Global liberaller ve insan hakları savunucusu yerli yersiz enteller "idam cezası"na karşı olduklarının her zaman ifade ederler. Bir insanın bile idam edilmesine gönülleri razı olmaz. Bu sebeple Türkiye'nin AB'ye adaylığı sürecinde gerekli Anayasal değişikliğin de yapılmasından çok memnun kalmışlar; AB'den de aferin almışlar.
Bu global hoşgörünün somut abidesi olarak da, 30 bin insanın katili olduğu konusunda bağımsız mahkemelerin tapu gibi idam kararına rağmen Abdullah Öcalan "İmralı'da bir beyefendi" gibi üç-beş doktorun kontrolünde misafir edilmektedir. Eğer biri, 30 binden daha çok sayıda bile olsa Türk, Kürt, Peştu, Arap farketmez Müslüman nevinden insanları öldürürse "o cani" global liberallerin koruması altındadır; idam kararını kimse infaz edemez. Dünya başınıza çullanır.
Fakat ABD'ye yapılan son terörist saldırıda olduğu gibi eğer zayiat, global aktörlerin evladından olursa o zaman dünya herkesin başına yıkılır. Sadece fertler değil, devletler idam sehpasına çekilir. Ne duruşma, ne savunma, ne delil, ne bağımsız mahkeme kararı gerekir. Cinayeti işlediği söylenenler hakkında suç sabit olmasa bile o dakikada yok ve idam edilir. Hatta sadece kendisi değil, tüm sülalesi, yaşadığı toplum, içinde bulunduğu devlet ve yönetim biçimi, onunla ad, san, şemail benzerliği içinde olan herkes anında sallandırılır bu global hoşgörüye göre. Kimse buna gık demez. Özellikle başta bizdekiler olmak üzere tüm kronik liberaller ve insan hakları savunucusu enteller, medyada kaptıkları köşelerden "Yaşa, varol!" nümayişi yaparlar.
Dünyanın bugünkü mukayeseli kısa tarihi işte bu.
Bu kısa tarih içinde Türk Milleti'nin misyonu son derece ağır ve hassas olsa gerektir. O halde, dün nerede olduğumuzdan daha çok bugün nerede durduğumuzun; yarın nereye sürükleneceğimizin hesabını çok iyi yapmamız gerekmektedir.
ABD, Irak ve Kuzey Irak bahanesiyle yarın kapımıza dayanacak. Bunun ipuçları, Usame bin Ladin'inkinden bin kat daha güçlü.
Kimse kendini kandırmasın...
ABD Dişileri Bakanı Yardımcısı Paul Wolfowitz Taliban ve Usame bin Ladin'in terörizmle savaşta ilk hedef olarak seçildiğini belirterek, sıranın Irak'a da gelebileceği uyarısında bulundu.
Kimse başka beyanat beklemesin...
Bugüne kadar Irak'ı olası hedefler dışında tutmaya çalışan hükümetin ılımlı isimlerinden ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell, Amerikan CBS Televizyonu'na verdiği demeçte 'Operasyonun üçüncü, dördüncü veya beşinci aşamasında sıra Irak'a da gelebilir' dedi.
Kimse kendini avutmasın...
ABD'nin BM'deki Daimi Temsilcisi John Negroponte, Iraklı muhatabı Muhammed Duri'ye "Afganistan'da meşgul olduğumuz şu dönemde Afganistan'daki terörist düşmanlarımıza yardım ederseniz, komşularınıza veya Kuzey Irak'a saldırırsanız veya bir şekilde kitle imha silahı kullandığınız ortaya çıkarsa, sizi çok ağır şekilde cezalandırırız" ikazını açıkça yaptı.
Bu arada biyolojik silah bahanesi de, ilginç bir zamanlama ile gündeme geliverdi. ABD'deki bio-terör korkusu sürerken Savunma Bakanı Rumsfeld, "Irak'ın kimyasal ve biyolojik silahlar üzerinde çalıştığından şüphe yok" deyiverdi.
Irak Dışişleri Bakanı Naci Sabri, ABD ve İngiltere'nin ülkesine saldırmak için terörizmi bahane ettiklerini söyledi. Irak, önsezisiyle değil, tecrübesiyle hemen meseleyi kavradı.
Irak'ın kavraması yetmez; asıl bizim kavramamız lazım. Çünkü bu oyun Türkiye'ye. Kuzey Irak'ta konuşlandırılan "Karton Kürt Devletçiği" Türkiye'nin başına bela olacak. Güneydoğumuzda yaşadığımız "PKK terörü"ndeki tecrübemiz hiç değilse bunu görmemize yetmeli, hatta artmalı bile.
Dış politikada ulusal bağımsızlık karakteri porsümüş politikacılarla bu iş çok zor, çoook. Parasız pulsuz koalisyonun gözü, ABD'nin pembe hayallarine kilitlenmiş.
IMF kredilerinde tıkanıklık yaşansa da ABD'nin Türkiye ile ilgili Körfez Savaşı'nda olduğu gibi "pembe vaadler" yok değil. Amerikan Temsilciler Meclisi Milletvekili Curt Weldon, Türkiye'nin Amerika Birleşik Devletleri'ne olan 5 milyar dolarlık askeri kredi borcunun silinmesi çağrısında bulundu. Böylece Türkiye'nin ağzına bir parmak bal çalınacağı sinyali verildi.
Göreceksiniz, bu politikalar devam ederse, ABD'nin global savaş oyunundan en zararlı çıkacak olan yine teslimiyetçi pasif taktiklerle malul Türkiye olacaktır.
Bağımsız Türkiye Partisi'nin her alandaki "ulusal bağımsızlık" karakteri, bu bakımdan geleceğin Türkiye'sinin can damarıdır. Milletin umudu bu açıdan çok yerindedir.
Bu global hoşgörünün somut abidesi olarak da, 30 bin insanın katili olduğu konusunda bağımsız mahkemelerin tapu gibi idam kararına rağmen Abdullah Öcalan "İmralı'da bir beyefendi" gibi üç-beş doktorun kontrolünde misafir edilmektedir. Eğer biri, 30 binden daha çok sayıda bile olsa Türk, Kürt, Peştu, Arap farketmez Müslüman nevinden insanları öldürürse "o cani" global liberallerin koruması altındadır; idam kararını kimse infaz edemez. Dünya başınıza çullanır.
Fakat ABD'ye yapılan son terörist saldırıda olduğu gibi eğer zayiat, global aktörlerin evladından olursa o zaman dünya herkesin başına yıkılır. Sadece fertler değil, devletler idam sehpasına çekilir. Ne duruşma, ne savunma, ne delil, ne bağımsız mahkeme kararı gerekir. Cinayeti işlediği söylenenler hakkında suç sabit olmasa bile o dakikada yok ve idam edilir. Hatta sadece kendisi değil, tüm sülalesi, yaşadığı toplum, içinde bulunduğu devlet ve yönetim biçimi, onunla ad, san, şemail benzerliği içinde olan herkes anında sallandırılır bu global hoşgörüye göre. Kimse buna gık demez. Özellikle başta bizdekiler olmak üzere tüm kronik liberaller ve insan hakları savunucusu enteller, medyada kaptıkları köşelerden "Yaşa, varol!" nümayişi yaparlar.
Dünyanın bugünkü mukayeseli kısa tarihi işte bu.
Bu kısa tarih içinde Türk Milleti'nin misyonu son derece ağır ve hassas olsa gerektir. O halde, dün nerede olduğumuzdan daha çok bugün nerede durduğumuzun; yarın nereye sürükleneceğimizin hesabını çok iyi yapmamız gerekmektedir.
ABD, Irak ve Kuzey Irak bahanesiyle yarın kapımıza dayanacak. Bunun ipuçları, Usame bin Ladin'inkinden bin kat daha güçlü.
Kimse kendini kandırmasın...
ABD Dişileri Bakanı Yardımcısı Paul Wolfowitz Taliban ve Usame bin Ladin'in terörizmle savaşta ilk hedef olarak seçildiğini belirterek, sıranın Irak'a da gelebileceği uyarısında bulundu.
Kimse başka beyanat beklemesin...
Bugüne kadar Irak'ı olası hedefler dışında tutmaya çalışan hükümetin ılımlı isimlerinden ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell, Amerikan CBS Televizyonu'na verdiği demeçte 'Operasyonun üçüncü, dördüncü veya beşinci aşamasında sıra Irak'a da gelebilir' dedi.
Kimse kendini avutmasın...
ABD'nin BM'deki Daimi Temsilcisi John Negroponte, Iraklı muhatabı Muhammed Duri'ye "Afganistan'da meşgul olduğumuz şu dönemde Afganistan'daki terörist düşmanlarımıza yardım ederseniz, komşularınıza veya Kuzey Irak'a saldırırsanız veya bir şekilde kitle imha silahı kullandığınız ortaya çıkarsa, sizi çok ağır şekilde cezalandırırız" ikazını açıkça yaptı.
Bu arada biyolojik silah bahanesi de, ilginç bir zamanlama ile gündeme geliverdi. ABD'deki bio-terör korkusu sürerken Savunma Bakanı Rumsfeld, "Irak'ın kimyasal ve biyolojik silahlar üzerinde çalıştığından şüphe yok" deyiverdi.
Irak Dışişleri Bakanı Naci Sabri, ABD ve İngiltere'nin ülkesine saldırmak için terörizmi bahane ettiklerini söyledi. Irak, önsezisiyle değil, tecrübesiyle hemen meseleyi kavradı.
Irak'ın kavraması yetmez; asıl bizim kavramamız lazım. Çünkü bu oyun Türkiye'ye. Kuzey Irak'ta konuşlandırılan "Karton Kürt Devletçiği" Türkiye'nin başına bela olacak. Güneydoğumuzda yaşadığımız "PKK terörü"ndeki tecrübemiz hiç değilse bunu görmemize yetmeli, hatta artmalı bile.
Dış politikada ulusal bağımsızlık karakteri porsümüş politikacılarla bu iş çok zor, çoook. Parasız pulsuz koalisyonun gözü, ABD'nin pembe hayallarine kilitlenmiş.
IMF kredilerinde tıkanıklık yaşansa da ABD'nin Türkiye ile ilgili Körfez Savaşı'nda olduğu gibi "pembe vaadler" yok değil. Amerikan Temsilciler Meclisi Milletvekili Curt Weldon, Türkiye'nin Amerika Birleşik Devletleri'ne olan 5 milyar dolarlık askeri kredi borcunun silinmesi çağrısında bulundu. Böylece Türkiye'nin ağzına bir parmak bal çalınacağı sinyali verildi.
Göreceksiniz, bu politikalar devam ederse, ABD'nin global savaş oyunundan en zararlı çıkacak olan yine teslimiyetçi pasif taktiklerle malul Türkiye olacaktır.
Bağımsız Türkiye Partisi'nin her alandaki "ulusal bağımsızlık" karakteri, bu bakımdan geleceğin Türkiye'sinin can damarıdır. Milletin umudu bu açıdan çok yerindedir.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Misafir Kalem (K) / diğer yazıları
- Kongrelerden milli devlete bir iman mücadelesi / 25.07.2019
- İnsan bu kadar da ucuz değil! / 23.07.2019
- Amerika da Haydar Hoca'ya mahkûm / 22.07.2019
- İşsizliğin çok daha ağır faturaları var / 20.07.2019
- Sosyal patlamalara gebe kronik işsizlik / 17.07.2019
- Türkiye “hard currency”ye muhtaç değil / 13.07.2019
- İşçinin emeği ve sendikaların vebali / 11.07.2019
- Para, faiz ve MB Başkanı / 10.07.2019
- Çin’de-Maçin’de değil, kurtuluş içimizde / 08.07.2019
- Türkiye yeni çağa ayak uydurmalı / 07.07.2019
- İnsan bu kadar da ucuz değil! / 23.07.2019
- Amerika da Haydar Hoca'ya mahkûm / 22.07.2019
- İşsizliğin çok daha ağır faturaları var / 20.07.2019
- Sosyal patlamalara gebe kronik işsizlik / 17.07.2019
- Türkiye “hard currency”ye muhtaç değil / 13.07.2019
- İşçinin emeği ve sendikaların vebali / 11.07.2019
- Para, faiz ve MB Başkanı / 10.07.2019
- Çin’de-Maçin’de değil, kurtuluş içimizde / 08.07.2019
- Türkiye yeni çağa ayak uydurmalı / 07.07.2019





























































































