Yoksulluk sınırının 50 bine doğru koştuğu bir ekonomik ortamda, bu rakamın dört kat altında asgari ücretle çalışan milyonlar, bu rakamın beş kat altında maaş alan on milyonu aşkın emekliler, hayat kulvarında nasıl koşacaklar?
Halkın çoğunluğunu oluşturan bu kesimler, koşmak bir tarafa, yürüme yeteneklerini dahi kaybettiler.
Giderler, yarış atları ile yarışıyorlar, gelirler ise kaplumbağa hızının bile gerisinde.
İğneden ipliğe, hayatiyetin devamı için zaruri olan her ne varsa gün aşırı zamlanıyor, en fazla bir hafta ara ile fiyatları artıyor ama mesela emekli maaşlarına zam meselesi altı aydır sürüncemede.
İktidarın eli, her nedense emekçilere ve emeklilere sıra gelince cebine bir türlü girmiyor.
Servetinin hesabını bilmeyen koca koca şirketlerin vergi borçlarını silme hususunda gayet cömert davranırken, Kaf Dağı'ndan kar bağışlarcasına onlara çuval çuval bağışta bulunurken, yönettiği halkın yetim ve yoksul kesimlerine çay kaşığı ile verirken bile eli titriyor.
Ülkede bir ekonomik dar boğaz varsa ki fazlası ile var, bütçe açığı, cari açık, ülke tarihinde hiç görülmemiş seviyelerde seyrediyor, işe ve aşa muhtaç olanlar, on milyonlarla ifade ediliyor, öyleyse bu acı tablonun külfetini yediden yetmişe tüm ülkeye pay etmek gerekmez mi?
İktidar, dar gelirliden, sabit gelirliden, yoksul kesimlerden kıstıkça kısıyor, yaptığı zamlarla sırtlarına ağır yükleri yükledikçe yüklüyor fakat, yüzde 90'lara varan sapmalarla yaptırdığı hastane, havaalanı, yol ve köprülerin müteahhitlerine döviz üzerinden, hem de ABD' deki enflasyon farkını da üzerine koyarak tıkır tıkır ödemeye devam ediyor.
Ödemeleri her nedense, dövizden TL'ye çevirmeyi dahi düşünmüyor.
Söz konusu bu kara delikler, toplanan vergileri tomar tomar yutmaya devam edince, ülkede, geçen yıl doğan her çocuk 1 milyon TL borçla doğarken, bu yılın ilk 6 ayında doğan her çocuğun borcu 1.5 milyon TL'ye yükselmiş durumda, bu demektir ki yılsonunda bu borç 2 milyonu bulacak.
Eğitim çağındaki gençlerine yurt temin edemeyen, tahsil hayatlarını onlar için çekilmez kılan bir iktidar, orta öğretimdeki milyonlarca çocuğun beslenmelerini zamlardan, pahalılıktan ötürü zora sokan bir yönetim, hangi başarıdan söz edebilir?
Halkını zayıf düşüren, doğan her çocuğun şu kadar borçla doğmasının kötü şartlarını hazırlayan bir devlet, nasıl güçlü bir devlet olabilir?
Halkı zayıf mı zayıf ama kendi güçlü?
Görülmemiş bir durum.
- Bağlandı yollarım kaldım çaresiz / 23.08.2025
- Ey dünya! Elini çabuk tut / 21.08.2025
- Kârlı ihanetler! / 20.08.2025
- Soykırımcı İsrail Azerbaycan’ın neyi oluyor? / 17.08.2025
- Dünya yansa bir bağ otu yanmayanlar / 16.08.2025
- İnsanlık ölüyor ölmüş insanlık / 14.08.2025
- İnsan olan insana bunu yapar mı? / 13.08.2025
- Veyl olsun zulme meyledenlere / 12.08.2025
- ‘Alamet’ yolcularına CHP de karıştı / 03.08.2025