Türkiye, göz göre göre küresel kapitalizmin ve borç-faiz sarmalının dişlileri arasında sömürülmeye devam ediyor.
Hazine ve Maliye Bakanlığı'nın güncel verileri, ülkemizin nasıl bir ekonomik abluka altında olduğunu acı bir biçimde gözler önüne sermektedir.
Bugün Türkiye'nin brüt dış borç stoku 539 milyar dolara ulaşmış vaziyettedir. Bütçemiz ise kelimenin tam anlamıyla alarm veriyor. Merkezi yönetim bütçe açığı yılın ilk 9 ayında 1,84 trilyon TL'yi aşmış durumda.
İşin en can yakıcı kısmı ise faiz giderleri. Sadece 2026'nın ilk 9 ayında bütçeden faize ödenen tutar 2,25 trilyon TL'yi buldu. Kamunun topladığı her 100 liralık verginin 22 lirası yatırıma, üretime veya vatandaşa değil, doğrudan küresel tefecilerin cebine akıyor. Yıllardır katlanarak büyüyen bu faiz canavarı, emeğimizi ve geleceğimizi yutuyor.
Peki, bu borç kıskacı kader midir? Kesinlikle hayır! Türkiye, jeopolitik konumunun yanı sıra trilyonlarca dolar değerinde yeraltı zenginliğine, bor, toryum, altın ve mermer yataklarına sahip dünyanın en zengin coğrafyalarından biri. Ancak ne acıdır ki bu muazzam maden zenginliği, halkın gelirine, mutfağına ve refahına zerre kadar yansımıyor.
Mevcut kapitalist ezberler ve ruhsat politikaları sebebiyle madenlerimiz ya yabancı kartellere peşkeş çekilmekte ya da hammadde olarak ucuza kapatılmakta. Milletimiz ise merhum Necip Fazıl Kısakürek'in ifadesiyle adeta "öz vatanında parya", kendi zengin topraklarının fakir bekçisi konumuna düşürülmüştür.
Bu sömürü düzenini kökünden yıkacak tek alternatif, kuralları Batı tarafından yazılmış kapitalist dayatmalar değil, Prof. Dr. Haydar Baş'a ait olan Milli Ekonomi Modeli'dir (MEM).
Prof. Dr. Haydar Baş'ın eşsiz maden politikasına göre, tüm yeraltı kaynakları devlet-millet ortaklığıyla işletilecek ve asla yabancı şirketlere devredilmeyecektir. Buradan elde edilecek devasa gelir, "senyoraj geliri" ile birlikte doğrudan halka yansıtılacaktır.
Modelin temel ayaklarından olan Vatandaşlık Maaşı, ev hanımı maaşı ve çocuk yardımları, işte bu milli kaynakların harcırahı olarak her bir vatandaşa şartsız şurtsuz ödenecektir.
MEM, madenleri bir rantiye aracı değil, tüketim eksenli analiziyle halkın alım gücünü artıracak milli bir servet olarak konumlandırır.
Milli Ekonomi Modeli'nin uygulanmaması, siyasi iradenin sırtını güneşe dönüp karanlıkta çare araması, faturayı her zaman olduğu gibi vatandaşa kesmektedir. Milletimiz, yüksek enflasyonla, açlık sınırının altındaki asgari ücretle ve adaletsiz vergi yüküyle mağdur edilmektedir.
Kendi madenlerimizin üzerinde yabancıların uşağı haline getirildiğimiz bu düzen, sömürgeciliğin modern finansal maskesinden başka bir şey değildir. Türkiye'nin bu ekonomik iflastan, borç batağından ve mandacı iktisat politikalarından kurtulmasının yegane yolu, dünyanın hayranlıkla izlediği ve uyguladığı Milli Ekonomi Modeli'ni kendi topraklarında hakim kılmaktır. Başka bir çıkış yolu yok!
Hazine ve Maliye Bakanlığı'nın güncel verileri, ülkemizin nasıl bir ekonomik abluka altında olduğunu acı bir biçimde gözler önüne sermektedir.
Bugün Türkiye'nin brüt dış borç stoku 539 milyar dolara ulaşmış vaziyettedir. Bütçemiz ise kelimenin tam anlamıyla alarm veriyor. Merkezi yönetim bütçe açığı yılın ilk 9 ayında 1,84 trilyon TL'yi aşmış durumda.
İşin en can yakıcı kısmı ise faiz giderleri. Sadece 2026'nın ilk 9 ayında bütçeden faize ödenen tutar 2,25 trilyon TL'yi buldu. Kamunun topladığı her 100 liralık verginin 22 lirası yatırıma, üretime veya vatandaşa değil, doğrudan küresel tefecilerin cebine akıyor. Yıllardır katlanarak büyüyen bu faiz canavarı, emeğimizi ve geleceğimizi yutuyor.
Peki, bu borç kıskacı kader midir? Kesinlikle hayır! Türkiye, jeopolitik konumunun yanı sıra trilyonlarca dolar değerinde yeraltı zenginliğine, bor, toryum, altın ve mermer yataklarına sahip dünyanın en zengin coğrafyalarından biri. Ancak ne acıdır ki bu muazzam maden zenginliği, halkın gelirine, mutfağına ve refahına zerre kadar yansımıyor.
Mevcut kapitalist ezberler ve ruhsat politikaları sebebiyle madenlerimiz ya yabancı kartellere peşkeş çekilmekte ya da hammadde olarak ucuza kapatılmakta. Milletimiz ise merhum Necip Fazıl Kısakürek'in ifadesiyle adeta "öz vatanında parya", kendi zengin topraklarının fakir bekçisi konumuna düşürülmüştür.
Bu sömürü düzenini kökünden yıkacak tek alternatif, kuralları Batı tarafından yazılmış kapitalist dayatmalar değil, Prof. Dr. Haydar Baş'a ait olan Milli Ekonomi Modeli'dir (MEM).
Prof. Dr. Haydar Baş'ın eşsiz maden politikasına göre, tüm yeraltı kaynakları devlet-millet ortaklığıyla işletilecek ve asla yabancı şirketlere devredilmeyecektir. Buradan elde edilecek devasa gelir, "senyoraj geliri" ile birlikte doğrudan halka yansıtılacaktır.
Modelin temel ayaklarından olan Vatandaşlık Maaşı, ev hanımı maaşı ve çocuk yardımları, işte bu milli kaynakların harcırahı olarak her bir vatandaşa şartsız şurtsuz ödenecektir.
MEM, madenleri bir rantiye aracı değil, tüketim eksenli analiziyle halkın alım gücünü artıracak milli bir servet olarak konumlandırır.
Milli Ekonomi Modeli'nin uygulanmaması, siyasi iradenin sırtını güneşe dönüp karanlıkta çare araması, faturayı her zaman olduğu gibi vatandaşa kesmektedir. Milletimiz, yüksek enflasyonla, açlık sınırının altındaki asgari ücretle ve adaletsiz vergi yüküyle mağdur edilmektedir.
Kendi madenlerimizin üzerinde yabancıların uşağı haline getirildiğimiz bu düzen, sömürgeciliğin modern finansal maskesinden başka bir şey değildir. Türkiye'nin bu ekonomik iflastan, borç batağından ve mandacı iktisat politikalarından kurtulmasının yegane yolu, dünyanın hayranlıkla izlediği ve uyguladığı Milli Ekonomi Modeli'ni kendi topraklarında hakim kılmaktır. Başka bir çıkış yolu yok!
Eyüp Kabil / diğer yazıları
- Zengin toprakların borçlu bekçileri / 18.10.2026
- Robotlar üretecek, MEM ödeyecek / 14.10.2026
- ABD ve İsrail’in Ortadoğu’daki üçüncü hamlesi / 02.08.2026
- Yıkık duvar / 14.04.2026
- Kötü kopya / 06.07.2023
- Asrın ahlaksızlığı / 18.02.2023
- İmar affını ‘kader’ çıkarmadı / 11.02.2023
- EYT’liler ilk maaşı ne zaman alır? / 04.02.2023
- Altılı Masa artık yok! / 28.01.2023
- Avantajları kaybeden seçimi kaybeder / 21.01.2023
- Robotlar üretecek, MEM ödeyecek / 14.10.2026
- ABD ve İsrail’in Ortadoğu’daki üçüncü hamlesi / 02.08.2026
- Yıkık duvar / 14.04.2026
- Kötü kopya / 06.07.2023
- Asrın ahlaksızlığı / 18.02.2023
- İmar affını ‘kader’ çıkarmadı / 11.02.2023
- EYT’liler ilk maaşı ne zaman alır? / 04.02.2023
- Altılı Masa artık yok! / 28.01.2023
- Avantajları kaybeden seçimi kaybeder / 21.01.2023



























































