logo
28 EYLÜL 2026

'Yargının yasa yapma hakkı mı var?'

CHP Sözcüsü Zeynel Emre, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın kendi yetki alanının dışında operasyonlar yapmasını eleştirerek "Bu ülkenin seçilmişlerine, farklı partilerden olsak da milletvekillerine sesleniyorum: Yargının yasa yapma hakkı mı var?" dedi

27.03.2026 17:13:00
Haber Merkezi
 
'Yargının yasa yapma hakkı mı var?'
'Yargının yasa yapma hakkı mı var?'
CHP Sözcüsü ve İstanbul Milletvekili Zeynel Emre, Silivri Dayanışma Merkezi'nde düzenlediği basın toplantısında, İBB Davası'na dair açıklamalarda bulundu. İBB Davası'nın yapıldığı Silivri Cezaevi'nin Türkiye'nin yakın tarihinde "kumpas davalarıyla insanlara eziyet çektirilen bir yer olarak" anıldığını, savcılığın davaya dair belgeleri "sürekli iktidar yandaşlarına ve destekçilerine" sızdırdığını ileri süren Emre, "Cumhuriyet Halk Partisi'nin suçu, buralarda yatan, cezaevinde yatan arkadaşlarımızın temel suçu şudur: Cumhuriyet Halk Partisi yıllar sonra, 31 Mart 2024 tarihinde yerel iktidarı elde etmiştir ve Türkiye'de yurttaşlarımızın yaşadığı yüzde 70'den daha fazla bir bölgede iktidar olmuştur. Ve istikrarlı bir şekilde de oyu yüzde 34 ve üzerinde olmak üzere Türkiye'nin birinci partisidir. O nedenle halkın iradesini ancak kendi kazandığı vakit tanıyan Sayın Erdoğan ve arkadaşları tarafından kumpasa maruz bırakılmıştır" ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Aralık 2024'te "Cumhuriyet Halk Partili belediyeleri bir silkeleyin" açıklamasının ardından CHP'li belediyelere, Ekrem İmamoğlu'nun Cumhurbaşkanı adaylığının açıklanmasının ardından İBB'ye ve İmamoğlu'na yönelik operasyonların başladığını vurgulayan Emre, şunları kaydetti:

"Görülmemiş bir şekilde 35 yıl öncesinden elde ettiği diplomasının iptaline yönelik yazılar yazıldı. Savcılık birden fazla kez çağrıda bulundu. 'Hadi diplomayı iptal et' baskısı ve günün sonunda da yetkili olmayan bir kurum tarafından, gözaltına alınmadan bir gün önce diploması iptal edildi. Şimdi buna kimse tesadüf olarak bakılamaz. Bu, Türkiye'deki seçme seçilme iradesine saldırıdır. Millî iradeye saldırıdır. Bu ülkede insanların kendi kaderini kendisinin belirlemesine yönelik anayasal hakkına müdahaledir. 19 Mart, şafak baskını oldu. O gün o dosya içerisinde neler söylemişlerdi? O dosya içerisinde dediler ki: 'Efendim çok delil var, 560 milyarlık soygun var, dosya delillerle dolu.' Bütün söylenenler bunlardı değil mi? Ve bir yandan da yolsuzluk dosyasıyla paralel bir şekilde terör soruşturmasından bahsettiler. Neymiş efendim? Kürt kökenli yurttaşlarımız, Cumhuriyet Halk Partisi'nin vesile olmasıyla İstanbul'da Belediye Meclisleri'nde görev almışlar. Bunu suç unsuru olarak gördünüz. Görevden uzaklaştırma uygulamaları, bu terör kisvesi altında bununla ilişkilendirilerek kent uzlaşmaları altında Esenyurt ve Şişli Belediye Başkanlarımız, bakın, görevden uzaklaştırıldı. Günün sonunda oradaki suçlamalardan aklanmasına, bir tutukluluğun tahliye olmasına, diğerine yönelik o soruşturmadan ötürü tahliye kararı verilmesine karşın, bu kez de hiç yeri olmamasına rağmen alelacele hukuki gerekçelerle ikinci bir tutuklama kararı çıkarttınız.

"Yargının yasa yapma yetkisi var mıdır?"

Dosyalara baktığımız zaman, tutuklandıktan sonra 'Eğer hakkındaki suçlamayı kabul edersen, eğer Sayın İmamoğlu'nu suçlarsan, Sayın İmamoğlu'yla birlikte görev yapanları suçlarsan serbest kalırsın; aksi hâlde tüm malı mülkün bunlara el konulur, bir de üstüne kendi aile bireyleri de tutuklanır' şeklinde baskıların geldiği görülmüştür.

Yargının yasa yapma yetkisi var mıdır? Yasa yapma yetkisi Meclis'in tekelinde, münhasıran Meclis'e verilmiş bir yetkidir. Milletin temsilcileri gider yasa yapar. Ancak bizim bu soruşturmada gördüğümüz husus şudur: Yargı burada kendine göre yasa yapmaktadır. Bakın ne demek istediğimi şöyle bir örnekle ifade etmek istiyorum. Bugün bizim kanunumuzun, Türk Ceza Kanunu'nun 254'üncü maddesi etkin pişmanlıkla ilgili hükmü düzenlemiştir. Arkadaşlarımıza, burada tutuklulara, burada itirafçı olanlara yönelik ilk suçlama rüşvet soruşturmasıdır. Halbuki Türk Ceza Kanunu 254'üncü maddesi rüşvet suçunda etkin pişmanlık hükümlerini düzenler. Bunun için şartlar, etkin pişmanlıktan yararlanmak için bir rüşvet anlaşmasının yapılması ancak henüz soruşturmada yetkili makamlarca bir işlem yapılmamış olmasıdır. Yani bir kimseyi rüşvet soruşturmasından tutuklarsanız, o kişinin artık tutuklandıktan sonra etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanması diye bir şey söz konusu olamaz. Halbuki buradaki dosyada 'ben suçsuzum' diyenlerin içeride, 'ben onlarca rüşvet suçu işledim ama bu da şu işin içindeydi, onu da gördüm, bu da suçlu' diyenlerin dışarıda olduğu, kanunun hilafına, yargının yarattığı bir düzenle karşı karşıyayız. Ve bu suçlamalar da tabii o kadar düzmece olduğu süreç içerisinde anlaşıldı ki şimdi burada ben size bazı örneklerle paylaşacağım. Mesela denildi ki: 'Duymuştum, bana öyle geliyordu, bana böyle söylemişlerdi, anlatılan buydu'. Bizim bildik anlamda tanıktan, görgüye dayalı, kendi gözleriyle gören, kulağıyla duyan bir tanıklığın bulunmadığı görüldü. Bir kamera kaydı, bir ses kaydının bulunmadığı görüldü. Ve böyle arkadaşlarımız bir yıl boyunca cezaevinde tutuldular. Buradaki itirafçıların bir kısmı mahkeme salonuna geldi. Dedi ki: 'Bana baskı yapılmıştı, ben bunu söylemedim.' Tıpkı bizim daha önce söylediklerimizi doğrular vaziyette konuştu.

"İnsanların yaşananları duymasını, bilmesini, görmesini, dinlemesini istemiyorlar"

İlave olarak, dosyadaki gizli tanık ifadesine göre, ki gizli tanık bizim hukuk sistemimizde terör dosyalarında kullanılabilir, alelade her dosyada gizli tanık kullanamazsınız. Buna karşın gizli tanık Meşe'nin ifadesine göre insanlar tutuklandı, dosya açıldı, Meşe yok. Gizli tanıklıktan vazgeçmiş. 'Bana vadettiklerinizi yerine getirmediniz' diyor ve tanıklıktan vazgeçiyor. Bakıyorsunuz 560 milyar TL'lik yolsuzluk. Nerede bu arkadaşlar? Hangi MASAK raporunda yazıyor bu? Nerede böyle bir kamu zararı oluştu? Buna ilişkin bir tespit var mı? Yok. Peki suç örgütü kavramı nasıl? Örgüt kurulmuş. Efendim şüpheliler, Ekrem İmamoğlu liderliğinde bir araya gelmişler.

Hedefleri önce ilçe belediyesini, belirtilmiş ilçe belediyesini kazanmak, sonra İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ni kazanmak ve Cumhurbaşkanlığı seçimini kazanmak. Bir defa sizin izlediğiniz yol ve talebiniz meşruysa ortada bir örgütten söz edemezsiniz. İnsanlar böyle hayaller de kurabilir, böyle çalışabilir de, Cumhurbaşkanlığı hayali kurup aday da olabilir. Siz bunu bir ceza yargılamasında örgütlü suçun kapsamına alamazsınız. Bakın 1 yılı geçti. Peşinen cezalandırma var. Yargılama daha yeni başladı. Çünkü bu dosyada 10'dan fazla kişi hakkındaki iddialar doğru bile kabul edilse şu anda yaptıkları süre itibarıyla bizim infaz kanunumuza göre cezasını çekmiş olacak. Yani belli sayıda insanın ceza almasıyla mahkûm olması arasında teorik olarak bir fark kalmamış oluyor. Çekilecek ceza yatılmış. Ve bakın böylesine bir yargılamada olabildiğince şeffaf olunması, televizyon ekranlarından paylaşılması gerekirken olabildiğince tecrit edilerek insanların yaşananları duymasını, bilmesini, görmesini, dinlemesini istemiyorlar. Basından milletvekillerine kadar, bir kısıtlama ve sınırlandırma, izleyicilere kadar her aileden bir kişi uygulamasına kadar. Dolayısıyla kendi yaptıklarına, yazdıklarına güvenemeyenlerin çekinceleri işte bu kara propagandayla insanların kafasını karıştırmaya devam ediyorlar. Bizim bu konudaki canlı yayın talebimizin de iki kere değişiklik önerimizin AKP ve MHP oylarıyla Meclis'te reddedildiğinin altını çizelim."

Ekrem İmamoğlu hakkındaki davaların neredeyse tamamının hakimlerinin değiştirildiğine dikkat çeken Emre, İBB Davası'nda yargılamanın sıralamasına itiraz ederek, şöyle konuştu:

"Şimdi ifadeler alınıyor, bir sıralama yapılmış. O sıralamaya göre kimisi geçen hafta dinlendi, kimisi 3 ay sonra dinlenecek. Ama bakın bizim hukukumuzda açıktır: Aynı fiilden ötürü suçlanan kimselerin aynı anda dinlenmesi lazım. Halbuki aynı olayla suçlananlar, biri bugün dinleniyorsa bir diğeri 2-3 ay sonra dinlenecek. Mahkemedeki acemilikler diz boyu. 2 yargıcın görev süresi 2 yılın altında, bir diğerinin 7 yıl. Ve hâl böyleyken de böylesine bir ağır ceza duruşmasını yönetebilecek tecrübe eksikliği görülüyor. Görülüyor ki ilk günden yoklama almadan başlayarak, dosyada vekâleti ve müdafii ilişkisi olmayan avukatın cübbesiz söz almasına kadar, salona ilişkin uygulamaların durmadan değiştirilmesine kadar bir gün şurada izleyebilirsiniz basına, bir gün şurada oturabilirsiniz. Bir başka gün milletvekilleri girer, bir başka gün giremez. Seyirciler dışarı, içeri gibi bir keyfilik söz konusu olduğunu görüyoruz. Ve dediğimiz gibi bu, Cumhuriyet Halk Partisi'ne yönelik bir baskı ve sindirme operasyonu en önemli ayak başlangıçlarından biri olduğu için şu hususun da altını çizmek isterim.

"Burada çok açık bir şekilde bir düşman hukuku uygulanıyor"

Bakın bu dosyada yargılanıyorsunuz. Duruşma salonu burada, cezaevi burada. Burada yargılanan biri neden durup dururken Afyon'a gönderilir? Balıkesir'e gönderilir, Kocaeli Kandıra'ya, İzmir'e gönderilir? Neden Tekirdağ'a gönderilir, Çorlu'ya gönderilir? Başka bir dosyada bunu göremezsiniz. Çünkü usul ekonomisine aykırıdır. Çünkü o masrafı boşu boşuna Adalet Bakanlığı yapmak istemez, haklı olarak. Ama bu dosyada daha fazla eziyet olsun, ailelere eziyet olsun, psikolojik işkence olsun diye biz bunu da gördük. Bir diğer konu, suçun cezanın şahsiliği ilkesi binlerce yıldır hukuk tarihinde olan bir ilkedir. Ama öylesine büyük bir organize kötülük var ki bir aileden birini tutukluyorsunuz. Sonra tutukladığınız kişi istediğiniz ifadeyi verirse bırakıyorsunuz. İstediğiniz ifadeyi vermezse ta dedesinden kalan tarlaya da el koyup devrediyorsunuz. Oğlunu tutukluyorsunuz, ağabeyini tutukluyorsunuz, yeğenini tutukluyorsunuz. Niye? Efendim konuş. Şimdi bakın dosyanın sanıklarından Fatih Keleş. Şu soruyu soralım burada. Bugün Fatih Keleş 'ben itirafçı oldum' dese, kendi oğlu, ağabeyi ve yeğeni ister ifade versin vermesin, hakkındaki suçlama ne olursa olsun, olduğu gibi tahliye olur mu? Olur. İşte düzen böyle bir düzen. Burada çok açık bir şekilde bir düşman hukuku uygulandığının altını çizelim. Bu görülmüş iş değildir."

"Savcı, Şahan'a tek bir soru soramadı"

Devam eden İBB Davası yarglamalarında yaşananlara dikkat çeken Emre, Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık ve Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan'ın ifadelerinde hem hizmetlerini anlattıklarını hem de kumpası tüm boyutlarıyla ortaya çıkardıklarını söyledi.

Emre, sözlerine şöyle devam etti:

"Düşünün, saatler boyu, neredeyse tam bir gün Resul Emrah Şahan, Şişli Belediye Başkanımız ifade verdi. Ve bu ifadenin sonunda Cumhuriyet savcısı kendisine tek bir soru dahi soramadı. Mahkeme hâkiminin de 4 tane sorusu oldu. Yani onlarca iddiayla karşı karşıyasınız, derdinizi anlatıyorsunuz, 1 yıldır içeride yatıyorsunuz ve şehir rantına, şehrin betonlaşmasına karşı ne tip önlemler alındığını, gökdelenlerin şehri nasıl kötü bir hâle soktuğunu, deprem toplanma alanı yapılması gerektiğini ifade ettiğinde, oradaki büyük inşaat projelerinin kendisine yönelik nasıl kumpaslar kurduğunu, aleyhine ifadeler verdiğini, bu sayede atanan kayyumla birlikte de 16 kat fazla inşaat yaptığını bunların hepsini tek tek anlattı. Ve kimsenin kendisine söyleyecek, kendisini sıkıştıracak bir sorusu dahi olmadı. Aynı şekilde Murat Çalık, kendisi hakkında iddiada bulunan kişiler, baktığınız zaman çok çarpıcı. Çünkü bakın Uğur Güngör isimli bir kişi, 2010 Ağustos'ta Murat Çalık hakkında Büyükçekmece Savcılığı'nda suç duyurusunda bulunuyor. Birtakım iddialar. Büyükçekmece takipsizlik veriyor. İlgili kişi itiraz ediyor. Üst ceza 'takipsizlik kararı doğrudur' diyor. Daha sonra Yargıtay ilgili dairesine itirazdan gidiyor. Ve orada işin esası değil ama usulden Murat Çalık ifadesi alınmadı diye buraya geri gönderiliyor. 2020'deki o dosya bekletilip buradaki büyük Çağlayan adresli soruşturmayla birleştirme talepli gönderiliyor. Ve aynı ifadeler, takipsizlik verilen aynı ifadelere itibar edilerek hakkında iddianame tanzim edilebiliyor.

Şimdi tabii bu hukuk anlayışı değil. Buradan bir kez daha ifade edelim. Bugüne kadar hakkında tek bir sabıka olmayan, tek bir suçlama olmayan, bulunduğu yerde yaptığı işlerle, başarılarla anılan, bugün Beylikdüzü'yle Esenyurt arasındaki farka bakarsanız; birisi şehircilik anlayışına uygun, bilime dayalı, çağdaşlığı ön plana alarak halkın refahını, huzurunu ön plana alarak inşa edilen bir kent, arada bir köprü var. Öteki de şehir suçları mücessem hâline gelmiş, AKP'nin yönetimindeyken sürekli inşaatta rant odaklı, nüfusu 1 milyonu geçecek şekilde gelişmiş, dolaşmış bir yapı hâline gelmiş bir kent. O kenti o hâle getirenlere soruşturma açmıyorsunuz. Ama ömrünü Beylikdüzü'ne adamış, orayı güzelleştirmek için adamış Sayın Murat Çalık'ı bugün sanık sandalyesine oturtuyorsunuz. Kaldı ki kendisiyle ilgili iddiaların temeli rüşvet iddiaları. Bahsettiğiniz zaman Belediye Başkan Yardımcısı değil, kamu görevlisi değil, başkan danışmanı sıfatıyla çalışıyor."

Mahkemede tahliye olabilmek için doğru olmayan beyanlarda bulunduğunu ifade eden Murat Kapki hakkında da konuşan Emre, Kapki'nin mallarını operasyondan önce devrettiğini hatırlatarak, "'Ben suçlanacağıma ilişkin birçok bilgi geldiği için mallarımın bir kısmını güvendiğim bir arkadaşıma teslim ettim.' Bunu kim diyor? Murat Kapki diyor. Kime teslim etmiş? Mallarını orada İsmail Kaan adlı kişi. 'Para mı buna verdin?' 'Malı buna verdim' diyor. Peki bu kişiye bir soruşturma yürüyor mu? Hani uçanın kaçanın gözaltına alındığı bir ortamda bu kişiye yönelik bir soruşturma var mı? Bakıyorsunuz yok. Niye? Çünkü babasıyla Tayyip Erdoğan'ın arkadaşlığı var, yakınlığı var, tanışıklığı var. Yani o kadar yakınlar ki babasının kurduğu Kaanlar Vakfı'nı vergiden muaf tutan kararnameyi de Sayın Erdoğan imzalamış. Yine bu kişinin bir oğlu emanetçi parayı almış, diğer oğluysa AK Parti İstanbul'un yönetim kurulunda, başkan yardımcısı. Hep diyoruz ya ikili hukuk, ikili hukuk sistemi. Bakın. Dosyanın sanıklarından birine açık ifadesi: 'Ben parayı şuna verdim' diyor. 'Mallarıma tedbir konulacak, param gidecek diye kendimce önlem aldım' diyor. Bir soruşturma var mı? Tabii ki yok" ifadelerini kullandı.

"Halkın hakemliğine ihtiyaç duyuyoruz"

Son bir yılda birçok yolsuzluk iddiasının ortaya atıldığını ancak bunların hiçbirinin iddianamede yer almadığını hatırlatan Emre, sözlerine şöyle devam etti:

"Şimdi biz hâl böyleyken halkın hakemliğine ihtiyaç duyuyoruz. 'Gelin canlı yayınlayın' diyoruz, reddediyorlar. İddianameye ilişkin internet sitesi kuruyoruz, derdimizi anlatıp kapatıyorlar. Sayın İmamoğlu'nun derdini anlatmak için kullandığı hesapları kapatıyorlar.

Gelelim başka çarpıcı noktaya. Bu iddianamenin en önemli örgüt üyelerinden biri sözüm ona casus Hüseyin Gün. İmamoğlu'yla ilişkisine bakıyorsunuz; ömrü hayatında seçim kazandıktan sonra belediyede bir fotoğraf çektirmiş, tebrik etmeye gelmiş. Bir daha görmüş mü? Görmemiş. Ondan önce görmüş mü? Görmemiş. Hiç konuşmuş mu? Konuşmamış. Ama 402 sanıklı böyle bir dosyanın en önemli isimlerinden biri, örgüt yöneticisi. Nasıl oluyor bu? Dedim ya, yargının yasa yapma yetkisi mi var? Bizim kanunumuzda böyle bir örgüt tarifi mi var? Böyle bir ilişki şekli mi var? Bu da yok.

Şimdi bakın, her şey tesadüf öyle mi? Bu iddianame yayımlanmadan 5 gün önce kamuoyunda etkili bazı gazeteciler gözaltına alınıyor. 'Aman ha, bak iddianame çıkacak, aman ses çıkarmayın.' Ve bu kişilerin isimlerini de çeşitli gizli tanık ifadelerinde geçiriyorlar. Ama bir tutarlılık da yok. Bakın Sayın Dilek İmamoğlu'nun hem iki ağabeyi de ipe sapa gelmez iddialarla tutuklu. Dosyalar bomboş. Biriyle ilgili iddia, iddiayı doğrulayan hiçbir delil yok. Uyuşturucu kullandığı iddiası var. 'Hayatımda kullanmadım, saç örneği alın' diyorlar. 'Gerek yok' deniyor, tutuklanıyor. Bugün test sonuçları temiz çıktı. Peki kendisi nerede? Tutuklu hâlde. Hâlâ tutuklu.

"Farklı partilerden olsak da milletvekillerine sesleniyorum..."

Bakın aldıkları kişilerde ortak bir şey var. Yarattıkları bir 'sistem' söylemi. Özellikle birinci ve ikinci dalga operasyonlardan sonra kimi alsalar hemen peşine 'sistemden bahset', 'sistem' deyip duruyorlar. Ve bahsettikleri akış esasında bir belediyenin aleni, hani bir gizli örgüt diyorlar ya, internet sitesindeki yönetim şeması. Ve şoför duyumları. Bakıyorsunuz sürekli şoförlere yönelik operasyonlar. Acaba ağızlarından, birlikte dolaştıkları vakitler itibarıyla bir söz alabilir miyiz? Elde delil var mı? Yok.

Bunun en son örneği de kıymetli yurttaşlarımız; Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Muhittin Böcek. 2 şoförüne yönelik, yanındaki yardımcılarına yönelik gözaltı ve tutuklama. Bakın nöbetçi sulh ceza hâkimliğine sevk yazısı yanımda. Bu kişileri nerede, kimle, hangi görüntü, hangi ses kaydı, hangi tanık? Bir rüşvet verdiği, aracılık ettiği görülmüş mü, duyulmuş mu? Ne zaman ki Sayın Genel Başkanımız, Adalet Bakanı'nın mal varlığıyla ilgili bazı evrakları kamuoyuyla paylaştı; döndü dolaştı, Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı'nın bir Manisa ziyareti var. Manisa savcılığı değil, Antalya savcılığı değil, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı bu 2 kişiyi gözaltına aldı ve tutuklattı. Bunların hukukta yeri yok. Bugün bu ülkenin seçilmişlerine sesleniyorum, farklı partilerden olsak da milletvekillerine sesleniyorum: Yargının yasa yapma hakkı mı var? Yasada yazmayan, bulunmayan, uygulaması olmayan, aksine yasanın varlığı durumunda tersini uygulayan bir hukuk düzeninden bahsediyoruz. Bu böyle sürdürülemez. Biz bugün burada yaşanan hukuksuzlukları dile getirdik ve şunu ifade ediyoruz: Bu sadece Cumhuriyet Halk Partisi'nin bir problemi değildir. Sadece İmamoğlu'nun, oradaki tutuklu arkadaşların, ailelerin problemi değildir. Bu, bizzat Türkiye Cumhuriyeti'nin Anayasası'nda yer alan en temel haklara saldırıdır. Onun mücadelesidir, onun karşılığıdır bu. Biz arkadaşlarımızla bu dayanışmayı devam ettireceğiz."

Lisede korku dolu anlar: Silahla vurulan öğretmen öldü

Osmaniye'de yeğeni tarafından görev yaptığı okulda silahla vurulan öğretmen hayatını kaybetti

28.09.2026 14:11:00 / Güncelleme: 28.09.2026 14:14:16
İHA
 
Lisede korku dolu anlar: Silahla vurulan öğretmen öldü
Lisede korku dolu anlar: Silahla vurulan öğretmen öldü
Olay, merkez Çardak köyündeki Farabi Anadolu Lisesi'nde yaşandı.

Okulda görev yapan Edebiyat Öğretmeni Mehmet Bilgili, ilk bilgilere göre yeğeni olan A.B. tarafından silahla vuruldu.



İhbar üzerine bölgeye polis ve sağlık ekibi sevk edildi.

Sağlık ekiplerinin kontrollerinde Bilgili'nin hayatını kaybettiği belirlendi.

Savcılığın Merkezi Kayıt Kuruluşu'ndan talebinde 1 Temmuz ile 16 Eylül tarihleri arasında fondan çıkış yapan yatırımcılara yönelik, adet, tutar, bakiye bilgilerinin ise öncelikli olarak gönderilmesi istendi

Savcılığın Merkezi Kayıt Kuruluşu'ndan talebinde 1 Temmuz ile 16 Eylül tarihleri arasında fondan çıkış yapan yatırımcılara yönelik, adet, tutar, bakiye bilgilerinin ise öncelikli olarak gönderilmesi istendi. Bu kayıtlarla, tasfiye sürecine yaklaşılırken fonlardan gerçekleşen çıkışların büyüklüğü, zamanlaması ve yatırımcı bazındaki dağılımı soruşturma dosyasında incelenecek

28.09.2026 14:00:00
Haber Merkezi
 
Savcılığın Merkezi Kayıt Kuruluşu'ndan talebinde 1 Temmuz ile 16 Eylül tarihleri arasında fondan çıkış yapan yatırımcılara yönelik, adet, tutar, bakiye bilgilerinin ise öncelikli olarak gönderilmesi istendi
Savcılığın Merkezi Kayıt Kuruluşu'ndan talebinde 1 Temmuz ile 16 Eylül tarihleri arasında fondan çıkış yapan yatırımcılara yönelik, adet, tutar, bakiye bilgilerinin ise öncelikli olarak gönderilmesi istendi
20 milyar dolarlık büyüklüğe ve 450 binin üzerinde hesap sahibine ulaşan fon soruşturmasında tasfiye koşulları netleşiyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın ekonomi kurmaylarıyla yaptığı toplantıda, öncelikle 1 milyon lira ve altındaki fon paylarının ödenmesinin gündeme geldiği belirtildi.

Toplam büyüklüğü 20 milyar dolara ulaşan ve 450 binin üstündeki hesap sahibini doğrudan ilgilendiren fon kriziyle ilgili İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan soruşturma giderek derinleştirilirken, kapatılan fonların tasfiyesine ilişkin koşullar da netleşmeye başladı. Bu kapsamda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın ekonomi kurmaylarıyla yaptığı toplantıda, öncelikli olarak 1 milyon lira ve altındaki fon paylarının ödenmesi yönünde karar çıktığı ifade ediliyor. Son üç aylık dönem başta olmak üzere soruşturmaya konu fonlardaki tüm hesap hareketleri detaylıca incelenecek. Devam eden soruşturmada tutuklu sayısı 51'e yükselirken, 46 düzel kişi, 18 fon ve 42 gerçek kişinin malvarlığı ise kaçırma, değer azaltma, üçüncü kişilere devrin önlenmesi amacıyla donduruldu.

Kapsamda hangi fonlar var?
Son dönemlerde çok sayıda operasyona imza atan Adalet Bakanlığı'nın en kapsamlı soruşturmasını fonlarla ilgili sürdürülen soruşturma oluşturuyor. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama ve Sermaye Piyasası Kanunu'na muhalefet suçları kapsamında yürüttüğü fon soruşturmasında, 7 yatırım şirketine ait fonların para ve yatırımcı trafiğinin ortaya çıkarılması için Merkezi Kayıt Kuruluşuna müzekkere yazdı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terörizmin Finansmanı ve Aklama Suçları Soruşturma Bürosunca yürütülen 2026/149004 sayılı fon soruşturması kapsamında 22 Eylül'de Merkezi Kayıt Kuruluşu'ndan fonlara ilişkin ayrıntılı yatırımcı ve işlem kayıtlarını istedi.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı MKK'ya yaptığı başvuruda, Pusula Finans Anonim Şirketi, Tera Yatırım Menkul Değerler A.Ş., Hedef Portföy Yönetimi A.Ş., Bulls Yatırım Menkul Değerler A.Ş., A1 Capital Menkul Değerler A.Ş., Atlas Menkul Kıymetler Yatırım Ortaklığı ile Pardus Menkul Kıymetler A.Ş. ile bağlantılı fonlara ilişkin kayıtların incelenmesini istedi. TCK'nın suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama ile 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'na muhalefet suçları kapsamında yürütülen soruşturmada tasfiye tarihine kadar yapılan yatırımcı bazlı tüm hareketlerin tespiti istendi.

Para hareketleri ortaya çıkarılacak
Yatırımcıların fonlardaki alım-satım işlemlerinin TL karşılıkları, mevcut hesaplardaki katılma payı değerleri, pay oranları ve benzeri nitelikteki kayıtları isteyen İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, fonlardaki yatırımcı hareketlerinin dönemsel olarak ortaya çıkarılarak, para trafiğinin ayrıntılı biçimde incelenmesini hedefliyor. Savcılığın MKK'dan talebinde 1 Temmuz ile 16 Eylül tarihleri arasında fondan çıkış yapan yatırımcılara yönelik, adet, tutar, bakiye bilgilerinin ise öncelikli olarak gönderilmesi istendi. Bu kayıtlarla, tasfiye sürecine yaklaşılırken fonlardan gerçekleşen çıkışların büyüklüğü, zamanlaması ve yatırımcı bazındaki dağılımı soruşturma dosyasında incelenecek. Soruşturmaya ilişkin sosyal medya hesabından değerlendirmede bulunan Adalet Bakanı Akın Gürlek, amacın birikimlerin istismarına izin vermemek ve mağduriyetin kanunun öngördüğü koşullar çerçevesinde giderilmesinin amaçlandığını bildirdi. Bakan Gürlek, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Aklama Suçları Soruşturma Bürosu tarafından "suç işlemek amacıyla örgüt kurma-üye olma", "nitelikli dolandırıcılık", "suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama" ve "sermaye piyasası kanununa muhalefet" suçları kapsamında yürütülen soruşturmada, para hareketlerinin tüm yönleriyle ortaya çıkarılmasına yönelik çalışmaların sürdüğünü aktardı.

Osmaniye’nin Merkez ilçesine bağlı Çardak Köyü’nde, Farabi Anadolu Lisesi’nin bahçesinde öğretmen Mehmet Bilgili silahlı saldırıda ağır yaralandı. Öğretmen tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı

Osmaniye'nin Merkez ilçesine bağlı Çardak Köyü'nde, Farabi Anadolu Lisesi'nin bahçesinde öğretmen Mehmet Bilgili silahlı saldırıda ağır yaralandı. Öğretmen tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı. Vali Mehmet Fatih Serdengeçti, saldırıyı gerçekleştirdiği belirtilen A.B.'nin yakalanarak gözaltına alındığını açıkladı

28.09.2026 13:44:00 / Güncelleme: 28.09.2026 13:50:04
Haber Merkezi
 
 Osmaniye’nin Merkez ilçesine bağlı Çardak Köyü’nde, Farabi Anadolu Lisesi’nin bahçesinde öğretmen Mehmet Bilgili silahlı saldırıda ağır yaralandı. Öğretmen tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı
 Osmaniye’nin Merkez ilçesine bağlı Çardak Köyü’nde, Farabi Anadolu Lisesi’nin bahçesinde öğretmen Mehmet Bilgili silahlı saldırıda ağır yaralandı. Öğretmen tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı
Osmaniye'nin Merkez ilçesine bağlı Çardak Köyü'nde, Farabi Anadolu Lisesi'nin bahçesinde öğretmen Mehmet Bilgili ilahlı saldırı sonucu ağır yaralandı. Hastaneye kaldırılan öğretmen tüm müdahalelere rağmen hayatını kaybetti. Osmaniye Valisi Mehmet Fatih Serdengeçti, şüpheli A.B.'nin kısa sürede yakalanarak belirtirken saldırganın öğretmenin yeğeni olduğunu açıkladı.

Yeğeni olduğu ortaya çıktı
Valiliğin açıklamasına göre olay, 28 Eylül 2026 tarihinde meydana geldi. Merkeze bağlı Çardak köyündeki Farabi Anadolu Lisesi'nin bahçesinde Türk dili ve edebiyatı öğretmeni Mehmet Bilgili, aralarında husumet bulunan yeğeni A.E. Bilgili'nin silahlı saldırısına uğradı. İhbar üzerine okula 112 Acil Sağlık ve jandarma ekipleri yönlendirildi.
Tabancayla açılan ateş sonucu ağır yaralanan öğretmen, ambulansla kaldırıldığı hastanede müdahaleye rağmen kurtarılamadı. Okula giden Vali Mehmet Fatih Serdengeçti, yetkililerden bilgi aldı.

Zanlının psikolojik sorunları olduğu açıklandı
Serdengeçti, gazetecilere, saldırının eğitim öğretimle alakası olmadığını söyledi.
Öğretmen ile yeğeni arasında husumet bulunduğunu dile getiren Serdengeçti, şöyle konuştu:
"Zanlı şizofren, psikiyatri bağlamında uzun yıllardır tedavisi devam ediyor. Daha önce öğretmenimizin kendisini yetiştirdiği, evlat olarak baktığına yönelik bilgiler var elimizde. Fakat son dönemlerde husumet oluşuyor, şizofreni kaynaklı çeşitli iddialardan kaynaklı bu menfur saldırıyı gerçekleştiriyor. Gerek kolluk kuvvetlerimizce gerek Cumhuriyet Başsavcılığınca aydınlatacaktır. Burada öğrenci ve eğitime dönük bir saldırı değil."
Vali Serdengeçti, saldırganın amcası olan öğretmeni hedef aldığını belirterek, "Okulumuzun bahçesinde hedef alıyor. Geçmiş olsun, başımız sağ olsun." dedi. Serdengeçti, şüphelinin yakalandığını ve olayda kullanılan ruhsatsız tabancanın ele geçirildiğini ifade ederek, "Kendisinin, öğretmene husumete dönük çeşitli iddiaları var fakat saldıran kişinin şizofreni belirtileri olduğunu biliyoruz." diye konuştu.

Yeni Parti’nin hafta sonu düzenlenen ilçe başkanlıkları ön seçimleri kapsamında, Ankara’da sandık başına giden üyelerin oylarıyla 13 ilçe başkanı belli oldu

Yeni Parti’nin hafta sonu düzenlenen ilçe başkanlıkları ön seçimleri kapsamında, Ankara’da sandık başına giden üyelerin oylarıyla 13 ilçe başkanı belli oldu

28.09.2026 13:00:00
Haber Merkezi
 
 Yeni Parti’nin hafta sonu düzenlenen ilçe başkanlıkları ön seçimleri kapsamında, Ankara’da sandık başına giden üyelerin oylarıyla 13 ilçe başkanı belli oldu
 Yeni Parti’nin hafta sonu düzenlenen ilçe başkanlıkları ön seçimleri kapsamında, Ankara’da sandık başına giden üyelerin oylarıyla 13 ilçe başkanı belli oldu
Yeni Parti'nin hafta sonu düzenlenen ilçe başkanlıkları ön seçimleri kapsamında, Ankara'da sandık başına giden üyelerin oylarıyla 13 ilçe başkanı belli oldu.

Yeni Parti'nin ilçe ön seçimleri 26-27 Eylül tarihlerinde, Türkiye genelinde kurulan sandıklarla gerçekleştirildi. 26 Ağustos tarihine kadar partiye üye olan tüm üyelerin oy kullanabildiği seçimlerde, Ankara'da da 13 ilçede sandık kuruldu. Ön seçim sonuçlarına göre Ankara'nın 13 ilçe başkanı şöyle:

Akyurt - Yalçın İpek

Altındağ - Gökhan Urun

Ayaş - Fatih Öztürk

Çankaya - Ercan Başal

Elmadağ - Mehmet Kurusakız

Etimesgut - Özgür Şahbaz

Gölbaşı - Nazım Sağlam

Keçiören - Görkem Cevahir Yıldırım

Mamak - Şeref Demirbaş

Nallıhan - Mustafa Sarıkaya

Pursaklar - Hüseyin Benek

Sincan - Önder Ağdede

Yenimahalle - Halil Alankuş

Gaziantep’teki kazada ölen 7 kişinin kimlikleri belli oldu

Gaziantep-Nurdağı kara yolunda yolcu otobüsü ile otomobilin kafa kafaya çarpıştığı feci kazada hayatını kaybeden 2'si çocuk 7 kişinin kimlikleri belirlendi. Otomobilde bulunan ve aynı aileden olan kurbanların cenazeleri otopsi işlemlerinin ardından Hatay'a gönderilirken, hastaneye kaldırılan 16 yaralıdan birinin durumunun ciddiyetini koruduğu açıklandı

28.09.2026 11:40:00 / Güncelleme: 28.09.2026 11:43:58
Haber Merkezi
 
Gaziantep’teki kazada ölen 7 kişinin kimlikleri belli oldu
Gaziantep’teki kazada ölen 7 kişinin kimlikleri belli oldu
Gaziantep'in Şehitkamil ilçesi kırsal Acaroba Mahallesi yakınlarında dün akşam saat 18.06'da meydana gelen, 34 HBS 100 plakalı yolcu otobüsü ile 31 AHB 98 plakalı otomobilin çarpıştığı feci kazanın bilançosu netleşti.

Hatalı sollama sonucu kontrolden çıkan otomobilin şerit ihlali yaparak otobüsün önüne kırılmasıyla gerçekleşen kazada, adli tıp kurumundaki kimlik tespit çalışmaları tamamlandı.

Aynı aileden 7 can yok oldu

Yapılan incelemelerin ardından otomobilde can veren sürücü ve yolcuların tamamının Hatay nüfusuna kayıtlı akrabalar olduğu belirlendi. Feci kazada hayatını kaybeden vatandaşların isimleri şu şekilde açıklandı:

• Gülistan Özdemir (46)

• Nisanur Özdemir (23)

• Zeynep Alin Özdemir (6 - Çocuk)

• Senem Gökşen (44)

• Atakan Gökşen (1 - Bebek)

• Fatma Balık (73)

• Gülhan Yaman (47) 

Gaziantep Adli Tıp Kurumu morgunda geceden bu yana süren otopsi işlemlerinin tamamlanmasının ardından, 7 kişinin cenazesi ailelerine teslim edilerek defnedilmek üzere memleketleri Hatay'a uğurlandı.

1 kişinin hayati tehlikesi sürüyor

Kazanın ardından yan yatan midibüsten çıkarılarak kentteki çeşitli hastanelere sevk edilen 16 yaralının tedavisi hassasiyetle sürdürülüyor. Gaziantep Vali Yardımcısı İlker Eker, ilk saatlerde otobüsteki yolcuların büyük bölümünün hafif ve orta dereceli yaralanmalara sahip olduğunu bildirmişti.

Ancak gelişmeleri yakından takip eden İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi sosyal medya hesabından yaptığı son güncellemede, yaralılardan 1 vatandaşın sağlık durumunun ciddiyetini koruduğunu ve hayati tehlikesinin devam ettiğini duyurdu. Diğer 15 yaralının ise genel durumlarının iyi olduğu ve hayati risklerinin bulunmadığı öğrenildi.

Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından görevlendirilen 1 Başsavcı Vekili ve 2 cumhuriyet savcısı eşliğinde, otobüs içi kameralar ve çevre güvenlik kameraları incelenerek kazayla ilgili geniş çaplı adli tahkikat sürdürülüyor.

İstanbul'da yağışın da etkisiyle sabah saatlerinde trafik yoğunluğu

İstanbul'da, haftanın ilk iş günü sabah saatlerinde yağışın da etkisiyle bazı bölgelerde trafik yoğunluğu oluştu

28.09.2026 09:10:00 / Güncelleme: 28.09.2026 09:35:10
AA
 
İstanbul'da yağışın da etkisiyle sabah saatlerinde trafik yoğunluğu
İstanbul'da yağışın da etkisiyle sabah saatlerinde trafik yoğunluğu

Anadolu Yakası'nda, D-100 kara yolunda Tuzla'da başlayan yoğunluk Avrasya Tüneli girişine kadar ulaşıyor.

TEM Otoyolu'nda Sultanbeyli'de yoğunlaşan trafik, 15 Temmuz Şehitler Köprüsü'ne kadar devam ediyor.

Otoyolda Fatih Sultan Mehmet Köprüsü istikametinde, Şile Otoyolu'nda ise Altunizade'den Ümraniye'ye kadar araçlar ağır seyrediyor.

Avrupa Yakası'nda D-100 kara yolunda Haliç Köprüsü, Halıcıoğlu, Edirnekapı ve Cevizlibağ çevresinde trafik yoğunluğu yaşanıyor.

Mecidiyeköy'de yağışın da etkisiyle trafik yoğunluğu çift yönlü etkili oluyor.

TEM Otoyolu Bahçeşehir, Saadetdere ve Beylikdüzü'nde trafik ağır seyrediyor.

Öte yandan tramvay, metro, otobüs ve metrobüs duraklarında yolcu yoğunluğu yaşanıyor.

Zincirlikuyu, Cevizlibağ, Uzunçayır ve Altunizade gibi aktarma merkezlerine gelen vatandaşlar araçlara binmek için sıra bekliyor.

Metro İstanbul'un sosyal medya hesabından yapılan açıklamada, "Hava muhalefeti nedeniyle TF1 Maçka-Taşkışla Teleferik Hattı'nda seferler yapılamamaktadır." ifadesi kullanıldı.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Cep Trafik Haritası verilerine göre, kent genelindeki trafik yoğunluğu sabah saatlerinde yüzde 72'ye kadar çıktı.

Yoğunluk, Anadolu Yakası'nda yüzde 89, Avrupa Yakası'nda ise yüzde 58 olarak ölçüldü.
 

İstanbul'da gök gürültülü sağanak etkili oldu

İstanbul'da gök gürültülü sağanak hayatı olumsuz etkiledi, birçok ilçede su baskınları yaşandı

28.09.2026 06:30:00
AA
 
İstanbul'da gök gürültülü sağanak etkili oldu
İstanbul'da gök gürültülü sağanak etkili oldu

Meteoroloji Genel Müdürlüğünün uyarılarının ardından kentteki bazı bölgelerde kısa süreli etkili olan kuvvetli yağış nedeniyle cadde ve sokaklarda su birikintileri oluşurken bazı alt geçitleri, evleri ve iş yerlerini su bastı.

Avrupa Yakası'nda Beşiktaş, Fatih, Şişli, Bakırköy, Sultangazi, Eyüpsultan, Esenler, Küçükçekmece ve Kağıthane ilçelerinde gök gürültülü sağanak etkisini gösterdi.

Yoğun yağış nedeniyle Zincirlikuyu'daki su basan alt geçitte ekiplerin çalışmaları devam ediyor. Araç trafiğine kapatılan alt geçidin su tahliyesinin sabah saatlerine kadar süreceği öğrenildi.

Fatih'teki Zeyrek Mahallesi Eski Mutaflar Caddesi'nde bir otomobil ile kamyonet çökme sonucu meydana gelen çukura girdi. Çevredeki vatandaşlar araçları iterek, bulundukları yerden çıkardı. Yola şerit çekilerek trafiğe kapatıldı.

Eyüpsultan Merkez Mahallesi Sayfiye Sokak'ta ise binaların arasında kalan arsada yağışın etkisiyle toprak kayması yaşandı. İhbar üzerine bölgeye gelen itfaiye ve AFAD ekiplerince çevredeki binalarda yaşayan 25 kişi tahliye edildi. Bölge, şerit çekilerek emniyete alındı.

Esenler'de Mehmet Akif İnan Caddesi'nde seyir halindeki motosiklet, yağış nedeniyle sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu devrildi. Kazada sürücü ve motosiklet savrulurken, olay anı güvenlik kamerasınca kaydedildi.

Küçükçekmece Kanarya Mahallesi Çalıkuşu Sokak'ta ise bir binanın bodrum katındaki otoparkı su bastı. Vatandaşlar otoparktaki araçlarını kendi imkanlarıyla dışarı çıkardı.

Yağış aralıklarla etkisini sürdürüyor. 

İstanbul'daki sağanak nedeniyle Zincirlikuyu'daki alt geçidi su bastı

İstanbul'da etkili olan sağanak nedeniyle su basan Zincirlikuyu'daki alt geçit, araç trafiğine kapatıldı

28.09.2026 00:10:00
AA
 
İstanbul'daki sağanak nedeniyle Zincirlikuyu'daki alt geçidi su bastı
İstanbul'daki sağanak nedeniyle Zincirlikuyu'daki alt geçidi su bastı

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Afet Koordinasyon Merkezinin (AKOM) uyarılarının ardından kentteki bazı bölgelerde sağanak etkisini gösterdi.

Yağış nedeniyle caddelerde su birikintileri oluştu, sürücüler ve yayalar zor anlar yaşadı.

Yoğun yağış nedeniyle Zincirlikuyu'daki alt geçidi su bastı. Alt geçidin araç trafiğine kapatılması nedeniyle bazı otobüsler seferlerini yapamadı.

Kağıthane'de de Güzeldere Caddesi'nde su birikintisi oluştu. Caddede ilerleyen araçlar güçlük çekti.

Beylikdüzü, Esenyurt ve Sultangazi'de de yağış aralıklarla etkisini sürdürüyor.

 

Kabine yarın Beştepe'de Cumhurbaşkanı Erdoğan başkanlığında toplanacak. Toplantıda öncelikli gündem başlığı fon soruşturmaları olacak

Kabine yarın Beştepe'de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında toplanacak. Toplantıda öncelikli gündem başlığı fon soruşturmaları olacak

27.09.2026 19:57:00
Haber Merkezi
 
  Kabine yarın Beştepe'de Cumhurbaşkanı Erdoğan başkanlığında toplanacak. Toplantıda öncelikli gündem başlığı fon soruşturmaları olacak
  Kabine yarın Beştepe'de Cumhurbaşkanı Erdoğan başkanlığında toplanacak. Toplantıda öncelikli gündem başlığı fon soruşturmaları olacak
Kabine yarın Beştepe'de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında toplanacak. Toplantıda öncelikli gündem başlığı fon soruşturmaları olacak.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın başkanlık edeceği toplantıda öncelikli gündem başlığı fon soruşturmaları olacak. Konunun mali ve adli boyutlarına ilişkin son durum hakkında Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ile Adalet Bakanı Akın Gürlek'in kurul üyelerine bilgi vermesi bekleniyor.

Toplantıda fon krizi nedeniyle mağdur olanlar için atılacak adımlarla, benzer sorunların yaşanmaması için alınacak idari ve finansal tedbirler değerlendirilecek.

Toplantıda terörsüz Türkiye sürecinde terör örgütünün silah bırakma süreci de değerlendirilecek. Sincar dahil Irak'ın kuzeyindeki PKK unsurlarının silah bırakma süreci ile Suriye'de YPG'nin entegrasyonuna ilişkin süreçteki son durum istihbarat raporları eşliğinde masada olacak.

Kabine toplantısında dış politika başlıkları da konuşulacak. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Birleşmiş Milletler Zirvesi'nde gerçekleştirdiği görüşmeler konusunda kurul üyelerini bilgilendirmesi bekleniyor.

Ukrayna-Rusya savaşı ve Karadeniz'deki seyir güvenliği, ABD-İran gerilimi ve ateşkes çabaları, Husilerin Suudi Arabistan'a dönük saldırıları, ve Gazze gibi başlıkların da kabinede değerlendirileceği belirtiliyor.

Toplantıda 1 Ekim'de başlayacak yeni yasama yılı öncesinde meclis gündemine getirilecek öncelikli yasa teklifleri de masada olacak.

Kaşif Kozinoğlu soruşturması kapsamında gözaltına alınan eski adli tıp doktoru, evinde ölü bulundu

Kaşif Kozinoğlu soruşturması kapsamında gözaltına alınan eski adli tıp doktoru, evinde ölü bulundu

27.09.2026 19:06:00 / Güncelleme: 27.09.2026 19:08:31
Haber Merkezi
 
Kaşif Kozinoğlu soruşturması kapsamında gözaltına alınan eski adli tıp doktoru, evinde ölü bulundu
Kaşif Kozinoğlu soruşturması kapsamında gözaltına alınan eski adli tıp doktoru, evinde ölü bulundu
Kaşif Kozinoğlu soruşturması kapsamında gözaltına alınan eski adli tıp doktoru, evinde ölü bulundu. Olayla ilgili soruşturma başlatıldı.

Eski MİT görevlisi Kaşif Kozinoğlu'nun ölümüne ilişkin olarak başlatılan soruşturmada daha önce gözaltına alınıp 4 gün önce serbest bırakılan cezaevi doktoru Turgay Tamer, Büyükçekmece'deki evinde ölü bulundu. Tamer'in kesin ölüm nedeni, otopsinin ardından belirlenecek.

Kozinoğlu'nun 2011 yılında Silivri Cezaevi'nde ölümüne ilişkin olarak yeniden başlatılan soruşturmada cezaevi ve sağlık kayıtlarında dikkat çeken ayrıntılar ortaya çıkmış, Kozinoğlu'nun ilk yardım çağrısının ardından cezaevi görevlilerinin koğuş kapısını yaklaşık 10 dakika sonra açtığı, 112'ye ise olaydan yaklaşık 17 dakika sonra haber verildiği tespit edilmişti. Ayrıca Kozinoğlu'nun ilk yardım çağrısından sağlık ekibinin kendisine ulaşmasına kadar 29 dakika 36 saniye geçtiği belirlenirken, kampüste bulunması gereken ambulans ekibinin yemek için Silivri merkeze gittiği, nöbetçi doktorun ise olaydan haberdar edilmediğini söylediği belirtilmişti.

Başsavcılık tarafından yapılan bilgilendirmede, Tamer'in Kozinoğluna herhangi bir tıbbi müdahalede bulunmadığını belirtildi.

Serbest bırakıldı, 4 gün sonra öldü
Soruşturmada ikinci dalga operasyon düzenlenmiş, operasyonda cezaevi doktoru Tamer de gözaltına alınmıştı. Tamer, serbest bırakılmasından 4 gün sonra Büyükçekmece'deki evinde ölü bulundu.

Tamer'in hâlihazırda el ayak iltihabı rahatsızlığının bulunduğu ve iltihap şişliklerinden dolayı yürümekte dahi zorlandığı; bu sebeple bir süredir doktorluk mesleğini de yapamadığı belirtildi.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.