçlananlar, biri bugün dinleniyorsa bir diğeri 2-3 ay sonra dinlenecek. Mahkemedeki acemilikler diz boyu. 2 yargıcın görev süresi 2 yılın altında, bir diğerinin 7 yıl. Ve hâl böyleyken de böylesine bir ağır ceza duruşmasını yönetebilecek tecrübe eksikliği görülüyor. Görülüyor ki ilk günden yoklama almadan başlayarak, dosyada vekâleti ve müdafii ilişkisi olmayan avukatın cübbesiz söz almasına kadar, salona ilişkin uygulamaların durmadan değiştirilmesine kadar bir gün şurada izleyebilirsiniz basına, bir gün şurada oturabilirsiniz. Bir başka gün milletvekilleri girer, bir başka gün giremez. Seyirciler dışarı, içeri gibi bir keyfilik söz konusu olduğunu görüyoruz. Ve dediğimiz gibi bu, Cumhuriyet Halk Partisi'ne yönelik bir baskı ve sindirme operasyonu en önemli ayak başlangıçlarından biri olduğu için şu hususun da altını çizmek isterim.

"Burada çok açık bir şekilde bir düşman hukuku uygulanıyor"

Bakın bu dosyada yargılanıyorsunuz. Duruşma salonu burada, cezaevi burada. Burada yargılanan biri neden durup dururken Afyon'a gönderilir? Balıkesir'e gönderilir, Kocaeli Kandıra'ya, İzmir'e gönderilir? Neden Tekirdağ'a gönderilir, Çorlu'ya gönderilir? Başka bir dosyada bunu göremezsiniz. Çünkü usul ekonomisine aykırıdır. Çünkü o masrafı boşu boşuna Adalet Bakanlığı yapmak istemez, haklı olarak. Ama bu dosyada daha fazla eziyet olsun, ailelere eziyet olsun, psikolojik işkence olsun diye biz bunu da gördük. Bir diğer konu, suçun cezanın şahsiliği ilkesi binlerce yıldır hukuk tarihinde olan bir ilkedir. Ama öylesine büyük bir organize kötülük var ki bir aileden birini tutukluyorsunuz. Sonra tutukladığınız kişi istediğiniz ifadeyi verirse bırakıyorsunuz. İstediğiniz ifadeyi vermezse ta dedesinden kalan tarlaya da el koyup devrediyorsunuz. Oğlunu tutukluyorsunuz, ağabeyini tutukluyorsunuz, yeğenini tutukluyorsunuz. Niye? Efendim konuş. Şimdi bakın dosyanın sanıklarından Fatih Keleş. Şu soruyu soralım burada. Bugün Fatih Keleş 'ben itirafçı oldum' dese, kendi oğlu, ağabeyi ve yeğeni ister ifade versin vermesin, hakkındaki suçlama ne olursa olsun, olduğu gibi tahliye olur mu? Olur. İşte düzen böyle bir düzen. Burada çok açık bir şekilde bir düşman hukuku uygulandığının altını çizelim. Bu görülmüş iş değildir."

"Savcı, Şahan'a tek bir soru soramadı"

Devam eden İBB Davası yarglamalarında yaşananlara dikkat çeken Emre, Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık ve Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan'ın ifadelerinde hem hizmetlerini anlattıklarını hem de kumpası tüm boyutlarıyla ortaya çıkardıklarını söyledi.

Emre, sözlerine şöyle devam etti:

"Düşünün, saatler boyu, neredeyse tam bir gün Resul Emrah Şahan, Şişli Belediye Başkanımız ifade verdi. Ve bu ifadenin sonunda Cumhuriyet savcısı kendisine tek bir soru dahi soramadı. Mahkeme hâkiminin de 4 tane sorusu oldu. Yani onlarca iddiayla karşı karşıyasınız, derdinizi anlatıyorsunuz, 1 yıldır içeride yatıyorsunuz ve şehir rantına, şehrin betonlaşmasına karşı ne tip önlemler alındığını, gökdelenlerin şehri nasıl kötü bir hâle soktuğunu, deprem toplanma alanı yapılması gerektiğini ifade ettiğinde, oradaki büyük inşaat projelerinin kendisine yönelik nasıl kumpaslar kurduğunu, aleyhine ifadeler verdiğini, bu sayede atanan kayyumla birlikte de 16 kat fazla inşaat yaptığını bunların hepsini tek tek anlattı. Ve kimsenin kendisine söyleyecek, kendisini sıkıştıracak bir sorusu dahi olmadı. Aynı şekilde Murat Çalık, kendisi hakkında iddiada bulunan kişiler, baktığınız zaman çok çarpıcı. Çünkü bakın Uğur Güngör isimli bir kişi, 2010 Ağustos'ta Murat Çalık hakkında Büyükçekmece Savcılığı'nda suç duyurusunda bulunuyor. Birtakım iddialar. Büyükçekmece takipsizlik veriyor. İlgili kişi itiraz ediyor. Üst ceza 'takipsizlik kararı doğrudur' diyor. Daha sonra Yargıtay ilgili dairesine itirazdan gidiyor. Ve orada işin esası değil ama usulden Murat Çalık ifadesi alınmadı diye buraya geri gönderiliyor. 2020'deki o dosya bekletilip buradaki büyük Çağlayan adresli soruşturmayla birleştirme talepli gönderiliyor. Ve aynı ifadeler, takipsizlik verilen aynı ifadelere itibar edilerek hakkında iddianame tanzim edilebiliyor.

Şimdi tabii bu hukuk anlayışı değil. Buradan bir kez daha ifade edelim. Bugüne kadar hakkında tek bir sabıka olmayan, tek bir suçlama olmayan, bulunduğu yerde yaptığı işlerle, başarılarla anılan, bugün Beylikdüzü'yle Esenyurt arasındaki farka bakarsanız; birisi şehircilik anlayışına uygun, bilime dayalı, çağdaşlığı ön plana alarak halkın refahını, huzurunu ön plana alarak inşa edilen bir kent, arada bir köprü var. Öteki de şehir suçları mücessem hâline gelmiş, AKP'nin yönetimindeyken sürekli inşaatta rant odaklı, nüfusu 1 milyonu geçecek şekilde gelişmiş, dolaşmış bir yapı hâline gelmiş bir kent. O kenti o hâle getirenlere soruşturma açmıyorsunuz. Ama ömrünü Beylikdüzü'ne adamış, orayı güzelleştirmek için adamış Sayın Murat Çalık'ı bugün sanık sandalyesine oturtuyorsunuz. Kaldı ki kendisiyle ilgili iddiaların temeli rüşvet iddiaları. Bahsettiğiniz zaman Belediye Başkan Yardımcısı değil, kamu görevlisi değil, başkan danışmanı sıfatıyla çalışıyor."

Mahkemede tahliye olabilmek için doğru olmayan beyanlarda bulunduğunu ifade eden Murat Kapki hakkında da konuşan Emre, Kapki'nin mallarını operasyondan önce devrettiğini hatırlatarak, "'Ben suçlanacağıma ilişkin birçok bilgi geldiği için mallarımın bir kısmını güvendiğim bir arkadaşıma teslim ettim.' Bunu kim diyor? Murat Kapki diyor. Kime teslim etmiş? Mallarını orada İsmail Kaan adlı kişi. 'Para mı buna verdin?' 'Malı buna verdim' diyor. Peki bu kişiye bir soruşturma yürüyor mu? Hani uçanın kaçanın gözaltına alındığı bir ortamda bu kişiye yönelik bir soruşturma var mı? Bakıyorsunuz yok. Niye? Çünkü babasıyla Tayyip Erdoğan'ın arkadaşlığı var, yakınlığı var, tanışıklığı var. Yani o kadar yakınlar ki babasının kurduğu Kaanlar Vakfı'nı vergiden muaf tutan kararnameyi de Sayın Erdoğan imzalamış. Yine bu kişinin bir oğlu emanetçi parayı almış, diğer oğluysa AK Parti İstanbul'un yönetim kurulunda, başkan yardımcısı. Hep diyoruz ya ikili hukuk, ikili hukuk sistemi. Bakın. Dosyanın sanıklarından birine açık ifadesi: 'Ben parayı şuna verdim' diyor. 'Mallarıma tedbir konulacak, param gidecek diye kendimce önlem aldım' diyor. Bir soruşturma var mı? Tabii ki yok" ifadelerini kullandı.

"Halkın hakemliğine ihtiyaç duyuyoruz"

Son bir yılda birçok yolsuzluk iddiasının ortaya atıldığını ancak bunların hiçbirinin iddianamede yer almadığını hatırlatan Emre, sözlerine şöyle devam etti:

"Şimdi biz hâl böyleyken halkın hakemliğine ihtiyaç duyuyoruz. 'Gelin canlı yayınlayın' diyoruz, reddediyorlar. İddianameye ilişkin internet sitesi kuruyoruz, derdimizi anlatıp kapatıyorlar. Sayın İmamoğlu'nun derdini anlatmak için kullandığı hesapları kapatıyorlar.

Gelelim başka çarpıcı noktaya. Bu iddianamenin en önemli örgüt üyelerinden biri sözüm ona casus Hüseyin Gün. İmamoğlu'yla ilişkisine bakıyorsunuz; ömrü hayatında seçim kazandıktan sonra belediyede bir fotoğraf çektirmiş, tebrik etmeye gelmiş. Bir daha görmüş mü? Görmemiş. Ondan önce görmüş mü? Görmemiş. Hiç konuşmuş mu? Konuşmamış. Ama 402 sanıklı böyle bir dosyanın en önemli isimlerinden biri, örgüt yöneticisi. Nasıl oluyor bu? Dedim ya, yargının yasa yapma yetkisi mi var? Bizim kanunumuzda böyle bir örgüt tarifi mi var? Böyle bir ilişki şekli mi var? Bu da yok.

Şimdi bakın, her şey tesadüf öyle mi? Bu iddianame yayımlanmadan 5 gün önce kamuoyunda etkili bazı gazeteciler gözaltına alınıyor. 'Aman ha, bak iddianame çıkacak, aman ses çıkarmayın.' Ve bu kişilerin isimlerini de çeşitli gizli tanık ifadelerinde geçiriyorlar. Ama bir tutarlılık da yok. Bakın Sayın Dilek İmamoğlu'nun hem iki ağabeyi de ipe sapa gelmez iddialarla tutuklu. Dosyalar bomboş. Biriyle ilgili iddia, iddiayı doğrulayan hiçbir delil yok. Uyuşturucu kullandığı iddiası var. 'Hayatımda kullanmadım, saç örneği alın' diyorlar. 'Gerek yok' deniyor, tutuklanıyor. Bugün test sonuçları temiz çıktı. Peki kendisi nerede? Tutuklu hâlde. Hâlâ tutuklu.

"Farklı partilerden olsak da milletvekillerine sesleniyorum..."

Bakın aldıkları kişilerde ortak bir şey var. Yarattıkları bir 'sistem' söylemi. Özellikle birinci ve ikinci dalga operasyonlardan sonra kimi alsalar hemen peşine 'sistemden bahset', 'sistem' deyip duruyorlar. Ve bahsettikleri akış esasında bir belediyenin aleni, hani bir gizli örgüt diyorlar ya, internet sitesindeki yönetim şeması. Ve şoför duyumları. Bakıyorsunuz sürekli şoförlere yönelik operasyonlar. Acaba ağızlarından, birlikte dolaştıkları vakitler itibarıyla bir söz alabilir miyiz? Elde delil var mı? Yok.

Bunun en son örneği de kıymetli yurttaşlarımız; Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Muhittin Böcek. 2 şoförüne yönelik, yanındaki yardımcılarına yönelik gözaltı ve tutuklama. Bakın nöbetçi sulh ceza hâkimliğine sevk yazısı yanımda. Bu kişileri nerede, kimle, hangi görüntü, hangi ses kaydı, hangi tanık? Bir rüşvet verdiği, aracılık ettiği görülmüş mü, duyulmuş mu? Ne zaman ki Sayın Genel Başkanımız, Adalet Bakanı'nın mal varlığıyla ilgili bazı evrakları kamuoyuyla paylaştı; döndü dolaştı, Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı'nın bir Manisa ziyareti var. Manisa savcılığı değil, Antalya savcılığı değil, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı bu 2 kişiyi gözaltına aldı ve tutuklattı. Bunların hukukta yeri yok. Bugün bu ülkenin seçilmişlerine sesleniyorum, farklı partilerden olsak da milletvekillerine sesleniyorum: Yargının yasa yapma hakkı mı var? Yasada yazmayan, bulunmayan, uygulaması olmayan, aksine yasanın varlığı durumunda tersini uygulayan bir hukuk düzeninden bahsediyoruz. Bu böyle sürdürülemez. Biz bugün burada yaşanan hukuksuzlukları dile getirdik ve şunu ifade ediyoruz: Bu sadece Cumhuriyet Halk Partisi'nin bir problemi değildir. Sadece İmamoğlu'nun, oradaki tutuklu arkadaşların, ailelerin problemi değildir. Bu, bizzat Türkiye Cumhuriyeti'nin Anayasası'nda yer alan en temel haklara saldırıdır. Onun mücadelesidir, onun karşılığıdır bu. Biz arkadaşlarımızla bu dayanışmayı devam ettireceğiz."

Etimesgut Belediye Başkanı Beşikçioğlu'ndan 'operasyon' açıklaması: "Siyasi bir durum söz konusu değildir"

Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığı, Etimesgut Belediyesi'nin 2025 yılı hesap ve işlemlerine ilişkin yaptığı olağan denetimler sırasında bazı usulsüzlükler tespit edilmesi üzerine soruşturma başlattı. Operasyonla ilgili Etimesgut Belediye Başkanı Erdal Beşikçioğlu tarafından yapılan açıklamada, "Konu daha önce Belediyemiz Teftiş Müdürlüğü Müfettişleri tarafından tespit edilerek savcılığa yapılan suç duyurusu ile ilgili olup Belediyemize herhangi bir şekilde 'operasyon' yapıldığı şeklinde algılanacak, siyasi bir durum söz konusu değildir" denildi

30.03.2026 12:25:00 / Güncelleme: 30.03.2026 12:33:19
İHA
Etimesgut Belediye Başkanı Beşikçioğlu'ndan 'operasyon' açıklaması: "Siyasi bir durum söz konusu değildir"
Etimesgut Belediye Başkanı Beşikçioğlu'ndan 'operasyon' açıklaması: "Siyasi bir durum söz konusu değildir"
Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığı, Etimesgut Belediyesi'nin 2025 yılı hesap ve işlemlerine ilişkin yaptığı olağan denetimler sırasında bazı usulsüzlükler tespit edilmesi üzerine soruşturma başlattı. Soruştura kapsamında 4 kişi gözaltına alındı.

Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığı, Etimesgut Belediyesi'nin 2025 yılı hesap ve işlemlerine ilişkin yaptığı olağan denetimler sırasında bazı usulsüzlükler tespit edilmesi üzerine soruşturma başlattı. Özellikle belediyeye bağlı aşevi hizmetleri, yemek alımı ve dağıtımı işlemleri ile belediyenin iştiraki olan Etimkent A.Ş'nin hesaplarında dikkat çeken bulgulara ulaşıldığı açıklandı.



Soruşturma kapsamında, Etimkent A.Ş. Genel Müdürü M.Ç, Etimesgut Belediyesi Sosyal Yardım İşleri Müdürü A.C., Etimesgut Belediyesi Sosyal Yardım İşleri Müdürlüğü Mutemeti S.K. ve Etimkent A.Ş kasa sorumlu personeli H.B. isimli şüpheliler hakkında soruşturma başlatıldığı, savcılığın talimatı ve mahkeme kararı doğrultusunda şüphelilerin hem ikametlerinde hem de iş yerlerinde eş zamanlı arama ve el koyma işlemleri gerçekleştirildiği ifade edildi. Operasyon kapsamında adı geçen 4 şüphelinin yakalanarak gözaltına alındığı bilgisine ulaşıldı.



"Belediyemize herhangi bir şekilde 'operasyon' yapıldığı şeklinde algılanacak, siyasi bir durum söz konusu değildir"

Etimesgut Belediye Başkanı Erdal Beşikçioğlu, Etimesgut Belediyesi'ne yapılan operasyona ilişkin yaptığı açıklamada, operasyonda adı geçen S.K.'nın daha önce belediye yönetimi tarafından uzaklaştırıldığını belirterek, "Daha önce belediyemiz tarafından Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığına yapılan şikayet üzerine Başsavcılık tarafından başlatılan soruşturma kapsamında, belediyemiz Sosyal Yardım İşleri Müdürlüğünde ve sermayesinin tamamı belediyemize ait olan Etimkent A.Ş.'nde görevli bazı çalışanlarımız ile ilgili gözaltı ve arama kararı alındığı kamuoyuna açıklanmıştır. Konu daha önce Belediyemiz Teftiş Müdürlüğü Müfettişleri tarafından tespit edilerek savcılığa yapılan suç duyurusu ile ilgili olup Belediyemize herhangi bir şekilde 'operasyon' yapıldığı şeklinde algılanacak, siyasi bir durum söz konusu değildir. Belediyemiz tarafından daha önce başlatılan soruşturma neticesinde adı geçen memurlardan S.K. daha önce Belediyemiz tarafından görevden uzaklaştırılmış olup, söz konusu personel 11 Eylül 2025 tarihinde belediyemiz ve şirketimiz tarafından müşteki sıfatıyla savcılığımıza şikayet edilmiştir. Sürmekte olan adli işlemler belediyemiz tarafından da yakından takip edilmektedir. Süreç içerisinde ayrıntılı açıklamalar belediyemiz tarafından kamuoyuyla şeffaf bir biçimde paylaşılacaktır" diye konuştu.

Bursa'da Ürünlü Deresi taştı: Araçlar mahsur kaldı

Bursa'nın Nilüfer ilçesi Ürünlü mahallesindeki Ürünlü deresi taştı, araçlar fabrika bahçelerinde mahsur kaldı. Yüzlerce dönüm ekili alan da sağanak sebebiyle sular altında kaldı. Daha önce kuruyan Ürünlü deresinin taşması bölge sakinlerini de endişelendirdi. Taşan dere dron ile de görüntülendi

30.03.2026 12:11:00 / Güncelleme: 30.03.2026 12:15:37
İHA
Bursa'da Ürünlü Deresi taştı: Araçlar mahsur kaldı
Bursa'da Ürünlü Deresi taştı: Araçlar mahsur kaldı
Bursa'da dün akşamdan beri aralıksız yağan yağmur ile birlikte, toprak kaymaları ve taşmalar meydana geldi. Bursa'da Nilüfer ilçesine bağlı Ürünlü Mahallesi'nde bulunan dere, yoğun yağışın etkisiyle taştı.



Yollar sular altında kalırken, fabrika bahçelerinde ise araçlar mahsur kaldı. AFAD, Bursa Büyükşehir Belediyesi Afet Daire Başkanlığı ekipleri ve itfaiye olay yerine gelirken, trafik ekipleri de yolu araç trafiğine kapattı.



Meteorolojik tahminlere göre Bursa genelinde yağışların hafta boyunca devam etmesi bekleniyor. Yetkililer, dere yataklarına yakın bölgelerde yaşayan vatandaşları dikkatli olmaları konusunda uyardı.

Sahte plakalara 140 bin lira ceza yazılacak

İçişleri Bakanlığı sahte plakalara 1 Nisan'dan itibaren 140 bin lira ceza yazılacağını ve erteleme olmayacağını bildirdi

30.03.2026 11:39:00 / Güncelleme: 30.03.2026 13:31:19
İhlas Haber Ajansı
Sahte plakalara 140 bin lira ceza yazılacak
Sahte plakalara 140 bin lira ceza yazılacak
İçişleri Bakanlığı Basın Müşaviri Hasan Öymez, trafik kanunuyla ilgili yapılan düzenlemeler hakkında, "Sahte plakalara 1 Nisan'dan itibaren 140 bin lira ceza yazılacak, erteleme yok" ifadelerini kullandı.

Öymez, trafik kanunundaki düzenlemelerle ilgili sosyal medya hesabından açıklamalarda bulundu. Kanuna aykırı kabul edilen plakaları değiştirme süresinde herhangi bir değişiklik olmadığını belirten Öymez, şu ifadelere yer verdi:

"Sahte plakalara 1 Nisan'dan itibaren 140 bin lira ceza yazılacak. Erteleme yok. Hatalı da olsa TŞOF'tan alınmış plakalara ceza yazılmayacak. Süreç içinde değiştirilmeleri sağlanacak. Multimedya ekranlar ve hoparlör-ses sistemlerine ilişkin standartlar ise yakında duyurulacak olan yönetmelikle belirlenecek."

1 polisin şehit olduğu kaza yeri havadan görüntülendi

Kuzey Marmara Otoyolu’nda 1 polis memurunun şehit olduğu ve 16 polis memurunun yaralandığı kaza yeri dron ile görüntülendi

30.03.2026 11:09:00
İhlas Haber Ajansı
1 polisin şehit olduğu kaza yeri havadan görüntülendi
1 polisin şehit olduğu kaza yeri havadan görüntülendi
Kuzey Marmara Otoyolu'nda 1 polis memurunun şehit olduğu ve 16 polis memurunun yaralandığı kaza yeri dron ile görüntülendi.

Kuzey Marmara Otoyolu Başakşehir - Habipler bağlantı yolunda yağmur nedeniyle kayganlaşan yolda 34 LHU 912 plakalı polisleri taşıyan servis minibüsü ve EYG 499 plakalı otomobil kazaya karışmıştı. Polis minibüsü bariyerlere çarparak dururken, otomobil ise orta refüje uçmuştu.

Kazada serviste bulunan 1 polis memuru şehit oldu, 16 polis memuru ise yaralanmıştı. Kaza alanı dron ile görüntülendi. Görüntülerde kazaya karışan araçlar ve ekiplerin çalışması yer alıyor.

Gözaltına alınan Başkan Yalım'a ait iş yerlerinde arama yapıldı

Uşak Belediye Başkanı Özkan Yalım'ın hakkında yürütülen "rüşvet" soruşturması kapsamında gözaltına alınan Yalım'a ait iş yerlerinde arama yapıldı. Yapılan aramada çok sayıda dijital materyale el konuldu

30.03.2026 02:26:00 / Güncelleme: 30.03.2026 06:30:25
İHA
Gözaltına alınan Başkan Yalım'a ait iş yerlerinde arama yapıldı
Gözaltına alınan Başkan Yalım'a ait iş yerlerinde arama yapıldı
İstanbul Emniyet Müdürlüğü Mali Suçlarla Mücadele Şubesi ekipleri, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca Uşak Belediye Başkanı Özkan Yalım hakkında "kişi ve firmalardan rüşvet aldığı" iddiasıyla yürütülen soruşturma doğrultusunda 27 Mart günü operasyon düzenledi.



Uşak, Kocaeli ve Ankara'daki eş zamanlı düzenlenen operasyonda aralarında Yalım'ın da bulunduğu 13 şüpheli gözaltına alınmıştı.



Gözaltına alınan Başkan Yalım ve 12 kişi aynı gün İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü'ne götürülmüştü.



Başkan Yalım'ın Uşak'taki iş yerlerinde arama yapıldı



Soruşturma kapsamında Yalım'ın Kaşbelen köyü yakınlarında bulunan otel ve eğlence mekanlarında jandarma ve polis ekiplerince arama yapıldı. Yapılan aramada çok sayıda dijital materyale el konuldu.

İslam dünyası üzerine oynanan oyunlar

"Hıristiyanlığa hiçbir yararı olmayan Haçlı savaşları gibi Moğol hücumları plansız ve amaçsız başlatıldığı için onca yağma, yıkma ve tahribata rağmen İslam'ı yok edemedi

29.03.2026 00:10:00
Haber Merkezi
İslam dünyası üzerine oynanan oyunlar
İslam dünyası üzerine oynanan oyunlar
"Hıristiyanlığa hiçbir yararı olmayan Haçlı savaşları gibi Moğol hücumları plansız ve amaçsız başlatıldığı için onca yağma, yıkma ve tahribata rağmen İslam'ı yok edemedi.

Ancak bizim İslam ile olan savaşımız Moğollar gibi sadece birtakım askeri harekatlar, yakıp yıkmalar, yağmalar değildir. Bu işte pek acelemiz yoktur.

Büyük Britanya Devleti çok ciddi bir mütalaa ve çok iyi bir planlama ile İslam'ı yok ediş için adım atacaktır. Ve düzenli dakik planların uygulanmasını sabırla izleyecektir. Sonunda amacına ulaşacaktır." Bunu kim diyor? İngilizler diyor. Adamların maksadı 'sen ne dersen de' budur…

İçimize yüzlerce yerli ajan yerleştirdiler



Doğrudan, cephe halinde saldırıldığında siz, tepkinizi koyuyorsunuz. Ama ajanı bizzat kendi içinizde tuttuğunda tepkinizi koyamıyorsunuz. Akrabası var, dayısı, amcası, hısımı, sülalesi var; onun yanında yer alıyor.

İşte bu adamcağızlar maalesef işi böyle yaptılar. İslam dünyasında kendilerine, ajanlar yetiştirdiler ve bunlara vazifeler verdiler. Onlar bu vazifelerini icra ediyorlar. Adam sadece adam tutmadı, mezhep bile kurdurdu.

Hampher bir zattan bahsederken bakın ne diyor: "Yüksekten uçan ve egoist bir kişiliği olan Muhammed b. Abdulvahab'ı yavaş yavaş etkilemeye başlamıştım. O da, benim güvenimi daha fazla kazanmak için kendisini olduğundan daha bağımsız ve kayıtsız göstermeye çalışıyordu.

Bir keresinde ona dedim ki, 'Acaba cihat vacip midir?' Dedi ki; 'Nasıl vacip olmaz! Allah şöyle buyuruyor: 'Kafirlerle savaşınız.'

Buna karşılık Allah, 'kafirlerle, münafıklarla savaşınız' buyuruyor. Oysa Peygamber, münafıklarla savaşmadı, dedim. O halde kafirler ile de söz ve davranışta cihat etmek vaciptir, dedim.

O, 'Hayır! Peygamber cihat meydanlarında kafirlerle cihat etmiştir' dedi. Ben de yine, Peygamber, kendini savunmak için kafirlerle savaşıyordu. Zira onu öldürmek istiyorlardı, deyince, Muhammed tasdikler mahiyette başını sallayarak susmayı tercih etti. Ben de işimde başarılı olduğumu hissettim."



Hampher devamla: "Bu adama, bu tarihten sonra amacım Vehhabi şahsiyetinin liderlik fikrini telkin etmekti. Onun ruhunu etkileyerek Müslümanların idaresi için Sünni ve Şiilikten başka üçüncü bir yolu ona önermeye başladım" diyor.

O zaman İslam dünyasında Sünnilik ve Şiilik vardı. İngiliz Sömürgecilik Bakanlığı diyor ki, "Orada yeni bir mezhep vücuda getireceksiniz ki bu ikisinin dışında üçüncü bir kaynak olsun ve bir fitne çıkartsın."

Devam ediyor; "Bu hedefime erişebilmek için onun fikrine saygı duydum. Ye onu körü körüne bağlı olduğu her şeyden temizlemeye çalıştım. Onu, yükseklerden uçan özgür düşünce duygusu güçlendiriyordu. Safiye de bu konuda bana yardımcı oluyordu. Zira Muhammed ona delice aşıktı.

Safiye denilen kadın da Yahudi asıllı bir kadındır. O bölgenin gençliğinin ahlakını bozmak için gönderilmiş bir misyonerdir. O da böyle bir faaliyet içerisindedir.

Devam ediyor: "Kısacası Safiye, sabır ve selahiyeti şeyhten almıştı. Onu evlendirdikten üç gün sonra evlerine gittim. Bu sefer ki konuşmamız şarabın haramlığı konusunda olacaktı."

Bu eseri biz bir adamı kötülemek maksadıyla yazmadık. Bir vakıayı ortaya koymak istedik. Suud yarımadasında Sünni bir akait vardı. Bu akaidin yer değiştirmesi lazımdı. Bir taraftan İngilizler Hicaz bölgesinde Şerif Hüseyin'i, İstanbul merkez, iradesine karşı "Sen peygamber soyundan, asil bir sülaledensin. Hilafet senin hakkındır" sözleriyle hazırlarken, diğer taraftan da ola ki Şerif Hüseyin başlarına bela olur diye de Suud'da yeni bir mezhebin temelini atıyorlar. O mezhep sayesinde de Şerif Hüseyin'i hallediyorlar. Onun için bu mevzuyu konu aldım." (Prof. Dr. Haydar Baş, Niçin Türkiye eseri 3. Bölümden) 

Dicle Nehrine petrol karıştı

Cizre'de boru hattındaki sızıntı nedeniyle petrol Dicle Nehrine karıştı, ekipler arızayı giderdi

28.03.2026 22:07:00 / Güncelleme: 28.03.2026 23:30:55
İhlas Haber Ajansı
Dicle Nehrine petrol karıştı
Dicle Nehrine petrol karıştı
Şırnak'ın Cizre ilçesinde boru hattındaki sızıntı nedeniyle petrol Dicle Nehri'ne karıştı. Meydana gelen arıza, TPAO ekipleri tarafından giderildi.

Edinilen bilgilere göre, Cizre ilçesi ile Kasrik beldesi arasında kalan bölgeden geçen Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığına (TPAO) ait ham petrol boru hattında henüz belirlenemeyen nedenle yaşanan patlak sonrası çevreye saçılan petrol Dicle Nehri'ne karıştı.



Nehir yüzeyi ham petrolle kaplanırken, çevreye kötü bir koku yayıldı. Durumun bildirilmesi üzerine bölgeye TPAO ve ilgili birimler yönlendirildi. Boru hattındaki petrol akışını kesen ekipler, sızıntının yaşandığı noktada onarım çalışmasını kısa sürede tamamlayarak sızıntıyı giderdi. Belediye ekipleri, söz konusu kirlilik nedeniyle arıtma tesisini geçici olarak durdurup, ilçeye su akışını kesti.



Çocukları ile beraber parkta dolaşırken petrol kokusu aldıklarını belirten Serdar Kerimoğlu, petrol kokusunun nereden geldiğini anlamaya çalışırken nehir üzerinde petrol tabakasını gördüklerini söyledi. Kerimoğlu, "Şu an nehirde neredeyse petrol akıyor. Bu sızıntı canlı varlıklar için de tehlike arz ediyor. Bunun için yetkililerden ricamız bu sızıntının hemen giderilip, nehirde gerekli temizliğin yapılmasıdır" dedi.

Olayla ilgili inceleme başlatıldı.

Uludağ'da Mart sonunda kar sürprizi

Uludağ'da mart ayının son haftasında etkili olan kar yağışı ve fırtına, bölgeyi adeta yeniden kışa döndürdü. Hava sıcaklıklarının ani düşüşüyle birlikte başlayan yoğun kar yağışı, kısa sürede etkisini artırarak yüksek kesimlerde tipi şeklinde görüldü

28.03.2026 17:40:00 / Güncelleme: 28.03.2026 17:42:34
İHA
Uludağ'da Mart sonunda kar sürprizi
Uludağ'da Mart sonunda kar sürprizi
Bursa kent merkezinde dün bahar havası hissedilirken, bugün Uludağ'da yaşanan ani değişim hem vatandaşları hem de turizm işletmecilerini şaşırttı.

Özellikle zirveye yakın bölgelerde görüş mesafesinin yer yer düştüğü, rüzgarın etkisiyle kar fırtınası çıktı.



Yetkililer ise fırtına nedeniyle sürücüleri dikkatli olmaları konusunda uyardı.

Kar kalınlığının yeniden artış gösterdiği Uludağ'da, yağışın aralıklarla devam etmesinin beklendiği öğrenildi.

Sessiz tehlike ağızda başlıyor!


 
Ağız ve diş sağlığının yalnızca diş çürüğü ya da diş kaybı ile sınırlı olmadığını, tüm vücut sağlığınızı doğrudan etkileyen kritik bir öneme sahip olduğunu biliyor muydunuz? “Basit bir diş eti kanaması” denilerek yeterince önemsenmeyen sorunun hayati riske dahi yol açabildiğini?

28.03.2026 14:40:00
MURAT ÇORBACI
Sessiz tehlike ağızda başlıyor!
Sessiz tehlike ağızda başlıyor!

Ağız ve diş sağlığının yalnızca diş çürüğü ya da diş kaybı ile sınırlı olmadığını, tüm vücut sağlığınızı doğrudan etkileyen kritik bir öneme sahip olduğunu biliyor muydunuz? "Basit bir diş eti kanaması" denilerek yeterince önemsenmeyen sorunun hayati riske dahi yol açabildiğini? Hatta kalp krizi riskinin diş etinden başlayabildiğini? Diş Eti Hastalıkları Uzmanı (Periodontolog) Prof. Dr. Ülkü Noyan, özellikle diş eti hastalıklarının kalp ve damar hastalıklarıyla güçlü bir bağlantısı olduğunu belirterek, Alzheimer ve kanser sürecini de olumsuz etkilediğini, buna karşın toplumdaki farkındalığın hala son derece yetersiz olduğunu vurguluyor.

Prof. Dr. Noyan, ağız ve diş sağlığının önemine yönelik çarpıcı bilgiler verdi; alınacak basit ama etkili 7 yöntemi anlattı.
1. Günde en az iki kez, özellikle gece yatmadan önce dişlerinizi fırçalayın.
2. Doğru teknik ve size uygun diş fırçası için mutlaka diş hekiminin önerisini alın.

3. Günde en az bir kez diş ipi ya da arayüz fırçası kullanın. Bakteriler en çok, diş fırçasının ulaşamadığı alanlarda birikir.
4. Ağız kokusunun ve bakterilerin önemli kaynaklarından biri dil yüzeyidir. Bu nedenle mutlaka dilinizi de temizleyin.

5. Ağız gargarasını hekim önerisi olmadan kullamayın. Çünkü gargaralar yararlı bakterileri de yok ederek damar sağlığı için gerekli olan nitrit oksit üretimini azaltabilir. Ayrıca alkollü gargaralar, özellikle sigara kullanan bireylerde kanser riskini artırabilir.

6. Her gün yeterli su için. Tükürük ağız içini koruyan doğal bir savunmadır. Ağız kuruluğu yaşayan bireylerin gün boyunca suyu yudum yudum tüketmesi büyük önem taşır.
7. En az 6 ayda bir mutlaka diş hekimine gidin. Yapılan kontroller, yalnızca diş taşı temizliği değil, zararlı bakterilerin hastalık oluşturacak seviyeye ulaşmasını önlemek için gereklidir. Çünkü temizlik yapılmasından 9-11 hafta sonra zararlı bakteriler çoğalmaya başlar.

Tuzla'da kuru yük gemisinde yangın: Çok sayıda ekip sevk edildi

İstanbul'un Tuzla ilçesinde bulunan Kuzey Star Tersanesi'nde demirli kuru yük gemisinde yangın çıktı. Henüz çıkış nedeni belirlenemeyen yangın, kısa sürede büyüyerek geminin bir bölümünü sardı

28.03.2026 04:30:00 / Güncelleme: 28.03.2026 06:11:47
İHA
Tuzla'da kuru yük gemisinde yangın: Çok sayıda ekip sevk edildi
Tuzla'da kuru yük gemisinde yangın: Çok sayıda ekip sevk edildi
İhbar üzerine olay yerine çok sayıda itfaiye, sağlık ve polis ekibi sevk edildi.



Ekipler, yangını kontrol altına almak için yoğun çaba sarf ederken, tersane çevresinde güvenlik önlemleri artırıldı.



Ekiplerin söndürme ve soğutma çalışmaları sürerken olayla ilgili inceleme başlatıldı.

logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.