logo
21 ŞUBAT 2026


Adım adım füze kâbusuna doğru?

06.10.2011 00:00:00
ABD'nin NATO kapsamına aldığı füze kalkanı projesi Türk milleti için hala bir rüya gibi gözükse de süreç oldukça hızlı bir şekilde işletiliyor. Bu yılın sonunda bu projenin bir rüya değil, gerçekleşen bir kabus olduğunu göreceğiz.Türkiye'nin nihai mutabakatı imzalanmasının hemen ardından bakın hangi gelişmeler yaşandı:Füze kalkanının beyni olarak ifade edilen radarın Malatya'nın Kürecik köyüne yerleştirilmesi netlik kazandı. Süre olarak da yılsonuna kadar sistem kurulacak.Köyde radarın kurulması ile ilgili çalışmalar hızla devam ediyor.Radar sistemine bağlı olan imha edici füzeleri taşıyan Amerikan savaş gemileri Türkiye'de görev yapmak üzere harekete geçti.Radar sistemine bağlı SM2-Blok3B füzelerini taşıyan AEGIS firkateynleri Doğu Akdeniz'de konuşlandırılacak. Bu füzeler havada füze vurma özelliğine sahip.AEGIS firkateynleri kıyıya yanaşmadan aylarca denizde kalma ve görev yapma özelliğine sahip.Yine sisteme entegre olan SM3 füzelerinin Romanya'nın Karadeniz kıyısına kurulumu tamamlanmak üzere?NATO kaynaklarına göre basına yansıyan bir takım önlemler ise oldukça dikkat çekici?Gözetlenecek ülkenin -İran kastediliyor- füze rampalarını ülkenin kuzeyine yerleştirmesi halinde, bu firkateynlerin radar menzil sorunu gündeme gelecekmiş ve böyle bir durumda firkateynlerin bu sorunu aşmak için zaman zaman Montrö anlaşmasını delip Karadeniz'e açılması söz konusuymuş.Burada biraz duralım.ABD'nin, İran'ın herhangi bir füze saldırısı durumunda füze taşıyan gemilerini İran'ın menzili dışına taşımayı planladığını görüyoruz. Peki, ya bütün bu füzeleri kontrol altında tutan ve Malatya'ya yerleştirilecek olan radar sistemini ne yapacağız, menzil dışına taşıyabilecek miyiz? ABD için bu sorun kendi sorunu değil, fiili olarak "Türkiye düşünsün" diyor.ABD herhangi bir saldırı durumunda kendi gemilerini garanti altına alırken, Türkiye'yi topun ucuna koyuyor. Ve esasen bu savaş Türkiye'nin değil, ABD'nin savaşı?ABD'li yetkililer, kendi askerlerinin burunlarının dahi kanamaması için her türlü alternatifi düşünürken, Türk siyasiler, İran'ın topyekun menzilinde olan Türkiye'yi ve Türk milletini nasıl bir ateşin içine attıklarını hiç düşünmüyorlar mı?Biz bu tehlikeyi bilmemize rağmen, ülkenin bütün gerçeklerinden haberdar olması gereken siyasilerimizin bu konuları bilmemesi mümkün gözükmüyor.Siyasilerimize şu soruları sormak istiyorum: İsrail'in güvenliği bu kadar mı önemli? Kendimizi savaşın ortasına atacak kadar?ABD ile müttefiklik bu kadar mı olmazsa olmaz bir şey?Ortada Türkiye diye bir ülke kalmayınca, ortalık savaş alanına dönünce müttefikliğin ne anlamı kalıyor? Bu nasıl stratejik müttefiklik? Ortada Türkiye harcanacaksa gerçekte kim kiminle müttefik?Kabusa uyanmak için 2 ay gibi bir zaman kaldı.Siyasilerimiz elbirliği içinde bir taraftan yeni anayasa çalışmalarıyla ülkemizin fiili bölünmesini resmileştirme gayretlerine girmişken, diğer taraftan da hızla yaklaşan füze kabusuyla da daha büyük yıkıma doğru ülkemizi sürüklüyorlar.Bizler tehlikeye karşı uyarıyoruz ama uyarıyı dikkate alacak bir millet olmayınca elden ne gelir? Allah encamımızı hayreylesin?
 
Murat Çabas / diğer yazıları
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.