Trakya Üniversitesi Sultan II. Bayezid Külliyesi Sağlık Müzesi'nde, fotoğraf ve kamera çekimi yapmak isteyen ziyaretçilerden ücret alınmaya başlandı. Girişte ziyaretçilerin 1.5 milyon lira ödediğini bildiren T.Ü. Rektörü Prof. Dr. Osman İnci, fotoğraf çekimi için 3 milyon, kamera çekimi için 6 milyon lira ücret alınmaya başlandığını belirtti. Fotoğraf çekimi sırasında flaş patlamasının bazı tablolara zarar verebileceğini bildiren İnci, ziyaretçilerden, eserlerin zarar görmemesi için gereken özeni göstermelerini istedi. Rektör İnci, bazı tabloların üzerinde parmak izleri bulunduğunu ve bu izlerin çirkin birgörüntüye yol açtığını vurgulayarak, şu uyarılarda bulundu: "Aileler, müzeyi gezerken beraberlerinde getirdikleri çocuklarının, eserlere zarar verecek davranışlarına engel olmalıdır. Ayrıca maketlere, mankenlere sarılarak verilen pozlar, eserleri yıpratıyor." İnci, müzede yabancı konuklara yabancı dilde bilgi aktarabilecek düzeyde görevlilere ihtiyaç duyulduğunu da kaydetti.
Müzenin özellikleri
Fatih Sultan Mehmet'in oğlu Sultan II. Bayezid tarafından 1484'te yaptırılan külliye, Edirne'yi Darüşşifa'ya kavuşturmak amacıyla hizmete açıldı. Geçen zaman içinde darüşşifadaki hizmet şekli değişerek, akıl ve ruh hastalarının tedavi edildiği bir ünite halini aldı. Su sesi, musiki, güzel kokular ve meşguliyet ile tedavi, nehir kenarında kurulan hastanenin en belirgin özelliğiydi. Kurulan sahnede, haftada 3 gün 10 kişilik Türk Sanat Musikisi Topluluğu tarafından hastalara konser veriliyordu. Nehirden alınan suyun şadırvan ve mermer zemine fıskiyeden dökülmesiyle oluşan çağlayan sesi ve serinlik, hastanedeki hoş kokular, güçlü mutfağı ile hastaya özgü diyet, o dönemde benzeri olmayan bir özellik taşıyordu.
Müzenin özellikleri
Fatih Sultan Mehmet'in oğlu Sultan II. Bayezid tarafından 1484'te yaptırılan külliye, Edirne'yi Darüşşifa'ya kavuşturmak amacıyla hizmete açıldı. Geçen zaman içinde darüşşifadaki hizmet şekli değişerek, akıl ve ruh hastalarının tedavi edildiği bir ünite halini aldı. Su sesi, musiki, güzel kokular ve meşguliyet ile tedavi, nehir kenarında kurulan hastanenin en belirgin özelliğiydi. Kurulan sahnede, haftada 3 gün 10 kişilik Türk Sanat Musikisi Topluluğu tarafından hastalara konser veriliyordu. Nehirden alınan suyun şadırvan ve mermer zemine fıskiyeden dökülmesiyle oluşan çağlayan sesi ve serinlik, hastanedeki hoş kokular, güçlü mutfağı ile hastaya özgü diyet, o dönemde benzeri olmayan bir özellik taşıyordu.
























































































