2011'de 'katil' ilan edilen ve Esad'ın çok kısa sürede devrileceğini varsayan AKP iktidarı yine yanıldı.
Esad'ın devrilişi 14 yıl sürdü. Bu 14 yıllık süre zarfında AKP'nin izlediği Suriye politikası Türkiye Cumhuriyetinin yüzlerce milyar dolar kaybına sebep oldu.
Sınırlarımızdan kuş uçup, uçmadığını bilmem ama her türlü girişin olduğunu millet hissetti, hissediyor.
Milyonlarca göçmenin hem sosyal dokunun bozulmasına hem suç çeşitlerinin hem oranlarının artmasına, kayıt dışı ekonomiye, ucuz iş gücü ile insan emeğinin sömürülmesine, emlak piyasanın patlamasına yol açtı.
İstanbul gibi büyükşehirler, doğu ve güneydoğu Anadolu'da Milli Eğitim adeta çöktü.
Bu süreçte YPG/SDG, Nusra, ÖSO, HTŞ gibi örgütlere verilen destekler bugün ülkemize tehdit olarak yansıyor.
Medyada Suriye'den Irak'a nakledilen IŞİD üyeleri başlığı var. 500 IŞID militanı Irak'a gönderilmiş.
2011'den önce bu ülkede DEAŞ-IŞID başlığı yoktu. Bugün ülkemizin ana başlıklarından birisi haline geldi. Son iki yılda DEAŞ-IŞID başlığında gözaltına alınan, tutuklanan militan sayısı 2 bin civarında.
Özetle AKP'nin stratejik derinlik mantığı yerini stratejik bataklığa bıraktı.
İşte SGD
Bu yapının bir terör örgütü olduğunu, yönetiminde yer alan kişilerin Türkiye'de insanımıza, askerimize kuruşun sıktığını, can aldığını, hedeflerinin Suriye Kürdistan'ı kurmak olduğunu hepsi biliyordu.
Bunlara, Irak'ın kuzeyinden militan nakline evet, dediler. Başları Salih Müslim'i ülkemizde ağırladılar.
Neticede Esad gitti, heykelleri devrildi. HTŞ lideri Şara'ya Şam, SGD lideri Mazlum Abdi'ye Fırat'ın doğusu verildi. Dürziler'e, İsrail'in tetikçisi rolü verildi. Türkmenler yok sayıldı.
'10 Mart Mutabakatı' adı altında bir yıl önce bir başlık açıldı. AKP iktidarı ısrarla SDG'yi bu mutabakata uyma çağrısı yaptı. SDG uymadı. Çatışmalar, bazı yerleri terk etmeler vs. olayları yaşandı.
Mazlum Abdi ve Ahmet Şara'ya kravat takan ABD ikisini de çağırdı, kulaklarını çekti, ayarlarını güncelledi ve gönderdi. 30 Ocak mütabakatını imzaladılar.
Şimdi Şara hükümeti diyor ki; 'SDG, bizim müttefikimizdir'.
Mazlum Abdi'de: 'Bölgemizde kendi özerkliğimizle yaşayacağız' diyor.
Bunun üzerine Sayın Erdoğan, Bahçeli ve medya SDG için 'terör örgütü' ifadesi kullanmaya başladı.
İşte o terör örgütünün başı Mazlum Abdi daha birkaç gün önce: 'Bu süreçte İmralı'dan iki adet mektup aldık. Türkiye ile dolaysız görüşüyoruz, eskiden böyle değildi.
Bu bir mücadele süreci. İlk defa bu düzeyde muhataplık kuruldu. Kürtlerin kendilerini yöneteceği bir sistem kurulmalı' açıklamalarını yaptı.
Esad
Tel Aviv'deki eski CIA Dairesi Başkanı Susan Miller, geçmişte CIA (ve Mossad ile birlikte) Irak ve Suriye'de El Kaide ve IŞİD ile işbirliği yaparak Beşar Esad'ı devirmeye çalıştıklarını, gizli görüşmeler yaptıklarını ve şimdi de aynı grupları İran'a karşı kullanmak istediklerini söylüyor.
Bazıları bu sözleri itiraf olarak zannedebilir. İtiraf filan değil. Birazcık tarih, birazcık siyaset, uluslararası ilişkileri okumuş biri… Onu da geçtim (!) Afganistan, Irak, Libya'da yaşanan olayları birilerinin etkisi altında kalmadan baktığınızda ABD'nin, İsrail'in, NATO'nun ve vekalet verdikleri terör örgütlerinin hedeflerini İslam devletleri, Müslümanlar ve İslam Dini olduğunu görür.
Önümüze geçenler görmedi, millete de göstermek istemediler.
Öcalan özerklik istemiş
Devlet Bahçeli: "PKK'nın kurucu önderliği, 27 Şubat'tan itibaren verdiği tüm sözlerin ardında durdu mu? Durdu. Terör örgütünün silahları yakmasını sağladı mı? Sağladı.
O halde bize düşen, PKK'nın kurucu önderliğine DEM Parti'den tüm örgüt uzantılarına kadar saygı gösterilmesini istemek ve beklemektir."
Tuncer Bakırhan: 'Sayın Bahçeli buzları, duvarları kırdı. O badireli yolun önünü açtı. Öcalan'ın 40 yıldır arayıp bulamadığı bir muhatap var karşısında. Bu muhataplık, Sayın Erdoğan'ın iradesi ve Sayın Bahçeli'nin ezber bozan yaklaşımlarıyla kuruluyor'.
TBMM Başkanvekili Pervin Buldan, DEM Parti Şanlıurfa Milletvekili Mithat Sancar ve Asrın Hukuk Bürosu Avukatı Faik Özgür Erol, 16 Şubat'ta Öcalan'la yaptıkları görüşmeye ilişkin Öcalan'ın açıklamalarını paylaştılar.
Bebek katili demiş ki: "Demokratik bütünleşmenin ruhuna uygun olan, bir yerel demokrasinin varlığı ve kurumsallaşmasıdır. Suriye için de önerdiğimiz de budur. Yerel demokrasi dediğim şu: Bir kent ya da köy olabilir, bunların kendilerini özgürce ifade etme ve kendilerini yönetme hakkı olmalıdır. Yerel yönetimin şartları belli. Ayrı devlet, bölge demiyorum. Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı'nın toplumsal gerçekliğimizle uyumlu ve genişletilmiş bir hali de buna güçlü bir dayanak olur."
Diyarbakır Barosu'nun talepleri:
Terörle Mücadele Kanunu ivedilikle kaldırılmalıdır.
Silahlı çatışmaya katılan örgüt üyeleri topluma kazandırılmalıdır.
Örgüt üyeleri devlet tarafından istihdam edilmelidir.
Silah bırakan örgüt üyeleri siyaset yapabilmelidir.
Devlet Bahçeli çok mutludur herhalde…
Esad'ın devrilişi 14 yıl sürdü. Bu 14 yıllık süre zarfında AKP'nin izlediği Suriye politikası Türkiye Cumhuriyetinin yüzlerce milyar dolar kaybına sebep oldu.
Sınırlarımızdan kuş uçup, uçmadığını bilmem ama her türlü girişin olduğunu millet hissetti, hissediyor.
Milyonlarca göçmenin hem sosyal dokunun bozulmasına hem suç çeşitlerinin hem oranlarının artmasına, kayıt dışı ekonomiye, ucuz iş gücü ile insan emeğinin sömürülmesine, emlak piyasanın patlamasına yol açtı.
İstanbul gibi büyükşehirler, doğu ve güneydoğu Anadolu'da Milli Eğitim adeta çöktü.
Bu süreçte YPG/SDG, Nusra, ÖSO, HTŞ gibi örgütlere verilen destekler bugün ülkemize tehdit olarak yansıyor.
Medyada Suriye'den Irak'a nakledilen IŞİD üyeleri başlığı var. 500 IŞID militanı Irak'a gönderilmiş.
2011'den önce bu ülkede DEAŞ-IŞID başlığı yoktu. Bugün ülkemizin ana başlıklarından birisi haline geldi. Son iki yılda DEAŞ-IŞID başlığında gözaltına alınan, tutuklanan militan sayısı 2 bin civarında.
Özetle AKP'nin stratejik derinlik mantığı yerini stratejik bataklığa bıraktı.
İşte SGD
Bu yapının bir terör örgütü olduğunu, yönetiminde yer alan kişilerin Türkiye'de insanımıza, askerimize kuruşun sıktığını, can aldığını, hedeflerinin Suriye Kürdistan'ı kurmak olduğunu hepsi biliyordu.
Bunlara, Irak'ın kuzeyinden militan nakline evet, dediler. Başları Salih Müslim'i ülkemizde ağırladılar.
Neticede Esad gitti, heykelleri devrildi. HTŞ lideri Şara'ya Şam, SGD lideri Mazlum Abdi'ye Fırat'ın doğusu verildi. Dürziler'e, İsrail'in tetikçisi rolü verildi. Türkmenler yok sayıldı.
'10 Mart Mutabakatı' adı altında bir yıl önce bir başlık açıldı. AKP iktidarı ısrarla SDG'yi bu mutabakata uyma çağrısı yaptı. SDG uymadı. Çatışmalar, bazı yerleri terk etmeler vs. olayları yaşandı.
Mazlum Abdi ve Ahmet Şara'ya kravat takan ABD ikisini de çağırdı, kulaklarını çekti, ayarlarını güncelledi ve gönderdi. 30 Ocak mütabakatını imzaladılar.
Şimdi Şara hükümeti diyor ki; 'SDG, bizim müttefikimizdir'.
Mazlum Abdi'de: 'Bölgemizde kendi özerkliğimizle yaşayacağız' diyor.
Bunun üzerine Sayın Erdoğan, Bahçeli ve medya SDG için 'terör örgütü' ifadesi kullanmaya başladı.
İşte o terör örgütünün başı Mazlum Abdi daha birkaç gün önce: 'Bu süreçte İmralı'dan iki adet mektup aldık. Türkiye ile dolaysız görüşüyoruz, eskiden böyle değildi.
Bu bir mücadele süreci. İlk defa bu düzeyde muhataplık kuruldu. Kürtlerin kendilerini yöneteceği bir sistem kurulmalı' açıklamalarını yaptı.
Esad
Tel Aviv'deki eski CIA Dairesi Başkanı Susan Miller, geçmişte CIA (ve Mossad ile birlikte) Irak ve Suriye'de El Kaide ve IŞİD ile işbirliği yaparak Beşar Esad'ı devirmeye çalıştıklarını, gizli görüşmeler yaptıklarını ve şimdi de aynı grupları İran'a karşı kullanmak istediklerini söylüyor.
Bazıları bu sözleri itiraf olarak zannedebilir. İtiraf filan değil. Birazcık tarih, birazcık siyaset, uluslararası ilişkileri okumuş biri… Onu da geçtim (!) Afganistan, Irak, Libya'da yaşanan olayları birilerinin etkisi altında kalmadan baktığınızda ABD'nin, İsrail'in, NATO'nun ve vekalet verdikleri terör örgütlerinin hedeflerini İslam devletleri, Müslümanlar ve İslam Dini olduğunu görür.
Önümüze geçenler görmedi, millete de göstermek istemediler.
Öcalan özerklik istemiş
Devlet Bahçeli: "PKK'nın kurucu önderliği, 27 Şubat'tan itibaren verdiği tüm sözlerin ardında durdu mu? Durdu. Terör örgütünün silahları yakmasını sağladı mı? Sağladı.
O halde bize düşen, PKK'nın kurucu önderliğine DEM Parti'den tüm örgüt uzantılarına kadar saygı gösterilmesini istemek ve beklemektir."
Tuncer Bakırhan: 'Sayın Bahçeli buzları, duvarları kırdı. O badireli yolun önünü açtı. Öcalan'ın 40 yıldır arayıp bulamadığı bir muhatap var karşısında. Bu muhataplık, Sayın Erdoğan'ın iradesi ve Sayın Bahçeli'nin ezber bozan yaklaşımlarıyla kuruluyor'.
TBMM Başkanvekili Pervin Buldan, DEM Parti Şanlıurfa Milletvekili Mithat Sancar ve Asrın Hukuk Bürosu Avukatı Faik Özgür Erol, 16 Şubat'ta Öcalan'la yaptıkları görüşmeye ilişkin Öcalan'ın açıklamalarını paylaştılar.
Bebek katili demiş ki: "Demokratik bütünleşmenin ruhuna uygun olan, bir yerel demokrasinin varlığı ve kurumsallaşmasıdır. Suriye için de önerdiğimiz de budur. Yerel demokrasi dediğim şu: Bir kent ya da köy olabilir, bunların kendilerini özgürce ifade etme ve kendilerini yönetme hakkı olmalıdır. Yerel yönetimin şartları belli. Ayrı devlet, bölge demiyorum. Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı'nın toplumsal gerçekliğimizle uyumlu ve genişletilmiş bir hali de buna güçlü bir dayanak olur."
Diyarbakır Barosu'nun talepleri:
Terörle Mücadele Kanunu ivedilikle kaldırılmalıdır.
Silahlı çatışmaya katılan örgüt üyeleri topluma kazandırılmalıdır.
Örgüt üyeleri devlet tarafından istihdam edilmelidir.
Silah bırakan örgüt üyeleri siyaset yapabilmelidir.
Devlet Bahçeli çok mutludur herhalde…
Akın Aydın / diğer yazıları
- Bilal Erdoğan ve kayıp çocuklar / 22.02.2026
- Esad-SDG-İmralı üçgeni / 21.02.2026
- Tevhitten, marifetten, sabırdan, dayanışmadan hormonlara kadar oruç / 20.02.2026
- Bu Ramazan’da orucu değil imanı bozan şeyleri sorun / 19.02.2026
- İman var ise amel de vardır, iman gerçek ise amel geçerlidir / 18.02.2026
- AKP-MHP-DEM-CHP: Sadece isimleri farklı / 16.02.2026
- Bakan değiştirmekle bu iş olmaz / 15.02.2026
- AKP neden satıyor? / 14.02.2026
- De Gaulle’nin yapamadığını Haydar Baş yaptı / 13.02.2026
- Adalet ve insanlık teklifine siyasilerimiz ve medyamız cevap vermedi / 12.02.2026
- Esad-SDG-İmralı üçgeni / 21.02.2026
- Tevhitten, marifetten, sabırdan, dayanışmadan hormonlara kadar oruç / 20.02.2026
- Bu Ramazan’da orucu değil imanı bozan şeyleri sorun / 19.02.2026
- İman var ise amel de vardır, iman gerçek ise amel geçerlidir / 18.02.2026
- AKP-MHP-DEM-CHP: Sadece isimleri farklı / 16.02.2026
- Bakan değiştirmekle bu iş olmaz / 15.02.2026
- AKP neden satıyor? / 14.02.2026
- De Gaulle’nin yapamadığını Haydar Baş yaptı / 13.02.2026
- Adalet ve insanlık teklifine siyasilerimiz ve medyamız cevap vermedi / 12.02.2026


























































