logo
13 MART 2026


Yeni sefalet ücreti yürürlükte

01.01.2006 00:00:00
Yeni sefalet ücreti yürürlükte...Asgari ücret, bugünden itibaren 16 yaşından büyükler için brüt 531 YTL, net 380 YTL 46 YKr olacak Asgari ücret, brüt 531 YTL, net 380 YTL 46 YKr şeklinde yürürlüğe girdi...Buna göre, 16 yaşından büyükler için belirlenen brüt asgari ücretten 74 YTL 34 YKr SSK primi, 5 YTL 31 YKr işsizlik sigortası fonu, 67 YTL 70 YKr gelir vergisi, 3 YTL 19 YKr damga vergisi olmak üzere toplam 150 YTL 54 YKr kesinti yapılacak. 16 yaşından büyükler için asgari ücretin işverene toplam maliyeti 645 YTL 17 YKr olacak.  Asgari ücret 16 yaşından küçük işçiler için brüt 450 YTL, net 322 YTL 43 YKr olarak uygulanacak. 16 yaşından küçükler için asgari ücretten 63 YTL SSK primi, 4 YTL 50 YKr işsizlik sigortası fonu, 57 YTL 38 YKr gelir vergisi, 2 YTL 70 YKr damga vergisi olmak üzere toplam 127 YTL 58 YKr kesinti yapılacak. Bu asgari ücretin işverene maliyeti ise 576 YTL 32 YKr olacak.  Kapıcılar için asgari ücret ise brüt 531 YTL, net 448 YTL 16 YKr'ye yükselecek.  Kapıcılar için belirlenen brüt asgari ücretten 74 YTL 34 YKr SSK primi, 5 YTL 31 YKr işsizlik sigortası fonu, 3 YTL 19 YKr damga vergisi olmak üzere toplam 82 YTL 84 YKr kesilecek.  Kapıcılar için belirlenen asgari ücretin işverene toplam maliyeti 645 YTL 17 YKr olacak. SSK primine esas kazançSSK primine esas kazancın alt sınırının, 2004'te kabul edilen kanunla 16 yaşından büyükler için tespit edilen brüt asgari ücret düzeyinde olacağı hükme bağlanmıştı. Bu nedenle, yeni asgari ücretle birlikte SSK primine esas kazancın alt ve üst sınırı da değişecek. Halen asgari ücretin brütü olan 488 YTL 70 YKr düzeyinde bulunan SSK primine esas kazancın alt sınırı, yarından itibaren 531 YTL'ye; 3 bin 176 YTL 70 YKr olan SSK primine esas kazancın üst sınırı ise aylık 3 bin 451 YTL 50 YKr'ye çıkacak.  Yeni asgari ücret ile SSK primine esas kazancın alt ve üst sınırları, 1 Ocak-31 Aralık 2005 tarihleri arasında uygulanacak.

İlk kez hakim karşısına çıkan Enver Aysever hakkında tahliye kararı

Sosyal medya kanalında canlı yayın esnasında yaptığı açıklamalar nedeniyle gözaltına alınan gazeteci Enver Aysever, ilk kez hakim karşısına çıktı

13.03.2026 00:10:00
İhlas Haber Ajansı
İlk kez hakim karşısına çıkan Enver Aysever hakkında tahliye kararı
İlk kez hakim karşısına çıkan Enver Aysever hakkında tahliye kararı
Sosyal medya kanalında canlı yayın esnasında yaptığı açıklamalar nedeniyle gözaltına alınan gazeteci Enver Aysever, ilk kez hakim karşısına çıktı. Savcılık mütalaasında 6 aydan 1 yıla kadar hapsi istenen Aysever'e mahkeme, 10 ay hapis cezasına çarptırarak, tahliyesine hükmetti.

Sosyal medya kanalında canlı yayınında yaptığı, "Cumhuriyetin ahlakını bozan Menderes'tir ilk başta. Menderes'ten bu tarafa gelen bütün sağcılardır. Sağcılık suçtur, sağcı olduğunuz zaman ahlaksız olursunuz. O yüzden gelin sağcılarla mücadeleye siz de katılın" başlıklı videosu üzerine tutuklanan Enver Aysever, ilk kez hakim karşısına çıktı. Küçükçekmece 30. Asliye Ceza Mahkemesi'nde görülen duruşmaya, tutuklu sanık Enver Aysever ile avukatı hazır bulundu.

"Benim sözlerim düşünce özgürlüğünü ifade etmektedir"

Duruşmada savunma yapan sanık Aysever, sözlerinin yanlış anlaşıldığını, sözlerinin sağ ve sol sınıfı kutuplaştırmaya yönelik olmadığını belirterek, "Dünya genelinde sağ ve sol kavramının entelektüel bir tartışma üslubuyla beyan etmeye çalıştım. Videoyu çektiğim dönemde başkaları da benzer şekilde açıklamada bulundu. Benim bu video kaydını çekmemdeki sebep, Ekrem İmamoğlu'nun yargılandığı davada açıklama yapan Hasan İmamoğlu'nun komünizme ilişkin yaptığı göndermelerdir.

Ben yapmış olduğum açıklamalarda kesinlik Türkiye'deki sağ ve sol sınıfları ayrıştırmak yada kışkırtmak amacında değilim. Sağdan kastım da emperyalizmi destekleyip onun yanında olanlara karşı bir mücadele edilmesini gerektiğini kastettim. Komünizme karşı derneklerin soğuk savaş dönemlerinde ortaya çıkmış kurumlar olup, Türkiye'deki darbeleri oluşturan, destekleyen mahiyette oluşumlardır.

Amerikancı oluşumlardır. Söz konusu videoyu çektiğim saat 11.00 sıralarıydı yakalamam ise gece 02.00 sularıdır. Yaklaşık arada 14 saat var. Şayet video kaydı halkı alenen tahrik etseydi ve somut bir tehlike meydana getirmiş olsaydı söz konusu tehlike 14 saatte olurdu. Ne var ki ben video kaydını yükledikten 14 saat geçmiş olmasına hatta şu an üzerinden 3 ay geçmiş olmasına rağmen herhangi bir tahrik yada somut tehlike vuku bulmamıştır.

Benim sözlerim düşünce özgürlüğünü ifade etmektedir. Kaldı ki, benim video kaydım toplumda ve sosyal medya haber sitelerinde yalnızca bir haber sayfasında yerini bulmuş olup, söz konusu haber sayfasının taraflı haber yapma ihtimali de göz ardı edilmemelidir. Yapmış olduğum paylaşım sonrasında sunduğum sosyal medya paylaşımlarında toplumun önde gelen isimlerinden sağ ve sol isimlerden yargılanmamın haksız olduğuna dair paylaşımlar yapıldı. Bu husus göstermektedir ki benim toplumun sağ ve sol kesimlerini ayrıştırmak bir tarafa tam aksine ortak bir noktada buluşturdum.

Şimdiye kadar elime aldığım tek şey kalemimim daha önce daktilo şu an bilgisayardır. 3 ayı bulan tutukluluk sürem hukuksuz bir hal taşımaktadır. Suçsuzluğumda göz önüne alınarak beraatıma ve tahliyeme karar verilmesini talep ediyorum. Her ne kadar muhalif bir gazeteci olsam da ülke birliğinin korunması ve yurdun savunması açısından Cumhurbaşkanımız ve muhalefetin göstermiş olduğu çabayı da takdir ederek ben de üzerime düşen görevi yapmak istiyorum" ifadelerini kullandı.

Mütalaada suç unsuru değişti

İlk duruşmada esasa ilişkin mütalaasını açıklayan Cumhuriyet Savcısı sanık Enver Aysever'in, 'halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik' suçundan dava açılmışsa da, suçun 'halkın bir kesimini alenen aşağılama' suçu kapsamında kaldığını belirterek, bu suçtan 6 aydan 1 yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılmasını talep etti.

10 ay hapis cezası alarak tahliye edildi

Kararını açıklayan mahkeme, sanık Enver Aysever hakkında 'halkı kin ve düşmanlığa tahrik' suçundan 1 yıl hapis cezasına, bu cezada takdiri indirim uygulayarak 10 aya indirilmesine hükmetti. Mahkeme bu cezanın ertelenmesine hükmederek, Aysever'in tahliyesine karar verdi.

İddianameden

Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı'nca hazırlanan iddianamede, Aysever'in sarf ettiği sözlerin ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilemeyeceği, sanığın sol görüşlü vatandaşları sağ görüşlü vatandaşlara karşı alenen tahrik ettiği ve üzerine atılı suçu işlediği kaydedildi. Hazırlanan iddianamede, sanık Enver Aysever hakkında 'halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik' suçundan 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezasına çarptırılması talep edildi.

Ankara'da 4.1 büyüklüğünde deprem

Ankara'nın Haymana ilçesinde 4.1 büyüklüğünde deprem meydana geldi

12.03.2026 22:34:00
İhlas Haber Ajansı
Ankara'da 4.1 büyüklüğünde deprem
Ankara'da 4.1 büyüklüğünde deprem
Ankara'nın Haymana ilçesinde 4.1 büyüklüğünde deprem meydana geldi.

Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığından (AFAD) alınan bilgilere göre, saat 17.49'da merkez üssü Ankara'nın Haymana ilçesi olan 4.1 büyüklüğünde deprem meydana geldi.

Depremin derinliği ise 7.74 kilometre olarak kaydedildi.

MSB: 'İncirlik bir Türk üssüdür, üs komutanı Türk Tuğgeneralimizdir'

Milli Savunma Bakanlığı (MSB), "İncirlik bir Türk üssüdür. Üzerindeki tüm tesisleri ile birlikte mülkiyeti Türkiye Cumhuriyetine aittir. Üs komutanı Türk Tuğgeneralimizdir. Orada Amerikan askerlerinin olması Amerikan üssü olduğu anlamına gelmez" açıklaması yaptı

12.03.2026 13:27:00
İHA
MSB: 'İncirlik bir Türk üssüdür, üs komutanı Türk Tuğgeneralimizdir'
MSB: 'İncirlik bir Türk üssüdür, üs komutanı Türk Tuğgeneralimizdir'
MSB Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri Tuğamiral Zeki Aktürk, Türk Silahlı Kuvvetlerinin (TSK) beka ve güvenliğe yönelen risk ve tehdit unsurlarına karşı mücadelesini kararlılıkla sürdürdüğünü bildirdi. Aktürk, Bakanlıkta düzenlenen haftalık basın bilgilendirme toplantısında yaptığı açıklamada, devam eden operasyon ve arama-tarama faaliyetlerinin yanı sıra ABD-İsrail ile İran arasındaki çatışmalardaki son duruma ilişkin bilgi verdi.

Terörle mücadele operasyonlarının kesintisiz sürdüğünü aktaran Tuğamiral Aktürk, "Türk Silahlı Kuvvetlerimiz, beka ve güvenliğimize yönelen risk ve tehdit unsurları ile mücadelesini kararlılıkla sürdürmektedir. Devam eden operasyon ve arama-tarama faaliyetleri kapsamında hafta içerisinde 4 PKK'lı terörist daha teslim olmuştur" ifadelerini kullandı.
Sınır ötesinde güvenliği kalıcı hale getirmeye yönelik çalışmaların devam ettiğini vurgulayan Aktürk, mayın ve el yapımı patlayıcıların yanı sıra mağara, sığınak ve barınakların tespit edilerek imha edildiğini kaydetti.

"Menbic'de tünellerin yüzde 95'i imha edildi"

Suriye harekât alanlarındaki tünel imha çalışmalarına da değinen Aktürk, şu bilgileri paylaştı:

"Son bir haftada imha edilen 3 kilometre tünel ile birlikte Menbic'de tespit edilen tünel hatlarının yüzde 95'i, yani 462 kilometresi başarıyla imha edilmiştir. Böylelikle Suriye harekât alanlarında imha edilen toplam tünel uzunluğu 764 kilometreye ulaşmıştır. Bunun 302 kilometresi Tel Rıfat'ta, 462 kilometresi ise Menbic'te bulunmaktadır."

Hudutlarda yoğun güvenlik tedbirleri

Hudut güvenliğine ilişkin verileri de açıklayan Aktürk, sınırların uluslararası standartlarda korunduğunu belirtti. Aktürk, "Hafta boyunca yasa dışı yollarla geçmeye çalışan 7'si terör örgütü mensubu olmak üzere 78 şahıs yakalanmış, 1.733 şahıs ise hududu geçemeden engellenmiştir" dedi.

Yıl başından bu yana yakalanan düzensiz geçiş sayısının 1.278'e, engellenen kişi sayısının ise 13 bin 493'e ulaştığını aktaran Aktürk, hudutlarda kademeli güvenlik sisteminin kesintisiz şekilde sürdüğünü kaydetti.

"Ramstein/Almanya'dan görevlendirilen bir Patriot sistemi Malatya'da konuşlandırılmaktadır"

Aktürk, 9 Mart'ta İran'dan ateşlenen ve Türk hava sahasına giren balistik mühimmatın NATO unsurları tarafından etkisiz hale getirildiğini açıkladı. Aktürk, "İran'dan ateşlenen ve hava sahamıza giren bir balistik mühimmat, Doğu Akdeniz'de konuşlu NATO hava ve füze savunma unsurları tarafından etkisiz hâle getirilmiştir. Bazı mühimmat parçalarının Gaziantep ve Diyarbakır'da boş araziye düştüğü olayda herhangi bir can kaybı ya da yaralanma meydana gelmemiştir. ABD ve İsrail'in İran'a saldırılarıyla başlayan, İran'ın üçüncü ülkeleri de hedef alan saldırılarıyla genişleyen çatışmalar kapsamında; hava sahamızın ve vatandaşlarımızın güvenliğini sağlamak amacıyla millî düzeyde alınan tedbirlere ilave olarak, Müttefik Hava Komutanlığı Ramstein/Almanya'dan görevlendirilen bir Patriot sistemi Malatya'da konuşlandırılmaktadır" şeklinde konuştu.

KKTC'nin güvenliği için F-16 ve hava savunma sistemleri konuşlandırıldı

Aktürk, İran ile ABD-İsrail arasında yaşanan çatışmaların bölgesel güvenlik risklerini artırdığını belirterek, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin güvenliğine yönelik adımların da atıldığını söyledi.

"Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin güvenliğinin artırılmasına yönelik kademeli planlamalar kapsamında 6 adet F-16 savaş uçağı ile hava savunma sistemleri KKTC'ye konuşlandırılmıştır" diyen Aktürk, Türkiye'nin hava sahası ve vatandaşlarının güvenliği için gerekli tüm tedbirleri aldığını vurguladı.

Aktürk, bölgedeki gelişmeler nedeniyle hava ve deniz unsurlarının görevlerini sürdürdüğünü belirterek, "Hava sahamızın güvenliğini sağlamak ve olası ihlalleri önlemek amacıyla muharip uçaklarımızla hava devriyesi icra edilmekte, Doğu Akdeniz'de deniz ve hava unsurlarımız tarafından seyir, keşif ve gözetleme faaliyetleri yürütülmektedir" dedi.

İran sınır hattında olağan dışı bir hareketlilik bulunmadığını kaydeden Aktürk, muhtemel risklere karşı devletin ilgili kurumlarıyla koordinasyon içinde gerekli tedbirlerin alındığını söyledi.

Türkiye'nin bölgesel gelişmeleri yakından takip ettiğini belirten Aktürk, şunları kaydetti:

"Ülkemiz, hava sahasının, sınırlarının, vatandaşlarının ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin güvenliğini sağlamak amacıyla millî imkân ve kabiliyetlerini kullanmaya, savunma ve caydırıcılık temelinde NATO ve müttefiklerimizle eş güdüm içerisinde gerekli tüm tedbirleri almaya devam edecektir."

Aktürk, masum sivillerin hayatını kaybetmesine yol açan çatışmaların derhal sona erdirilmesi ve kalıcı ateşkes sağlanmasının önemini de vurguladı.

Türkiye-Yunanistan GAÖ temasları

Türkiye ile Yunanistan arasında tesis edilen Güven Artırıcı Önlemler kapsamında bazı temasların gerçekleştirildiğini aktaran Aktürk, Yunanistan Hava Kuvvetleri Komutanlığından bir heyetin 9-11 Mart tarihlerinde Türk Hava Kuvvetleri Komutanlığını ziyaret ettiğini bildirdi.

Ayrıca Aktürk, Nordik-Baltık ülkeleri Ankara büyükelçileri ve savunma ataşelerinin 10 Mart'ta İstanbul'daki Deniz Güvenliği Mükemmeliyet Merkezini ziyaret ettiğini söyledi.

Aktürk, yerli ve milli savunma sanayisinin TSK'nın kabiliyetlerini güçlendirmeye devam ettiğini belirterek, şu bilgileri verdi:

"Geçtiğimiz hafta içerisinde Makine ve Kimya Endüstrisi Anonim Şirketimiz tarafından muhtelif adet ve çapta silah ve mühimmatın teslimatı tamamlanmış, Hassas Güdüm Kiti (HGK-84) Tedariki Projesi kapsamında ASFAT tarafından TÜBİTAK SAGE iş birliğiyle geliştirilen çeşitli miktarda güdüm kiti Hava Kuvvetleri Komutanlığımıza teslim edilmiştir."

Gayri askeri statüdeki adaların silahlandırılmasına tepki

Milli Savunma Bakanlığı, Doğu Ege adalarının statüsüne ilişkin değerlendirmelerde de bulundu. Bakanlık, söz konusu adaların 1923 tarihli Lozan Barış Antlaşması'nda Limni ve 1947 tarihli Paris Barış Antlaşması'nda Kerpe Adalarının gayri askeri statüde bulundurulmaları şartıyla Yunanistan'a devredildi hatırlatılarak şunlar kaydedildi:

"Gayri askeri statü, antlaşmaların esaslı şartı olarak düzenlenmiştir. Dolayısıyla gayri askeri statünün ihlal edilmesi esaslı bir ihlale sebep olmakta ve bu oldu-bitti çabaları hukuken tek taraflı olarak gayri askeri statünün sona erdiği sonucunu doğurmamaktadır. Bu husus devletimizin en üst kademesi tarafından da dile getirilmiştir. Yunanistan'ın usulüne uygun olarak akdedilmiş antlaşmalar hilafına adaların statülerini ihlal eden girişimleri hem hukuka aykırılık oluşturmakta hem de komşuluk-müttefiklik ilişkilerimizi zedelemektedir. Coğrafyamızda süregelen güvenlik krizlerine karşı NATO müttefikleri arasında bu tarz durumların yaşanması kabul edilemezdir. Yunanistan'ın gerçek amaca hizmet etmeyen ve bölgemizde yaşanan krizleri fırsata çevirmeye yönelik girişimlerini kabul etmediğimizi ve bu doğrultuda gerekli tüm tedbirleri aldığımızı ifade ediyoruz."

"Türkiye'nin aldığı tedbirler son derece meşru, yerindedir"

MSB, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin güvenliğinin Türkiye açısından stratejik öneme sahip olduğunu vurguladı. ABD-İsrail ile İran arasında yaşanan çatışmaların ardından ortaya çıkan füze ve drone tehdidi nedeniyle KKTC'ye konuşlandırılan unsurların caydırıcılığı artırmaya yönelik olduğunu belirten kaynaklar, şu değerlendirmeyi yaptı:

"KKTC'ye konuşlandırdığımız hava ve hava savunma unsurları caydırıcılığı tahkim etmeye, hava sahasının güvenliğini desteklemeye ve muhtemel tehditler karşısında hızlı reaksiyon kabiliyetimizi güçlendirmeye yöneliktir. Aldığımız bu ilave tedbirler sadece Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin değil Ada'nın tamamının güvenliğine katkı sağlayacaktır. Bilindiği üzere Türkiye Kıbrıs'ta garantör ülkedir. Garantör olmayan bazı ülkelerin Kıbrıs Adası ve Doğu Akdeniz'e askerî unsur sevk ettiği bir ortamda, Türkiye'nin aldığı tedbirler son derece meşru, yerinde ve dengeli bir güvenlik yaklaşımının gereğidir. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ne biz yeteriz. Türkiye, bölgede gerilimi artıran değil barış ve istikrarı koruyan bir anlayışla hareket etmektedir. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin güvenliği bizim güvenliğimizdir. Bununla birlikte, Kıbrıs Türklerinin hak ve menfaatlerini hedef alan hiçbir hasmane tutuma ve oldubittiye izin vermeyecek; garantörlüğün vermiş olduğu hak ve yetkileri kullanmaktan çekinmeyeceğiz."

İran'dan ateşlenen ve NATO hava ve füze savunma unsurlarınca etkisiz hale getirilen gelişmeler üzerine NATO ile istişare mekanizmalarının devreye alındığını belirten MSB, şunları kaydetti:

"Bu kapsamda NATO Müttefik Hava Komutanlığı Ramstein/Almanya'dan görevlendirilen bir Patriot sistemi, hava savunma mimarisinin tamamlayıcı unsuru olarak Malatya'ya konuşlandırılmaktadır. Atılan bu adımlar; hem Türkiye'nin hem NATO'nun savunma, caydırıcılık ve müttefik dayanışması anlayışıyla, ortak güvenliğini tahkim etmeyi amaçlamaktadır."

"S-400 neden kullanılmadı'" sorusu

Bakanlık, balistik füze tehdidine karşı neden S-400 sisteminin kullanılmadığı yönündeki sorulara da yanıt verdi. Türkiye'nin hava ve füze savunma faaliyetlerinin çok katmanlı bir yapı içinde yürütüldüğünü belirten MSB, şu bilgileri paylaştı:

"Türkiye NATO'nun entegre hava ve füze savunma sisteminin bir parçasıdır. Bu sistem erken uyarı sensörleri, komuta kontrol sistemi ve önleme füzelerinden oluşmaktadır. Bir balistik füze tespit edildiğinde, müdahale süresinin çok kısa olması sebebiyle sistem en uygun ve en hızlı önleme aracını otomatik olarak seçerek ateşlemektedir. Ülkemize yönelen balistik füze tehdidine karşı en uygun ve etkin savunma unsurları devreye alınarak söz konusu mühimmat başarıyla imha edilmiştir."

"İncirlik bir Türk üssüdür, üs komutanı Türk Tuğgeneralimizdir"

Bakanlık, İncirlik Üssü'nün statüsüne ilişkin değerlendirmelerde de bulunarak "İncirlik bir Türk üssüdür. Eskişehir'deki Muharip Hava Kuvveti Komutanlığımıza bağlı olarak görev yapan 10'ncu Ana Jet Üs Komutanlığımız Adana İncirlik'te konuşludur. 10'ncu Ana Jet Üs Komutanlığımızda, F-16 filomuz, Tanker filomuz ve İHA'larımız bulunmaktadır. Üzerindeki tüm tesisleri ile birlikte mülkiyeti Türkiye Cumhuriyetine aittir. Üs komutanı Türk Tuğgeneralimizdir. Orada Amerikan askerlerinin olması Amerikan üssü olduğu anlamına gelmez. Orada ayrıca İspanya, Polonya ve Katar askeri personeli de bulunmaktadır" ifalerine yer erdi.

Okullarda ikinci ara tatil yarın başlıyor

İlköğretim ve ortaöğretim okullarındaki yaklaşık 18 milyon öğrenci, 16-20 Mart'ta 2025-2026 eğitim öğretim yılındaki ikinci ara tatilini yapacak

 

12.03.2026 10:13:00
Anadolu Ajansı
Okullarda ikinci ara tatil yarın başlıyor
Okullarda ikinci ara tatil yarın başlıyor

Milli Eğitim Bakanlığına (MEB) bağlı ilk ve ortaöğretim kurumlarındaki öğrenciler, bu eğitim öğretim yılının ilk ara tatilini 10-14 Kasım 2025'te yaptı. Ara tatilin ardından yarıyıl tatili de 19 Ocak Pazartesi günü başladı ve 30 Ocak Cuma günü sona erdi.

İkinci dönemin 2 Şubat'ta başlamasının ardından ikinci ara tatil 16 Mart Pazartesi günü başlayacak ve 20 Mart Cuma günü sona erecek. Öğrenciler, ara tatil öncesi son derslerine yarın girecek.

8 Eylül 2025'te başlayan 2025-2026 eğitim öğretim dönemi, 26 Haziran'da sona erecek. 

YKS başvuruları bugün sona eriyor

Yükseköğretim Kurumları Sınavı (2026-YKS) için başvuru ve ödeme süreci bugün saat 23.59'da sona eriyor

 

12.03.2026 10:11:00 / Güncelleme: 12.03.2026 13:04:04
Anadolu Ajansı
YKS başvuruları bugün sona eriyor
YKS başvuruları bugün sona eriyor

Yükseköğretim Kurumları Sınavı (2026-YKS) için 6 Şubat'ta başlayan başvuru ve ödeme süreci bugün saat 23.59'da sona eriyor.

Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM) Başkanlığının açıklamasına göre, 20 ve 21 Haziran 2026'da düzenlenecek sınava henüz başvurusunu yapmayan adaylar, işlemlerini bugün tamamlayabilecek.

Başvuru merkezleri aracılığıyla yapılacak işlemler resmi çalışma saati bitimine kadar, ÖSYM Aday İşlemleri Sistemi üzerinden yapılacak başvurular ve ücret ödemeleri ise saat 23.59'a kadar gerçekleştirilebilecek.

Sınava ilişkin ayrıntılı bilgilere 2026-YKS Kılavuzu'ndan ulaşılabiliyor. 

İmamoğlu davasında iş insanı Bulut Aydöner savunma yaptı

İmamoğlu davasının duruşmasında savunma yapan tutuklu sanık iş insanı Bulut Aydöner "Taylan ve Serbülent Danış'ın beyanları üzerine tutuklandım. Bana arsaları rüşvet olarak verdiklerini iddia ediyorlar. Taylan Danış bu arsanın satışı için adeta takla attı. Madem bu yerler rüşvet, tapu masrafını ben neden kendi şirket hesaplarımdan ödüyorum'" dedi

11.03.2026 16:18:00
İHA
İmamoğlu davasında iş insanı Bulut Aydöner savunma yaptı
İmamoğlu davasında iş insanı Bulut Aydöner savunma yaptı
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılarak tutuklanan Ekrem İmamoğlu'na yönelik yürütülen 'yolsuzluk' soruşturması tamamlanarak 11 Kasım 2025 tarihinde 3 bin 809 sayfalık iddianame hazırlanmıştı. Hazırlanan iddianamede örgüt lideri olarak suçlanan Ekrem İmamoğlu'nun 2 bin 430 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep edilirken, örgüt yöneticisi konumunda bulunan Fatih Keleş'in bin 542 yıl 8 aya kadar, Murat Ongun'un 251 yıla ve Adem Soytekin'in ise 51 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep edilmişti.

402 sanığın farklı suçlardan değişen oranlarda hapisle cezalandırılması istenen iddianame kapsamında ilk duruşmanın üçüncü oturumu bugün İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi'nce Marmara Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi'nde bulunan duruşma salonunda görülmeye devam ediliyor.

"Madem zorla rüşvet alınmış neden 1 yıl boyunca sessiz kaldılar"

Tutuklu sanık iş insanı Bulut Aydöner'in savunması ise başlayan duruşmada avukatlar da bir kısım taleplerini dile getirdi.

Ardından savunması sorulan Aydöner "Hakkımda yeterli deliller toplanmadığı için ben delilli olarak devam edeceğim. Ben sözde mağdurun beyanları üzerine tutuklandım. Hakkımda hiçbir araştırma yapılmadan tutuklandım. Asla kabullenmeyeceğim ailemin ve kendimin emeğinin yok sayıldığı bir MASAK raporu sunulmuş dosyaya. Bu raporu tamamen reddediyorum. Şirket benim kendi şirketim emek endeksli büyüttüm. Eylem 32'ye neden dahil edildim' Ticaretimin bütün adımlarında düzgün bir anlayış gözettim. Harama tamah etmedim. Ağabeyim CHP'de üst düzey yönetici, tarzı, siyasi düşüncesi, fikri açıkça belli olan bir kimlik. Ama o Baki Aydöner ben Bulut Aydöner. Ne onun bana talimat vermesi gibi bir durum söz konusu, ne de benim ona bir talimat verme durumu söz konusudur. Esnafın partisi olmaz. Müşterilerime çevreme hangi partiye mensupsun diye sormadım. Şirketim adına aldığım 2 arsa sebebiyle eylem 32'ye dahil edildim. Şile ve Kartal'da inşaat projesi yürütmekteyim. Şile bölgesinde projem vardı tamamladım satış bölümüne geçtik. Ben Şile'de esnaf kimliğim ile tanınırım. Taylan ve Serbülent Danış'ın beyanları üzerine tutuklandım. Bana arsaları rüşvet olarak verdiklerini iddia ediyorlar. Madem bu yerler rüşvet, tapu masrafını ben neden kendi şirket hesaplarımdan ödüyorum' 2 tapu ödemelerini de ben yaptım. Taylan Danış bu arsanın satışı için adeta takla attı. Madem Taylan ve Serbülent Danış'tan zorla rüşvet alınmış neden 1 yıl boyunca sessiz kaldılar' Taylan ve Serbülent'in ifadeleri çelişkilidir. Ben arsaların bedelini ödeyerek aldım. Benim elimde kapı gibi tapularım var" dedi.

Öte yandan sanık avukatının savunmasının ardından duruşmaya 14.00'a kadar ara verildi.

İBB Davası'nda üçüncü gün 'el sallama' kriziyle başladı

Ekrem İmamoğlu'nun da arasında bulunduğu 407 sanıklı İBB Davası'nın üçüncü günü tartışmalı başladı. Duruşmada, tutuklu sanık Yavuz Saltık salona getirildiği sırada kendisine el sallayan izleyicilere karşılık verdiği için jandarmanın müdahalesiyle karşılaştı

11.03.2026 11:16:00
Haber Merkezi
İBB Davası'nda üçüncü gün 'el sallama' kriziyle başladı
İBB Davası'nda üçüncü gün 'el sallama' kriziyle başladı
CHP'nin Cumhurbaşkanı adayı, İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun da arasında bulunduğu 107'si tutuklu, 5'i müşteki sanık olmak üzere toplam 407 sanıklı İBB davasının üçüncü günü, İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi'nce, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun karşısındaki 1 No'lu salonda devam ediyor.

Duruşmaya, tutuklanmalarının ardından görevlerinden uzaklaştırılan İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, Şişli Belediye Başkanı Emrah Resul Şahan, Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık, eski CHP Milletvekili Aykut Erdoğdu, İBB Başkan Danışmanı ve MEDYA AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ongun, İBB Spor Kulübü Başkanı Fatih Keleş, İmamoğlu'nun kayınbiraderi Cevat Kaya ve İmamoğlu'nun avukatı Mehmet Pehlivan'ın da aralarında bulunduğu 107 tutuklu sanık katıldı.

Ekrem İmamoğlu'nun oğlu Mehmet Selim İmamoğlu, babası Hasan İmamoğlu, İBB Genel Sekreter Yardımcısı Mahir Polat, İBB Meclisi İştirakler ve Bağlı Kuruluşlar Komisyonu Başkanı Ertan Yıldız'ın da aralarında bulunduğu bazı tutuksuz sanıklar ve avukatları da duruşmaya geldi. Bazı tutuklu sanıklar ise Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile hazır edildi.

Duruşmada "el sallama" krizi

Tutuklu sanık Yavuz Saltık, duruşma salonuna getirildiği sırada el sallayan izleyicilere dönerek karşılık verdiği için jandarmanın müdahalesiyle karşılaştı. Jandarma, Saltık'ın kolundan tutarak zorla yerine oturtmaya çalıştı. Saltık buna tepki gösterirken, avukatlar ve izleyiciler de alkışlarla protesto etti. Sanık avukatları, müdahalede bulunan jandarmanın salondan çıkarılmasını talep etti.

Salonda avukatlar ve kolluk arasında gerginlik sürerken, jandarma yoğunluğunun artırıldığı görüldü.

İmamoğlu, alkışlarla salona girdi

Ekrem İmamoğlu'nun avukatı Mehmet Pehlivan salona getirildiği anda izleyiciler, "Mehmet, savunmanın onurusun" diye seslendi.

Ekrem İmamoğlu salona girdiğinde ise tüm tutuklu sanıklar ayağa kalktı. Avukatların olduğu bölüme el sallayan İmamoğlu, bazı tutuklu sanıklarla tokalaşıp, sarıldı, bu sırada izleyiciler alkışlarla "Cumhurbaşkanı İmamoğlu" sloganı attı.

İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi heyeti tarafından hazırlanan listeye göre bugün, CHP PM Üyesi Baki Aydöner'in kardeşi ve iş insanı Bulut Aydöner'in savunması dinlenecek.

Malatya'ya Patriot hava savunma sistemi konuşlandırıldı

MSB, hava sahasının korunması için bir Patriot hava savunma sisteminin Malatya'ya konuşlandırıldığını bildirdi

10.03.2026 12:41:00
Anadolu Ajansı
Malatya'ya Patriot hava savunma sistemi konuşlandırıldı
Malatya'ya Patriot hava savunma sistemi konuşlandırıldı

Milli Savunma Bakanlığı (MSB), hava sahasının korunması için bir Patriot hava savunma sisteminin Malatya'ya konuşlandırıldığını bildirdi.

Bakanlıktan yapılan açıklamada, Türk Silahlı Kuvvetlerinin, Türkiye ve vatandaşların güvenliğini sağlamada kararlı olduğu belirtildi.

Açıklamada, şunlar kaydedildi:

"Bölgemizde yaşanan son gelişmeler kapsamında hudutlarımızın ve hava sahamızın güvenliği için gerekli tedbirler alınmakta, NATO ve müttefiklerimizle danışmalarda bulunulmaktadır. Milli düzeyde aldığımız tedbirlere ilave olarak NATO tarafından hava ve füze savunma tedbirleri artırılmıştır. Bu kapsamda, hava sahamızın korunmasına destek sağlamak üzere görevlendirilen bir Patriot Sistemi Malatya'da konuşlandırılmaktadır. Savunma ve güvenlik kapasitesini en üst düzeyde muhafaza eden ülkemiz, NATO ve müttefiklerimizle işbirliği ve istişare içinde gelişmeleri değerlendirmeye, bölgesel barış ve istikrar için gayret göstermeye devam edecektir."

İmamoğlu davasının ikinci duruşması başladı

"İmamoğlu çıkar amaçlı suç örgütü"ne ilişkin 107'si tutuklu, 5'i "müşteki sanık" olmak üzere 407 sanığın yargılandığı davanın ikinci duruşması başladı

10.03.2026 11:30:00
Anadolu Ajansı
İmamoğlu davasının ikinci duruşması başladı
İmamoğlu davasının ikinci duruşması başladı

İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesince, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun karşısındaki salonda görülen duruşmaya, tutuklanmalarının ardından görevlerinden uzaklaştırılan İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, Şişli Belediye Başkanı Emrah Resul Şahan, Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık, eski CHP Milletvekili Aykut Erdoğdu, İBB Başkan Danışmanı ve MEDYA AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ongun, İBB Spor Kulübü Başkanı Fatih Keleş, İmamoğlu'nun kayınbiraderi Cevat Kaya ve İmamoğlu'nun avukatı Mehmet Pehlivan'ın da aralarında bulunduğu 107 tutuklu sanık katıldı.

Ekrem İmamoğlu'nun oğlu Mehmet Selim İmamoğlu, babası Hasan İmamoğlu ve şarkıcı Ercan Saatçi'nin de aralarında bulunduğu bir kısım tutuksuz sanıklar ile avukatları da duruşmaya geldi.

Duruşmada, CHP Genel Başkanı Özgür Özel, genel başkan yardımcıları, bazı milletvekilleri ile belediye başkanları, partililer, sanıkların aileleri, yabancı basın mensupları ve çok sayıda izleyici de yer aldı.

Türkiye Barolar Birliği Başkanı Erinç Sağkan'ın da aralarında yer aldığı bazı baro başkanları ve bir kısım yabancı avukatlar da duruşmada hazır bulundu.

Duruşma salonu çevresinde ve içerisinde, jandarma ekiplerince geniş güvenlik önlemleri alındı.

Sanık avukatları, mahkeme heyetinin, müdafilik kontrolü yapılmadan salona avukat alınmayacağına ilişkin bir kararı olduğunu, bunun üzerine binaya girmeden önce iki kere kontrolden geçirildiklerini belirterek, bu duruma slogan atarak ve duruşma salonunun kapısına vurarak tepki gösterdi.

Bunun üzerine İstanbul Barosu Başkanı İbrahim Kaboğlu heyetle görüştü. Kaboğlu'nun görüşmesinin ardından avukatlar kimlik kontrolü yapılmadan salona alındı.

Salona girerken izleyiciler tarafından alkışlanan sanıklar, yakınlarına el sallayarak karşılık verdi. Bunun üzerine jandarma görevlileri, sanıkları hızlıca yerlerine oturmaları konusunda uyardı.

Bazı avukatlar da "Selam vermek ne zamandan beri suç oldu'" diyerek tepki gösterdi.

Ekrem İmamoğlu duruşma salonuna diğer sanıklardan ayrı getirilirken, sanık avukatları, sanıklar, izleyiciler alkış tuttu, bazıları "Cumhurbaşkanı İmamoğlu" sloganı attı. İmamoğlu salona girdiğinde tüm tutuklu sanıklar ayağa kalktı. Avukatların olduğu bölüme el sallayan İmamoğlu, bazı tutuklu sanıklarla tokalaştı.

Tutuklu sanık avukat Mehmet Pehlivan'ın yanına oturması istenen İmamoğlu, jandarmanın gösterdiği sandalyeye oturmayı kabul etmedi. İmamoğlu, jandarmaların hizasında bulunan, koridor tarafındaki sandalyede oturdu. Bunun üzerine jandarma görevlisinin, koridora sandalye getirerek İmamoğlu'nun yanına oturmasının ardından İmamoğlu, "Böyle olmaz. Kimin önünü kesiyorsunuz siz. Ağzımı bantla mı kapatacaksınız' Hakim gelecek, söyleyecek. Ben de ayaktayım. Nedir etrafımızda jandarma. Sağımda, solumda." ifadelerini kullandı.

Bu esnada salona gelen Mahkeme Başkanı Selçuk Aylan, "Neresinde usulsüzlük var bunun' Jandarma arkadaşlar oturun." dedi.

Ekrem İmamoğlu'nun "Kimden korkuyorsunuz'" demesinin ardından Başkan Aylan, "Bizim bir şeyden korktuğumuz yok. Kürsüye söz hakkı verdiğimiz gelecek. Yerinize geçin lütfen." diye konuştu.

Bu sırada İmamoğlu, "Dünden beri ne değişti'" derken, Başkan, "Çünkü dün size söz hakkı vermediğim halde. Kürsüye gelerek heyete, savcıya parmak salladınız. Söz hakkı gelince vereceğim. Benim önümde bir kişinin oturması doğru değil." ifadelerini kullandı.

Duruşma devam ediyor.

İddianameden

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosunca hazırlanan iddianamede, Mülkiye Teftiş Kurulu Başkanlığı "ihbar eden", Hazine ve Maliye, İçişleri, Enerji ve Tabii Kaynaklar, Tarım ve Orman bakanlıkları ile İstanbul Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı ve Şişli Belediye Başkanlığı "suçtan zarar gören" sıfatıyla yer alıyor.

Ayrıca iddianamede, 16 kişi "müşteki", 107'si tutuklu, 7'si firari, 5'i "müşteki sanık" olmak üzere toplam 407 kişi ise "sanık" olarak bulunuyor.

Suç örgütünün kurulduğu 2014'ten bugüne kadarki faaliyetleri anlatılan iddianamede, "İddianameye konu 143 eyleme ilişkin elde olunan menfaatle sebep olunan kamu zararının suç tarihleri itibarıyla (güncel değeri hariç) toplamda menkul olarak yaklaşık 160 milyar Türk lirası ve 24 milyon ABD doları, gayrimenkul olarak ise İstanbul ile ülke genelinde 95 taşınmazdan ibaret (örgüt elebaşı ve yöneticilerinin suç gelirlerinden elde ettikleri mal varlıkları hariç) olduğu"na ilişkin değerlendirme yapıldı.

Örgütün şemasının çizildiği iddianamede, tutuklu sanık Ekrem İmamoğlu'nun "örgüt elebaşı", tutuklu sanıklar Murat Ongun, Fatih Keleş ile Adem Soytekin ve tutuksuz sanık Ertan Yıldız, başka suçtan tutuklu Hüseyin Gün ile firari sanık Murat Gülibrahimoğlu'nun da "örgüt yöneticisi" olduğu belirtiliyor. Şemada Ekrem İmamoğlu'na doğrudan bağlı 10 örgüt üyesinin olduğu, 77'sinin Fatih Keleş'e, 35'inin Murat Ongun'a, 8'inin Ertan Yıldız'a, 7'sinin Hüseyin Gün'e, 6'sının Murat Gülibrahimoğlu'na ve 6'sının da Adem Soytekin'e bağlı olduğu gösteriliyor.

İddianamede, Ekrem İmamoğlu'nun "suç işleme amacıyla örgüt kurmak", "kişisel verilerin kaydedilmesi", "kişisel verileri ele geçirme ve yayma", "suç delillerini gizleme", "haberleşmenin engellenmesi", "kamu malına zarar verme", "rüşvet", "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma", "irtikap", "kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık", "suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama", "ihaleye fesat karıştırma", "çevrenin kasten kirletilmesi", "Vergi Usul Kanunu'na muhalefet", "Orman Kanunu'na muhalefet" ve "Maden Kanunu'na muhalefet" suçlarından toplam 849 yıldan 2 bin 430 yıl 6 aya kadar hapisle cezalandırılması isteniyor.

İddianamede, Keleş'in 48 kez "rüşvet", "rüşvet alma", "rüşvet verme", 55 kez "ihaleye fesat karıştırma", 39 kez "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", 8 kez "suç gelirlerini aklama", "Maden Kanunu'na muhalefet", "Orman Kanunu'na muhalefet", "çevre kirliliğine neden olma", "Vergi Usul Kanunu'na muhalefet", "irtikap", "suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme" ile "haberleşmenin engellenmesi" suçlarından 556 yıl 8 aydan 1542 yıl 8 aya kadar hapisle cezalandırılması talep ediliyor.

Ongun'un "rüşvet", 53 kez "ihaleye fesat karıştırma", 33 kez "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", "kişisel verileri başkasına verme, yayma veya ele geçirme", "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" ile "suç gelirlerini aklama" suçlarından 287 yıl 6 aydan 779 yıl 6 aya kadar hapis cezasına çarptırılması istenen iddianamede, Yıldız'ın "rüşvet", "ihaleye fesat karıştırma", "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık" suçlarından 86 yıldan 251 yıla kadar hapsi öngörülüyor.

İddianamede, Soytekin'in "rüşvet", "zincirleme şekilde rüşvet", "irtikap" ve "suç gelirlerini aklama" suçlarından 67 yıldan 194 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep edilirken Gülibrahimoğlu'nun "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", "suç gelirlerini aklama", "evrakta sahtecilik", "Maden Kanunu'na muhalefet", "Orman Kanunu'na muhalefet", "çevre kirliliğine neden olma" ve "Vergi Usul Kanunu'na muhalefet" suçlarından 19 yıl 6 aydan 51 yıla kadar hapisle cezalandırılması isteniyor.

Gün'ün "suç işlemek amacıyla örgüt kurma", "kişisel verileri başkasına verme, yayma veya ele geçirme" suçlarından 20 yıldan 40 yıla kadar hapsi talep edilen iddianamede, örgüt yöneticisi konumundaki bu sanıkların, örgütün kendilerine bağlı yapılanmalarının faaliyeti çerçevesinde işlenen bütün suçlardan ayrıca fail olarak cezalandırılmalarına karar verilmesi gerektiği belirtiliyor.

İddianamede, yakalandıktan sonra örgütün yapısı ve faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili bilgi veren örgüt yöneticisi sanıklardan Adem Soytekin, Hüseyin Gün ve Ertan Yıldız hakkında "etkin pişmanlık" hükümlerinin uygulanması isteniyor.

Tutuklanmasının ardından görevinden uzaklaştırılan Şişli Belediye Başkanı Emrah Resul Şahan hakkında 5 kez "rüşvet alma", 2 kez "irtikap", "kişisel verilerin hukuka aykırı kaydedilmesi", "kişisel verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme" ve "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma" suçlarından toplamda 35 yıldan 91 yıla kadar hapis cezası istemine yer verilen iddianamede, tutuklanmasının ardından görevinden uzaklaştırılan Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık'ın ise 7 kez "rüşvet alma" ve "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma" suçlarından toplamda 30 yıldan 88 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep ediliyor. 

İstanbul'da reçete şebekesine operasyon: 25 gözaltı

İstanbul'da. SGK'ya fatura edilen ilaçları ortak hareket ettikleri eczanelerden temin ederek üçüncü şahıslara satan şebekeye yönelik düzenlenen operasyonda 25 şüpheli yakalandı

10.03.2026 11:24:00
İhlas Haber Ajansı
İstanbul'da reçete şebekesine operasyon: 25 gözaltı
İstanbul'da reçete şebekesine operasyon: 25 gözaltı
İstanbul'da. SGK'ya fatura edilen ilaçları ortak hareket ettikleri eczanelerden temin ederek üçüncü şahıslara satan şebekeye yönelik düzenlenen operasyonda 25 şüpheli yakalandı.

Edinilen bilgilere göre, İstanbul Emniyet Müdürlüğü Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü polisi, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde yürütülen bir soruşturma çerçevesinde liderliğini İ.K.'nın, yöneticiliğini C.K. ve D.K. isimli zanlıların yaptığı çıkar amaçlı suç örgütüne yönelik çalışma yaptı.

Bir kamu hastanesinde veri giriş elemanlarının da içinde bulunduğu yapılanmayı tespit eden polis, şebekenin izini sürdü. Bazı çalışanlarla müşterek hareket eden şebekenin, hastaları hastaneye giriş yaptıkları andan itibaren takip ettikleri, onlara hastane çalışanları gibi davranarak işlemlerinde yardımcı oldukları saptandı.



Bazı hastane çalışanlarını kullanan şebekenin, hastalara fiyatları yüksek olan ilaçları fazladan reçete ettikleri ve anlaşmalı eczanelere yönlendirdikleri ve bu işlemlerden komisyon aldıkları belirlendi. Şebekenin, hastaların bilgisi dışında reçetelere fazla yazılan yüksek fiyatlı ve SGK'ya fatura edilen ilaçları ortak hareket ettikleri eczanelerden temin ederek el altından üçüncü şahıslara sattıkları ve devleti büyük zarara uğrattıkları anlaşıldı.

Mali Şube Polisi tarafından yapılan teknik ve fiziki takibin ardından bu sabah operasyon için düğmeye basıldı. Haklarında yakalama kararı verilen liderliğini İ.K.'nın, yöneticiliğini C.K. ve D.K. isimli zamlıların yaptığı çıkar amaçlı suç örgütünün 25 üyesinin gözaltına alındığı öğrenildi.

Şüphelilerin kaldıkları adreslerdeki aramalarda ise zanlılara ait cep telefonları, bilgisayarlar, harici hafıza ve USB bellekler dahil tüm cihazlara el konuldu. Yakalanan 25 şüpheli sorgulanmak üzere İstanbul Emniyet Müdürlüğüne götürüldü.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.