2.5 milyon konutun elektriği jeotermalden
Dünyada enerjinin jeopolitiği yeniden şekilleniyor. Yenilenebilir enerji, ülkelerin enerji üretiminde gün geçtikçe daha fazla paya ulaşıyor. 2018'de Türkiye'deki jeotermal santralleri 7.6 milyar kilovatsaat elektrik üreterek toplam elektrik tüketimimizin yüzde 2.5 ini karşıladı





Uzmanlara göre, Türkiye'nin enerji sektöründeki dışa bağımlılığını azaltmanın yolu temiz enerjiden geçiyor. Dünyanın en büyük jeotermal rezervine sahip ülkeleri arasında yer alan Türkiye'de ise jeotermal enerjiye ilişkin yanlış ve eksik bilgilendirme ile bazı yanlış uygulamalar nedeniyle çok önemli fırsatlar kaçırılıyor. 'Yer altındaki güneş' olarak da ifade edilen temiz enerji kaynağı jeotermal konusunda önemli araştırmalara imza atan Nevada Üniversitesi Makine Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yunus Çengel, "Doğru bir şekilde kullanılan jeotermal enerji, çevreye ve halk sağlığına zarar vermeyen en temiz ve güvenilir enerji türlerinden biri. Kulaktan dolma edinilen ve doğruluğu araştırılmayan bilgiler yalnızca ülkemize zarar verir. Bu nedenle jeotermal enerji hakkında doğru bilgi edinmek önemli" dedi.
Potansiyel verimli kullanılmalı
Türkiye'de özellikle jeotermal kaynakların yüzde 78'inin bulunduğu Ege Bölgesi'nde potansiyelin verimli kullanılması gerektiğinin altını çizen Prof. Dr. Çengel, fosil yakıtlardan enerji üretiminin, soluduğumuz havadan, iklim değişikliğine kadar pek çok olumsuz faktöre yol açtığına vurgu yaptı.
İşte Thermodynamics: An Engineering Approach (Termodinamik: Mühendislik Yaklaşımıyla), Heat And Mass Transfer (Isı ve Kütle Transferi), Fundamentals and Applications of Renewable Energy (Yenilenebilir Enerjinin Temelleri ve Uygulamaları) gibi dünya genelinde üniversitelerin mühendislik fakültelerinde okutulan çok sayıda ders kitabının yazarı olan Prof. Dr. Yunus Çengel'in jeotermal enerjiye ilişkin açıklamalarından satır başları:
• Dünyanın enerji ihtiyacı büyük ölçekte kömür, petrol ve doğalgazdan oluşan, bitince yerine yenisi gelmeyecek olan ve kullanıldıkça çevre kirliliğini artıran fosil yakıtlarından karşılanıyor. Uluslararası Enerji Ajansı'na (IEA) göre, 2017'de dünyada toplam elektrik üretiminin yüzde 56'sı (yüzde 27 kömür + yüzde 2 petrol + yüzde 27 doğalgaz) fosil yakıtlardan üretildi.
• Türkiye zengin yenilenebilir enerji kaynaklarına rağmen enerji ihtiyacının yüzde 75'ini dışarıdan karşılayan ve enerjide büyük çapta dışa bağımlı olan bir ülke. Ne yazık ki Türkiye ithal ettiği enerji için 2016'da 27 milyar dolar, 2017'de 37 milyar dolar ve 2018'de 43 milyar dolar ödedi. Jeotermal enerji, elektrik üretimine yaptığı katkı ile bu miktarın azaltılmasına yardımcı oluyor.
• 2018 yılında ülkemizdeki jeotermal güç santralleri 7.6 milyar kilovatsaat elektrik üreterek toplam elektrik tüketimimizin yüzde 2.5 ini karşıladı. Bu miktar, ülkemizde 2.5 milyon konutun yıllık elektrik tüketimine karşılık geliyor.
Jeotermal tarımı destekler
• Özellikle Aydın Bölgesi'ndeki jeotermal rezervlerinin, incir ve zeytin gibi doğal bir zenginlik olarak görülmesi gerekiyor. Kamuoyundaki bilgi kirliliğinin aksine resmi veriler jeotermal enerjinin incir ve zeytin üzerinde olumsuz bir etkisinin olmadığını ortaya koyuyor. Aydın Ticaret Borsası 2017 raporunda belirtildiği gibi 2010'da 255 bin ton (ağaç başına 27 kg) olan incir üretimi, 2017'de 306 bin ton oldu (ağaç başına 31 kg) olarak gerçekleşti. Kuru incir üretimi de aynı dönemde 59 bin tondan 78 bin tona çıktı. Seracılık gibi jeotermal enerjinin sağladığı destek uygulamalar bölgedeki tarımı da eş zamanlı geliştirmeye yardımcı oluyor.
• Jeotermal enerjiye de karşı çıkmak yerine yanlış yapılan bir uygulama varsa tespit edilmeli ve giderilmesi için çaba gösterilmeli. Çevre konusunda dünyanın en hassas ve bilinçli yeri olan ABD'nin Kaliforniya eyaleti dahil, dünyanın hiçbir yerinde jeotermal enerjiye karşı çıkılmıyor. Aksine, jeotermal enerji doğal zenginlik olarak görülür.
M. YASİN ERKOL / DETAY HABER













































































