logo
06 MART 2026


Yıldırım düşen evin çatısı alev alev yandı

Bolu'da 4 katlı bir apartmanın çatısına yıldırım düşmesi sonucu yangın çıktı. Çıkan yangın nedeniyle çatı alev alev yanarken, mahalle sakinleri sokağa döküldü

11.09.2024 22:05:00
İHA
Yıldırım düşen evin çatısı alev alev yandı
Yıldırım düşen evin çatısı alev alev yandı
Yangın, akşam saatlerinde Kültür Mahallesi Fidan Sokak'ta meydana geldi.

Edinilen bilgiye göre, akşam saatlerinde yağan sağanak sırasında Hüseyin Ç.'ye ait 4 katlı apartmanın çatısına yıldırım düştü. Düşen yıldırım sebebiyle çatıda yangın çıktı.

Yıldırımın düşmesiyle beraber oluşan gürültüyle sokağa çıkan vatandaşlar, yangın çıktığını görünce durumu 112 Acil Çağrı Merkezi'ne bildirdi. İhbar üzerine bölgeye sağlık, itfaiye, SEDAŞ ve polis ekipleri sevk edildi.

Olay yerine gelen SEDAŞ ekipleri tarafından sokağın elektriği kesildi. İtfaiye ekipleri yangına hem merdivenle hem de apartmanın içinden müdahale etmeye başladı. Bu esnada çatıda bulunan kazanın patlaması sonucunda yangın tüm çatıya yayıldı. Alev alev yanan çatıyı söndürmek için itfaiye ekipleri yaklaşık 1 saat mücadele etti. Alevleri kontrol altına alan ekipler, çatıda soğutma çalışması yaptı. Yangın nedeniyle apartmanın çatısı kül olurken, 4. katta bulunan dairenin de bir kısmı hasar gördü.

Öte yandan itfaiye ekiplerinin geç geldiği iddiasıyla hane sahipleri ile itfaiye ekipleri arasında tartışma çıktı. Polis ekipleri ve vatandaşların araya girmesiyle taraflar sakinleştirildi.

Yangın çıktığı esnada köyde olduğunu belirten apartman sahibi Hüseyin Çetin, 'Yıldırım düşmesinden dolayı çıktığını söylüyorlar. Ben de köydeydim, yeni geldim' dedi.

Marmaris'te Arda Deniz Onat davasında ilk duruşma görüldü

Muğla'nın Marmaris ilçesi Bozburun Mahallesi'nde 20 yaşındaki denizci gencin teknede çıkan kavgada hayatını kaybetmesine ilişkin davanın ilk duruşması görüldü

06.03.2026 17:54:00 / Güncelleme: 06.03.2026 17:58:03
İHA
Marmaris'te Arda Deniz Onat davasında ilk duruşma görüldü
Marmaris'te Arda Deniz Onat davasında ilk duruşma görüldü
20 Temmuz 2025 tarihinde saat 19.30 sıralarında Bozburun Mahallesi Kocabahçe Koyu'nda demirli bulunan "Arda Deniz" adlı teknede, turda olan Arda Deniz Onat (20) ile İsviçreli üç kadın müşterinin misafirleri olduğu öğrenilen Sinan Yetkin, Selim Yetkin ve Coşkun Volkan Canfedai arasında tartışma çıktı. Kısa sürede kavgaya dönüşen olayda Onat, başına aldığı darbe sonrası denize düştü. Babası Kenan Onat tarafından baygın halde sudan çıkarılan genç denizci, ihbar üzerine olay yerine gelen Sahil Güvenlik ekiplerine teslim edildi. Sahil Güvenlik botuyla Germe Limanı'na getirilen Onat, burada hazır bekleyen sağlık ekiplerine ulaştırıldı. Hastaneye kaldırılan Arda Deniz Onat, doktorların tüm çabalarına rağmen kurtarılamadı. Olayın ardından Marmaris Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturma başlatıldı. Kavgada yaralanan Sinan Yetkin, Selim Yetkin ve Coşkun Volkan Canfedai ise Marmaris Devlet Hastanesi'ndeki tedavilerinin ardından gözaltına alındı. Adliyeye sevk edilen üç şüpheli çıkarıldıkları mahkemece tutuklandı. Arda Deniz Onat'ın cenazesi ise 21 Temmuz 2025 tarihinde Bozburun'da gözyaşları arasında toprağa verildi.



Soruşturma kapsamında hazırlanan iddianamede, Coşkun Volkan Canfedai ve Selim Yetkin hakkında "taksirle ölüme sebebiyet verme", Sinan Yetkin hakkında ise "bilinçli taksirle ölüme sebebiyet verme" suçlarından dava açıldı. Sanıkların olay gününden bu yana tutuklu yargılandığı davanın ilk duruşması Marmaris Asliye Ceza Mahkemesi'nde görüldü. Duruşma öncesinde Onat'ın ailesi, yakınları ve arkadaşlarından oluşan yaklaşık 300 kişi adliye bahçesinde toplandı.



"Ölüm kalp krizi değil"

Tutuklu yargılanan sanıkların SEGBİS üzerinden bağlandığı, tanıkların dinlendiği duruşma sonrası açıklama yapan Onat ailesinin avukatlarından Anıl Aba, dosyada yer alan raporların çelişkili olduğunu savunarak, ölümün kalp krizi sonucu gerçekleştiği iddiasını kabul etmediklerini söyledi. Aba, otopsi raporlarında Arda Deniz Onat'ın kalp krizi geçirdiğini gösteren herhangi bir iz bulunmadığını belirterek, "Arda'nın kalp krizi sonucu öldüğünü gösteren ne otopsi raporlarında ne de bunu destekleyen başka bir raporda herhangi bir iz bulunmaktadır. Buna rağmen ölümün stres anında gelişen bir kalp krizi sonucunda gerçekleştiğini belirten bir rapor düzenlenmiştir" dedi.



Dosyanın Adli Tıp Üst Kurulu'na gönderilmesini talep ettiklerini ancak mahkemenin otopsi raporu ile Adli Tıp Birinci İhtisas Dairesi raporu arasında çelişki bulunmadığı gerekçesiyle taleplerini reddettiğini belirten Avukat Aba, bu konuda yeniden girişimde bulunacaklarını söyledi. Avukat Aba, Arda Deniz Onat'ın aldığı darbeler nedeniyle sersemleyerek denize düştüğü ve boğulma sonucu hayatını kaybetmiş olabileceğini savunarak, "Amacımız dosyanın Adli Tıp Üst Kurulu'na gitmesi ve Arda'nın kalp krizi sonucu değil, aldığı darp nedeniyle sersemleyip denize düşerek boğulma sonucu hayatını kaybettiğinin ortaya konulmasıdır. Eğer bu durum ispatlanırsa olayın hukuki niteliği değişecektir" dedi.

Avukat Aba, Ceza Muhakemesi Kanunu kapsamında üniversitelerin tıp fakültelerinden bilimsel rapor talep edeceklerini belirterek, ölüm nedeninin uzman doktorlardan oluşacak kurul tarafından değerlendirilmesini isteyeceklerini ifade etti.



"Suç vasfının değişmesi için mücadele edeceğiz"

Ailenin bir diğer avukatı Alper Dağ da sanıkların ifadelerinde olayın kendi iradeleri dışında gerçekleşmiş gibi anlatıldığını belirtti. Otopsi raporları ile Adli Tıp Kurumu değerlendirmeleri arasında çelişki bulunduğunu savunan Dağ, suç vasfının değişmesine ve daha ağır cezalar verilmesine yönelik hukuki girişimlerde bulunacaklarını söyledi. Dağ, sanıkların ifadelerinde üzgün ve pişman olduklarını dile getirdiklerini ancak bunun saldırı veya kavgaya iştirak ettiklerini kabul eden bir pişmanlık beyanı niteliği taşımadığını ifade etti.

"Oğlumun kalp rahatsızlığı yoktu"

Olay sırasında yanında olan ve adliyede yüzlerce kişi ile birlikte davayı takip eden Arda Deniz Onat'ın babası Kenan Onat ise, ailenin denizcilik yaptığını ve düzenli sağlık raporları aldıklarını belirterek, "Biz denizciyiz, sürekli sağlık kontrolünden geçiyoruz. Oğlumun herhangi bir kalp ya da sağlık sorunu yoktu" dedi.

Mahkeme heyeti, sanıkların tutukluluk halinin devamına karar vererek, davayı 3 Nisan tarihine erteledi.

İzmir'de özel okulda akran zorbalığı ve veli şiddeti

İzmir'de bir özel okulda öğrenim gören 7. sınıf öğrencisinin diğer öğrencilere akran zorbalığı yaptığı iddiaları üzerine okul yönetimi inceleme başlattı. Yapılan incelemeler ve velilerin şikayetleri doğrultusunda okula çağrılan öğrenci velisinin, okul müdürünün odasında saldırgan tavırlar sergilediği ileri sürüldü

06.03.2026 12:52:00 / Güncelleme: 06.03.2026 12:55:51
İHA
İzmir'de özel okulda akran zorbalığı ve veli şiddeti
İzmir'de özel okulda akran zorbalığı ve veli şiddeti
Olay, 10 Şubat tarihinde meydana geldi. Y.A. (13) isimli öğrencinin arkadaşlarına yönelik "Seni babama öldürtürüm" gibi ifadeler içeren mesajlar ve mektuplar gönderdiği tespit edildi. Aynı öğrencinin kendi aralarında oluşturdukları WhatsApp gruplarında da küfür ve hakaret içeren sözler kullandığı, yine arkadaşlarına yönelik tehdit mesajları kullandığı da belirlendi. Bunların üzerine diğer velilerin ve öğrencilerin şikayet dilekçeleri de okul yönetimini harekete geçirtti. Olayla ilgili inceleme başlatan yönetim, Y.A.'nın annesi S.A. ve babası V.A.'yı görüşme yapmak için okula davet etti.

Okulda arbede yaşandı

Okul yönetimi ile 12 Şubat'ta gerçekleştirilen görüşme sırasında, öğrenci velisinin saldırgan tavırlar sergilediği iddia edildi. Okul müdürünün odasındaki kitapları yerlere saçan ve masayı dağıtan velinin, görevlilere yönelik ağır hakaret ve tehditlerde bulunduğu belirtildi. Ayrıca velinin, öğrencilerin bulunduğu mesaj gruplarına girerek tehdit içerikli ses kayıtları ve yazışmalar paylaştığı öne sürüldü.

Akran zorbalığı şikayetleri üzerine süreç başlatıldı

Okul Müdürü Burcu Söğütcüpınar, 10 Şubat tarihinde okullarında bazı öğrencilerin akran zorbalığına maruz kaldığına dair ciddi şikayetler aldıklarını belirterek, öğrenci WhatsApp grupları üzerinden tehdit içerikli mesajlar paylaşıldığını ve "Seni babama öldürtürüm" ifadelerinin yer aldığı yazılı tehdit mektuplarının ortaya çıktığını söyledi. Bu gelişmeler üzerine okul yönetiminin hemen harekete geçtiğini ifade eden Söğütcüpınar, diğer velilerin de çocuklarının güvenliği konusundaki endişelerini dile getiren toplu dilekçeler verdiğini ve okul-aile iş birliğini sağlamak amacıyla söz konusu öğrencinin velilerini okula davet ettiklerini belirtti.



Görüşme şiddet olayına dönüştü

12 Şubat'ta gerçekleştirilen görüşmenin ne yazık ki bir şiddet olayına dönüştüğünü dile getiren Söğütcüpınar, öğrencinin durumunu görüşmek üzere davet edilen velinin okul yöneticisinin odasında kitapları yerlere saçtığını, masayı dağıttığını ve saldırgan tavırlar sergilediğini aktardı. Olay sırasında şahıslara yönelik ağır hakaret ve tehditlerin savrulduğunu vurgulayan Söğütcüpınar, yaşanan bu durumun okulun huzur ve güvenliğini doğrudan hedef aldığını ifade etti.

"Okullar polemik merkezi değil"

Eğitimcilerin özellikle bir velinin doğrudan öğrencilerin bulunduğu mesaj gruplarına girerek tehdit ve hakaretlerde bulunmasını en büyük sorun olarak değerlendirdiğini belirten Söğütcüpınar, "Amacımız suça sürüklenen çocukları topluma kazandırmak ve bu tür üzücü olayların önüne geçmektir" dedi. Son dönemde medyada yer alan, bir öğretmenin öğrencisi tarafından öldürülmesi gibi acı haberlerin tekrar etmesini istemediklerini belirten Söğütcüpınar, "Okullar polemik merkezleri değil, çocukların geleceğinin inşa edildiği alanlardır" ifadelerini kullandı.

Hukuki süreç başlatıldı

Yaşanan olayların ardından okul yönetimi olarak adli makamlar, sosyal hizmetler ve ilgili tüm mercilere gerekli başvuruları yaptıklarını ve durumu yargıya taşıdıklarını söyleyen Söğütcüpınar, diğer öğrencilerin ve velilerin güvenlik kaygısı duymaması gerektiğini vurguladı. Okulun güvenliğini korumak için tüm sorumluluğu aldıklarını ve hukuki süreci titizlikle takip ettiklerini belirten Söğütcüpınar, velilere de "Gönlünüz rahat olsun" mesajı verdiklerini söyledi.

Disiplin cezası aldı, başka bir okula nakledildi

Öte yandan, yaşanan olayların ardından okul yönetimi tarafından disiplin kuruluna sevk edilen öğrencinin, ailesi ile yapılan görüşmede başka bir okula nakledilmesi istendi. Öğrencinin kaydı ailesi tarafından başka bir okula alındı.

İstanbul'da yeni nesil mafya operasyonu: 10 gözaltı

Yeni nesil suç örgütlerine yönelik İstanbul'da düzenlenen operasyonlarda, tehdit ve iş yerlerine silahlı saldırı da dahil farklı eyleme karıştıkları tespit edilen 10 şüpheli gözaltına alındı

06.03.2026 10:31:00
İhlas Haber Ajansı
İstanbul'da yeni nesil mafya operasyonu: 10 gözaltı
İstanbul'da yeni nesil mafya operasyonu: 10 gözaltı
Yeni nesil suç örgütlerine yönelik İstanbul'da düzenlenen operasyonlarda, tehdit ve iş yerlerine silahlı saldırı da dahil farklı eyleme karıştıkları tespit edilen 10 şüpheli gözaltına alındı.

İstanbul Emniyet Müdürlüğü Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünce yeni nesil suç ağlarının faaliyetlerine yönelik geniş kapsamlı bir çalışma yapıldı.

Savcılıkça yürütülen soruşturma çerçevesinde, İstanbul'un Bağcılar, Bakırköy ve Kartal ilçelerinde farklı tarihlerde esnafa tehdit ve işyerlerine silahlı saldırı düzenlemekle suçlanan şüpheliler teknik ve fiziki takibe alındı.

Çete üyelerinin kimlikleri ve adresleri tek tek belirlendi. Ardından söz konusu zanlıların yakalanması için bu sabah erken saatte operasyon yapıldı. İstanbul'da tespit edilen adreslere yönelik eş zamanlı operasyonda, başka bir soruşturma nedeniyle firari olarak aranan bir kişinin de aralarında bulunduğu 10 şüpheli gözaltına alındı.

Gözaltına alınan zanlılar sorgulanmak üzere İstanbul Emniyet Müdürlüğü Müdürlüğü'ne götürüldü. Yakalanan şahıslar hakkında yürütülen işlemler sürerken, çete üyelerinin gerçekleştirdiği silahlı saldırıların güvenlik kamerası görüntüleri ortaya çıktı.

26 milyar 532 milyonluk yasa dışı bahis operasyonunun görüntüleri

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında, yasa dışı bahis suçu işleyerek elde edilen suç gelirlerini aklamaya çalıştığı belirlenen 20 şüpheliye yönelik operasyon düzenlendi

06.03.2026 10:28:00
İhlas Haber Ajansı
26 milyar 532 milyonluk yasa dışı bahis operasyonunun görüntüleri
26 milyar 532 milyonluk yasa dışı bahis operasyonunun görüntüleri
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında, yasa dışı bahis suçu işleyerek elde edilen suç gelirlerini aklamaya çalıştığı belirlenen 20 şüpheliye yönelik operasyon düzenlendi.

Soruşturma kapsamında 11 adet lüks araç, 8 adet konut ve 67 adet tarla ve arsa olmak üzere toplam 75 adet menkul ve gayrimenkule el konulurken, şüphelilerin 2025 yılının Ocak-Kasım döneminde toplam 26 milyar 532 milyon 385 bin 74 TL işlem hacmine ulaştığı belirlendi.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında, Malta merkezli kripto varlık sağlayıcısı Fincrypto UAB (Paymix) ödeme kuruluşunun, yasa dışı bahis suçu işleyen gruplara finansal altyapı sağladığına yönelik kuvvetli suç şüphesi tespit edildi.

Sağlanan bu finansal altyapı ile kuruluş tarafından elde edilen suç gelirlerinin, paravan şirketler ve karmaşık para transfer döngüleri kullanılarak finansal sisteme sokulduğu ve aklanmaya çalışıldığı da soruşturma kapsamında belirlendi.

İGaming isimli altyapı sağlayıcı şirketin ise BTK tarafından erişime kapatılan 40 yasa dışı bahis sitesine altyapı sağladığı ve MASAK raporuna göre aylık yaklaşık 1 milyar dolar tutarında hasılat elde ettiği ortaya çıktı.

Elde edilen bu gelirlerin, Malta merkezli kripto varlık sağlayıcısı Fincrypto UAB (Paymix) üzerinden yurt dışındaki kripto para borsalarına aktarıldığı belirlendi. Soruşturma kapsamında hazırlanan MASAK raporuna göre şüphelilerin 2025 yılının Ocak-Kasım döneminde toplam 26 milyar 532 milyon 385 bin 74 TL işlem hacmine ulaştığı belirlendi.

Yapılan tespitler kapsamında İstanbul İl Jandarma Komutanlığı Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünce İstanbul merkezli Hatay, Mersin, Ankara, Düzce, Antalya, İzmir, Yalova, Tekirdağ ve Bursa'da 20 şüpheliye yönelik operasyon düzenlendi.

Öte yandan İstanbul Nöbetçi Sulh Ceza Hakimliğinin kararıyla 11 adet lüks araç, 8 adet konut ve 67 adet tarla ve arsa olmak üzere toplam 75 adet menkul ve gayrimenkule el konulurken, 30 şahsa ait 550 adet banka ve kripto para hesabına bloke işlemi uygulandı. Gözaltına alınan şüphelilerin Maslak'ta bulunan İstanbul İl Jandarma Komutanlığına getirildiği ve işlemlerinin sürdüğü öğrenildi.

Muğla'da yangın sezonu öncesi hazırlık

Yangına en hassas iller arasında yer alan Muğla'da, yangın sezonu öncesi ormanlık alanlarda önleyici çalışmalar hız kesmeden sürüyor. Muğla Orman Bölge Müdürlüğü ekipleri, muhtemel yangın riskine karşı kara yolları kenarında ağaç budama ve temizlik çalışmaları gerçekleştiriyor

05.03.2026 13:03:00 / Güncelleme: 05.03.2026 13:05:49
İHA
Muğla'da yangın sezonu öncesi hazırlık
Muğla'da yangın sezonu öncesi hazırlık
Bu kapsamda, 9 kilometrelik Sakar Geçidi'nde yol kenarındaki ağaçların yola sarkan dalları Muğla Orman Bölge Müdürlüğü ekipleri tarafından temizleniyor. Gökova Körfezi'ne hakim konumda bulunan ve tamamen çam ormanlarıyla kaplı Sakar Geçidi, aynı zamanda Türkiye'nin en tehlikeli yollarından biri olarak biliniyor. Ekipler, hem sürüş güvenliğini artırmak, hem de muhtemel yangın riskini azaltmak amacıyla çalışmalarını sürdürüyor.

Muğla Orman Bölge Müdürlüğü'nün sorumluluk alanında bulunan Aydın ve Muğla illerinde 2025 yılında toplam 800 kilometrelik yol kenarı temizlik çalışması yapıldı. 2026 yılı için ise bu rakamın bin kilometreye çıkarılması planlanıyor. Yangın sezonu öncesinde gerçekleştirilen bu çalışmaların, hem orman yangınlarının önlenmesine katkı sağlaması, hem de kara yolu güvenliğini artırması hedefleniyor.



Yangınlar ile mücadele önleyici tedbir olarak ağaçlar budanıyor

Muğla Orman Bölge Müdürü Mustafa Ülküdür, Sakar rampasının orman yangınları açısından son derece önemli olduğunu belirterek, "Muğla Orman Bölge Müdürü olarak orman yangınlarıyla mücadele kapsamında önleyici tedbirler içerisinde yol kenarı temizlik çalışmalarımız ve bakım faaliyetlerini gerçekleştiriyoruz. Aralıksız bir şekilde bakım faaliyetlerinin yanında orman köylülerimize de eğitimleri, orman yangınlarıyla mücadele eğitimlerini aralıksız devam ediyoruz. Bugün burada Sakar Geçidi dediğimiz noktada bulunmaktayız. Burası sıfırdan 700 rakıma yükselen blok ormanlık sahalarla kaplı yangınlar açısından son derece kritik öneme sahip bir noktadayız. Kara yolumuza yakın kenardaki ağaçlardaki budama faaliyetlerimizi yine ağaçlarımızın sağlıklı bir şekilde yapıya kavuşması için ağaçlarımıza bakım faaliyetlerini gerçekleştiriyoruz" dedi.



"Bin kilometre temizlik çalışması planlanıyor"

Muğla Orman Bölge Müdürlüğü olarak sorumluluk alanı Aydın ve Muğla illerinde 2025 yılında 800 kilometre yol kenarı temizlik çalışması yaptıklarını açıklayan Muğla Orman Bölge Müdürü Ülküdür, 2026 yılında bin kilometre temizlik planladıklarını açıklayarak, "Bulunduğumuz nokta yaz aylarında özellikle yoğun araç trafiğinin yaşandığı nokta. Burada 2025 yılında yaşadığımız birkaç araç arızasından kaynaklı yangınlar gerçekleşti. Son anda ormana sirayet etmesi engellendi. Yaptığımız bu çalışmalar sonucunda yangınlara karşı bir tedbir olarak burada temizlik çalışmasını gerçekleştiriyoruz. Bölge Müdürlüğümüzün sorumluluk alanında Aydın ve Muğla illerinde yangın sezonu öncesinde yol kenarı temizlik çalışmalarını tamamlıyoruz. 2025 yılında 800 kilometrede bu çalışmalarımızı gerçekleştirdik. 2026 yılında bin kilometre olacak şekilde planlamamızı yaptık ve bugün burada bu çalışmalarımıza start verdik. Yaklaşan yangın sezonu öncesinde buradan tüm vatandaşlarımızdan orman yangınlarına karşı dikkatli olmalarını istiyoruz. Gördükleri en küçük alevi 112 ihbar hattımıza bildirmelerini talep ediyoruz" ifadelerini kullandı.

Basın İlan Kurumu ile İstanbul Üniversitesi arasında iş birliği protokolü

Kamu-akademi iş birliğini güçlendirecek protokol kapsamında; eğitim ve staj programlarından ortak araştırma projelerine, bilimsel etkinliklerden uygulamalı çalışmalara kadar geniş bir alanda ortak adımlar atılacak

05.03.2026 11:20:00 / Güncelleme: 05.03.2026 11:20:36
Haber Merkezi
Basın İlan Kurumu ile İstanbul Üniversitesi arasında iş birliği protokolü
Basın İlan Kurumu ile İstanbul Üniversitesi arasında iş birliği protokolü
Türk basınının desteklenmesine ve gelişimine yönelik faaliyetlerini sürdüren Basın İlan Kurumu, Türkiye'nin köklü yükseköğretim kurumlarından İstanbul Üniversitesi ile iş birliği protokolü imzaladı. İstanbul Üniversitesi Rektörlüğünde imzalanan protokolle iki kurum arasında eğitim, araştırma ve uygulama odaklı çok boyutlu bir iş birliği süreci başlatılmış oldu.

Basın İlan Kurumu Genel Müdürü Abdulkadir Çay ile İstanbul Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Osman Bülent Zülfikar'ın imza attığı protokol çerçevesinde taraflar; sertifika programları, eğitim programları, seminer, çalıştay, konferans, uygulamalı eğitim, araştırma projeleri gibi somut akademik ve mesleki iş birliği çalışmaları gerçekleştirecek.

Eğitim materyallerinin geliştirilmesi, karşılıklı uzman desteği sağlanması ve ihtiyaçlar doğrultusunda özel eğitim programlarının tasarlanmasının yanı sıra öğrencilerin, akademisyenlerin ve kurum personelinin yer alacağı eğitim, araştırma ve sosyal sorumluluk projeleri yürütülmesi de protokol kapsamında yer alıyor.

Ayrıca, Basın İlan Kurumu'nun Üniversite bünyesinde düzenleyeceği etkinlik ve projelerde duyuru, katılım ve mekân desteği İstanbul Üniversitesi tarafından sağlanacak. Kurumun öğrenci ve akademisyenlere açık programlarının ilgili kitlelere ulaştırılması konusunda da Üniversite destek verecek.

Staj ve uygulamalı eğitim imkânı

İstanbul Üniversitesi öğrencileri, ilgili mevzuat hükümleri doğrultusunda Basın İlan Kurumu bünyesinde uygulamalı eğitim ve staj imkânından yararlanabilecek. Staj programları, akademik takvimle sınırlı ve eğitim amaçlı olarak yürütülecek.

Protokol ile iki köklü kurum arasında bilgi ve tecrübe paylaşımının artırılması, öğrencilerin mesleki gelişimlerinin desteklenmesi ve akademi-kamu iş birliğinin güçlendirilmesi hedefleniyor.



23 yaşındaki Hakan'ın bıçaklanarak hayatını kaybetmesine ilişkin davada mütalaa açıklandı

Ankara'da 23 yaşındaki gencin bıçaklı kavgada hayatını kaybetmesine ilişkin 2'si çocuk 8 sanığın yargılandığı davada savcı esas hakkında mütalaasını açıkladı. Savcı, tutuklu baba ve oğlu ile onun arkadaşı hakkında 'kasten öldürme' suçundan müebbet, 2 kişiyi 'öldürmeye teşebbüs' suçundan ise 45'er yıla kadar hapis cezası talep etti. Yaşı küçük 2 çocuk hakkında 41 yıl ve 26 yıl 6 aya kadar hapis cezası talep eden savcı, ölen gencin ailesinden 3 kişi hakkında ise 'basit yaralama' suçundan beraat talep etti

04.03.2026 14:20:00 / Güncelleme: 04.03.2026 14:25:00
İHA
23 yaşındaki Hakan'ın bıçaklanarak hayatını kaybetmesine ilişkin davada mütalaa açıklandı
23 yaşındaki Hakan'ın bıçaklanarak hayatını kaybetmesine ilişkin davada mütalaa açıklandı
Ankara 12. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen duruşma suça sürüklenen çocukların da yargılanması nedeniyle kapalı olarak yapıldı ve salona izleyici ve basın mensupları alınmadı. Duruşmaya tutuklu sanıklar Cemal Zeynal, çocukları Ahmet Emir Zeynal, B.S.Z. ve T.Y.Z., tutuksuz sanık Umut Kılınç, aynı dosyada sanık olarak yer alan maktul Hakan Çakır'ın (23) babası Şahin Çakır, ağabeyi Hakkı Can Çakır ve akrabası Eyyüp Demir ile taraf avukatları katıldı.

Söz alan cumhuriyet savcısı, esasa ilişkin mütalaasını açıkladı. Savcı, Ankara'da çiğ köfte dükkanı işleten Hakan Çakır'ın bıçaklanarak hayatını kaybettiği kavgaya ilişkin davada sanıklar Cemal Zeynal, Ahmet Emir Zeynal ve Umut Kılınç'ın 'kasten öldürme' suçundan müebbet, 2 kişiye yönelik 'öldürmeye teşebbüs' suçundan ise 45'er yıla kadar hapisle cezalandırılmalarını talep etti. Savcı, suça sürüklenen çocuklar B.S.Z. hakkında 41 yıla, T.Y.Z. hakkında ise 26 yıl 6 aya kadar hapis cezası verilmesini istedi. Mütalaada aynı dosyada 'basit yaralama' suçundan haklarında 5'er yıla kadar hapis talebiyle dava açılan Hakan Çakır'ın babası Şahin Çakır, ağabeyi Hakkı Can Çakır ve akrabası Eyyüp Demir hakkında ise isnat edilen suçun sabit olmadığı gerekçesiyle beraat kararı verilmesi talep edildi. Beyanların ardından ara kararını veren mahkeme, tutuklu sanıkların mevcut hallerinin devamına hükmederek, duruşmayı 8 Nisan'a erteledi.



"8 Nisan'da inşallah gerçekler ortaya çıkacak"

Duruşmanın ardından Ankara Adliyesi önünde açıklama yapan baba Şahin Çakır, "Mahkememiz 8 Nisan'a ertelendi. Karar duruşması olacak. En küçük çocuğa yıkmaya çalıştılar suçu, diğer üç kişiden almak istediler. Yani tek sadece onlar. Biz de tabii ki buna karşılık sayın avukatımız sağ olsun karşılıklarını verdi. Yani öyle bir şey olmayacağını anlattı. Elimizdeki dosyalarla ve eski verdiği ifadelerden kaynaklı. Yani her verdikleri ifade farklı farklı. Üç tane ifade verdiler, üçü de değişik, birbirine tutmayan, anlamsız ifadeler çıktı. Bunda da geldiler farklı bir senaryoyla karşımıza çıktılar. Kızım o yüzden içeride sinirlendi, sinir krizi geçirdi. Yani baktılar işin içinden sıyrılamayacaklar. Üçü de en küçüklerine, yaşı küçük olduğu için sadece ona yıkmaya çalıştılar. Bakıp göreceğiz. 8 Nisan'da inşallah gerçekler ortaya çıkacak avukatımız sayesinde" dedi.

Maktul Çakır'ın kardeşi Melisa Çakır ise, "Suçu yaşı en küçük, yani en az cezayı alacak kişinin üstüne yıkmaya çalıştılar. 14 yaşındaydı kendisi. En en üst sınırdan 24 yıl alıyor, yarısını yatıyor. Yarısı açık, yarısı kapalı şeklinde. 24 yılın tamamında yatmıyor. Ve suçu kendisi kabul etti. Ağabeyimi nasıl katlettiğini anlatmaya çalıştı. Yani biz inanmadık ama yine de bunu duymak çok ağır geliyor insana. Ama savcının mütaalasını biz beğendik. Emsal bir karar olacağını düşünüyoruz. Umarım buradan devam eder. Babamın dediği gibi de üç kere ifade değiştirdiler. Yani yalan oynuyorlar. Umarım mahkememiz daha uzun sürmez. Çünkü geç gelen adalet tamamen adalet değildir. Çünkü biz hala yas tutamıyoruz" diye konuştu.

"Sonraki celse karar celsesi olacak"

Avukat Umur Yıldırım, dosyadaki bütün delillerin toplandığını ifade ederek, "Savcılık esas hakkında mütaalasını verdi. Bir sonraki celse karar celsesi olacak. Bunun soruşturma aşaması ve ilk celsede karşı taraf hep şunu söylüyordu; 'Biz yapmadık.' Hani nasıl olduğunu bilmiyoruz, görmedik, duymadık dediler. Bugün aslında ilk defa aralarından en küçük olanı seçip, bütün suçu yani yapılan bütün eylemleri en küçük çocuğun yaptığını söylediler" dedi.

Olayın geçmişi

10 Ağustos'ta çiğ köfte dükkanı işleten Hakan Çakır'ın (23) annesi S.Ö. ve kız kardeşi Melisa Nur Çakır (15), dükkandan eve dönerken sokak arasındaki merdivende oturan Ahmet Emir Zeynal (19) ve arkadaşı Umut Kılınç (19) ile yol verme meselesinden tartıştı. Melisa Nur Çakır'ın haber vermesiyle olay yerine gelen Hakan Çakır ile Zeynal ve Kılınç arasında kavga çıktı. İki ailenin diğer yakınlarının da dahil olmasıyla büyüyen olayda Hakan Çakır, bıçaklanarak hayatını kaybetti. Olaya karışan Cemal Zeynal (45) ile çocukları Ahmet Emir Zeynal, B.S.Z. (17), T.Y.Z. (14) tutuklanarak cezaevine gönderildi. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede, tutuklu sanıklar Cemal Zeynal, oğlu Ahmet Emir Zeynal, onun arkadaşı Umut Kılınç hakkında 'kasten öldürme' suçundan müebbet, 2 kişiyi 'öldürmeye teşebbüs' suçundan ise 45'er yıla kadar hapis cezası talep edildi. Cemal Zeynal'ın yaşı küçük çocukları B.S.Z. hakkında 41 yıl, T.Y.Z. hakkında 26 yıl 6 aya kadar hapis cezası talep edildi. Aynı dosyada Hakan Çakır'ın babası Şahin Çakır (53), ağabeyi Hakkı Can Çakır (27) ve akrabası Eyyüp Demir (44) hakkında da 'basit yaralama' suçundan 5'er yıl hapis talep edildi.

Bebeğine şiddet uygulayan anneye 6 yıl hapis cezası verildi

Antalya'da 1 yaşındaki bebeğine şiddet uyguladığı iddiasıyla yargılanan anne 6 yıl hapis cezasına çarptırıldı

 

04.03.2026 11:12:00
Anadolu Ajansı
Bebeğine şiddet uygulayan anneye 6 yıl hapis cezası verildi
Bebeğine şiddet uygulayan anneye 6 yıl hapis cezası verildi

Antalya 34. Asliye Ceza Mahkemesindeki duruşmaya, yabancı uyruklu tutuklu sanık İ.M, çocuğun babası müşteki Osman Vesek ve taraf avukatları katıldı.

Duruşmada son savunmasını yapan sanık İ.M. pişman olduğunu dile getirerek, beraatini talep etti.

Mahkeme heyeti sanık anneyi "alt soya karşı eziyet" suçundan 6 yıl hapis cezasına çarptırdı. Mahkeme, cezada indirim uygulamadı.

"Çocuğumun öldürülme kastının olduğunu düşünüyorum"

Müşteki Osman Vesek, duruşmanın ardından gazetecilere, yapılan eylemin ve çocuğa karşı işlenen suçların ortada olduğunu söyledi. Vesek, "Bazı taleplerimiz yine reddedildi. Bu konularda itirazlarımız olacak. Yaşanan olaylarda çocuğumun öldürülme kastının olduğunu düşünüyorum. Bunun da vicdanen göz önünde bulundurulmasını istiyorum." dedi.

Müşteki avukatı Onurcan Eroğlu ise mahkemenin, sanığın gerçekleştirdiği şiddet eylemlerinin öldürmeye elverişli olup olmadığına ilişkin rapor istemediğini öne sürerek, şöyle konuştu:

"Sanığa üst sınırdan ceza uygulamadı. Oysa kendi çocuğuna birden fazla kez ve öldürmeye elverişli olacak şekilde şiddet uygulayan bir kişi hakkında en üst sınırdan ceza verilmeyecekse, kime verileceği konusu kamuoyunun takdirine bırakılmış bir husustur. Bu karara itiraz edeceğiz."

Olay

Çevresinden gelen uyarılar ve kızının vücudundaki morluklar nedeniyle endişe duyan Osman Vesek, evine gizli kamera yerleştirmiş, kameranın kaydettiği görüntüleri izleyen Vesek, kızının Fas uyruklu annesi İ.M'nin şiddetine maruz kaldığını tespit etmişti.

Vesek'in şikayeti sonrası gözaltına alınan İ.M. 2 Ocak'ta tutuklanmıştı. 

Japon deprem uzmanı Yoshinori: Türkiye Japonya'dan daha tehlikeli

İstanbul Arel Üniversitesi, Deprem Haftası kapsamında düzenlenen "Deprem Haftası: Risk Alma, Önlem Al!" panelinde Japon deprem uzmanı Yoshinori Moriwaki'yi ağırladı. Moriwaki, Marmara Bölgesi ve Türkiye'nin deprem gerçeğine ilişkin dikkat çeken değerlendirmeler paylaştı

03.03.2026 14:02:00 / Güncelleme: 03.03.2026 14:07:32
İHA
Japon deprem uzmanı Yoshinori: Türkiye Japonya'dan daha tehlikeli
Japon deprem uzmanı Yoshinori: Türkiye Japonya'dan daha tehlikeli
"Deprem Haftası: Risk Alma, Önlem Al!" başlıklı panelde, Japon deprem uzmanı Yoshinori Moriwaki, Marmara Bölgesi ve Türkiye'nin deprem gerçekliğine dair çarpıcı açıklamalarda bulundu. Panelin açılış konuşmasını gerçekleştiren İstanbul Arel Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Mehdi Öztürk, genç mühendis adaylarına mesleki etik ve sorumluluk üzerine önemli mesajlar verdi. İstanbul gibi yüksek riskli bir metropolde kentsel dönüşümün ve bilimsel temelli mühendisliğin bir tercih değil zorunluluk olduğunu vurgulayan Öztürk, mühendisliğin yalnızca teknik bir alan olmadığını, aynı zamanda hayati bir sorumluluk taşıdığını ifade etti.

Yapı Kulübü tarafından organize edilen etkinliğe iş dünyasından da katılım sağlandı. İş adamı Okan Hocaoğlu sismik izolatörler hakkında bilgilendirme yaparken Mühendislik Fakültesi öğretim üyeleri Prof. Dr. Mehmet Fatih Altan (ing) ve Prof. Dr. Mehmet Palancı inşaat yapıları hakkında teknik değerlendirmelerde bulundular.

"Sarsıntı olmadan yıkılan binalar var"

Mühendislik Fakültesi İnşaat Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Mehmet Fatih Altan (ing), kentsel dönüşümün önemine vurgu yaparak, "Bugün deprem olmadan, kendiliğinden yıkılan binalar görüyoruz. Kentsel dönüşüm artık bir tercih değil, can güvenliği için zorunluluktur" dedi.



"Marmara'da büyük deprem bekliyorum"

Panelde konuşan Yoshinori Moriwaki, Türkiye'nin deprem kuşağındaki konumuna dikkat çekerek çarpıcı bir kıyaslama yaptı ve "Türkiye, Japonya'dan daha tehlikeli bir deprem riski taşıyor" diye konuştu. Moriwaki, özellikle Marmara Bölgesi'ndeki riskli hatlara işaret ederek Bandırma, Balıkesir ve Demirköprü hattında uzun süredir büyük bir hareketlilik yaşanmadığını, bunun da riskin biriktiğine işaret ettiğini söyledi. Balıkesir'de geçtiğimiz yıl yaşanan sarsıntıların fay hareketinden ziyade magma kaynaklı olduğunu ifade eden Moriwaki, Marmara Denizi içerisindeki fay hatları için ise büyük bir deprem beklentisinin sürdüğünü kaydetti.



"İyi ki 23 Nisan depremi oldu"

Silivri açıklarındaki hareketliliğe de değinen Moriwaki, Kuzey Anadolu Fay Hattı'nın kuzey kolunda risk birikimi olduğunu belirterek, Küçükçekmece'den Yalova-Çınarcık hattına kadar uzanan yaklaşık 150 kilometrelik segmentin kırılmayı beklediğini söyledi. 23 Nisan'da meydana gelen depreme de değinen Moriwaki, bu tür orta ölçekli sarsıntıların enerjinin kısmen boşalması açısından önemli olduğunu ifade ederek "İyi ki 23 Nisan depremi oldu" dedi.

Etkinlik sonrası yayımlanan mesajda üniversite yönetimi, deprem bilincinin yaygınlaştırılmasında bilimsel bilginin hayati önem taşıdığına dikkat çekti. Üniversitelerin yalnızca eğitim veren kurumlar değil, aynı zamanda toplumsal farkındalık oluşturan öncü yapılar olduğu vurgulandı. Mühendislik Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Özlem Tarı İlgin, genç mühendislere seslenerek, mühendisliğin teknik yeterlilik kadar toplumsal sorumluluk ve etik bilinç gerektirdiğini hatırlattı.

Öğrencilerin yoğun ilgi gösterdiği panelin soru-cevap bölümünde, kentsel dönüşüm süreçlerinden afet sonrası koordinasyon senaryolarına, yapıların deprem direncinin artırılmasından mühendislik uygulamalarına kadar birçok başlık ele alındı. Geleceğin mühendisleri, uzman isimlere merak ettikleri soruları yönelterek sahadan ve bilim dünyasından doğrudan bilgi alma fırsatı buldu.

Öğretmen cinayetinde acı detay

Çekmeköy'de biyoloji öğretmeni Fatma Nur Çelik, 17 yaşındaki öğrencisi tarafından sınıfta bıçaklanarak katledildi. Öğretmenin geçen yıl yaptığı “Can güvenliğimiz yok. Sıradaki biz olabiliriz” uyarısı maalesef haklı çıktı

03.03.2026 13:15:00
Haber Merkezi
Öğretmen cinayetinde acı detay
Öğretmen cinayetinde acı detay
İstanbul Çekmeköy'de Borsa İstanbul Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi'nde dün meydana gelen dehşet verici olayda, 44 yaşındaki Biyoloji öğretmeni Fatma Nur Çelik, 17 yaşındaki öğrencisi F.S.B. tarafından bıçaklanarak hayatını kaybetti. Olay, Türkiye'de öğretmenlerin can güvenliği tartışmalarını yeniden alevlendirdi. Cenaze töreninde "güvenlik" protestoları düzenlenirken, eğitim sendikaları iş bırakma eylemi kararı aldı.

Planlı saldırı

Olay, dün sabah saat 11.00 sıralarında meydana geldi. 11. sınıf öğrencisi F.S.B. (17), okulun ders programını kontrol ederek hedef aldığı öğretmen Fatma Nur Çelik'in bulunduğu sınıfa girdi. Saldırgan, doğrudan Çelik'e sırtından bıçak darbeleri indirdi. Panik sırasında araya giren 15 yaşındaki öğrenci S.K. ve öğretmen Z.A. (52) de yaralandı. Z.A. omzundan, S.K. ise çeşitli yerlerden bıçaklandı. Yaralılar ambulanslarla hastaneye kaldırıldı. 

Fatma Nur Çelik, ağır yaralı olarak hastaneye yetiştirilmesine rağmen tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı ve hayatını kaybetti. Saldırgan F.S.B., olay sonrası öğretmenler odasındaki bir dolaba saklandı ve "Ben yapmadım" diye bağırdı. Polis ekipleri tarafından kısa sürede gözaltına alındı.

İddialara göre F.S.B., iki gün önce Bakırköy Mazhar Osman Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi'nden taburcu edilmişti. Saldırının planlı olduğu, ders programını inceleyerek zamanlama yaptığı belirtiliyor.

"Can güvenliğimiz yok"

Öte yandan Fatma Nur Çelik'in geçen yıl okulda yaşanan bir bıçaklı kavga sonrası disiplin kurulunda "Can güvenliğimiz yok, sıradaki biz olabiliriz" diyerek meslektaşlarını uyardığı ortaya çıktı. Öğretmen, riskli öğrenci F.S.B.'nin uzaklaştırılması gerektiğini vurgulamıştı. Ancak önlem alınmadığı belirtiliyor.

CHP Kadın Kolları Genel Başkanı Asu Kaya, "Bu cinayet geliyorum demiştir. Fatma Nur öğretmen katilini bir yıl önce bildirmiş, daha ne yapmalıydı?" diyerek tepki gösterdi.

Evli ve 1 çocuk annesiydi

44 yaşındaki Fatma Nur Çelik, biyoloji öğretmeni olarak görev yapıyordu. Evli ve bir çocuk annesiydi; 5. sınıfa giden oğlu olduğu öğrenildi. YouTube kanalında "Çabamı kayıt altına almak ve ömrüm yeterse oğluma 'Bu yollardan geçtik' demek istiyorum" ifadeleri yer alıyordu.

Üniversite yıllarında ses yarışmasında bölge birincisi olmuş, 20 yıl önceki prova görüntüleri sosyal medyada duygusal paylaşımlara neden oldu. Konyalı olan Çelik'in cenazesi, bugün okulunda tören düzenlenerek memleketi Konya'ya gönderildi. Öğretmen Çelik yarın öğle namazını müteakip toprağa verilecek.

İş bırakma ve yayın yasağı

Dört eğitim sendikası, bir günlük iş bırakma eylemi kararı aldı. Okul önünde ve İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü önünde öğretmenler "güvenlik" protestosu yaptı. İstanbul Anadolu 3. Sulh Ceza Hakimliği, soruşturma nedeniyle yayın yasağı kararı verdi. Siyasi partiler ve sendikalar, okullarda şiddet ve güvenlik önlemlerinin yetersizliğine dikkat çekti.

Bu trajedi, öğretmenlerin okulda karşılaştığı şiddet riskini bir kez daha gözler önüne sermiş oldu. Fatma Nur Çelik'in ölümü, eğitim camiasında derin yara açarken, yetkililerden acil önlem çağrıları yükseldi.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.