logo
08 AĞUSTOS 2026

'Yargının yasa yapma hakkı mı var?'

CHP Sözcüsü Zeynel Emre, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın kendi yetki alanının dışında operasyonlar yapmasını eleştirerek "Bu ülkenin seçilmişlerine, farklı partilerden olsak da milletvekillerine sesleniyorum: Yargının yasa yapma hakkı mı var?" dedi

27.03.2026 17:13:00
Haber Merkezi
 
'Yargının yasa yapma hakkı mı var?'
'Yargının yasa yapma hakkı mı var?'
CHP Sözcüsü ve İstanbul Milletvekili Zeynel Emre, Silivri Dayanışma Merkezi'nde düzenlediği basın toplantısında, İBB Davası'na dair açıklamalarda bulundu. İBB Davası'nın yapıldığı Silivri Cezaevi'nin Türkiye'nin yakın tarihinde "kumpas davalarıyla insanlara eziyet çektirilen bir yer olarak" anıldığını, savcılığın davaya dair belgeleri "sürekli iktidar yandaşlarına ve destekçilerine" sızdırdığını ileri süren Emre, "Cumhuriyet Halk Partisi'nin suçu, buralarda yatan, cezaevinde yatan arkadaşlarımızın temel suçu şudur: Cumhuriyet Halk Partisi yıllar sonra, 31 Mart 2024 tarihinde yerel iktidarı elde etmiştir ve Türkiye'de yurttaşlarımızın yaşadığı yüzde 70'den daha fazla bir bölgede iktidar olmuştur. Ve istikrarlı bir şekilde de oyu yüzde 34 ve üzerinde olmak üzere Türkiye'nin birinci partisidir. O nedenle halkın iradesini ancak kendi kazandığı vakit tanıyan Sayın Erdoğan ve arkadaşları tarafından kumpasa maruz bırakılmıştır" ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Aralık 2024'te "Cumhuriyet Halk Partili belediyeleri bir silkeleyin" açıklamasının ardından CHP'li belediyelere, Ekrem İmamoğlu'nun Cumhurbaşkanı adaylığının açıklanmasının ardından İBB'ye ve İmamoğlu'na yönelik operasyonların başladığını vurgulayan Emre, şunları kaydetti:

"Görülmemiş bir şekilde 35 yıl öncesinden elde ettiği diplomasının iptaline yönelik yazılar yazıldı. Savcılık birden fazla kez çağrıda bulundu. 'Hadi diplomayı iptal et' baskısı ve günün sonunda da yetkili olmayan bir kurum tarafından, gözaltına alınmadan bir gün önce diploması iptal edildi. Şimdi buna kimse tesadüf olarak bakılamaz. Bu, Türkiye'deki seçme seçilme iradesine saldırıdır. Millî iradeye saldırıdır. Bu ülkede insanların kendi kaderini kendisinin belirlemesine yönelik anayasal hakkına müdahaledir. 19 Mart, şafak baskını oldu. O gün o dosya içerisinde neler söylemişlerdi? O dosya içerisinde dediler ki: 'Efendim çok delil var, 560 milyarlık soygun var, dosya delillerle dolu.' Bütün söylenenler bunlardı değil mi? Ve bir yandan da yolsuzluk dosyasıyla paralel bir şekilde terör soruşturmasından bahsettiler. Neymiş efendim? Kürt kökenli yurttaşlarımız, Cumhuriyet Halk Partisi'nin vesile olmasıyla İstanbul'da Belediye Meclisleri'nde görev almışlar. Bunu suç unsuru olarak gördünüz. Görevden uzaklaştırma uygulamaları, bu terör kisvesi altında bununla ilişkilendirilerek kent uzlaşmaları altında Esenyurt ve Şişli Belediye Başkanlarımız, bakın, görevden uzaklaştırıldı. Günün sonunda oradaki suçlamalardan aklanmasına, bir tutukluluğun tahliye olmasına, diğerine yönelik o soruşturmadan ötürü tahliye kararı verilmesine karşın, bu kez de hiç yeri olmamasına rağmen alelacele hukuki gerekçelerle ikinci bir tutuklama kararı çıkarttınız.

"Yargının yasa yapma yetkisi var mıdır?"

Dosyalara baktığımız zaman, tutuklandıktan sonra 'Eğer hakkındaki suçlamayı kabul edersen, eğer Sayın İmamoğlu'nu suçlarsan, Sayın İmamoğlu'yla birlikte görev yapanları suçlarsan serbest kalırsın; aksi hâlde tüm malı mülkün bunlara el konulur, bir de üstüne kendi aile bireyleri de tutuklanır' şeklinde baskıların geldiği görülmüştür.

Yargının yasa yapma yetkisi var mıdır? Yasa yapma yetkisi Meclis'in tekelinde, münhasıran Meclis'e verilmiş bir yetkidir. Milletin temsilcileri gider yasa yapar. Ancak bizim bu soruşturmada gördüğümüz husus şudur: Yargı burada kendine göre yasa yapmaktadır. Bakın ne demek istediğimi şöyle bir örnekle ifade etmek istiyorum. Bugün bizim kanunumuzun, Türk Ceza Kanunu'nun 254'üncü maddesi etkin pişmanlıkla ilgili hükmü düzenlemiştir. Arkadaşlarımıza, burada tutuklulara, burada itirafçı olanlara yönelik ilk suçlama rüşvet soruşturmasıdır. Halbuki Türk Ceza Kanunu 254'üncü maddesi rüşvet suçunda etkin pişmanlık hükümlerini düzenler. Bunun için şartlar, etkin pişmanlıktan yararlanmak için bir rüşvet anlaşmasının yapılması ancak henüz soruşturmada yetkili makamlarca bir işlem yapılmamış olmasıdır. Yani bir kimseyi rüşvet soruşturmasından tutuklarsanız, o kişinin artık tutuklandıktan sonra etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanması diye bir şey söz konusu olamaz. Halbuki buradaki dosyada 'ben suçsuzum' diyenlerin içeride, 'ben onlarca rüşvet suçu işledim ama bu da şu işin içindeydi, onu da gördüm, bu da suçlu' diyenlerin dışarıda olduğu, kanunun hilafına, yargının yarattığı bir düzenle karşı karşıyayız. Ve bu suçlamalar da tabii o kadar düzmece olduğu süreç içerisinde anlaşıldı ki şimdi burada ben size bazı örneklerle paylaşacağım. Mesela denildi ki: 'Duymuştum, bana öyle geliyordu, bana böyle söylemişlerdi, anlatılan buydu'. Bizim bildik anlamda tanıktan, görgüye dayalı, kendi gözleriyle gören, kulağıyla duyan bir tanıklığın bulunmadığı görüldü. Bir kamera kaydı, bir ses kaydının bulunmadığı görüldü. Ve böyle arkadaşlarımız bir yıl boyunca cezaevinde tutuldular. Buradaki itirafçıların bir kısmı mahkeme salonuna geldi. Dedi ki: 'Bana baskı yapılmıştı, ben bunu söylemedim.' Tıpkı bizim daha önce söylediklerimizi doğrular vaziyette konuştu.

"İnsanların yaşananları duymasını, bilmesini, görmesini, dinlemesini istemiyorlar"

İlave olarak, dosyadaki gizli tanık ifadesine göre, ki gizli tanık bizim hukuk sistemimizde terör dosyalarında kullanılabilir, alelade her dosyada gizli tanık kullanamazsınız. Buna karşın gizli tanık Meşe'nin ifadesine göre insanlar tutuklandı, dosya açıldı, Meşe yok. Gizli tanıklıktan vazgeçmiş. 'Bana vadettiklerinizi yerine getirmediniz' diyor ve tanıklıktan vazgeçiyor. Bakıyorsunuz 560 milyar TL'lik yolsuzluk. Nerede bu arkadaşlar? Hangi MASAK raporunda yazıyor bu? Nerede böyle bir kamu zararı oluştu? Buna ilişkin bir tespit var mı? Yok. Peki suç örgütü kavramı nasıl? Örgüt kurulmuş. Efendim şüpheliler, Ekrem İmamoğlu liderliğinde bir araya gelmişler.

Hedefleri önce ilçe belediyesini, belirtilmiş ilçe belediyesini kazanmak, sonra İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ni kazanmak ve Cumhurbaşkanlığı seçimini kazanmak. Bir defa sizin izlediğiniz yol ve talebiniz meşruysa ortada bir örgütten söz edemezsiniz. İnsanlar böyle hayaller de kurabilir, böyle çalışabilir de, Cumhurbaşkanlığı hayali kurup aday da olabilir. Siz bunu bir ceza yargılamasında örgütlü suçun kapsamına alamazsınız. Bakın 1 yılı geçti. Peşinen cezalandırma var. Yargılama daha yeni başladı. Çünkü bu dosyada 10'dan fazla kişi hakkındaki iddialar doğru bile kabul edilse şu anda yaptıkları süre itibarıyla bizim infaz kanunumuza göre cezasını çekmiş olacak. Yani belli sayıda insanın ceza almasıyla mahkûm olması arasında teorik olarak bir fark kalmamış oluyor. Çekilecek ceza yatılmış. Ve bakın böylesine bir yargılamada olabildiğince şeffaf olunması, televizyon ekranlarından paylaşılması gerekirken olabildiğince tecrit edilerek insanların yaşananları duymasını, bilmesini, görmesini, dinlemesini istemiyorlar. Basından milletvekillerine kadar, bir kısıtlama ve sınırlandırma, izleyicilere kadar her aileden bir kişi uygulamasına kadar. Dolayısıyla kendi yaptıklarına, yazdıklarına güvenemeyenlerin çekinceleri işte bu kara propagandayla insanların kafasını karıştırmaya devam ediyorlar. Bizim bu konudaki canlı yayın talebimizin de iki kere değişiklik önerimizin AKP ve MHP oylarıyla Meclis'te reddedildiğinin altını çizelim."

Ekrem İmamoğlu hakkındaki davaların neredeyse tamamının hakimlerinin değiştirildiğine dikkat çeken Emre, İBB Davası'nda yargılamanın sıralamasına itiraz ederek, şöyle konuştu:

"Şimdi ifadeler alınıyor, bir sıralama yapılmış. O sıralamaya göre kimisi geçen hafta dinlendi, kimisi 3 ay sonra dinlenecek. Ama bakın bizim hukukumuzda açıktır: Aynı fiilden ötürü suçlanan kimselerin aynı anda dinlenmesi lazım. Halbuki aynı olayla suçlananlar, biri bugün dinleniyorsa bir diğeri 2-3 ay sonra dinlenecek. Mahkemedeki acemilikler diz boyu. 2 yargıcın görev süresi 2 yılın altında, bir diğerinin 7 yıl. Ve hâl böyleyken de böylesine bir ağır ceza duruşmasını yönetebilecek tecrübe eksikliği görülüyor. Görülüyor ki ilk günden yoklama almadan başlayarak, dosyada vekâleti ve müdafii ilişkisi olmayan avukatın cübbesiz söz almasına kadar, salona ilişkin uygulamaların durmadan değiştirilmesine kadar bir gün şurada izleyebilirsiniz basına, bir gün şurada oturabilirsiniz. Bir başka gün milletvekilleri girer, bir başka gün giremez. Seyirciler dışarı, içeri gibi bir keyfilik söz konusu olduğunu görüyoruz. Ve dediğimiz gibi bu, Cumhuriyet Halk Partisi'ne yönelik bir baskı ve sindirme operasyonu en önemli ayak başlangıçlarından biri olduğu için şu hususun da altını çizmek isterim.

"Burada çok açık bir şekilde bir düşman hukuku uygulanıyor"

Bakın bu dosyada yargılanıyorsunuz. Duruşma salonu burada, cezaevi burada. Burada yargılanan biri neden durup dururken Afyon'a gönderilir? Balıkesir'e gönderilir, Kocaeli Kandıra'ya, İzmir'e gönderilir? Neden Tekirdağ'a gönderilir, Çorlu'ya gönderilir? Başka bir dosyada bunu göremezsiniz. Çünkü usul ekonomisine aykırıdır. Çünkü o masrafı boşu boşuna Adalet Bakanlığı yapmak istemez, haklı olarak. Ama bu dosyada daha fazla eziyet olsun, ailelere eziyet olsun, psikolojik işkence olsun diye biz bunu da gördük. Bir diğer konu, suçun cezanın şahsiliği ilkesi binlerce yıldır hukuk tarihinde olan bir ilkedir. Ama öylesine büyük bir organize kötülük var ki bir aileden birini tutukluyorsunuz. Sonra tutukladığınız kişi istediğiniz ifadeyi verirse bırakıyorsunuz. İstediğiniz ifadeyi vermezse ta dedesinden kalan tarlaya da el koyup devrediyorsunuz. Oğlunu tutukluyorsunuz, ağabeyini tutukluyorsunuz, yeğenini tutukluyorsunuz. Niye? Efendim konuş. Şimdi bakın dosyanın sanıklarından Fatih Keleş. Şu soruyu soralım burada. Bugün Fatih Keleş 'ben itirafçı oldum' dese, kendi oğlu, ağabeyi ve yeğeni ister ifade versin vermesin, hakkındaki suçlama ne olursa olsun, olduğu gibi tahliye olur mu? Olur. İşte düzen böyle bir düzen. Burada çok açık bir şekilde bir düşman hukuku uygulandığının altını çizelim. Bu görülmüş iş değildir."

"Savcı, Şahan'a tek bir soru soramadı"

Devam eden İBB Davası yarglamalarında yaşananlara dikkat çeken Emre, Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık ve Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan'ın ifadelerinde hem hizmetlerini anlattıklarını hem de kumpası tüm boyutlarıyla ortaya çıkardıklarını söyledi.

Emre, sözlerine şöyle devam etti:

"Düşünün, saatler boyu, neredeyse tam bir gün Resul Emrah Şahan, Şişli Belediye Başkanımız ifade verdi. Ve bu ifadenin sonunda Cumhuriyet savcısı kendisine tek bir soru dahi soramadı. Mahkeme hâkiminin de 4 tane sorusu oldu. Yani onlarca iddiayla karşı karşıyasınız, derdinizi anlatıyorsunuz, 1 yıldır içeride yatıyorsunuz ve şehir rantına, şehrin betonlaşmasına karşı ne tip önlemler alındığını, gökdelenlerin şehri nasıl kötü bir hâle soktuğunu, deprem toplanma alanı yapılması gerektiğini ifade ettiğinde, oradaki büyük inşaat projelerinin kendisine yönelik nasıl kumpaslar kurduğunu, aleyhine ifadeler verdiğini, bu sayede atanan kayyumla birlikte de 16 kat fazla inşaat yaptığını bunların hepsini tek tek anlattı. Ve kimsenin kendisine söyleyecek, kendisini sıkıştıracak bir sorusu dahi olmadı. Aynı şekilde Murat Çalık, kendisi hakkında iddiada bulunan kişiler, baktığınız zaman çok çarpıcı. Çünkü bakın Uğur Güngör isimli bir kişi, 2010 Ağustos'ta Murat Çalık hakkında Büyükçekmece Savcılığı'nda suç duyurusunda bulunuyor. Birtakım iddialar. Büyükçekmece takipsizlik veriyor. İlgili kişi itiraz ediyor. Üst ceza 'takipsizlik kararı doğrudur' diyor. Daha sonra Yargıtay ilgili dairesine itirazdan gidiyor. Ve orada işin esası değil ama usulden Murat Çalık ifadesi alınmadı diye buraya geri gönderiliyor. 2020'deki o dosya bekletilip buradaki büyük Çağlayan adresli soruşturmayla birleştirme talepli gönderiliyor. Ve aynı ifadeler, takipsizlik verilen aynı ifadelere itibar edilerek hakkında iddianame tanzim edilebiliyor.

Şimdi tabii bu hukuk anlayışı değil. Buradan bir kez daha ifade edelim. Bugüne kadar hakkında tek bir sabıka olmayan, tek bir suçlama olmayan, bulunduğu yerde yaptığı işlerle, başarılarla anılan, bugün Beylikdüzü'yle Esenyurt arasındaki farka bakarsanız; birisi şehircilik anlayışına uygun, bilime dayalı, çağdaşlığı ön plana alarak halkın refahını, huzurunu ön plana alarak inşa edilen bir kent, arada bir köprü var. Öteki de şehir suçları mücessem hâline gelmiş, AKP'nin yönetimindeyken sürekli inşaatta rant odaklı, nüfusu 1 milyonu geçecek şekilde gelişmiş, dolaşmış bir yapı hâline gelmiş bir kent. O kenti o hâle getirenlere soruşturma açmıyorsunuz. Ama ömrünü Beylikdüzü'ne adamış, orayı güzelleştirmek için adamış Sayın Murat Çalık'ı bugün sanık sandalyesine oturtuyorsunuz. Kaldı ki kendisiyle ilgili iddiaların temeli rüşvet iddiaları. Bahsettiğiniz zaman Belediye Başkan Yardımcısı değil, kamu görevlisi değil, başkan danışmanı sıfatıyla çalışıyor."

Mahkemede tahliye olabilmek için doğru olmayan beyanlarda bulunduğunu ifade eden Murat Kapki hakkında da konuşan Emre, Kapki'nin mallarını operasyondan önce devrettiğini hatırlatarak, "'Ben suçlanacağıma ilişkin birçok bilgi geldiği için mallarımın bir kısmını güvendiğim bir arkadaşıma teslim ettim.' Bunu kim diyor? Murat Kapki diyor. Kime teslim etmiş? Mallarını orada İsmail Kaan adlı kişi. 'Para mı buna verdin?' 'Malı buna verdim' diyor. Peki bu kişiye bir soruşturma yürüyor mu? Hani uçanın kaçanın gözaltına alındığı bir ortamda bu kişiye yönelik bir soruşturma var mı? Bakıyorsunuz yok. Niye? Çünkü babasıyla Tayyip Erdoğan'ın arkadaşlığı var, yakınlığı var, tanışıklığı var. Yani o kadar yakınlar ki babasının kurduğu Kaanlar Vakfı'nı vergiden muaf tutan kararnameyi de Sayın Erdoğan imzalamış. Yine bu kişinin bir oğlu emanetçi parayı almış, diğer oğluysa AK Parti İstanbul'un yönetim kurulunda, başkan yardımcısı. Hep diyoruz ya ikili hukuk, ikili hukuk sistemi. Bakın. Dosyanın sanıklarından birine açık ifadesi: 'Ben parayı şuna verdim' diyor. 'Mallarıma tedbir konulacak, param gidecek diye kendimce önlem aldım' diyor. Bir soruşturma var mı? Tabii ki yok" ifadelerini kullandı.

"Halkın hakemliğine ihtiyaç duyuyoruz"

Son bir yılda birçok yolsuzluk iddiasının ortaya atıldığını ancak bunların hiçbirinin iddianamede yer almadığını hatırlatan Emre, sözlerine şöyle devam etti:

"Şimdi biz hâl böyleyken halkın hakemliğine ihtiyaç duyuyoruz. 'Gelin canlı yayınlayın' diyoruz, reddediyorlar. İddianameye ilişkin internet sitesi kuruyoruz, derdimizi anlatıp kapatıyorlar. Sayın İmamoğlu'nun derdini anlatmak için kullandığı hesapları kapatıyorlar.

Gelelim başka çarpıcı noktaya. Bu iddianamenin en önemli örgüt üyelerinden biri sözüm ona casus Hüseyin Gün. İmamoğlu'yla ilişkisine bakıyorsunuz; ömrü hayatında seçim kazandıktan sonra belediyede bir fotoğraf çektirmiş, tebrik etmeye gelmiş. Bir daha görmüş mü? Görmemiş. Ondan önce görmüş mü? Görmemiş. Hiç konuşmuş mu? Konuşmamış. Ama 402 sanıklı böyle bir dosyanın en önemli isimlerinden biri, örgüt yöneticisi. Nasıl oluyor bu? Dedim ya, yargının yasa yapma yetkisi mi var? Bizim kanunumuzda böyle bir örgüt tarifi mi var? Böyle bir ilişki şekli mi var? Bu da yok.

Şimdi bakın, her şey tesadüf öyle mi? Bu iddianame yayımlanmadan 5 gün önce kamuoyunda etkili bazı gazeteciler gözaltına alınıyor. 'Aman ha, bak iddianame çıkacak, aman ses çıkarmayın.' Ve bu kişilerin isimlerini de çeşitli gizli tanık ifadelerinde geçiriyorlar. Ama bir tutarlılık da yok. Bakın Sayın Dilek İmamoğlu'nun hem iki ağabeyi de ipe sapa gelmez iddialarla tutuklu. Dosyalar bomboş. Biriyle ilgili iddia, iddiayı doğrulayan hiçbir delil yok. Uyuşturucu kullandığı iddiası var. 'Hayatımda kullanmadım, saç örneği alın' diyorlar. 'Gerek yok' deniyor, tutuklanıyor. Bugün test sonuçları temiz çıktı. Peki kendisi nerede? Tutuklu hâlde. Hâlâ tutuklu.

"Farklı partilerden olsak da milletvekillerine sesleniyorum..."

Bakın aldıkları kişilerde ortak bir şey var. Yarattıkları bir 'sistem' söylemi. Özellikle birinci ve ikinci dalga operasyonlardan sonra kimi alsalar hemen peşine 'sistemden bahset', 'sistem' deyip duruyorlar. Ve bahsettikleri akış esasında bir belediyenin aleni, hani bir gizli örgüt diyorlar ya, internet sitesindeki yönetim şeması. Ve şoför duyumları. Bakıyorsunuz sürekli şoförlere yönelik operasyonlar. Acaba ağızlarından, birlikte dolaştıkları vakitler itibarıyla bir söz alabilir miyiz? Elde delil var mı? Yok.

Bunun en son örneği de kıymetli yurttaşlarımız; Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Muhittin Böcek. 2 şoförüne yönelik, yanındaki yardımcılarına yönelik gözaltı ve tutuklama. Bakın nöbetçi sulh ceza hâkimliğine sevk yazısı yanımda. Bu kişileri nerede, kimle, hangi görüntü, hangi ses kaydı, hangi tanık? Bir rüşvet verdiği, aracılık ettiği görülmüş mü, duyulmuş mu? Ne zaman ki Sayın Genel Başkanımız, Adalet Bakanı'nın mal varlığıyla ilgili bazı evrakları kamuoyuyla paylaştı; döndü dolaştı, Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı'nın bir Manisa ziyareti var. Manisa savcılığı değil, Antalya savcılığı değil, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı bu 2 kişiyi gözaltına aldı ve tutuklattı. Bunların hukukta yeri yok. Bugün bu ülkenin seçilmişlerine sesleniyorum, farklı partilerden olsak da milletvekillerine sesleniyorum: Yargının yasa yapma hakkı mı var? Yasada yazmayan, bulunmayan, uygulaması olmayan, aksine yasanın varlığı durumunda tersini uygulayan bir hukuk düzeninden bahsediyoruz. Bu böyle sürdürülemez. Biz bugün burada yaşanan hukuksuzlukları dile getirdik ve şunu ifade ediyoruz: Bu sadece Cumhuriyet Halk Partisi'nin bir problemi değildir. Sadece İmamoğlu'nun, oradaki tutuklu arkadaşların, ailelerin problemi değildir. Bu, bizzat Türkiye Cumhuriyeti'nin Anayasası'nda yer alan en temel haklara saldırıdır. Onun mücadelesidir, onun karşılığıdır bu. Biz arkadaşlarımızla bu dayanışmayı devam ettireceğiz."

Kardeniz'in en güzel kalesi


 
 
Rize'nin Çamlıhemşin ilçesindeki Çat Vadisi'nde sarp kaya üzerine kurulu Zil Kale, her mevsim doğa ve tarih tutkunlarının ilgisini çekiyor.

08.08.2026 14:32:00
Haber Merkezi
 
Kardeniz'in en güzel kalesi
Kardeniz'in en güzel kalesi

Rize'nin Çamlıhemşin ilçesindeki Çat Vadisi'nde 1. derece arkeolojik sit alanında sarp bir kaya üzerine kurulu Zil Kale, her mevsim ziyaretçilerin uğrak noktaları arasında yer alıyor.


8 Ağustos onların günü


 
2002 yılında Uluslararası Hayvan Refahı Fonu (IFAW) tarafından başlatılan ve her yıl 8 Ağustos'ta kutlanan Uluslararası Kedi Günü'nde, kedilerle ilgili farkındalık oluşturmak ve korunma sorununa dikkati çekmek amacıyla çeşitli etkinlikler düzenleniyor. Marketten ya da bakkaldan alacağınz yaş mamayla özellikle sokak kedilerini ödüllendirelim.

08.08.2026 13:02:00
HABER MERKEZİ/AA
 
8 Ağustos onların günü
8 Ağustos onların günü

2002 yılında Uluslararası Hayvan Refahı Fonu (IFAW) tarafından başlatılan ve her yıl 8 Ağustos'ta kutlanan Uluslararası Kedi Günü'nde, kedilerle ilgili farkındalık oluşturmak ve korunma sorununa dikkati çekmek amacıyla çeşitli etkinlikler düzenleniyor. Marketten ya da bakkaldan alacağınz yaş mamayla özellikle sokak kedilerini ödüllendirelim.

Bu kapsamda, nesli tükenme tehlikesi altındaki kedi türlerinin korunması için çeşitli bilimsel ve kurumsal çalışmalar yürütülüyor. Vahşi türler için doğal yaşam alanları korunurken; evcil ırklarda genetik saflığın devamı için kontrollü üretim programları uygulanıyor. Türkiye'nin simgelerinden biri olan Ankara kedisi de nesli tükenme tehlikesi altında olması nedeniyle koruma altında bulunan türler arasında yer alıyor. En eski uzun tüylü kedi ırklarından biri olarak tanımlanan ve Avrupa'da "Angora" kedisi olarak bilinen Ankara kedisi, kendine has uzun ve parlak tüyleri ve farklı renkte gözleriyle dikkati çekiyor.

Kandil bu işe çok kızacak!

Hakkari'nin Yüksekova ilçesinde Jandarma İnsansız Hava Aracı (JİHA) destekli düzenlenen narkotik operasyonunda 253 kilogram esrar ele geçirildi, 1 şüpheli gözaltına alındı

08.08.2026 09:57:00
İhlas Haber Ajansı
 
Kandil bu işe çok kızacak!
Kandil bu işe çok kızacak!
Hakkari'nin Yüksekova ilçesinde Jandarma İnsansız Hava Aracı (JİHA) destekli düzenlenen narkotik operasyonunda 253 kilogram esrar ele geçirildi, 1 şüpheli gözaltına alındı.

İçişleri Bakanlığından yapılan açıklamaya göre, Jandarma Genel Komutanlığı Narkotik Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı, 7'nci Hudut Alay Komutanlığı ve Yüksekova Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde uyuşturucu ticareti yapanlara yönelik çalışma başlatıldı.



Yüksekova İlçe Jandarma Komutanlığı Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerinin gerçekleştirdiği titiz istihbari çalışmalar sonucunda belirlenen adrese operasyon düzenlendi. Havadan JİHA'ların da destek verdiği operasyonda, 253 kilogram esrar ele geçirildi, uyuşturucu ticareti yaptığı değerlendirilen 1 şüpheli yakalandı.

Açıklamada, uyuşturucuyla mücadeleye yönelik operasyonların kararlılıkla ve kesintisiz bir şekilde devam edeceği vurgulanarak, operasyonu başarıyla yürüten ve emeği geçen tüm güvenlik güçleri ile Yüksekova Cumhuriyet Başsavcılığı tebrik edildi.

Narko-terör



PKK terör örgütü, uluslararası raporlarda ve güvenlik kaynaklarında uyuşturucu ticaretini en birincil finansman kaynağı olarak kullanan tipik bir "Narko-Terör" örgütü olarak tanımlanmaktadır.

Soğuk Savaş sonrası dönemde devlet sponsorluklarının azalmasıyla birlikte PKK, silah temini, lojistik altyapı ve militan iaşesini sürdürebilmek için uyuşturucu kaçakçılığı ağlarına doğrudan entegre olmuştur

Dev finansal hacim



Europol ve uluslararası istihbarat raporlarına göre, PKK'nın uyuşturucu ticaretinden elde ettiği yıllık gelirin 1.5 milyar ile 3 milyar dolar arasında olduğu tahmin edilmektedir.

Bu devasa nakit akışı; silah alımlarında, kampların idamesinde ve kara para aklama faaliyetlerinde kullanılmaktadır.

Mekke Anlaşması ana gündem


 
 
Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan, Ortak Savunma Anlaşması imzaladı. Anlaşma, her türlü saldırganlığa karşı kolektif caydırıcılığı güçlendirmeyi amaçlıyor ve üç devletten herhangi birine karşı gerçekleştirilecek bir silahlı saldırının hepsine karşı yapılmış sayılacağını hükme bağlıyor. Anlaşmanın İsrail saldırganlığına karşı işleyip işlemeyeceği merak ediliyor. Anlaşmanın özellikle İsrail ve Yunanistan'da menfi karşılanması dikkat çekti. 

08.08.2026 06:53:00
Haber Merkezi
 
Mekke Anlaşması ana gündem
Mekke Anlaşması ana gündem

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ve Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, Türkiye-Suudi Arabistan-Pakistan üçlü savunma anlaşmasını imzaladı. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığının sosyal medya hesabından, imzalanan üçlü anlaşmaya ilişkin ortak açıklama paylaşıldı. Açıklamada, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif'in, Suudi Arabistan Krallığı'na ziyarette bulunduğu hatırlatıldı.

Görüşmeler Mekke'de yapıldı

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman'ın, Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Pakistan Başbakanı Şerif ile Mekke'deki Safa Sarayı'nda bir araya geldiği, burada resmi görüşmelerin gerçekleştirildiği belirtilen açıklamada, bu görüşmeler esnasında Suudi Arabistan Krallığı, Türkiye Cumhuriyeti ve Pakistan İslam Cumhuriyeti arasındaki müstesna ilişkiler ile karşılıklı çıkar alanına giren konuların ele alındığı kaydedildi.

Anlaşmanın içeriği

Açıklamada, şu ifadelere yer verildi: "Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Pakistan İslam Cumhuriyeti Başbakanı Muhammed Şahbaz Şerif, üç devlet arasındaki derin tarihi ilişkiler, köklü kardeşlik ve İslami dayanışma bağları, müşterek stratejik çıkarları ve köklü savunma işbirlikleri temelinde, kolektif güvenliklerini daha da güçlendirmek, bölgede ve ötesinde barış, güvenlik ve istikrarı teşvik etmek, güvenli ve müreffeh bir geleceği birlikte inşa etmek yönündeki ortak iradelerini yansıtan Ortak Savunma Anlaşması'nı imzalamışlardır. Anlaşma, her türlü saldırganlığa karşı kolektif caydırıcılığı güçlendirmeyi amaçlamakta ve üç devletten herhangi birine karşı gerçekleştirilecek bir silahlı saldırının hepsine karşı yapılmış sayılacağını hükme bağlamaktadır. Anlaşma ayrıca, üç devlet arasındaki savunma işbirliğinin tüm boyutlarıyla geliştirilmesini öngörmektedir."

Peki, İsrail; Türkiye'ye ya da Suudi Arabistan'a saldırırsa anlaşma işleyecek mi?

Güncel gelişmelere bakıldığında şu anda Pakistan; Hindistan tehdidi altında bulunuyor. İki nükleer güç zaman zaman askeri olarak da karşı karşıya geliyor. Nitekim Mayıs 2025'te Hindistan ve Pakistan arasında Keşmir bölgesindeki artan gerilim nedeniyle kısa süreli ama şiddetli sınır ötesi hava çatışmaları yaşanmıştı. Günler süren bu askeri kriz, tarafların ateşkes sağlamasıyla sona ermişti.

Suudi Arabistan ise halen ABD üslerinden ötürü İran'ın ve Yemen'deki Husilerin baskısı altında bulunuyor. Anlaşmanın düşük yoğunluklu savaşlarda devreye girip girmeyeceği net değil.

Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan, yakın gelecekte İsrail tehdidi altında bulunuyor. İsrail'in Pakistan'ın ebedi düşmanı Hindistan ile yakın askeri ilişkileri var! İsrail sık sık Türkiye'yi de tehdit ediyor. Yahudi devletinin Suudi Arabistan'a saldırması ise bir kıvılcımla mümkün... Pakistan dün anlaşma imzalayan üç ülke içinde tek nükleer güç olarak öne çıkıyor. Peki Pakistan, Türkiye'ye ya da Suudi Arabistan'a özellikle İsrail'e karşı nükleer şemsiye olur mu?

Anlaşmanın içeriği detaylarda yumuşatıldı

Öte yandan "Müslüman NATO' olarak adlandırılan Mekke Ortak Savunma Anlaşması'nın detayları belli oldu. Anlaşma, herhangi bir ülkeyi hedef almayan, külfet paylaşımı ve ortak güvenlik anlayışı temelinde bölgesel ve küresel barış, istikrar ve refahın korunmasına yönelik taahhütleri güçlendirmeyi amaçlayan savunma odaklı bir işbirliği niteliği taşıyor.
Yetkililer, anlaşmanın yalnızca üç imzacı devletin birbirlerinin savunmasını destekleme taahhüdüyle değil, aynı zamanda savunma sanayisi işbirliğini ve birlikte çalışabilirliği artırma taahhütleriyle de tamamen savunma niteliği taşıdığını vurguluyor.
Türk yetkililer, "anlaşmanın saldırgan bir askeri cephe, çevreleme girişimi veya saldırı planlaması değil, bölgesel istikrarı sağlamaya yönelik Terörsüz Bölge hedefine de katkı sağlayacak bir adım" olduğunu ifade ediyor.

Aziz Yıldırım'ın kızına yönelik paylaşımlar yapan kişiye ev hapsi

Fenerbahçe Kulübü Başkanı Aziz Yıldırım'ın kızına yönelik sosyal medya paylaşımları nedeniyle gözaltına alınan şüpheli hakkında "konutunu terk etmemek" şeklindeki adli kontrol tedbiri uygulandı

07.08.2026 17:02:00 / Güncelleme: 07.08.2026 17:07:18
Anadolu Ajansı
 
Aziz Yıldırım'ın kızına yönelik paylaşımlar yapan kişiye ev hapsi
Aziz Yıldırım'ın kızına yönelik paylaşımlar yapan kişiye ev hapsi

Fenerbahçe Kulübü Başkanı Aziz Yıldırım, 5 Ağustos'ta avukatı aracılığıyla Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığına sunduğu şikayet dilekçesinde, X sosyal medya platformunda "2007 Hakan Safi" isimli, 20 üyeden oluşan bir sohbet grubu kurulduğunu, gruba üye hesap kullanıcılarının kendisi ve 18 yaşından küçük kızına yönelik sistematik bir şekilde "kişisel verileri hukuka aykırı olarak yayma", "tehdit" ve "hakaret" içerikli paylaşımlarda bulunduğunu iddia etti.

Şikayet üzerine başlatılan soruşturma kapsamında, söz konusu sosyal medya hesaplarının tespiti için İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünce yapılan çalışma kapsamında şüpheli Cengiz Y. gözaltına alındı.

Emniyetteki işlemleri tamamlanan zanlı, Bakırköy Adliyesine sevk edildi.

Sevk yazısında "mağdurun ismi ve fotoğrafının kişisel veri kapsamında olduğu" değerlendirmesi

Burada savcılığa çıkarılan zanlı, "kişisel verileri hukuka aykırı olarak ele geçirmek veya yaymak" suçundan tutuklama talebiyle nöbetçi sulh ceza hakimliğine gönderildi.

Savcılığın sevk yazısında, somut olayda mağdurun ismi ve fotoğrafının kişisel veri kapsamında olduğu, eylemin hukuka aykırı olarak ve mağdurun rızası dışında gerçekleştirildiği belirtildi.

Yazıda, şüphelinin, mağdura yönelik "kişisel verileri hukuka aykırı olarak yaymak" suçunu işlediği hususunda kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren olguların bulunması, üzerine atılı suçun vasıf ve mahiyeti, öngörülen ceza miktarı ile olayın oluş şekli de dikkate alınarak tutuklanmasına karar verilmesi talep edildi.

Sulh ceza hakimliği, şüpheli Cengiz Y. hakkında "konutunu terk etmemek" şeklindeki adli kontrol tedbirinin uygulanmasına karar verdi.

Anlaşmanın detayları belli oldu

Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan tarafından imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması'nın detayları belli oldu

07.08.2026 16:20:00
AA
 
Anlaşmanın detayları belli oldu
Anlaşmanın detayları belli oldu
Konuyla ilgili yetkililerden alınan bilgiye göre, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ve Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif tarafından imzalanan Mekke Anlaşması, herhangi bir ülkeyi hedef almayan, külfet paylaşımı ve ortak güvenlik anlayışı temelinde bölgesel ve küresel barış, istikrar ve refahın korunmasına yönelik taahhütleri güçlendirmeyi amaçlayan savunma odaklı işbirliği niteliği taşıyor.

Herhangi bir saldırganlık eylemine karşı kolektif caydırıcılığı güçlendirmeyi amaçlayan anlaşma, üç devletten herhangi birine yönelik herhangi bir silahlı saldırının, hepsine yönelik bir saldırı olarak kabul edileceğini öngörüyor.

Mekke Anlaşması, artan bölgesel ve uluslararası güvenlik tehditlerine karşı ortak mücadele zemini oluşturmak amacıyla bölgesel sahiplenme ilkesi doğrultusunda yürütülen uzun soluklu diplomatik çalışmaların somut sonucu olarak görülüyor.

Anlaşmanın, üç ülkenin birbirlerinin güvenliğini destekleme taahhüdünün yanı sıra savunma sanayisi işbirliğini ve askeri birlikte çalışabilirliği geliştirmeyi amaçlayan savunma odaklı bir düzenleme niteliği bulunuyor.

Herhangi bir ittifak veya anlaşmadan kopuş anlamına gelmeyen Mekke Anlaşması, mevcut müttefiklik ilişkilerini tamamlayarak bölgesel güvenliği güçlendiriyor ve diğer bölge ülkelerinin katılımına açık bir işbirliği zemini oluşturuyor.

Mekke Ortak Savunma Anlaşması, üç ülke arasındaki köklü kardeşlik bağlarını pekiştiren, kendi savunmalarının yanı sıra bölgesel ve küresel güvenliğe katkı sağlayacak bir anlaşma niteliği taşıyor.

Anlaşma, "bölgede barışın, huzurun ve güvenliğin destekleyici unsuru" olarak değerlendiriliyor.

"Türkiye'nin NATO üyeliği ile bölgesel ortaklıklarının birbirinin alternatifi olmadığını, güvenlik yükünün paylaşılmasını sağlayan tamamlayıcı yapılar" olduğunu belirten yetkililer, "Bu anlaşma saldırgan bir askeri cephe, çevreleme girişimi veya saldırı planlaması değil, bölgesel istikrarı sağlamaya yönelik Terörsüz Bölge hedefine de katkı sağlayacak bir adım" değerlendirmesinde bulundu.

"Mekke Anlaşması'nın, hiçbir ülkeyi hedeflemediğini, mevcut diyalog kanallarını kapatmadığını" vurgulayan yetkililer, anlaşmanın, taraflardan birine yönelik silahlı saldırıyı tümüne yapılmış sayarak Birleşmiş Milletler Şartı'nın 51. maddesi uyarınca ortak savunma, meşru müdafaa ve karşılıklı güvenlik taahhüdünü teyit ettiğini bildirdi.

Yetkililer, bu anlaşmanın, yalnızca üç imzacı devletin birbirlerinin savunmasını destekleme taahhüdüyle değil, aynı zamanda savunma sanayi işbirliğini ve birlikte çalışabilirliği artırma taahhütleriyle de tamamen savunma niteliğinde olduğunu dile getirdi.

Türkiye açısından bakıldığında, Mekke Ortak Savunma Anlaşması'nın, bölge ve İslam dünyası için her anlamda tarihi nitelikte olduğu yorumunu yapan yetkililer, "bölgedeki güvenlik mimarisinin Mekke Anlaşması ile yeniden dizayn edildiği" değerlendirmesini yaptı.

Anlaşmayla Türkiye'nin başka çatışmalara sürüklenmediğini, bölgesel etkisini ve tecrübesini bölgenin güçlü aktörleriyle birleştirdiğini belirten yetkililer, "Türkiye değişen ve karmaşıklaşan uluslararası güvenlik ortamında işbirliği seçeneklerini çeşitlendiren bir düzenlemeye imza atmıştır. Türkiye'nin Mekke Anlaşması'na imza atması, küresel deniz ticaret yollarının güvenliğini güçlendirerek ihracata, enerji tedarikine ve ekonomik istikrara katkı sağlayacaktır. Anlaşmaya katılım, Türk askerinin her bölgesel krize gönderileceği anlamına gelmemektedir. Kuvvet kullanımı ve askeri harekat kararları anayasal düzen ile ulusal karar mekanizmaları çerçevesinde alınacaktır." ifadelerini kullandı.

Anlaşmanın, Türkiye'nin uluslararası anlaşmalardan doğan yükümlülüklerine zarar vermediğini vurgulayan yetkililer, şunları kaydetti:

"Anadolu'dan Hicaz'a, İslamabad'dan Riyad'a uzanan kardeşlik hattı, ortak değerlerin ve zor zamanlarda birbirinin yanında duran milletlerin iradesini temsil etmektedir. Mekke Anlaşması Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasındaki işbirliği, tarihi bir sorumluluğun günümüzdeki stratejik karşılığıdır. Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasındaki ilişkiler yalnızca devletler arası çıkarlara değil, ortak tarih, inanç, kardeşlik ve dayanışma bağlarına dayanmaktadır."

AHBAP Derneği'nin feshi için Asliye Hukuk Mahkemesi'ne açılan davada dernek yönetimine kayyum atanmasına karar verildi. Mahkemenin bu kararı ile derneğin fesih süreci başlamış oldu

AHBAP Derneği'nin feshi için Asliye Hukuk Mahkemesi'ne açılan davada dernek yönetimine kayyum atanmasına karar verildi. Mahkemenin bu kararı ile derneğin fesih süreci başlamış oldu

07.08.2026 12:40:00
Haber Merkezi
 
 AHBAP Derneği'nin feshi için Asliye Hukuk Mahkemesi'ne açılan davada dernek yönetimine kayyum atanmasına karar verildi. Mahkemenin bu kararı ile derneğin fesih süreci başlamış oldu
 AHBAP Derneği'nin feshi için Asliye Hukuk Mahkemesi'ne açılan davada dernek yönetimine kayyum atanmasına karar verildi. Mahkemenin bu kararı ile derneğin fesih süreci başlamış oldu
İstanbul 29. Asliye Hukuk Mahkemesi, AHBAP Derneği'nin yönetimi için kayyum atanmasına karar verdi. Daha önce alınan tedbir kararları kapsamında derneğin mal varlıklarının yönetimi için kayyum heyeti tayin edilmiş, ayrıca iştirak şirketleri olan Ahbap Lojistik ve Ahbap İktisadi İşletmesi'ne Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) kayyum olarak atanmıştı. Mahkemenin son kararıyla birlikte bu kez bizzat derneğin sevk ve idaresi kayyuma devredildi. Böylece ile derneğin hukuki varlığının sona erdirilmesi (fesih) süreci resmen başlatılmış oldu.

Kararda, İstanbul 8. Sulh Ceza Hakimliği'nin 27 Temmuz 2026 tarihli kararıyla kayyım olarak belirlenen 3 kişinin AHBAP Derneği'ne yönetim kayyımı olarak atanmasına hükmedildi. Kayyım heyetinin dernek iş ve işlemlerini yürütmesi, mal varlığını koruması ve resmi süreçleri takip etmesi kararlaştırıldı.

Mahkeme, faaliyetlerin durdurulması kararının uygulanması kapsamında dernek binası ve eklentilerinin mühürlenmesine, fiziki faaliyetlerin engellenmesine ve kayyım heyetinin yönetime fiilen teslim edilmesine karar verdi. Bu kapsamda İstanbul İl Sivil Toplumla İlişkiler Müdürlüğü, İstanbul Valiliği ve İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü'ne müzekkere yazılacak.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı nezdinde yürütülen soruşturmanın odak noktasını; özellikle 6 Şubat 2023 depremleri sonrasında AHBAP Derneği adına toplanan milyarlarca liralık yardım ve bağışların usulsüz kullanımı, haksız kazanç ve kara para aklama şüpheleri oluşturuyor. İlk olarak dernek kurucusu Haluk Levent'in kardeşi Berkant Acil'in mali hareketlerini inceleyen başsavcılık, Şile Belediyesi'nde düzenlenen festival rüşvet soruşturması belgeleriyle çapraz inceleme yaptı. İncelemelerde Haluk Levent, Berkant Acil ve Yeliz Kaya arasında hem mali transferler hem de organik çalışma birlikteliği tespit edildi.

İstanbul Vergi Denetim Kurulu Başkanlığı, MASAK ve Mülkiye Müfettişliği raporlarının birleştirilmesiyle derinleştirilen soruşturmada mali bulgulara ulaşıldı. Sadece 2023 yılında milyarlarca lira bağış toplayan derneğin banka hesaplarında yapılan incelemelerde, hesap bakiyelerinin neredeyse tamamen boşaltıldığı saptandı. Banka detaylarına göre dernek hesaplarında yalnızca 266 bin TL, 786 bin TL, 8 bin 598 Dolar ve 19 bin Euro civarında bir meblağ kaldığı görüldü. Hatta pazar günleri de dahil olmak üzere dernek hesaplarından yüksek miktarlı finansal işlemler yapıldığı ve bu hesaplarda tek işlem yetkilisinin Haluk Levent olduğu banka kayıtlarıyla doğrulandı.

Davaname metninde yer alan Mali Müfettişlik ve MASAK verilerine göre, dernek bütçesinden Haluk Levent'in asistanı Yeliz Kaya'nın kişisel hesaplarına tespit edilebilen ilk etapta 122 milyon TL doğrudan para çıkışı yapıldı. Ayrıca Dernek Haluk Levent'in derneği usulsüz şekilde borçlandırarak kambiyo senetleri düzenlediği, bu senetler karşılığında alınan yüksek değerli taşınmazların ve dernek iştiraki Ahbap Lojistik'e ait gayrimenkullerin Yeliz Kaya adına tescil ettirildiği belirlendi. Yeliz Kaya'nın sadece 2025 ve 2026 yıllarında dernekle bağlantılı 100 adet taşınmaz işlemi yaptığı, bunların 58 adedini şüpheli Esin Önder Çağlayan'a devrettiği tespit edildi. Soruşturma dosyasında ayrıca Haluk Levent tarafından kullanılan hesaplardan yüksek hacimli yasal bahis oyunlarının oynandığı bilgisi yer aldı.

Teknik ve fiziki takip altında tutulan Haluk Levent'in, 12 Temmuz 2026 günü telefonlarını kapatıp sinyal kesici kullanarak kaçma izlenimi veren eylemlerde bulunduğu ve İzmir yolunda seyir halindeyken güvenlik güçlerince yakalandığı öğrenildi. Soruşturma kapsamında 12, 14, 17 ve 27 Temmuz 2026 tarihlerinde gerçekleşen 4 ayrı operasyon sonucunda tutuklamalar ve adli kontroller peş peşe geldi.

Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) heyeti, Ankara Güvenpark'ta eylemlerini sürdüren er şehit yakınları ve er gazilerini ziyaret ederek taleplerine destek verdi

Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) heyeti, Ankara Güvenpark'ta eylemlerini sürdüren er şehit yakınları ve er gazilerini ziyaret ederek taleplerine destek verdi

07.08.2026 11:01:00
Haber Merkezi
 
 Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) heyeti, Ankara Güvenpark'ta eylemlerini sürdüren er şehit yakınları ve er gazilerini ziyaret ederek taleplerine destek verdi
 Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) heyeti, Ankara Güvenpark'ta eylemlerini sürdüren er şehit yakınları ve er gazilerini ziyaret ederek taleplerine destek verdi
Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) heyeti, Ankara Güvenpark'ta eylemlerini sürdüren er şehit yakınları ve er gazilerini ziyaret ederek taleplerine destek verdi.

BTP Genel Başkan Yardımcısı Emekli Albay Selim Oktay, Ankara İl Başkanı Emekli Yarbay Hüseyin Kuloğlu, Ankara İl Yönetim Kurulu Üyesi Aydın İlik, Çankaya İlçe Başkanı Mehmet Yalçın Vona, Altındağ İlçe Başkanı Bayram Güzel ve Ankara teşkilatından Ayhan Kuru'nun yer aldığı heyet, Güvenpark'ta bir araya geldiği şehit yakınları ve gazilerle görüş alışverişinde bulundu.

Ziyarette, BTP Genel Başkanı Avukat Hüseyin Baş'ın selamı, eylemcilerin sözcüsü Gazi Erdem Çerçioğlu aracılığıyla tüm şehit yakınları ve gazilere iletildi.

Görüşmede, şehit yakınları ve gazilerin dile getirdiği talepler ile "Terörsüz Türkiye" adıyla yürütülen sürece ilişkin endişeleri dinlendi. BTP heyeti, şehit aileleri ve gazilerin haklı mücadelelerinin yanında olduklarını belirterek, partinin konuya ilişkin değerlendirmelerini ve çözüm önerilerini paylaştı.



Ziyaretin ardından açıklamalarda bulunan BTP Genel Başkan Yardımcısı Emekli Albay Selim Oktay, şehit aileleri ve gazilerin haklı mücadelelerini desteklediklerini vurguladı.

Oktay, tüm şehit aileleri ve gazilere, yaşamlarının geri kalanında kimseye muhtaç olmadan onurlu bir hayat sürdürebilecekleri düzeyde maaş bağlanması gerektiğini belirterek, devletin mevcut imkânlarının bunu karşılayabilecek güçte olduğunu ifade etti.

Selim Oktay ayrıca, "Terörsüz Türkiye" sürecine ilişkin şehit aileleri ve gazilerin dile getirdiği endişeleri dikkatle dinlediklerini, Bağımsız Türkiye Partisi'nin bu konudaki duruşunu ve kararlılığını kendileriyle paylaştıklarını söyledi.

BTP heyeti, şehit yakınları ve gazilerin taleplerinin takipçisi olmaya devam edeceklerini belirterek ziyaretini tamamladı.

Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan üçlü savunma anlaşması imzalayacak

Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan'ın, üçlü ortak savunma anlaşması imzalayacağı bildirildi

 

07.08.2026 10:23:00
Anadolu Ajansı
 
Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan üçlü savunma anlaşması imzalayacak
Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan üçlü savunma anlaşması imzalayacak

Güvenlik kaynaklarından alınan bilgiye göre, Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan bugün Cidde'de ortak savunma anlaşması imzalayacak.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, günübirlik çalışma ziyareti için bu sabah Suudi Arabistan'a hareket etmişti.

Pakistan, ABD-İran savaşını sona erdirmek için arabuluculuk çalışmalarında bulunurken, Türkiye Gazze'de ateşkesin sağlanması yönünde diplomatik alanda aktif rol oynadı.

Pakistan ve Suudi Arabistan, 2025'te ortak bir savunma anlaşması imzalayacaklarını duyurmuştu.

Avcılar Belediyesine yönelik soruşturmada 12 kişi adliyede

Avcılar Belediyesine yönelik "ihaleye fesat karıştırma" soruşturması kapsamında İstanbul merkezli 4 ilde düzenlenen operasyonda gözaltına alınan 12 zanlı Küçükçekmece Adliyesi'ne sevk edildi

07.08.2026 09:04:00
AA
 
Avcılar Belediyesine yönelik soruşturmada 12 kişi adliyede
Avcılar Belediyesine yönelik soruşturmada 12 kişi adliyede

Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığınca, Avcılar Belediyesi Fen İşleri Müdürlüğünün 2022 yılında "Avcılar İlçesi Asfalt İmalatları" ihalesinde kamu kurumlarından yaklaşık maliyet araştırması yapmaksızın yüksek teklif alarak ihalenin maliyetini yükselttiğinin belirlenmesi üzerine "ihaleye fesat karıştırma" suçundan başlatılan soruşturma devam ediyor.

Soruşturma kapsamında gözaltına alınan 12 şüpheli, emniyetteki işlemlerinin ardından Küçükçekmece Adliyesi'ne sevk edildi.

Ne olmuştu?

Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından "ihaleye fesat karıştırma" suçundan yürütülen soruşturma kapsamında Avcılar Belediyesi Fen İşleri Müdürlüğünün 2022 yılında "Avcılar İlçesi Asfalt İmalatları" ihalesinde kamu kurumlarından yaklaşık maliyet araştırması yapmaksızın yüksek teklif alarak ihalenin maliyetini yükselttiği belirlenmişti.

Kamu zararının oluşmasına yol açtıkları gerekçesiyle 14 şüpheli hakkında gözaltı kararı verilmişti.

İstanbul, Ankara, Balıkesir ve Bitlis'te düzenlenen eş zamanlı operasyonda 12 şüpheli yakalanmıştı.

Hakkında gözaltı kararı verilen bir şüphelinin sağlık sorunları sebebiyle hastanede tedavi gördüğü, bir zanlının ise başka bir suçtan cezaevinde olduğu öğrenilmişti.

Hakkında gözaltı kararı verilen 14 isim şu şekilde:

"Yaklaşık Maliyet Komisyonu ve İhale Komisyonu Başkanı Seçkin Özcan, Yaklaşık Maliyet Komisyonu üyesi İsmail Kurtuluş, Yaklaşık Maliyet Komisyonu ve İhale Komisyonu üyesi Salman Kalmaz, Fen İşleri Müdürü ve ihale yetkilisi Nevzat Yalçın, İhale Komisyonu üyeleri Dursun Yavuz, Kemal Baki, Kemal Kenar, bazı inşaat ve asfalt firması yetkilileri Gülay Güneş, Burak Güneş, Furkan Karaca, Behçet Hırdar, Celal Hırdar, Mustafa Timur ve Yüksel Kırıcı."
 

logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.