logo
25 EKİM 2026

Bütçedeki büyük akıl tutulması

25.10.2026 00:00:00
 
TBMM'ye sunulan 2027 yılı merkezi yönetim bütçe teklifi, ekonomik gerçeklerden ne kadar kopuk bir yönetim anlayışıyla karşı karşıya olduğumuzu bir kez daha gözler önüne serdi.

Önümüzdeki yıl net 19 trilyon 906 milyar TL vergi toplanması hedefleniyor. 2026 yılı bütçesine göre yüzde 35'i aşan bu artış oranı, resmi enflasyon hedefinin bile çok üzerinde. Peki, üretim çarklarının durma noktasına geldiği, istihdamın kan kaybettiği bir konjonktürde bu devasa vergi kimden, nasıl toplanacak?

Bütçenin satır aralarına bakıldığında acı reçetenin adresi netleşiyor, yük yine vatandaşın sırtında! Toplanacak vergilerin yalnızca yüzde 11,16'sı şirketlerin kazançlarından (Kurumlar Vergisi) alınacakken, kalan yüzde 88,84'lük ezici çoğunluk doğrudan veya dolaylı olarak vatandaştan tahsil edilecek. Çalışanın cebine daha girmeden kesilen 5,5 trilyon liralık Gelir Vergisi yetmezmiş gibi; markette, faturada, akaryakıtta zenginle fakiri aynı kefeye koyan KDV ve ÖTV gibi dolaylı vergilerle halkın canı bütünüyle sıkılacak.

İşte tam bu noktada akılalmaz bir matematiksel ve sosyal çelişki baş gösteriyor. Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği'nin (TOBB) açıkladığı son veriler acı bir tabloyu ortaya koyuyor: Sadece yılın ilk 9 ayında 20 bin 496 şirket kapısına kilit vurdu. Özellikle küçük esnaf ve şahıs işyerlerindeki kapanışlar yıllık bazda yüzde 27,8 artarak adeta bir dalgaya dönüştü.

Ticarethaneler kapanıyor, fabrikalar tasfiye sürecine giriyor, işçiler birbiri ardına işsiz kalıyor. Soruyoruz, istihdamı sağlayan şirketler batarken, işçiler işsiz kalırken devlet bu vergileri kimden toplayacak? İşini kaybeden, gelirini yitiren vatandaş, olmayan parasıyla nasıl KDV, ÖTV ödeyecek?

Hem üretimi hem de tüketimi bitiren bu sömürü bütçesi, kaynağı kurumuş bir kuyudan su çekmeye çalışmaktan farksızdır. Kapısına kilit vuran esnaftan, işsiz kalan işçiden vergi ummak tam bir akıl tutulmasıdır.

Bu çıkmaz sokağın tek bir çıkış kapısı vardır, o da merhum Prof. Dr. Haydar Baş'a ait olan ve dünyada onlarca ülkede kısmen uygulanan Milli Ekonomi Modeli'dir. Mevcut kapitalist sistem vergiyi tabana yayarak fakirden alır, holdingleri muafiyetlerle besler. Milli Ekonomi Modeli ise tam aksine vergiyi tavana yaymayı; üretimi, emeği ve tüketiciyi desteklemeyi esas alır.

Bu modele göre çözümün ilk adımı, vatandaşın eline geçmeden kesilen gelir vergisi adaletsizliğine son vermek ve asgari ücreti vergi dışı bırakarak halkın tüketim kabiliyetini artırmaktır. Devlet, bütçeyi vatandaşı haraca bağlayarak değil; senyoraj hakkını kullanarak, milli paraya dayalı emisyon hacmini genişleterek ve yeraltı kaynaklarını millileştirerek finanse etmelidir. Şirketlerin batmasını engelleyecek sıfır faizli krediler ve istihdam teşvikleri devreye sokulmalı, piyasaya "Vatandaşlık Maaşı" ile tüketim gücü aşılanmalıdır.

Unutulmamalıdır ki, batan gemiden vergi alınmaz. Üretimi yok eden ve vergiye umut bağlayan mevcut bütçe anlayışı yerine, insanı merkez alan Milli Ekonomi Modeli'ne geçilmediği müddetçe, bu ekonomik enkazın altında hem devlet hem de millet kalacaktır.
 
Eyüp Kabil / diğer yazıları
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.