HOŞGELDİNİZ! BUGÜN 19 AĞUSTOS 2022, CUMA

189 yıldır açılmayan bir kilise kapısının arkasında yatan gerçek

07.05.2010 00:00:00


İstanbul'un Fatih ilçesinde 189 yıldır kapalı tutulan bir kapı. Simsiyah, kapkara bir kilise kapısı... Osmanlı padişahı II. Mahmut zamanından beri özellikle kapalı tutuluyor. Peki niçin?

Değerli okurlar, bu araştırma yazımızda tarihin tozlu sayfaları arasında kalmış iki vesikayı yorumlarınıza sunmak istiyorum. Okudukça siz de göreceksiniz, geçmişten günümüze hâlâ gün yüzüne çıkarılamamış bazı karanlık meselelerin kökenine bu vesikalar nasıl ışık tutmaktadır? Araştırmamızın konusu ise, İstanbul'un göbeğinde 189 yıldır kapalı tutulan bir kapı. Simsiyah, kapkara bir kilise kapısı... İstanbul'un Fatih ilçesinde bulunan Ortodoks Rum Kilisesi'nin diğer adıyla Fener Rum Patrikhanesi'nin ana giriş kapısından bahsediyorum. Bu kapı, Osmanlı padişahı II. Mahmut zamanından beri kapalı tutuluyor... Peki niçin?Gelin, kısa bir tarihî seyir yapalım ve bunun sebebini birlikte araştıralım:

1800'lü yıllarda OsmanlıTarih, 1800'lü yılların başı ve Sultan II. Mahmut dönemi. Avrupalıların "Hasta Adam" dedikleri Osmanlı Devleti, içeride ve dışarıda hızla kan kaybetmektedir. Sosyal, idarî, ekonomik, askerî, hukukî sahalarda yapılmaya çalışılan ıslahatlar; Sanayi Devrimi'nin gelişmelerini yakalamaya ve Fransız İhtilali'nin etkilerine mani olmaya yetmez.Avrupalı devletlerin desteğini arkasına alan azınlıklar, yaşadıkları Osmanlı toprakları üzerinde hak iddia ederek birer birer bağımsızlıklarını kazanma yoluna giderler. Önce Sırplar ve Bulgarlar hemen akabinde Yunanlılar Osmanlı Devleti içinde ayaklanmış, Batılı devletlerin de yardımlarıyla bağımsızlıklarını ilan etmişlerdir. Azınlık isyanlarına bir de Suriye ve Hicaz'daki Arap isyanları eklenir. Vehhabiler ayaklanarak, Mekke ve Medine'yi ele geçirmişlerdir. Osmanlı-Rus savaşları, Yeniçeri ve azınlıkların isyanları, kapitülasyonlar? derken, Osmanlı Devleti'nin ayakta kalacak gücü kalmamıştır artık.Yunan isyanında Fener Rum Patrikhanesi'nin rolü1806'da tahta geçen II. Mahmut, çöküş sürecine giren Osmanlı'nın ciddi ıslahatlarla düzelebileceğine inanmış, bu doğrultuda ciddi tedbirler almıştır. Padişah, özellikle devletin bekasına, vatan ve milletin bütünlüğüne yönelik isyan ve ihanet girişimlerini affetmemiştir.Bu cümleden olarak, Yunan isyan ve ihtilal hareketlerini destekleyen, Osmanlı topraklarında fitne ve fesat tohumları yayan, hemen her zayıf anında devleti arkadan hançerleyen Fener Rum Patrikhanesi de, yaptıklarının bedelini ağır ödemiştir.Devrin Fener Patriği "V. Grigorius" ve beraberindeki işbirlikçi papazlar vatana ihanetlerinin belgelerle ortaya çıkartılmasının ardından 1821 tarihinde II. Mahmut'un emriyle idam edilmişlerdir. Hemen hepsi Türk düşmanı olan Megola İdeacı patrik ve papazlar gibi, Patrik Grigorius da Osmanlı Devleti'ni yıkmayı ve Türkleri tarih sahnesinden yok etmeyi amaçlayan "Eterya Cemiyeti"nin üyesiydi ve ona, "Gizli Başkan" statüsünde bakılıyordu (1).

Yunan isyancılarıyla yapılan şifreli yazışmalarNitekim, Rum-Yunan isyanı başlayınca hem ihtilâl hareketlerini kutsamak, hem de Eterya ajanlarını teşvik etmek maksadıyla yazmış olduğu şifreli mektubunda şu ifadeleri yer almaktadır: "Ulûm-u Yunanîye'nin (Yunan istiklalinin), neşri için memleketimizde bir Mekteb-î Umumi (Yunan devleti) inşasına müttefiken karar vermiş olduğunuz malûmumuz olunca ziyadesiyle memnun olduk. Gerek zat-ı dostaneleri (Eterya lideri Petro) ve gerek bilcümle kaptanlar (isyancılar); makbûl işbu Mekteb-î Umumi'nin ihdas ve ihyasına gayret ve vatanperverliklerini sarf ederek, yalnız felsefe ve bahadırlarının ahlâkı olduğunu bilfaal ispat ettiğiniz halde, tarafımızdan dahi muavenet ve himaye edilmesi icrası sağlam olduğundan, yapılması gereken işlere iktidar eyleyesiniz" (2).

II. Mahmut, işbirlikçi patrik ve papazları idam ettiriyorPatrik Grigorius ve bir kısım Rum papazların, Rum-Yunan isyanında ne derece rol oynadıkları yapılan tahkikat neticesinde tespit edilmiştir. "Sadrazam Benderli Ali Paşa"nın, patrikhaneye yaptığı ani baskında ele geçirdiği ihanet belgelerinden bazıları şunlardı:"Moralı isyancılara yazılan mektuplar, İstanbul'daki hazırlıklar için verilen bilgiler, Hariciye Nezareti'nde çalışan Fenerli Rum beylerinden alınan Osmanlı devlet sırları, İngiliz ve Fransız elçiliklerinden edinilen bilgiler, özellikle Rusya'daki hazırlık aşamaları, Odesa'daki Eterya cemiyet merkezinden gönderilen silah ve mühimmat, dünya Ortodoksluk âlemine hitaben yazılmış yardım beyannameleri, yardıma ait makbuzlar? hepsi ele geçmiştir. Patrik, suçüstü yapılan baskında hiçbirini inkar etmemiş, hepsini şahsen yaptığını söyleyerek tüm suçu üzerine almıştı; halbuki suç ortakları vardı ve bunlar da tespit edilmişti" (3)...Kayseri, İzmit, Edremit ve Tarabya metropolitleri İstanbul Balıkpazarı'nda, Kaşıkçılar Hanı önünde ve Parmakkapı'da idam edildiler. Patrik Grigorius ise 21 Nisan 1821'de Fener Rum Patrikhanesi'nin "orta kapısında" idam edildi (4). Boynuna asılan suç yaftasında:"Devlet-i Âliye'nin nimetlerinden faydalandığı, her türlü imtiyaza sahip olduğu halde nankörlük edip Rumları devlet aleyhine isyan ettirmeye çaba gösterdi" (5) ifadeleri yer almaktadır. Osmanlı Tarihinde Grigorius, idam edilen ikinci patrik oldu. İlki, "III. Parthenios", Osmanlı aleyhine Rusya ile haberleştiği için Sadrazam Köprülü Mehmet Paşa tarafından, "Vatana ihanet ve isyan çıkarmaya teşebbüs" suçundan 1659'da idam edilmişti (6).

Türkleri yok etmenin gizli planları gün ışığına çıkıyorZaman geçtikçe Patrik Gregorius'un daha bir çok bölücü faaliyetleri gün yüzüne çıkartılmıştır. Bunlardan birisi de, Yunan isyanı patlak verdiği günlerde Ruslarla mektuplaşarak Türklerin nasıl yok edileceğine yönelik komplo planlarının ele geçirilmesi idi. Nitekim Patrik Gregorius, Rus Çarı "I. Aleksandr"la gizlice mektuplaşmış; mektupların birinde, "müşterek düşman" gördükleri Türklerin nasıl yok edileceğine dair tavsiyelerini dile getirmişti.Türkiye'de bulunduğu süre içinde Türklük aleyhine epey faaliyetlerde bulunmuş olan Rus Elçisi "General İgnadyef", hatıratında, bu mektupla ilgili olarak şunları söyler:"Mahmud Nedim Paşa'nın, Sadrazamlıktan istifa ettiği gün Patrikhaneye gitmiştim. Patrik Germanos, sohbetimiz sırasında Patrikhane'deki inşaat esnasında çıkan bir sandık içinden, Sultan Mahmut zamanında Yunan istiklaline yardım suçuyla asılan selefi Gregorius'un o zamanki Çarımız Aleksandr'a gönderdiği bir mektubun müsveddesini bana okudu. Ele geçtiği zaman Germanos'un bile felaketine sebep olabilecek bu mektup, ölen Patrik'in, Türkleri dünya siyasî ve askerî hayatından korkulacak bir varlık olmaktan çıkaracak, hatta bağımsız bir millet olabilmekten mahrum edecek çok dikkate değer tavsiyeler içermekteydi. Benim Osmanlı Devleti nezdinde vazifede olduğum esnada (1864-1878) bu teşhisler tamamen isabetle tecelli etti" Patrik Gregorius'un, Türkleri içerden yok etme düşüncelerini taşıyan bu vesikayı ibret nazarlarınıza sunuyoruz:"Türkleri maddeten ezmek ve yıkmak mümkün değildir. Çünkü, Türkler çok sabırlı ve dayanıklı insanlardır. Gayet mağrurdurlar ve izzet-i nefs sahibidirler. Bu hasletleri de dinlerine olan bağlılıklarından ve kadere rıza göstermelerinden, geleneklerinin kuvvetinden; padişahlarına, kumandanlarına, büyüklerine olan itaat duygularından gelmektedir.Türkler zekidirler ve kendilerini müspet yolda sevk ve idare edecek reislere sahip oldukları müddetçe de çalışkandırlar. Gayet kanaatkârdırlar. Onların bütün meziyetleri hatta kahramanlık ve şecaat duyguları da geleneklerine olan bağlılıklarından, ahlâklarının selabet ve safiyetinden, bilhassa dinî ve manevî hayatlarının tanzim ve tedvin eden şahsiyetlere olan bağlılık ve hürmetlerinden gelmektedir.Türkleri evvela bu din ve manevî şahsiyetlerinden mahrum bırakmak, buhran anlarında irşâd vazifesini ifa edecek şahsiyet ve mihraklardan nasipsiz kılmak icap eder. Bunun da kestirme yolu dinî ve manevî hayatı temsil eden teşkilat ve şahsiyetleri, milletleri üzerinde etkili kudret olmaktan çıkartmaktır. Halkı da millî ve manevî geleneklerine uymayan dış telkin ve fikirlerle tahrip etmektir.Türkler dış yardımı reddederler, haysiyet duyguları buna manidir. Velev ki, geçici bir zaman için zahiri kuvvet verse de, Türkleri dış yardıma alıştırmalıdır.Maneviyatları sarsıldığı gün kendilerinden şeklen çok kuvvetli, kalabalık ve zâhiren hakim kuvvetler önünde zafere götüren asıl kudretleri sarsılacak ve maddi vasıtaların üstünlüğü ile yıkmak mümkün olacaktır..." (7).

DİPNOTLAR(1) S. Kocabaş, Sorularla Merak Edilen Tarihimiz, Vatan yay., İst., 2000, s. 61(2) M. Mansur, Rum Fetreti, Çamlıhan Mat., İst., (1328) 1912, s. 48(3) Tarih Konuşuyor Dergisi, c.1, s.67-69; Silahlı Kuvvetler Dergisi, sayı: 85, s.96-97. (4) Başbakanlık Arşivi, Nr: 51287, Tarih: 1236 (1821); Şanizâde Ataullah, Şanizâde Tarihi, Ceride-i Havadis Gazetesi Mat., İst., 1299 (1883), C: IV s. 29-30(5) Şanizâde Tarihi?, s.30(6) Yılmaz Öztuna, Türkiye Tarihi, İst., 1964, s.170(7) Prof. Dr. Haydar Baş, Dinî ve Millî Bütünlüğümüze Yönelik Tehditler, İcmal Yayınları, İst., 2000. s.67-68; C. Kutay, "Patrik Grigorius'un Çar I. Aleksandr'a Tavsiyesi", Tarih Konuşuyor Dergisi, c.I., Sayı:1. s.69-70; Silahlı Kuvvetler Dergisi., Sayı:85, s.97-98Yarın: Kin Kapısıne zaman açılacak?
 
Oğuz Köroğlu / diğer yazıları
- Nereden geldiğini unutma ki Nereye gideceğini unutmayasın / 22.01.2012
- İmam Hüseyin'in şehadetine ağlamak / 06.12.2011
- "Ben Kerbelâ şehidiyim" / 05.12.2011
- İmam Hüseyin'in kıyamı ve şehadeti / 04.12.2011
- İmam Hüseyin'in kıyamı ve şehadeti / 02.12.2011
- Türk Milleti'ne açık mektup / 11.06.2011
- Milli Ekonomi Modeli mutlaka meclise girmeli / 10.06.2011
- Prof. Dr. Haydar Baş'ın projeleri iktidar olmalıdır / 09.06.2011
- Baba devlete giden yol: Milli Ekonomi Modeli / 08.06.2011
- Küresel oyunları bozacak tek lider: Prof. Dr. Haydar Baş / 04.06.2011
- Regâib Gecesi ve Üç ayların fazileti / 02.06.2011
- Prof. Dr. Haydar Baş bir kez daha haklı çıktı / 27.05.2011
- Prof. Dr. Haydar Baş: "Avrupa Birliği köleliktir" demişti / 26.05.2011
- Prof. Baş'a göre Müslüman-Türk genci modeli / 25.05.2011
- Prof. Baş: "Bu milleti ayırmaya çalışanlar kalleştir" / 24.05.2011
- İnsanlığa adanmış bir ömür: Prof. Dr. Haydar Baş / 23.05.2011
- Milli Ekonomi Modeli'ni tanıyalım / 29.04.2011
- Tam bağımsızlık için: "Ampulü geç, Kırat'ı seç" / 28.04.2011
- TARİH TEKERRÜRDEN İBARET / 23.04.2011
- BORÇ ALAN BUYRUK DA ALIR / 22.04.2011
- Osmanlı'da devlet içinde devlet! / 21.04.2011
- Osmanlı'yı soyan şapkalı beyler! / 20.04.2011
- Çöküşün ayak sesleri geliyor / 19.04.2011
- Osmanlı'yı Galata bankerleri mi yıktı? / 18.04.2011
- Yönünü arayanlara işte rehber kitap / 16.04.2011
- Osman Gazi'nin oğluna vasiyeti / 04.02.2011
- Millî uyanışımızda en yüce rol Müslüman-Türk kadınının / 27.01.2011
- İmam Ali'den (kv) altın öğütler / 15.12.2010
- Aşura bereketine adım adım / 14.12.2010
- "Men, bende-i Kur'anem..." / 12.12.2010
- Antep'e "Gazilik" şerefi kazandıran destan -1-Türk Milleti esir yaşamaz! / 02.12.2010
- Peygamberin gölgesinde Müslüman-Türkün Medine müdafaası -5- / 10.09.2010
- Peygamberin gölgesinde Müslüman-Türkün Medine müdafaası -4- / 09.09.2010
- Peygamberin gölgesinde Müslüman-Türkün Medine müdafaası -3- / 08.09.2010
- Peygamberin gölgesinde Müslüman-Türkün Medine müdafaası -2- / 07.09.2010
- Peygamberin gölgesinde Müslüman-Türkün Medine müdafaası -1- / 06.09.2010
- "Kendin yanacaksan bile, evladını yakma..." / 13.07.2010
- "Kendin yanacaksan bile, evladını yakma..." / 12.07.2010
- İnsan için devlet modeli -2- / 10.06.2010
- İnsan için devlet modeli -1- / 09.06.2010
- Bizans diriltilince mi' Rum kilisesinin 'Kin Kapısı' ne zaman açılacak, / 08.05.2010
- 189 yıldır açılmayan bir kilise kapısının arkasında yatan gerçek / 07.05.2010
- Ermeni İddialarının Muhatabı, "Bağımsız Mahkemelerdir" / 24.04.2010
- Bayraklı Baba'ya gideniniz var mı? / 26.02.2010
- Tarih sahnesinde kalabilmek için / 24.01.2010
- Kur'an hafızlığının fazileti / 21.11.2009
- Oğuz Kağan'ın duası / 09.10.2009
- Osman Gazi'nin vasiyeti / 30.09.2009
- Türk Milletinin can simidi Prof. Dr. Haydar Baş / 14.09.2009
- Vefalı bir nesil olabilmek / 12.08.2009
- Beratımızı isteyelim / 05.08.2009
- Berat gecesine doğru / 04.08.2009
- Müslüman-Türk kimliği modelimiz / 01.08.2009
- İlahî adalet / 29.07.2009
- Prof. Dr. Haydar Baş'tan gençliğe mesaj / 28.07.2009
- Dünü olmayanın yarını olmaz / 21.07.2009
- Sakın terk-î edepten... / 10.07.2009
- Medenî olmayan medeniyet kuramaz / 03.07.2009
- Milli hissi hakim kılmak / 01.07.2009
- Bozkır'ın goncagülü Ali Tay / 05.06.2009
- Saltuknâme'yi okuyanınız var mı? / 18.05.2009
- Gafleti çok olanın devleti yok olur / 17.05.2009
- Birlik dâvâmız / 15.05.2009
- Çatalca inşallah "Şengül"er / 22.03.2009
- Milli eğitimin amacı / 21.03.2009
- Bugün 18 Mart; dağ, taş şühedâ kokuyor... / 18.03.2009
- Kudadgu Bilig'te 'Devlet Baba' / 15.03.2009
- Birlik dâvâmız / 09.03.2009
- Ahmed er-Rifâî'den hikmetli sözler / 08.03.2009
- Yarın mübarek Mevlid Kandili / 07.03.2009
- Bir annenin kızına öğütleri / 22.01.2009
- Prof. Dr. Haydar Baş'tan müminlere hitâbe / 16.05.2008
- Misyonerlik faaliyetlerinin nihaî hedefi / 15.05.2008
- İçimizdeki hazine Prof. Dr. Haydar Baş / 08.05.2008
- İşe önce kendimizden başlamak / 06.05.2008
- Saltuknâme'yi okuyanınız var mı? / 17.12.2007
- Kazanmak zor, kaybetmek kolaydır / 12.12.2007
- Allah'a tevekkül / 16.10.2007
- İlahî adalet / 22.08.2007
- Eli zincirli, ayağı prangalı milletler..! / 13.08.2007
- Gafleti çok olanın devleti yok olur / 09.08.2007
- Hz. Mevlana'da zikir sırrı / 08.08.2007
- Aziziye kahramanı çiçeği burnunda bir gelin / 05.08.2007
- Ayıkla pirincin beyaz taşını! / 31.07.2007
- Vatana mersiye... / 30.07.2007
- Bâtıl isteyu haktan ayrılmanın bedeli..! / 29.07.2007
- Nemelâzım be abi...! / 27.07.2007
- Kânunî'den mektup var / 26.07.2007
- Hayırlısı olmadı ey milletim, hiç olmadı..! / 25.07.2007
- Kara Fatmalar Haydar Baş'ın safında / 27.05.2007
- Osmanlı'yı Osmanlı yapan sır / 02.04.2007
- Milli Ekonomi Modeli'nin Zaferi / 01.04.2007
- Milli hissi hakim kılmak / 31.03.2007
- Kurbanın olam Şah-ı Resûl / 30.03.2007
- Türk Milleti titre ve kendine gel! / 28.03.2007
- Dünü olmayanın yarını olmaz / 27.03.2007
- Çanakkale'yi geçilmez kılan yüksek ruh / 19.03.2007
- Çağdaş egemenlik mi, çağdaş esaret mi? / 26.02.2007
- BTP Kongresinde Millî Mücadele ruhu canlandı / 19.02.2007
- Sıra Türk topraklarına mı geldi? / 10.02.2007
- Millet "Hızır"ını buldu: "Yetiş ya Haydar Baş" / 09.02.2007
- Kim bu işbirlikçiler? / 07.02.2007
- Türk-İslam medeniyetinde âhîlik / 04.02.2007
- Türk evladının devlet babası: Prof. Dr. Haydar BAŞ / 29.01.2007
- Aşûra gününün faziletleri / 28.01.2007
- Millî birliği koruma zarureti / 22.01.2007
- Milli benliğin millet hayatındaki yeri / 18.01.2007
- Müslüman-Türk Kimliği Modeli şart / 17.01.2007
- Oğuz Kağan'ın Türk Milleti'ne duası / 16.01.2007
- Elimde kalem, önümde şehit toprağı / 18.03.2006
- Akif'in millete hediyesi / 12.03.2006
- Ermeniler Ermenileri öldürdü / 21.06.2005
- Bir bayrak rüzgar bekliyor / 09.01.2005
- Bağımsızlığın can damarı / 07.01.2005
- Alp Er Tunga öldü mü? / 06.01.2005
- Ermeni yalanına tokat gibi cevap / 25.12.2004
- Bâki kalan gökkubbemizde hoş bir sadâ: Buhurîzade Itri / 20.12.2004
- Genç Osman'sın ulusun / 18.12.2004
- Hangi film sergileniyor? / 03.12.2004
- Fener'in suç yaftası / 01.12.2004

Yeni Mesaj arşivinde 'tarihte bugün'

Yeni Mesaj Gazetesi arşivi 2001 yılına kadar eksiksiz içerikle erişime açık olup ayrıca tüm arşivde anahtar kelimelerle arama yapmak da mümkündür.

07.05.2009, 07.05.2008, 07.05.2007, 07.05.2006, 07.05.2005, 07.05.2004, 07.05.2003, 07.05.2002, 07.05.2001, 07.05.2000, 07.05.1999, 07.05.1998, 07.05.1997, 07.05.1996, 07.05.1995, 07.05.1994, 07.05.1993, 07.05.1992, 07.05.1991


logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 425 10 66
Faks: (212) 424 69 77
E-posta: [email protected] [email protected]


WhatsApp haber: (0542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2022

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez.