Deneme-yanılma yoluyla bile bir insan 21 yılda çok farklı noktalara ulaşabilecekken 21 yıllık tek parti iktidarı devlet ve milletimizi çok gerilere götürdü.
Bugün Sayın Erdoğan, Merhum Ecevit'i kınadığı başlıklarla kınanıyor. Böyle giderse Merhum Erbakan'a yaşadığını da yaşayacak gibi gözüküyor.
Ecevit iktidarı için Sayın Erdoğan; "Bugün benim Anadolu'daki vatandaşım konteynerlerden eline çöp rızık topluyorsa…
Hafta pazarlarının atıklarını toplayıp evine götürüyorsa…
Meydanlar açız açız diye bağırıyorsa…
Evinin kirasını ödeyemiyorsa, suyunun parasını, elektriğinin parasını ödeyemiyorsa ve artık 'yandım Allah' diyorsa
Benim vatandaşım, yüzde 25'si açlık sınırının altında, yüzde 50'si açlık sınırının altındaysa bu hale Türkiye'yi kim getirdi, bu hükümet getirmedi mi?"
21 yıl geçti!
Konteynerlerden insanlar rızık topluyorsa
Sadece hafta pazarlarının değil artık market atıklarını toplayıp evine götürüyorsa
Evinin kirasını yine ödeyemiyorsa, kavgaların hatta cinayetlerin ardı arkası kesilmiyorsa
'Yandım Allah' diyene, 'bu bir imtihandır, sabret, cennet seni bekliyor' deniliyorsa
Açlık sınırı 11.525 TL, yoksulluk sınırı: 39.886 TL olmuş ve 7 milyondan fazla insan açlık sınırı altında bir ücrete çalıştırılıyorsa ülkeyi bu hale kim getirmiştir?
Bu tabloyu nasıl akladılar?
Bu sorunun cevabını yaklaşık 10 ay önce Habertürk'te gazeteci Fatih Altaylı'nın sunduğu Teke Tek programına konuk olan Hüseyin Baş şöyle vermişti: "Bu ülkenin yüzde 10'unun refahını yüzde 90'a pazarlaya pazarlaya bitiremediler."
Bu pazarlama işine hem tavandan hem de tabandan hala devam ediyorlar. Yukarıdakilerin neler dediklerini biliyorsunuz. Şaşırdığım ise parası yok, evi yok, arabası yok, huzuru yok, kişilerin bu pazarlamam işine girmeleridir.
'Bak, açlık var, diyorsunuz! Adam asgari ücretle çalışıyor, parlament içiyor, fabrikada, markette çalışıyor Demet Özdemir, Hande Yener gibi giyiniyor, bilmem kaç liralık telefon kullanıyor, sokaklar araba, kafeler insan dolu, hani nerede açlık'.
Aynaya baksa açlığın resmini görecek ama bakmamakta ısrar ediyor.
Vatandaşın bankalara borcunu biliyor musunuz? Hayır. 2 trilyon 360 milyar TL civarı. 34 milyon kişi borçlu. 24 milyon haciz dosyası var. Ama! Aması yok. Borç hem açlıktır, hem esarettir, hem de zillettir.
AKP'nin Türkiye'si
Şimdi AKP'nin ekonomideki başarılı yönüne bakalım. Credit Suisse'nin Türkiye'deki servet dağılımına yönelik raporuna göre 1 trilyon 41 milyar dolarlık ülke servetinin % 40'ının, nüfusun % 1'lik kesimi paylaşıyor. Kalan % 60'lık dilimi ise nüfusun % 99'u paylaşıyor.
Ülkemizdeki gelir dağılımına yönelik ilginç bir karşılaştırma ile karşılaştım.
Hani biz, 'insanımız bu yoksulluğu hak etmiyor, hazine üzerinde oturan dilenci olmaktan bıkmadınız mı' diyor diğer kesim ise 'hani açlık, nerede' diye soruyordu ya! Onlarda haklıymış!
Türkiye, asgari ücrette, Avrupa'da sondan 2. ülke olan Türkiye'de sıkı durun (!) Maserati satışları % 327, Lamborghini satışları % 233, Bentley satışları ise % 122 artmış.
Geride 21 yıl, hedefte ise 2 yıl var
Cumhurbaşkanı Erdoğan; "Asgari ücret ve emekli maaşlarıyla ilgili bir huzursuzluk ortaya çıktı. Kamu işçisi, memuru nasıl ortada bırakmadıysak çalışanından emeklisine hiç kimsenin mağduriyetinin kalıcı olmasına rıza göstermeyiz…
Milletimizin serinkanlı olarak bize güvenmelerine ve ülkelerinin geleceğine sahip çıkmayı istiyorum."
AK Parti Genel Başkan Vekili Binali Yıldırım, "Önümüzdeki senenin ortalarında enflasyonda gözle görülür bir düşüşe şahit olacağız ve 2025'te tek haneli olacak. Öngörülmedik bir gelişme olmazsa bunu başaracağımıza inanıyoruz. Siz güvenmeye, üretmeye ve ekmeye devam edin. Bunun karlılığını inşallah alacaksınız" dedi.
21 yıl geride kalmış, 25'e de 2 yıl var ve iktidar, 'serin kanlı olun, bize güvenin' diyor. Neden?
Bu hikâyenin konumuzla alakası yoktur
"Yıllarca ülkesinden uzak kalmış bir adam, İran'a döndüğünde ülkesine kavuşmanın heyecanı içindedir.
Evine gitmek için Tahran Havaalanı'nda bir taksiye biner. Yolda şoföre, ilk tütüncüde durmasını söyler. Şoför sorar:
"Tütüncüde ne yapacaksınız beyim?"
"Sigaram kalmamış... İki paket sigara alacağım."
"Alamazsın beyim, sigarayı artık camide satıyorlar!"
"Camide mi satıyorlar? Yahu, cami Allah'ın evidir, oraya ibadet etmeye gidilmez mi?"
"Hayır beyim! İbadet etmek için artık üniversiteye gidiliyor."
"Peki, o zaman öğrenim nerede yapılıyor?"
"Öğrenim hapiste yapılıyor beyim!"
"Hapiste hırsızlar, soyguncular yok mu?"
"Onlar artık mecliste beyim!" (İranlı yazar Daryus Şayegan'ın "Yaralı Bilinç" kitabından)
- Madem gündem ‘ulusal egemenlik’ o halde söz sahibinin / 23.04.2026
- Türkiye’nin gerçeği ‘Kör sadakat’ / 22.04.2026
- Tom Barrack’a haddini bildirecek yok mu? / 21.04.2026
- Orban ‘amaca giden her yol mubahtır’ anlayışının kurbanı oldu / 20.04.2026
- Türkiye ile İsrail’i karşı karşıya getirme oyunu / 19.04.2026
- ABD, saltanatını korumak için İran’da / 18.04.2026
- ‘Türkiye, güven ve huzur adası olma vasfını sürdürmektedir’ demiştiler / 17.04.2026
- Aşk ile / 14.04.2026
- Baş Hocamız öldü mü sanıyorsunuz? / 13.04.2026


























































