logo
08 KASIM 2026

Fon skandalı ve Ankara'da bürokrasi sınavı

08.11.2026 00:00:00
 
Türkiye finans tarihi, etkileri uzun yıllar silinmeyecek büyüklükte bir sermaye piyasası kriziyle sarsılmaya devam ediyor. Yaklaşık 20 milyar dolarlık hacme ulaştığı belirtilen "Fonzi" veya "fon skandalı", sadece yüz binlerce bireysel yatırımcıyı mağdur etmekle kalmadı, aynı zamanda devletin en üst kademelerindeki yönetim krizini, kurumlar arası kopukluğu ve uluslararası güven kaybını da açıkça gözler önüne serdi.

TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu'ndaki 2027 yılı bütçe görüşmeleri, tam anlamıyla ekonomi yönetiminin bu skandala dair hesaplaşma alanına dönüştü. Komisyonda sert eleştirileriyle öne çıkan İYİ Parti Kalkınma Politikaları Başkanı Erhan Usta, sermaye piyasalarının merkezindeki kurum ve isimleri sert bir dille hedef aldı.

Usta, skandalın neresinin konuşulacağını sorgulayarak, "En büyük zanlısı yok" diyerek Türkiye Varlık Fonu (TVF) Yönetim Kurulu Başkan Vekili ve aynı zamanda Borsa İstanbul (BIST) Yönetim Kurulu Başkanı olan Prof. Dr. Erişah Arıcan'ın komisyona gelip hesap vermesini istedi. Arıcan, 2018'den beri Borsa İstanbul'un başında, 2021'den bu yana da TVF Başkan Vekilliği olan isim.

Komisyon görüşmelerinde, tasfiye edilen serbest yatırım fonlarının işlemlerine yönelik denetim süreçleri sorgulanırken; muhalefet temsilcileri söz konusu kurumların yönetimsel sorumluluklarına dikkat çekerek bu iddiaların açıklığa kavuşturulması çağrısında bulundu.

Skandalın idari ve siyasi sorumluluk boyutu incelendiğinde, kurumların basiretsizliği ve "çift başlı yönetim" kaosu tüm çıplaklığıyla beliriyor. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, komisyondaki savunmasında, fon krizinden yaklaşık bir sene önce harekete geçtiklerini itiraf etti. Şimşek; 2 Aralık 2025'te Finansal İstikrar Komitesi'nde konunun görüşüldüğünü, Ocak 2026 sonunda taslak rehberin oluşturulduğunu ve 11 Şubat 2026'da Para ve Finansal Piyasalar Genel Müdürlüğü aracılığıyla Sermaye Piyasası Kurulu'na (SPK) "taslağın ivedilikle uygulanması" yönünde resmi yazı gönderdiklerini açıkladı. Ancak Bakanlığın net duruşuna ve resmi uyarılarına rağmen, bu talimatların gereği aylarca yerine getirilmedi, nihai Yatırım Fon Rehberi ancak 28 Ağustos 2026'da yayımlanabildi.

Bakan'ın uyarılarına rağmen adeta "kulak üstüne yatan" ve krizin büyümesine yol açan kurumların bu ihmal iddiasının faturası ve hukuki sorumluluğu, bugün adli mercilerin ve MASAK'ın yürüttüğü soruşturmaların en kritik sorusudur. İhmali olanların mal varlıklarına tedbir konulsa da, bürokrasinin bir bakanın talimatını bypass edebilmesi, Erhan Usta'nın haklı olarak dile getirdiği "Saray bürokrasisi" ve "Bakanlıklar" arasındaki ikilemi, yani yönetimdeki tehlikeli çift başlılığı teyit ediyor.

Usta'nın iddiasına göre, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, finansal bürokrasideki gücünü Bakan Şimşek'e karşı kullanmış, Şimşek'in manipülasyon uyarısı yaptığı dönemde devlet protokolünü ve imkanlarını fon krizinde adı geçen şüpheli finansörlerle yan yana getirerek vatandaşı yanıltmıştır.

Krizin uluslararası boyutu ise Türkiye ekonomisi için tam bir alarm niteliğinde. Dünyanın en büyük uluslararası endeks sağlayıcısı olan ve küresel yatırım fonlarının hangi ülkeye ne kadar sermaye aktaracağını belirleyen bir nevi "navigasyon" görevi gören MSCI (Morgan Stanley Capital International), Türkiye'yi çok sıkı bir mercek altına aldı.

MSCI, şeffaflık eksikliği ve koordineli manipülatif işlemler gerekçesiyle Türk şirketlerinin endekslerdeki ağırlığının artırılmasını süresiz olarak durdurdu. Daha da vahimi; MSCI, Haziran 2027'ye kadar piyasa denetiminde yeterli iyileşme ve şeffaflık sağlanmazsa, Türkiye'yi "Gelişmekte Olan Piyasalar" (Emerging Markets) kategorisinden çıkarıp "Sınır Piyasalar" (Frontier Markets) ligine düşürebileceği uyarısını yaptı. S&P Dow Jones Indices'in de benzer kısıtlamalar uygulaması bu riski perçinliyor.

Böyle bir küresel küme düşmenin faturası, Türkiye'den bir anda 1 ila 2 milyar dolarlık yabancı sermayenin çıkması ve dış borçlanma maliyetlerinin katlanması anlamına gelecektir.

Bugün sayıları 450 bini aşan fon mağdurlarının beklentisi ise oldukça net. Bir yandan TMSF nezdindeki geri kazanım hesapları üzerinden ödemeler kısmen başlasa ve kamunun bir kuruşunun tasfiyede kullanılmadığı açıklansa da, mağdurlar sadece paralarının iade edilmesini değil; bu piyasa bozucu eylemlerin arkasındaki tüm siyasi, idari ve bürokratik aktörlerin isim isim açıklanmasını ve hesap vermesini talep ediyor.

Sermaye piyasalarının yeniden güven kazanması, içeriden bilgi sızdıranların (insider trading) tespiti ve Erhan Usta'nın işaret ettiği finansal imtiyazlı zümrelerin dokunulmazlık zırhının tamamen kaldırılmasıyla mümkün olacaktır.

Türkiye, bu büyük temizliği yapamadığı takdirde hem içeride vatandaşın güvenini hem de küresel arenada finansal itibarını tamamen kaybetme riskiyle karşı karşıya kalacaktır.
 
Eyüp Kabil / diğer yazıları
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.