Bu iki kısa cümle ne yazık ki yaşadığımız dünyanın, içinden geçtiğimiz zaman diliminin çok net bir fotoğrafı gibi önümüzde duruyor.
Gönül arzu ederdi ki, İslam coğrafyası bu hükmün dışındadır, yani Müslümanların yaşadıkları topraklarda ahlak güçlüdür ve gücün, güçlünün ahlaksızlığına izin verilmemektedir diyebilelim.
Keşke, önümüzde böyle bir tablo olsaydı, olabilseydi de göğsümüzü gererek bizim dünyamızda bu tür aksaklıklara ve sakatlıklara yer yoktur diyebilseydik.
Ne yazık ki bir parçası olduğumuz İslam coğrafyasında da, canımızdan çok sevdiğimiz ülkemizde de; "ahlak güçsüz ve güç ahlaksız" tezi ve gerçeği bütün çıplaklığı ile yaşanmaktadır.
Kerim Kitabımızda; "Sen elbette yüce bir ahlâk üzeresin" (Kalem: 4) şeklinde takdim edilen ve "Şüphesiz ben güzel ahlakı tamamlamak için göderildim" buyuran son elçi son peygamber Hz. Muhammed aleyhisselamın bağlılarının ve takipçilerinin yaşadıkları coğrafyalar ne yazık ki; "ahlak güçsüz ve güç ahlaksız" aksaklığının sıkça yaşandığı coğrafyalar durumundadır bugün.
Müslümanlar günde kırk defa namazda okudukları Fatiha'da ağızları ile, "sırat-ı mustakimi" yani dosdoğru yolu talep ettikleri halde, sosyal hayatlarında tam tersi yollara saptıkları için ahlak güçsüz kalıyor ve güç ahlaksızlaşıyor.
"Yetimin malına, bulüğ çağına varıncaya kadar, malını en güzel bir şekilde koruyup çoğaltmak hizmetinden başka bir surette yaklaşmayın. Ölçeği ve tartıyı tam ve denk getirin. Biz, herkese gücünün yettiğini teklif ederiz. Söz sahibi olduğunuz zaman, dâvacı veya dâvalı hısım ve akrabanız bile olsa, hep adaleti gözetin. Allah'a karşı verdiğiniz sözlerinizi, yemin ve adaklarınızı yerine getirin. İşte Allah, iyi düşünesiniz diye size bunları emretti.
Şu emrettiğim yol, benim dosdoğru yolumdur; hep ona uyun. Başka yollara ve dinlere uyup gitmeyin ki, sizi onun yolundan saptırıp parçalamasınlar. İşte Allah, kötülükten sakınasınız diye, size bunları emretti." (En'am: 152-153).
Ahlaki kurallar göz ardı edilerek büyüyüp gelişen güç haliyle ahlaksız bir güç oluyor ve artık ahlaka da hayat hakkı tanımıyor.
Yer yüzünün hangi yüzünde yaşıyor olursa olsun her Müslüman, şahsında ve çevresinde bir seferberlik başlatarak, el ele, gönüle vererek "ahlak güçsüz ve güç ahlaksız" tablosunu tez elden değiştirmeli ve hayatın her alanına ahlak damgasını vurmalıdır çünkü, "İslam güzel ahlaktır" buyurdu bu dinin tebliğcisi.
Ahlakın güçlü ve gücün de ahlaklı olduğu günlerde, dünyalarda buluşmak umuduyla...
Gönül arzu ederdi ki, İslam coğrafyası bu hükmün dışındadır, yani Müslümanların yaşadıkları topraklarda ahlak güçlüdür ve gücün, güçlünün ahlaksızlığına izin verilmemektedir diyebilelim.
Keşke, önümüzde böyle bir tablo olsaydı, olabilseydi de göğsümüzü gererek bizim dünyamızda bu tür aksaklıklara ve sakatlıklara yer yoktur diyebilseydik.
Ne yazık ki bir parçası olduğumuz İslam coğrafyasında da, canımızdan çok sevdiğimiz ülkemizde de; "ahlak güçsüz ve güç ahlaksız" tezi ve gerçeği bütün çıplaklığı ile yaşanmaktadır.
Kerim Kitabımızda; "Sen elbette yüce bir ahlâk üzeresin" (Kalem: 4) şeklinde takdim edilen ve "Şüphesiz ben güzel ahlakı tamamlamak için göderildim" buyuran son elçi son peygamber Hz. Muhammed aleyhisselamın bağlılarının ve takipçilerinin yaşadıkları coğrafyalar ne yazık ki; "ahlak güçsüz ve güç ahlaksız" aksaklığının sıkça yaşandığı coğrafyalar durumundadır bugün.
Müslümanlar günde kırk defa namazda okudukları Fatiha'da ağızları ile, "sırat-ı mustakimi" yani dosdoğru yolu talep ettikleri halde, sosyal hayatlarında tam tersi yollara saptıkları için ahlak güçsüz kalıyor ve güç ahlaksızlaşıyor.
"Yetimin malına, bulüğ çağına varıncaya kadar, malını en güzel bir şekilde koruyup çoğaltmak hizmetinden başka bir surette yaklaşmayın. Ölçeği ve tartıyı tam ve denk getirin. Biz, herkese gücünün yettiğini teklif ederiz. Söz sahibi olduğunuz zaman, dâvacı veya dâvalı hısım ve akrabanız bile olsa, hep adaleti gözetin. Allah'a karşı verdiğiniz sözlerinizi, yemin ve adaklarınızı yerine getirin. İşte Allah, iyi düşünesiniz diye size bunları emretti.
Şu emrettiğim yol, benim dosdoğru yolumdur; hep ona uyun. Başka yollara ve dinlere uyup gitmeyin ki, sizi onun yolundan saptırıp parçalamasınlar. İşte Allah, kötülükten sakınasınız diye, size bunları emretti." (En'am: 152-153).
Ahlaki kurallar göz ardı edilerek büyüyüp gelişen güç haliyle ahlaksız bir güç oluyor ve artık ahlaka da hayat hakkı tanımıyor.
Yer yüzünün hangi yüzünde yaşıyor olursa olsun her Müslüman, şahsında ve çevresinde bir seferberlik başlatarak, el ele, gönüle vererek "ahlak güçsüz ve güç ahlaksız" tablosunu tez elden değiştirmeli ve hayatın her alanına ahlak damgasını vurmalıdır çünkü, "İslam güzel ahlaktır" buyurdu bu dinin tebliğcisi.
Ahlakın güçlü ve gücün de ahlaklı olduğu günlerde, dünyalarda buluşmak umuduyla...
Aziz Karaca / diğer yazıları
- Ne sebepten ötürü? / 01.06.2026
- Bayramın altını yaman oymuşlar / 27.05.2026
- Âşık Ruhani ‘BAŞIM’ demiş yıllar evvel / 25.05.2026
- Bir eli yağda bir eli balda gözü de gelecek malda / 24.05.2026
- “Bayram olmuş seyran olmuş bana ne” / 22.05.2026
- Sen yorulma diye… / 21.05.2026
- “Dur bakalım ne olacak” devri bitti / 20.05.2026
- Sen göremedin / 19.05.2026
- Ekmek kalmadı dedikodu verelim! / 18.05.2026
- Unutturamadıklarımızdan mısınız? / 15.05.2026
- Bayramın altını yaman oymuşlar / 27.05.2026
- Âşık Ruhani ‘BAŞIM’ demiş yıllar evvel / 25.05.2026
- Bir eli yağda bir eli balda gözü de gelecek malda / 24.05.2026
- “Bayram olmuş seyran olmuş bana ne” / 22.05.2026
- Sen yorulma diye… / 21.05.2026
- “Dur bakalım ne olacak” devri bitti / 20.05.2026
- Sen göremedin / 19.05.2026
- Ekmek kalmadı dedikodu verelim! / 18.05.2026
- Unutturamadıklarımızdan mısınız? / 15.05.2026

























































