logo
12 MAYIS 2026

Yüzlerce FETÖ'cü firari durumda

Fetullahçı Terör Örgütü'ne yönelik dava ve soruşturmalarda haklarında yakalama kararı olan Fetullah Gülen, Emre Uslu, Ekrem Dumanlı, savcılar ve iş adamlarının yanı sıra bazı emniyet müdürleri de firari durumda bulunuyor.

15.09.2016 00:00:00
YENİ MESAJ/İSTANBUL
Fetullahçı Terör Örgütü'ne (FETÖ) yönelik soruşturmalar ve açılan davalar sebebiyle haklarında yakalama kararı bulunan Fetullah Gülen, Emre Uslu, Ekrem Dumanlı, Mustafa Zeki Uğurlu ve Adil Öksüz başta olmak üzere, aralarında asker, iş adamı, savcı, emniyet müdürü ve gazetecilerin de olduğu farklı mesleklerden çok sayıda kişi hala firari durumda bulunuyor.
Çoğu yurtdışında
FETÖ soruşturmaları ve davalarında haklarında yakalama kararı olan bir numaralı sanık Fetullah Gülen dahil birçok şüpheli yurt dışında bulunuyor. Darbe girişiminin başarısız olmasının ardından FETÖ'nün bazı üyeleri yurt dışına kaçtı. Titiz çalışmaların ardından Tuğgeneral Nebi Gazneli 14 Ağustos'ta Konya'nın Selçuklu ilçesinde saklandığı evde, Eski Gölcük Deniz Ana Üs Komutanı Tümamiral Hayrettin İmran ve eski Güney Grup Görevi Komutanı Tuğamiral Nazmi Ekici ise 7 Eylül'de İstanbul Tuzla'da yakalandı. Bu gelişmelerin ardından firari general/amiral sayısı 6, firari asker sayısı ise 134'e düştü. Hala firari durumda bulunan Eski Kuzey Grup Görevi Komutanı Tuğamiral Ayhan Bay ve diğer firari askerlerin yakalanmasına yönelik çalışmalar sürüyor.
Darbe girişimi sırasında Donanma Komutanı Veysel Kösele'yi Yavuz Fırkateyni'nde alıkoyan askerleri komuta ettiği bildirilen söz konusu isimler, darbe girişiminin başarısız olmasının ardından Sahil Güvenlik Komutanlığına ait botla kaçmış, İzmit'te iskeleye çıktıktan sonra ise kendilerini bekleyen araçla firar etmişti. 
Firar eden amirallerin arasında bulunan Tuğamiral İrfan Arabacı'nın da yetki alanında olmamasına rağmen darbe girişiminin olduğu gece karargahtaki harekat merkezine inip, gemilerin denize açılmaları emrinin ilgili yerlere gönderilmesi talimatını verdiği belirtildi.
Firari Kalyoncu, tankları şehre gönderme emri vermişti
FETÖ'nün darbe girişimi sırasında hazırlanan atama listesi kapsamında 28. Mekanize Tugay Komutanlığına atandığı belirtilen Tuğgeneral Ali Kalyoncu, darbe girişiminin olduğu gece tugaya geldi. Kalyoncu'nun tank ve zırhlı araçları Ankara merkeze gönderme emrini verdiği belirtildi. Haklarında yakalama kararı çıkarılan Tümamiral Mustafa Zeki Uğurlu ve Tuğamiral Ali Suat Aktürk'ün ifadeleri alınamamıştı. ABD'nin Virginia eyaletindeki NATO karargahında görevli Uğurlu'nun daha sonraki süreçte ABD'den sığınma talep ettiği ortaya çıktı. Norfolk'taki NATO üssünde görev yapan firari Uğurlu'nun 22 Temmuz'da görev yerinden ayrıldığı, bir daha kendisinden haber alınamadığı öğrenildi.
Hakan Şükür ve Arif Erdem de firariler listesinde
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a sosyal paylaşım sitesi 'Twitter' üzerinden hakarette bulunduğu iddiasıyla eski milletvekili ve milli futbolcu Hakan Şükür hakkında 'cumhurbaşkanına hakaret' suçundan 4 yıl hapis istemiyle dava açılmıştı. Duruşmalara "ABD'ye kaçtığı" belirtilen Hakan Şükür katılmadı. Öte yandan, örgütün futbol yapılanmasına yönelik soruşturma kapsamında Galatasaray'ın eski futbolcusu Arif Erdem de firariler arasında yer alıyor. Erdem'in ailesiyle 23 Temmuz'da İpsala Sınır Kapısı'ndan Yunanistan'a çıkış yaptığı tespit edilmişti. Fetullahçı Terör Örgütü'nün darbe girişiminden bir ay önce özel bir televizyon kanalında "Ben profesör olacağıma keşke bir albay olsaymışım, mesela bu sürece daha fazla katkım olurdu" ifadelerini kullanan Prof. Dr. Osman Özsoy'un da kaçaklar arasında yer aldığı belirlendi.

Özel ekip Öksüz'ü aralıksız arıyor
FETÖ'nün darbe girişimine ilişkin soruşturma kapsamında Ankara'daki Akıncı Üssü'nde gözaltına alındıktan sonra salıverilen FETÖ'nün "hava kuvvetleri imamı" olduğu ileri sürülen Adil Öksüz de kaçan isimlerin başında geliyor. Sakarya Üniversitesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Adil Öksüz'ün yakalanması için Ankara Emniyet Müdürlüğü bünyesinde oluşturulan özel ekip çalışmalarını aralıksız sürdürüyor. Yurtdışına çıkmadığı kuvvetle muhtemel olan Öksüz'ün ABD tarafından koruma altına alındığı iddia ediliyor. 

Firari gazeteciler aranıyor
Haklarında gözaltı kararı bulunan gazetecilerden Abdullah Abdulkadiroğlu, Bilal Şahin, Bülent Ceyhan, Fatih Akalan, Fatih Yağmur, Kamil Maman, Mahmut Hazar ve Selahattin Sevi'nin darbe girişiminden sonra Ahmet Dönmez, Turan Görüryılmaz ve Ufuk Emin Köroğlu'nun ise 15 Temmuz'dan önce farklı tarihlerde yurt dışına çıkış yaptığı belirlendi. Şüphelilerden Fatih Akalan'ın Antalya'nın Kaş ilçesinden deniz yoluyla, diğer şüphelilerin ise hava yoluyla ülkeden ayrıldığı öğrenildi. Kapanan Zaman gazetesinin eski çalışanlarına ve yöneticilerine yönelik FETÖ/PDY soruşturmalarında, Bülent Keneş, Abdullah Abdulkadiroğlu, Bilal Şahin, Bülent Ceyhan, Fatih Akalan, Fatih Yağmur, Kamil Maman, Mahmut Hazar ve Selahattin Sevi'nin de aralarında bulunduğu şüpheliler aranıyor. Gözaltına alınan, Nazlı Ilıcak, Şahin Alpay, Ali Bulaç, Mümtazer Türköne, Erdal Şen, Hanım Büşra Erdal, Ufuk Şanlı, Emre Soncan'ın da aralarında olduğu çok sayıda gazeteci FETÖ soruşturması kapsamında çıkartıldıkları mahkemece tutuklanmıştı. Soruşturma kapmasında haklarında gözaltı kararı bulunan diğer gazeteciler Cevheri Güven, Erkan Akkuş, Ertuğrul Erbaş, Kerim Gün, Levent Kenez, Metin Yıkar, Muhammed Fatih Uğur ve Mürsel Genç de halen firari.

Virüs salgına dönüşür mü?


 
Hantavirüs görülen kruvaziyer gemisinin yolcu ve mürettebatını taşıyan uçaklar Hollanda'da Eindhoven Havalimanı’na indi. Uçakları karşılayan görevliler özel koruma kıyafetleri giydi. Yolcular karantinaya alındı. Benzer görüntüler 6 yıl önce Covid-19 salgınında yaşanmıştı. 

12.05.2026 06:45:00
HABER MERKEZİ/AA
Virüs salgına dönüşür mü?
Virüs salgına dönüşür mü?

Hantavirüs görülen kruvaziyer gemisinin yolcu ve mürettebatını taşıyan uçaklar Hollanda'da Eindhoven Havalimanı'na indi







Hantavirüs görülen MV Hondius kruvaziyer gemisinin yolcu ve mürettebatını taşıyan uçakların çevresinde, Eindhoven Havalimanı'nda koruyucu kıyafetli ekipler hazır bulundu.
Hantavirüs vakalarının olduğu yolcu gemisi MV Hondius da İspanya'nın Tenerife kentinden ayrılarak Rotterdam'a hareket etmişti.







Gemiden tahliye edilerek Madrid'e getirilen 14 İspanyol yolcudan birinin PCR hantavirüs testi pozitif çıktı.







Fransa'da 13 kişi hantavirüs nedeniyle karantinada tutuluyor. İtalya'da da 4 kişi Hantavirüs şüphesiyle tedbiren karantinada tutuluyor. "MV Hondius" gemisinden tahliye edilen Fransa ve ABD vatandaşı iki kişinin hantavirüs testleri pozitif çıkmıştı.







Avrupa Birliği (AB) Komisyonu sözcülerinden Eva Hrncirova, hantavirüs vakalarının tespit edildiği "MV Hondius" gemisindeki vatandaşların üye ülkelere dönüşü için Birliğin Sivil Koruma Mekanizması aracılığıyla 4 uçuş gerçekleştirildiğini bildirdi.









Dünya Sağlık Örgütü, hantavirüste küresel bir risk olmadığını açıklamıştı.

Sanatçı Yusuf İslam, neden müziğe döndüğünü anlattı


 
İstanbul'da bir etkinlikte konuşan sanatçı Yusuf İslam, "Ben Müslüman olduğum zaman öyle bir an vardı ki, Müslüman dünyasının kültürleri de beni sömürgeleştiriyordu. 'Neden başına sarık takmıyorsun?' ya da 'Niye gitar çalıyorsun?' diyorlardı. Bir düşünce aşırı hale gelmişti ve o noktada müzik de yasaktı. O yüzden ben bu anlayış konusunda komple bir değişimden geçtim" dedi.

12.05.2026 06:14:00
AA
Sanatçı Yusuf İslam, neden müziğe döndüğünü anlattı
Sanatçı Yusuf İslam, neden müziğe döndüğünü anlattı

Cat Stevens ismiyle yaptığı albümlerle 1960 ve 1970'li yıllara damga vuran, 1977'de ise Müslüman olmayı seçen yorumcu, şarkı sözü yazarı ve müzisyen Yusuf İslam, "Biri yeni Müslüman olduğunda kültürünü kapının dışında bırakmak zorunda değil. Ancak belli bir miktar öğrenmeniz ve daha sonra isteklerinizi yönetmeniz gerekiyor. Bunu İslami değerlerin özüyle özdeşleştirmeniz gerekiyor" dedi.

İstanbul'da bir panelde konuşan Yusuf İslam, kendi hayatından ve Müslüman olduğu dönemde yaşadıklarından örnekler vererek dünyayı müzikle birleştirmenin ve bağlantılar kurmanın önemli olduğunu söyledi. İslam, şöyle devam etti:
"Benim yolculuğum Londra'da başladı. Babam Yunan, annem İsveçli. Zaten burada birtakım kültürel farklılıkların içinden geçmem gerekiyordu. Tabii ki içine doğduğunuz kültürden etkileniyorsunuz. Londra'da okula gittim, orada şarkılar, ilahiler söyledim, ilahilerden sonra rock müziğe geçtim, bu da kültürün bir parçası."

Müslümanlar gitarı Bağdat'tan İspanya'ya getirdi

Usta sanatçı, İslam dinini seçtiği ilk yıllarda yaşadığı zorluklardan bahsederek, şöyle konuştu: "Ben Müslüman olduğum zaman öyle bir an vardı ki, Müslüman dünyasının kültürleri de beni sömürgeleştiriyordu. 'Neden başına sarık takmıyorsun?' ya da 'Niye gitar çalıyorsun?' diyorlardı. Bir düşünce aşırı hale gelmişti ve o noktada müzik de yasaktı. O yüzden ben bu anlayış konusunda komple bir değişimden geçtim. O zaman, 'Müslümanlar gitarı Bağdat'tan İspanya'ya getirdi, İspanya'dan Avrupa'ya geldi, şimdi o gitar elimizde' diye düşünmeye başladım. 'Ben bunun neresindeyim' diye düşündüm. Biri yeni Müslüman olduğunda kültürünü kapının dışında bırakmak zorunda değil. Ancak belli bir miktar öğrenmeniz ve daha sonra isteklerinizi yönetmeniz gerekiyor. Bunu İslami değerlerin özüyle özdeşleştirmeniz gerekiyor."


Müziğe dönüş nedeni Bosna


İslam, müziğe bakış açısının Bosna Savaşı yıllarında değiştiğini dile getirerek, şunları kaydetti: "Benim biliyorsunuz, bir zamanlar müziğin haram olduğuna inandığım bir dönem vardı. Ondan sonra Bosna'daki olaylar meydana geldi ve ben orada birtakım kurtarma çalışmalarına girdim. Bosnalılardan şarkılar duydum. Orada duyduğum şarkılar içimde birtakım güçlü hisler uyandırdı. Balkanlar, zaten babam da Yunan kökenli olduğu için benim doğamda var. Yani bir müzikle bir insanın gözünü açıp uyandırabilirsiniz. Biz de insanların gözünü açmak, aydınlatmak istiyoruz. Onları körleştirmeyelim. Gidip başka bir plak almanın kölesi yapmayalım. Tamam bu biraz aykırı bir fikir ama müziği durduramazsınız. Müziğin hayatımız üzerinde hep etkisi var. Şarkı sözleri benim için hep önem taşıdı."

Müzikte ihtimaller sonsuz

Müziğe ara vermesinin ardından yeniden albüm çıkarmaya başlamasına ilişkin İslam, "Evde bir gitar vardı, aldım onu ve ne yapmam gerektiğini gördüm. 'Niye ben bunu yapıyorum?' dedim. Allah bana bu yeteneği vermiş. Herkesin Allah vergisi bir yeteneği var. İşte hayatın alışverişi bu. Herkes farklı bir şeyler yaparak birbirine hizmet ediyor. Dolayısıyla benim için kıvılcım buradaydı" dedi.

İslam, bugün genç sanatçıların muhteşem şarkı sözleri yazdığını ve söylediğini belirterek, "Gerçekten müzikte ihtimaller sonsuz. Yeni yetenekler var ve sağladığınız pencereye baktığımızda tek bir isim söylemem imkansız" diye konuştu.

İBB Ağaç ve Peyzaj A.Ş., operasyonunda 12 kişi tutuklandı

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) iştiraki Ağaç ve Peyzaj A.Ş.'ye yönelik soruşturma kapsamında gözaltına alınan 23 şüpheliden 12'si çıkarıldığı mahkemece tutuklandı

12.05.2026 00:40:00
İHA
İBB Ağaç ve Peyzaj A.Ş., operasyonunda 12 kişi tutuklandı
İBB Ağaç ve Peyzaj A.Ş., operasyonunda 12 kişi tutuklandı
İBB'ye yönelik İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca yeni bir soruşturma başlatılmıştı. Ekrem İmamoğlu liderliğinde kurulduğu öne sürülen suç örgütünün faaliyetleri kapsamında gerçekleştirildiği iddia edilen eylemlere yönelik yapılan araştırmalarda, İBB iştiraki Ağaç ve Peyzaj A.Ş. şirketi üzerinden usulsüzce kurgusal bir ihale sistematiği işleterek ihalelere fesat karıştırıldığı tespit edilmişti.

Başsavcılık koordinesinde Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünce şüphelilerin yakalanmasına yönelik gerçekleştirilen operasyonda, 29 şahıs gözaltına alınmış, yurt dışında olduğu tespit edilen 1 şüpheli için ise yakalama kararı çıkarılmıştı. Şüphelilerden 7'si serbest bırakılmıştı. Diğer 23 şüpheli ise emniyetteki işlemlerinin ardından Bayrampaşa Devlet Hastanesi'nde götürüldü.

Sağlık kontrolünün geçirilen şüpheliler Çağlayan'daki İstanbul Adalet Sarayı'na sevk edilmişti.

Adliyeye sevk edilen 24 şüpheli şahıstan şüpheliler Alkan B., Ekrem O., Fatih Y. ve Yasin Ç. S., hakkında adli kontrol talebi, 20 şüpheli hakkında tutuklanmaları talebiyle Sulh Ceza Hakimliğine sevk edildi.

Mahkemeye çıkarılan şüphelilerden Ayhan S., Aytekin K., Binali S., Derya D., Orhan Y., Selim M., Süleyman U., Fatih T., Muammer A.Ö., Nilgün C., Tolga K, tutuklandı. Diğer 12 şüpheli hakkında adli kontrol kararı verildi.

Muhittin Böcek'in gelini Zuhal Böcek ek ifade verdi

Yolsuzluk soruşturmasında tutuklanan Muhittin Böcek'in gelini Zuhal Böcek, etkin pişmanlıktan yararlanmak için savcılığa ek ifade verdi. Şüpheli mal varlığı ve tartışmalı mesajlara dair detaylı beyanda bulunan Böcek'in ifadeleri davanın seyrini değiştirebilir

11.05.2026 19:20:00
Haber Merkezi
Muhittin Böcek'in gelini Zuhal Böcek ek ifade verdi
Muhittin Böcek'in gelini Zuhal Böcek ek ifade verdi
Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek'in gelini Zuhal Böcek, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Bürosu tarafından yürütülen yolsuzluk ve rüşvet soruşturması kapsamında bugün ek ifade verdi.

"Suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama" suçlamasıyla daha önce tutuklanan Zuhal Böcek'in, etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanmak amacıyla başvuru yaptığı ve bu kapsamda detaylı beyanlarda bulunduğu öğrenildi.

Soruşturma sürecindeki kritik gelişmeler

Zuhal Böcek, eşi Gökhan Böcek ve kayınpederi Muhittin Böcek'in ardından etkin pişmanlıktan yararlanmak için savcılığa ek ifade verdi.

Önceki ifadelerinde, eşine attığı "belediye araçlarıyla kokain taşıma" ve "75 milyon lira aklama" içerikli mesajları "eşini korkutmak amacıyla" yazdığını iddia etmişti. Yeni ifadesinde bu konulara dair daha somut bilgiler verip vermediği gizlilik kararı nedeniyle henüz netleşmedi.

Zuhal Böcek'e, satın aldığı milyonluk daireler ve banka hesaplarındaki şüpheli para hareketleri soruldu. Böcek, bu birikimlerin aile desteği ve araç satışı ile yapıldığını savunmuştu. Önceki beyanlarında, Muhittin Böcek'in adaylık süreci için para verdiği yönündeki söylentileri duyduğunu ancak somut bir bilgisinin olmadığını ifade etmişti.

Soruşturma kapsamında Muhittin Böcek, oğlu Gökhan Böcek ve gelini Zuhal Böcek'in mal varlıklarına el konulmuş durumda. Savcılığın, alınan bu yeni ifadeler doğrultusunda soruşturmayı derinleştirmesi bekleniyor.

41 sanıklı iddianame

Toplam 41 kişinin yargılandığı davada, Muhittin Böcek ve oğlu Mustafa Gökhan Böcek "icbar suretiyle irtikap", "mal varlığı değerlerini aklama" ve "nüfuz ticareti" ile suçlanıyor. Eski Emniyet Müdürü İlker Arslan'ın da aralarında bulunduğu diğer sanıklar arasında belediye personeli ve iş insanları yer alıyor.

702 sayfalık iddianamedeki öne çıkan iddialar şunlardır:

• Sanıkların toplam 258 milyon TL değerindeki mal varlığına el konuldu.

• Zuhal Böcek'in lüks araç ve gayrimenkul alımları, Gökhan Böcek'in 1 milyon Euro'luk para transferi iddiaları ve kişisel harcamalar dosyaya yansıdı.

• Zuhal Böcek'in, belediye araçlarıyla suç unsuru taşındığına dair mesajlarının delil olarak sunulduğu, ancak bunları eşini korkutmak için yazdığını savunduğu belirtilmekte.

"Casusluk" davasının ilk duruşması sona erdi

"İmamoğlu çıkar amaçlı suç örgütü" davası kapsamında tutuklanmasının ardından İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan Ekrem İmamoğlu ile Hüseyin Gün, Necati Özkan ve Merdan Yanardağ hakkında "casusluk" suçundan 20'şer yıla kadar hapis cezası istemiyle açılan davanın ilk duruşması tamamlandı

11.05.2026 17:46:00 / Güncelleme: 11.05.2026 18:33:23
Anadolu Ajansı
"Casusluk" davasının ilk duruşması sona erdi
"Casusluk" davasının ilk duruşması sona erdi

İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesince, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun karşısındaki salonda yapılan duruşmada, savunması alınan İmamoğlu'na çapraz sorgu yapıldı.

Mahkeme başkanı, İmamoğlu'na, "İddianamede, Hüseyin Gün'ün internet ortamına sızdırılmış verilerden analiz yaptırdığı, Necati Özkan aracılığıyla size bu verilerle ilgili tavsiyelerde bulunduğu iddia ediliyor. Böyle bir şey oldu mu, sizin bundan haberiniz var mıydı olduysa'" sorusunu yöneltti.

Bunun üzerine İmamoğlu, "Necati Bey'le birlikte 4 seçim kazandık. Cumhurbaşkanlığı kampanyasında da beraber çalışıyorduk. Hiçbir sohbetimizde, çalışmamızda kendi sentezleyip bize aktarmış olduğu sunuşların dışında, işte 'Şu şunun ifadesidir, şu şunun göstergesidir, şu bunun şeysidir.' diye bir şey dinlemediğim gibi ben Hüseyin Gün ismini ilk defa burada hücrede yatarken, o ismin tutuklandığını ve bir itirafçılıkla benim hakkımda konuşturulduğunu duydum. Öyle bir diyaloğumuz olmadı." cevabını verdi.

Daha sonra duruşmada, Ekrem İmamoğlu'nun avukatlarının beyanları dinlendi.

Duruşma, tutuklu sanıklar Merdan Yanardağ ile Necati Özkan'ın savunmasının alınması için yarına ertelendi. 

ODTÜ'de çıkan olaylarla ilgili 2 şüpheli tutuklandı

Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) kampüsü içinde Bahar Şenlikleri kapsamında gerçekleştirilen konser sırasında olaylara karıştığı gerekçesiyle gözaltına alınan 6 zanlıdan 2'si tutuklandı

11.05.2026 15:46:00
AA
ODTÜ'de çıkan olaylarla ilgili 2 şüpheli tutuklandı
ODTÜ'de çıkan olaylarla ilgili 2 şüpheli tutuklandı
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca 6 Mayıs'ta ODTÜ Stadyumu'nda düzenlenen konser sırasında yaşanan olaylara karıştığı iddiasıyla gözaltına alınan 6 şüphelinin emniyetteki işlemleri tamamlandı.

Ankara Adliyesine getirilen zanlılar, soruşturmayı yürüten savcıya ifade verdikten sonra tutuklama talebiyle nöbetçi sulh ceza hakimliğine sevk edildi.

Hakimlik, zanlılardan 2'sinin "devletin egemenlik alametlerini aşağılama", "nitelikli kasten yaralama", "tehdit" ve "hakaret" suçlarından tutuklanmasına hükmederken, 4'ü ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

Soruşturmanın geçmişi

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, 6 Mayıs'ta ODTÜ Stadyumu'nda düzenlenen konser sırasında yaşanan olaylar üzerine "devletin egemenlik alametlerini aşağılama", "nitelikli kasten yaralama", "tehdit" ve "hakaret" suçlarından resen soruşturma başlatmıştı.

Ankara İl Emniyet Müdürlüğü Güvenlik Şube Müdürlüğü ekiplerince, haklarında gözaltı kararı verilen 12 şüpheliden 6'sı gözaltına alınmıştı.

Akbelen direnişçisi 42 gün sonra tahliye edildi

Akbelen Ormanı’nı korumak için 31 Mart’tan beri tutuklu bulunan 25 yaşındaki yaşam savunucusu Esra Işık, Danıştay’ın acele kamulaştırma kararına ilişkin yürütmeyi durdurma hükmü sonrası 42 günün ardından bugün tahliye edildi 

11.05.2026 15:05:00
Haber Merkezi
Akbelen direnişçisi 42 gün sonra tahliye edildi
Akbelen direnişçisi 42 gün sonra tahliye edildi
Muğla'nın Milas ilçesine bağlı İkizköy'de Akbelen Ormanı ve tarım arazilerini korumak için verdiği mücadeleyle tanınan 25 yaşındaki yaşam savunucusu Esra Işık, bugün tahliye edildi.

31 Mart 2026'da acele kamulaştırma sürecine karşı düzenlenen protestolar sırasında gözaltına alınan ve "görevi yaptırmamak için direnme" suçlamasıyla tutuklanan Işık, yaklaşık 42 gündür Şakran Cezaevi'nde tutuluyordu. 28 Nisan'da Milas 3. Asliye Ceza Mahkemesi'ndeki ilk duruşmada tahliye talebi reddedilmiş, dava 1 Haziran'a ertelenmişti.

Danıştay'ın acele kamulaştırma kararına ilişkin yürütmeyi durdurma kararı vermesinin ardından avukatları, tutukluluk incelemesinin duruşmalı yapılmasını ve Işık'ın derhal tahliyesini talep etmişti. Bu gelişme üzerine bugün tahliye kararı çıktı.

Ailenin açıklaması

Tahliye haberi üzerine Akbelen direnişçileri ve köylüler sevinç gösterisi yaparken, Işık'ın annesi İkizköy Muhtarı Nejla Işık daha önce yaptığı açıklamada "Ne evladımızdan vazgeçeceğiz ne de toprağımızdan. Dimdik ayaktayız" demişti.

Sosyal medyada ve direniş çevrelerinde "Geç de olsa adalet" ve "Esra özgür" paylaşımları yoğunluk kazandı. Birçok kullanıcı, Işık'ın 42 gün boyunca "boşuna" cezaevinde tutulduğunu belirtti.

Esra Işık'ın tahliyesiyle Akbelen direnişi yeni bir ivme kazanırken, 1 Haziran'daki duruşmada dava süreci devam edecek. Köylüler ve yaşam savunucuları, orman ve zeytinliklerin korunması için mücadeleye devam edeceklerini vurguluyor.

İzmir Büyükşehir iştiraklerine yönelik operasyonda flaş gelişme

İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen yolsuzluk ve dolandırıcılık soruşturması kapsamında, aralarında İzmir Büyükşehir Belediyesi eski üst düzey bürokratlarının da bulunduğu 5 şüpheli, jandarma ekiplerince düzenlenen operasyonla gözaltına alındı

11.05.2026 14:09:00
İhlas Haber Ajansı
İzmir Büyükşehir iştiraklerine yönelik operasyonda flaş gelişme
İzmir Büyükşehir iştiraklerine yönelik operasyonda flaş gelişme
İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı'nın "Nitelikli Dolandırıcılık" (TCK Md.158) ve "Güveni Kötüye Kullanma" (TCK Md.155) suçları çerçevesinde yürüttüğü soruşturmada yeni bir gelişme yaşandı. İzmir İl Jandarma Komutanlığı ekipleri; Güzelbahçe, Seferihisar, Karşıyaka ve Menemen ilçelerinde eş zamanlı operasyonlar gerçekleştirdi.

Eski bürokratlar gözaltında

Operasyon kapsamında, İzmir Büyükşehir Belediyesi iştiraki olan İZBETON'un eski genel müdür yardımcısı, İZDOĞA A.Ş.'nin eski yönetim kurulu başkanı ve eski genel müdürü ile Kırveli Makine Mühendislik A.Ş. yönetim kurulu başkanı ve temsilcisi yakalanarak gözaltına alındı. Dosya kapsamında halihazırda tutuklu bulunan İZBETON eski Genel Müdürü Heval Savaş Kaya hakkında da gözaltı işlemi uygulandığı bildirildi.

Soruşturmanın odağı: Teftiş Kurulu raporları

Soruşturmanın, İzmir Büyükşehir Belediyesi iç denetim birimi tarafından hazırlanan teftiş kurulu raporları ve Sayıştay raporlarına yansıyan usulsüz işlemler üzerine derinleştirildiği öğrenildi. Gözaltına alınan isimler arasında eski Belediye Başkanı Tunç Soyer'in danışmanlarından Güven Eken ve eski genel müdür Özkan Baturu'nun da bulunduğu belirtildi.

Suçlamaları kabul etmemişlerdi

Daha önce savcılık tarafından ifadeleri alınmak üzere çağrılan şüphelilerin, yöneltilen suçlamaları reddettikleri bilgisine ulaşıldı. Şüphelilerin jandarmadaki işlemleri sürüyor.

Jandarmadan ailelere "dijital ayak izi" uyarısı

Jandarma Genel Komutanlığı Siber Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı Eğitim ve Tanıtım Şube Müdürü Üsteğmen Ceren Sancak, "Çocuğumuz daha adını söyleyemezken bizler, onun adına bir dijital geçmiş oluşturuyoruz" dedi

11.05.2026 13:41:00
AA
Jandarmadan ailelere "dijital ayak izi" uyarısı
Jandarmadan ailelere "dijital ayak izi" uyarısı
Jandarma Genel Komutanlığı Siber Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı Eğitim ve Tanıtım Şube Müdürü Üsteğmen Ceren Sancak, "Çocuğumuz daha adını söyleyemezken bizler, onun adına bir dijital geçmiş oluşturuyoruz" dedi.

Sancak, AA muhabirine dijital ortamlarda güvenlik ve öz denetimin bilinçlenmeyle başladığını söyledi.

Suçun önlenmesi kapsamında en çok önem verdikleri alanların bilinçlendirme ve farkındalık faaliyetleri olduğunu ifade eden Sancak, 2025'te 1 milyon 142 bin 274 vatandaşa ve 19 bin 360 personele yüz yüze ulaştıklarını dile getirdi.

Sancak, yüz yüze etkileşimlerin yanı sıra resmi sosyal medya hesabından da kamu spotları ve farkındalık materyallerini yayımladıklarını belirterek, "Vatandaşlarımız, sosyal medyada rastladıkları, yüksek kazanç vaadiyle hazırlanmış sponsorlu yatırım reklamlarına itibar etmemeli, bu tür reklamlara yönelik anket ve formları doldurmamalıdır" diye konuştu.

Vatandaşların, tanımadıkları kişiler tarafından gönderilen bağlantıları telefonlarına yüklememeleri gerektiğine dikkati çeken Sancak, bu tür durumlarda "ihbarweb.org.tr" ve "usom.gov.tr/ihbar" adreslerine ihbarda bulunmaları halinde gerekli önlemlerin alınarak mağduriyetlerin önüne geçilebildiğini anlattı.

Sancak, telefonlara yüklenen uygulamaların erişim izni istedikleri ayarlara dikkat edilmesi gerektiğini belirterek, "Fener uygulaması yüklüyoruz ama sizden mikrofona erişim izni istiyor, buna gerçekten erişmesi gerekiyor mu? Bu şekilde karar vermemiz gerekiyor." dedi.

"Çocukları dijital dünyada yalnız bırakmamalıyız"
Üsteğmen Ceren Sancak, çocukların dijital dünyanın içinde doğduklarını, onları korumanın yolunun bilinçlendirmekten geçtiğini vurguladı.

Ailelerin çocuklarına internet ortamında tanımadıkları kişilerle konuşmamaları, her bağlantıya tıklamamaları gerektiğini öğretmeleri tavsiyesinde bulunan Sancak, "Ayrıca ebeveyn denetimi araçları ve güvenli internet ayarlarını kullanmak ve ekran sürelerini kısıtlamak da önemli adımlardan. Çocuğumuzun dijitalde yaşadıklarını konuşabileceği güvenli bir aile ortamı oluşturmalıyız. Bizler, ebeveyn olarak çocuklarımızı nasıl ki belli bir yaşa gelene kadar dışarıya yalnız göndermiyorsak dijital dünyada da yalnız bırakmamalıyız." ifadelerini kullandı.

Sancak, Şanlıurfa ve Kahramanmaraş'taki okullarda yaşanan olayların ilk bakışta münferit güvenlik sorunları şeklinde değerlendirilebilecek nitelikte olsalar da arka planlarında dijital platformlarda maruz kalınan içeriklerin bulunduğuna dikkati çekerek, şunları kaydetti:

"Bu platformlarda şiddetin normalleştirilmesi, akran zorbalığının çevrim içi platformlara taşınması ve bu içeriklere maruz kalan çocukların psikolojilerinin olumsuz şekilde etkilenmesi gibi daha derin ve yapısal sorun alanlarının bulunduğunu söyleyebiliriz. Özellikle sosyal medya, video paylaşım platformları ve çevrim içi oyunlar aracılığıyla yayılan şiddet içerikleri, çocukların algı dünyasını doğrudan etkiliyor. Dijital mecralarda karşılaşılan siber zorbalık, dışlanma ve manipülasyon gibi unsurlar, çocukların psikolojik dayanıklılığını zayıflatıyor ve bazı durumlarda saldırgan davranışlara zemin hazırlanmasına neden oluyor. Bu yönüyle dijital riskler çevrim içi alanla sınırlı kalmamakta, fiziksel dünyada da somut ve ciddi sonuçlar doğurabilmektedir."

"Bazen risk, bağıran çocukta değil tamamen sessizleşen çocukta görülür"
Ebeveyn ve eğitimcilerin dijital dünyaya ilişkin bilgi ve farkındalık düzeylerinin sınırlı olduğu değerlendirmesinde bulunan Sancak, "Bu durum, çocukların maruz kaldığı risklerin zamanında tespit edilmesini ve gerekli önleyici mekanizmaların devreye alınmasını zorlaştırmaktadır. Aile tarafından çocukların dijital platformlarda karşılaştığı içeriklerin denetlenmemesi ve algoritmaların kullanıcıyı benzer içeriklere yönlendirme eğilimi, çocukların zararlı içerik döngüsüne daha kolay sürüklenmesine neden oluyor." diye konuştu.

Sancak, çocuklarda şiddet eğiliminin bir anda ortaya çıkmadığını, öncesinde çeşitli sinyaller verdiğini, ailelerin bunları "ergenlik dönemi", "geçici öfke" ya da "Çocuk işte" diyerek göz ardı ettiklerini söyledi.

Ceren Sancak, çocuktaki empati kaybının şiddet eğilimi için önemli bir işaret olduğunu belirterek, şu uyarılarda bulundu:

"Başkasının acısına gülmek, zarar vermeyi normal görmek ya da sürekli aşağılayıcı bir dil kullanmak, dikkat edilmesi gereken davranış çeşidi. Bazen risk, bağıran çocukta değil tamamen sessizleşen çocukta görülür. İçine kapanma, yoğun yalnızlık hissi, herkesi kendine karşı görme, sürekli intikam söylemleri kullanma da dikkatle takip edilmelidir. Burada önemli olan tek bir davranış değil bu davranışların süreklilik göstermesi ve çocuğun duygu dünyasını değiştirmeye başlamasıdır. Birçok çocuk aslında önce yardım çağrısı verir, biz yetişkinlerin görevi de o çağrıyı olayı büyümeden fark edebilmek."

Siber zorbalık, çevrim içi istismar ve yasa dışı içeriklere erişim gibi risklerde kolluk kuvvetlerinin rolünün kritik hale geldiğini vurgulayan Sancak, tehditlerin artık sokakta değil çocukların odasında ve telefonlarda olduğu uyarısında bulundu.

Ceren Sancak, bu kapsamda siber zorbalık ve dijital mahremiyet tehditleriyle karşılaştıklarını ifade ederek, "Dijital dünya bize büyük fırsatlar sunuyor ama aynı zamanda görünmeyen riskleri de beraberinde getiriyor. Bugün birçok kişi, farkında olmadan kişisel verilerini dijital ortamlarda paylaşıyor. Çocuğumuz daha adını söyleyemezken bizler, onun adına bir dijital geçmiş oluşturuyoruz. Bu durum sadece anlık bir risk değil geleceği etkileyebilecek ciddi bir güvenlik zafiyetidir. Çocuk fotoğrafları karanlık ağlarda en değerli içerikler arasında yer alıyor." dedi.

Kolluk kuvvetleri olarak bu konudaki mücadelelerinin kararlılıkla sürdürüldüğünün altını çizen Sancak, vatandaşlara Jandarma Siber Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığının, "Oyuna gelmeyelim, tuzağa düşmeyelim, hedef ve dijital dünyanın esiri olmayalım." kamu spotu mesajını iletti.

Keban Barajı'nın kapakları 7 yıl sonra açıldı

Elazığ'ın Keban ilçesinde bulunan Keban Barajı'nın 6 tahliye kapağı 7 yıl aradan sonra açıldı

11.05.2026 13:00:00
AA
Keban Barajı'nın kapakları 7 yıl sonra açıldı
Keban Barajı'nın kapakları 7 yıl sonra açıldı
Fırat Nehri üzerinde 9 Eylül 1974'te işletmeye alınan Keban Barajı ve Hidroelektrik Santrali (HES), elektrik enerjisi üretiminin yanı sıra su ürünlerinin yetiştirilmesine ve tarımsal sulamaya da katkı sunuyor.

Toplam 8 ünitesi ile 1330 megavat kurulu güce sahip Keban Barajı ve Hidroelektrik Santrali'nde (HES) bölgede etkili olan yoğun yağışlar ve kar erimeleri nedeniyle rezervuarlarda yüksek debili su girişi yaşandı.

Su kotunun maksimum seviyeye yaklaşması nedeniyle olası bir taşkın riskine karşın barajın 6 tahliye kapağı açıldı.

İlk olarak 1993'te, ardından 2004 ve 2019 yıllarında bol yağışlar nedeniyle baraj kapakları açılmıştı. 7 yıl sonra 4. kez tahliye kapakları açılarak saniyede 361 metreküp su çıkışı sağlanıyor.

Baraj kapaklarının açılmasıyla oluşan su akışını izlemek için bölgeye gelen ilgililer ve vatandaşlar o anları cep telefonu kamerasıyla görüntüledi.

Vatandaşlardan Özcan Karadere, gazetecilere, Gaziantep'ten memleketi Giresun'a giderken Keban ilçesinden geçtiklerini, baraj kapaklarının açılacağını duyduğu için bölgede mola verdiğini söyledi.

Kurak geçen yıllardan sonra bu yıl bereketli yağışlarla barajların dolmasının mutluluk verici olduğunu ifade eden Karadere, "Yağışlardan dolayı kapakları açma kararı almışlar. Biz de bekledik. Bizim için güzel bir an oldu. Kapaklar açıldı, suyun akışını izledik. Bu şekilde yolumuza devam edeceğiz." dedi.

Ercan Tuncel de Keban Barajı ve Hidroelektrik Santrali'nin ülkenin gurur kaynağı olduğunu, 7 yıl aradan sonra su kotunun maksimum seviyeye ulaşmasından dolayı mutlu olduklarını belirtti.

Kapakların açılışını, DSİ 9. Bölge Müdürü Ömer Açıkgöz, Keban Belediye Başkan Vekili Abdullah Demir, Keban Barajı ve Hidroelektrik Santrali İşletme Müdürü Bekir Kaya ve bazı kurumların yetkilileri de izledi.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.