Cumartesi akşamı canlı olarak yayınlanan Eko Analiz programında Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş 2009 yılının önemli olaylarını değerlendirdi.Ermenistan açılımı, PKK açılımı, Barzani açılımı, Afganistan açılımı, Anayasa açılımı, Kıbrıs açılımı, azınlıklar açılımı, Patrikhane ve Ruhban Okulu açılımı, Obama açılımı, TSK'yı yıpratma açılımı, ekonomiyi bitirme açılımı vs birçok konuda Prof. Dr. Baş yapılan yanlışları ortaya koydu ve çözümlerini ifade etti. Özetle ifade etmek gerekirse, 2009 yılı ülkemiz ve milletimiz üzerinde oynanan senaryoların yoğunlaştığı, Türkiye'nin biraz daha kıskaca alındığı bir yıl oldu.Programda edindiğim izlenimle şu tespitleri yapmak istiyorum:Devlet ve millet olmanın en temel şartlarından biri olan "tehdit algılamaları" maalesef 2009 yılında batılı ülkelerin talimatlarıyla bir bir değiştirildi. Dost düşman, düşman ise dost bilindi; ülkeyi korumakla mükellef olanlar terörist ilan edildi, teröristler ise baş tacı edildi.ABD'nin, AB'nin ve İsrail'in talimatlarıyla, icraattan sorumlu siyasilerimiz sömürge valiliğine, basın ve medya onların taşeronluğuna soyunurken, ülkeyi korumakla görevli olan askerimizin ve emniyetimizin de eli kolu bağlandı, görevler altüst edildi.Devlet kurumlarının sahip oldukları enerjilerini birbirlerine karşı kullanmaları körüklenirken, bu kurumların asli görevlerini yapmaları ise engellendi.Örneğin, askerimiz ve polisimiz terörle mücadelede eskisi kadar rahat değil, yargımız ise maalesef teröristlerin ayağına kadar affetmek için götürüldü. Siyasilerimiz ise hem askerin hem de emniyetimizin yapması gereken her şeye müdahale ederken, asıl yapması gerekenleri tamamen bırakmış durumda.Örneğin, vatandaşlarımız açlık ve yoksulluk içinde, hacizlerle mücadele ediyor, iş bulamıyor, geçinemiyor; üretici maliyetlerden şikayet ediyor, ürününe pazar bulamıyor, işçi, memur, emekli, esnaf hepsi darlık içinde?Siyasi sahada örnek ise sözde soykırım mevzuunu verebiliriz. Soykırım iftiralarını dünya arenasında geri püskürtmek siyasilerin görevidir. Fakat Ermenistan ile imzalanan protokolle bu görev tarihçilere devredilmiştir. Yalnız, problem şu: kurulacak tarih komisyonuna katılacak bütün ülkeler soykırımı parlamentolarında kabul etmiş ülkeler. Türkiye'den komisyona katılacak olanlar da büyük ihtimalle soykırımı özde kabul edenlerden seçilecek. Her adımını ABD ve AB'nin talimatıyla atan bir siyasetten başka ne beklenebilir?Böylelikle soykırımı kabul etme gibi zor ve sıkıntılı bir iş, milletin oyuna muhtaç siyasilerden alınmış, atanan tarihçilere devredilmiş oluyor. Yapılan siyasi yanlışlarla devletine ve milletine bağlı güneydoğulu vatandaşlarımız PKK'nın ve siyasi taraftarlarının kucağına itildi.Dış ilişkilerde milli menfaatlerimiz tamamen devre dışı bırakıldı, ABD'nin, AB'nin, İsrail'in ve onların bizim coğrafyamızdaki beslemelerinin çıkarları önde tutuldu.2009 azınlıkların hak üstüne hak aldığı, bu ülkenin gerçek sahiplerinin ise sürüm sürüm süründüğü bir yıl oldu. Azınlıklar, çıkartılan vakıflar yasası ile ülkemizin en güzel yerlerinden gayrı menkul toparlarken, bu ülkenin asli vatandaşları borçlar sebebiyle ellerindeki gayrı menkulleri bir bir satmak durumunda bırakıldı.Prof. Dr. Haydar Baş programda açıkça ifade etti, "Bu mantık devam ederse 2010 yılı çok daha kötü olacak"Vatandaşlarımız daha çok mağdur olacak, ekonomimiz daha kötü olacak, kurumlarımız daha fazla karşı karşıya gelecek, bölünme daha fazla hızlanacak, topraklarımız daha fazla yabancıların ve azınlıkların eline geçecek, sokaklardaki terör daha da artacak?Bütün bunlar yanlışta hala ısrar edersek olacak, ama Prof. Dr. Haydar Baş "Çözüm bizde, bütün dünya bizim görüşlerimizden istifade ediyor, Milli Ekonomi Modeli'nin (MEM) projelerini uyguluyor, artık Türkiye de istifade etmeli" diyor; çıkış yolunu da gösteriyor.Türk milletinin çözümü fark edebilmesi için Prof. Dr. Haydar Baş daha ne yapmalı, 80'i aşkın ülke MEM dedi daha kaç ülke demeli, 6 uluslar arası kongrede 400'ü aşkın bilim adamı Sayın Baş'ı ayakta alkışladı daha kaç kongre yapılmalı kaç bilim adamı alkışlamalı; Türkiye daha ne kadar batmalı, hacizler daha ne kadar artmalı, ülkemiz daha ne kadar işgal edilmeli, Türk milleti kendi topraklarında daha ne kadar yabancılaşmalı, ülkemiz daha ne kadar bölünmeli, ülkemiz daha ne kadar karışmalı?Çözümü fark etmeden geçen her anın aleyhimize işlediğini asla unutmayalım.
Murat Çabas / diğer yazıları
- Trump’tan İran'la anlaşma bahanesiyle Abraham Anlaşması dayatması! / 26.05.2026
- Yaşlanan Türkiye, eriyen gelecek / 25.05.2026
- "Mutlak butlan" kararı ve demokrasinin geleceği / 24.05.2026
- Dolar imparatorluğundan “milli paralar” eksenli çok kutupluluğa / 23.05.2026
- Bir ömrün nihayetinde mahcubiyet ve sessizlik / 22.05.2026
- Siyasetin yaşlı prangaları ve 38 yaşındaki devrim / 21.05.2026
- Sorun anayasa değil, anayasanın uygulanmaması / 20.05.2026
- 19 Mayıs ruhu bize çaresizliği değil, çare üretmeyi emreder / 19.05.2026
- Trump’ın Çin ziyareti ve küresel güç savaşının perde arkası / 18.05.2026
- BAE üzerinden kurulan İsrail tuzağı / 17.05.2026
- Yaşlanan Türkiye, eriyen gelecek / 25.05.2026
- "Mutlak butlan" kararı ve demokrasinin geleceği / 24.05.2026
- Dolar imparatorluğundan “milli paralar” eksenli çok kutupluluğa / 23.05.2026
- Bir ömrün nihayetinde mahcubiyet ve sessizlik / 22.05.2026
- Siyasetin yaşlı prangaları ve 38 yaşındaki devrim / 21.05.2026
- Sorun anayasa değil, anayasanın uygulanmaması / 20.05.2026
- 19 Mayıs ruhu bize çaresizliği değil, çare üretmeyi emreder / 19.05.2026
- Trump’ın Çin ziyareti ve küresel güç savaşının perde arkası / 18.05.2026
- BAE üzerinden kurulan İsrail tuzağı / 17.05.2026

























































