logo
28 EYLÜL 2026

3. Halife döneminde Hz. Aişe’nin durumu

Hz Aişe, Osman’ın ve Ümeyyeoğulları’nın icraatlarına şiddetle karşı çıkmaktaydı. Mesudi, İbn-i Cevzi, İbn Cerir, İbn Asakir, İbn Esir gibi tanınmış tarihçi ve âlimlerin bildirdiğine göre Hz. Aişe, Osman hakkında şöyle diyordu

23.02.2023 21:33:00
 
3. Halife döneminde Hz. Aişe’nin durumu
3. Halife döneminde Hz. Aişe’nin durumu
Hz Aişe, Osman'ın ve Ümeyyeoğulları'nın icraatlarına şiddetle karşı çıkmaktaydı. Mesudi, İbn-i Cevzi, İbn Cerir, İbn Asakir, İbn Esir gibi tanınmış tarihçi ve âlimlerin bildirdiğine göre Hz. Aişe, Osman hakkında şöyle diyordu:

"Öldürün bu Nasel'i (Nasel: İhtiyar ahmak)... Allah, onu öldürsün. Şüphesiz o kâfir olmuştur."

İbn-i Ebi'l-Hadid bu konuda şöyle yazıyor: "Aişe, Osman'a karşı en şiddetli olan kimseydi. Hatta Resulüllah'ın elbiselerinden birini çıkarıp, evine asmış, gelenlere şöyle diyordu:

"Bu Hz. Resulüllah'ın elbisesidir. Hâlâ eskimemiş ama Osman O'nun sünnetini eskitti."

Yine İbn Ebi'l Hadid'in yazdığına göre; Mekke'de, Osman'ın ölüm haberini duyan Hz. Aişe şöyle dedi:

"Yaptıklarından dolayı Allah onu rahmetinden uzak kılsın. Allah-u Teala kullarına zulmedici değildir. (Yani Allah onu amelin-den dolayı cezalandırmıştır)."

Hz. Osman'ın hilafeti boyunca bu şekilde bir tavır sergileyen Hz. Aişe, Hz. Osman şehit edildikten ve Hz. Ali halifeliğe seçildikten sonra aniden tavır değiştirmiş ve şöyle demeye başlamıştır:

"Osman mazlum olarak öldürüldü. Vallahi onun kanını talep edeceğim, benimle kıyam edin!"

"Osman'ın ölüm haberini alan Hz. Aişe'ye getiren şahıs bile kendisine şöyle dedi:
"Sen sözünü değiştiren ilk kişisin. Düne kadar diyordun ki, 'Bu Nasel öldürülmelidir. Çünkü o Allah'ın dinine karşı gelmiştir.' Fakat şimdi onun mazlumca öldürüldüğünü söylüyorsun."

Hz. Aişe o şahsa şöyle dedi: "Onlar tövbe ettikten sonra halifeyi öldürdüler. Ve benim ikinci sözüm birinci sözümden daha doğrudur."

Sonra Hz. Aişe, Mekke'ye döndü, mescitte kendine bir yer hazırlattı, etrafına bir perde çektirdi. Ve halka şöyle demeye başladı: "Osman günahsız ve masum idi. Ben onu öldürenlerden intikamını alacağım."

Bilindiği gibi Hz. Aişe böyle dedikten sonra ordu toplayarak Basra'ya hareket etmiş ve Cemel Savaşı vukû bulmuştur. Bu konuyu sonraki bölümlerde ayrıntılı olarak ele alacağız. İbni Ebi'l-Ha- did, Ebi Mihnef Lut. b. Yahya Ezdi'nin Tarih'inden şöyle rivayet ediyor:

Ümmü'l Mü'minin Hz. Ümmü Seleme, bu çelişkili davranışı karşısında Hz. Aişe'ye şöyle demiştir:

"Daha düne kadar Osman'a sövüyordun. O'nu kınıyordun. Ona Nasel diyordun. Şimdi onun kanını bahane ederek Ali'nin karşısında kıyam mı ediyorsun?"

Hz. Ali'nin, Osman karşısındaki tavrı

Hz. Ali, halife Osman dönemini şöyle anlatır:

"Derken kavmin üçüncüsü (Osman) kalktı. Hem de bir halde kalktı ki iki yanı da yelle dolmuştu. İşi, gücü yediğini çıkaracak yerle, yiyeceği yer arasında gidip gelmekti.

Onunla beraber babasının oğulları da (Emeviler) işe giriştiler. Allah'ın malını, ilkbaharda devenin otları, çayır çimeni yiyip sömürmesi gibi yediler, sömürdüler. Sonunda onun da ipi çözüldü. Hareketi, tezce yaralanıp öldürülmesine sebep oldu. Karnının dolgunluğu onu bu hale getirdi."

Hz. Ali, Hz. Osman'ın ve Ümeyyeoğulları'nın icraatlarına tamamen karşıydı. Halifeyi bu gidişin kötüye varabilecek sonuçlarına karşı devamlı surette uyarmaktaydı.

Ancak Hz. Osman'ın öldürülmesine de asla razı olmamış son anlarına kadar Hz. Hasan ve Hüseyin'i halifeyi korumaları için evin kapısına dikmiştir. İsyancı gruplarla görüşerek Hz. Osman'la aralarını bulmaya gayret etmiş; ancak takdir-i ilahinin önüne geçilememiştir.

Hz. Osman'ın muhasara edilmesi ve öldürülmesi

Kûfe, Basra, Mısır v.s bölgelerden gelen gruplar halifeyi yanlış icraatlarından men etmek maksadıyla Medine'de toplandılar.

Belazuri, Ensabü'l-Eşraf'da şöyle yazıyor: "H. 34 yılında halifenin yönetimine muhalif olan şahıslar üç şehirden yani Kûfe, Basra ve Mısır'dan gelerek Mescidü'l-Haram'da toplandılar. Ve Osman'ın amelleri hakkında konuştular. Sonunda onlar şöyle bir karar aldılar:

Bu toplantıda bulunan kimseler, halifenin kötü amellerinin şahidi unvanıyla şehirlerine dönüp kendileriyle hemfikir olan kişilerle bu konuda konuşarak gelecek yıl aynı yerde tekrar toplanacak ve halife hakkında bir karar alacaklardır. Buna göre eğer halife kötü amellerinden vazgeçerse serbest bırakılacak, aksi taktirde hilafetten indirilecektir."

Bu olayın üzerinden bir yıl geçince yani H. 35 yılında Mâlik Eşter Kûfe'de oluşturulan bin kişilik bir topluluğun başında, Hakem İbn-i Cebel Basralı yüz elli kişiden oluşan bir grubun başında; Kenane İbn-i Büşra-i Sekuni, Amr ve Budeyl-i Huzai'de dört yüzü aşkın bir toplulukla beraber Medine'ye girdiler.

Bu sırada halifeye muhalif olan Muhacir ve Ensar'ın oluşturduğu kalabalık bir grup da bu topluluk ile birleşti.

Mesudi ise şöyle yazıyor:

"Abdullah İbn Mesud, Ammar b. Yasir ve Muhammed b. Ebu Bekir halife tarafından sevilmiyorlardı. Bu yüzden Ben-i Zuher kabilesi Abdullah'ın, Ben-i Mahzum kabilesi Ammar'ın ve Teym kabilesi de Muhammed b. Ebu Bekir'in taraftarlığı ile ayaklandı ve diğer kabilelerde onlarla birleşti.

Sonra bu grup halifenin evini muhasara altına aldı. Mısırlı heyet ise halifeye şu mektubu gönderdi:

"Allah hiçbir kavmin durumunu eğer o kavim kendisini değiştirmezse yenilemez. Allah'ı ve Allah'ın ahiretini unutma. Allah şahit olsun ki biz öfkeliyiz. Ve biz ancak Allah için hoşnut olur ve Allah için öfkeleniriz. Sen bu amellerinden vazgeçip, tevbe edene kadar bizler asla kılıçlarımızı kınına koymayacağız. Bu bizim sözümüz ve işimizdir."

Halife, evi muhasara edildikten sonra bu ayaklanmanın ciddiyetini daha iyi anladı. Muğire b. Şube ve Amr b. As'ı muhasaracılarla konuşmaları için dışarı yolladı.

Ancak bu görüşü de isabetsizdi. Çünkü bu kişiler halk arasında hiç iyi şöhret yapmamış kimselerdi. Halk bu iki şahsi görünce daha da öfkelendi.

Mugire'ye, "Ey fasık! Ey facir defol" diye bağırıyorlardı, Amr b. As'a ise güvenilir bir insan olmadığını söylüyorlardı. Bunun üzerine İbn-i Ömer'in telkinleriyle, Hz. Osman bu ayaklanmayı durdurabilecek tek kişinin Hz. Ali olduğunu anladı.

Halife, Hz. Ali'den halkla arasını bulmasını rica etti. Ancak Hz. Ali bunu bir şartla kabul etti. Buna göre halife İmam'ın kefil olduğu her şeyle amel edecekti.

Hz. Ali ise halifenin, Allah'ın Kitabı ve Peygamberinin sünnetiyle amel edeceğine kefil oldu. İsyancılar Hz. Ali'nin hatırı için onun kefilliğini kabul ettiler. Ve şu anlaşma imzalandı:

"Bu mektubu Allah'ın kulu Osman, ona itiraz eden kimselere yazmıştır. Halife bundan sonra Allah'ın Kitabı ve Peygamber'in sünnetine göre amel edecektir. O mahrumlara ihsanda bulunacak, korkanlara emniyet sağlayacak, sürgündekileri vatanına döndürecek ve İslâm ordusunu düşman topraklarında durdurmayacaktır. Ali b. Ebi Tâlib, mümin ve Müslümanların hâmisidir. Ve Osman bu anlaşmaya uymalıdır."

Bu belgeyi, Zübeyr, Talha, Sa'd b. Ebi Vakkas, Abdullah b. Ömer, Zeyd b. Sabit, Sehl b. Hanif, Ebu Eyyub gibi kimseler şahit unvanıyla imzalamışlardır.

Bu mektup H. 35 yılında Zilkade ayında yazılmıştır. Ve orada bulunan herkes bu mektubun aynısını yazıp şehirlerine götürmüşlerdi Bu olay sonunda halifenin evinden muhasara tamamiyle kaldırıldı. Ve giriş çıkış serbest bırakıldı."

Ayaklanmanın bastırılmasından sonra Hz. Ali halife ile bir kez daha konuştu ve şöyle dedi: "Halkla konuşmalı ve onları inandırmalısın. İnkılap dalgaları tüm İslâm ülkelerini kaplamıştır. Bu yüzden halkın tekrar sana karşı ayaklanması ve senin de tekrar benden yardım istemen mümkündür."

Halife çıkıp halkla konuştu ve kötü işlerinden dolayı pişman olduğunu beyan etti.

Daha önceki bölümlerde de ifade ettiğimiz gibi heyet Mısır'a gitmek üzere Medine'den çıkmıştı ki, Mısır'a giden bir köleyle karşılaştılar.

Köle, Mısır Valisi'ne mektup gönderdiğini söylüyordu. Heyet köle ve mektupla Medine'ye geri döndü. Mektupta heyettekilerin öldürülmesi yazıyordu ve halifenin mührünü taşıyordu.

Bunun üzerine işler yeniden kızıştı. Mektubu Mervan b. Hakem yazmıştı. Halifenin mührü de Ümeyyeoğulları'ndan Hemran b. Eban'ın elindeydi. Bu şahıs Basra'ya gidince mühür Mervan'ın eline geçmişti.

Bu olay üzerine Mısırlılar tekrar halifenin evini muhasara altına aldılar. Halifeyle yaptıkları mülakatta, Hz. Osman bu mektuptan haberi olmadığını söyledi.

Heyetin başkanı ona şu cevabı verdi: "Eğer bu mektup senden habersizce yazılmışsa senin hilafet ve Müslümanların rehberliği makamına liyakatin yok demektir. O halde hemen hilafetten çekil."

Hz. Osman ise şöyle dedi: "Allah'ın bana giydirdiği elbiseyi üzerimden çıkarmam!"

Ümeyyeoğulları ise bu durumdan kendilerini değil, Hz. Ali'yi sorumlu tutuyorlardı.

Mektubu yazan Mervan olduğu için, Mısırlılar halifeden Mervan'ı kendilerine teslim etmesini istiyorlardı. Ancak halife bunu kabul etmedi. Abluka gittikçe daralıyor, eve su girişine bile izin verilmiyordu.

Ancak Hz. Ali, Haşimoğulları'ndan birkaç kişi vasıtasıyla zorla içeri su gönderdi.

Hz. Osman'ın Muaviye'ye mektubu

Halife, kuşatma altında bulunduğu sırada Muaviye'ye mektup yazdı ve yardım istedi.

Fakat Muaviye, Hz. Peygamberin ashabına muhalefet edemeyeceğini söyledi. Hz. Osman başka kişilerden de yardım istedi. Ancak onlardan bir kısmı Medine'ye geldiğinde halife çoktan öldürülmüştü.

Hz Ali, daha sonraları Muaviye'ye yazdığı bir mektupta, onun Hz. Osman'la ilgili davranışlarını şöyle anlatıyor:

"Hangimiz Osman'a daha düşmanız ve onun öldürülmesine sebep olduk? Kendisinden yardım istediği halde gevşek davranıp kaderi gelinceye kadar eceli ona saçan kim?

"... Yardımın sana faydası varken Osman'a yardım ettin, yardımın ona faydası varken onu yardımsız bıraktın..."

Muhasaracılar halifeyi öldürmek kararında değillerdi. Halifenin yiyecek ve suyunu kesmek suretiyle kendilerine teslim olmasını istiyorlardı.

Ancak Mervan b. Hakem yanlış hareketleriyle olayların seyrini değiştirdi Mervan, Hz. Osman'ı isyancılara sövmeye teşvik ettiğinde İmam Ali kızgın bir şekilde Osman'a şöyle dedi:

"Sen, Mervan'dan memnun musun? Oysa onu memnun eden tek şey, seni dininden ve aklından saptırmaktır. Onun istediği serkeş bir deve gibi amaçsızca sürüklemektedir. Allah'a yemin ederim ki, Mervan dini ve nefsi itibariyle dikkate değer, olumlu ve hayırlı bir görüşe sahip değildir."

Hz. Ali, dediklerinde son derece haklıydı. Mervan, elinde kılıç çatışmaya girişip, ayaklananlardan Urve-i Leysi'yi öldürdü. Oradakiler de halifenin evine saldırdılar. Bu saldırı neticesi, Ümeyyeoğulları arkalarına bakmadan oradan kaçtılar.

Halifenin ölümü Kenane b. Bişr-i Tecibi, Sevdan b. Himran, Amr b. Hemik, Umeyr b. Sabi'nin elinden oldu. Kendini Hz. Osman'ın üzerine atan hanımı Naile'nin parmakları kesildi.

Hz. Ali'nin tavrı

Hz. Osman muhasara altında olduğu dönemde; Hz. Ali, oğulları Hasan ve Hüseyin'i, halifenin kapısına nöbetçi olarak dikmişti. Ayrıca İbn-i Talha, Abdullah İbn Zübeyr, Abdullah b. Ömer de yanlarındaydı.

Hz. Osman'ın şehadet haberi Ashab-ı Kiram'a ulaştırıldığında herkes mescitteydi.

Hz. Ali kendi oğullarına ve kardeşlerinin oğullarına şöyle dedi: "Siz kapıda beklerken Osman nasıl öldürüldü?"

Sonra Hz. Hasan'a tokat attı. Ancak Hasan zaten yaralanmıştı. Ardından Hz. Hüseyin'in göğsüne bir darbe vurdu. İbn Zübeyr ve İbn-i Talha'yı da azarladı.

"Kahrolasıcalar!" dedi. Ve "Allah'ım Ben, onun kanından beriyim. Ne onu öldürdüm, ne de öldürülmesine meylettim" diye niyaz etti.

Hz. Osman'ın öldürülmesiyle ilgili Nehcü'l-Belağa'da şu ifadeler yer almaktadır:

"Bu işi emretmiş olsaydım, katil olurdum. Engellemiş olsaydım ona yardım eden olurdum.

Bununla birlikte onu yardım eden, 'Kendisinden daha hayırlı olduğum kimse onu yardımsız bıraktı' diyemez.

Onu yardımsız bırakan da, 'Benden daha hayırlı kimse ona yardım etmiştir' diyemez.

Size onun durumunu özetleyeyim. Eline yetki geçti ve kötü icraatta bulundu. Siz de kaygılandınız ancak kötü tepki verdiniz. Ortaya icraat koyan hakkında da, kötü tepki veren hakkında da Allah'ın bir hükmü vardır."

Tarihçilerin ifadesine göre Hz. Osman Hicret'in 35. yılında Zilhicce ayında şehit edildi.

Onun öldürülmesi ile Hz. Ali'ye biat edilmesinin arasında dört-beş gün gibi bir süre vardır. Bu süre tam bir kargaşa dönemidir." (Prof. Dr. Haydar Baş İmam Ali eserinden)

Adıyaman'da DEAŞ operasyonu: 5 gözaltı

Adıyaman'da DEAŞ terör örgütüne yönelik düzenlenen operasyonda yabancı uyruklu 5 şüpheli gözaltına alındı

28.09.2026 14:27:00
İhlas Haber Ajansı
 
Adıyaman'da DEAŞ operasyonu: 5 gözaltı
Adıyaman'da DEAŞ operasyonu: 5 gözaltı
Adıyaman'da DEAŞ terör örgütüne yönelik düzenlenen operasyonda yabancı uyruklu 5 şüpheli gözaltına alındı.

Adıyaman Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde yürütülen soruşturma çerçevesinde, İl Jandarma Komutanlığı Terörle Mücadele ekiplerince DEAŞ'a yönelik operasyon gerçekleştirildi.



Jandarma ekipleri tarafından yürütülen çalışmalar kapsamında yabancı uyruklu R.K.Q.B., W.K.Q.B., R.H.K.B., N.T.H.M. ve N.T.G. isimli şahısların adresleri tespit edildi.

Belirlenen adreslere Özel Harekat Timlerinin de katılımıyla eş zamanlı operasyon düzenlendi. Operasyonda 5 şüpheli yakalanarak gözaltına alındı.

Şüpheliler, sağlık kontrollerinin ardından işlemleri yapılmak üzere İl Jandarma Komutanlığına götürüldü.

Olayla ilgili soruşturma sürüyor.

TBMM Genel Kurulu, 51 günlük aranın ardından yasama çalışmalarına 1 Ekim'de başlayacak

TBMM Genel Kurulu, 51 günlük aranın ardından yasama çalışmalarına 1 Ekim'de başlayacak

28.09.2026 13:35:00
AA
 
TBMM Genel Kurulu, 51 günlük aranın ardından yasama çalışmalarına 1 Ekim'de başlayacak
TBMM Genel Kurulu, 51 günlük aranın ardından yasama çalışmalarına 1 Ekim'de başlayacak
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş'un katılımıyla, 28. Dönem 5. Yasama Yılı açılışı dolayısıyla ilk olarak Meclis'teki Atatürk Anıtı'na saat 13.00'te çelenk konulacak, saygı duruşunda bulunulacak ve İstiklal Marşı okunacak.

Anıttaki törenin ardından TBMM Genel Kurulu, TBMM Başkanı Kurtulmuş başkanlığında saat 14.00'te açılacak.

Kurtulmuş, yapacağı sunuş konuşması sonrasında Genel Kurul'a Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı takdim edecek, ardından İstiklal Marşı okunacak. Daha sonra Cumhurbaşkanı Erdoğan, Genel Kurul'a hitap edecek.

Meclis başkanlarının yasama yılı açılışı dolayısıyla geleneksel olarak verdiği resepsiyon, Kurtulmuş'un ev sahipliğinde TBMM Tören Salonu'nda saat 18.30'da gerçekleştirilecek.

Yasama yılının açılışında devlet protokolü ile davetiye gönderilen izleyiciler dışında TBMM'ye ziyaretçi kabul edilmeyecek.

Genel Kurul, yeni yasama yılının ilk mesaisini 6 Ekim'de yapacak.

Anayasa Mahkemesi (AYM), Yeni Parti'nin isim ve rumuzunun Siyasi Partiler Kanunu'na aykırı olduğu iddiasıyla hükümsüzlüğüne ve siyasi partiler sicilinden terkinine ilişkin talebi yarın görüşecek

Anayasa Mahkemesi (AYM), Yeni Parti'nin isim ve rumuzunun Siyasi Partiler Kanunu'na aykırı olduğu iddiasıyla hükümsüzlüğüne ve siyasi partiler sicilinden terkinine ilişkin talebi yarın görüşecek. Yenilik Partisi'nin isim benzerliği itirazıyla başlayan süreçte Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı daha önce Yeni Parti'ye isim değişikliği yönünde tebligat göndermişti

28.09.2026 13:30:00
Haber Merkezi
 
 Anayasa Mahkemesi (AYM), Yeni Parti'nin isim ve rumuzunun Siyasi Partiler Kanunu'na aykırı olduğu iddiasıyla hükümsüzlüğüne ve siyasi partiler sicilinden terkinine ilişkin talebi yarın görüşecek
 Anayasa Mahkemesi (AYM), Yeni Parti'nin isim ve rumuzunun Siyasi Partiler Kanunu'na aykırı olduğu iddiasıyla hükümsüzlüğüne ve siyasi partiler sicilinden terkinine ilişkin talebi yarın görüşecek
Anayasa Mahkemesi (AYM), Yeni Parti'nin isim ve rumuzunun Siyasi Partiler Kanunu'na aykırı olduğu iddiasıyla hükümsüzlüğüne ve siyasi partiler sicilinden terkinine ilişkin talebi yarın görüşecek. Yenilik Partisi'nin isim benzerliği itirazıyla başlayan süreçte Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı daha önce Yeni Parti'ye isim değişikliği yönünde tebligat göndermişti.

AYM'nin 24 Eylül'de yayımladığı 29 Eylül Genel Kurul gündeminin ilk sırasında, E.2026/9 (Değişik İşler) numaralı dosya yer aldı. Gündemde dosyanın konusu, "Yeni Parti'nin isim ve rumuzunun 2820 sayılı Siyasi Partiler Kanunu'nun 96. maddesine aykırılığı ileri sürülerek anılan Kanun'un 104. maddesi gereğince hükümsüzlüğüne ve siyasi partiler sicilinden terkinine karar verilmesi talebi" olarak belirtildi.

Süreç, Yenilik Partisi'nin itirazıyla başladı
Öztürk Yılmaz'ın genel başkanlığını yaptığı Yenilik Partisi, "Yeni Parti" adının kendi parti adıyla karıştırılabileceğini savunarak Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'na başvurdu. Yılmaz, "Yeni" ve "Yenilik" ifadelerinin seçmen açısından karışıklığa yol açabileceğini ve Yeni Parti isminde ayırt edici bir ek bulunmadığını ileri sürdü.

Başvurunun ardından Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, 14 Eylül'de Yeni Parti'ye isim değişikliği talebi içeren bir tebligat gönderdi. Yeni Parti Grup Başkanvekili Murat Emir ise parti adının belirlenmesinde mevcut içtihatların dikkate alındığını belirterek isim benzerliği iddiasına karşı çıktı.

İki seçenek konuşuluyor
Yeni Parti yetkilileri isim benzerliği olmadığını belirtmiş, "Buna rağmen aksi yönde bir karar çıkarsa küçük bir değişiklikle yola devam ederiz" mesajını vermişti.

Kulislerde "Halkın Yeni Partisi" ve "Değişim Partisi" gündeme gelen seçenekler arasında yer alıyor.

Yeni Parti’nin hafta sonu düzenlenen ilçe başkanlıkları ön seçimleri kapsamında, Ankara’da sandık başına giden üyelerin oylarıyla 13 ilçe başkanı belli oldu

Yeni Parti’nin hafta sonu düzenlenen ilçe başkanlıkları ön seçimleri kapsamında, Ankara’da sandık başına giden üyelerin oylarıyla 13 ilçe başkanı belli oldu

28.09.2026 13:00:00
Haber Merkezi
 
 Yeni Parti’nin hafta sonu düzenlenen ilçe başkanlıkları ön seçimleri kapsamında, Ankara’da sandık başına giden üyelerin oylarıyla 13 ilçe başkanı belli oldu
 Yeni Parti’nin hafta sonu düzenlenen ilçe başkanlıkları ön seçimleri kapsamında, Ankara’da sandık başına giden üyelerin oylarıyla 13 ilçe başkanı belli oldu
Yeni Parti'nin hafta sonu düzenlenen ilçe başkanlıkları ön seçimleri kapsamında, Ankara'da sandık başına giden üyelerin oylarıyla 13 ilçe başkanı belli oldu.

Yeni Parti'nin ilçe ön seçimleri 26-27 Eylül tarihlerinde, Türkiye genelinde kurulan sandıklarla gerçekleştirildi. 26 Ağustos tarihine kadar partiye üye olan tüm üyelerin oy kullanabildiği seçimlerde, Ankara'da da 13 ilçede sandık kuruldu. Ön seçim sonuçlarına göre Ankara'nın 13 ilçe başkanı şöyle:

Akyurt - Yalçın İpek

Altındağ - Gökhan Urun

Ayaş - Fatih Öztürk

Çankaya - Ercan Başal

Elmadağ - Mehmet Kurusakız

Etimesgut - Özgür Şahbaz

Gölbaşı - Nazım Sağlam

Keçiören - Görkem Cevahir Yıldırım

Mamak - Şeref Demirbaş

Nallıhan - Mustafa Sarıkaya

Pursaklar - Hüseyin Benek

Sincan - Önder Ağdede

Yenimahalle - Halil Alankuş

Gaziantep’teki kazada ölen 7 kişinin kimlikleri belli oldu

Gaziantep-Nurdağı kara yolunda yolcu otobüsü ile otomobilin kafa kafaya çarpıştığı feci kazada hayatını kaybeden 2'si çocuk 7 kişinin kimlikleri belirlendi. Otomobilde bulunan ve aynı aileden olan kurbanların cenazeleri otopsi işlemlerinin ardından Hatay'a gönderilirken, hastaneye kaldırılan 16 yaralıdan birinin durumunun ciddiyetini koruduğu açıklandı

28.09.2026 11:40:00 / Güncelleme: 28.09.2026 11:43:58
Haber Merkezi
 
Gaziantep’teki kazada ölen 7 kişinin kimlikleri belli oldu
Gaziantep’teki kazada ölen 7 kişinin kimlikleri belli oldu
Gaziantep'in Şehitkamil ilçesi kırsal Acaroba Mahallesi yakınlarında dün akşam saat 18.06'da meydana gelen, 34 HBS 100 plakalı yolcu otobüsü ile 31 AHB 98 plakalı otomobilin çarpıştığı feci kazanın bilançosu netleşti.

Hatalı sollama sonucu kontrolden çıkan otomobilin şerit ihlali yaparak otobüsün önüne kırılmasıyla gerçekleşen kazada, adli tıp kurumundaki kimlik tespit çalışmaları tamamlandı.

Aynı aileden 7 can yok oldu

Yapılan incelemelerin ardından otomobilde can veren sürücü ve yolcuların tamamının Hatay nüfusuna kayıtlı akrabalar olduğu belirlendi. Feci kazada hayatını kaybeden vatandaşların isimleri şu şekilde açıklandı:

• Gülistan Özdemir (46)

• Nisanur Özdemir (23)

• Zeynep Alin Özdemir (6 - Çocuk)

• Senem Gökşen (44)

• Atakan Gökşen (1 - Bebek)

• Fatma Balık (73)

• Gülhan Yaman (47) 

Gaziantep Adli Tıp Kurumu morgunda geceden bu yana süren otopsi işlemlerinin tamamlanmasının ardından, 7 kişinin cenazesi ailelerine teslim edilerek defnedilmek üzere memleketleri Hatay'a uğurlandı.

1 kişinin hayati tehlikesi sürüyor

Kazanın ardından yan yatan midibüsten çıkarılarak kentteki çeşitli hastanelere sevk edilen 16 yaralının tedavisi hassasiyetle sürdürülüyor. Gaziantep Vali Yardımcısı İlker Eker, ilk saatlerde otobüsteki yolcuların büyük bölümünün hafif ve orta dereceli yaralanmalara sahip olduğunu bildirmişti.

Ancak gelişmeleri yakından takip eden İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi sosyal medya hesabından yaptığı son güncellemede, yaralılardan 1 vatandaşın sağlık durumunun ciddiyetini koruduğunu ve hayati tehlikesinin devam ettiğini duyurdu. Diğer 15 yaralının ise genel durumlarının iyi olduğu ve hayati risklerinin bulunmadığı öğrenildi.

Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından görevlendirilen 1 Başsavcı Vekili ve 2 cumhuriyet savcısı eşliğinde, otobüs içi kameralar ve çevre güvenlik kameraları incelenerek kazayla ilgili geniş çaplı adli tahkikat sürdürülüyor.

Tutuklu komedyen Deniz Göktaş'ın bugün Çağlayan Adliyesi'nde ilk kez hakim karşısına çıkması bekleniyor

"Ölü Deniz" isimli gösterisindeki sözleri nedeniyle tutuklanan komedyen Deniz Göktaş hakkında üç suçtan iki yıl iki aydan dokuz yıl sekiz aya kadar hapis cezası isteniyor

28.09.2026 11:30:00
Haber Merkezi
 
 Tutuklu komedyen Deniz Göktaş'ın bugün Çağlayan Adliyesi'nde ilk kez hakim karşısına çıkması bekleniyor
 Tutuklu komedyen Deniz Göktaş'ın bugün Çağlayan Adliyesi'nde ilk kez hakim karşısına çıkması bekleniyor
Tutuklu komedyen Deniz Göktaş'ın bugün Çağlayan Adliyesi'nde ilk kez hakim karşısına çıkması bekleniyor.

"Ölü Deniz" isimli gösterisindeki sözleri nedeniyle tutuklanan komedyen Deniz Göktaş hakkında üç suçtan iki yıl iki aydan dokuz yıl sekiz aya kadar hapis cezası isteniyor.

İstanbul 14. Asliye Ceza Mahkemesi'nce kabul edilen iddianameye göre bu suçlamalar, "cumhurbaşkanına hakaret", "halkı kin ve düşmanlığa tahrik ve aşağılama" ve "suçu ve suçluyu övme" olarak sıralanıyor.

Göktaş'ın X hesabından yapılan 27 Eylül'de yapılan bir paylaşımda komedyenin yeni bir mektubu yer aldı.

Duruşmayı hatırlatarak başlayan mektupta, "88 gün sonra ilk kez kelepçeleneceğim ve araba kornası duyacağım. Kelepçeyi özlemediğim kesin, bakalım araba kornasını özlemiş miyim? İyiyim. Güneş olmadan da yaşanıyormuş, güneş abartılmış bir balonmuş" ifadeleri yer aldı.

32 yaşındaki Göktaş, "kuyu tipi" olarak adlandırılan Tekirdağ Karatepe Cezaevi'nde güneş görmeyen bir hücrede tutuluyor.

Gösterisindeki ifadeleri nedeniyle 29 Haziran'da hakkında soruşturma başlatılan Göktaş, yurtdışı tatili dönüşünde 2 Temmuz'da havalimanında gözaltına alınmış ve 3 Temmuz'da tutuklanmıştı.

28 Ağustos'ta komedyen hakkında "halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etme" ve "cumhurbaşkanına hakaret" suçlamalarından tahliye kararı verilmiş ancak cezaevinden çıkmadan "suçu ve suçluyu övmek" suçlamasıyla yeniden tutuklanmıştı.

Ancak savcılık Göktaş'ın tahliye kararının kaldırılarak üzerine atılı suçlardan yeniden tutuklanmasını talep etti ve komedyenin "halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etme" ile "cumhurbaşkanına hakaret" suçlarından ayrı ayrı tutuklanmasına oy birliğiyle karar verildi.

Daltonlar isimli suç örgütünün eylemlerini övme suçu işlediği iddiasıyla mahkemeye çıkarılan Göktaş, SEGBİS ile yaptığı savunmada suçlamayı reddetmişti.

Göktaş uzun süredir sergilediği gösteriyi 24 Haziran'da YouTube'a yüklemişti.

Video üç ayda 15 milyondan fazla izlendi.

İddianamede neler var?
İddianamede Göktaş'ın "Ölü Deniz" adlı gösterisinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan hakkında kullandığı bazı ifadelerin eleştiri sınırlarını aştığı ve Cumhurbaşkanı'nın şeref ve saygınlığını zedelediği öne sürülüyor.

Savcılık ayrıca gösteride yer alan bazı bölümlerin, İslam dininin mensuplarını ve dini pratikleri konu alan ifadeler nedeniyle toplumun bir kesimini diğer kesimine karşı kin ve düşmanlığa tahrik ettiği görüşünü dile getiriyor.

Bu bölümde özellikle oruç tutan canlı bombalar ve Kur'an konulu şakalar ile Göktaş'ın dalgıçlarla ilgili sözlerinin haşema giyen kadınlarla ilgili olduğu çıkarımı yer alıyor.

Bir diğer suçlama ise kamuoyunda "Daltonlar" olarak bilinen suç örgütüne ilişkin stand-up bölümüne dayanıyor.

Savcılık, bu bölümdeki ifadelerin suç örgütünün faaliyetlerini övücü ve meşrulaştırıcı nitelik taşıdığını savunarak "suçu ve suçluyu övme" suçunun oluştuğunu ileri sürüyor.

İddianamede, gösteriyle ilgili 500'den fazla CİMER başvurusu ve çok sayıda şikâyet dilekçesi verildiği belirtildi.

Söz konusu ifadelerin kamu düzeni açısından "açık ve yakın tehlike" oluşturduğu değerlendirmesi de yer aldı.

Fatih Altaylı herkesin merak ettiği soruyu sordu

Gazeteci Fatih Altaylı, AK Parti eski Genel Başkan Yardımcısı ve eski Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya hakkındaki borsa ve fon iddialarını köşesinde değerlendirdi

28.09.2026 10:08:00
Haber Merkezi
 
Fatih Altaylı herkesin merak ettiği soruyu sordu
Fatih Altaylı herkesin merak ettiği soruyu sordu
Fatih Altaylı, Fatma Betül Sayan Kaya hakkındaki borsa iddialarını köşesine taşıdı. Altaylı, Kaya ve eşinin Tera üzerinden yaptığı öne sürülen işlemlerdeki yüksek getiriyi gündeme getirirken, soruşturmanın toplam büyüklüğü olarak dile getirilen 25 milyar dolara dikkat çekti: "Fatma Betül Kaya'dan 45 milyon doları çıktı. Gerisi nereden çıkacak?"

Gazeteci Fatih Altaylı, AK Parti eski Genel Başkan Yardımcısı ve eski Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya hakkındaki borsa ve fon iddialarını köşesinde değerlendirdi.

Altaylı, Yeni Parti Sözcüsü Zeynel Emre'nin Kaya hakkında ortaya attığı iddiaları ilk duyduğunda bunların gerçeği yansıtmayacağını düşündüğünü belirtti. Ancak daha sonra gündeme gelen rakamların dikkat çekici olduğunu ifade etti.

63 MİLYON TL'DEN 1,3 MİLYAR TL'YE

Altaylı'nın aktardığı iddiaya göre Kaya, nisan ayında Tera üzerinden yaklaşık 63 milyon TL tutarında yatırım yaptı. İddiaya göre bu para eylül ayında yaklaşık 1 milyar 344 milyon TL olarak geri çekildi.

Altaylı, söz konusu rakamları dolar üzerinden de hesaplayarak, yaklaşık 1 milyon 432 bin dolarlık yatırımın 5 ay içerisinde 28 milyon dolara ulaştığı iddiasını gündeme getirdi. Yazar, bunun dolar bazında yaklaşık yüzde 2 binlik artış anlamına geldiğini yazdı.

EŞİNE AİT İŞLEMLER DE GÜNDEMDE

Altaylı, Kaya'nın eşi İlyas Kaya hakkındaki iddiaları da yazısına taşıdı.

Buna göre İlyas Kaya'nın nisan ayında yaklaşık 99 milyon TL yatırdığı, eylül ayında ise yaklaşık 826 milyon TL ile çıktığı öne sürüldü.

Altaylı, bu rakamların dolar karşılığının yaklaşık 2 milyon 250 bin dolardan 17 milyon 210 bin dolara yükselmek anlamına geldiğini belirterek, işlemlerin fonun batmasından hemen önce gerçekleştiği iddiasına dikkat çekti.

"SADECE FATMA BETÜL SAYAN KAYA MI?"



Altaylı'nın yazısının odağındaki soru ise fon soruşturmasının tamamına ilişkin oldu.

Yazar, "Sadece Fatma Betül Sayan Kaya mı yapmıştır bu işi? Başka kimler böyle servet edindi?" sorusunu gündeme getirdi.

Altaylı, ardından soruşturmayla bağlantılı olarak dile getirilen 25 milyar dolarlık toplam büyüklüğe dikkat çekerek şu soruyu sordu:

"Fatma Betül Kaya'dan 45 milyon doları çıktı. Gerisi nereden çıkacak! Çıkacak mı?"

ESKİ DOSYA: İBB'DEN 85 BİN 791 DOLARLIK EĞİTİM ÖDEMESİ

Kaya'nın adı daha önce de ABD'deki eğitimi nedeniyle İBB iştiraki İSBAK'tan aldığı öne sürülen ödemelerle gündeme gelmişti.

İBB'nin eski yönetimi döneminde, Kaya'nın 14 Kasım 2008'de İSBAK AŞ'de elektrik-elektronik mühendisi olarak işe başladığı, yaklaşık iki ay sonra da ABD'de eğitim için İBB bursuyla gönderildiği kamuoyuna yansıyan kayıtlarda yer aldı.

İSBAK tarafından Kaya'ya yurtdışı eğitim sözleşmesi kapsamında 85 bin 791 dolar ve 20 bin 289 TL ödeme yapıldığı belirtildi.

İBB PARAYI GERİ İSTEMİŞTİ

Konu 2021 yılında İBB Teftiş Kurulu'nun incelemesiyle yeniden gündeme geldi.

Dönemin İBB yönetimi, Kaya'dan ve kefil olan aile üyelerinden 85 bin 791 dolar ile 20 bin 289 TL'nin, masraflar ve yasal faiziyle birlikte geri ödenmesini talep etti. Ayrıca dönemin bazı İSBAK yöneticileri hakkında savcılığa suç duyurusunda bulunuldu.

İBB müfettişlerinin raporuna ilişkin haberlerde, yurtdışı eğitim sözleşmesindeki bazı hükümlerin ihlal edildiği iddiaları da yer aldı. Bunlar arasında eğitim sonrasında İSBAK'ta çalışma yükümlülüğü ve eğitim süresinin uzatılmasına ilişkin sözleşme hükümleri tartışma konusu oldu.

Ancak bu eski dosyada da önemli bir ayrım bulunuyor: Kaya hakkında 2021 sonunda işlem başlatıldığı, sonrasında takipsizlik kararlarının verildiği basına yansıdı. Ayrıca Kaya'nın başvurusu üzerine İBB bursuyla ilgili çok sayıda internet içeriğine 2024'te erişim engeli getirildi.

ALTAYLI'NIN VURGUSU NE?



Altaylı'nın yazısındaki temel vurgu, yalnızca Kaya hakkındaki iddialar değil. Yazar, Kaya üzerinden ortaya çıkan rakamların, eğer soruşturmadaki toplam para büyüklüğü iddiasıyla birlikte değerlendirilecekse, "başka kimlerin bu sistemden ne kadar kazanç sağladığı" sorusunu gündeme getirdiğini belirtiyor.

Dolayısıyla "25 milyar doların 45 milyonu eski Bakan'dan çıktı" ifadesi, 25 milyar dolarlık toplam büyüklüğün tamamının Kaya'ya ait olduğu anlamına gelmiyor. Altaylı, Kaya hakkında öne sürülen yaklaşık 45 milyon dolarlık tutarı, soruşturmada konuşulan 25 milyar dolarlık toplam rakamla karşılaştırarak geriye kalan miktarın akıbetini sorguluyor.

Kaya ise iddiaların ardından AK Parti Genel Başkan Yardımcılığı ve diğer görevlerinden istifa etti. Hakkındaki borsa işlemlerine ilişkin iddiaların hukuki olarak kesinleşmiş bir suç veya mahkûmiyet anlamına gelmediği de ayrıca belirtilmeli.

İstanbul'daki sağanak nedeniyle Zincirlikuyu'daki alt geçidi su bastı

İstanbul'da etkili olan sağanak nedeniyle su basan Zincirlikuyu'daki alt geçit, araç trafiğine kapatıldı

28.09.2026 00:10:00
AA
 
İstanbul'daki sağanak nedeniyle Zincirlikuyu'daki alt geçidi su bastı
İstanbul'daki sağanak nedeniyle Zincirlikuyu'daki alt geçidi su bastı

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Afet Koordinasyon Merkezinin (AKOM) uyarılarının ardından kentteki bazı bölgelerde sağanak etkisini gösterdi.

Yağış nedeniyle caddelerde su birikintileri oluştu, sürücüler ve yayalar zor anlar yaşadı.

Yoğun yağış nedeniyle Zincirlikuyu'daki alt geçidi su bastı. Alt geçidin araç trafiğine kapatılması nedeniyle bazı otobüsler seferlerini yapamadı.

Kağıthane'de de Güzeldere Caddesi'nde su birikintisi oluştu. Caddede ilerleyen araçlar güçlük çekti.

Beylikdüzü, Esenyurt ve Sultangazi'de de yağış aralıklarla etkisini sürdürüyor.

 

Kabine yarın Beştepe'de Cumhurbaşkanı Erdoğan başkanlığında toplanacak. Toplantıda öncelikli gündem başlığı fon soruşturmaları olacak

Kabine yarın Beştepe'de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında toplanacak. Toplantıda öncelikli gündem başlığı fon soruşturmaları olacak

27.09.2026 19:57:00
Haber Merkezi
 
  Kabine yarın Beştepe'de Cumhurbaşkanı Erdoğan başkanlığında toplanacak. Toplantıda öncelikli gündem başlığı fon soruşturmaları olacak
  Kabine yarın Beştepe'de Cumhurbaşkanı Erdoğan başkanlığında toplanacak. Toplantıda öncelikli gündem başlığı fon soruşturmaları olacak
Kabine yarın Beştepe'de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında toplanacak. Toplantıda öncelikli gündem başlığı fon soruşturmaları olacak.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın başkanlık edeceği toplantıda öncelikli gündem başlığı fon soruşturmaları olacak. Konunun mali ve adli boyutlarına ilişkin son durum hakkında Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ile Adalet Bakanı Akın Gürlek'in kurul üyelerine bilgi vermesi bekleniyor.

Toplantıda fon krizi nedeniyle mağdur olanlar için atılacak adımlarla, benzer sorunların yaşanmaması için alınacak idari ve finansal tedbirler değerlendirilecek.

Toplantıda terörsüz Türkiye sürecinde terör örgütünün silah bırakma süreci de değerlendirilecek. Sincar dahil Irak'ın kuzeyindeki PKK unsurlarının silah bırakma süreci ile Suriye'de YPG'nin entegrasyonuna ilişkin süreçteki son durum istihbarat raporları eşliğinde masada olacak.

Kabine toplantısında dış politika başlıkları da konuşulacak. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Birleşmiş Milletler Zirvesi'nde gerçekleştirdiği görüşmeler konusunda kurul üyelerini bilgilendirmesi bekleniyor.

Ukrayna-Rusya savaşı ve Karadeniz'deki seyir güvenliği, ABD-İran gerilimi ve ateşkes çabaları, Husilerin Suudi Arabistan'a dönük saldırıları, ve Gazze gibi başlıkların da kabinede değerlendirileceği belirtiliyor.

Toplantıda 1 Ekim'de başlayacak yeni yasama yılı öncesinde meclis gündemine getirilecek öncelikli yasa teklifleri de masada olacak.

Kaşif Kozinoğlu soruşturması kapsamında gözaltına alınan eski adli tıp doktoru, evinde ölü bulundu

Kaşif Kozinoğlu soruşturması kapsamında gözaltına alınan eski adli tıp doktoru, evinde ölü bulundu

27.09.2026 19:06:00 / Güncelleme: 27.09.2026 19:08:31
Haber Merkezi
 
Kaşif Kozinoğlu soruşturması kapsamında gözaltına alınan eski adli tıp doktoru, evinde ölü bulundu
Kaşif Kozinoğlu soruşturması kapsamında gözaltına alınan eski adli tıp doktoru, evinde ölü bulundu
Kaşif Kozinoğlu soruşturması kapsamında gözaltına alınan eski adli tıp doktoru, evinde ölü bulundu. Olayla ilgili soruşturma başlatıldı.

Eski MİT görevlisi Kaşif Kozinoğlu'nun ölümüne ilişkin olarak başlatılan soruşturmada daha önce gözaltına alınıp 4 gün önce serbest bırakılan cezaevi doktoru Turgay Tamer, Büyükçekmece'deki evinde ölü bulundu. Tamer'in kesin ölüm nedeni, otopsinin ardından belirlenecek.

Kozinoğlu'nun 2011 yılında Silivri Cezaevi'nde ölümüne ilişkin olarak yeniden başlatılan soruşturmada cezaevi ve sağlık kayıtlarında dikkat çeken ayrıntılar ortaya çıkmış, Kozinoğlu'nun ilk yardım çağrısının ardından cezaevi görevlilerinin koğuş kapısını yaklaşık 10 dakika sonra açtığı, 112'ye ise olaydan yaklaşık 17 dakika sonra haber verildiği tespit edilmişti. Ayrıca Kozinoğlu'nun ilk yardım çağrısından sağlık ekibinin kendisine ulaşmasına kadar 29 dakika 36 saniye geçtiği belirlenirken, kampüste bulunması gereken ambulans ekibinin yemek için Silivri merkeze gittiği, nöbetçi doktorun ise olaydan haberdar edilmediğini söylediği belirtilmişti.

Başsavcılık tarafından yapılan bilgilendirmede, Tamer'in Kozinoğluna herhangi bir tıbbi müdahalede bulunmadığını belirtildi.

Serbest bırakıldı, 4 gün sonra öldü
Soruşturmada ikinci dalga operasyon düzenlenmiş, operasyonda cezaevi doktoru Tamer de gözaltına alınmıştı. Tamer, serbest bırakılmasından 4 gün sonra Büyükçekmece'deki evinde ölü bulundu.

Tamer'in hâlihazırda el ayak iltihabı rahatsızlığının bulunduğu ve iltihap şişliklerinden dolayı yürümekte dahi zorlandığı; bu sebeple bir süredir doktorluk mesleğini de yapamadığı belirtildi.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.