logo
23 HAZİRAN 2026

'Yargının yasa yapma hakkı mı var?'

CHP Sözcüsü Zeynel Emre, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın kendi yetki alanının dışında operasyonlar yapmasını eleştirerek "Bu ülkenin seçilmişlerine, farklı partilerden olsak da milletvekillerine sesleniyorum: Yargının yasa yapma hakkı mı var?" dedi

27.03.2026 17:13:00
Haber Merkezi
'Yargının yasa yapma hakkı mı var?'
'Yargının yasa yapma hakkı mı var?'
CHP Sözcüsü ve İstanbul Milletvekili Zeynel Emre, Silivri Dayanışma Merkezi'nde düzenlediği basın toplantısında, İBB Davası'na dair açıklamalarda bulundu. İBB Davası'nın yapıldığı Silivri Cezaevi'nin Türkiye'nin yakın tarihinde "kumpas davalarıyla insanlara eziyet çektirilen bir yer olarak" anıldığını, savcılığın davaya dair belgeleri "sürekli iktidar yandaşlarına ve destekçilerine" sızdırdığını ileri süren Emre, "Cumhuriyet Halk Partisi'nin suçu, buralarda yatan, cezaevinde yatan arkadaşlarımızın temel suçu şudur: Cumhuriyet Halk Partisi yıllar sonra, 31 Mart 2024 tarihinde yerel iktidarı elde etmiştir ve Türkiye'de yurttaşlarımızın yaşadığı yüzde 70'den daha fazla bir bölgede iktidar olmuştur. Ve istikrarlı bir şekilde de oyu yüzde 34 ve üzerinde olmak üzere Türkiye'nin birinci partisidir. O nedenle halkın iradesini ancak kendi kazandığı vakit tanıyan Sayın Erdoğan ve arkadaşları tarafından kumpasa maruz bırakılmıştır" ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Aralık 2024'te "Cumhuriyet Halk Partili belediyeleri bir silkeleyin" açıklamasının ardından CHP'li belediyelere, Ekrem İmamoğlu'nun Cumhurbaşkanı adaylığının açıklanmasının ardından İBB'ye ve İmamoğlu'na yönelik operasyonların başladığını vurgulayan Emre, şunları kaydetti:

"Görülmemiş bir şekilde 35 yıl öncesinden elde ettiği diplomasının iptaline yönelik yazılar yazıldı. Savcılık birden fazla kez çağrıda bulundu. 'Hadi diplomayı iptal et' baskısı ve günün sonunda da yetkili olmayan bir kurum tarafından, gözaltına alınmadan bir gün önce diploması iptal edildi. Şimdi buna kimse tesadüf olarak bakılamaz. Bu, Türkiye'deki seçme seçilme iradesine saldırıdır. Millî iradeye saldırıdır. Bu ülkede insanların kendi kaderini kendisinin belirlemesine yönelik anayasal hakkına müdahaledir. 19 Mart, şafak baskını oldu. O gün o dosya içerisinde neler söylemişlerdi? O dosya içerisinde dediler ki: 'Efendim çok delil var, 560 milyarlık soygun var, dosya delillerle dolu.' Bütün söylenenler bunlardı değil mi? Ve bir yandan da yolsuzluk dosyasıyla paralel bir şekilde terör soruşturmasından bahsettiler. Neymiş efendim? Kürt kökenli yurttaşlarımız, Cumhuriyet Halk Partisi'nin vesile olmasıyla İstanbul'da Belediye Meclisleri'nde görev almışlar. Bunu suç unsuru olarak gördünüz. Görevden uzaklaştırma uygulamaları, bu terör kisvesi altında bununla ilişkilendirilerek kent uzlaşmaları altında Esenyurt ve Şişli Belediye Başkanlarımız, bakın, görevden uzaklaştırıldı. Günün sonunda oradaki suçlamalardan aklanmasına, bir tutukluluğun tahliye olmasına, diğerine yönelik o soruşturmadan ötürü tahliye kararı verilmesine karşın, bu kez de hiç yeri olmamasına rağmen alelacele hukuki gerekçelerle ikinci bir tutuklama kararı çıkarttınız.

"Yargının yasa yapma yetkisi var mıdır?"

Dosyalara baktığımız zaman, tutuklandıktan sonra 'Eğer hakkındaki suçlamayı kabul edersen, eğer Sayın İmamoğlu'nu suçlarsan, Sayın İmamoğlu'yla birlikte görev yapanları suçlarsan serbest kalırsın; aksi hâlde tüm malı mülkün bunlara el konulur, bir de üstüne kendi aile bireyleri de tutuklanır' şeklinde baskıların geldiği görülmüştür.

Yargının yasa yapma yetkisi var mıdır? Yasa yapma yetkisi Meclis'in tekelinde, münhasıran Meclis'e verilmiş bir yetkidir. Milletin temsilcileri gider yasa yapar. Ancak bizim bu soruşturmada gördüğümüz husus şudur: Yargı burada kendine göre yasa yapmaktadır. Bakın ne demek istediğimi şöyle bir örnekle ifade etmek istiyorum. Bugün bizim kanunumuzun, Türk Ceza Kanunu'nun 254'üncü maddesi etkin pişmanlıkla ilgili hükmü düzenlemiştir. Arkadaşlarımıza, burada tutuklulara, burada itirafçı olanlara yönelik ilk suçlama rüşvet soruşturmasıdır. Halbuki Türk Ceza Kanunu 254'üncü maddesi rüşvet suçunda etkin pişmanlık hükümlerini düzenler. Bunun için şartlar, etkin pişmanlıktan yararlanmak için bir rüşvet anlaşmasının yapılması ancak henüz soruşturmada yetkili makamlarca bir işlem yapılmamış olmasıdır. Yani bir kimseyi rüşvet soruşturmasından tutuklarsanız, o kişinin artık tutuklandıktan sonra etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanması diye bir şey söz konusu olamaz. Halbuki buradaki dosyada 'ben suçsuzum' diyenlerin içeride, 'ben onlarca rüşvet suçu işledim ama bu da şu işin içindeydi, onu da gördüm, bu da suçlu' diyenlerin dışarıda olduğu, kanunun hilafına, yargının yarattığı bir düzenle karşı karşıyayız. Ve bu suçlamalar da tabii o kadar düzmece olduğu süreç içerisinde anlaşıldı ki şimdi burada ben size bazı örneklerle paylaşacağım. Mesela denildi ki: 'Duymuştum, bana öyle geliyordu, bana böyle söylemişlerdi, anlatılan buydu'. Bizim bildik anlamda tanıktan, görgüye dayalı, kendi gözleriyle gören, kulağıyla duyan bir tanıklığın bulunmadığı görüldü. Bir kamera kaydı, bir ses kaydının bulunmadığı görüldü. Ve böyle arkadaşlarımız bir yıl boyunca cezaevinde tutuldular. Buradaki itirafçıların bir kısmı mahkeme salonuna geldi. Dedi ki: 'Bana baskı yapılmıştı, ben bunu söylemedim.' Tıpkı bizim daha önce söylediklerimizi doğrular vaziyette konuştu.

"İnsanların yaşananları duymasını, bilmesini, görmesini, dinlemesini istemiyorlar"

İlave olarak, dosyadaki gizli tanık ifadesine göre, ki gizli tanık bizim hukuk sistemimizde terör dosyalarında kullanılabilir, alelade her dosyada gizli tanık kullanamazsınız. Buna karşın gizli tanık Meşe'nin ifadesine göre insanlar tutuklandı, dosya açıldı, Meşe yok. Gizli tanıklıktan vazgeçmiş. 'Bana vadettiklerinizi yerine getirmediniz' diyor ve tanıklıktan vazgeçiyor. Bakıyorsunuz 560 milyar TL'lik yolsuzluk. Nerede bu arkadaşlar? Hangi MASAK raporunda yazıyor bu? Nerede böyle bir kamu zararı oluştu? Buna ilişkin bir tespit var mı? Yok. Peki suç örgütü kavramı nasıl? Örgüt kurulmuş. Efendim şüpheliler, Ekrem İmamoğlu liderliğinde bir araya gelmişler.

Hedefleri önce ilçe belediyesini, belirtilmiş ilçe belediyesini kazanmak, sonra İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ni kazanmak ve Cumhurbaşkanlığı seçimini kazanmak. Bir defa sizin izlediğiniz yol ve talebiniz meşruysa ortada bir örgütten söz edemezsiniz. İnsanlar böyle hayaller de kurabilir, böyle çalışabilir de, Cumhurbaşkanlığı hayali kurup aday da olabilir. Siz bunu bir ceza yargılamasında örgütlü suçun kapsamına alamazsınız. Bakın 1 yılı geçti. Peşinen cezalandırma var. Yargılama daha yeni başladı. Çünkü bu dosyada 10'dan fazla kişi hakkındaki iddialar doğru bile kabul edilse şu anda yaptıkları süre itibarıyla bizim infaz kanunumuza göre cezasını çekmiş olacak. Yani belli sayıda insanın ceza almasıyla mahkûm olması arasında teorik olarak bir fark kalmamış oluyor. Çekilecek ceza yatılmış. Ve bakın böylesine bir yargılamada olabildiğince şeffaf olunması, televizyon ekranlarından paylaşılması gerekirken olabildiğince tecrit edilerek insanların yaşananları duymasını, bilmesini, görmesini, dinlemesini istemiyorlar. Basından milletvekillerine kadar, bir kısıtlama ve sınırlandırma, izleyicilere kadar her aileden bir kişi uygulamasına kadar. Dolayısıyla kendi yaptıklarına, yazdıklarına güvenemeyenlerin çekinceleri işte bu kara propagandayla insanların kafasını karıştırmaya devam ediyorlar. Bizim bu konudaki canlı yayın talebimizin de iki kere değişiklik önerimizin AKP ve MHP oylarıyla Meclis'te reddedildiğinin altını çizelim."

Ekrem İmamoğlu hakkındaki davaların neredeyse tamamının hakimlerinin değiştirildiğine dikkat çeken Emre, İBB Davası'nda yargılamanın sıralamasına itiraz ederek, şöyle konuştu:

"Şimdi ifadeler alınıyor, bir sıralama yapılmış. O sıralamaya göre kimisi geçen hafta dinlendi, kimisi 3 ay sonra dinlenecek. Ama bakın bizim hukukumuzda açıktır: Aynı fiilden ötürü suçlanan kimselerin aynı anda dinlenmesi lazım. Halbuki aynı olayla suçlananlar, biri bugün dinleniyorsa bir diğeri 2-3 ay sonra dinlenecek. Mahkemedeki acemilikler diz boyu. 2 yargıcın görev süresi 2 yılın altında, bir diğerinin 7 yıl. Ve hâl böyleyken de böylesine bir ağır ceza duruşmasını yönetebilecek tecrübe eksikliği görülüyor. Görülüyor ki ilk günden yoklama almadan başlayarak, dosyada vekâleti ve müdafii ilişkisi olmayan avukatın cübbesiz söz almasına kadar, salona ilişkin uygulamaların durmadan değiştirilmesine kadar bir gün şurada izleyebilirsiniz basına, bir gün şurada oturabilirsiniz. Bir başka gün milletvekilleri girer, bir başka gün giremez. Seyirciler dışarı, içeri gibi bir keyfilik söz konusu olduğunu görüyoruz. Ve dediğimiz gibi bu, Cumhuriyet Halk Partisi'ne yönelik bir baskı ve sindirme operasyonu en önemli ayak başlangıçlarından biri olduğu için şu hususun da altını çizmek isterim.

"Burada çok açık bir şekilde bir düşman hukuku uygulanıyor"

Bakın bu dosyada yargılanıyorsunuz. Duruşma salonu burada, cezaevi burada. Burada yargılanan biri neden durup dururken Afyon'a gönderilir? Balıkesir'e gönderilir, Kocaeli Kandıra'ya, İzmir'e gönderilir? Neden Tekirdağ'a gönderilir, Çorlu'ya gönderilir? Başka bir dosyada bunu göremezsiniz. Çünkü usul ekonomisine aykırıdır. Çünkü o masrafı boşu boşuna Adalet Bakanlığı yapmak istemez, haklı olarak. Ama bu dosyada daha fazla eziyet olsun, ailelere eziyet olsun, psikolojik işkence olsun diye biz bunu da gördük. Bir diğer konu, suçun cezanın şahsiliği ilkesi binlerce yıldır hukuk tarihinde olan bir ilkedir. Ama öylesine büyük bir organize kötülük var ki bir aileden birini tutukluyorsunuz. Sonra tutukladığınız kişi istediğiniz ifadeyi verirse bırakıyorsunuz. İstediğiniz ifadeyi vermezse ta dedesinden kalan tarlaya da el koyup devrediyorsunuz. Oğlunu tutukluyorsunuz, ağabeyini tutukluyorsunuz, yeğenini tutukluyorsunuz. Niye? Efendim konuş. Şimdi bakın dosyanın sanıklarından Fatih Keleş. Şu soruyu soralım burada. Bugün Fatih Keleş 'ben itirafçı oldum' dese, kendi oğlu, ağabeyi ve yeğeni ister ifade versin vermesin, hakkındaki suçlama ne olursa olsun, olduğu gibi tahliye olur mu? Olur. İşte düzen böyle bir düzen. Burada çok açık bir şekilde bir düşman hukuku uygulandığının altını çizelim. Bu görülmüş iş değildir."

"Savcı, Şahan'a tek bir soru soramadı"

Devam eden İBB Davası yarglamalarında yaşananlara dikkat çeken Emre, Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık ve Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan'ın ifadelerinde hem hizmetlerini anlattıklarını hem de kumpası tüm boyutlarıyla ortaya çıkardıklarını söyledi.

Emre, sözlerine şöyle devam etti:

"Düşünün, saatler boyu, neredeyse tam bir gün Resul Emrah Şahan, Şişli Belediye Başkanımız ifade verdi. Ve bu ifadenin sonunda Cumhuriyet savcısı kendisine tek bir soru dahi soramadı. Mahkeme hâkiminin de 4 tane sorusu oldu. Yani onlarca iddiayla karşı karşıyasınız, derdinizi anlatıyorsunuz, 1 yıldır içeride yatıyorsunuz ve şehir rantına, şehrin betonlaşmasına karşı ne tip önlemler alındığını, gökdelenlerin şehri nasıl kötü bir hâle soktuğunu, deprem toplanma alanı yapılması gerektiğini ifade ettiğinde, oradaki büyük inşaat projelerinin kendisine yönelik nasıl kumpaslar kurduğunu, aleyhine ifadeler verdiğini, bu sayede atanan kayyumla birlikte de 16 kat fazla inşaat yaptığını bunların hepsini tek tek anlattı. Ve kimsenin kendisine söyleyecek, kendisini sıkıştıracak bir sorusu dahi olmadı. Aynı şekilde Murat Çalık, kendisi hakkında iddiada bulunan kişiler, baktığınız zaman çok çarpıcı. Çünkü bakın Uğur Güngör isimli bir kişi, 2010 Ağustos'ta Murat Çalık hakkında Büyükçekmece Savcılığı'nda suç duyurusunda bulunuyor. Birtakım iddialar. Büyükçekmece takipsizlik veriyor. İlgili kişi itiraz ediyor. Üst ceza 'takipsizlik kararı doğrudur' diyor. Daha sonra Yargıtay ilgili dairesine itirazdan gidiyor. Ve orada işin esası değil ama usulden Murat Çalık ifadesi alınmadı diye buraya geri gönderiliyor. 2020'deki o dosya bekletilip buradaki büyük Çağlayan adresli soruşturmayla birleştirme talepli gönderiliyor. Ve aynı ifadeler, takipsizlik verilen aynı ifadelere itibar edilerek hakkında iddianame tanzim edilebiliyor.

Şimdi tabii bu hukuk anlayışı değil. Buradan bir kez daha ifade edelim. Bugüne kadar hakkında tek bir sabıka olmayan, tek bir suçlama olmayan, bulunduğu yerde yaptığı işlerle, başarılarla anılan, bugün Beylikdüzü'yle Esenyurt arasındaki farka bakarsanız; birisi şehircilik anlayışına uygun, bilime dayalı, çağdaşlığı ön plana alarak halkın refahını, huzurunu ön plana alarak inşa edilen bir kent, arada bir köprü var. Öteki de şehir suçları mücessem hâline gelmiş, AKP'nin yönetimindeyken sürekli inşaatta rant odaklı, nüfusu 1 milyonu geçecek şekilde gelişmiş, dolaşmış bir yapı hâline gelmiş bir kent. O kenti o hâle getirenlere soruşturma açmıyorsunuz. Ama ömrünü Beylikdüzü'ne adamış, orayı güzelleştirmek için adamış Sayın Murat Çalık'ı bugün sanık sandalyesine oturtuyorsunuz. Kaldı ki kendisiyle ilgili iddiaların temeli rüşvet iddiaları. Bahsettiğiniz zaman Belediye Başkan Yardımcısı değil, kamu görevlisi değil, başkan danışmanı sıfatıyla çalışıyor."

Mahkemede tahliye olabilmek için doğru olmayan beyanlarda bulunduğunu ifade eden Murat Kapki hakkında da konuşan Emre, Kapki'nin mallarını operasyondan önce devrettiğini hatırlatarak, "'Ben suçlanacağıma ilişkin birçok bilgi geldiği için mallarımın bir kısmını güvendiğim bir arkadaşıma teslim ettim.' Bunu kim diyor? Murat Kapki diyor. Kime teslim etmiş? Mallarını orada İsmail Kaan adlı kişi. 'Para mı buna verdin?' 'Malı buna verdim' diyor. Peki bu kişiye bir soruşturma yürüyor mu? Hani uçanın kaçanın gözaltına alındığı bir ortamda bu kişiye yönelik bir soruşturma var mı? Bakıyorsunuz yok. Niye? Çünkü babasıyla Tayyip Erdoğan'ın arkadaşlığı var, yakınlığı var, tanışıklığı var. Yani o kadar yakınlar ki babasının kurduğu Kaanlar Vakfı'nı vergiden muaf tutan kararnameyi de Sayın Erdoğan imzalamış. Yine bu kişinin bir oğlu emanetçi parayı almış, diğer oğluysa AK Parti İstanbul'un yönetim kurulunda, başkan yardımcısı. Hep diyoruz ya ikili hukuk, ikili hukuk sistemi. Bakın. Dosyanın sanıklarından birine açık ifadesi: 'Ben parayı şuna verdim' diyor. 'Mallarıma tedbir konulacak, param gidecek diye kendimce önlem aldım' diyor. Bir soruşturma var mı? Tabii ki yok" ifadelerini kullandı.

"Halkın hakemliğine ihtiyaç duyuyoruz"

Son bir yılda birçok yolsuzluk iddiasının ortaya atıldığını ancak bunların hiçbirinin iddianamede yer almadığını hatırlatan Emre, sözlerine şöyle devam etti:

"Şimdi biz hâl böyleyken halkın hakemliğine ihtiyaç duyuyoruz. 'Gelin canlı yayınlayın' diyoruz, reddediyorlar. İddianameye ilişkin internet sitesi kuruyoruz, derdimizi anlatıp kapatıyorlar. Sayın İmamoğlu'nun derdini anlatmak için kullandığı hesapları kapatıyorlar.

Gelelim başka çarpıcı noktaya. Bu iddianamenin en önemli örgüt üyelerinden biri sözüm ona casus Hüseyin Gün. İmamoğlu'yla ilişkisine bakıyorsunuz; ömrü hayatında seçim kazandıktan sonra belediyede bir fotoğraf çektirmiş, tebrik etmeye gelmiş. Bir daha görmüş mü? Görmemiş. Ondan önce görmüş mü? Görmemiş. Hiç konuşmuş mu? Konuşmamış. Ama 402 sanıklı böyle bir dosyanın en önemli isimlerinden biri, örgüt yöneticisi. Nasıl oluyor bu? Dedim ya, yargının yasa yapma yetkisi mi var? Bizim kanunumuzda böyle bir örgüt tarifi mi var? Böyle bir ilişki şekli mi var? Bu da yok.

Şimdi bakın, her şey tesadüf öyle mi? Bu iddianame yayımlanmadan 5 gün önce kamuoyunda etkili bazı gazeteciler gözaltına alınıyor. 'Aman ha, bak iddianame çıkacak, aman ses çıkarmayın.' Ve bu kişilerin isimlerini de çeşitli gizli tanık ifadelerinde geçiriyorlar. Ama bir tutarlılık da yok. Bakın Sayın Dilek İmamoğlu'nun hem iki ağabeyi de ipe sapa gelmez iddialarla tutuklu. Dosyalar bomboş. Biriyle ilgili iddia, iddiayı doğrulayan hiçbir delil yok. Uyuşturucu kullandığı iddiası var. 'Hayatımda kullanmadım, saç örneği alın' diyorlar. 'Gerek yok' deniyor, tutuklanıyor. Bugün test sonuçları temiz çıktı. Peki kendisi nerede? Tutuklu hâlde. Hâlâ tutuklu.

"Farklı partilerden olsak da milletvekillerine sesleniyorum..."

Bakın aldıkları kişilerde ortak bir şey var. Yarattıkları bir 'sistem' söylemi. Özellikle birinci ve ikinci dalga operasyonlardan sonra kimi alsalar hemen peşine 'sistemden bahset', 'sistem' deyip duruyorlar. Ve bahsettikleri akış esasında bir belediyenin aleni, hani bir gizli örgüt diyorlar ya, internet sitesindeki yönetim şeması. Ve şoför duyumları. Bakıyorsunuz sürekli şoförlere yönelik operasyonlar. Acaba ağızlarından, birlikte dolaştıkları vakitler itibarıyla bir söz alabilir miyiz? Elde delil var mı? Yok.

Bunun en son örneği de kıymetli yurttaşlarımız; Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Muhittin Böcek. 2 şoförüne yönelik, yanındaki yardımcılarına yönelik gözaltı ve tutuklama. Bakın nöbetçi sulh ceza hâkimliğine sevk yazısı yanımda. Bu kişileri nerede, kimle, hangi görüntü, hangi ses kaydı, hangi tanık? Bir rüşvet verdiği, aracılık ettiği görülmüş mü, duyulmuş mu? Ne zaman ki Sayın Genel Başkanımız, Adalet Bakanı'nın mal varlığıyla ilgili bazı evrakları kamuoyuyla paylaştı; döndü dolaştı, Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı'nın bir Manisa ziyareti var. Manisa savcılığı değil, Antalya savcılığı değil, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı bu 2 kişiyi gözaltına aldı ve tutuklattı. Bunların hukukta yeri yok. Bugün bu ülkenin seçilmişlerine sesleniyorum, farklı partilerden olsak da milletvekillerine sesleniyorum: Yargının yasa yapma hakkı mı var? Yasada yazmayan, bulunmayan, uygulaması olmayan, aksine yasanın varlığı durumunda tersini uygulayan bir hukuk düzeninden bahsediyoruz. Bu böyle sürdürülemez. Biz bugün burada yaşanan hukuksuzlukları dile getirdik ve şunu ifade ediyoruz: Bu sadece Cumhuriyet Halk Partisi'nin bir problemi değildir. Sadece İmamoğlu'nun, oradaki tutuklu arkadaşların, ailelerin problemi değildir. Bu, bizzat Türkiye Cumhuriyeti'nin Anayasası'nda yer alan en temel haklara saldırıdır. Onun mücadelesidir, onun karşılığıdır bu. Biz arkadaşlarımızla bu dayanışmayı devam ettireceğiz."

Kartalkaya'daki otel yangınında yakınlarını kaybedenler adliye önünde açıklama yaptı

Bolu Kartalkaya Kayak Merkezi'ndeki Grand Kartal Otel'de 21 Ocak 2025'te çıkan yangında yakınlarını kaybedenler, Bolu Adliyesi önünde açıklama yaptı

23.06.2026 17:00:00
AA
Kartalkaya'daki otel yangınında yakınlarını kaybedenler adliye önünde açıklama yaptı
Kartalkaya'daki otel yangınında yakınlarını kaybedenler adliye önünde açıklama yaptı

Adliye önünde pankart açan aileler adına konuşan, olayda 8 yakınını kaybeden avukat Yüksel Gültekin, yangının üzerinden 17 ay 2 gün geçtiğini belirtti.

"Davada birinci derece kusurlu gösterilen Turizm Bakanlığı ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı personeliyle ilgili maalesef bugüne kadar herhangi bir hukuki gelişme olmadı." diyen Gültekin, 40 yıllık avukat olarak ilgili personel hakkında iddianame düzenlenmemesini izah edemediğini söyledi.

Adalet Bakanı Akın Gürlek'e kurulan komisyonla aydınlatılan cinayetler dolayısıyla bir vatandaş olarak teşekkür ettiğini belirten Gültekin, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Ayrıca 'Suç işleyen herkes yakasından tutulacak ve yargı önüne çıkarılacak.' sözünü de önemsiyorum ve güven duyuyorum. Sayın Adalet Bakanım, Bolu Cumhuriyet Başsavcılığı, Kültür ve Turizm Bakanlığının 1. derece kusurlu olduğunu tespit etti. Netice itibarıyla Turizm Bakanı yargılama müsaadesi vermedi, buna rağmen Danıştay bu kararı kaldırarak, 'Yargılanmalılar, hesap vermeliler.' dedi. Sayın Bakanım, sizden 78 canımız adına rica ediyorum. Gecikmeden, mümkünse bugün, değilse yarın bu dosyanın iddianamesinin düzenlenmesi için talimat verin. Aksi halde bu sürecin ilerlemeyeceğini düşünüyoruz."

Devletine ve milletine bağlı insanlar olduklarını vurgulayan Gültekin, "17 aydır sabırla bekliyoruz ancak bu duyarsızlık karşısında sabrımız tükenmiştir. Savcılığa gidiyoruz, 'Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı personeli bekleniyor.' deniyor. Diğerlerinde beklenmezken burada neden bekleniyor'" ifadelerini kullandı.

Gültekin, ailelerin 17 ay 2 gündür uyumadıklarını dile getirerek, "Nefesimiz yettiği sürece bu davanın takipçisi olacağız. Evlatlarıma her gün söz veriyorum ve sözümü tutacağım. Bu olayda zerre kadar ihmali olan herkes yargı önüne çıkacak ve hesap verecek. Biz davamızdan vazgeçmeyiz." dedi.

"Gecikmeksizin iddianame hazırlanmalıdır"

Yangında kardeşi ve iki yeğenini kaybeden Çiğdem Sarıtaş da "Kültür ve Turizm Bakanlığı görevlileri hakkında soruşturma izni verilmiş olmasına rağmen neden hala iddianame hazırlanmadığını" sordu.

Sarıtaş, İl Özel İdaresi ve Bolu Belediyesi görevlilerinin Ağır Ceza Mahkemesi'nde yargılandığını hatırlatarak, şöyle devam etti:

"Aynı bilirkişi raporlarında aynı derecede sorumlu gösterilen bakanlık görevlileri için hukuk neden aynı şekilde işletilmemektedir' Bizim talebimiz ayrıcalık değil, eşitliktir. İl Özel İdaresi ve Belediye görevlileri için işletilen hukuk, Bakanlık görevlileri için de işletilmelidir. Birinci dosyada esas alınan sorumluluk tespitleri doğrultusunda Bakanlık görevlileri hakkında gecikmeksizin iddianame hazırlanmalıdır. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı görevlileri hakkındaki soruşturma izinleri derhal tamamlanmalıdır."

Sarıtaş, Bakanlık yetkililerinin önceki dosyayla paralel şekilde Ağır Ceza Mahkemesi önünde yargılanmalarının sağlanması gerektiğini söyledi. 

Kırıkkale'de mühimmat patlaması: 2 ölü

Kırıkkale'nin Yahşihan ilçesindeki imha sahasında, Assan Grup isimli firmanın patlatma faaliyeti sırasında meydana gelen patlamada özel şirket çalışanı 2 personelin hayatını kaybettiği açıklandı

23.06.2026 16:59:00
Anadolu Ajansı
Kırıkkale'de mühimmat patlaması: 2 ölü
Kırıkkale'de mühimmat patlaması: 2 ölü

Kırıkkale'nin Yahşihan ilçesinde imha sahasında mühimmatın kazara patlaması sonucu 2 kişi yaşamını yitirdi.

Valilikten yapılan yazılı açıklamada, saat 14.00 sıralarında Yahşihan ilçesi Bedesten mevkisindeki imha sahasında, gerçekleştirilen AR-GE faaliyetleri esnasında mühimmatın kazara patlaması sonucu özel şirket çalışanı 2 personelin vefat ettiği belirtildi.

Açıklamada, şu ifadelere yer verildi:

"Olayın ardından AFAD başta olmak üzere ilgili kurumlar süratle bölgeye sevk edilmiş, bölgede gerekli güvenlik tedbirleri alınmıştır. Meydana gelen olayla ilgili adli ve idari inceleme başlatılmış olup süreç ilgili makamlarca titizlikle takip edilmektedir. Vefat eden vatandaşlarımıza Allah'tan rahmet, kederli ailelerine ve yakınlarına başsağlığı diliyoruz."

6 şirkete el konuldu, 10 şirkete kayyum atandı

Adalet Bakanı Akın Gürlek, akaryakıt sektöründe faaliyet gösteren bir şirket yapılanması üzerinden sahte fatura ve hayali ihracat işlemlerinin yapıldığının tespit edilmesi üzerine düzenlenen operasyonda, 6 şirkete el konulduğunu, 10 şirkete kayyum atandığını, 27 zanlı hakkında adli işlem başlatıldığını bildirdi

23.06.2026 12:00:00
AA
6 şirkete el konuldu, 10 şirkete kayyum atandı
6 şirkete el konuldu, 10 şirkete kayyum atandı
Adalet Bakanı Akın Gürlek, NSosyal hesabından yaptığı açıklamada,  suç, kaçakçılık, vergi usulsüzlükleri ve kamu kurumlarını hedef alan nitelikli dolandırıcılıkla mücadeleyi Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde, İçişleri, Hazine ve Maliye, Ticaret, Enerji ve Tabii Kaynaklar bakanlıklarıyla eş güdüm içinde kararlılıkla sürdürdüklerini vurguladı.

İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında, İstanbul Jandarma Komutanlığı, Vergi Denetim Kurulu, MASAK, Gümrükler Muhafaza Genel Müdürlüğü, EPDK ve TMSF ile koordineli şekilde önemli bir operasyon gerçekleştirdiklerini belirten Gürlek, şunları kaydetti:

"Soruşturma kapsamında, akaryakıt sektöründe faaliyet gösteren bir şirket yapılanması üzerinden yıllık yaklaşık 350-400 bin ton LPG ithalatı gerçekleştirildiği, doğan ÖTV ve KDV yükümlülüklerinin sahte fatura organizasyonu ve hayali ihracat işlemleriyle bertaraf edilmeye çalışıldığı tespit edilmiştir. Bu kapsamda bu sabah İstanbul, Ankara, Bursa, Kırıkkale, Kırşehir, Mardin, Konya, Hatay ve Niğde illerinde eş zamanlı operasyon düzenlenmiş, toplam 6 şirkete el konulmuş, 10 şirkete kayyum atanmış, 27 şüpheli hakkında adli işlem başlatılmıştır. Devletimizin vergi güvenliğini, ekonomik düzenini ve kamu kaynaklarını hedef alan hiçbir organize yapıya müsamaha göstermeyeceğiz. Suçtan elde edilen gelirlerin izini sürecek, sahte fatura ve hayali ihracat düzenekleriyle kamu zararına sebep olan yapılara karşı hukuki süreçleri kararlılıkla işleteceğiz."

Gürlek, soruşturma ve operasyon sürecinde görev alan kurum ve kamu görevlilerine teşekkür etti.

Adalar Belediyesi operasyonunda beklenen son


 
Adalar Belediyesinde rüşvet karşılığı ruhsat iddialarına ilişkin gözaltına alınan 35 şüpheli tutuklandı. Belediye Başkanı Ali Ercan Akpolat da tutuklanan isismler arasında yer alıyor. 

23.06.2026 10:42:00
AA
 Adalar Belediyesi operasyonunda beklenen son
 Adalar Belediyesi operasyonunda beklenen son

İstanbul'un Adalar Belediyesinde sit alanı statüsündeki yerlere rüşvet karşılığı ruhsat verilip usulsüzlük yapıldığı iddiasına yönelik soruşturma kapsamında gözaltına alınan 42 zanlıdan, Belediye Başkanı Ali Ercan Akpolat'ın da aralarında bulunduğu 35'i tutuklandı. Nöbetçi sulh ceza hakimliğine sevk edilen 39 şüpheliden Belediye Başkanı Ali Ercan Akpolat'ın da aralarında bulunduğu 35'inin tutuklanmasına, 4'ünün ise adli kontrol tedbiriyle serbest bırakılmasına karar verildi.

Ne olmuştu?

İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığından yapılan açıklamada, Adalar Belediye Başkanı Akpolat, Belediye Başkan Yardımcıları Hüseyin Yılmaz ve Fırat Durak'la ilgili birim amirleri ve personelinin doğal ve arkeolojik sit alanı statüsünde bulunan Adalar bölgesinde usulsüz yerlere rüşvet karşılığı ruhsat verdikleri belirtilmişti.

Dosyaya yansıyan delillere göre, belediye yetkilileri ile iş sahiplerinin rüşvet konusunda pazarlık yaptıkları, rüşvete konu paranın belediye yetkililerine veya belediye yetkilileriyle irtibatlı kişilere elden tesliminin sağlandığının anlaşıldığı aktarılan açıklamada, bu aşamada tespit edilen 40 eylemde 47 şüphelinin suça karıştığının tespit edildiği ifade edilmişti.

Delillerin ele geçirilmesi ve şüphelilerin yakalanması amacıyla 19 Haziran'da İstanbul ve 3 ilde 90 adrese eş zamanlı yapılan operasyonda, Belediye Başkanı Ali Ercan Akpolat'ın da aralarında bulunduğu 42 şüpheli gözaltına alınmıştı. Öte yandan, eski Adalar Meclis Üyesi olan müteahhit M.Ö'nün ikametinde yapılan aramada bulunan 258 bin dolar ve 13 bileziğe el konulmuştu.


Feci kazanın görüntüleri ortaya çıktı

Ankara'da seyir halindeki Berşan Yücel idaresindeki 06 FFA 414 plakalı otomobil, akaryakıt istasyonunun önünde park halindeki 04 AAV 432 plakalı kamyona çarptı. Feci kazada 4 kişi hayatını kaybetti

23.06.2026 10:30:00
Haber Merkezi
Feci kazanın görüntüleri ortaya çıktı
Feci kazanın görüntüleri ortaya çıktı
Ankara'nın Polatlı ilçesinde otomobilin kamyona çarpması sonucu 4 kişi hayatını kaybetti.  

Kaza, Polatlı ilçesi İstiklal Mahallesi Borsa Yolu üzerinde meydana geldi.

Seyir halindeki bir otomobil henüz bilinmeyen bir nedenle önünde bulunan kamyona çarptı. Çarpmanın etkisiyle otomobil hurdaya dönerken, araçta bulunan 4 kişiden Hasan Devran Kart (20), Berşan Yücel (24) ve Şükran Yanok (21) olay yerinde hayatını kaybetti. Kazada ağır yaralanan 1 kişi ise olay yerine sevk edilen sağlık ekiplerinin ilk müdahalesinin ardından hastaneye kaldırıldı.

Araçtan ağır yaralı halde çıkarılan Raziye Yanok (21) ise kaldırıldığı hastanede tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı ve hayatını kaybetti.

İhbar üzerine bölgeye sağlık, polis ve itfaiye ekipleri sevk edilirken ekipler olay yerinde güvenlik önlemleri aldı. Hayatını kaybedenlerin cenazeleri yapılan incelemelerin ardından morga kaldırıldı.

Kaza anı güvenlik kamerasına da yansıdı.

Erhan Karaal'ın kaçırılmasına ilişkin 6 şüpheli tutuklandı

İBB Kültür AŞ Genel Müdür Yardımcısı Erhan Karaal'ın, kaçırılmasına ilişkin soruşturma kapsamında gözaltına alınan 12 şüpheliden 6'sı tutuklandı

 

23.06.2026 10:13:00
Anadolu Ajansı
Erhan Karaal'ın kaçırılmasına ilişkin 6 şüpheli tutuklandı
Erhan Karaal'ın kaçırılmasına ilişkin 6 şüpheli tutuklandı

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Kültür AŞ Genel Müdür Yardımcısı Erhan Karaal'ın, Maltepe'de kaçırılmasına ilişkin soruşturma kapsamında gözaltına alınan 12 şüpheliden 6'sı tutuklandı.

İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığınca Karaal'ın kaçırıldığı iddiasına ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında adliyeye götürülen şüphelilerin buradaki işlemleri tamamlandı.

Nöbetçi sulh ceza hakimliğine sevk edilen zanlılardan 6'sının tutuklanmasına, 6'sının ise adli kontrol şartıyla serbest bırakılmasına hükmedildi.

Ne olmuştu?

Başsavcılık, Karaal'ın Maltepe'de kaçırıldığı iddiasına ilişkin soruşturma başlatmış, mağdurun bulunması ve şüphelilerin yakalanması için polise talimat vermişti.

İstanbul Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü ekiplerinin çalışmalarının ardından Tuzla'da bir inşaat alanında bulunan Karaal'ın sağlık durumunun iyi olduğu öğrenilmişti.

Soruşturma kapsamında olayla bağlantılı olduğu değerlendirilen toplam 12 şüpheli gözaltına alınmıştı.

Emniyetteki işlemleri tamamlanan şüpheliler, Anadolu Adalet Sarayı'na sevk edilmişti. Savcılıkta ifadeleri alınan şüphelilerden 6'sı tutuklama, 6'sı ise adli kontrol tedbiri uygulanması talebiyle nöbetçi sulh ceza hakimliğine sevk edilmişti. 

Yasa dışı bahis şebekesine şafak baskını: 67 gözaltı

Samsun merkezli 7 ilde yasa dışı bahis faaliyetlerine yönelik düzenlenen eş zamanlı operasyonda 67 şüpheli gözaltına alındı.

23.06.2026 10:01:00
İhlas Haber Ajansı
Yasa dışı bahis şebekesine şafak baskını: 67 gözaltı
Yasa dışı bahis şebekesine şafak baskını: 67 gözaltı
Samsun merkezli 7 ilde yasa dışı bahis faaliyetlerine yönelik düzenlenen eş zamanlı operasyonda 67 şüpheli gözaltına alındı.

Samsun Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde yürütülen soruşturma kapsamında, Samsun İl Emniyet Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri tarafından sabah saatlerinde geniş çaplı operasyon gerçekleştirildi. Samsun merkezli olmak üzere toplam 7 ilde düzenlenen eş zamanlı operasyonlara Özel Harekat Şube Müdürlüğü ekipleri de destek verdi.



Haklarında gözaltı kararı bulunan şüphelilerin adreslerine yapılan baskınlarda çok sayıda kişi yakalanarak gözaltına alındı. Operasyonda toplam 67 şüphelinin gözaltına alındığı öğrenildi.



Şüphelilerin yasa dışı bahis organizasyonu içerisinde faaliyet gösterdikleri iddiasıyla yürütülen soruşturma kapsamında emniyetteki işlemlerinin sürdüğü belirtildi. Operasyon kapsamında adreslerde yapılan aramalarda ele geçirilen dijital materyal ve diğer delillerin incelenmek üzere el konuldu.

Olayla ilgili soruşturma Samsun Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde sürdürülüyor.

Özgür Özel'den grup toplantısı kararı: Başvuru yapıldı, salı günü kürsüye çıkacak

Mahkeme kararıyla CHP genel başkanlığından uzaklaştırılan Özgür Özel, salı günü grup toplantısı yapacak. Özel'in kurmayları, grup toplantısı için TBMM Başkanlığı'na başvuru yaptı

22.06.2026 14:10:00
Haber Merkezi
Özgür Özel'den grup toplantısı kararı: Başvuru yapıldı, salı günü kürsüye çıkacak
Özgür Özel'den grup toplantısı kararı: Başvuru yapıldı, salı günü kürsüye çıkacak
CHP'de yarın yapılması beklenen grup toplantısında, Kemal Kılıçdaroğlu'nun mu seçilmiş Genel Başkan Özgür Özel'in mi konuşacağı merak konusu olurken dikkat çeken bir gelişme yaşandı.

Özgür Özel'in yarın CHP grup toplantısında konuşma kararı aldığı öğrenildi. Özel cephesinden TBMM Başkanlığı'na başvuru yapıldı.

Kılıçdaroğlu cephesinin ise yarın Merkez Yönetim Kurulu (MYK) ve Parti Meclisi'ni (PM) toplama kararı aldığı ve 11.00 ve 14.00'te yapılacak toplantılar nedeniyle grup toplantısı için TBMM Başkanlığı'na başvuru yapmayacağı öğrenildi. Günün Trend Haberleri CHP'de iki hafta önce yapılan grup toplantısında CHP Grup Başkanı Özgür Özel ve Kılıçdaroğlu taraftarları arasında gerilim yaşanmıştı. Geçen hafta, CHP Sözcüsü Müslim Sarı benzer görüntülerin yaşanmaması için Kılıçdaroğlu'nun grup toplantısı yapmayacağını açıklamıştı. CHP Grup Başkanvekili Murat Emir de aynı saatlerde Özgür Özel'in de grup toplantısı yapmayacağını duyurmuştu.

Haymana Belediye Başkanı Levent Koç, CHP'den istifa etti. Koç, ilçedeki Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş'ın pankartlarını indirmişti

Haymana Belediye Başkanı Levent Koç, CHP'den istifa etti. Koç, ilçedeki Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş'ın pankartlarını indirmişti. Haymana Belediyesi'nden yapılan açıklamada, gerekli izinler alınmadan asıldığı gerekçesiyle pankartların indirildiği belirtilmişti

22.06.2026 14:02:00 / Güncelleme: 22.06.2026 14:10:39
Haber Merkezi
 Haymana Belediye Başkanı Levent Koç, CHP'den istifa etti. Koç, ilçedeki Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş'ın pankartlarını indirmişti
 Haymana Belediye Başkanı Levent Koç, CHP'den istifa etti. Koç, ilçedeki Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş'ın pankartlarını indirmişti
Haymana Belediye Başkanı Levent Koç, CHP'den istifa etti. Koç, ilçedeki Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş'ın pankartlarını indirmişti. Haymana Belediyesi'nden yapılan açıklamada, gerekli izinler alınmadan asıldığı gerekçesiyle pankartların indirildiği belirtilmişti.

Koç, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum'u 17 Haziran'da bakanlık binasında ziyaret etmişti.

Mahkeme kararıyla CHP genel başkanlığından uzaklaştırılan Özgür Özel, Ankara'daki Ulus Hali'nde vatandaşlarla bir araya geldiği etkinlikte, Levent Koç'un AKP'ye katılacağı iddiasının sorulması üzerine "dedikodu" demişti.

Ankara'da Kalecik, Gölbaşı ve Nallıhan belediye başkanlarının da AKP'ye geçeceği öne sürüldü. Bu başkanlar arasında yalnızca Kalecik Belediye Başkanı Satılmış Karakoç, söz konusu iddiayı yalanlamıştı.

Türkiye'nin deprem haritası 13 yıl sonra güncellendi. 215 yeni fay keşfedildi

Maden Tetkik ve Arama (MTA) ayrıntılı çalışmalarının ardından Türkiye Diri Fay Haritası'nın 13 yıl sonra güncellendi

22.06.2026 13:00:00
Haber Merkezi
Türkiye'nin deprem haritası 13 yıl sonra güncellendi. 215 yeni fay keşfedildi
Türkiye'nin deprem haritası 13 yıl sonra güncellendi. 215 yeni fay keşfedildi
Maden Tetkik ve Arama (MTA) ayrıntılı çalışmalarının ardından Türkiye Diri Fay Haritası'nın 13 yıl sonra güncellendi.

Maden Tetkik ve Arama (MTA) Genel Müdürü Vedat Yanık, MTA'nın ayrıntılı saha çalışmaları ve akademik araştırmalarla sağladığı veri birikimi desteğiyle Türkiye Diri Fay Haritası'nın 13 yıl sonra güncellendiğini bildirdi.

Yanık, Bilimsel Etkinlikler Haftası ve MTA Genel Müdürlüğü 91. Kuruluş Yıl Dönümü kapsamında "Türkiye Diri Fay Haritası-2026"nın tanıtım programındaki konuşmasında, yeni harita sürümünün kamuoyuyla paylaşılmasından dolayı memnun olduklarını söyledi.

Yanık, MTA'nın yaklaşık bir asırlık süreçte, Batman'daki ilk petrol keşfinden Eskişehir-Beylikova'daki dünyanın en stratejik Nadir Toprak Elementleri sahalarına, Elazığ-Maden, Sinop-Boyabat ve Kahramanmaraş'taki zengin bakır yataklarından sanayinin can damarı olan yüzlerce endüstriyel ham madde kaynağına kadar sayısız keşfe imza attığını ifade etti.

Küresel dengelerin değiştiğini ve madenlere ihtiyacın arttığını belirten Yanık, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Artan enerji ihtiyacı, sürdürülebilir kaynak yönetimi, iklim değişikliği ve kritik hammaddelere yönelik amansız rekabet, yerbilimlerinin stratejik önemini her geçen gün daha da artırıyor. MTA, bu yeni dünya düzeninde de en ön safta yer alarak modern teknolojilerle desteklenen yerli, yenilikçi ve çevreye duyarlı arama faaliyetlerini kararlılıkla sürdürüyor. Bugün, kuruluş yıl dönümümüzü taçlandıran son derece hayati bir ulusal veri altyapısını, 'Türkiye Diri Fay Haritası-2026' sürümünü yayımlamanın gururunu paylaşıyoruz. Alp-Himalaya orojenez kuşağında yer alan ülkemiz için aktif tektonik yapının güncel ve doğru verilerle ortaya konulması, yalnızca bilimsel bir çalışma değil, ulusal güvenlik, sürdürülebilir kalkınma ve afet risklerinin azaltılması adına stratejik bir zorunluluktur."

Yanık, haritanın 2013'te yayımlanmasından bu yana geçen 13 yılda, ayrıntılı saha çalışmaları ve akademik çalışmalarla önemli büyüklükte veri birikiminin sağlandığına dikkati çekti.

2022'de yatırım programına alınan güncelleme projesinin, yoğun bir emeğin ardından tamamlandığına işaret eden Yanık, "2013 basımında 485 olan diri fay sayısı, yeni veriler ışığında bu haritada 700'e yükseldi. Bu harita ve hazırladığımız sayısal veri tabanı, deprem tehlike analizleri, kritik altyapı yatırımları ve ulusal zarar azaltma politikalarımız için temel bir başvuru kaynağı olacak." değerlendirmesinde bulundu
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.